Ümmed-i Muhammed
Ali Mısır'da okuyan bir öğrenci. Sınavlar bitmiş ve yaz tatiline girecekler.. Babası Ali'ye telefon eder ve sınavların nasıl geçtiğini sorar. Ali de bilmediği halde "çok iyi geçti" der ve bunu üzerine babası onu İstanbul'a işlerinde yardım etmesi için çağırır. Ali gidecektir İstanbul'a ve arkadaşına son olarak şöyle der; "Ahmet sen notlarımı öğrenirsin ve beni ararsın. Eğer telefona babam çıkarsa Muhammed'in Ali'ye selamı var dersin; ben anlarım bir tane zayıfım olduğunu." Ahmet notları öğrenir ve arar. Telefona babası çıkar ve Ahmet şöyle der: - Amcacım Ali'ye söyle ona bütün Ümmed-i Muhammed'in selamı var...
Fıkralar
Konu Sahibi / Yazar
HüsniyeDuman
Kategori / Forum
Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
Yorumlar / Cevaplar
156
Okunma / Görüntüleme
118721
Fıkralar
Fıkralar
Bir gun sarisinin biri erkek arkadasini arar ve soyle der ;
-Lutfen bir an once buraya gelip de bana yardim edermisin.
Bir puzzle aldim ancak bir turlu yapamiyorum ve o kadar ugrasmama ragmen henuz baslayamadim bile"
Erkek arkadasi sorar ;
-Peki tamamlandiginda ne cikmasi lazim ortaya?"
Sarisin " Kutudaki resime gore bunun bir horoz olmasi gerekiyor"
Erkek arkadasi en sonunda dayanamayip oraya gidip sarisina yardim etmeye karar verir.
Sarisin kiz erkegi iceri alir ve masanin ustunde her yere dagilmis olan parcalari gosterir ve "iste burada hepsi" der.
Erkek arkadasi parcalara bakar bir dakikaligina, sonra kutuya bakar ve doner soyle der :
" Oncelikle, ne yaparsak yapalim bu parcalari birlestirip bir horoz yapamayiz".
Sonra kizin ellerini tutar ve devam eder.
" Ikinci olarak, biraz rahatlamani istiyorum. Hadi gidip seninle guzel bir kahve icelim ve sonra.." deyip bir ic gecirir…
" ve sonra su Corn Flakes'leri kutusuna geri koyalim"
-Lutfen bir an once buraya gelip de bana yardim edermisin.
Bir puzzle aldim ancak bir turlu yapamiyorum ve o kadar ugrasmama ragmen henuz baslayamadim bile"
Erkek arkadasi sorar ;
-Peki tamamlandiginda ne cikmasi lazim ortaya?"
Sarisin " Kutudaki resime gore bunun bir horoz olmasi gerekiyor"
Erkek arkadasi en sonunda dayanamayip oraya gidip sarisina yardim etmeye karar verir.
Sarisin kiz erkegi iceri alir ve masanin ustunde her yere dagilmis olan parcalari gosterir ve "iste burada hepsi" der.
Erkek arkadasi parcalara bakar bir dakikaligina, sonra kutuya bakar ve doner soyle der :
" Oncelikle, ne yaparsak yapalim bu parcalari birlestirip bir horoz yapamayiz".
Sonra kizin ellerini tutar ve devam eder.
" Ikinci olarak, biraz rahatlamani istiyorum. Hadi gidip seninle guzel bir kahve icelim ve sonra.." deyip bir ic gecirir…
" ve sonra su Corn Flakes'leri kutusuna geri koyalim"
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali dir"
Fıkralar
Temel ve Hakim
Temel dava açmış ve ilk duruşmada hakim sormuş:
- Nedir şikayetin?
- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya, benle Fadimeyi ağızlarına dolamışlar,
bizi rezil ediyorlar. Hepsinden davacıyım. Kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan da tazminat talebim olacak.
- Senin adın Temel mi?
- Evet, Temel.
- İyi de, binlerce Temel var. O fıkralar neden senin için anlatılmış olsun.
- Hakim bey, ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.
Hakim, Temel'i iyice süzdükten sonra "Bak ama" der:
- O Temel fıkralarının çoğu belden aşağı. Oysa sana bakıyorum çelimsiz ve
yaşını almış bir Temelsin. O fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli
ve çapkın bir Temel için anlatılıyor. Seninle hiç ilgisi yok; bu dava düşer.
- Hakim bey, madem siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok. Demek
tevatürmüş, ben değilmişim.
- Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar. Sana sıra gelene kadaaar.
- İyi hoş da Hakim bey, bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim,
boş dönmeyeyim. Hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir fıkra anlatayım hakim bey.
- Anlat bakalım.
- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel, hakimlerin karılarına çok düşkünmüş.
- Hop, hop, hop... Dur, dur be, ne diyorsun sen..
- N'oldu hakim bey?
- Daha ne olacak? Benim Hakim olduğumu bile bile "Temel hakim karılarına
meraklıymış" diyorsun. Ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba!
Temel "Rica ederim Hakim bey" der:
- Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var. Asliyecisi var, sulhcusu, ağır cezasıcısı var. Seninkine sıra gelene kadar; daha çoook var.
Temel dava açmış ve ilk duruşmada hakim sormuş:
- Nedir şikayetin?
- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya, benle Fadimeyi ağızlarına dolamışlar,
bizi rezil ediyorlar. Hepsinden davacıyım. Kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan da tazminat talebim olacak.
- Senin adın Temel mi?
- Evet, Temel.
- İyi de, binlerce Temel var. O fıkralar neden senin için anlatılmış olsun.
- Hakim bey, ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.
Hakim, Temel'i iyice süzdükten sonra "Bak ama" der:
- O Temel fıkralarının çoğu belden aşağı. Oysa sana bakıyorum çelimsiz ve
yaşını almış bir Temelsin. O fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli
ve çapkın bir Temel için anlatılıyor. Seninle hiç ilgisi yok; bu dava düşer.
- Hakim bey, madem siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok. Demek
tevatürmüş, ben değilmişim.
- Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar. Sana sıra gelene kadaaar.
- İyi hoş da Hakim bey, bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim,
boş dönmeyeyim. Hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir fıkra anlatayım hakim bey.
- Anlat bakalım.
- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel, hakimlerin karılarına çok düşkünmüş.
- Hop, hop, hop... Dur, dur be, ne diyorsun sen..
- N'oldu hakim bey?
- Daha ne olacak? Benim Hakim olduğumu bile bile "Temel hakim karılarına
meraklıymış" diyorsun. Ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba!
Temel "Rica ederim Hakim bey" der:
- Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var. Asliyecisi var, sulhcusu, ağır cezasıcısı var. Seninkine sıra gelene kadar; daha çoook var.
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
Fıkralar
Temel ve Fadime evlilermiş. Köyde mutlu bir şekilde yaşıyorlarmış. Bunların hemen yanlarında da komşuları Dursun yaşarmış. Ancak Dursun biraz zamparaymış. Temel ne zaman tarlaya çalışmaya gitse, Dursun gelir Fadimeye sarkıntılık yaparmış.
Tabi bu böyle bir zaman sürmüş. En sonunda Fadime dayanamamış, Temele olup bitenleri anlatmış. Temel'e
- Ha bu Tursun var ya, sen evde yokken gelip kapıya beni sürekli taciz ediyur demiş.
Bunun üzerine Temel kendi gözleriyle olup biteni görmek için bir plan kurmuş, bunu Fadimeye de anlatmış ve uygulamak için gün belirlemişler. Temel planı şöyle anlatmış;
- Ha Fadimecuğum ben evde girişun üzerindeki tavanda saklanacağum. Tavan araluğundan sizi gözetleyeceğum Tamam mi? Sen de Tursun sorar ise Temel İstanbul'a gittu dersun demiş.
Bunun üzerine çıkmış evin tavanına, başlamış tavan aralığından olacakları beklemeye.
Bir süre sonra kapı çalınmış. Fadime Temel'e işaret ederek gitmiş kapıyı açmış. Kapıda her zaman ki gibi Dursun belirmiş. Dursun önce
-Temel evde mu? diye sormuş Fadimeye. Fadime de;
-Yok. Temel dün akşam İstanbul'a gittu. demiş
Bunun üzerine Dursun başlamış Fadimeye sarkıntılık yapmaya, sağını solunu ellemeye.
Temel tabi tavan aralığından olan biteni sinirli bir şekilde sesizce izliyormuş. Bir süre kendini tutarak olanları izlemiş. Ancak artık dayanacak sabrı kalmamış, o öfkeyle kendini unutmuş ve aşağı inerek Dursuna bağırarak şunları söylemiş.
-Ulan Tursun dua et de şu anda İstanbul'dayum. Yoksa ben sana yapacağamu pilurdum demiş...
Tabi bu böyle bir zaman sürmüş. En sonunda Fadime dayanamamış, Temele olup bitenleri anlatmış. Temel'e
- Ha bu Tursun var ya, sen evde yokken gelip kapıya beni sürekli taciz ediyur demiş.
Bunun üzerine Temel kendi gözleriyle olup biteni görmek için bir plan kurmuş, bunu Fadimeye de anlatmış ve uygulamak için gün belirlemişler. Temel planı şöyle anlatmış;
- Ha Fadimecuğum ben evde girişun üzerindeki tavanda saklanacağum. Tavan araluğundan sizi gözetleyeceğum Tamam mi? Sen de Tursun sorar ise Temel İstanbul'a gittu dersun demiş.
Bunun üzerine çıkmış evin tavanına, başlamış tavan aralığından olacakları beklemeye.
Bir süre sonra kapı çalınmış. Fadime Temel'e işaret ederek gitmiş kapıyı açmış. Kapıda her zaman ki gibi Dursun belirmiş. Dursun önce
-Temel evde mu? diye sormuş Fadimeye. Fadime de;
-Yok. Temel dün akşam İstanbul'a gittu. demiş
Bunun üzerine Dursun başlamış Fadimeye sarkıntılık yapmaya, sağını solunu ellemeye.
Temel tabi tavan aralığından olan biteni sinirli bir şekilde sesizce izliyormuş. Bir süre kendini tutarak olanları izlemiş. Ancak artık dayanacak sabrı kalmamış, o öfkeyle kendini unutmuş ve aşağı inerek Dursuna bağırarak şunları söylemiş.
-Ulan Tursun dua et de şu anda İstanbul'dayum. Yoksa ben sana yapacağamu pilurdum demiş...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Fıkralar
ŞU ANKİ DURUMUN ÖZETİ;
> Durumun özeti...
>
> Adamın biri çok uzun yıllar yurt dışında kaldıktan sonra ülkeye
> dönmüş. Havaalanından evine gitmek için bir taksiye binmiş. Yolda
> giderken yanında sigarası olmadığını hatırlamış ve şoföre bir markette
> durmasını , sigara alacağını söylemiş. Şoför gitmiş bir caminin
> önünde durmuş ve '' buyrun beyim, sigaranızı alın '' demiş. Adam
> şaşırarak '' nasıl yani , burası cami '' demiş. Şoför '' beyim artık
> ticaret camilerde yapılıyor '' demiş. Şaşkınlığı artan adam '' burası
> ibadet yeri değil miydi, hocalar, imamlar nerede...peki ibadet nerede
> yapılıyor '' diye sormuş. Şoför '' beyim ibadet üniversitelerde ''
> diye cevap vermiş. Adam '' profesörler, doçentler nerede... eğtim ,
> eğitim nerede yapılıyor '' demiş. Şoför sakin sakin '' beyim eğitim
> hapishanelerde '' diye cevap vermiş. Adamcağız panik halinde '' ya
> hapishanedeki hırsızlar, düzenbazlar nerede '' deyince , şoför cevap
> vermiş '' beyim onların hepsi şimdi mecliste '' ....
> Durumun özeti...
>
> Adamın biri çok uzun yıllar yurt dışında kaldıktan sonra ülkeye
> dönmüş. Havaalanından evine gitmek için bir taksiye binmiş. Yolda
> giderken yanında sigarası olmadığını hatırlamış ve şoföre bir markette
> durmasını , sigara alacağını söylemiş. Şoför gitmiş bir caminin
> önünde durmuş ve '' buyrun beyim, sigaranızı alın '' demiş. Adam
> şaşırarak '' nasıl yani , burası cami '' demiş. Şoför '' beyim artık
> ticaret camilerde yapılıyor '' demiş. Şaşkınlığı artan adam '' burası
> ibadet yeri değil miydi, hocalar, imamlar nerede...peki ibadet nerede
> yapılıyor '' diye sormuş. Şoför '' beyim ibadet üniversitelerde ''
> diye cevap vermiş. Adam '' profesörler, doçentler nerede... eğtim ,
> eğitim nerede yapılıyor '' demiş. Şoför sakin sakin '' beyim eğitim
> hapishanelerde '' diye cevap vermiş. Adamcağız panik halinde '' ya
> hapishanedeki hırsızlar, düzenbazlar nerede '' deyince , şoför cevap
> vermiş '' beyim onların hepsi şimdi mecliste '' ....
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size
PİR ZÖHRE ANA
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size
PİR ZÖHRE ANA
Fıkralar
Ne kadar şanssızım!'
Üzgün ve pısırık görünüşlü bir Adam barda tünemiş oturuyormuş.
Önünde Bir türlü içemediği bir içki bardağı, suratı asık..
O sırada barın kapısı açılmış.
İri yarı, külhanbeyi tavırlı bir Adam, sert adımlarla barın tezgahına doğru yürümüş ve pısırık adamı iteleyerek tabureye oturmuş.
Hiç soru sormadan adamın önündeki içki kadehini alıp başına dikmiş.
Elinin tersiyle ağzını kuruladıktan sonra, 'Ne o, neden böylesurat asıyorsun, gemilerin mi battı?' diye sormuş.
'Sorma, ben çok talihsiz bir adamım' demiş pısırık.
'Neden?' diye sormuş Adam tekrar.
Şöyle cevaplamış pısırık,
'Bu sabah karımla kavga ettik, beni evden kovdu.
O sinirle işe geç kaldım.
Patronum zaten bahane arayıp duruyordu, beni işten attı.
İşten çıktım, yolda yürürken araba çarptı.
Eve gideyim, belki karımla barışırız dedim, eve gittim ve karımı başka
bir erkekle yatakta yakaladım.
Bu kadarı da fazla artık dedim, kendimi öldürmeye karar verdim.
Tabancayla vuracaktım, silah tutukluk yaptı.
İple asmaya kalktım, ip koptu.
Doğalgazla öleyim dedim, faturayı ödemediğim için gaz kesikti.
Eczaneden fare zehiri aldım, buraya geldim, içki bardağıma koydum.
Onu da geldin sen içtin. Off.. Offfff...
Üzgün ve pısırık görünüşlü bir Adam barda tünemiş oturuyormuş.
Önünde Bir türlü içemediği bir içki bardağı, suratı asık..
O sırada barın kapısı açılmış.
İri yarı, külhanbeyi tavırlı bir Adam, sert adımlarla barın tezgahına doğru yürümüş ve pısırık adamı iteleyerek tabureye oturmuş.
Hiç soru sormadan adamın önündeki içki kadehini alıp başına dikmiş.
Elinin tersiyle ağzını kuruladıktan sonra, 'Ne o, neden böylesurat asıyorsun, gemilerin mi battı?' diye sormuş.
'Sorma, ben çok talihsiz bir adamım' demiş pısırık.
'Neden?' diye sormuş Adam tekrar.
Şöyle cevaplamış pısırık,
'Bu sabah karımla kavga ettik, beni evden kovdu.
O sinirle işe geç kaldım.
Patronum zaten bahane arayıp duruyordu, beni işten attı.
İşten çıktım, yolda yürürken araba çarptı.
Eve gideyim, belki karımla barışırız dedim, eve gittim ve karımı başka
bir erkekle yatakta yakaladım.
Bu kadarı da fazla artık dedim, kendimi öldürmeye karar verdim.
Tabancayla vuracaktım, silah tutukluk yaptı.
İple asmaya kalktım, ip koptu.
Doğalgazla öleyim dedim, faturayı ödemediğim için gaz kesikti.
Eczaneden fare zehiri aldım, buraya geldim, içki bardağıma koydum.
Onu da geldin sen içtin. Off.. Offfff...
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim AliÂdir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm YunanÂa karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı
BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
İkrarımı verdim AliÂdir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm YunanÂa karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı
BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
Fıkralar
BİZDE Mİ BÖYLE OLUCAZZZ 
Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaslarinda, çok eski üç arkadastir.
Birgün Huriye Nuriye'ye telefon eder ve Düriye'ye gitmeye karar verirler ve giderler.
Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar ve içerler. Biraz sonra Düriye yine :
'Ay kusura bakmayin unuttum, birer kahve yapayim da içelim' der.
Huriye ve Nuriye birsey demezler ve içerler. Aradan biraz zaman geçer. Düriye yine :
'Size bir kahve bile yapmadim hemen yapayimda içelim' der ve yapar getirir.
Bizimkilerde yine itiraz yok. Aksama dogru Huriye ve Nuriye kalkarlar, yola düserler.
Yolda bastonlari ile yavas yavas yürürken aralarinda su konusma geçer;
Huriye :
'Kiz Nuriye, gördün mü Düriye'yi..!!! Ne kadar pinti olmus. Bize bir kahve
bile ikram etmedi'
Nuriye :
'Kiizzz Düriye'yi ne zaman gördün??'

Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaslarinda, çok eski üç arkadastir.
Birgün Huriye Nuriye'ye telefon eder ve Düriye'ye gitmeye karar verirler ve giderler.
Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar ve içerler. Biraz sonra Düriye yine :
'Ay kusura bakmayin unuttum, birer kahve yapayim da içelim' der.
Huriye ve Nuriye birsey demezler ve içerler. Aradan biraz zaman geçer. Düriye yine :
'Size bir kahve bile yapmadim hemen yapayimda içelim' der ve yapar getirir.
Bizimkilerde yine itiraz yok. Aksama dogru Huriye ve Nuriye kalkarlar, yola düserler.
Yolda bastonlari ile yavas yavas yürürken aralarinda su konusma geçer;
Huriye :
'Kiz Nuriye, gördün mü Düriye'yi..!!! Ne kadar pinti olmus. Bize bir kahve
bile ikram etmedi'
Nuriye :
'Kiizzz Düriye'yi ne zaman gördün??'
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim AliÂdir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm YunanÂa karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı
BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
İkrarımı verdim AliÂdir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm YunanÂa karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı
BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
Son Düzenleme: 08/06/2009, 10:59, Düzenleyen: HÜSEYIN150.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi