Gafil kaldır şu gönlünden gümanı
Bu mülkün sahibi Ali değil mi
Yaratmıştır on sekiz bin alemi
Rızıkların veren Ali değil mi
Gelin vazgeçelim biz bu gümandan
Vallahi çıkarız dinden imandan
şefaat umarız on'ki imamdan
Anların atası Ali değil mi
Yaratıldı Mülcem ol oldu düşman
Kast etdi Ali'ye oldu peşiman
Kangı kitapta var ol Ömer Osman
Kur'an'da okunan Ali değil mi
Bin bir adı vardır bir adı Hızır
Her nerde çağırsan orada hazır
Ali'm Padişahtır Muhammet vezir
O fermanı yazan Ali değil mi
Pir Sultan Abdal'ım ben bir fukara
Acep bulunur mu derdime çare
Günahkarım nasıl varam huzura
Divanda oturan Ali değil mi
Kaynak: Pir Sultan Abdal
Yeri göğü arşı kürsü yaradan
Men Ali'den başka Tanrı görmedim
Yaradub kulunun kısmetin veren
Men Ali'den başka Tanrı görmedim
Bin bir ismi vardır bir ismi Allah
Eğer inanmazsan hem vallah billah
Ademi görmüşüm elhamdülillah
Men Ali'den başka Tanrı görmedim
Cennet-i alanın altundur taşı
Her ne görür isen hikmettir işi
Yüz yiğirmi dört bin nebiler başı
Men Ali'den başka Tanrı görmedim
Ali gibi er gelmedi cihane
Ana da buldular dürlü bahane
Yedi kez uğradım ulu divane
Men Ali'den başka Tanrı görmedim
Derviş Ali'm bu ikrara beli dir
Dilim söyler ama kendim delidir
Allah bir Muhammed Tanrı Ali'dir
Men Ali'den başka Tann görmedim
Yedi derya sohbetini, bahrı umman anlamaz,
İlmi ledün manasıdır, ahmak olan anlamaz.
Küntü kenzden ders okursun, cahil ondan ne anlar,
Gözü kör, kulağı sağır, bibeserler anlamaz.
Men aref ilmine eren, aşık-ı suzan olur,
Hevt nefsini katleyleyen, meydanda merdan olur,
Hırs ile şehvete uyan, nefsine kurban olur,
Yedi tamu şiddetidir, kemrah olan anlamaz.
İki cihan röhnüması, Haydar-ı kerrar olan,
Çıkıp miraç kapısında, haykırıp aslan olan,
Sitretül müntehada, Mustafa’ya yar olan,
Naciyanı naz makamı, binde bir can anlamaz.
İlmü ledün okuyanlar, aynen yoldaş olur,
Ehedi Ahmet, fatihada baş olur,
Pa ile ça, ka ile za anlayan sırdaş olur,
İlmi ledün manasıdır, ehli inkar anlamaz.
Men aref ilmine ermeyen, şum ağmakı fıkıh,
Pir dergahına niyaz et, yakın bulasın hakkı,
Ey VİRANİ dört kitaptan, Ali’nin metin oku,
Ehli Beyti Hanedanı, Şimir Mervan anlamaz
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
Konu Sahibi / Yazar
Zekai
Kategori / Forum
Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları
Yorumlar / Cevaplar
142
Okunma / Görüntüleme
176622
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
Zekai yazdı:Semerkand Kuranı
Bilimsel literatürde Taşkent’in tarihsel adından dolayı ’Semarkand Kuranı’ rivayete göre Osman’ın öldürülmesinden sonra, Halife Ali tarafından Küfe’ye getirilmiş, 1402’de bölgeyi talan eden Timur’un eline geçmiş, 1485’te Semerkand’da ortaya çıkmıştı. 1868’de Semerkand Rus ordularının eline geçince, Kuran Rus Çarlığı’nın başkenti St. Petersburg’daki İmparatorluk Kütüphanesi’ne konmuştu. 1917’de Bolşevik Devrimi’nden sonra Britanya’ya karşı Müslümanları yanına çekmek isteyen Lenin tarafından Başkırdistan’ın başkenti Ufa’ya gönderilmiş, ama Taşkentli Müslümanların ısrarlı talepleri uyarınca, 1924’te Taşkent’e dönmüştü. O günden sonra da bazı kaynaklara göre Özbek Müslümanları tarafından gizli bir yerde, bazı kaynaklara göre ise Özbekistan Sovyeti Kütüphanesi’nde saklanmıştı.)
Semerkand Kuranı hakkındaki diğer bilgilerimiz ise daha da sınırlı. Çünkü bu Kuran üzerindeki nadir bilimsel çalışmalar Rus şarkiyatçıları A. Shebunin (1891) ve S. Pissareff (1905) ile Batılı şarkiyatçılar A. Jeffery & I. Mendelsohn’un (1942) ve F. Deroché’nin (1999) makaleleri ile sınırlı. Çünkü Özbek makamları Kuran üzerinde çalışma yapmaya izin vermiyorlarmış. Son olarak Diyanet İşleri eski başkanlarından Tayyar Altıkulaç mikrofilmler üzerinden çalışıyor ama henüz nihai raporunu vermemiş. Önce en çok merak edilen soruya cevap verelim: Biraz önce adını andığım araştırmacıların hepsi de Semerkand Kuranı’nın Osman’ın Mushafı olmadığında anlaşıyor. Bu kanıya bazı sayfalarda yapılan radyo-karbon testleri ve metinlerin paleografi (yazı çeşitlerini inceleyen bilim dalı), ortografi (yazı sistemlerini inceleyen bilim dalı) konulu analizlerden sonra vardıkları anlaşılıyor. Orijinalinin 360 yaprak (varak) olduğu sanılan ancak halen, 353 yaprağı Taşkent’te olan Semerkand Kuranı radyo-karbon testlerine göre yüzde 95 ihtimalle 8. yüzyıla ait. Paleografik ve ortografik analizlere göre ise 8. yüzyılın sonu ile 9. yüzyılın başına ait. Bu konuda en önemli ipucu Kuran’da kullanılan Kufi yazının bu yüzyıllarda tekâmül etmesi. Gerçekten de hatta adını veren Kufe şehri 638 yılında kurulmuştu ancak bazı dilbilimcilere göre Kufi yazı, Kufe’den önce de biliniyordu ancak adını hattı resmi yazışmalarda kullanıldığı Kufe’den almıştı. Dolayısıyla sadece Kufi yazıdan hareket etmek doğru değildi. Ama söz konusu araştırmacılar, hatadaki başka özelliklerden ve süslemelerden hareketle kendilerinden emin görünüyorlar.
Topkapı Sarayı Kuranı
Osman’ın Kuranı diye ünlenen Topkapı Sarayı’ndaki Kuran ise Tayyar Altıkulaç tarafından incelenmiş ve raporlanmış. Altıkulaç’a göre, bu Kuran Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından 1811 yılında Sultan II. Mahmud’a hediye edilmiş. 408 varaktan oluşan Kuran’ın sadece iki varağı eksik. Baş taraftan birkaç varak zarar gördüğü veya zayi olduğu için Mushaf’ın yazılışından 50-100 yıl sonra yeniden yazılmış. Her ne kadar Topkapı Kuranı’nın üzerinde ’Bu Kuran Halife Osman öldürüldüğünde okuduğu Kuran’dır. Üzerindeki kan lekeleri hâlâ görülebilmektedir’ yazılıysa da Altıkulaç’a göre Topkapı Kuranı da Osman’ın Kuranı değil. En büyük ihtimalle Emevi Dönemi’nde kullanılan tarzda Kufi yazıyla fakat farklı katiplerce kaleme alınmış. Ancak üzerine daha sonraki yıllarda noktalar eklenmiş. Ancak bu noktalar, Arapçada noktalama usulünü ilk bulan Ebu el Asvad (ö. 688) tarzında imiş.
Kahire Kuranı
Osman’ın Kuranı’nı bulamadık ama Kahire’de, İstanbul’da ve St. Petersburg’da Hicret’in ilk iki yüzyılına tarihlenen başka Kuran’lar var. Bunlardan Kahire’deki Hüseyin Camii’deki (El Meşhedü’l-Hüseyni) Kuran üzerine çalışan Tayyar Altıkulaç ve Selahaddin Müneccid’in vardıkları sonuç, bu Kuran’ın bugüne dek sanıldığı gibi Osman döneminde kaleme alınan nüshalardan biri olmadığı yolunda. Bu iki ilahiyatçıya göre Kahire Kuranı, Emevi Halifesi Mervan’ın Kahire Valisi olan kardeşi diğer Mervan tarafından yazdırılan bir nüsha.
TİEM Kuranı
Bu iki ilahiyatçının üzerinde çalıştığı bir diğer Kuran ise İstanbul’daki Türk İslam Eserleri Müzesi’ndeki Kuran. İlk sayfasında Sultan I. Mahmud’un (1730-1754) mührünün olduğu bu eser 1912’de Aya İrini’den Müze’ye intikal etmiş. 439 yapraktan oluşan bu Kuran’ın 17 yaprağının kayıp olduğu sanılıyor. Kuran’ın 14 yaprağı da 1437 tarihinde onarım görmüş. Kufi yazıyla yazılmış Kuran’ın son yaprağında ’Hicri 30 yılında Osman bin Affan yazdı’ ibaresi görülüyorsa da, Altıkulaç’a ve Müneccid’e göre paleografik ve ortografik özellikler ve süsleme unsurlarından hareketle bu ibarenin daha sonra (8. veya 9. yüzyılda) konduğu düşünülüyor. Ancak Gerek Altıkulaç, gerekse Müneccid, bu Kuran’ın günümüze dek ulaşan en eski Kuran olduğunda hemfikir.
Darü’l-Kütüp Kuranı
Mısır Milli Kütüphanesi’nde (Dar Al-Kutub Al-Mısrıyya) bulunan Kuran’ın özel kişilerin elinde olan varakları üzerinde yapılan radyo-karbon testine göre, yüzde 95 ihtimalle 609-694 yılları arasında yazıldığı düşünülüyor. Paleografik ve ortografik incelemeler de aşağı yukarı aynı tarihlere işaret ediyormuş. Metnin incelenebilen kısımları Kufi yazıyla yazılmış ama 688’den sonra icat edildiği bilinen harekeler ve noktalama işaretleri yokmuş. Orijinal metninin 620 yaprak olduğu sanılan Dar’ül-Kütüp Kuranı’nın 562 yaprağı bu kütüphanede, diğer yaprakları bazı Paris ve Gotha’da koleksiyonerlerin elinde. Ancak Kahire’deki 562 varaktan 248’i gerçek parşömen (papirüs), 34’ü varak sahte parşömen, 61’i başka bir Kuran’a ait, 219’u 1830 tarihinde üretilmiş kâğıtlara modern metinlermiş. Kısacası bu Kuran’ın da derleme olduğu anlaşılıyor.
St. Petersburg Kuranı
Son olarak büyük bir bölümü bugün Rusya’da St. Petersburg’daki Şarkiyat Enstitüsü’nde saklanan ’St. Petersburg Kuranı’ndan bahsetmek istiyorum. 1936 yılında ’yaşlı bir kadın tarafından’ enstitüye bağışlanan bu Kuran’ın, 19. yüzyılda Suriye’de kıymetli eserlerden oluşan büyük bir kütüphanenin sahibi olan Hıristiyan Arap Nofal Ailesi’nin haraç mezat satılan terekesinden kalma olduğu sanılıyor.
1998 yılında Rus şarkiyatçı Efim Rezvan’ın ve 1999’da Fransız şarkiyatçı François Déroche’nin yayımladığı makalelere göre bu Kuran’ın orijinali 97 yaprak olup, bunların 81’i St. Petersburg’da, diğerleri Özbekistan’da (biri Taşkent’teki Biruni Enstitüsü’nde, ikisi Buhara’daki İbn-i Sina Bölge Kütüphanesi’nde, biri Taşkent’teki İslam İşleri İdaresi’nde, 12’si Katta Langar’da bir ailenin elinde) idi. Hicaz hattıyla yazılmış olan Kuran’ı iki ayrı kâtibin yazdığı anlaşılıyordu, çünkü bazı harflerin yazımında bariz farklar vardı.
Sana’a Kuranı
Son olarak 1972’de Yemen’in başkenti Sana’a’daki Ulu Cami’de bulunan Kuran var. ’Sana’a Kuranı’ üzerinde Alman şarkiyatçı Dr. Gert Puin tarafından yapılan incelemeler aradan geçen 36 yılda tamamlanabilmiş değil. Bunun nedeni bu Kuran ile ilgili ilk değerlendirmeler olmalı. Puin’e göre, bu Kuran’ın yazıldığı parşömen Peygamber’in doğumundan önceye tarihleniyor ama üzerindeki yazı daha sonraya ait. Daha ilginci üstteki metnin altında silinmiş bir eski metin var. (Bu tür metinlere literatürde ’palimpsestus’ deniyor.) Bu metin de Kuran metni. Puin’in Batılı şarkiyatçılarca pek beğenilen ancak İslam çevrelerinde infiale neden olan iddiası ise şu: Kuran’ın yazılışı Peygamber’den çok önce başlamıştı. Çünkü Kuran, kendisinden önceki kutsal kitapların bir çeşit özeti olmaktan öteye gitmiyordu. Suudi Arabistan Hicaz’da arkeolojik araştırmalara izin verinceye, İslam bilim adamları İslam ülkelerinin kütüphanelerinde saklı olan yüzlerce eser üzerinde ’bilimsel kriterlere’ uygun araştırmalar yapıp, sonuçlarını bizlerle paylaşıncaya kadar bu tür ’şarkiyatçı’ yorumlar gündemde kalacak gibi görünüyor.
bugün İslam ülkelerinde kullanılan ’Resmi’ (Standardize edilmiş) Kuran’ın (ki 1920’de Kahire’deki El Ezher Üniversitesi tarafından kaleme alındı) Osman’ın Mushafı’yla değil ’harfi harfine aynı’ olduğunu, bu tarihçeyi bilenlerin kabul etmeye razı olduğu gibi, ayetlerin sırası ve içeriği açısından aynı olduğunu iddia etmek, ancak ’iman’la mümkün, yoksa ’bilimsel açıdan’ mümkün değil.
Hani söyleniyor ya hiç bir harfi değişmedi diye;
St. Petersburg Kuranı
Alıntı:Hz. Osman'ın Kur'an-ı'nın 108 yıllık kopyası
Müzede sergilenen büyük Kuran-ı Kerim hakkında da açıklama yapan Stetskeviç, 'Bu Kur'an, şu an Taşkent'te bulunan Hz. Osman'ın Kur'an'ının 1905 yılında yapılan bire bir kopyası. Hz. Osman'a ait olduğu belirtilen Kuran'ı Kerimler dünyanın birçok yerinde olduğunu biliyoruz. Ama yine de Müslümanlar Hz. Osman'ın Kur'anını görmek isterlerse müzemize gelebilirler.' şeklinde konuştu.
Darü’l-Kütüp Kuranı
Alıntı:Kısacası bu Kuran’ın da derleme olduğu anlaşılıyor.buradan anlayacağımız nerden olduğu belli değil...
bunu kur'an olarak düşünmemek de gerek.
Sana’a Kuranı
Alıntı:Kuran’ın yazılışı Peygamber’den çok önce başlamıştı. Çünkü Kuran, kendisinden önceki kutsal kitapların bir çeşit özeti olmaktan öteye gitmiyordu.araştıran adamın iddiaası ...
peygamberden önce başlamışsa ne kadar saçma...o zaman nasıl kur'an oluor...
o zaman bu başka bi kitap..
zaman çizgisi yanlış ki kabul edilemez. eğer bu bilgi doğruysa...
zaten açık açık yanlış iddiaa olduğunu kendisi söylemiş.
TİEM Kuranı
zaten eksik olduğu belirtiliyor...
kısaca bunun yerine tam kur'anı okumak gerek.
eser olarak değerli ancak eksikmiş.
[B]Kahire Kuranı
[/B]
Alıntı:[B]Bu iki ilahiyatçıya göre Kahire Kuranı, Emevi Halifesi Mervan’ın Kahire Valisi olan kardeşi diğer Mervan tarafından yazdırılan bir nüsha.belirtildiği üzere nüsha diyor.
[/B]
yazı tarzı farklı olabilir.
bu çok mu önemli...
illa pc yazısı gibi aynısı mı olmalı ..
önemli olan içeriği....
bu da değiştiği anlamı ortaya çıkartmıyor...
kısacası bu üsttekilerin hiçbiri değiştiği anlamı çıkartmıyor...
neden mi..
şöyle düşünün bir kitap basıyoruz...
ardından kitap ardından tekrar basılıyor tekrar satılıyor..
yıllar geçe geçen en çok satılan kuran tekrar basılıyor aradan yüzyıllar geçince bi de bakmışsınız kuran çok hırpalanmışşş... sayfaları yıpranmış... belki yırtılmış..
onarım görmüş vsvs.
bunlarn olması kuranın değiştiğini mi gösteriyor?
kısaca kitabı basan yayan yazan her kim ise en sağlam kurandan yazacaktır değil mi .
siz eksik kitaptan çoklar mısınız kitabı?
mantıklı düşünmek gerekirse bu işin ucu budur ...değişti deyip durmanız ancak kendinizi kandırmanızdır...
taraf yazarı da zaten kendini kandırmış...
bu durumu gözardı etmiş.
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
Zekai yazdı:Bahsedilen Kuranda sizin söylediğiniz Gibi Allah tektir demiyor
İhlas-1. De ki; O Allah bir tektir.
Saffat-125. Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba’l'e mi taparsınız?
Yaratanların en iyisi Allah’sa diğer yaratanlar kim?
kuranda vurgu yapmak için bazen ben demiyor dikkat ederseniz biz kullanıyor...
bu etkiyi kuvvetlendirir.
bunu yaratanların diye belirtmesi ancak bu vurgu anlasılırlığı belirtmek içindir.
ayrıca o zamanda yaratan diye gördükleri putları da düşünürsek ve saffat 125 ayetinin düşüş nedenini düşünürsek orada yaratanlar yani sizin yaradanınızla benim yaradanımı kıyaslıyor...bunu anlamamak için türkçenizin zayıf olması gerek.
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
sayın Sevtap iyi paylaşımlar dilerim.
size kafama takılan bir kaç ayetle ilgili sorum sormak ve bu konuda da paylaşımlarınızı bekliyorum.
1- NİSA SURESİ 43 AYET
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle ................ bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
yani insanlar bir kadeh içki içip sonra namaz kılabilirler mi .????
ne zaman haram kılınmış daha sonra indirilen
MAİDE SURESİNİN
90- Ey âmenû olanlar! Ancak şarap, kumar, (tapınmak için konulan) dikili taşlar (putlar) ve fal okları, şeytanın işlerinden pis şeylerdir. Artık bunlardan kaçının. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
91-Oysa ki şeytan, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve, sizi Allah'ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Siz artık (bunlara) son verdiniz mi?
neden HZ ALLAH ilk başta içkiyi haram kılmamıştır da maide suresiyle haram kılmıştır.???
2-)NİSA SURESİ 101
Ve yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük edeceklerinden korkarsanız, o taktirde namazdan kısaltmanızda, size bir günah yoktur. Muhakkak ki kâfirler, sizin için apaçık düşmandır.
BU AYETTE NEDEN NAMAZ KISALTILMIŞTIR.
3-) NEBE SURESİ
(31-35) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş,
bahçeler, üzümler,
kendileriyle bir yaşta,
göğüsleri çıkmış genç kızlar ve
dolu dolu kadehler vardır.
Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.
BU AYETİ AÇIKLARMISINIZ....?
4- NİSA SURESİ
3. ayet Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
BURDA ÇOK EVLİLİKTEN Mİ BAHSETMEKDEDİR. ?
kaynak: diyanet işleri kuran tefsiri
saygı bizden olsun paylaşımlarınızı bekliyorum
size kafama takılan bir kaç ayetle ilgili sorum sormak ve bu konuda da paylaşımlarınızı bekliyorum.
1- NİSA SURESİ 43 AYET
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle ................ bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
yani insanlar bir kadeh içki içip sonra namaz kılabilirler mi .????
ne zaman haram kılınmış daha sonra indirilen
MAİDE SURESİNİN
90- Ey âmenû olanlar! Ancak şarap, kumar, (tapınmak için konulan) dikili taşlar (putlar) ve fal okları, şeytanın işlerinden pis şeylerdir. Artık bunlardan kaçının. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
91-Oysa ki şeytan, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve, sizi Allah'ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Siz artık (bunlara) son verdiniz mi?
neden HZ ALLAH ilk başta içkiyi haram kılmamıştır da maide suresiyle haram kılmıştır.???
2-)NİSA SURESİ 101
Ve yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük edeceklerinden korkarsanız, o taktirde namazdan kısaltmanızda, size bir günah yoktur. Muhakkak ki kâfirler, sizin için apaçık düşmandır.
BU AYETTE NEDEN NAMAZ KISALTILMIŞTIR.
3-) NEBE SURESİ
(31-35) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş,
bahçeler, üzümler,
kendileriyle bir yaşta,
göğüsleri çıkmış genç kızlar ve
dolu dolu kadehler vardır.
Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.
BU AYETİ AÇIKLARMISINIZ....?
4- NİSA SURESİ
3. ayet Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
BURDA ÇOK EVLİLİKTEN Mİ BAHSETMEKDEDİR. ?
kaynak: diyanet işleri kuran tefsiri
saygı bizden olsun paylaşımlarınızı bekliyorum
Nefsi ÂPirÂin gölgesinden başka hiçbir şey öldüremez; o Ânefs öldürenÂin eteğini sımsıkı tut.
''HZ MEVLANA''
ÜSEYİN'in Aşkına Şahitsen, Bu Şahadet Kutlu Olsun... Sen ÜSEYİN'in Aşkı ile Her Dem Diri Kalanlardansın, Ve Sen
'' Aşkın Şehidi'sin!..''
Ben HZ. ÜSEYİN'DEN NASIL YAŞAMAYI VE NASIL ÖLMEYİ ÖĞRENDİM
ÇELEBİ
Ben HZ. ÜSEYİN'DEN NASIL YAŞAMAYI VE NASIL ÖLMEYİ ÖĞRENDİM
ÇELEBİ
Son Düzenleme: 26/06/2014, 21:47, Düzenleyen: Hür_Şehit.
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
Kur-an öyle bir anlatılıyor ki kimisi için sanki gökten ağaç yaprağı gibi tek tek sayfalar halinde inmiş kitap olmuş, kimisi için de sanki o dönemde kağıt varmış, matba varmış, fotokopi makinası varmış da ayet gelmiş, kağıda yazılıp matbada basılıp fotokopi ile çoğaltılıp her eve birer tane dağıtılmış gibi anlatılır...
Halbuki bu kadar basit değildir. O dönemde bez parçaları, ağaç kabukları ve taş, deri ve kemik üzerine yazılırdı. Bir kere bunu gözardı etmeyelim...
Dolayısıyla yok hafızlara ezberletilmişte sanki bant kaydı yapılıyor, yok peygamberden sonra onlar da yazıya dökmüşler de. Sanki Kur-an Peygambere değil de bu adamlara inmiş. Peygamberin başaramadığını ne hikmetse ömerler osmanlar başarıyor. Bak Allah'ın işine. Kur-anı Peygamber yazamayacaktı madem, ömer osman yazacaktı, Cebrail niye direk bu vatandaşlara getirmemişte, haşa bir kitabı yazıya dökmekten aciz bir peygambere gelmiş Allah'ın kitabını emanet etmiş. Bizim aslında haşa peygamberi bırakıp bu adamlara salavat getirmemiz gerekmiyor mu o zaman. Çünkü bize Kur-anı kazandıranlar bu zatı muhteremler değilmi. Ondan sonra da Hz. Ali'yi büyütmüyormusunuz. deniyor. Yahu Allah'ın ilmine sahip Hz. Aliyi övmek normal de sizin bu hafızlara, ömere osmana bu kadar büyük kahramanlıklar yüklemenize ne demek lazım. Peygamberin başaramadığını onlar başarmışlar baksananıza. Adam kırk yaşından sonra peygamberi öldürmeye geliyor. Başaramayınca kafirlikten dönüp Müslüman oluyor. Ondan sonra peygamberin bşaramadığı şeyi ortaya dökemediği şeyi başarıp Allah'ın kitabını yazmayı başarıyor...
Her şeyden önce peygamberimiz zamanında Kur-andan bir kaç parça yazıya dökülmüş, bazı deri, ağaç, bez parçalarına yazılmıştır. Bugün bunlar ortada yok. Peygamberimizin bu konuda yani Kur-anı kimlerin yazacağına nasıl derlenip toplanacağına dair bir vasiyeti yok ortada...
Her şey birilerince, Peygamberimiz kayba girip, Ailesi tek tek şehit edilip ortadan kaldırıldıktan sonra yazılıp çizilip, minare alınıp kılıfı uydurulmuş şekilde bugüne kadar gelmiştir...
Bugün de bu yalan ve yanlışlar pişirilip önümüze getirilip sürekli servis edilmeye çalışılıyor. Neden? Çünkü meydan boş kalmış, Gerçekleri bilen yok...
Ancak her dönem bir Hak Evliyası çıkıp geliyor. Ve bu yalanları tek tek ortaya çıkarıp gerçekleri haykırarak İnsanları tekrardan Hak yoluna çağırıyor. Ancak İnsanlar nasıl ilk zamanında Peygamberimize de inanmayıp Ona karşı gelip, Onu şairlikle ve sihirbazcılıkla suçlamışlar ise Ona büyücü ve yalancı demişlerse, her dönemde gelen Evliyalara da insanlar aynı muameleyi yapıp bir şekilde Onları inkar gelip, Onlara eziyetler etmiş, işkenceler etmiş, yerinden yurdundan kovmuş yalanlanların peşinden gitmeye devam etmiştir....
Bu yüzden doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar sözü söylenmiştir....
Peki kovmuşlar da ne olmuş? İşte bugün olduğu gibi o yalan islamın, o yalan Kur-an'ın, o yalan inanç ve ibadetlerin peşinden gidenler , kendine islam devleti diyen, kendine Müslüman diyen o milletler dünya üzerinde sürekli rezil bir yaşam sürmüş, başka uygarlığı yakalamış ükeler tarafınadan esir edilip aşağılanmışlardır. Halen devam ediyor ancak kimse akıllanmıyor. Halen mağara adamı gibi ortada dolaşıp geçmişten kurtulamayıp, kadını şeytan görecek kadar beyinleri sulanmış bir toplum olarak dünya üzerinde aşağılarda kalmaya devam ediyorlar. Kimsenin inancını da beğenmezler...
Allah islama yönelen, Müslüman olan kuluna bunu reva görür mü? Hayır. O zaman ortada yanlış birşeyler yok mu? İslam var. Kur-an var. İnanç var. İbadet var. O inanca koyu bir şekilde bağlılık var. Ancak ortada insanlık adına, insanlığa yaraşır hiçbir şey yok. Tamamen rezilik, gericilik, ölüm ve buna rağmen karşısındakini hep kafir görme var...
[COLOR="#800080"]Oysa islam ülkesi olarak tek bir ülke uygar ülkelerle yarışabilir durumda. O da Yine bir Evliya olan Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetidi. Neden? Çünü o islamı o inancı aynı şekilde siyaset katmayıp uzak tutmuş, şeriatmış, şuymuş buymuş dini devletten uzak tutarak akıl yolunu seçip devlet işerini akıl yoluyla halletmiş. Dini inancı da insanların bireysel olarak vicdanlarında yaşamasını sağlayıp insanların yanlış yönlere gitmelerini engellemiştir...
İşte gerçek islam, gerçek Kur-an da bunu emreder. Şeriat denen şey tamamen ömerin icadıdır...
Bizim rehberimiz, kaynağımız Evliyalardır. Ömerin peygamberin ağzıyla söyleyip kendinden uydurduğu yalanları değildir...
Halbuki bu kadar basit değildir. O dönemde bez parçaları, ağaç kabukları ve taş, deri ve kemik üzerine yazılırdı. Bir kere bunu gözardı etmeyelim...
Dolayısıyla yok hafızlara ezberletilmişte sanki bant kaydı yapılıyor, yok peygamberden sonra onlar da yazıya dökmüşler de. Sanki Kur-an Peygambere değil de bu adamlara inmiş. Peygamberin başaramadığını ne hikmetse ömerler osmanlar başarıyor. Bak Allah'ın işine. Kur-anı Peygamber yazamayacaktı madem, ömer osman yazacaktı, Cebrail niye direk bu vatandaşlara getirmemişte, haşa bir kitabı yazıya dökmekten aciz bir peygambere gelmiş Allah'ın kitabını emanet etmiş. Bizim aslında haşa peygamberi bırakıp bu adamlara salavat getirmemiz gerekmiyor mu o zaman. Çünkü bize Kur-anı kazandıranlar bu zatı muhteremler değilmi. Ondan sonra da Hz. Ali'yi büyütmüyormusunuz. deniyor. Yahu Allah'ın ilmine sahip Hz. Aliyi övmek normal de sizin bu hafızlara, ömere osmana bu kadar büyük kahramanlıklar yüklemenize ne demek lazım. Peygamberin başaramadığını onlar başarmışlar baksananıza. Adam kırk yaşından sonra peygamberi öldürmeye geliyor. Başaramayınca kafirlikten dönüp Müslüman oluyor. Ondan sonra peygamberin bşaramadığı şeyi ortaya dökemediği şeyi başarıp Allah'ın kitabını yazmayı başarıyor...
Her şeyden önce peygamberimiz zamanında Kur-andan bir kaç parça yazıya dökülmüş, bazı deri, ağaç, bez parçalarına yazılmıştır. Bugün bunlar ortada yok. Peygamberimizin bu konuda yani Kur-anı kimlerin yazacağına nasıl derlenip toplanacağına dair bir vasiyeti yok ortada...
Her şey birilerince, Peygamberimiz kayba girip, Ailesi tek tek şehit edilip ortadan kaldırıldıktan sonra yazılıp çizilip, minare alınıp kılıfı uydurulmuş şekilde bugüne kadar gelmiştir...
Bugün de bu yalan ve yanlışlar pişirilip önümüze getirilip sürekli servis edilmeye çalışılıyor. Neden? Çünkü meydan boş kalmış, Gerçekleri bilen yok...
Ancak her dönem bir Hak Evliyası çıkıp geliyor. Ve bu yalanları tek tek ortaya çıkarıp gerçekleri haykırarak İnsanları tekrardan Hak yoluna çağırıyor. Ancak İnsanlar nasıl ilk zamanında Peygamberimize de inanmayıp Ona karşı gelip, Onu şairlikle ve sihirbazcılıkla suçlamışlar ise Ona büyücü ve yalancı demişlerse, her dönemde gelen Evliyalara da insanlar aynı muameleyi yapıp bir şekilde Onları inkar gelip, Onlara eziyetler etmiş, işkenceler etmiş, yerinden yurdundan kovmuş yalanlanların peşinden gitmeye devam etmiştir....
Bu yüzden doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar sözü söylenmiştir....
Peki kovmuşlar da ne olmuş? İşte bugün olduğu gibi o yalan islamın, o yalan Kur-an'ın, o yalan inanç ve ibadetlerin peşinden gidenler , kendine islam devleti diyen, kendine Müslüman diyen o milletler dünya üzerinde sürekli rezil bir yaşam sürmüş, başka uygarlığı yakalamış ükeler tarafınadan esir edilip aşağılanmışlardır. Halen devam ediyor ancak kimse akıllanmıyor. Halen mağara adamı gibi ortada dolaşıp geçmişten kurtulamayıp, kadını şeytan görecek kadar beyinleri sulanmış bir toplum olarak dünya üzerinde aşağılarda kalmaya devam ediyorlar. Kimsenin inancını da beğenmezler...
Allah islama yönelen, Müslüman olan kuluna bunu reva görür mü? Hayır. O zaman ortada yanlış birşeyler yok mu? İslam var. Kur-an var. İnanç var. İbadet var. O inanca koyu bir şekilde bağlılık var. Ancak ortada insanlık adına, insanlığa yaraşır hiçbir şey yok. Tamamen rezilik, gericilik, ölüm ve buna rağmen karşısındakini hep kafir görme var...
[COLOR="#800080"]Oysa islam ülkesi olarak tek bir ülke uygar ülkelerle yarışabilir durumda. O da Yine bir Evliya olan Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetidi. Neden? Çünü o islamı o inancı aynı şekilde siyaset katmayıp uzak tutmuş, şeriatmış, şuymuş buymuş dini devletten uzak tutarak akıl yolunu seçip devlet işerini akıl yoluyla halletmiş. Dini inancı da insanların bireysel olarak vicdanlarında yaşamasını sağlayıp insanların yanlış yönlere gitmelerini engellemiştir...
İşte gerçek islam, gerçek Kur-an da bunu emreder. Şeriat denen şey tamamen ömerin icadıdır...
Bizim rehberimiz, kaynağımız Evliyalardır. Ömerin peygamberin ağzıyla söyleyip kendinden uydurduğu yalanları değildir...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
Sayın SevTap
Al-i İmran(84) Kul âmennâ billâhi ve mâ unzile aleynâ ve mâ unzile alâ ibrâhime ve ismâile ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve isâ ven nebiyyûne min rabbihim, lâ nuferriku beyne ehadin minhum, ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).
meaili : De ki: ’Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.’
BAKARA-136. Kûlû âmennâ billâhi ve mâ unzile aleynâ ve mâ unzile alâ ibrâhime ve ismâile ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve isâ ve mâ ûtiyen nebiyyûne min rabbihim, lâ nuferriku beyne ehadin minhum ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).
meali : Deyin ki: ’Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.’
bu iki ayet aynı değilmidir.
yoksa diyanet baskı hatasımı yapmış
İki Ayet hakkında Acıklamalarınız Nedir. ?
Saygı Bizden olsun paylaşımlarınızı bekliyorum
Al-i İmran(84) Kul âmennâ billâhi ve mâ unzile aleynâ ve mâ unzile alâ ibrâhime ve ismâile ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve isâ ven nebiyyûne min rabbihim, lâ nuferriku beyne ehadin minhum, ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).
meaili : De ki: ’Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.’
BAKARA-136. Kûlû âmennâ billâhi ve mâ unzile aleynâ ve mâ unzile alâ ibrâhime ve ismâile ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve isâ ve mâ ûtiyen nebiyyûne min rabbihim, lâ nuferriku beyne ehadin minhum ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).
meali : Deyin ki: ’Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.’
bu iki ayet aynı değilmidir.
yoksa diyanet baskı hatasımı yapmış
İki Ayet hakkında Acıklamalarınız Nedir. ?
Saygı Bizden olsun paylaşımlarınızı bekliyorum
Nefsi ÂPirÂin gölgesinden başka hiçbir şey öldüremez; o Ânefs öldürenÂin eteğini sımsıkı tut.
''HZ MEVLANA''
ÜSEYİN'in Aşkına Şahitsen, Bu Şahadet Kutlu Olsun... Sen ÜSEYİN'in Aşkı ile Her Dem Diri Kalanlardansın, Ve Sen
'' Aşkın Şehidi'sin!..''
Ben HZ. ÜSEYİN'DEN NASIL YAŞAMAYI VE NASIL ÖLMEYİ ÖĞRENDİM
ÇELEBİ
Ben HZ. ÜSEYİN'DEN NASIL YAŞAMAYI VE NASIL ÖLMEYİ ÖĞRENDİM
ÇELEBİ
Hz Ali Allah'tır (sünni Sitesinde Anlatımı)
Hür_Şehit yazdı:Sayın SevTap
Al-i İmran(84) Kul âmennâ billâhi ve mâ unzile aleynâ ve mâ unzile alâ ibrâhime ve ismâile ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve isâ ven nebiyyûne min rabbihim, lâ nuferriku beyne ehadin minhum, ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).
meaili : De ki: ’Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.’
BAKARA-136. Kûlû âmennâ billâhi ve mâ unzile aleynâ ve mâ unzile alâ ibrâhime ve ismâile ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve isâ ve mâ ûtiyen nebiyyûne min rabbihim, lâ nuferriku beyne ehadin minhum ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).
meali : Deyin ki: ’Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.’
bu iki ayet aynı değilmidir.
yoksa diyanet baskı hatasımı yapmış
İki Ayet hakkında Acıklamalarınız Nedir. ?
Saygı Bizden olsun paylaşımlarınızı bekliyorum
Alıntı:isâ ven nebiyyûne min rabbihim,
Alıntı:isâ ve mâ ûtiyen nebiyyûne min rabbihim,
fark burada.
yani kısaca anlam farkının burdan kaynaklandığı bellidir.
arkadaşlar sorgulamanızı anlıyorum.
herkes şüpheye düşebilir ancak imanda şüphe olmamalı o yüzden lütfen kuranı iyi anlamak için okuyalım.
içinde çok fazla hikmet vardır.
hz. alinin ilmi neden çok güçlü?
o kadar yakın ki hz. muhammede her ayeti tek tek neden indiğini hangi sebeple indiğini bile biliyor?
yani bizdeki şüpheler buradan kaynaklanıyor...
biraz da buradan yola çıkarsak açıklamalarımız daha da kolaylaşır.
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi