Başbakan Erdoğan'ın videosunu Facebook'ta paylaşan hastane müdürünün başına gelmedik kalmadı...
Kütahya’nın Gediz ilçesinde Devlet Hastanesi müdürlüğü yaparken, Başbakan Erdoğan hakkındaki bir videoyu facebookta paylaşan Önder Kıcıroğlu’nun başına gelmeyen kalmadı. Hakkında dava açılan Kıcıroğlu önce Altıntaş sonra da Domaniç ilçesine tayin edildi. Bir yıl süreyle de kademe ilerlemesi durduruldu.
Kıcıroğlu, 2007’de facebooktaki sayfasına gelen “Tayyip’i üzmek, Allah’ı üzmekmiş (!)” adlı bir videoyu dğer kullanıcılarla paylaştı. Başbakan’a hakaret gerekçesiyle dava açılan Kıcıroğlu, görevinden alınarak Altıntaş İlçesi Devlet Hastanesi Müdürlüğü’ne atandı.
Dava açan Kıcıroğlu’nun eski görevinde kalma talebi, Bölge İdare Mahkemesince reddedildi. Danıştay ise bu kararı bozdu. Ancak Sağlık Bakanlığı Kıcıroğlu’nu bu kez de Domaniç Toplum Sağlığı Merkezine “Ayniyat saymanı” olarak atandı. Kütahya Valiliği ise, “Bir yıl süre ile kademe ilerlemesini durdurma cezası” verdi.
MHP MECLİS GÜNDEMİNE GETİRDİ
2007 yılında MHP’den milletvekili aday adayı olan, Kıcıroğlu’nun durumu TBMM gündemine de getirildi. MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, kaynağı kendilerine ait olmayan video ve ifadeleri sayfalarında bulundurmaları ve paylaşmaları nedeniyle bir çok vatandaşın ceza aldığını belirtti.
Işık, internet ortamında milyonlarca vatandaşın paylaşımda bulunduğu video görüntüleriyle ilgili açılan davaların, hukuki dayanağının açıklanmasını istedi. Kıcıroğlu ile aynı videoyu paylaşanlar hakkında dava açılıp açılmadığını bilmediğini söyleyen Işık, hukuki boşluğun mutlaka giderilmesi gerektiğini vurguladı. (Gazeteport)
Facebook'ta Erdoğan'ın videosunu paylaşınca bakın başına neler gelmiş!
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
2296
Facebook'ta Erdoğan'ın videosunu paylaşınca bakın başına neler gelmiş!
Facebook'ta Erdoğan'ın videosunu paylaşınca bakın başına neler gelmiş!
![[Resim: 3maymun0578224.jpg]](http://img202.imageshack.us/img202/1549/3maymun0578224.jpg)
Sokrates: Ölerek Yaşamın Onurunu Korumak; Sokrates'in Savunması
Siz Atina erkekleri, belki de sözlerimin yeterli olmadığını; sizleri ikna edebileceğim sözlerden imtina edişimin davayı kaybetmeme yol açtığını düşünüyorsunuz. Hiç de öyle değil.
Bir yoksunluktan ötürü yenildim, ama bu sözlerin yetersizliği değil, arsızlığın, küstahlığın ve terbizyesizliğin yetersizliğiydi ve ağlayarak, sızlayarak, yakınarak, şikayet ederek ve başka bir çok şey yaparak,onuruma yakışmadığını inandığım şeyleri söyleyerek başkalarından duymaya alışkın olduğunuz, duymaktan hoşlanacağınız şeyleri dile getirmeye razı olmayışımdan ötürü oluşan eksiklikti.
Ayrıca ne daha önce durumumun vehametine bakıp özgür bir erkeğe yakışamayacak şekilde davranmam gerektiğine inandım, ne de şimdi kendimi böyle savunmuş olmaktan pişmanlık duyuyorum; bu tarz savunmayla ölümüme yol açmayı, öteki tarz savunmayla yaşamaya yeğ tutuyorum.
Çünkü ne mahkemenin karşısında, ne savaşta, ne de başka bir yerde insan kendini ölünden kaçmak için her şeyi yapacak duruma getirmemeli. Muharebelerde sık sık,silahlarını atıp kendini kovalayanlara yalvarıp yakaranların canlarını kurtardıkları görülmüştür ve hiç bir eylemden ve sözden kaçınmamayı göze aldıktan sonra her türlü tehlikeden ve ölümden kurtulmanın başka bir yolu bulunmaktadır. Ancak, siz erkekler, zor olan, ölümden kaçınmak değildir; bundan çok daha zor olan, kötülükten kaçınabilmektir, çünkü o, ölümden çok daha hızlı koşar.
Ve şimdi yavaşlamış ve yaşlanmışken, daha yavaş olan tehlike bana yetişti; (benden) daha güçlü ve çevik olan davacılarıma ise hızlı olanı, kötülük yetişti. Ve şimdi çekip gidiyoruz artık: ben sizlerce ölüm cezasına çarptırılarak, sizler ise doğruluk tarafından alçaklık ve adaletsizlikten suçlu bulunarak. Ve ben, aynen sizler gibi (ama farklı nedenlerle), bu hükümden memnunum. Bu böyle sonuçlanmalıydı ve böylesinin iyi olduğuna inanıyourum.
Şimdi size, beni ölüme mahkum etmiş olan sizlere, bir kehanette bulunup bundan sonra ne olacağını bildirmek istiyorum; malum, ben insanların kehanette en yakın oldukları konuma erişmiş bulunuyorum: yani ölüme. Dolayısıyla beni ölüme havale etmiş olan sizleri, ben ölür ölmez, tanrı inandırsın ki, bana verdiğinizden çok daha sert olan bir ceza bekliyor. Bundan sonra hayatınızı yönlendirişinizin hesabını vermekten kurtulacağınızı sandığınız için böyle davrandınız; ama umduğunuzdan bambaşka şeyler gelecek başınıza diyorum size; sizden hesap soracak olan ve şimdiye kadar öne çıkmalarına engel olduğum için hiç bir şey fark etmediğiniz çok kimse gelecek.
Ve ne kadar gençseler o kadar inatçı ve ısrarcı olacaklar ve sizler buna çok daha fazla öfkeleneceksiniz. Doğru yaşamadığınız için insanları öldürerek suçlanmaları önleyebileceğinize inanıyorsanız, yanlış hüküm veriyorsunuz demektir; çünkü bu tarz bir temizlenme gerçekleşmesi tamamen imkansız bir temizlenmedir ve güzel değildir; daha güzel ve kolayı, başkalarını rahatsız etmeyen ve mümkün olduğu kadar iyi olacak şekilde kendini yükselten temizlenmedir. İşte beni mahkum etmiş olan sizlere önceden söyleyeceklerim bunlardır ve sizlere veda ediyorum.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi