donanma44 yazdı:Dünya var olmadan var olan,dünya var oldukça da var olacak olan Haktan başkası değildir.
O Hak ta Hz.Ali sıfatında dünyada yaşarken Muhammed Mustafa ile Ehlibeytin çekirdeği olmuşlardır.
Hz.Ali Haktır.
Sizler haşa haşa pazardan meyve seçer gibi Evliya seçebilirsiniz,kimine daha çok kimine daha az önem verebilirsiniz bu sizi bağlar...
Ancak bizler Eri erden Piri Pirden ayırmıyoruz. Dün Pir Sultan Abdal'ın,Hacı Bektaş Veli'nin nefesleri bizim için ne kadar önemli ise bugün de Pir Zöhre Ana'nın nefesleri o kadar önemlidir.
Pir Sultan Abdal yüzyıllar önce aşağıdaki nefesi söylerken zannedersem o dönemde de sizin gibi kalbi gümanla dolu insanlar yine çıkmış olacak ki Yüce bir Pir'in şeriat ehli Osmanlı saltanatı tarafından asılmasına seyirci kalmışlardır.
PİR SULTAN kapında kuldur
Bunu bilmek müşkül haldir
Alinin ihsanı boldur
Şahi Merdan kulu benim
Bilmeyenler bilsin beni
Ben Aliyim Ali benim
Şahımerdanın kulu olan Pir Sultan Abdal yardımcımız olsun,yezite fırsat vermesin.
Zöhre Ana Pirimiz,yolundayız hepimiz...
Selamlar...
Öncelikle inancımı belirteyim dürüst olmak isterim. kimseye artniyetli yaklaştığım düşünülmesini istemiyorum.
Müslümanım ve Hz. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir Elhamdülillah...
burayı gördüğümde çok fazla karışık sorularla karşılaştım.
öncelikle bir öğreti inanç her ne ise temelinde insanın hisleri duyguları sevgisi vardır..
ve ben sizleri hz. ali'yi sevdiğinizin farkındayım.
sizleri açıkçası şuna benzetiyorum...
Kod:
Nitekim Buhâri ve Müslim’de bildirilen hadis-i şerifte, Peygamberimiz aleyhisselam Mirâca çıktığı zaman, hazret-i İdris’i dördüncü kat semâda gördüğünü bildirmiştir. İdris aleyhisselam diri olarak göğe çıkarılınca, onu çok sevenler, ayrılık acısına dayanamadılar. Hatırlamak için resmini yaptılar. Daha sonra gelenler bu resmi tanrı sandılar, çeşitli heykeller yapıp tapıldı. Böylece putperestlik meydana çıktı.neden mi çok fazla uyumsuzluk var...
Zamanda geriye gidersek Allah elçiler göndermiş ve emir ve yasaklarını öğretisini bu şekilde yaymıştır...
Taaa Ki Peygamber Efendimiz zamanına kadar bu böyle devam etmiş. Son Ayetler inmiş ve Son nokta konulmuş...
Buraya kadar bizim inancımız değil mi?
Evet...
İleriye doğru gidersek Hz. Hüseyin'nin katledildiği Kerbela'ya gelince keşke böyle bir facia diyeyim yaşanmamış olsaydı...
Kod:
Ebû Bekir (634), Ömer (643), Osman (655), Ali (660), Talha (656), Zübeyr (656), Avf oğlu Abdurrahman (652), Sa'd (674), Zeyd oğlu Said (671), Ebû Ubeyde (639) (ra) hazretleri.Bakınız içinde Ali(660) yani Hz. Ali vardır...
ne kadar mübarek bir zat olduğu ortada...
kendisi ikinci müslüman...
allah nasip etmiş kendisine...keşke bize nasip etseydi...
ama bunun için tabi çok hizmet etmek gerekir ve bu zatlar da gerçekten çok hizmet etmişlerdir.
----------------
Bir başka mevzu inançta bazı mantıklı açıklamaların olması...
yani bir kural varsa bunun sebebi olmalı değil mi ...
doğanın kanunu budur..
etki tepki...
alkol yasaksa sebepleri vardır vs...
Hz. Ali Allahtır iddiaası yapan arkadaşa soruyorum.
sizde reenkarnasyon da mı var inancınıza göre...?
----------
kafama takılan o kadar çok soru var ki...
hz. ali allah ise nasıl namazda öldürülebiliyor?
hz. muhammedi niye gönderiyor hz muhammedin kucağında neden büyüyor...
bu gibi soruları kendinize sormanızı ve sonra bana cevap vermenizi rica ediyorum.
Piriniz söylüyorsa pirinize sorun malum dinde her sorunun bir cevabı olması gerek değil mi?
eğer burda mana olarak düşünüyorsanız anlam olarak o zaman yine allah diyemeyiz...
çünkü allah diyebilmemiz için o sıfatlara sahip olmalı değil mi?
siz eğer mana alemindeki aliye inanıyorsanız Hz.alinin ilim kapısı olduğunu zaten bizler de düşünmekteyiz.
ancak onu herşey yapmak üstte belirttiğim gibi putperestliğe kadar gider...
buna benzer atatürk hakkındaki görüşleriniz...
atatürk büyük bir zattı evet ancak her büyük zata tapacak gibi şekilde sevmek ya da ona canımız feda derseniz tapmış olursunuz...
ancak ve ancak allaha tapılabilir...
Ayrıca Hz. Muhammedden önce Hz. Aliye inanıyorsunuz....
Hz. Muhammedin hadislerinden Hz.Ali ile ilgili olanlarını doğru kabul edip Hz. Ali hakkında olmayanları kabul etmemektesiniz..
Hz. Ömer Kuranı kerimi kitap haline getirirken değiştirilmesi ne mümkündü....
biraz kitap haline getirilme safhalarını inceleyiniz derim.
ömerin kuranı demek hiç de doğru değil...
Hz. muhammedin yanında doğruluk adalet için savaşmış bir kişiye kuranı bozmak ile suçluyorsunuz..
Kod:
Vahiy Katipleri indirilen ayetleri o dönemin yazı malzemesi olan deri, ağaç kabuğu, papirüs kağıdı ve kemik gibi malzemeler üzerine yazıyorlardı. Bu belgeler üzerinde ayetlerin ve surelerin yer ve sıralarına ait bilgiler de yer alıyordu. Bu malzemelerin düzgün bir şekilde yazılıp kitap haline getirilmesi gerekiyordu.
İlk Halife Hz. Ebubekir, halifeliği döneminde Kur’an sayfalarını toplayarak bir araya getirmeyi kararlaştırdı. Bu amaçla Vahiy Katibi ve hafız olan Zeyd bin Sabit başkanlığında bir komisyon oluşturuldu. Bu komisyon çok büyük bir titizlikle Kur’an’ı bir araya getirerek kitaplaştırma işine başladı. Her ayet, Peygamberin huzurunda yazıldığına dair en az iki şahitle birlikte kabul ediliyordu. Bu şekilde iki kapak arasında toplanan Kur’an Mushafı oluşturulmuş tur. Bu asıl Mushaf daha sonra Peygamberimizin hanımı Hz. Hafsa’ya emanet edilmiştir.
Üçüncü Halife Hz. Osman zamanında ise Kur’an, elde var olan asıl mushaf üzerinden çoğaltılarak Mekke, Basra, Kufe, Bahreyn ve Yemen gibi çeşitli merkezlere gönderilmiştir. Böylece lehçe farklılıklarından oluşabilecek kargaşaların da önüne geçilmiş oldu. Bu gün de Topkapı Sarayında Hz. Osman zamanında çoğaltılan Mushaflar bulunmaktadır. Böylece Kur’anı Kerim hem ezberlenmek hem de kitaplaştırılmak suretiyle asırlar boyunca korunarak günümüze kadar gelmiştir.kısaca hz. ömerin o kitabı değiştirmesi için hafızları da kandırması gerek vsvs..
ne diye değiştirsin?
bence burda sizin hz. ali öncesindeki halifeleri kabul etmeme çabası yatmaktadır.
mürşidiniz de bunu yapıyor diyelim.
değiştirdi diyelim mürşidiniz gerçek kuranı nerde saklıyor neden gün yüzüne çıkarmıyor? mürşidiniz gökten vücuda büründü zaten kendi tebliğ ediyor pardon...
zöhre ana iyileştirmiş 2-3 kişiyi...
büyük mucizesini göstermiş peki neden şu anda türkiyenin başına geçmiyor...kendisi allahın tecellisi ya yeryüzündeki ayağı ya ...allah ona yardım edecektir....
hz. yusufu düşünün mısırda bir köle değil miydi? aziz olmadı mı?
allah yoktan var etmiş gibi en tepeye koymadı mı ?
o zaman zöhre ana da lider olacaktır....
türkiyeyi yönetecektir..
ayrıca mürşidiniz allahın vücut bulmuş hali ise kıyametin ne zaman kopacağını da biliyordur ...söylemese bile bir kaç ipucu isteyin lütfen.
prd konumuz mürşidiniz değil hz. ali idi...
hz. ali allahın elçisi değildi...
kendisini unutmayın müslümanlığa adamış ...müslümanlığa hizmet etmiş...
4 halife dönemi kerbela olayı vsvsvs mezheplere ayrılmaları parçalanmaları kuranın yanlış olduğunu göstermez ki kuran çok daha önce cilt haline getirilip çoğaltılmış...
kısaca hz. aliden sonrasında mezhepler oluşmak zorunda kalmıştır...
bu durum şöyle açıklamabilir.
Kod:
Hak birden fazla olur mu?
Bir zamanlar gazete sütunlarından Müslümanlara meydan okurcasına sorulan ve halen köşe bucak tekrarlanan bir soru vardır: ’Hak bir olur; nasıl böyle dört mezhebin ayrı ayrı, bazan birbirine zıt hükümleri hak olabilir?’
Bu soruya Bediüzzaman Said Nursi hazretleri özetle şu cevabı verir: ’Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... İşte burada hak taaddüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. ’Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.’ denilebilir mi?Kod:
ir misal:
Mezhep imamları İslami meselelerde değil, uygulanış tarzında kendilerine göre haklı sebeplerle ihtilaf etmişlerdir. Mesela abdest alırken başa meshetmekte bütün imamlar ittifak etmişlerdir. Ancak meshin tarzında ve miktarında ihtilaf etmişlerdir.
Abdesti bizlere farz kılan Rabbimizin, ’Başınıza meshediniz.’ emri ’bi ruusikum’ ibaresiyle gelmiştir. Dillerin en zengini olan Arapça’da çeşitli kelimelerin başına gelen ’b’ harfi, bazen ’güzelleştirmek’, bazan ’bazı’ manasını vermek, bazan da ’bitiştirmek’ manasını vermek için gelir. Abdest ayetinin ’ruusiküm’ kelimesinin başına gelen ’b’ harfini mezhep imamlarının her biri ayrı manada anlamışlar ve bundan farklı bir uygulama ortaya çıkmıştır.
Bunun içindir ki İmam-ı Malik hazretleri: ’Başa meshederken, başın tamamı meshedilmelidir. Zira buradaki ’b’ harfi kelimeyi güzelleştirmek için gelmiştir. Kendi başına bir manası yoktur’ der.
İmam-ı Ebu Hanife hazretleri ise: ’Bu ’b’ bazı manasına gelen ’b’dir. Başın bir kısmı meshedilse kafi gelir’ der.
İmam-ı Şafii hazretleri ise: ’Bu ’b’ bitişmek manasına gelen ’b’ dir. Sadece elin başa bitişmesi, birkaç kıla değmesi kifayet eder, mesh tamam olur’ der. Hal böyle olunca mezhep imamlarının her birinin hak yolda oldukları, teferruattaki ayrılık gibi görünen hükümlerin bir ihtilaf konusu olmadığı kendiliğinden ortaya çıkar ve kötü maksatlı olanların iddialarını havada bırakır...onu anlayamayan insanlardadır..
sorun eksik dinimizde değildir..
şu anki duruma bakalımm türkiyede dünya da müslümanların hali harap durumda...
nedendir...
sebebi açıktır...
hak dini doğru göremiyoruz...yaşayamıyoruz...
herkes müslümanım diyor ama yoldan uzaklaşmış vaziyette müslümanlığa ters her şey yapılıor...
ışid bakın... kocasını öldürün karısı size helal diyor..
böyle birşeyin müslümanlıkta yeri var mıdır...
bunlar müslümanız diyorlar...
böyle müslümanlık mı olur...
vsvsvs..
arkadaşlar kısaca şunu söyleyeyimm..
hak dinde kusur yoktur kusur onu anlayamayan bizlerdedir...
insanoğlundadır...
Son sözüm şudur...
Hz. Ali insandır ve kuldır.
kendisi müslümanlığa hizmet etmiş ki sizden hz. aliyi seviyorsanız müslümanlık dışına hizmet etmenniz beklenemez.
o yüzden sizde zöhre anayı falan bırakıp hak yolda mı değil mi öğrenip doğru yola yönelin...