You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

hasan sabah kimdir bir alevi önderimi yoksa bir çok katliama imza atmış bir şii mi?

hasan sabah kimdir bir alevi önderimi yoksa bir çok katliama imza atmış bir şii mi?

Senior Member
hasan sabah kimdir bir alevi önderimi yoksa bir çok katliama imza atmış bir şii mi?
BATI DÜNYASI VE EZOTERİZM
İSMAİLİLER VE TEMPLİERLER

M.S. 874'den, 1256'ya kadar ortadoğuda İsmaililer'in son derece etkin olduklarına daha önce değinilmişti. Güçleri o denli artmıştı ki, 1164 yılında, İsmaili İmamı 2. Hasan, Ramazan ayının ortasında şeriatı kaldırdığını açıklamıştı. Oruç tutmanın yanısıra, namaz kılma ve diğer ibadet zorunluluklarının da kalktığını duyurmuştu. Oğlu, İmam 2. Muhammed de onun sistemini devam ettirdi (1). İslam dininin öngördüğü zorunlu ibadetlere ancak, Selçuklu yönetiminin, Bağdat hilafeti üzerindeki İsmaili baskısını kaldırması ile geçilebildi.

Selçuklu işgalinden sonra İsmailliğin İran'da önemli bir güç olarak varlığını sürdürmesini mümkün kılan kişi Hasan Sabbah oldu. Aslen İranlı olan Sabbah, Fatımi devletinin himayesindeki Kahire Batıni okulunda eğitim gördü. 1090 yılında Mısır'dan İran'a döndü ve çevresine topladığı İsmaili müridlerinin yardımı ile, Teberistan'da bulunan Alamut kalesini ele geçirdi (2).

Alamut'u alan ve, İsmaili müridlerini acımasız birer fedaiye dönüştüren yeni bir sistem uygulayan Sabbah, Abbasi hilafeti ile Selçuklu yönetimini devirmek için girişimlerine başladı. Sabbah, örgüt üyelerine "Assasins" adını verdi. Arapça'da "Bekçiler" yada "Sır Bekçileri" anlamına gelen bu kelime daha sonra, Sünni Müslümanlar tarafından "Haşaş içenler" manasına "Haşhaşiler" olarak saptırılmaya çalışıldı. Fedailerin Sünni yöneticilere karşı giriştikleri suikastlar nedeniyle aynı kelime batı dillerine "Suikastçı" anlamında girdi (3).

Sabbah'ın sır bekçileri, yeniden doğuş inancı ile, sınırsız itaat koşuluyla yetiştirilmiş birer fedai idiler. Bu nedenle örgütün bir diğer adı da "Fedayiin" oldu. Dönemin Selçuklu Sultanı Melikşah'ın elçisinin gözünü korkutmak için seçilmiş birkaç fedainin kendilerini kale burçlarından aşağı atmaları, ayrıca fedailerin yöneticelere karşı hayatları pahasına giriştikleri suikast eylemleri tüm dünyada büyük yankılar uyandırdı.

Selçuklu yönetimi Hasan Sabbah'ı ve örgütünü yasadışı ilan etti ve Sabbah'ın şehirlerdeki yandaşlarını temizledi. Sabbah'ın en önde gelen düşmanı Vezir Nizamülmülk komutasında bir Selçuklu ordusu Alamut kalesini kuşattıysa da, Nizamülmülk'ün bir fedai tarafından öldürülmesi, bu arada da Sultan Melikşah'ın ölmesi nedeniyle kuşatma kaldırıldı.

Bu karışıklığı iyi değerlendiren Sabbah, İsmailliği tüm İran'da, Suriye'de ve başta Horasan olmak üzere tüm Türk ellerinde yaydı. İsmaillilik, 1124'de Hasan Sabbah ölene kadar gücünün doruklarında varlığını sürdürdü. Sabbah'ın ölümünü fırsat bilen vezir Kaşani, nerede görülürse görülsün tüm Batıni inançlıların öldürülmelerini emretti. Binlerce İsmaili kılıçtan geçirildi. Ancak İsmaillilerin intikamı da büyük oldu ve başta Vezir Kaşani olmak üzere yüzlerce Sünni lider, fedailer tarafından öldürüldü. Fedailerin, tam yok oldukları zannedildiği sırada greçekleştirdikleri bu eylemler yüzünden Selçuklu sultanı Sancar, İsmaililer ile barış istemek zorunda kaldı. Böylece Batınililik bir mezhep olarak resmen tanındı ve Moğolların Alamut'u almalarına kadar da etkin bir güç olarak varlığını sürdürdü
CİHANGİR GENER

Kaynakça

1- DİERL Anton Josef - "Anadolu Aleviliği" - Ant Yayınlan İstanbul 1991 Sf.33
2- Zelyut Rıza. "Öz Kaynaklarına Göre Alevilik" - Yön Yayınları - İstanbul 1992-Sf. 42
3- Eyüboğlu İsmet Zeki - "Tasavvuf - Tarikatlar - Mezhepler Tarihi" - Der Yayınları - İstanbul 1990 - Sf. 343
4- NAUDON Paul - "Tarihte ve günümüzde Masonluk" - Varlık Yayınları İstanbul 1968 - Sf. 36
5- BOUCHER Jules. NAUDON Paul - "Masonluk Bu Meçhul" - Okat Yayınevi İstanbul 1966 - Sf. 15
6- Boucher J. - Noudon P. -ie- Sf. 20
7- Erman Sahir - "Dante ve İlahi Komedyanın Ezoterik Yorumu" Yenilik Basımevi - İstanbul 1977 - Sf. 5
8- Naudon Paul -ie- Sf. 34
9- Boucher J. Naudon P. -ie- Sf. 33 l O-Naudon P. -ie-Sf. 34
11- Boucher J. Naudon P. -ie- Sf. 31
12- BAYET Albert "Dine Karşı Düşünce Tarihi" - Broy Yayınları İstanbul 1991-Sf. 55
[COLOR="Red"]Eğer ikrar ile yola gidersen
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez

Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez

Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.
[/COLOR]
Senior Member
hasan sabah kimdir bir alevi önderimi yoksa bir çok katliama imza atmış bir şii mi?
HASAN SABBAH

Gelecekte İsmaililiğin en tanınmış ismi haline gelecek, bu mezhebin içinde kendi ekolünü kurarak, terör hareketleriyle dünyaya dehşet saçacak olan Hasan Sabbah, İran’da İsmailililer’in önde gelen kişilerindendir.

Oniki yıl boyunca bölgeyi yakıp yıkan İbn-i Aktaş ölünce meydan Hasan Sabbah’a kaldı. İran’daki İsmailililer’in yeni lideri artık Hasan Sabbah’tı.

Devrin bütün ilimlerini öğrenmiş, kimya, sihir, gizem ve simya ile uğraşmış, Kahire’de İsmaili mezhebinin gizli sırlarını öğreten Dar’ül-Hikme’ye devam etmiş ve İran’daki İsmaililiğin ileri gelenlerinden biri olmuştur.

Hasan Sabbah, İran’a dönerken Alamut Kalesi’ni gördü. Bu kaleyi çok beğendi ve ileride işine yarayacağını düşündü.Oraya yerleşti ve çok geçmeden adamlarıyla harekete geçerek Alamut’u ele geçirdi.

Burada kendisine ait yöntemler gelişti.Zaten mezhep yönünden kendisine bağlı adamlarını “ölüm makinesi” haline getirecek bir yol buldu.Sarp kayalıkların üzerinde olduğu için zapt edilmesi güç olan kalede adeta bir yalancı cennet oluşturdu.Ağaçlıkların, havuzların ve çiçeklerin olduğu bu mekanda, dünya güzeli kadınlar erkeklere her türlü hizmeti yapıyorlardı. Hasan Sabbah, bu yalancı cenneti kendine ölümüne bağlı fedailer yetiştirmek için kullandı.

Hasan Sabbah’ın hizmetine girenler önce içkinin içine atılmış haşhaşinle uyuşturuluyor, adam gözlerini açtığında kendini bir yalancı cennette buluyordu.Bu cennet gibi yerde , huri gibi kızlarla her türlü zevki yaşayan fedailer, bu cennetten ayrılmak istemiyordu.

Ancak cennete girmenin yolu vardı. Hasan Sabbah’ın her istediğini gözünü kırpmadan yapmak. Hasan Sabbah’ın emri ile yapılan işi başarmak yada bu uğurda ölmek, cennete girmenin yolu idi.Hele ölüm cennete hemen giriş anlamına geliyordu.Yaşadığı cennetin özlemini çeken fedailer, cennete tekrar girebilmek için bir an önce Hasan Sabbah’ın uğruna ölmeyi arzuluyorlardı.Bu yüzden Hasan Sabbah, “kalenin bedeninden kendini uçuruma at!” emrini verirse fedai cennete kavuşacağının sevinciyle hiç düşünmeden kendini uçuruma bırakıyordu.

Bu yalancı cennet sayesinde Hasan Sabbah’ın etrafında oluşan fedailer ordusu, kısa zamanda adlarını duyuracak suikastlar düzenlediler ve çoğunda başarılı oldular. Hasan Sabbah’ın yok edilmesini istediği hedef kim olursa olsun suikasta uğruyor, çoğu ölüyor, kurtulanlar ise yeniden suikastlara maruz kalıyorlardı.Başarılı olamayan fedailer idam edilirken yada parçalanırken cennete girecekleri için mutlu ölüyorlardı.

Hasan Sabbah, yalancı cenneti sayesinde kendisine ölümüne bağlı fedailer ordusunu büyüttü.Dünya Tarihi’nin görmediği haydutlar ordusu haşhaşin ve yalancı cennet sayesinde kurulmuştu.

Hasan Sabbah, İsmaililik tarikatını kendine göre yeniden düzenledi ve müritlerini üç sınıfa ayırdı: Dailer, Refikler ve Fedailer.Bunların hepsine Büyük Dailer hükmediyordu, onlar Hasan Sabbah’ın vezirleriydi.Dailer mezhebe girecekleri kabul ederlerdi.Fedailer Hasan Sabbah’ın ve Büyük Dailer’in verdikleri emirleri uygulayan katiller ordusuydu.

Hasan Sabbah, ile birlikte yeni bir unvan ortaya çıktı.Şeyhü’l-Cebel.Dağların kartalı anlamına gelen bu unvan, Hasan Sabbah ve ondan sonra gelenlere verilen unvan oldu. Hasan Sabbah’ın adı söylenmiyor, ona Şeyhü’l-Cebel deniyordu.

Hasan Sabbah’a ve mezhebine karşı çıkanlar, onların küfür olduğunu söyleyen İslam alimleri ve fakihler çeşitli suikastların sonucunda birer birer ortadan kaldırılmaya başlandı.

Alp Arslan’ın meşhur vezirlerinden Nizam’ül-Mülk, Melikşah zamanında Alamut Kalesini ele geçiren Hasan Sabbah’ın üzerine yürüdü ve kaleyi kuşattı.Birbirlerini tanıyan Hasan Sabbah, Nizam’ül-Mülk’e bu işten vaz geçmesini, yoksa kendisinin öldürüleceğini haber saldı ama Nizamü’l-Mülk kuşatmadan vaz geçmedi.Bir gün Hasan Sabbah’ın fedailerinden Ebu Tahir, Nizam’ül-Mülk’ü bir suikastta öldürdü.Vezirleri ölen Selçuklu askerleri kuşatmadan vazgeçmek zorunda kaldı.

Melikşah’ın ölümünden sonra tahta geçen Sultan Sungur, İsmaililler’in üzerine ordusunu saldırıya hazırlarken , bir Sabbah yatağının başucuna saplanmış bir hançer gördü.Birkaç gün sonra bir adam Hasan Sabbah’tan mesaj getirdi:”O hançeri senin yatağının başucuna saplayan göğsüne de saplayabilir. Bizimle uğraşmaktan vaz geç.”

Hasan Sabbah’ın yetiştirip saraylara sattığı güzel kadınlardan biriydi Sungur’un yatağına hançeri saplayan. Hasan Sabbah’ın güzel kadınları, saraylarda cariyelik yaparken Şeyhü’l-Cebel olan şeyhlerine de hizmet ediyorlar ve emirlerini uyguluyorlardı.Sultan Sungur, Hasan Sabbah ile baş edemeyeceğini anlayınca onlarla uğraşmaktan vaz geçti.

Hasan Sabbah, yirmi altı yıl içinde her tarafa musallat oldu, istediği yerde teşkilatını kurdu ve ortalığı haraca bağladı.

Hasan Sabbah, 33 yıl hüküm sürdükten sonra 1124 yılında ölünce, o bölgedeki insanlar büyük bir beladan kurtulmuştu.

Moğollar’ın İlhanlılar Devleti’nin hükümdarı Hülagu, 1256 yılında Haşhaşinler’i acımasız bir şekilde katletti ve tamamen kökünü kazıdı. Günümüzde bu akımın değişik bir kolu , yine aynı bölgelerde, özellikle Lübnan’da Dürziler adıyla etnik bir grup anlayışıyla varlığını sürdürmektedir
[COLOR="Red"]Eğer ikrar ile yola gidersen
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez

Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez

Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.
[/COLOR]
Son Düzenleme: 14/10/2008, 02:39, Düzenleyen: sibele.
Senior Member
hasan sabah kimdir bir alevi önderimi yoksa bir çok katliama imza atmış bir şii mi?
Hasan Sabbah



Hasan Sabbah, tarihte ve günümüzde eşi benzeri olmayan bir Alevi önderidir. Hasan Sabbah, kurduğu örgüt ile yıllarca zalimlerin, saltanat sahiplerinin korkulu rüyası olmuştur.

Hasan Sabbah, İran’ın Kum kentinde doğmuştur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Hasan Sabbah, 17 yaşına kadar Oniki İmam’cı Şii eğitimi almıştır. 17 yaşından sonra İsmailliliği benimsemiş ve bölgenin İsmaili önderlerinden eğitim görmüştür. Hasan Sabbah buradaki eğitimini tamamlayınca, İsmaillilerin merkezi olan Fatımi Devleti’nin başkentine uzun ve zahmetli bir yolculuktan sonra 1078’de vardı. Hasan Sabbah üç yıl Mısır’da kaldı. Kahire ve İskenderiye’de dönemin ünlü bilginlerinden dersler aldı. Hasan Sabbah, 1081 yılında İsfahan’a dönerek, yetkinleşmiş bir şekilde mücadeleye başladı. Hasan Sabbah, yaklaşık 9 yıl çeşitli kentleri gezerek, İsmailliliği yaymaya çalıştı. Bu çalışmaları sonucu var olan İsmaili tabanını daha da genişletti. 1090 yılında Alamut kalesinde eğitim ve örgütlenme mücadelesine yeni bir boyut kazandırarak, Alamut kalesini kendisine merkezi üs olarak seçti. Alamut kalesi, Elbruz sıradağlarının en doruğunda olup, çok korunaklı bir konumdadır. Nitekim yıllarca ordular Alamut’u kuşatmalarına rağmen fethedememişlerdir. Hasan Sabbah burayı bilinçli seçmiştir. Hasan Sabbah, Alamut’un bütün eksiklerini tamamladı. Su kanalları açıp, ambarlar kurdu. Çevredeki küçük kaleleri alıp onlara kuleler yaptı. Çevrede bulunan yerleşim alanlarının çoğu İsmaili oldu. Bu arada bazı kurallar getirip, sosyal reformlar yaptı. İsmailileri kardeşlik bağlarıyla birleştirdi. Böylece her birey kendisini topluluğun sorumlu bir üyesi ve onun ayrılmaz bir parçası olarak hissetmeye başlamıştır.

Alamut kalesinin Hasan Sabbah tarafından ele geçirildiğini öğrenen Selçuklu veziri, Nizamülmülk, dört ay boyunca Alamut’u kuşatmasına rağmen sonuç alamadı. Bu dönemde Selçuklu Devleti’nde taht kavgası vardı. Bu durumu en iyi şekilde değerlendiren Hasan Sabbah, örgütlenme alanını günden güne genişletti. Örgütlenme ağı o kadar boyutlanmıştı ki, Selçuklu Devleti’nin üst düzey memurları dahi İsmaili olmuştu.

Hasan Sabbah, bütün yaşamı boyunca İsmaili inancının özgürce yaşanması için çalıştı. Bu noktada başarılı oldu. Bugün dahi onlarca kişi Hasan Sabbah’ın yaptıklarını hayranlık, şaşkınlık ve gıpta ile değerlendirmekteler. Hasan Sabbah’a olmadık iftiralar, hakaretler ve yakıştırmalar yapıldı. Öyle ki, Hasan Sabbah taraftarlarına afyon içenler anlamında haşhaşiler denildi. Oysaki onlara “Assasin” deniliyordu. Assasin kavramının türkçe karşılığı “bekçiler, sır bekçileri”dir. Onlar hiç bir zaman dünya malına olan düşkünlüklerinden, insanın inandığı değerler için yapmayacağı şey olmadığını bilmediler. Onlar için, değerleri için, inancı için yaşamını dahi feda etmek, insanın yapacağı bir iş değildi. Günümüzde dahi, Hasan Sabbah ve taraftarları için en ahlâk dışı iftiralar yapılmaktadır. Onlara göre Hasan Sabbah, fedailerini sahte cennet vaadiyle kandırıp, onları uyuşturucuya alıştırıp, eylemlere gönderiyormuş. Ne yazık ki, bir çok Alevi insan dahi bu yalanlara inanmaktadır. Oysaki gerçekler çok daha farklıdır. Gerçekte Hasan Sabbah, kötülüklere, haksızlıklara karşı gelmiş ve öğrencilerini de bu doğrultuda eğitmiştir. Onlara asla ve asla haksızlığa boyun eğmemelerini öğütlemiştir. Bu uğurda gerekirse yaşamlarını ortaya koymalarını öğütlemiştir. Hasan Sabbah’ı izleyen öğrencileri, yer yer fedai eylemler geliştirip, haksızlıkların üzerine gitmişlerdir. Doğal olarak haksız olanlar bunun karşıt propagandasını yapmışlardır. Ama bilinmelidir ki, bir kişiye ne kadarda uyuşturucu verilirse verilsin, o kişi asla böyle eylemler yapamaz. Aksine uyuşturucu alan kişi hantallaşır.

Hasan Sabbah’ın Alamut kalesini koruması, bu kaleye en güçlü ordunun dahi girememesi günümüzde dahi gıpta ile bakılan, hayranlık duyulan bir olaydır. Nasıl olurda bir fedai gözünü kırpmadan eylem gerçekleştirmiştir? O fedai nasıl bir eğitimden geçmiştir? Hasan Sabbah nasıl taktikler geliştirip, stratejisini uygulayıp, kaleyi güçlü ordu karşısında korumuştur? Bütün bunlardan yola çıkarak, Hasan Sabbah’ın etkileme gücü, bilinci, askeri dehası, örgütlenme stratejisi günümüzde hayranlık uyandırıyor. Böyle bir büyük şahsiyet görevini başarıyla tamamlamış 1124 yılında hakka yürümüştür.
[COLOR="Red"]Eğer ikrar ile yola gidersen
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez

Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez

Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.
[/COLOR]
Senior Member
hasan sabah kimdir bir alevi önderimi yoksa bir çok katliama imza atmış bir şii mi?
hasan sabbah ismini ilk defa amin maulof un semerkant isimli kitabında duydum kitapta ömer hayyamın hayatının yanısıra hasan sabbahın nizamı mülke karşı savaşını sonrasında bir kale yaptırıp burada kendine fedailer tuttuğunu bu fedailere istediği herşeyi yaptırmak için esrar yada afyon içirip cennet vadiyle kandırdığı anlatılıyor
önce onlara diyorki siz bana istediğimi yapın sizi cennete göndericem kahraman olacaksınız falan istediklerini yaptırıyor

bu arada sahte bir cennet inşa ediyor burada huriler yani güzel bir sürü kız bal ırmakları falan tam neler vardı hatırlamıyorum isteklerini yapan fedailerine gelin diyor ödül olarak sizi cennete götürecegim öncesinde afyon içirip kafayı bulduruyor sonra bunların gözünü baglayıp sahte cennete götürüyor bunlar kendine gelmeden tekrar çıkarıyor bu cennet söylemeleri yayıldıkça fedaileride çogalmaya başlıyor herkes adeta sabbaha tapıyor öl dese ölecekler sabbahta intikam almak ve toprak sahibi olmak için bunları kullanıyor ve tabiri caizse ölene kadar altın çagını yaşıyor.

bu kitabı okuduktan sonra insanoglunun yapabilecekleri beni ürküttü desem yeridir.müthiş akıllı bir adammış keşke aklını daha faydalı işlerde kullansaymış.
[COLOR="Red"]Eğer ikrar ile yola gidersen
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez

Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez

Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.
[/COLOR]
Member
hasan sabah kimdir bir alevi önderimi yoksa bir çok katliama imza atmış bir şii mi?
Sevgili aslıcan

Digerlerininde idda sahiplerini yazarsan sevinirim .

Hasan sabah kendisine atılan iftiralara ragmen yok edemediler, Hasan sabah batıni hermesci düşünceyi yaymaya çalışan iskenderiye ,hermes'in takipçilerinin toplandıgı bir guruptur.
[Resim: smile.gif]Saygılar Sevgiler Ali karul.

Işık'la Kalın.


Biz aşığız ne söylesek
Sözümüzde yalan olmaz
Sır içinde sır saklarız
Hiç kimseye ayan olmaz.
Senior Member
hasan sabah kimdir bir alevi önderimi yoksa bir çok katliama imza atmış bir şii mi?
sevgili ali karul diger idda diye belirttiklerimin kaynağı yok onun için idda diye belirttim bunlar internetten yaptığım araştırmada karşıma çıkan bilgilerdir. sizinde bu konuyla alakalı bildikleriniz yada kaynaklarınız varsa aktarın lütfen.yalnız semerkant isimli kitapta bu iddaların doğruluk payı olduğunu okumuştum açıkcası bana çok inandırıcı geldi okumanızı tavsiye ederim sevgiler.
[COLOR="Red"]Eğer ikrar ile yola gidersen
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez

Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez

Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.
[/COLOR]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.