You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Genel Felsefi Yaklaşımlar

Genel Felsefi Yaklaşımlar

Posting Freak
Genel Felsefi Yaklaşımlar
Utilitarizm (Faydacı Ahlak) Nedir, Ne Demektir?

Temsilcileri J. Bentham ve J.S. Mill’dir.

J. Bentham: İnsan eylemlerinin amacı mutluluktur. Çünkü insan doğası gereği acıdan kaçarak hazza ulaşmayı ister ve bu haz onu mutlu kılar. İnsanın mutluluğu çevresindeki insanların mutluluğuyla ilgilidir. Çünkü insan sadece kendi eylemlerinin etkisi altında değildir, bir arada yaşadığı insanların eylemlerinin de etkisi altındadır. Bu nedenle insanı mutluluğa götürecek en yüce haz ’Olabildiğince çok sayıda insana en çok fayda sağlayan hazdır.’ Yani buradaki haz toplumun faydası ön planda düşünülerek seçilirse bizi mutluluğa götürür.

J.S. Mill: İnsan eylemlerinin amacı mutluluktur. Mutluluk yarar ile elde edilebilir. ’Herkes kendi yararı ile başkalarının yararı arasında uyum kurmalıdır. O halde, ’yalnız tek insan için değil, herkes için yararlı (iyi) olanın gerçekleştirilmesi gerekir.’ Herkes için iyi olanı yapmak insanı mutluluğa götürür. İşte bu noktada haz bireysel olmaktan çıkıp evrensel bir yasaya dönüşür.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Genel Felsefi Yaklaşımlar
Monoteizm (Tek Tanrıcılık) Nedir, Ne Demektir?

Yalnızca tek bir Tanrı’nın var olduğunu savunan görüştür.

İnsanın, doğada ve toplumda, ilk veya değişmez sebebi araştırmasına yol açan tarihsel şartların etkisiyle her şeye gücü yeten bir tek tanrı düşüncesine varmasıdır.

Ayrıca evreni, doğayı ve toplumu yaratıp yöneten, her şeye gücü yeten tek bir tanrı bulunduğuna inanmaya ve ona tapınmaya da monoteizm adı verilmektedir.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Genel Felsefi Yaklaşımlar
Deizm (Yaradancılık) Nedir, Ne Demektir?

Deizm anlayışı iki temele dayanır; ilki Tanrı’nın varlığı akılla bilinebilir, ikincisi evren yaratıldıktan sonra, kendi yasalarına göre işler. Yani Tanrı evrene karışmaz, evrene aşkındır. Deizm, dine akılcı bir açıdan yaklaşır. Deizm’e göre Tanrı’nın varlığını kanıtlamak için mucizelere, vahiylere ihtiyaç yoktur, bunlara karşı çıkar. Temsilcileri J.Locke, J.J.Rousseau ve Voltaire’dir.

Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüştür.

Deizm veya Yaradancılık, kaynağını mantık ve doğadan alan, tüm dinleri reddeden tek Tanrı inancıdır. Dinler reddedildiği için peygamberler, kutsal kitaplar, sevap, günah, ibadet, dua, vahiy, kader, ahiret, cennet, cehennem, melek, cin ve şeytan gibi kavramlar bu inanışta yoktur. Deizm'de sadece evrenin işleyişi için doğa kanunlarını koyan, bunun ardından evrene ve insanlığa hiçbir müdahalesi olmayan bir Tanrıya inanılır.

Deizm kavramı ilk olarak 17. yüzyılda özellikle İngiltere’de kullanılmaya başlanmıştır. Terim Lâtince Tanrı anlamındaki Deus sözcüğünden türetilmiş ve özgür düşüncelilerin Tanrı inancını belirtmede kullanılmıştır.

Deist düşünce; eski zamanlardan beri (tahminen MÖ 535) vardır. Deizm kelimesi ise; 17. yüzyılda özellikle İngiltere'de kullanılmaya başlamıştır. Doğa dinine inanış 17. yüzyılda Avrupa'da bir devrim olmuş; birçok kültür bu akıma destek vermiştir. Rönesans dönemindeki hümanist yaklaşım; Avrupa'nın Klasik Roma ve Antik Yunan dönemindeki düşünceleri çalışmaya itmiştir. Bunun yanı sıra; eski dokümanların analiz edilmesi doğrultusunda ve bilimin de sunduğu olgularla tarihte ilk defa Hristiyan toplumlar tarafından İncil eleştirilmiştir. Yapılan araştırmalar doğrultusunda; Dünya Tarihi'nin İncil'de anlatıldığından çok daha farklı olduğu ortaya çıkmıştır. 16. ve 17. yüzyılda Avrupalıların Amerika, Asya ve Pasifik'i de keşfetmesinden sonra; aradaki farklılıklardan, dini Nuh'tan geliş teorisinin bozduğuna inanılmıştır. Bu konuda Herbert; De Religione Laici (1645) de şu sözleri yazmıştır.

« Birçok inanış ya da din, açıkça, birçok ülkede uzun süredir vardı ve kesinlikle kanun koyucuların bahsetmediği bir tane bile yoktu, Wayfarer'ın Avrupa'da bir tane bulması gibi, başka biri Afrika'da, Asya'da ve bambaşka bir tanesi de Hindistan'da... »

Bu doğrultuda; Hristiyanlığın birçok din arasındaki dinlerden biri olduğunun farkına varılmış; ve hiçbir şeyin bir dinin diğerinden daha iyi ya da daha doğru olduğunu ispatlamayacağına inanmışlardı.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Genel Felsefi Yaklaşımlar
Panenteizm (Diyalektik Teizm) Nedir, Ne Demektir?

Her şey Tanrı’dadır ve Tanrı ile evren bir değildir. Bu anlayışa ’Çift kutuplu Tanrı anlayışı’ denir. Tanrı’yı soyut, mutlak ve değişmez gibi yönleriyle evrenin üstünde (aşkın); somut, göreli ve değişen yönleriyle de evrenin içinde (içkin) görür. Tanrı evrenin dışında bir aşkınlığa sahiptir, onunla birlikteyken. Hem zamanın içindedir hem dışında; hem değişendir hem de değişmeyendir. Temsilcileri White Head, Hegel, Spinoza, İbn-ül Arabi.

Panenteizm ya da Kamusaltanrıcılık, panteizmde olduğu gibi evrenin kendisinin Tanrı olduğunu, panteizmden farklı olarak ilk devindirici olan tanrının evren ve tüm varlıkları özünden yarattığı ve evrene aşkın, evrenin bilincinde mutlak ve değişmez bir varlık olarak egemen olduğu inancıdır. Panteizmde her şey Tanrı'dır. Panenteizmde ise, her şey Tanrı'dan sudur etmiştir (oluşmuştur). Ruhun tek amacı, oluştuğu Tanrı'ya dönmektir. Bunun da yolu tek evrensel yasa olan evrim (tekâmül)'den geçmektir. Somut anlamda tanrının bütünleştiği evrenin ve varlıkların, evrim ile diyalektik olarak değiştiği ve geliştiği, gelişimini tamamladıktan sonra dönüşün yine ezeli ve ebedi olan tanrıya olacağı bu geri dönüşte tekamülünü tamamlayan ruhların da tanrıya kavuşacağına inanılır. Panenteizme göre tanrı, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişen (göreli)dir. Hem zamanın içinde, hem dışında; hem sonlu, hem de sonsuzdur. Aynı zamanda hem tikel, hem tümel; hem neden, hem sonuçtur.

İngiliz düşünürü Whitehead'e göre, Tanrı'nın her türlü değişmenin ötesinde değişmez bir niteliği ve bunun yanında bir de değişen ve oluşan bir niteliği vardır. Tanrı değişmeyen yanıyla devinimi başlatmıştır ve evrenin bilincindedir. Ancak Tanrı bu konumda kalmış olsaydı; ilk devindirici, özgür, öncesiz ve yetkin olarak kalacak ama varoluşa katılmamış olacaktı. Diğer niteliği ile ise Tanrı, değişme ve oluşma sürecinin içinde ve bilincindedir. Bu nedenle Tanrı'nın evrende içkin (evrenin maddesine karışmış, evrenin içinde bulunan) olduğunu söylemek de doğrudur. Evrenin Tanrı'da içkin olduğunu söylemek, Tanrı-evren ilişkisinin karşılıklı olduğunun farkına varışın göstergesidir.

Süreç felsefesi olarak da ifade edilen ve Whitehead 'le başlayan bu akıma Panenteizm ya da Diyalektik teizm denir. Panenteizme göre Tanrı, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişen (göreli) dir. Hem zamanın içinde, hem dışında; hem sonlu, hem de sonsuzdur. Aynı zamanda hem tikel, hem tümel; hem neden, hem sonuçtur.

Hartshorne, Tanrı'nın bir soyut bir de somut iki yüzü olduğunu söyler. Soyut niteliğiyle Tanrı; mutlak, etkilenmez, erişilmez ve değişmezdir. Somut yanıyla ise etkilenir ve değişir. Tanrı bu iki niteliğinde de yetkindir. Ancak bu yetkinlik klasik Teizmdeki gibi değildir. Oradaki yetkinlik, değişmeyen donmuş bir yetkinliktir. Buradaki yetkinlik değişir, ancak bu değişme Tanrısal bir değişmedir. Yani yetkinliğe doğru değil, yetkinlik içinde bir değişmedir. Bu tanımla Panenteizm, hem Deizmden hem de Panteizmden ayrılır.

Özet olarak; Panteizm ile Panenteizm arasında önemli bir fark vardır. Panteizmde her şey tanrıdır. Panenteizmde ise, her şey Tanrı'dan sudur etmiştir (oluşmuştur). Ruhun tek amacı, oluştuğu Tanrı'ya dönmektir. Bunun da yolu tek evrensel yasa olan evrim (tekâmül)'den geçmektir.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Genel Felsefi Yaklaşımlar
Dogmatizm Nedir, Ne Demektir?

’Dogmatik’ kelimesi gündelik dilde ondan anlaşılan ’bir inancı körü körüne savunan, önyargılı’ bir insanın zihinsel tavrı olarak düşünülmemelidir. Buradaki anlamı, insan zihninin varlık hakkında doğru ve kesin bilgi edinebileceğini öne süren felsefi anlayıştır.

Felsefede, bilginin mümkün olduğunu savunanlar dogmatik olarak adlandırılır. Dogmatikler, insanın kendisinden bağımsız olarak var olan gerçekliğin bilgisini bilebileceğini öne sürerler. Dogmatikler, bilginin nereden geldiği konusunda (akıl, deney, hem akıl hem deney, sezgi, olgu, yarar vb.) farklı görüşlere sahiptirler.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Genel Felsefi Yaklaşımlar
Senkretizm (Bağdaştırmacılık) Nedir, Ne Demektir?

Senkretizm (Türkçeye Fransızca syncrétisme 'den, o da modern Latince syncretismus 'dan, o da Yunanca sunkrētismos kelimesinden, o da Yunanca sunkrētizein [üçüncü bir partiye karşı birlik(te)] sözcüğünden gelmiştir), sıklıkla çeşitli düşünce okullarının uygulamalarını ve yollarını karıştırarak ayrı veya çelişkili inançları birleştirmek veya birleştirmeyi denemektir. Özellikle teolojide ve din mitolojisinde başta birbirinden farklı olan geleneklerin birleştirilmesi ve kıyaslanmasına yönelik olan, böylece farklı inançlarda temelde yatan bir birliği öne sürerek farklı inançlara karşı daha kapsayıcı bir duruşu savunan hareket ve denemeler için de bu terim kullanılabilir.

Terim, Oxford İngilizce Sözlüğü tarafından basit bir şekilde "farklı din, kültür veya düşünce okullarının birleşimi" olarak tanımlanırken, Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük'te "Birbirinden ayrı düşünce, inanış veya öğretileri kaynaştırmaya çalışan felsefe sistemi" olarak tanımlanmıştır.

Kültürel bir fenomen olarak senkretizm, edebiyat, müzik, mimari, temsili sanatlar ve diğer kültürel ifadelerde de gerçekleşebilir. Bununla birlikte eklektizmden farklıdır. Ayrıca senkretik siyasetten de söz edilebilirse de siyasi sınıflandırma açısından bu bağlamda terimin anlamı biraz daha farklıdır.

Dinsel etkileşim süreçleriyle ilgili bir kavram olan senkretizm, Türkçede "bağdaştırmacılık" olarak karşılanmakta ve farklı yaklaşımlara göre değişen anlamlar kazanmaktadır. Genel olarak "karışmış" veya "melez" olanı ifade etmek ve farklı kültürlere ait birtakım sembol, söylem veya kültlerin yeni bir kültür potrasında eritilip yeni bir "almaşık" oluşturması anlamına gelmektedir.

Antropolojik bakış açısından senkretizmin, kültürel ilişki modelleri içinde önemli bir yeri olan "kültürleşme" kavramının dinsel alandaki bir karşılığı olduğu da söylenebilir.

Senkretizm türevleri bakımından üç temel gruba ayrılır;

1. Sosyal, kültürel ve ekonomik düzeylerde topluluklar arası iletişimsel etkinlik sonucu oluşan doğal etkileşimler arası iletişimsel etkinlik sonucu oluşan doğal etkileşimler

2. Hakim kültürün zayıf kültürleri asimile etmesi sonucu oluşan "dejenerasyonlar", "yozlaşmalar"

3. İhtida (din değiştirme) sonucu eski ve yeni inanç sistemlerine ait birbirine benzer ve yakın unsurların bağdaştırılması ile gerçekleşen kaynaşmalar.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Genel Felsefi Yaklaşımlar
Yeni Platonculuk (Neo Platonizm) Nedir, Ne Demektir?

Yeni Platonculuk ya da Neoplatonizm, Plotinus'un çalışmalarıyla başlayan ve İmparator Justinyan'nın Platon'un akademisini M.S 529'da kapatmasıyla biten Platonik felsefe sürecini tanımlamak için kullanılan modern terim. Platon ve Aristoteles öğretilerini uzlaştırarak oluşturulmuş felsefi akım. Platonizm'in bu türü doğasında mistik veya dini unsurlarla tanımlanmaktadır.

Yeni Platonculuk antikçağın sonuna doğru egemen olmaya başlamıştır ve Antikçağ Yunan felsefesinin sonu olarak nitelenir.

Evrensel oluşmayı tinsel ilkeyle açıklamasından dolayı da gerici bir nitelik taşıdığı belirtilmektedir. Plotinos ve Proklos Yeni Platonculuğun önemli düşünürlerindendir. Ayrıca Plotinos’un öğrencisi Porphyrios, Bergama Yeni–Platoncu okulunun kurucusu Kapadokyalı Aedesius, Atinalı Plutarkhos ve İskenderiyeli Hypatia Yeni Platonculuğun örnek verilebilecek önde gelen isimleridir.[4] Yeni Platonculuğun felsefi sistemi başta Plotinus ve diğer bu isimler tarafından geliştirilmiştir. Felsefenin dinselleştirildiği bir dönemdir. Tanrı kavramı bu dönemde ön plana çıkmıştır. Hegel, felsefe tarihi derslerinde Yeni-Platoncuları ’tanrı üzerine bir hayli ince kıyılmış palavra’ ileri sürmekle suçlamıştır.

Yeni Platonculuğun etkisi oldukça büyük olmuştur. Hıristiyan felsefesini, geç antikçağın, tüm tanrıbilimini etkilemiştir. Ortaçağ'ın hemen hemen tamamında bu düşünce sistemi Platon'un düşünce sisteminin en etkili versiyonlarından birisi olmuştur. İslam ve Yahudi düşüncesi üzerinde de etkili olmuştur. Antikçağda önem verilen yaşam pratiklerinin karşısına felsefede teori anlayışı çıkmıştır.

Özellikle İtalyan rönesansı döneminde Giovanni Pico della Mirandola, Marsilio Ficino, Medici, Michelangelo ve Sandro Botticelli gibi isimler yeniplatonculuğa katkıda bulunmuşlardır. Bizans'tan İtalya'ya getirilen Platon'un el yazmalarının Floransa Akademisi'nde bu isimler tarafından çevirileri yapılır. Ayrıca bu dönemde, Platon'dan yola çıkan aynı isimler, platonik aşk kavramını ortaya çıkartmışlardır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.