You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

FATURA HEP GARiBANA

Posting Freak
FATURA HEP GARiBANA
[Resim: faturahepgaribana.jpg]
Hiçbir kriz döneminde işverenler elini taşın altına koymazken, son küresel krizin faturası da yine emekçi kesime çıkarılıyor. “Fırsat”ı değerlendirerek tenkisata giden sermayedarlar, toplumsal ve ekonomik olarak krizi daha da derinleştirecek!

- Analiz Dosya - Ahmet Zeki Gayberi
Bütün dünyayı etkisi altına almaya başlayan ekonomik durgunluğun, ülke ekonomilerine vurduğu en büyük darbe işsizlik olarak gösteriliyor. İşsizlik aynı zamanda milyonlarca insan için açlık anlamına geliyor. Her gün Türkiye’de 6 milyon kişi yatağına karnı aç bir şekilde giriyor. Tarımda istihdam imkânlarının daralması ise göç anlamına geliyor.

Türkiye dünyanın en genç nüfusuna sahip olmakla övünmesine karşın, dünyanın en büyük işsizler ordusunu barındırıyor. Ülkemiz, yıllardır kangrene dönüşen ve en büyük sosyoekonomik bela olan işsizlikle boğuşuyor. İşsizlik sürdükçe, suç oranlarında artış, kayıt dışında büyüme ve ahlaki çürüme de beraberinde geliyor. Son yıllarda işsizlik rakamları sürekli artış gösteriyor.

Yüzde 5’in üzerindeki bir işsizlik oranını en büyük kriz sayan ülkeler harıl harıl istihdam politikaları geliştirme telaşına düşerken, krizlere karşı adeta şerbetlenen Türkiye’de ise normal zamanda bile resmi işsizlik oranı rakamları yüzde 10’un altına maalesef düşmüyor. Hükümetin teğet geçeceğini iddia ettiği son küresel krizin asıl etkilerinin 2009 yılında ortaya çıkacağını söyleyen ekonomistler, işsizlik oranlarının da önümüzdeki sene yüzde 15’i geçebileceği uyarısında bulunuyor. Ekonomik krizlerin en büyük tetikleyicisi psikolojik olarak gösteriliyor. Olası bir panik havasının piyasaları nasıl olumsuz etkileyip ülkeyi tepetaklak ettiğine özellikle 2001 krizinde şahit olmuştuk.

]Panik ve kriz!
Ekonomik kriz uyarısı yaparak, önceden tedbir alınması yönünde uyarı yapmak ile sürekli kriz kışkırtıcılığı yapmak arasındaki ince farka dikkat çekiliyor. Küresel kriz dalgasının Türkiye’yi etkileyeceğini öngöremeyen hükümet ve kriz havarisi medyanın sürekli kriz havası pompalaması ile birlikte bugüne geldik. Son günlerde ülkemiz ekonomisinde de büyük bir durgunluğa yol açan ekonomik krizin etkilerini her zaman olduğu gibi emekçi kesim çekecek gibi görünüyor. Zira işveren ve sanayiciler, rasyonel olmamasına karşın en başta tenkisata gitme yolunu seçerek ekmek parası uğruna emeğiyle çalışan dar gelirli, asgari ücretli, beyaz veya mavi yakalı kesimi işten çıkararak krizi atlatma yolunu tercih ediyor.

Kısaca, 15 yaş ve üstü olup da çalışmak istemesine karşın iş bulamayan insanların ekonomide oluşturduğu duruma işsizlik adı veriliyor. Gizli işsizler ve kayıt dışı (sigortasız çalıştırılan) işsizler de eklendiğinde dünyanın en çok istihdam açığı bulunan ülkelerin başında ülkemiz geliyor.
Uluslararası yayınlardaki verilere göre ülkemiz işsizlik sıralamasında en diplerde bulunuyor. Bu araştırmalara göre, ilk yüze dahi giremiyoruz. Ülkemizin kanayan yaralarından olan işsizlik sorunu hepimizi bu nedenle yakından ilgilendiriyor. Kriz fırsatçılığı yaparak toplu sözleşme ve zam taleplerini krizi bahane göstererek reddeden sermayedarlar, eleman çıkararak krizi sürekli hale getiren bir işlev görüyorlar.

]TAHMİNLER ALT ÜST!
Türkiye’de son aylarda bir hayli artış gösteren ve 5 milyon kişiyi aşan işsizlik sorunun en temel problemlerinden biri de reel kesimin üretimden vazgeçmesi, faiz oranlarının yüksekliği, vergilerin yüksekliği ve istihdam oluşturacak üretim alanlarına hükümetlerin gereken önemi vermemesi olarak gösterilebilir.

Küresel mali krizin, Türkiye’yi derinden etkileyebileceğini öngöremeyen hükümetin işsizlik oranı tahminleri de değişti. Son aylarda yükselen işsizlik oranının, yıl sonunda yüzde 10.3 olması bekleniyor. İstihdam edilenlerin sayısı da yaklaşık 1.7 milyon kişi daha az olacak. Türkiye İstatistik Kurumu’nun son verileri, işsiz sayısının Ağustos döneminde 207 bin kişi daha arttığını gösterirken, 2008 ve 2009 için belirlenen resmi işsizlik oranı tahminlerini de yükseltti. Hükümetin 2007’nin son aylarında hazırladığı Katılım Öncesi Ekonomik Program’da işsizlik oranı, 2008 ve 2009 için yüzde 9.7 olarak öngörülmüştü. Yine aynı dönemde hazırlanarak yayınlanan 2008 programında da bu yıl için yüzde 9.6’lık işsizlik oranı tahminine yer verilmişti. Ancak son aylardaki gelişmeler ve küresel mali krizin etkisi ile tahminler alt üst oldu. İşsizlik oranı kentlerde yüzde 12’yi, kırsal kesimde ise yüzde 5,5’u geçmiş durumda.

İşsizliğe bağlı göç haritası!
İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası`nın Türkiye`de İşsizliğin Göç Haritası` raporuna göre, işsizlerin gözde kentlerinin başında hâlâ İstanbul, İzmir, Antalya, Adana ve Mersin geliyor. Rapora göre Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şırnak, Tunceli ve Van Türkiye`nin `en yoğun göç veren` kentleri oldu. Göç edenlerin başlıca çekim merkezi İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Bursa, Antalya, Malatya, Manisa ve Kocaeli`den oluşan 10 il olarak sıralandı. Raporda ayrıca AB ülkeleri ile Türkiye arasındaki işgücüne katılım oranı kıyaslaması da yapıldı:

- AB`de işgücüne katılım ortalama yüzde 69; Türkiye`de yüzde 49,
- AB`de kadın istihdamı yüzde 55; Türkiye`de yüzde 25,
- AB`de tarımın istihdamdaki payı yüzde 4 ; Türkiye`de yüzde 34,
- AB`de hizmetlerin istihdamdaki payı yüzde 60-70 ;Türkiye`de yüzde 43,
- AB`de toplam istihdam içinde sadece ücretlilerin payı yüzde 83; Türkiye`de ise yüzde 49!

]GERÇEK İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 19
TÜİK’in Ağustos ayı itibariyle 2 milyon 439 bin olarak açıkladığı işsiz sayısı, umudunu yitirerek iş aramaktan vazgeçen 1 milyon 720 bin ve ara sıra günü birlik işlerde çalıştığı için "eksik istihdamda" sayılarak kapsama alınmayan 800 bin kişi de eklendiğinde 5 milyona ulaşıyor. Buna göre TÜİK'in yüzde 9.8 olarak açıkladığı işsizlik oranı da gerçekte yüzde 19’a yükselmiş oluyor.

]TÜRKİYE’DE HER 4 KİŞİDEN BİRİ İŞSİZ
TÜİK’in yıllardır yüzde 10 civarında açıkladığı işsizlik oranları Avrupa ortalamasına yakın tutuluyor. Ancak yaşanan işsizlik oranı ile TÜİK’in verileri arasındaki uçurumun herkes farkında. Çünkü TÜİK’in “iş aramayıp, işbaşı yapmaya hazır olanlar” dediği 1 milyon 731 kişi de aslında işsizler ordusunda. Ancak TÜİK iş bulma ümidini tamamen yitirmiş ve aramaktan vazgeçmiş bu kitleyi işsiz kabul etmiyor. Ayrıca gizli işsiz denilen, bir ay çalışıp on bir ay boş gezen ya da sadece hasat mevsiminde çalışanlar da eklendiğinde Türkiye’de her dört kişiden biri işsiz.

]İŞSİZLİK FONU’NDA 37 MİLYAR VAR!
Son üç aylık dönemde İşsizlik Sigortası Fonu'ndan işsizlik ödeneği almak için başvuruda bulunanların sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 55 arttı. Uygulamanın başladığı Mart 2002'den 31 Ekim 2008'e kadar 1 milyon 345 bin 909 kişi İŞKUR'dan işsizlik ödeneği almak için talepte bulundu. Ödenek almaya hak kazanan 1 milyon 199 bin 248 kişiye, 1 milyar 707 milyon 221 bin 679 YTL 55 YKr verildi. İşsizlik Sigortası Fonu'nun toplam varlığı ise 36 milyar 711 milyon 743 bin 714 YTL'ye ulaştı.

]İşsizliğe karşı çözüm önerileri
- İstihdam dostu bir büyüme stratejisi benimsenmeli.
- IMF direktifleri dışında, üretim, bölüşüm ve istihdam üzerine kurulu yeni bir istikrar planı yapılmalı.
- İstihdam üzerindeki mali yükler azaltılmalı ve bu anlamda Türk sanayicisinin rekabet edebilmesinin önündeki engeller (enerji, vergi, v.s.) kaldırılmalıdır.
- Bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmelidir.
- Bilgi ve iletişim teknolojileri ve AR-GE yatırımları yapılmalı.
- TARIMA DAYALI SANAYI GELIŞTIRILMELI.
- Üretim yapacaklar için girdi maliyetlerinin düşürülmesi sağlanmalı.
- Kayıt dışılıkla mücadele edilmeli.
- Vergi, kayıt dışı ve teşvik politikaları birlikte ele alınmalıdır.
- Sosyal güvenlik vergileri düştükçe, kayıt dışılık biteceğinden devletin vergi geliri de yükselecektir.
- Yatırım ve istihdam teşviki göz önünde olmalı.
- Sosyal güvenlik sistemi sağlıklı işletilmeli.
- İşverenler devlete vergi vermek yerine yatırım yapmalı.
- İsçi haklarını sağlayacak İş Yasası Tasarısı çıkarılmalı.
- İş güvencesi sağlanmalı.
- İşsizlik Sigortası Fonu etkin bir şekilde kullanılmalı.
- Ev üretimi teşvik edilmeli.
- Ev hanımlarının el sanatları ile uğraşması sağlanarak zaman etkin kullandırılmalı.
- KOBİ’lere destek verilmeli.

]İŞSİZLER VE ÇALIŞANLAR
- İşsizlerin yüzde 72’si erkek.
- İşsizlerin yüzde 56.4'ü lise altı eğitimli.
- Yüzde 27.5'i bir yıl ve daha uzun süredir iş arıyor.
- İşsizlerin yüzde 30’dan fazlası "eş-dost" çevresi aracılığıyla iş arıyor.
- Yüzde 83’ü daha önce bir işte çalışmış.
- Daha önce bir işte çalışmış olan işsizlerin yüzde 52'si "hizmetler", yüzde 22.8'i "sanayi", yüzde 17.4'ü "inşaat", yüzde 7.8'i ise "tarım" sektöründe görev almış.
- Çalışanların yüzde 58.2'si ücretli, maaşlı.
- Çalışanların yüzde 26.4'ü kendi hesabına çalışıyor veya işveren.
- Çalışanların yüzde 15.4'ü ücretsiz aile işçisi.
- Yüzde 3.2'sinin ek bir işi var.
- Yüzde 4.3'ü mevcut işini değiştirmek için veya mevcut işine ek olarak bir iş arıyor.
- Ücretli çalışanların yüzde 86.5'i sürekli bir işte çalışıyor.
- Kayıt dışı istihdam edilenlerin oranı yüzde 47!
- Toplam işgücünün yüzde 17.6'sını 15-24 yaş grubundakiler oluşturuyor.
- Lise altı eğitimlilerde iş gücüne katılma oranı yüzde 47.9, yüksek öğretim mezunlarının katılım oranı yüzde 78.7.

]İŞSİZLİK MAAŞI ALMAK İÇİN
İşsizlik sigortası hizmetlerinden, işsizlik sigortası kapsamındaki bir iş yerinde çalışırken; kendi istek ve kusuru dışında işini kaybeden sigortalı işsizler faydalanabiliyor. İşsizlik sigortasından yararlanabilmek için işsizlerin, hizmet akdinin feshinden önceki 120 günü sürekli olmak üzere, son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primini ödemiş olmaları ve işten çıkış tarihinden itibaren 30 gün içerisinde işveren tarafından düzenlenmiş olan İşten Ayrılma Bildirgesi ile Türkiye İş Kurumu’na şahsen başvuruda bulunarak iş almaya hazır olduklarını bildirmeleri gerekiyor. Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak bulunan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkı olarak hesaplanıyor ve işten ayrılmadan önceki son 3 yıl içerisinde; 600 gün prim ödemiş olanlara 180 gün, 900 gün prim ödemiş olanlara 240 gün, 1080 gün ve daha fazla prim ödemiş olanlara 300 gün süre ile ödeniyor.
Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Sendikası Başkanı Mahmut Arslan:

]İşverenler, İşsizlik Fonu’na göz dikti!
İşsizliğin önüne geçmek için en başta kayıt dışı ekonomiden kurtulmak gerekiyor. Kayıt dışı ekonomi kayıt dışı istihdamı getiriyor. Yüzde 50 civarında kayıt dışı işçi var. Bunun makul düzeye çekilmesi lazım. İstatistikler sağlıklı rakamları vermiyor. İşverenler kriz dönemlerinde bundan yararlanmak istiyorlar. Krizin faturasını halka ve devlete kesiyorlar hemen. Hiçbir dönem sermaye kesimi elini taşın altına koymuyor. Krizin ayak seslerinde bile hemen işçi çıkarıp kayıt dışına yönelen işverenler samimi olmalı. İşverenler, İşsizlik Fonu’nda biriken paralara göz dikmiş durumda. İşçileri, Kıdem Tazminatı başta olmak üzere çeşitli haklardan mahrum bırakmaya çalışıyorlar. İşçi çıkarmak yerine, çeşitli yollarla işçilerle anlaşarak bir çözüm bulabilirler. İşverenler sanmasınlar ki bu krizden işçi çıkararak kurtulabilecekler. Sadece kendilerini kurtarmak için yaptıkları girişimler, muhakkak onların da krizden etkilenmelerine sebep olacaktır.
[Resim: 114ld.jpg]



Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.