"Çözümsüzlük çözüm değildir," (Ne demekse!) diye fincancı katırları gibi Kıbrıs uyuşmazlığının içine daldılar. Her şeyi berbat ettiler. İki defa Sayın Denktaş'ı Anadolu'dan kovdular. Tabii ki utanmadan.
Annan Planına "Evet" diyeceksiniz diye, tıpkı Vahşi Batı gibi bastırdılar. Üstelik "Evet" demezseniz "Ne haliniz varsa görün," diye Kıbrıs Türk'ünü Anavatansız bırakmak, düşmanın kucağına atmakla tehdit ettiler.
"Anavatan bile böyle istiyor," diye düşünenler dahi oldu, Referandumda %65 "Evet" dediler. Vahşi Batı "Kıbrıs Türkleri KKTC'den vazgeçti," dediler.
17 Aralık 2004'de Brüksel'de görüşmeler sabahlara kadar uzamıştı. Erdoğan bile, önüne konan dayatmayı bir türlü hazmedemiyordu. Ek protokolü imzalasa, TC sözde Kıbrıs Cumhuriyetini tanımış olacaktı. Batılı çakallar alttan girip üsten çıkıyorlardı. Ve nihayet Erdoğan bitkin, o günlerde Devlet Bakanı Beşir Atalay'a şunu paraf et de gidelim, dedi.
Erdoğan ve adamlarının bu şafak vakti paraf başarıları (!) Ankara Kızılay meydanında, günlük güneşlik o öğle vakti havai fişekler, halaylar çekilerek, davul zurna eşliğinde alkışlatılmıştı.
3 Ekim 2005 yaklaştıkça AB, "parafını imzaya çevir," diye diye Erdoğan'ının başı kel ettiler, "3 ekimde görüşmeler başlamaz," diye tehdit de ettiler. "Van Minit" kaçacak delik aradı, olmadı.
29 Temmuz 2005'de o gece ansızın Ek protokol imzalanıverdi.
Fakat; 3 Ekim 2005'de görüşmelere başlama garantilenmişti. Vahşi Batı'nın Sahte Hukukuna göre, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti de TC tarafından tanınmış sayılıyordu. Gel gelelim bu imzanın TBMM'nden geçirilerek, deniz ve havalimanlarının Rum gemi ve uçaklara açılması gerekiyordu.
İşte mesele ve zaman burada durdu. Yani, "KKTC'nin faturası kesildi ve fakat malın Rum'a teslimi kalmıştı." Halen de öyle duruyor. Berbat ettiler.
Çankaya'da mutabakata vardılar. 2009 yılında çözüm. İllaki KKTC'yi Rum'a yamalayacaklar.
Şimdi İçişleri Bakanı Beşir Atalay yine ortalıkta dolaşıyor. Yine aynı söylem fişeği...
"Çözümsüzlüğü savunarak negatif siyaset yapmanın hiç kimseye faydası yoktur."
TBMM Meclisinden maaşlı Ahmet Türk "Öcalan muhatap alınmalı," Bu bedel her şeye yeter.
"APO muhatap alınacak, yani TC'nin Mandela'sı yapılacak. TC'nin başına çorap. Çok tehlikeli.
Başka neleri berbat ettiler?
-3 milyonluk Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan ''Türkiye'yi, eğer sınırlar açılırsa veya Ermenistan'a karşı ablukaya son verilmesinin eşiğine gelirsek ziyaret edeceğim'' dedi.
Gül Abdullah Ermenistan'da maç izlemeye gitmişti. Azerbaycan, "bir millet iki dövlet derken," küstü. 75 milyon TC'nin utancına bak.
-2002'de hiç terör yoktu. Şimdilerde teröristlerle pazarlık yapılıyor.
-"Van minit" dediler. İsrail'den zılgıt yediler. Sözde zavallı Filistinlileri korudular. Çark ettiler. Suriye sınırını 45 yıllığına İsrail'e kiralamak istediler.
-Hakim ve Savcılar yüksek kuruluna saldırdılar. Hakimler savcılar, kendilerini savunmaya aldılar. TC tarihinde ilk defa devletle savaşa tutuştular.
-Babalar gibi satarım, dediler. Satılacak mal kalmadı ülkemde. Paraları yediler. Mart sonu itibarı ile sadece dış borç stoku 262 Milyar 934 dolar oldu. İç borcu ilan etmiyorlar.
-İşsizlik listesinde dünya 4. sıraya yükseldik. İspanya Birinci. İspanya nerde? Cennetmekan AB'de.
-Daha neler!? Her şeyi berbat ettiler.
GUARDİAN, "Erdoğan Atatürk'ün mirasına darbe vurabilir." Simon Tisdal.
(30.7.2009 Cumhuriyet yazıyor.)
"Bir barış süreci kökleşirse, bu bazı çevrelerde Atatürk'ün tek dil ve tek bayrak altındaki tek halk idealini baltaladığı gibi" görülecek derken, "Erdoğan, Türkiye'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Atatürk'ün aşınan ultra milliyetçi mirasına şimdiye kadar en büyük darbeyi vurmak üzere olabilir.
Erdoğan'ın tereddütlerinin nedeni ise kuşkusuz ki kısmen, kendisini lider olduğu İslam'a dayalı AKP'ni gizlice dini bir gündemi izlemekle suçlayan aynı muhafazakar, laik ve askeri muhaliflerinden kaynaklanan sert direniştir."
Haydi hayırlısı..
Hüseyin Laptalı
Erdoğan, atatürk'ün türkiye'sine en büyük darbeyi vurabilir.
Erdoğan, atatürk'ün türkiye'sine en büyük darbeyi vurabilir.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi