[COLOR="#000000"] Gezi gençliğini anlama noktasında biraz kafa yormak gerektiği kanaatine vardım. Öyle zannediyorum ki bu gençlerin azınlıkta olsa bir kesimi artık, kendilerince savunmaya çalıştıkları davaları ne derece ulvi olursa olsun, sonucu itibariyle yakan, yıkan ve ülkenin sükûnetinden yana olanlarını da endişelendiren, mevcut durumuyla içerisinde suç unsurları barındıran radikal eylemlerin failleri durumuna düşmüşlerdir.
Çok farklı fraksiyonların yetiştirdiği genleri birleştiren bir çatı gibi görülen ’Gezi başlığı’ aslında ’hükümeti alaşağı’ edinceye kadar bir arada tutmaya yarayacak bir ’harç’ gibi görünse de bu gurupların, bir arada yaşama ve birlikte bir irade ortaya koyabilme kudretinden yoksun olduklarını ifade etmek gerekir.
Gezi olayları ’ilk ve masum’ denecek evresindeyken içerisinde, sadece çevre duyarlılığı olan A Politik veya demokratik siyaseti isteyen gençleri de barındırıyordu. Fakat bu guruplar ’manipüle’ edildiklerini anladıkları andan itibaren bu dirençlerinden vazgeçmiş gibi görünüyorlar. Çünkü bir radikalleşmenin, şiddet öznesi olarak algılanmak istemediler.
Şu anda sokaklarda hâlâ devam eden, asıl maksadı artık ’Gezi’ ya da ’ağaç’ olmayan ’Gezi’ eylemlerinin mimarları inatla toplumun hassas değerlerine dokunarak buraları kanatmaya çalışıyorlar. Aslında bu gençler, toplumun kutsallarına dokunarak ’kanatmak’ istediklerinin de farkındalar kanaatimce. Birilerinin yönlendirdiği artık belli olan bu eylemlerin elbette bir hedefi var. Artık bu hedefin deşifre olduğunu da iyi görmek durumundayız.
Hiç kimsenin ’ölümden hoşnut olma’ gibi bir acımasızlığı olmamalı elbette. Fakat eylemleriyle, düşünce yapılarıyla ortada olan birilerinin bunu ’isteyerek’ zorladığı gibi bir algıyı, gelişen iletişim kaynakları sayesinde rahatlıkla görebilmekteyiz.
Bu kaynakların ortaya serdiği veriler, ölen gençlerin hayat hikâyeleri, sosyal medya paylaşımları, kamera görüntüleri vs. sanki ’birileri bu ülkenin gençlerini ölüme hazırlıyor’ dedirtiyor. Bu çok acı bir durumdur aslında.
Birileri bu gençlere, ’yüksek değer manipülasyonu’ yapıyor. Sergilenen davranışlardan bunu anlamak mümkündür. Algı ve eylemlerine bakıldığında kendilerini hükümetin karşısında, Cumhuriyet devrimlerinin bekçisi, öncüsü gibi görüyorlar. ’Atatürk’ün askerleri’ anlayışıyla hareket ediyorlar; fakat o ruhtan da uzak gibiler. Algılarını köprüsüzlük, diyalogsuzluk üzerine inşa ediyorlar.
Atatürk, 6 Şubat 1933'te gençlere bir hedef çizmişti elbette. Fakat bu hedef ülkenin hükümetini devirmek değildi. Söylediği şu sözlerle emperyalist güçleri bozguna uğratarak elde edilen bağımsızlığa vurgu yapmıştı, "Türk genci devrimlerin, rejimin sahibi ve bunların gerekliliğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Bunlar zayıf düşürecek bir kıpırtı, bir hareket duyduğu zaman bu ulusun ordusu vardır, polisi vardır, jandarması vardır, adliyesi vardır' demeyecektir. Hemen müdahale edecek, elle, taşla, sopayla ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır. Polis gelecektir, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, " polis henüz devrim ve Cumhuriyet'in polisi· değildir' diye düşünecek ve asla yalvarmayacaktır. Mahkeme onu mahkûm edecektir. O diyecek ki, 'Ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Müdahale ve hareketimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren nedenleri düzeltmek de benim görevimdir." İşte benim anladığım Türk genci!.. (Tanzer Sülker Yılmaz’ın ’Türkiye’de Gençlik Hareketleri’, kitabından alıntıdır.)
Oysa CHP’nin de sırf ’hükümet muhalifliği olsun’ diye içeriğine bakmadan, her hükümet karşıtı duruma, harekete verdiği destekte bu olayların zemin bulmasına belli oranda katkı yapmaktadır kanaatini taşıyorum. CHP bu anlayışıyla kimi ve neyi kazanacağını hayal etmektedir; anlamak gerçekten güç. Fakat bu tavır, bir ekseni olmayan tavırdır. Ben bu tavrın CHP’ye uzun vadede kaybettireceği kanaatindeyim’
Yeni CHP’ye, eki CHP’li gençlerin 50’li yıllardaki bir ’and’ından alıntıyı yaparak bir ’değer’ hatırlatması yapmak isterim. Ülkenin asıl huzurunun ’sandık’ta olduğunu vurgulamak üzere; ’Muhalefette olursak iktidara karşı yıkıcılıktan çekinecek, iktidarda bulunursak bize yapılan fenalıkları ve partizanlığı katiyen tekrarlamayacak insanlar olacağız.’ (Anıl Kaya’ın Yüksek Lisans Tezinden alıntıdır.)
Sosyolog İsmail Öz Resmi Web Sitesi
Gezi Gençliği Atatürk’ü Yanlış Anladı.
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Atatürk Haberleri
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
2989
Gezi Gençliği Atatürk’ü Yanlış Anladı.
Gezi Gençliği AtatürkÂü Yanlış Anladı.
İsmail bey, Atatürk'ün 6 Şubat 1933'te gençlere hitaben söylediği Nutuk, Türk Gencinin iç ve dış mihraklara yönelik uyanık olmalarına yöneliktir. 1923 yılından önce Osmanlı Devletinin İstanbul hükümeti bizatihi acz içerisinde değil miydi?
Damat Ferit paşa İngiltere ile devletin himayesi konusunda gizli anlaşma yapmamış mıydı?
Tüm bunlar karşısında Kuvayi Milliye kuvvetleri İstanbul Hükümetine karşı birleşmiş ve kurtuluş çareleri aramışlardır. Devletin kapısını içeriden açan hainlere karşı -Vahdettin ve Damat Ferit bir haindir- sessizce kaderlerini mi beklemeliydiler ?
Mustafa Kemal Atatürk Ehlibeyt Evliyası olmasaydı ne İsmet İnönü ne de diğer paşalar bu kadar geniş çaplı bir kurtuluşa girişebilirlerdi !.. Kaderlerini himaye ve mandaya bağlayıp bugün tarihte adları bile anılmazdı !..
Türk Milleti yatsın kalksın Atatürk'üne dua etsin ki böyle dünyada eşi benzeri bulunmayan bir lideri Allah nasip etti.
Ehlibeytin kıymetini bilmeyenlerin helak olması gibi Atatürk'ün de kıymetini bilmeyenler evrenin sonsuzluğunda yok olup giderler !..
Bu millet arşı alayı Mustafa Kemal sesleri ile yankılatmayana kadar biliyorum ki Allah bize yardım etmeyecektir. Bu benim şahsi düşüncemdir kimseyi bağlamaz.
Damat Ferit paşa İngiltere ile devletin himayesi konusunda gizli anlaşma yapmamış mıydı?
Tüm bunlar karşısında Kuvayi Milliye kuvvetleri İstanbul Hükümetine karşı birleşmiş ve kurtuluş çareleri aramışlardır. Devletin kapısını içeriden açan hainlere karşı -Vahdettin ve Damat Ferit bir haindir- sessizce kaderlerini mi beklemeliydiler ?
Mustafa Kemal Atatürk Ehlibeyt Evliyası olmasaydı ne İsmet İnönü ne de diğer paşalar bu kadar geniş çaplı bir kurtuluşa girişebilirlerdi !.. Kaderlerini himaye ve mandaya bağlayıp bugün tarihte adları bile anılmazdı !..
Türk Milleti yatsın kalksın Atatürk'üne dua etsin ki böyle dünyada eşi benzeri bulunmayan bir lideri Allah nasip etti.
Ehlibeytin kıymetini bilmeyenlerin helak olması gibi Atatürk'ün de kıymetini bilmeyenler evrenin sonsuzluğunda yok olup giderler !..
Bu millet arşı alayı Mustafa Kemal sesleri ile yankılatmayana kadar biliyorum ki Allah bize yardım etmeyecektir. Bu benim şahsi düşüncemdir kimseyi bağlamaz.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi