You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Her Alevi, iki Sünni'yi bulacak kampanyası

Her Alevi, iki Sünni'yi bulacak kampanyası

Posting Freak
Her Alevi, iki Sünni'yi bulacak kampanyası
[Resim: 43.jpg]

]07.05.2009 07:01:00


Türkiye’nin başdöndüren hızlı gelişmeleri içinde önceliklerinizi ele almak durumundasınız.


[Resim: 2.gif] Benim önceliğim ve Kapitalizm’nin ‚’Krize girdik’’ söylemleri arasında krize çözüm bulmak adına başvurduğu geleneksel gerilim politikalarına karşı durmak olur. Kapitalizmin gelişmişi olan emperyalizm krizde ya ülkeleri birbirine düşürerek karşılıklı silah sattırır, yer yer savaştırır, daha sonra da ‚’’ Protez ayak- bacak, sargı bezi’’ satmak için bölgede devreye girer. Ve tabii bazen de sattığı silahlarını kullananı ‚’İnsan hakları ihlalleri’’ bahanesi ile yargı karşısına çıkararak iyilik meleği rolüne bürünür.
Elimde imkanım olsa dünyayı değiştirmek için önce silah üretilen fabrikaları kapatıp, silah yerine insanların yararına olan araçları üretirim, sonra da insanları savaşın eşiğine getiren kin ve nefret koşullarını giderecek düzenlemelere başlarım. Böylece insanlara savaşmaları ve can yakmaları için hiç bir gerekçe kalmaz. Kaldı ki ne barut, mayın, kurşun üreten ne de sargı bezi, protez ayak ve kefen bezi üreten atölyem var. Savaşın bana göre olması için hiç bir neden yok. Ancak savaşı, kin ve nefreti, kul hakkını ihlal etmeyi red etmek için çok fazla gerekçem var.

Ancak imkanlarım sınırlı olduğuna göre başarabileceğim hedeflerim olmalı. Benim de hedefim, her türlü çelişkiyi müzakere yolu ile çözmek için ‚’’önce Barış’’ sloganı atmak, ardından da bu barışı temin etmek için ona uygun projelerde yer almak. Ancak ben tüm dünyaya barışı getirecek kadar güçlü olamadığıma göre önceliklerim olmalı. Ilk öncelik de doğal olarak insanın yaşadığı, tanıdığı ve vatanı olan bölge olmalı.
Türkiye’nin etrafında çok yönlü sorunlar kol geziyor. Ülkenin hem içinde, hem de güneyinde ve doğusunda ciddi sorunlar var. Güney ve doğu ülkelerde her gün kimin yaptığı pek belli olmayan patlamalarda onlarca kişi ölüyor, yüzlercesi de yaralanıyor.
Failler genellikle bilinmiyor (bulunmuyor) ama silahı ve barutu ve mayını satanlar biliniyor. Patlamalardan sonra sargıları, melhemleri, protezleri satanlar da biliniyor. Silahları satanların medyası tarafından bir birlerini bombalayanlar için ‚’Barbarlar, geri kalmışlar’’ deniyor. Kendileri de ‚’’iyilik meleği’’ oluyorlar.
Bu oyunun bozulması lazım. Halkları bir birine düşüren, sonra da bir birine düşürdükleri mazlum halklara ‚’Hakem’’ olanların bu kirli, iğrenç oyunları bozulmalı, dünyaya barış, sevgi ve adil paylaşım gelmeli.
Ülkemizde barışı tahsis etmenin yolu da emperyalizmin bu oyunlarına alet olmamaktan geçer. Bunun için ülkede iç barış koşullarının kalıcı hale getirecek açılımlara destek olmak gerekecek. Ülkemizin en büyük sorunu ise işsizlik, terör vs değil, bu sorunları giderecek diyalog koşullarının zayıf olmasındandır. Çünkü bu ülkede barışı, adil paylaşımı, sevgi ve huzuru tesis edecek çalışmalara katkı sunacak bir kesim insanların önü kesilmiş, olanakları zayıflatılmıştır. Bu ülkede ne zaman kısa vadeli çıkarlara dayalı olmadan Alevi ve Sünniler birlikte Hakça paylaşımı öne çıkarır ve bunu sağlamlaştırmayı başarırlarsa bilinmelidir ki sorunların yarısı çözülmüş demektir.
Son bir bir hafta içinde TV proğramlarında Alevi Vakıflar Federasyonu Onursal Başkanı ve Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın açıkladığı kısa vadeli bazı çalışmaları dinledim. Diplomatik ve zarif dille ifade edilen çalışmalarda hem hükümetin Alevi açılımı konusunda yapacakları çalışmalara yönelik talepleri, hem de bu taleplerin yerine getirilişine özgü görüşlerini dile getirdi.
Prof. Doğan açıklamasında ‚’Hükümete güvenmek durumundayız’’ diyerek hem hükümeti cesaretlendirip teşvik ediyor, hem de Alevi açılımına olası dış müdahaleleri etkisiz getirmeye çalışıyor. İsmail Saçlı’nın Cem TV’de sunduğu proğramda Prof. Doğan bir takım mesajlar veriyor.
Açıkça söylemekte yarar var. Hükümet şimdiye kadar Aleviler için kılını kıpırtmamadı. Buna rağmen Aleviler istemlerini dile getirirken gerilimden sürekli kaçındılar. Ancak artık Türkiye’de şartlar olgunlaştı. Alevilerin haklarının verilmesi artık zorunluluk haline geldi.
Türkiye’de iktidar partileri sürekli olarak ‚’Alevilere haklarını verirsek, taban desteğimiz azalır. Ayrıca Sünni çoğunluğa bunu nasıl izah edebiliriz?’’ gibi bir yanılgı içindeydiler. Kaldı ki Aleviler sadaka değil, haklarını istiyorlardı. Alevilerin sağduyulu çalışmaları ile bu görüntü ciddi oranda artık yıkıldı. Cem Vakfının Ankara’da düzenlediği ‚’’Tarihten günümüze Alevilik’’ sempozyumunda gördük ki artık bütün siyasi partiler bu ülkede bir Alevi varlığını kabul eder duruma gelmişlerdir. Sempozyumda çoğu Sünni ve İlahiyet kökenli olan konuşmacılar, Alevilere yapılan dışlamanın artık sonra ermesini ve Alevilerin kendini ifade etmelerine devlet desteğinin sağlanmasını talep ettiler.
Hükümetin bu gerçeği görüp önceki hükümetler döneminden bu yana sürekli ileri ertelenen Alevi haklarını artık tanıması gerekiyor. Aleviliği artık okullarda da öğretmesi gerekiyor. Diyanet İşleri Başkanlığının Alevi taleplerini görerek bu eşitsizliği gidermesi gerekiyor. Hükümet, Alevilik ile ilgili açılım yapacağına söz verdi. Muhalefette buna karşı görünmediğine göre Hükümetin Alevilik açılımından ne çıkacak?
Nasihat mı? İçtihat mı?
Peki beklentiler uyutulmaya yönlendirilirse ne yapılmalı? Daha doğrusu halk dili ile ‚’Dağ fare doğurursa’’ ne demeli?
Hükümete ne mesaj verilmeli?
Bence esas sorun burada düğümleniyor.
Hükümetin güvensizlik sabıkası hayli kabarık. Alevilerin de sabıkası hayli kabarık olan Hükümete karşı ellerinde bir –B- planlarının olması son derece yerinde. Bu acilen gerekli. Türkiye’nin ve bölgenin istikrarı için, haksızlıkların giderilmesi için gerekli.
Benim –B- planı önerim şudur.
Her Alevi, 2 Sünni bulma kampanyasıdır. Siz şöyle de okuyabilirsiniz.
Her Alevi, 2 Sünni ile candost olmuştur. Başkaları şöyle de yorumlayabilirler.
Her Alevinin, 2 Sünni’yi örgütleme kampanyası. Bence bir sakıncası yok. Böyle de okunabilir.
İşte böyle bir kampanya. Alevilerle Sünnilerin kaynaştığı kampanya.
Ama şunu da çok iyi biliyoruz. Hükümete etki yapan cemaat örgütlerinin üzerinde ciddi bir Emevi gölgesi var. Emevinin sistemleştirdiği hurafe, kin ve kul hakkı yeme var.
Emevi zihniyeti Alevinin bu ülkede hak elde etmesini istemez. Bu ülkeye barış ve kardeşliğin gelmesini, Alevi ile Sünninin ‘’Tasada ve kıvançta’’ bir olmasını istemez.
Emevi, tüm varlığını hurafe, kin ve düşmanlık üzerine kurmuştur. Düşmanlıklar yaratmadan, gerilim üretmeden yaşayamaz. Dolayısı ile Alevinin hak elde etmesini istemez.
Ona göre Alevi inancı İslam dışıdır ve elinde geniş fırsat olsa Osmanlı döneminde olduğu gibi bugün de katline ferman çıkarır.
Bunu gidermenin yolu, Alevilerle Sünnilerin kucaklaşmasından geçer. Eğer her Alevi, 2 Sünni ile canciğer dost olsa, bu ülkede yaşayanların çoğunluğu sevgi ve barıştan yana tavır koymuş olurlar ki böyle bir gücün karşısında hiç bir güç dayanamaz.
Bundan dolayı Alevilere verileceği söylenen, ayrıca da Sadaka olmayıp onun Ana sütü gibi ‘’Helal’ olan gecikmiş hakları verilmezse Aleviler sokağa dökülmeli.
Ancak bir şartla. Sokakta talepler dile getirirken Sünni kardeşleri öne çıkacaklar.
Ellerinde pankart taşıyarak ‘’Cami’min yanına Cemevi de istiyorum’’ diyecek.
‘’Diyanetimin yanına Alevi Din Hizmetlerini de istiyorum’’ diyecek.
‘’Hocamın yanında Dede görmek istiyorum’’ diyecek.
Ancak bunu yaparken Alevinin önüne geçecek.
Pankartı o taşıyacak.
Polis su sıkarsa önce o ıslanacak.
Cop çekilirse önce o tadacak.
Yüzyıllardır canı yanan komşularının acılarına bir kaç saat ortak olacak.
Bir düşünün.
Ankara /Tandoğan’da ‘’Alevi hakları’’ için yapılan miting, meydan darlığı nedeniyle Kızılay’a kadar uzanmış. Ankara’ya çevre illerden akın akın insan gelmiş ve Anıt Kabir’i ziyaret etmek isteyen 1 milyon kişi içeri sığmamış.
Hangi güç bunun önünde durur.
Alevi kurumları bu –B – planı için şimdiden kolları sıvamalı ve Alevileri buna yönlendirmelidir.
Bu gerçekleştiği zaman emperyalistlerin ülkede devam ettirmek istediği gerilim politikası üzerinden Alevi- Sünni çatışması değil tam dersine barış kazanacak. Ön yargılar kırılacak.
Alevileri, ‘’Her Alevi 2 Sünni bulmalı’’ kampanyasına hazırlanmaya davet ediyorum.
Türkiye’ye gerçek barış ve adaletin ancak Alevi haklarının tanınması ile sağlanacağına inanıyorum.
Türkiye’nin çağdaşlaşması, komşu ülkelerle daha iyi ilişkiler kurması, kamu kaynaklarının daha adil dağıtımı ancak Alevilerin eşit haklara sahip olmasından geçer.
Ülkemizi tıpkı Irak’da olduğu gibi bir iç savaşa sürüklemek isteyen Emperyalistler ve onların yerli işbirlikçileri Emevilerin iğrenç emellerini boşa çıkarmanın yolu Alevi ve Sünni eşitliğinden / kardeşliğinden geçer.
Kimse ‘’Biz Irak olmayız’’ demesin. O topraklar 4 YY. Osmanlı idaresinde kaldı. Osmanlının elinden çıkışı ise 100 yıl dahi olmadı. Eğer o topraklarda bu provakasyonlar tutuyorsa zayıf ihtimalle de olsa bile bizim ülkemizde de tutabileceği kaygısı ile önlemlerin alınması gerekir. Unutmayalım daha kısa süre önce yakın akrabalar Mardin’de katliam yaptı. Kendi akrabasına bunu yaşatan koşullar bu ülkede mevcut ise başkasına çok daha rahat yapar.
Haydi Aleviler el ele.
Cem Vakfı’nın Ankara’da başardığı ’’Tarihten günümüze Alevilik’’ sempozyumunda Alevilerden fazla Sünni kökenli İlahiyatçı vardı ve hepsi de Alevi Haklarına vurgu yaptılar.
Şimdi bunun devamının gelmesi gerek.
Her Alevi 2 Sünni ile dost olacak. Ben şimdiden fazlası ile dost buldum bile.
Esenlik dileklerimle...


[email protected]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.