Bu kadar satır arasına manşette lazım
Hastanenin bir koğuşunda şifa bulmaz üç kötürüm bulunuyordu. Koğuşa ilk gelen, pencerenin yanında, sonra gelen ortada, en son gelen hasta ise kapının yanında yatıyordu.
Ortada yatan, "iyimser" bi adamdı. Canlı ve neşeli konuşmasıyla, arkadaşlarının kederlerini azaltmaya çalışıyordu...
Soğuk bir kış gecesi, pencerenin yanındaki hasta öldü. Onu kaldırdıktan sonra, ortadaki hastayı, pencerenin yanına, kapının yanındakinide ortaya yatırdılar. Kapının yanınada bir hasta geldi.
Pencerenin yanındaki iyimser adam, hergün dışarıdaki gördüklerini yatak arkadaşlarına anlatmaya başladı....
Karşıdaki parkı, ağaçları, kuşları, yoldan geçen insanları anlatıyordu. Neşeli neşeli oynayan çocukları, esrarengiz adamları söylüyor, onları uzun uzun anlatarak, çaresiz yatan arkadaşlarını eğlendiriyordu...
Hergün gelip geçenlere yavaş yavaş isimler takmaya başladı. Ötekiler artık, sabah işe gidenlerin, öğleyin geçen yolcuların akşam eve dönen kimselerin hikayelerini dinleye dinleye onları tanımaya başladılar..
Böylece, hastanenin ruha ağırlık veren havası dağılıyor, odaya biraz neşe yayılıyor, bir türlü geçmek bilmeyen can sıkıcı saatleri tatlı hikayeler dolduruyodu. Bundan dolayı öteki iki hasta, pencere yanındaki arkadaşlarına şükran duyguları besliyorlardı....
Birgün ortada yatan hastanın aklına ansızın bir düşünce geldi. Eğer pencerenin yanındaki hastaya bir şey olacak olursa, oaraya kendisi geçecek ve onun hikayesini dinlemektense, dışarıdaki bu renkli hayatı, kendi gözleriyle görecekti.
Bu düşünce günlere kafasında yer etti. Yattığı yerde hep bunu düşünüyor ve bir çare aryordu. Bir gün bunuda buldu....
Pencere yanındaki adama bazen bir kalp krizi geliyordu. İlaç şişesi ve kaşığı yanbaşındaki komidinin üzerinde duruyordu. Kalp krizi gelince güçlükle elini uzatıyor ve ilacını kendisi alıyordu. Çünkü çok kere oda da hasta bakıcı bulunmuyordu.
Bir gece yine pencerenin yanındaki hastaya bir kriz geldi. Elini ilaca uzattı ise de, ortadaki hasta büyük bir gayretle doğruldu ve şişeye elini vurarak yere düşürdü. Şişe paramparça olmuştu....
Ertesi sabah pencerenin yanındaki hastayı ölü buldular. Ortadaki hasta, pencerenin yanındaki yatağa geçeceğini düşünüyor, hayata yeniden kavuşacakmış gibi, için için seviniyordu.
Ölüyü kaldırdılar. Kendisinide pencerenin yanındaki yatağa geçirdiler.
İçinden:
-Pencereden dışarıya bakmak için, hasta bakıcısının çıkmasını beklemeliyim, diye düşlündü. Bakarsın benden şüphe duyabilirler.
Oda da yapayalnız kalınca, başını güçlükle doğrulttu ve büyük bir arzuyla pencereden dışarı baktı.
Birkaç metre ötede, SİMSİYAH DUVARDAN BAŞKA BİRŞEY YOKTU.....
Hayatın içinden Satır Araları
Hayatın içinden Satır Araları
Hayatın içinden Satır Araları
Gülmek “SAFTIR” denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise “DUYGUSAL” görünme riskini…
Birine yakınlaşmak “KENDİNİ KAPTIRMA” riskini göze almaktır.
Sevdiğini söylemek “SEVİLENİ YİTİRME” riskini…
Düşüncelerini söylemek ise “DOKUZ KÖYDEN KOVULMA” riskini…
Umutlanmak “HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA” riskini göze almaktır.
Sevmek ise “KARŞILIK GÖRMEME” riskini…
Ama riskler alınmalıdır, çünkü hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Çünkü yaşamak “ÖLMEK” riskini göze almaktır.
Ağlamak ise “DUYGUSAL” görünme riskini…
Birine yakınlaşmak “KENDİNİ KAPTIRMA” riskini göze almaktır.
Sevdiğini söylemek “SEVİLENİ YİTİRME” riskini…
Düşüncelerini söylemek ise “DOKUZ KÖYDEN KOVULMA” riskini…
Umutlanmak “HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA” riskini göze almaktır.
Sevmek ise “KARŞILIK GÖRMEME” riskini…
Ama riskler alınmalıdır, çünkü hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Çünkü yaşamak “ÖLMEK” riskini göze almaktır.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Hayatın içinden Satır Araları
-- İnsan vardır ;
İnançlıdır.
Uyumludur.
Barışçıdır.
Elde ettiğinden fazlasını başkası için de ister.
Bunun için,
Hep mutludur.
Huzurludur.
Örnek insandır.
Ölüp gitse de ;
Kalplerde özel yeri vardır.
İnsan vardır ;
İnkarcıdır.
Doyumsuzdur.
Takdir edilince hoşlanır,
Fakat takdir etme duygusundan yoksundur.
Nefsinde gurur,
İçinde hep BEN duygusu vardır.
Ve o BEN e mahkumdur.
İşinde ona mahkumdur.
Sözünde ona mahkumdur.
Sosyal ilişkilerinde ona mahkumdur.
Ona göre;
Hep kendi işi, davranışı doğrudur.
Hep kendi sözü doğrudur.
Hep kendi görüşü doğrudur.
Hep kendisi üstündür ..
İnsan vardır;
Kendini yaratanı tanısın,
O nu ansın,
O na şükretsin diye yaratıldığı halde..
O başkasını tanımakta,
Başkasını anmakta,
Başkasını saymakta,
Başkasına şükretmektedir!..
Neden mi ?
Çünkü;
İnkar duygusu nefse hoş gelir.
Karşı koyma ve başkaldırma dürtüsü,
Nefsi tatmin eder.
İçteki ben i kamçılar.
İyiliği unutmayı,
Bir özellik, bir ayrıcalık sayar&
Ulu yaratıcıya karşı bile
Şükretmeyi unutturur!..
Şu halde ;
Ben mahkumları arasında,
Kimseden teşekkür bekleme !..
Biri senin iyiliğine karşı kötülük yaparsa...
İyi anıları yakıp yok ederse ...
Tüm iyilikleri unutursa;
Sakın şoka girme !..
Hayrete düşme !...
Unutma ki;
İyilik yaptığın için ;
Düşmanların çoğalabilir.
Seni çekemeyenler olabilir.
Hatta ;
Dışlanabilir,
Unutulabilirsin !..
Yine de gam yeme !..
Çünkü;
Bazen insan nankördür.
Bir anayı, bir babayı düşün !..
Evladını yetiştirmiş ...
Yedirmiş, içirmiş, giydirmiş ...
Eğitmiş, öğretmiştir !..
Uyuyuncaya kadar, hep uykusuz kalmış,
Onu doyuruncaya kadar aç kalmış,
Rahat etmesi için yorulmuştur!..
Ne var ki;
Bazen çocuk,
Büyüyüp güçlenince,
Kendi kendine yetince,
İçindeki ben kabarınca ;
*******, babasını dışlamış,
Dahası ;
Ağır sözler söylemeye,
Zulmetmeye,
Onlara el kaldırmaya başlamış !..
Fakat ne gam !..
Sütü bozuk,
Kişiliksiz kimseler
İyilikleri unutsa da,
Hiçbir şeyi unutmayan birine,
Yüce yaratıcıya güvenmek gerek !..
Öyle ise ;
Kimseden teşekkür bekleme !..
Hiçbir şey,
İyilik yapmana engel olmamalı ...
Başkasını düşünmekten,
Hakkı söylemekten,
Seni alıkoymamalı ...
Ümitsizliğe düşmeye,
Neden olmamalı ...
Yapacaksan ;
İyiliği teşekkür için değil.
Allah için yap !..
Ve her zaman
Kazançlı sen ol !..
Unutma !..
Kindarın kini sana zarar veremez !..
Ve sen,
İyilik yapabildiğin için şükret !..
Şükret ki ;
Sen iyisin, o kötü !..
Şükret ki;
Sen doğru yoldasın, o yanlış yolda ...
Şükret ki;
Sen mutlusun, o mutsuz !..
Kimseden Teşekkür Bekleme !..
Birine hediye ettiğin kalemle o,
Seni hicvedebilir, yerebilir,
Dayanması için verdiğin bastonla,
Senin başını yarabilir.
Öpmek için aldığı elini,
Hatta ısırabilir ...
Zira
Aşağılık yaratık,
Kendini yaratana karşı,
Büyütene karşı,
Eğitene karşı..
Bu denli nankör olursa ;
Diğer varlıklara karşı,
Onun daha iyi olması beklenemez !..
Öyle ise ;
Yaptıkların için,
Yapacakların için,
Kimseden teşekkür bekleme !..
Ve bil ki ;
Her şeyi iyi bilen,
Her şeyi iyi değerlendiren,
Çok güçlü,
Çok yüce..
Bir yüce yaratıcı vardır !...
O, sana ve herkese yeter !..
İnançlıdır.
Uyumludur.
Barışçıdır.
Elde ettiğinden fazlasını başkası için de ister.
Bunun için,
Hep mutludur.
Huzurludur.
Örnek insandır.
Ölüp gitse de ;
Kalplerde özel yeri vardır.
İnsan vardır ;
İnkarcıdır.
Doyumsuzdur.
Takdir edilince hoşlanır,
Fakat takdir etme duygusundan yoksundur.
Nefsinde gurur,
İçinde hep BEN duygusu vardır.
Ve o BEN e mahkumdur.
İşinde ona mahkumdur.
Sözünde ona mahkumdur.
Sosyal ilişkilerinde ona mahkumdur.
Ona göre;
Hep kendi işi, davranışı doğrudur.
Hep kendi sözü doğrudur.
Hep kendi görüşü doğrudur.
Hep kendisi üstündür ..
İnsan vardır;
Kendini yaratanı tanısın,
O nu ansın,
O na şükretsin diye yaratıldığı halde..
O başkasını tanımakta,
Başkasını anmakta,
Başkasını saymakta,
Başkasına şükretmektedir!..
Neden mi ?
Çünkü;
İnkar duygusu nefse hoş gelir.
Karşı koyma ve başkaldırma dürtüsü,
Nefsi tatmin eder.
İçteki ben i kamçılar.
İyiliği unutmayı,
Bir özellik, bir ayrıcalık sayar&
Ulu yaratıcıya karşı bile
Şükretmeyi unutturur!..
Şu halde ;
Ben mahkumları arasında,
Kimseden teşekkür bekleme !..
Biri senin iyiliğine karşı kötülük yaparsa...
İyi anıları yakıp yok ederse ...
Tüm iyilikleri unutursa;
Sakın şoka girme !..
Hayrete düşme !...
Unutma ki;
İyilik yaptığın için ;
Düşmanların çoğalabilir.
Seni çekemeyenler olabilir.
Hatta ;
Dışlanabilir,
Unutulabilirsin !..
Yine de gam yeme !..
Çünkü;
Bazen insan nankördür.
Bir anayı, bir babayı düşün !..
Evladını yetiştirmiş ...
Yedirmiş, içirmiş, giydirmiş ...
Eğitmiş, öğretmiştir !..
Uyuyuncaya kadar, hep uykusuz kalmış,
Onu doyuruncaya kadar aç kalmış,
Rahat etmesi için yorulmuştur!..
Ne var ki;
Bazen çocuk,
Büyüyüp güçlenince,
Kendi kendine yetince,
İçindeki ben kabarınca ;
*******, babasını dışlamış,
Dahası ;
Ağır sözler söylemeye,
Zulmetmeye,
Onlara el kaldırmaya başlamış !..
Fakat ne gam !..
Sütü bozuk,
Kişiliksiz kimseler
İyilikleri unutsa da,
Hiçbir şeyi unutmayan birine,
Yüce yaratıcıya güvenmek gerek !..
Öyle ise ;
Kimseden teşekkür bekleme !..
Hiçbir şey,
İyilik yapmana engel olmamalı ...
Başkasını düşünmekten,
Hakkı söylemekten,
Seni alıkoymamalı ...
Ümitsizliğe düşmeye,
Neden olmamalı ...
Yapacaksan ;
İyiliği teşekkür için değil.
Allah için yap !..
Ve her zaman
Kazançlı sen ol !..
Unutma !..
Kindarın kini sana zarar veremez !..
Ve sen,
İyilik yapabildiğin için şükret !..
Şükret ki ;
Sen iyisin, o kötü !..
Şükret ki;
Sen doğru yoldasın, o yanlış yolda ...
Şükret ki;
Sen mutlusun, o mutsuz !..
Kimseden Teşekkür Bekleme !..
Birine hediye ettiğin kalemle o,
Seni hicvedebilir, yerebilir,
Dayanması için verdiğin bastonla,
Senin başını yarabilir.
Öpmek için aldığı elini,
Hatta ısırabilir ...
Zira
Aşağılık yaratık,
Kendini yaratana karşı,
Büyütene karşı,
Eğitene karşı..
Bu denli nankör olursa ;
Diğer varlıklara karşı,
Onun daha iyi olması beklenemez !..
Öyle ise ;
Yaptıkların için,
Yapacakların için,
Kimseden teşekkür bekleme !..
Ve bil ki ;
Her şeyi iyi bilen,
Her şeyi iyi değerlendiren,
Çok güçlü,
Çok yüce..
Bir yüce yaratıcı vardır !...
O, sana ve herkese yeter !..
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi