You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ergenekon'da savunma: "Ortada 170 yıllık örgüt var"

Ergenekon'da savunma: "Ortada 170 yıllık örgüt var"

Posting Freak
Ergenekon'da savunma: "Ortada 170 yıllık örgüt var"
]Ergenekon'da savunma: "Ortada 170 yıllık örgüt var"


"Ergenekon" davasının bugünkü duruşmasında sanıklardan Semih Tufan Gülaltay savunmasını yapıyor. Gülaltay savunmasında, "Ortada bir örgüt var. Hatta bu 170 yıllık bir örgüttür. Bu örgüt, devletin her kurumuna nüfuz etmiş, infazlar yapan, bankaları soyan, halkı perişan eden Kürtçülüğe teşvik eden, Alevi-Sünni diye bölen bir örgüttür. Bu ulusal bir örgüt değildir, küresel bir örgüttür" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, bu davanın tutuksuz sanığı olan başka suçtan tutuklu Semih Tufan Gülaltay savunmasını tamamladı.

İddianameye ve hakkındaki suçlamalara 8 ana başlık altında cevap vermek istediğini belirten Gülaltay, polis tarafından evinde arama yapıldığını, emniyete götürüldüğünde açıklamadan önce bir takım teşhis işlemleri yapılmaya başlandığını anlattı.

Gülaltay, Akın Birdal olayı olarak bilenen olaydan ötürü ceza aldığını, cezaevinde yattığını ve şartlı tahliyeden yararlanıp tahliye olduğunu söyledi.

Ulusal Birlik Partisi'nin genel başkanlığını yaptığını, daha sonra genel başkanlık görevini devretmek zorunda kaldığını ifade eden Gülaltay, faaliyetlerini ulusal birlik platformu çatısı altında yürütme kararı aldıklarını
kaydetti.

Eruygur ile yapılan toplantılar


Gülaltay, bu kapsamda Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ile Ankara ve İstanbul'da çalışmalar yapma konusunda toplantılar düzenlediklerini ifade etti.

Eski bir polis tanıdığının kendisine yönelik bir komplodan bahsettiğini anlatan Gülaltay, yönetimdeki diğer arkadaşlarına da komplo hazırlığı yapıldığına ilişkin uyarıda bulunduğunu söyledi.

Semih Tufan Gülaltay, şirketlerinin bazı alacaklarına ilişkin bilgi verirken, şirketlerini dolandıran kişilerin emniyete getirilerek teşhis işlemi yaptırıldığını ileri sürerek, "Dolandırılan benim. Bunlar, emniyete geliyorlar" dedi.

Çıkar amaçlı suç örgütünden tutuklu olduğunu hatırlatan Gülaltay, "Lekelerlerse buradan çıktığım zaman siyaseten hiçbir varlığım olmayacak. Bütün bunlar baştan hesap edilmiştir" dedi.

Kendisiyle ilişkilendirilmek istenen Mete Yalazangil ve Muzaffer Tekin'in, bundan 10 sene önce kendisini ziyarete geldiklerini dile getiren Gülaltay, "Benim burada aklanacağımdan hiçbir şüphem yok" diye konuştu.

Gülaltay, TİT ile ilgili yargılandığı Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararına göre böyle bir örgütün olmadığını, bu örgütün kendisiyle de ilgisinin bulunmadığını söyledi.

"Eymür gerçekleri anlatmıyor"

Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür'ün gerçekleri anlatmadığını iddia eden Gülaltay, doğruları anlatacağını belirterek, 1996'da Eymür'ün yardımcısı olan Duran Fırat tarafından Ankara'daki bir restoranda "Mahmut Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım ile tanıştırıldığını, masada o dönemin bir bakanının da bulunduğunu ileri sürdü. Gülaltay, Yıldırım'ın o zamanlar istihbarat çevrelerinde bulunduğunu, bugünkü gibi kaçak olmadığını savundu.

Gülaltay, Duran Fırat'ın, kendisini bir gün Altunizade'deki bir holding merkezine çağırarak önemli bir görüşme yapmak istediğini ve görüşmede söz konusu holdingin tehdit edildiğini belirterek, kendisinden yardım istediklerini kaydetti.

İstihbaratçı arkadaşları vasıtasıyla yaptığı araştırmada, bu holding ve Mehmet Eymür'le ilgili farklı şeyler öğrendiğini ifade eden Gülaltay, Eymür'ün görevini suiistimal ederek bir takım parasal ilişkilere girdiğini gördüğünü öne sürdü.

Gülaltay, kendisinden istenen yardım talebini kabul etmediğini ifade ederek, Eymür ve ekibinin kendisine karşı tavırlarının değiştiğini ve kan davalarının da böyle başladığını iddia etti.

Karataş'ı yakalamak istedi, 3 gün sonra öldürüldü


Küçükyalı Ülke Ocakları'nda iken tanıştığı arkadaşı Osman Nuri Van'ın uzun yıllar MİT'in dış istihbarat biriminde çalıştığını ileri süren Gülaltay, Van'ın, 1998'de Belçika'da ensesinden vurularak şehit edildiğini iddia ederek, "Osman Nuri Van'ı Belçika'ya, ben hava limanından gönderdim. Dursun Karataş'ın ev adresini tespit ederek yakalamak için bir ekiple buluşmaya gitmişti. 3 gün sonra vuruldu. Karataş'ın yakalanmasından korkan bir ekip tarafından şehit edildi." dedi.

Gülaltay, "Naaşına MİT sahip çıkmadı. Osman Nuri Van faili meçhule gitti. İstihbarat çevreleri çok iyi bilir 'Tonton' kod adlı, cezaevinden Mehmet Eymür tarafından kaçırılan Eymür'ün Avrupa'daki tetikçisi... Cumhuriyet savcılığı bu duruma el koyarsa kimlikleri açık olarak da söyleyebilirim" diye konuştu.

Küresel örgüt

"Mehmet Eymür MİT'in içine girmiş ve 3 defa kovulmuş bir köstebek" diyen Gülaltay, Eymür'ün küresel örgütün Türkiye'deki faaliyetlerini sürdüren en önemli 4-5 isimden biri olduğunu iddia etti.

Gülaltay, "Küresel örgüt eski bağlantılarını tasfiye etmek istiyor. Buna 'onlar bit silkeleme" derler. Deşifre olan arkadaşlarını tasfiye ederler, örgütün üzerine gidiliyor gibi yapılıp işi sulandırır, dosyayı kapatırlar, böylece yargı ve kamuoyunu tatmin ederler. Savcıların en az benim kadar vatansever olduklarını düşünüyorum. Her ne kadar Zekeriya Öz'den şüphem varsa da. Ancak belli güçler tarafından soruşturma yönlendirilmekte. Bu işin gerçek sanıklarının buraya gelmesini istiyorum" dedi.

MİT'in içinde işlerini iyi yapan ulusalcı ve vatansever kadroların tasfiye edilmek istendiğini öne süren Gülaltay, 1993'de P-2 Mason Locası'nın finansörü olan bir ailenin, Eymür'e özel yapım zırhlı bir araç hediye ettiğini iddia etti.

Gülaltay, bu aracın Eymür'ün bir diplomat arkadaşı tarafından gümrükten çekildiğini ve satıldığını savunarak, MİT'te Eymür'ün casusluk faaliyetlerinin iyi bilindiğini ve bu yüzden bir kaç kez kovulduğunu ileri sürdü.

Semih Tufan Gülaltay, Eymür'ün, suç örgütleri kurarak provokasyonlar yaptığını iddia ederek, "Ortada bir örgüt var. Hatta bu 170 yıllık bir örgüttür. Bu örgüt devletin her kurumuna nüfuz etmiş, infazlar yapan, bankaları soyan halkı perişan eden Kürtçülüğe teşvik eden, Alevi, Sünni diye bölen bir örgüttür. Bu ulusal bir örgüt değildir, küresel bir örgüttür" şeklinde konuştu .

"Küresel örgütten burada 3-5 dışında kimse yok"


Bahsettiği küresel örgütün tarihsel sürecini de anlatan Gülaltay, sürmekte olan davayı kastederek, "Bu küresel örgütten burada 3-5 kişi haricinde kimse yok" dedi.

Bu örgütten Türkiye'nin kurtulmasının zamanının geldiğini söyleyen Gülaltay, söz konusu örgütü ortaya çıkartmak gerektiğini hatta gerekirse binlerce insanın kelepçelenerek, yargılanabileceğini ifade etti.

Bu örgütün Türkiye'ye zarar verdiğini, ülkeli bölmeye çalışığını öne süren Gülaltay, devletin her kademesinde bölünmeler meydana geldiğini söyledi.

"Eymür'ün yoldan çıktığını söyledim"

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde de savunmasına devam eden başka suçtan tutuklu Gülaltay, "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım ile yaptığı görüşmede, Yıldırım'ın, "Mehmet Eymür'ün yoldan çıktığını, bazı hatalı şeyler yaptığını" anlattığını söyledi.

Eymür'ün, Yıldırım'ın kendisiyle görüşmesini istemediğini de ifade eden Gülaltay, "Osman Nuri Van, Mahmut Yıldırım ve Necip Hablemitoğlu gibi Eymür'e ters düşmüş insanların ya öldüğünü ya da öldürüldüğünü" öne sürdü.

Gülaltay, "Savcılara suç duyurusunda bulunuyorum. Mahmut Yıldırım kayıptır, ancak Mehmet Eymür bir televizyon programında Yıldırım'ın öldürüldüğünü söyledi. İstanbul'da ülkücülük yapmak kolay. Mahmut Yıldırım, bu ülkeye hizmet etmiştir. Bingöl'de hangi jandarma komutanı gelse evine giderdi. Kardeşi Bahattin Yıldırım da Mahmut Yıldırım'ın Mehmet Eymür ile ters düştüğünü, öldürülmüş olabileceğini söyleyerek şikayetçi olmuştur. Savcılar neden üzerine gitmiyor?" diye konuştu.

"Eymür'ün bir 'kumarhane kralı' ile ortak işler yaptığını, bir otelin kral dairesinde kaldığını" öne süren Gülaltay, "Peki Ömer Lütfü Topal'ı kim öldürdü? Topal'ın ölümü kimin işine yaradı, kiminle rekabeti vardı?" şeklinde konuştu.

"28 Şubat sürecini, Mehmet Eymür ve sağ kolu Cemal Alpaslan Ertuğ'un planladığını" öne süren Gülaltay, "Ertuğ'un, DEV-YOL'un Marmara Bölgesi sorumlusu olduğunu" iddia etti.

Gülaltay, "Ertuğ'un, Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alpaslan Arslan'ın Yeditepe Hukuk Bürosunu tutan ve döşeyen, Kırgızistan'a PKK'yı yerleştiren kişi olduğunu" savundu.

DHKP-C'yi de kimin maniple ettiğinin ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Gülaltay, "Bu küresel örgüt, Mehmet Eymür gibi yüzlerce, binlerce profesyonelden oluşan bir örgüt. Ergenekon'un kurucusu Necabettin Ergenekon nerede?" diye sordu.

Savcıların soruşturmayı siyasallaştırdığını öne süren Gülaltay, ileride şartların değişmesiyle savcıların da suçsuz yere uzun cezalar alabileceklerini savundu.

Gülaltay, "Davanın hedefinde bir kere yargıyı çökertmek var. Siz ne kadar verirseniz verin, halkın yüzde 50'si bu karara inanmayacak. Bu davada atılan sis bombalarıyla amaçlanan Anayasa'yı değiştirmek" dedi.

"Birdal'ı vuran insanları doğal karşılıyorum"

Akın Birdal suikastına adının karıştırıldığını söyleyen Gülaltay, "Bu olaya azmettiren Cengiz Ersever, beni tanıyan ve büroma gelip giden birçok astsubaydan biridir. Büromda gece bekçiliği yapan kişiyle olayı gerçekleştirmiştir. Yargıtay'da beraatım istenmesine rağmen bu davadan ceza aldım. Akın Birdal, bana göre bir vatan hainidir. Onu vuran insanların tepkilerini doğal karşılıyorum. Ben de karşılaşsam, yapmış olabilirdim. Ama olaydan sonradan haberim oldu. Birdal olayı ve Türk İntikam Tugayı (TİT), Mehmet
Eymür ile ekibinin bana yakıştırmasıdır" dedi.

Davanın sanıklarından Sami Hoştan'ı hiç tanımadığını, Muzaffer Tekin ile de birkaç kez görüştüğünü belirten Gülaltay, Anadolu yakasındaki ulusalcıların birbirlerini tanıdıklarını, Muzaffer Tekin ile de bu nedenle tanıştıklarını söyledi.

İddianamede kendisiyle ilgili pek çok hata yapıldığını savunan Gülaltay, hatalı olduğunu öne sürdüğü bölümleri okuyarak açıklamalarda bulundu.

Gülaltay, 9 ay boyunca telefonunun dinlendiğini, bu süre içinde çok kızdığı birine "ağzına sıkarım" dediğini, bunu da hiddetle söylediğini, konuşmalarında başka da bir şey olmadığını savundu.

Bu davadan beraat edeceğini, ancak kendisine bu şekilde leke sürüldüğünü iddia eden Gülaltay, Ulusal Birlik Platformunun sinerjisinden korkularak kendisinin tutuklandığını söyledi.

"Örgütte ayak işlerine bakan biri" gibi gösterildiğini ifade eden Gülaltay, "11 tane kitap yazmış bir tane mafya lideri gösterebilir misiniz? Sadece 'Tanrı'nın Türkleri' adlı kitabım 6 cilttir. 17 bin kaynak taranmıştır" diye konuştu.

Soruşturmada Cumhuriyet savcılarının yönlendirildiğini öne süren Gülaltay, "Benim Cumhuriyet savcılarımın bu yönlendirmeleri anlamaları gerekirdi. Böyle tahkikat olmaz. Yarın savcılarımıza da aynı şekilde tahkikat uygulanır. Bu küresel örgütte medya patronu, bankacı, her titrden insan vardır. Bunlar ortaya çıkarılmalı. Savcıların bu önemli tahkikatta yaptıkları hataların Türk milletine çok ağır bedeller ödeteceğini düşünüyorum" diye konuştu.

Gülaltay, "bu küresel örgütün marifetiyle mahkeme karşısına sanık olarak çıkarıldığını" öne sürerek, savunmasını tamamladı.



Sanık ve avukatlarının talepleri dinlenildi

"Ergenekon" davasının bugünkü duruşmasında, sanık ve avukatlarının talepleri dinlenildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, başka suçtan tutuklu sanık Semih Tufan Gülaltay'ın savunmasını yapmasının ardından Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, saatin geç olması nedeniyle sanığa sorularını gelecek celse
sormak istediğini söyledi.

Gülaltay'ın avukatı da savunmasını sorulardan sonra yapacağını bildirdi.

Daha sonra talepleri alınan sanıklardan Aydın Yüksek, tutukluluğunun 20. ayında olduğunu söyledi. Davada aleyhine öne sürülebilecek hiçbir delil olmadığını ifade eden Yüksek, davaya neden dahil edildiğini söyleyemeyeceğini kaydetti.

İstanbul'un çeşitli ilçelerinde hayata geçirmek istediği bir projeden bahseden Yüksek, Muzaffer Şenocak ile aralarındaki husumetin tutuklanmasına neden olduğunu savundu.

Bunun üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, "Burada söyleyemeyeceğiniz ne olabilir ki?" dedi. Şengün, mahkemenin gerçeği ortaya çıkarmak için çaba gösterdiğini belirtti.

"Adı geçenler dışarıda"


Tutuklu sanıklardan Vedat Yenerer de MİT'ten gelen şemada adı geçmediği halde 10 ay 4 gündür tutuklu olduğunu söyleyerek, "Adı geçenler dışarıda. Çaresiz durumdayım. Oynanan açık hava tiyatrosu var ve bu tiyatro kangrene dönüştü" dedi.

Tahliyesini talep eden Yenerer, "Beni aileme kavuşturun" şeklinde konuştu.

Tutuklu sanıklardan Sevgi Erenerol da Noel nedeniyle birçok kilisede ayinler düzenlendiğini ifade ederek, "Aynı ayinler Türk Ortodoks Patrikhanesi'nde yapıldığında iddianamede 'gizli örgüt toplantısı' olarak addedilmektedir" diye konuştu.

Tutuklu sanıklardan Abdullah Arapoğulları da ailesinin rahatsız edildiğini öne sürdü.

Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün'un, bunu mahkemeye yazılı olarak vermesini istemesi üzerine Arapoğulları, "Pazartesi günü yazılı olarak veririm" dedi.

Tutuklu sanıklardan Kemal Kerinçsiz de "iddianamenin bazı bölümlerinde sözde Ergenekon örgütünün TSK'nın içerisinde bir yapılanma olarak gösterildiğini" ileri sürerek, Genelkurmay Başkanlığı'na müzekkere yazılıp, TSK içinde soruşturma başlatılıp başlatılmadığının, bu örgüte üye olmak, yardım ve yataklık etmek suçlarından ötürü TSK mensupları hakkında yapılmış bir
soruşturmadan ötürü Askeri Şura'da ihraç kararı verilip verilmediğinin sorulmasını istedi.

"Şema bir an önce açıklanmalı"

Tutuklu sanıklardan Vedat Yenerer'in avukatı Vural Ergül de MİT'ten mahkemeye gelen yazıda "gizli" ibaresi bulunduğunu, şemada da "gizli" ibaresi olduğunu belirterek, aralarında bu açıdan fark bulunmadığını ve söz konusu şemanın bir an önce açıklanmasını istedi.

MİT tarafından mahkemeye gönderilen cevabi yazıdan, söz konusu bilgi notunun operasyon sürecinde Başbakanlık tarafından soruşturmadan sorumlu savcılığa intikal ettirildiğinin anlaşıldığını söyleyen Avukat Ergül, bunu hukuka ve usule aykırı müdahale olarak nitelendirdi.

Avukat Ergül, MİT'e yazı yazılarak, söz konusu bilgi notunun hangi tarihte Başbakanlık tarafından Cumhuriyet savcılığına gönderildiğinin sorulmasını istedi.

Bunun üzerine savcı Pekgüzel, MİT Müsteşarlığı'ndan savcılığa gelen yazıya dayanılarak Başbakanlık'tan, ne gönderildiyse istediklerini ifade etti. Avukat Ergül de "MİT'e güvenilmediği için mi Başbakanlığa sorulmakta" dedi.

Veli Küçük'ün avukatı Zeynep Küçük de şemanın, MİT değil savcılık eliyle kapatıldığını söyleyerek, Osman Yıldırım'ın tüm tanık beyanlarına hala ulaşamadıklarını, ayrıca Tuncay Güney ile ilgili kasetlerin de ortada olmadığını söyledi.

Sanık avukatlarından Mehmet Taşdelen de klasörlerde bulunan yazılardan, şemada Orgeneral Eşref Bitlis ve Necip Hablemitoğlu'nun da bulunduğunun belli olduğunu söyledi.

Avukat Taşdelen, MİT'in şeması ile emniyetin şeması arasında ciddi fark bulunduğunu söyleyerek, şemanın açılmasını istedi.
Tutuklu sanıklardan Kemal Kerinçsiz'in avukatı Tolga Akalın, MİT tarafından gönderilen son yazıda "Ergenekon-Ümraniye operasyonu" ifadesinin bulunduğunu, bunun daha önceki yazılarda ise "Ümraniye-Ergenekon operasyonu" olarak ifade edildiğini dile getirdi.

Avukat Akalın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına veya Başbakanlığa müzekkere yazılarak, 19 Ocak 2006 tarihli bilgi notunun hangi tarihte Cumhuriyet savcılığına intikal ettirildiğinin sorulmasını istedi.

Mahkemeden Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı

Bu arada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca mahkemeye yazılan, Tuncay Güney'in yurt dışında ifadesinin alınmasına yönelik çalışmalar yapıldığı, gizlilik kararı bulunduğu ve soruşturma işlemlerine devam edildiğinden dosyanın gönderilemediğine ilişkin yazının ardından, mahkemece 24 Aralık 2008'de Başsavcılığa yeni bir yazı gönderildi.

Yazıda, Tuncay Güney ile ilgili soruşturma dosyasının dava dosyasıyla ilgisi olduğu ve kovuşturmaya katkısı bulunacağı kaydedildi.

Anayasa'nın 138/4. maddesi gereği ilgili mercilerin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduklarının amir bir hüküm olduğu belirtilen yazıda, mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen bilgilere cevap verilmesinin bir zorunluluk olduğu, aksi durumun kanuni sorumluluk doğuracağı göz önünde bulundurulduğunda 22 Aralık 2008 tarihli bu yazının iade edildiği belirtildi.

Yazıda, 2008/1756 sayılı soruşturma kapsamındaki işlemlerle yürütülen Tuncay Güney ile ilgili kısmın gönderilmesinin temini istendi.
[Resim: 181tx4.gif]
''Kuran İmanla Olur.
İman Aşkla Olur,
İnsanı Sevmekle Olur..''


Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.