You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Hayatın içinden Satır Araları

Hayatın içinden Satır Araları

Posting Freak
Hayatın içinden Satır Araları
MSN (önemli )
O gece mail kutusuna gelen bir notun tüm geleceğini etkileyeceğini
bilemezdi. Ekte gönderilen dosyayı açtığında ekranı binlerce gül
kaplamıştı. Her tıklamada yeni bir sayfa açılıyor ve her açılan
sayfada değişik renklerde güller tüm ihtişamıyla gözler önüne
seriliyordu. Son tıkladığında ise ekranda şöyle yazıyordu;
>>> >>
" Hiçbirisi senin gibi olamaz. Seni seviyorum..."
Fulya çok şaşırmıştı. Maili gönderene baktı ama bu isim onda hiç bir
çağrışım yapmamıştı.
Sonraki günlerde benzer mesajlar gelmeye devam etmişti.Her defasında
farklı çiçekler kaplıyordu ekranını ve son sayfada yine aynı şeyler
yazıyordu. " Hiçbirisi senin gibi olamaz.Seni seviyorum..."
>>> >>
Fulya bu esrarengiz kişiyi merak etmeye başlamıştı. 10.gece gelen
mesajı yanıtlamayı düşündü.
İster istemez etkilenmişti. O günlerde kendini çok yalnız
hissediyordu...
Kim acaba diye kendi kendine sorarken birden parmaklarının klavyeye
uzandığını farketti.
- " Bu çiçekleri bana neden gönderiyorsunuz? Lütfen kimliğiniz
hakkında bana bilgi verirmisiniz?..."
>>> >>
Yazdıkları sadece bu kadardı. Ardından iletisini göndermek için
"Gönder "
tuşuna bastığında hayatının
ne hale geleceğini asla bilemezdi...
>>> >>
Ertesi gece heyecanla mail kutusuna baktı. Yine aynı kişiden bir Mail
daha gelmişti. Yüreği dalgalı denizlere dönmüştü.Aceleci tavırlarla
maili açtı. Bu defa tek sayfalık bir ekran vardı karşısında ve şunlar
yazıyordu;
- " Beni gerçekten merak ediyorsan yarın öğleden sonra saat 2'de
bilgisayarının başında ol ve msn' in açık olsun..."
>>> >>
Fulya o geceyi biraz heyecanlı birazda huzursuz geçirdi... Gece
boyunca hep bu konuyu düşündü. Kimdi, neyin nesiydi, neden her gün bu
mailleri ona gönderiyordu...Bu soruların cevabını bulamamıştı.
Ertesi gün saat 14.00'te ekranın başındaki yerini aldı ve msn' i de
açtı.
Bir süre sonra ilk mesajı almıştı.
- " Merhaba çiçeğim..." Fulya kalbinin deli gibi atmaya başladığını
hissetti...
- " Merhaba...Kimsiniz ? "
- " Sizi tesadüfen buldum. Bana gelen maillerden birinde sizin de
adresiniz vardı. gizemlicicek@... çok dikkatimi çekmişti. O yüzden
size her gece birbirinden güzel çiçekleri maillemeye başladım.
- Peki ama " hiçbirisi senin gibi olamaz. Seni seviyorum " ne demek
oluyor?
- İkimiz de çiçekleri çok seviyoruz değil mi? O zaman birbirimizi de
çok seveceğiz desem herhalde yanlış olmaz.
Fulya ne diyeceğini bilemiyordu.Uzunca bir süre cevap yazamadı. Sonra
- Bakalım zaman ne gösterecek. Bu arada kendini biraz tanıtırsan
memnun olacağım.
-Hiç gerek yok...Çünkü sen beni çok iyi tanıyorsun.
Fulya iyice afallamıştı. Cevap yazmak için ekrana baktığında karşı
tarafın çıkmış olduğunu gördü. Bir süre bekledi ama geri dönüş olmadı.
Herhalde elektrikleri kesildi ya da başka bir sorun çıktı " diye
düşündü...
>>> >>
O gece ve sonraki geceler meçhul kişiden hiç mail gelmedi. Her gün
msn' i açıyordu ama orayada gelen giden yoktu. Fulya'nın içi içini
yiyordu. Neler oluyordu? Hiç bir sorunun cevabını bulamamak git gide
sinirlerini germeye başlamıştı. Aradan bir aydan fazla bir zaman
geçmişti ve Fulya bu esrarengiz kişiyi unutmaya başlamıştı.
Bir gün çalıştığı iş yerine sivil polisler geldiler . Fulyayı
arıyorlardı.
" Benimle ne işleri olabilir " diye düşünürken odasına giren
polislerden biri kollarına kelepçeyi takı vermişti. " Hey neler
oluyor, ben ne yaptım ki " diye avaz avaz bağırmaya başlamıştı.
Polisler bilgi vermiyordu.Sadece
" Bizimle emniyete geleceksiniz " diyorlardı. Özellikle kollarına
vurulan kelepçeler moralini çok bozmuştu.
Neler olup bittiğini çözmesi olanaksızdı.
>>> >>
Emniyet Müdürlüğüne gidene kadar polisler tek kelime bile
etmemişlerdi.
Kapısında " Dolandırıcılık Masası "
yazan bir odaya girdiğinde hepten şaşkına dönmüştü. Masadaki görevli
polis
>>> >>:
- " Buyrun Fulya hanım oturun " diyince ilk sandalyeye kendini
atıverdi.
- " Söyler misiniz neler oluyor ? Bu bir şakaysa çok ağır bir şaka
oldu.Derhal bu oyunu kesin ..."
Daha lafını bitirmemişti ki kendisine oturmasını rica eden polisin
sert bir ifadeyle " Hep böyledir.Yaparlar ama kabul etmezler..."
sözleri başını döndürmeye yetmişti. Birden fenalaştı ve olduğu yere
yığılıp kaldı.Gözlerini açtığında bir sedyede olduğunu farketmişti.Boş

gözlerle etrafına bakıyordu.
Biraz sonra kendisini iş yerinden alan polislerden biri yanına geldi.
- İyi misiniz Fulya hanım? Kendinize geldiyseniz artık işimize
bakalım.
Güçlükle doğrulmuştu. Sonra polisinde desteğiyle tekrar o odaya
girdiler.
Aynı sandalyeye oturmuştu.
- Fulya hanım, dolandırıcılıkla suçlanıyorsunuz. Banka hesabınızda son

15 gün içinde tam 28 işlem yapılmış. Bu süre zarfında yaklaşık 4
trilyon lira hesabınıza yatmış ve oradan da başka bir hesaba havale
edilmiş.
- Olamaz...Benim böyle şeylerden haberim yok.Bankada 350 milyon liram
var.Bunun dışında da neler olup bittiğini bilemiyorum.
- Fulya hanım,şimdi bize işbirliği içinde olduğunuz kişilerin adlarını

vermenizi istiyoruz.
- Siz neler diyorsunuz? Ne işbirliğinden bahsediyorsunuz?.
- Dolandırıcılık bayan... Genelde tek başına yapılmaz bu işler. Ayrıca

bu kadar parayı ne yaptığınızı da bize derhal açıklayın. Fulya hıçkıra

hıçkıra ağlamaya başlamıştı. Hiçbir şeye anlam veremiyordu. Artık
ifade verebilecek durumda değildi.
Sinir krizleri geçirmeye başlamıştı. Birden kendini parmaklıklı bir
odada bulmuştu. Dışardan ölü bir ışığın içeri süzüldüğü rutubetli
küçük bir odaydı. O geceyi sabaha kadar ağlayarak geçirmişti.
Sabahın ilk ışıkları küçük pencereden içeri süzüldüğünde gün ağlıyordu

gözlerinde ve üşüyordu... Bir süre sonra kapı açıldı ve bir kadın
polis kolundan tutup kendisini takip etmesini söyledi. 2-3 dakikalık
bir yürüyüş sonrasında tekrar ilk geldiği odaya varmışlardı.
Fulya'nın yüzü solmuştu ve tir tir titriyordu.Polisler ona sıcak bir
fincan çay verdiler. Önce fincanın sıcaklığıyla ellerini ısıttı
sonrada yudum yudum içmeye başladı.
- Başınız iyice dertte bayan...28 kişinin banka hesabından kendi
hesabınıza havaleler yapmış ve ardındanda 4 trilyonu
3 ayrı hesaba aktarmışsınız ve bu paralar ertesi gün ilgi hesaplardan
çekilmiş.
- Benim hiçbir bilgim yok, ben bir şey bilmiyorum diyebildi..Ardından
sarsıla sarsıla ağlamaya başladı.
- Bugün savcılığa çıkaracağız sizi ve tutuklanacaksınız. İyisi mi bize

yardımcı olun da şu işi çözelim.
Fulya darmadağınık olmuştu.Hiçbir şeye anlam veremiyordu. Sonra "
tutuklanacaksınız " sözünü hatırlayıp daha da büyük bir korkuya
kapıldı. O andan itibaren hiç konuşmadı. Fulya'yı bir başka odaya
aldılar.Yaklaşık 2 saat kadar orda tek başına kalmıştı. Bu süre
zarfında neler olup bittiğini asla anlayamadı. Sonra bir bayan polis
geldi ve kendisini takip etmesini söyledi. Budefa bir arabaya
binmişlerdi. 10-15 dakika sonrada savcının karşısına çıkarılmıştı.
Savcı 55-60 yaşlarında babacan tavırlı biriydi.
- Otur kızım deyişi Fulyanın içini birazcık da olsa rahatlatmıştı.
- Anlat bakalım kızım. Nasıl başladın bu işe?
- Benim bahsettiğiniz işlerle hiç ilgim yok savcı bey dedi.
- Banka hesabınız öyle demiyor ... Ne vardı banka hesabında. Neler
olmuştu
- Bakın ayın 13 ünde sarıgül notuyla 750 milyar, 17'sinde beyaz zambak

notuyla 2 trilyon ve 19'unda da siyah lale notuyla kalanını havale
etmişsiniz . SARI GÜL, BEYAZ ZAMBAK,SİYAH LALE... Allahım neler oluyor

diye beynini iyice zorluyordu. Sarıgül...Beyaz zambak...Siyah lale...
Birden irkildi. Bu olamazdı!!! Ona ilk gelen mesajda hep sarı güller
vardı. Sonraki maillerde beyaz zambaklar, siyah laleler ekranı
dolduruyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Savcıya doğru döndü ve
kendisine gönderilen maillerden bahsetti. Savcı şaşkınlıkla onu
dinliyordu.
Maillerin bu işle ne alakası olabilirdi?
Savcı ber bir yere telefon açıp birisinin odasına gelmesini istedi.
Bir süre sonra odaya genç bir kız geldi ve
- Fulya hanım.Siz bu hikayeyinizi baştan sona kadar hiçbir şeyi
atlamadan bana tekrar anlatırmısınız ? dedi.
- Tabi dedi ağlamaklı sesiyle... Sonra olanı biteni anlatmaya başladı.

Her gece gelen maillerden bahsetti.
Sarı güllerden ,siyah lalelerden ... bahsetti. - Bunların dışında bir
şey daha olmalı dedi kız. Fulya herşeyi en ince ayrıntısına kadar
anlattığını sanıyordu.
- Peki. Siz hiç cevap yazdınız mı? - Evet bir kez yazdım. Kim olduğunu

merak ettiğimi sormuştum. O da bana bir sonraki gün msn degörüşelim
demişti.
- Yani siz onunla msn'de görüştünüz öyle mi?
- Evet diye cevap verdi Fulya... Sonra kız savcının yanına gitti ve
Fulya'
nın duyamayacağı şekilde bir şeyler anlattı.
Sonra da aceleci adımlarla odadan çıktı. Savcı yanına gelmişti. - Bak
kızım.Eğer anlattıkların doğruysa senin için bir ümit doğabilir. Yoksa

gençliğine yazık olacak...
Fulya hüngür hüngür ağlamaya başladı. Savcı başını okşadı ve ;
- Koyverme kendini hemen. Dur bakalım bir şeyler bulabilecek miyiz...

Sonra Fulyayı bir başka odaya aldılar.
Aradan ne kadar zaman geçmişti.Dışarda neler olup bitiyordu. Daha ne
kadar burada kalacaktı?
Kapı açıldı ve savcı beyle diğer genç kız içeriye girdiler.
Yüzlerindeki ifade Fulya'yı biraz olsun rahatlatmıştı. Gözü ağlamaktan

kan çanağına dönmüştü. - Hadi bakalım kızım evine gidiyorsun.
Fulya ne diyeceğini şaşırmıştı. Yine ağlamaya başladı.Diğer kız yanına

yaklaştı.
- Benim adım Ayşe. Bilgisayar uzmanıyım.İfadeniz üzerine Yaptığımız
araştırma sonucu asıl dolandırıcıları tesbit ettik. - Peki ama bunun
benimle ne ilgisi var?. Benim banka hesaplarımın bu işle ne alakası
var ?
Ayşe gülmeye başlamıştı.
- Bakın Fulya hanım sizi msn'de konuşmaya çağırmasının tek nedeni
vardı. O da bilgisayarınızn IP numarasını öğrenmek...
Sonrası onlar için çok kolay oldu. Bilgisayarınıza girdiler ve sizinle

ilgili tüm bilgileri ele geçirdiler. Sonra da başka hesaplardan sizin
hesabınıza para aktardılar ve ardından da sahte isimlerle açtıkları
kendi hesaplarına aktarıp buradan paraları çektiler. Fulya öylesine
şaşkın öylesine çaresizdiki... - Hadi şimdi evinize gidin ve iyice
dinlenin. Yarın sabah sağlıklı bir şekilde yeniden ifadenizi alacağız.

>>> >>
Ayşenin de yardımıyla dışarı çıktılar. Güneş ışınları gözünü kör
ettmişti sanki...Hemen bir taksi çevirip evine gitti.
Alelacele kendini banyoya attı. Sonra bir fincan kahve hazırladı
kendisine.Biraz rahatlamıştı. Sonra yatağına uzanıp derin bir uykuya
daldı. Gece boyunca rüyalarında hep çiçekler gördü.
Çiçekler ona saldırıyor, her tarafını yara bere içinde bırakıyorlardı.

Uyandığında ter içinde kalmıştı. Hemen kalktı ve ilk iş olarak
bilgisayarın elektrik bağlantısını kopardı.
>>> >>
Perdeyi açıp dışarı baktığında ise hala Gün ağlıyordu gözlerinde.
Üşüyordu...
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Hayatın içinden Satır Araları
İYİ OL...
İyi ol fakat çok iyi olma,
Birazcık huysuz ol fakat çok değil,
İçinden geliyorsa dua et,
Eğer sana rahatlık veriyorsa arada bir küfür de et,
Etrafındakilere mümkün olduğunca dostça davran, müşfik ol.
Eğer bir gün kötü davranmanı gerektirecek bir durum karşısında kalırsan;
bağır, çağır, kır, dök ve unut!
Her zaman ve her yerde eline geçen bütün saadeti yakala,
en ufak bir parçanın bile kaçmasına izin verme,
Yaşa herşeyden önce, yaşa ve sırf tesadüfen bu dünyaya gelmiş olduğun için,
laf olsun diye günlerini geçirme.
Eğer gerçek aşkı tanıyacak kadar şanslıysan;
bütün kalbin, ruhun ve bedeninle sev!
Hayatını o şekilde yaşa ki;
her an kendi elini sıkabilesin ve
her gün faydalı olan, hiç olmazsa bir şey yapki,
gecelerin yaklaşırken örtüleri üzerine çekip kendi kendine
"ben elimden geleni yaptım" diyebilesin.
Düşüncelerin neyse hayatın da odur.
Hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.
W. SHAKESPEARE
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Hayatın içinden Satır Araları
Eğer hayatımızı uzun bir cümleye benzetirsek,
yaptığımız her şeyi noktalama işaretleriyle acıklıyabiliriz:

Virgül: Önce yaşadığımız ve yarım kalan yaşanmamışlıklardan sonra ,,,

Ünlem: Acı çektiren tüm ızdıraplar ve engellemeler sonrasında, düşüşünüzde attığınız çığlıklardan sonra !!!

Soru İşareti: Nedenleri sorduğumuz, sorduklarımızdan alamadığımız cevaplardan sonra ???

İki Nokta Üst üste: Bizi anlamayan hayata kendimiz ispatlamak için yaptığımız en güzel açıklamalardan sonra :

Ve Nokta: Hayatta amaçladığımız tüm hedeflerimizi gerçekleştirirken bir yandan da yıllarını eskiten insanların artık zirvede olmanın hazzıyla son nefesleriyle hayata veda ederken, cümleyi de bitirmek adına bir kalemin ucuyla koydukları en küçücük ama en anlamlı sondur
.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Hayatın içinden Satır Araları
Gençliğe adım atmak üzere olan bir çocuk, babasıyla birlikte dağlara çıkmıştı...

Yürürken ayağı kaydı, az daha uçurumdan yu*varlanıyordu. Can havliyle bağırdı:

"Eyvaaah!.."

Karşı dağlardan aynı karşılık geldi: "Eyvaaah!"

Önce duyduğu sesin babasından geldiğini, kendi*siyle dalga geçtiğini sandı. Hayretle babasına baktı. Telâşlı yüzünü fark edince sesin başka yerden geldi*ğini anladı. Ama nereden?

Bunu kestirmek için tekrar bağırdı:

"Heeey!..."

Anında karşılık geldi:

"Heeey!."

Çocuk ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyordu. Hem heyecanlanmış, hem de bu oyunu sevmişti:

"Sen de kimsin?" diye sordu.

Karşı taraftan gelen aynı soruydu: "Sen de kimsin?"

"Korkağın birisiiin!..." diye bağırdı bu sefer, ço*cuk.

"Korkağın birisiiin" cevabını almakta gecikmedi.

"Aptalsıın!.."

"Aptalsıın!"

"Delisiiin!.."

"Delisiiin!"

Merakla babasına dönüp sordu:

"Bu nedir baba?"

"Hayatın sesidir oğlum" dedi babası, "dinle ve öğren."

Avuçlarını boru gibi yapan baba karşı dağlara doğru bağırdı:

"Seni seviyoruuum!.." Karşılık gecikmeden geldi: "Seni seviyoruuum!"

Çocuğun babası tekrar bağırdı: "Sen harikasııın!' Ses aynen geri döndü: "Sen harikasııın!"

"Çokgüzelsiiin!..." "Çok güzelsiiin!"

Baba oğluna döndü:

"Oğlum" dedi, "herkes buna 'yankı' diyor, ama aslında bu hayatın ve umudun sesidir. Hayattan ne umar, ona nasıl seslenirsen, sana o sesi yansıtır."

Çocuk, hayata hangi sesi verirse o sesi duyacağını o gün öğrendi.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Hayatın içinden Satır Araları
Her şeyi elde etme duygusuyla başlıyoruz yaşama...Sancılarla doğup büyüdüğümüz yollardaki ıslak asfaltardan bile tiksinerek ama temizlemeyi hiç düşünmeyerek devam ediyoruz sonra...Ve ölüm tınısını duydukça kulağımızda, anlıyoruz ki sona yaklaştık. Nasıl yaşadığımıza hiç bakmadan güzel, huzurlu, çok acıtmayan bir ölümle bitirmek istiyoruz yaşamı...Aslında " Ölümümüz nasıl yaşadığımızı gösteriyor! "
Yaşam...Hayatın hangi karesinde gerçekten yankılandı bu ses içimizde?
Duvarların arkasından mı dinledik yoksa hep o sesi..Ekonomi ekonomi diye gazeteler manşet basarken, taşralaşan halk bir tek bunları okuyabiliyordu.Sonra herkes kendince ekonomist oluyordu..Teknolojinin kullandığı telefon markaları gösterilirken küçük reklam köşelerinde, hiç farketmeden taksite bağlanmış heveslerinin kurbanı oluyordu insanlar. Ekonomi taşralaştırıyor, teknoloji ruh kirliliğine yol açıyordu.
Telefonlar insan yüzlerini unutturuyor, ruhlarımız taksite bağlandıkça makineleşiyorduk, kimse ses etmiyordu.. Şehirler, binalar, trafik, kirlilik, iş, gömlekler, kıravatlar, kumaş pantolonlar, hepsi bu yola doğru koşuyordu...Söz ve yazı bu noktada tüketiliyordu.
...Ve kalabalık bir cade önümüzde.Sokağın naif gözlerine bakıyoruz hepimiz.Melankolik sokak lambaları üstümüze parlarken, ceketimin cebindeki kalemi görüyorum.Haftalar öncesinden kanserden kurtarılması mümkün bir "can" için bir bayandan satın aldığım bir kalem..
Şimdi o kalemi alıp elime, gelin diyorum o kelimelere, gelin ve tamamlayalım birbirimizi, gelin ve tanımlayalım eksik olanı...
Hala biraz zaman var, sadece bir an, bir "merhaba" için...
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Hayatın içinden Satır Araları
[COLOR="DeepSkyBlue"]ODTÜ İşletme'nin deli ama çok bilge, hem en sevilen hem en nefret edilen profesörü Muhan Hocanın Strateji Yönetimi dersinin ilk saati öğretim üyelerinin bile katılımıyla geçer ki her senesi ayrı ilginçtir. Derslerinden birinden bir anekdot:
Muhan Soysal tepegöze bir Picasso resmi koyar. Herkes bakar bakar ama tarzı zaten kübik olan sürrealist resimde sanatla fazla ilgilenmeyenlerin anlayabileceği çok az şey vardır. Bozuk perspektifli bir oda, sarı uzun saçlı yaratığa benzeyen bişey. Etrafında başka yaratıklar, yerde yine bir yaratık ve arkadaki şekli bozuk içi parlak dikdörtgenin içinde başka bişeyler daha.

[Resim: clipimage001js0.jpg]


5-10 dakka hiçbişey söylemeden sınıfı izleyen hoca, birazdan Picasso'nun resmini alıp Meninas'in bir resmini koyar. Bu resimde sandalyenin üzerinde oturan sarı uzun saçlı bir aristokrat kızının etrafındaki dadıları onun saçını tararken yerde köpeği yatmaktadır. Ve babası arkasından ışık sızan kapıdan kızını izlemektedir.

[Resim: clipimage002pf3.jpg]

Ancak ikinci resmi görünce Picasso'nun resmindeki öğelerin ne olduğunu ve bu resmin Meninas'in tablosuna gönderme olarak yapılmış olduğunu farkeder tüm sınıf.
Ve Muhan Soysal hiç unutamayacağımız dersini verir:
"Hayatta hiçbirşey Meninas'in resmi kadar belirgin ve net değildir. İş hayatı gerçekleri size Picasso'nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak gösterir. Picasso'nun resmine bakıp, Meninas'in resmini görebilenleriniz başarılı olacak, diğerleri kübik şekillere bakıp yanlış anlamlarçıkarmaktan gerçekleri hiç göremeyecek."


VE SON SÖZ......
Bir saatliğine mutlu olacaksanız, şekerleme yapın
Bir günlüğüne mutlu olacaksanız, balık avlamaya gidin
Bir aylığına mutlu olacaksanız, evlenin
Bir yıllığına mutlu olacaksanız, bir servete konun
Tüm yaşam boyunca mutlu olacaksanız, işinizi sevin...
ÇİN ATASÖZÜ
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Hayatın içinden Satır Araları
hayat piskopat bir öğretmendir acıyla tatlıyı öğretir. örneklerden biri hayata 5 tane çiçek atsan, hayatta sana 10 tane ok atıyor yani 5 iylik yap 10 düşman kazan. hayat en iyi öğretmendir.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.