Erdoğan: 2009 yine zor geçecek
Küresel krizin Türkiye’yi ’teğet geçtiğini’, ardından krizin ’psikolojik’ olduğunu söyleyen Başbakan Tayyip Erdoğan, yılın son Ulusa Sesleniş konuşmasında, 2009’da ekonomide bizi zorluklar bekliyor dedi.
Erdoğan, 2008’in ’bütün ülkeleri sarsan bir yıl’ olarak hatırlanacağını belirtirken, Her şeye rağmen bu zor yılı kayıp hanesine yazdırmadık. Yılı kazançla, ülkemizi her şeye rağmen büyüterek kapatıyoruz diye konuştu.
Etkilemesi kaçınılmaz
Erdoğan Muhtemel ki bu büyük krizin etkilerini dünya, 2009 yılında da hissetmeye devam edecek derken, şöyle konuştu: Bütün dünyayı sarsan bu çapta bir krizin Türkiye’yi de az çok etkilemesi kaçınılmazdır. 2008 zor bir yıl oldu ama asla milletimiz için kayıp bir yıl olmadı. 2009’da da bu kez global kriz sebebiyle ekonomide bizi zorluklar bekliyor. Aldığımız tedbirlerle gelecek zorlukları da yöneterek, 2009’u inşallah Türkiye için bir fırsat yılına hep birlikte dönüştüreceğiz. Krizin etkilerinin görülmeye başladığı ilk andan itibaren tedbirlerimizi kararlılıkla aldık, alıyoruz. Bir yandan ekonomimizi küresel risklerden korumaya, diğer yandan da şartları ülkemiz için fırsatlara dönüştürmeye çalışıyoruz.
Fırsata dönüştüreceğiz
Enerji ve emtia fiyatlarındaki düşüşleri avantaj olarak gösteren Erdoğan, Biz umutlu olmayacağız da kim olacak? Bugün dünyada yaşanan sıkıntıları biz yıllarca yaşadık, bu girdaptan nasıl çıkılacağını da çok iyi biliyoruz diye konuştu. Erdoğan, olumsuzlukların el birliğiyle kısa zamanda ortadan kaldıracak, krizi daha güçlü bir atılımın, daha dinamik bir ekonominin vesilesi, fırsatı haline getireceğiz dedi.
Ekonomi Gündemi...
Konu Sahibi / Yazar
Kongo Madagasgar
Kategori / Forum
Ekonomi
Yorumlar / Cevaplar
584
Okunma / Görüntüleme
153051
Anket Borsa sizce ne olur...
Bu ankette oy kullanma yetkiniz yok.
22.000
4 (33.33%)
26.000
1 (8.33%)
19.000
3 (25.00%)
15.000
2 (16.67%)
30.000
1 (8.33%)
21.500
1 (8.33%)
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız.
Toplam:: 12 (100%)
Ekonomi Gündemi...
Ekonomi Gündemi...
]MTV, kredi kartıyla ödenebilecek [/color]
Motorlu taşıtlar vergisinin (MTV) ilk taksit ödemesi başladı. Araç sahipleri, MTV’yi artık kredi kartıyla da ödeyebilecek.
Kredi kartı ile ödemede şu an için Halk Bankası, Garanti Bankası, Akbank ve İş Bankası sisteme entegre olmuş bulunuyor.
Yapı Kredi, TEB, HSBC, Finansbank, Ziraat, VakıfBank, Asya Katılım ise sisteme entegre olma çalışmaları devam ediyor.
Oluşturulan sistemle bankalara içinde bulunulan yıla ait MTV taksitlerinden vadesi geçenler de ödenebilecek. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın sitesinden kredi kartıyla ödemede ise geçmiş yıllara ait sorgulanan tüm borçlar ödenebilecek.
Bankalar ve kredi kartıyla yapılan tahsilat esnasında mükellefin plaka numarası kullanılarak, doğrudan Gelir İdaresi Başkanlığı’nın sistemine bağlanıp, mükellefin borcunun olup olmadığını bankalar görebilecek. Bu sistemle aynı zamanda mükelleflerin eksik veya fazla ödemesinin önüne geçilecek
Motorlu taşıtlar vergisinin (MTV) ilk taksit ödemesi başladı. Araç sahipleri, MTV’yi artık kredi kartıyla da ödeyebilecek.
Kredi kartı ile ödemede şu an için Halk Bankası, Garanti Bankası, Akbank ve İş Bankası sisteme entegre olmuş bulunuyor.
Yapı Kredi, TEB, HSBC, Finansbank, Ziraat, VakıfBank, Asya Katılım ise sisteme entegre olma çalışmaları devam ediyor.
Oluşturulan sistemle bankalara içinde bulunulan yıla ait MTV taksitlerinden vadesi geçenler de ödenebilecek. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın sitesinden kredi kartıyla ödemede ise geçmiş yıllara ait sorgulanan tüm borçlar ödenebilecek.
Bankalar ve kredi kartıyla yapılan tahsilat esnasında mükellefin plaka numarası kullanılarak, doğrudan Gelir İdaresi Başkanlığı’nın sistemine bağlanıp, mükellefin borcunun olup olmadığını bankalar görebilecek. Bu sistemle aynı zamanda mükelleflerin eksik veya fazla ödemesinin önüne geçilecek
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]Yeni banknotlarda 3 özelliğe dikkat!!! [/color]
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle çıkacak banknotlar üzerinde halka yönelik 10 güvenlik özelliğinin bulunduğunu belirterek, “Vatandaşlarımız, yeni banknotlarımızın en az üç güvenlik özelliğini çok iyi öğrensinler ve mutlaka kontrol etsinler” dedi.
Yılmaz, Banknot Matbaası Genel Müdürlüğü'nde düzenlediği basın toplantısında 1 Ocak 2009 tarihinde dolaşıma çıkacak Türk Lirası (TL) banknot ve madeni paraların tasarım ve boyutlarının tamamen yenilendiğini belirterek, “Banknotlarımızın boyutları küçüldü. Artık cüzdanlarımıza rahatlıkla sığacak boyutlarda banknotlarımız olacak” dedi.
Banknotlarda gelişmiş güvenlik özelliklerinin bulunduğunu ifade eden Yılmaz, yeni banknotlardaki güvenlik özelliklerinden birisi olan holografik şerit folyonun özellikleri itibarı ile dünyada ilk kez TL banknotlarda uygulandığını söyledi.
1 Ocak 2009 tarihinde dolaşıma çıkarılacak Türk Lirası banknot ve madeni paraların 2009 yılı boyunca bir yıl süre ile YTL banknot ve madeni paralarla birlikte tedavülde olacağını kaydeden Yılmaz, 1 yıllık birlikte dolaşım süresinin sona ermesiyle YTL banknotların 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren 10 yıl boyunca Merkez Bankası ve Ziraat Bankası şubelerince kabul edileceğini ve değiştirileceğini bildirdi.
Dönüşümün rahat bir şekilde gerçekleştirilmesi için 1 yıllık bir süre öngörüldüğünden vatandaşların paralarını değiştirmek ve Türk Lirasına çevirmek konusunda acele etmelerine hiç gerek olmadığını ifade eden Yılmaz, bu değişim işlemlerinin doğal akışı içerisinde tamamlanmış olacağını söyledi. Yılmaz, şöyle devam etti:
“Dönüşüm planlaması çerçevesinde bankalar müşterilerine yapacakları ödemelerde mümkün olduğunca TL banknot kullanılacaktır. Bankalar piyasadan çekilen YTL banknot ve madeni paralar, mümkün olduğu mertebe tekrar piyasaya verilmeyecek, Türk Lirasına geçiş hızlandırılacaktır.
Bu konuda bankalar ile koordinasyon halinde çalışılmakta ve bankaların yaptığı çalışmalar yakından takip edilmektedir. 2009 yılının ilk yarasında, tedavüldeki paraların çok büyük bir bölümünün Türk Lirasına dönüşmüş olacağını öngörüyoruz.”
Beş yıl önce YTL'ye geçişi nasıl sorunsuz başarıldıysa Türk Lirasına geçişin de sorunsuz tamamlanacağına inandıklarını belirten Yılmaz, tanıtım kampanyası çerçevesinde çok sayıda kamu ve özel sektör kuruluşunun yanı sıra bazı sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle de işbirliği imkanları bulduklarını söyledi.
TANITIM KAMPANYASI
Türk Lirasına geçiş kampanyası çerçevesinde yapılanlar hakkında bilgi veren Yılmaz, Türk Telekom'un 17,5 milyon sabit hat abonesine gönderdiği fatura zarflarının içerisinde Türk Lirası tanıtım broşürüne yer vererek, kendilerine milyonlarca eve doğrudan ulaşma imkanı bulduklarını bildirdi.
Tanıtım kampanyasına destek veren tüm kamu ve özel sektör ile meslek kuruluşları yöneticilerine teşekkür eden Yılmaz, Türk Lirasına geçiş tanıtım kampanyası için 1 milyon adet Türkçe 15 bin adet tanıtım afişinin, 5 milyon Türkçe ve 500 bin adet İngilizce genel broşürün basıldığını söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile okullarda çocuklara özel tasarlanmış 2 milyon adete yakın broşürün dağıtıldığını ifade eden Yılmaz, 50 bin adeti Türkçe 10 bin adeti İngilizce olmak üzere hazırlanan profesyonellere yönelik kitabın finans kuruluşları başta olmak üzere, yurt içi ve yurt dışından ilgili kamu ve özel sektör kuruluşlarına gönderildiğini belirtti.
Olabildiğince geniş kitlelere ulaşma stratejisi doğrultusunda gazeteler ile yaptıkları işbirliklerinin de çok olumlu sonuç verdiğini kaydeden Yılmaz, okurlara ulaştırılmak üzere özel olarak hazırlanan broşürlerin farklı günlerde olmak üzere gazetelerle dağıtımının yapıldığını bildirdi.
TL banknot ve madeni paralar ile banknotları ayırt edilmesi en kolay, temel güvenlik özelliklerinin tanıtılması için 2 milyon 600 bin adetin dağıtıldığını, bu rakamın Türkiye'deki ortalama günlük gazete tirajının yarısına tekabül ettiğini belirten Yılmaz, bu kampanya çerçevesinde kendileri ile işbirliğine giren ve herhangi bir bedel talep etmeksizin broşürleri dağıtan gazeteler ve tanıtıma katkı sağlayan diğer medya kuruluşlarına teşekkür ettiğini söyledi
BANKNOTLAR ÜZERİNDEKİ GÜVENLİK ÖZELLİKLERİ
Banknotlar üzerinde halka yönelik 10 güvenlik özelliğinin bulunduğunu kaydeden Yılmaz, “Vatandaşlarımız, yeni banknotlarımızın en az üç güvenlik özelliğinin çok iyi öğrensinler ve mutlaka kontrol etsinler” dedi.
Merkez Bankası tarafından TL banknotların üretim ve dağıtımına Mayıs ayında başlandığını belirten Yılmaz, şöyle dedi:
“Üretim ve dağıtım planı 1 Ocak 2009'da piyasanın banknot ihtiyacını karşılayacak şekilde hazırlanmıştır. TL banknotların ebatlarında değişiklik söz konusu olduğundan ATM'lerin ve para sayma makinelerinin test ve adaptasyonlarının yapılması gerekmektedir.
Bu amaçla TL banknotların Ekim ayında firmalara test için verilmiştir. Bu kapsamda 18 firmaya 3 milyon 375 bin 840 TL değerinde 148 bin 452 adet banknot teslim edilmiştir.
Bu firmalardan bazıları makinelerini şubelerimize getirip dönüşüm çalışmalarını bizzat şubelerimizde gerçekleştirmiştir.
1 Ocak 2009 tarihinden itibaren bankacılık sistemi tarafından TL banknotların dolaşıma çıkarılmasını sağlamak ve adaptasyon çalışmalarını hızlandırmak amacıyla 2008 yılı Kasım ayında TL banknotların bankalara ön yüklemesine başlanmıştır.
26 Aralık 2008 tarihi itibarıyla 19 banka tarafından öne ve alt yükleme talep edilmiştir. Ön ve alt yükleme konu olan banknot ve madeni para tutarı 1,3 milyar TL'ye yaklaşmıştır. Bu tutar yılbaşından itibaren hızla piyasaya verilecektir.”
ATM'LERDE DURUM
1 Ocak 2009 tarihinden itibaren bir yıllık geçiş döneminde ATM'lerden YTL ve TL banknot kullanılabileceğini belirten Yılmaz, özellikle ilk aylarda dönüşüm işlemleri tamamlanıncaya kadar ATM'lerde YTL banknotların almasının mümkün olduğunu, dönüşümü tamamlanmış ATM'lerden bu tarihten itibaren TL banknotun çekilebileceğini söyledi.
ATM'lerin dönüşüm konusundaki tasarrufun tamamen bankalara ait olduğunu kaydeden Yılmaz, “Biz Merkez Bankası olarak onların TL banknot taleplerini, şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da karşılamaya devam edeceğiz. Öte yandan, para yaktırma imkanı olana makinelere 2009 yılı boyunca YTL veya TL banknotun yatırılabileceğini ifade etti.
Dolaşıma konu olan banknotların kalitesinin artırılması amacıyla banknotların yıpratılmaması için gerekli dikkat ve özenin gösterilmesini, banknotların üzerine yazı yazılmamasını, buruşturulmamasını, delinmemesini ve yırtılmamasını, banknot işleme sistemlerinin çalışmalarının olumsuz yönde etkilenmemesi için yırtılmış banknotların bantla yapıştırılmamasını isteyen Yılmaz, cüzdan kullanma alışkanlığının edinilmesi gerektiği üzerinde durdu.
Konuşmasının son bölümünde sahtecilik üzerinde duran Yılmaz, sahtecilikle mücadelede en önemli görevin vatandaşlara düştüğünü belirterek, “Sahte bir banknot ele geçirildiğinde en yakın kolluk kuvvetine (Emniyet veya Jandarma birimlerine) bildirilmesi, hem vatandaşlık görevi hem de yasal zorunluluk olduğunu söyledi.
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle çıkacak banknotlar üzerinde halka yönelik 10 güvenlik özelliğinin bulunduğunu belirterek, “Vatandaşlarımız, yeni banknotlarımızın en az üç güvenlik özelliğini çok iyi öğrensinler ve mutlaka kontrol etsinler” dedi.
Yılmaz, Banknot Matbaası Genel Müdürlüğü'nde düzenlediği basın toplantısında 1 Ocak 2009 tarihinde dolaşıma çıkacak Türk Lirası (TL) banknot ve madeni paraların tasarım ve boyutlarının tamamen yenilendiğini belirterek, “Banknotlarımızın boyutları küçüldü. Artık cüzdanlarımıza rahatlıkla sığacak boyutlarda banknotlarımız olacak” dedi.
Banknotlarda gelişmiş güvenlik özelliklerinin bulunduğunu ifade eden Yılmaz, yeni banknotlardaki güvenlik özelliklerinden birisi olan holografik şerit folyonun özellikleri itibarı ile dünyada ilk kez TL banknotlarda uygulandığını söyledi.
1 Ocak 2009 tarihinde dolaşıma çıkarılacak Türk Lirası banknot ve madeni paraların 2009 yılı boyunca bir yıl süre ile YTL banknot ve madeni paralarla birlikte tedavülde olacağını kaydeden Yılmaz, 1 yıllık birlikte dolaşım süresinin sona ermesiyle YTL banknotların 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren 10 yıl boyunca Merkez Bankası ve Ziraat Bankası şubelerince kabul edileceğini ve değiştirileceğini bildirdi.
Dönüşümün rahat bir şekilde gerçekleştirilmesi için 1 yıllık bir süre öngörüldüğünden vatandaşların paralarını değiştirmek ve Türk Lirasına çevirmek konusunda acele etmelerine hiç gerek olmadığını ifade eden Yılmaz, bu değişim işlemlerinin doğal akışı içerisinde tamamlanmış olacağını söyledi. Yılmaz, şöyle devam etti:
“Dönüşüm planlaması çerçevesinde bankalar müşterilerine yapacakları ödemelerde mümkün olduğunca TL banknot kullanılacaktır. Bankalar piyasadan çekilen YTL banknot ve madeni paralar, mümkün olduğu mertebe tekrar piyasaya verilmeyecek, Türk Lirasına geçiş hızlandırılacaktır.
Bu konuda bankalar ile koordinasyon halinde çalışılmakta ve bankaların yaptığı çalışmalar yakından takip edilmektedir. 2009 yılının ilk yarasında, tedavüldeki paraların çok büyük bir bölümünün Türk Lirasına dönüşmüş olacağını öngörüyoruz.”
Beş yıl önce YTL'ye geçişi nasıl sorunsuz başarıldıysa Türk Lirasına geçişin de sorunsuz tamamlanacağına inandıklarını belirten Yılmaz, tanıtım kampanyası çerçevesinde çok sayıda kamu ve özel sektör kuruluşunun yanı sıra bazı sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle de işbirliği imkanları bulduklarını söyledi.
TANITIM KAMPANYASI
Türk Lirasına geçiş kampanyası çerçevesinde yapılanlar hakkında bilgi veren Yılmaz, Türk Telekom'un 17,5 milyon sabit hat abonesine gönderdiği fatura zarflarının içerisinde Türk Lirası tanıtım broşürüne yer vererek, kendilerine milyonlarca eve doğrudan ulaşma imkanı bulduklarını bildirdi.
Tanıtım kampanyasına destek veren tüm kamu ve özel sektör ile meslek kuruluşları yöneticilerine teşekkür eden Yılmaz, Türk Lirasına geçiş tanıtım kampanyası için 1 milyon adet Türkçe 15 bin adet tanıtım afişinin, 5 milyon Türkçe ve 500 bin adet İngilizce genel broşürün basıldığını söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile okullarda çocuklara özel tasarlanmış 2 milyon adete yakın broşürün dağıtıldığını ifade eden Yılmaz, 50 bin adeti Türkçe 10 bin adeti İngilizce olmak üzere hazırlanan profesyonellere yönelik kitabın finans kuruluşları başta olmak üzere, yurt içi ve yurt dışından ilgili kamu ve özel sektör kuruluşlarına gönderildiğini belirtti.
Olabildiğince geniş kitlelere ulaşma stratejisi doğrultusunda gazeteler ile yaptıkları işbirliklerinin de çok olumlu sonuç verdiğini kaydeden Yılmaz, okurlara ulaştırılmak üzere özel olarak hazırlanan broşürlerin farklı günlerde olmak üzere gazetelerle dağıtımının yapıldığını bildirdi.
TL banknot ve madeni paralar ile banknotları ayırt edilmesi en kolay, temel güvenlik özelliklerinin tanıtılması için 2 milyon 600 bin adetin dağıtıldığını, bu rakamın Türkiye'deki ortalama günlük gazete tirajının yarısına tekabül ettiğini belirten Yılmaz, bu kampanya çerçevesinde kendileri ile işbirliğine giren ve herhangi bir bedel talep etmeksizin broşürleri dağıtan gazeteler ve tanıtıma katkı sağlayan diğer medya kuruluşlarına teşekkür ettiğini söyledi
BANKNOTLAR ÜZERİNDEKİ GÜVENLİK ÖZELLİKLERİ
Banknotlar üzerinde halka yönelik 10 güvenlik özelliğinin bulunduğunu kaydeden Yılmaz, “Vatandaşlarımız, yeni banknotlarımızın en az üç güvenlik özelliğinin çok iyi öğrensinler ve mutlaka kontrol etsinler” dedi.
Merkez Bankası tarafından TL banknotların üretim ve dağıtımına Mayıs ayında başlandığını belirten Yılmaz, şöyle dedi:
“Üretim ve dağıtım planı 1 Ocak 2009'da piyasanın banknot ihtiyacını karşılayacak şekilde hazırlanmıştır. TL banknotların ebatlarında değişiklik söz konusu olduğundan ATM'lerin ve para sayma makinelerinin test ve adaptasyonlarının yapılması gerekmektedir.
Bu amaçla TL banknotların Ekim ayında firmalara test için verilmiştir. Bu kapsamda 18 firmaya 3 milyon 375 bin 840 TL değerinde 148 bin 452 adet banknot teslim edilmiştir.
Bu firmalardan bazıları makinelerini şubelerimize getirip dönüşüm çalışmalarını bizzat şubelerimizde gerçekleştirmiştir.
1 Ocak 2009 tarihinden itibaren bankacılık sistemi tarafından TL banknotların dolaşıma çıkarılmasını sağlamak ve adaptasyon çalışmalarını hızlandırmak amacıyla 2008 yılı Kasım ayında TL banknotların bankalara ön yüklemesine başlanmıştır.
26 Aralık 2008 tarihi itibarıyla 19 banka tarafından öne ve alt yükleme talep edilmiştir. Ön ve alt yükleme konu olan banknot ve madeni para tutarı 1,3 milyar TL'ye yaklaşmıştır. Bu tutar yılbaşından itibaren hızla piyasaya verilecektir.”
ATM'LERDE DURUM
1 Ocak 2009 tarihinden itibaren bir yıllık geçiş döneminde ATM'lerden YTL ve TL banknot kullanılabileceğini belirten Yılmaz, özellikle ilk aylarda dönüşüm işlemleri tamamlanıncaya kadar ATM'lerde YTL banknotların almasının mümkün olduğunu, dönüşümü tamamlanmış ATM'lerden bu tarihten itibaren TL banknotun çekilebileceğini söyledi.
ATM'lerin dönüşüm konusundaki tasarrufun tamamen bankalara ait olduğunu kaydeden Yılmaz, “Biz Merkez Bankası olarak onların TL banknot taleplerini, şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da karşılamaya devam edeceğiz. Öte yandan, para yaktırma imkanı olana makinelere 2009 yılı boyunca YTL veya TL banknotun yatırılabileceğini ifade etti.
Dolaşıma konu olan banknotların kalitesinin artırılması amacıyla banknotların yıpratılmaması için gerekli dikkat ve özenin gösterilmesini, banknotların üzerine yazı yazılmamasını, buruşturulmamasını, delinmemesini ve yırtılmamasını, banknot işleme sistemlerinin çalışmalarının olumsuz yönde etkilenmemesi için yırtılmış banknotların bantla yapıştırılmamasını isteyen Yılmaz, cüzdan kullanma alışkanlığının edinilmesi gerektiği üzerinde durdu.
Konuşmasının son bölümünde sahtecilik üzerinde duran Yılmaz, sahtecilikle mücadelede en önemli görevin vatandaşlara düştüğünü belirterek, “Sahte bir banknot ele geçirildiğinde en yakın kolluk kuvvetine (Emniyet veya Jandarma birimlerine) bildirilmesi, hem vatandaşlık görevi hem de yasal zorunluluk olduğunu söyledi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
Asya borsaları 2008`de çöktü
Asya'daki menkul kıymet borsaları 2008 yılında rekor düzeyde değer kaybetti.
En büyük değer kaybı Rusya borsasında yaşandı. Rus borsası, 2008'de yüzde 72 oranında değer kaybı yaşadı.
Çin borsası ise Asya'nın en çok değer kaybı yaşayan ikinci borsası oldu. Önceki yıllarda yüzde 300 oranında değer kazanan Şangay Menkul Kıymetler Borsası, 2008'de yüzde 65 değer kaybetti.
Nikkei endeksi 58 yıllık tarihinde ilk kez bu yıl yüzde 42 oranında değer kaybetti.
Hindistan borsası yüzde 52, Hong Kong borsası da yüzde 48 değer kaybı yaşadı.
Asya'daki menkul kıymet borsaları 2008 yılında rekor düzeyde değer kaybetti.
En büyük değer kaybı Rusya borsasında yaşandı. Rus borsası, 2008'de yüzde 72 oranında değer kaybı yaşadı.
Çin borsası ise Asya'nın en çok değer kaybı yaşayan ikinci borsası oldu. Önceki yıllarda yüzde 300 oranında değer kazanan Şangay Menkul Kıymetler Borsası, 2008'de yüzde 65 değer kaybetti.
Nikkei endeksi 58 yıllık tarihinde ilk kez bu yıl yüzde 42 oranında değer kaybetti.
Hindistan borsası yüzde 52, Hong Kong borsası da yüzde 48 değer kaybı yaşadı.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]Otomotivin başkenti 2009`a endişeli giriyor [/color]
OYAK Renault, Tofaş ve Bosch gibi önemli otomotiv fabrikalarının yeni yıla girerken üretimi durdurduğu Bursa'da, resmi verilerin henüz netleşmemesiyle birlikte, 2008 yılında 55 bini aşkın kişi işini kaybetti.
Türk-İş 8'inci Bölge Temsilcisi Mehmet Kanca, küresel ölçekte faaliyet gösteren, üretimlerinin yüzde 80'inden fazlasını ihraç eden otomotiv şirketlerine ev sahipliği yapan Bursa'da, krizin etkilerinin diğer illerden daha şiddetli hissedildiğini söyledi.
Kanca, otomotiv ana sanayinin yanı sıra güçlü yan sanayi şirketleri ve tekstil firmalarıyla ciddi oranda istihdam sağlayan kentte, kapanan şirket sayısının fazla olmadığını, ancak istihdam kaybının çok dikkati çekici boyutlara ulaştığını anlattı.
Kanca, Bursa, 2008'den 2009'a geçerken işsizlik konusunda Türkiye'de ilk sıralarda yer alacak. Kapanan işyeri çok olmasa da işçi çıkışı açısından ön sıralarda. Aylardır dikkati çekmeye çalışıyorum; bu gidişat, gerek Bursa gerekse Türkiye'de infial yaratabilir. Özellikle otomotiv işçisi kalifiye işçidir. İşveren açısından da bu kararları almak zordur. Fakat, iş akdi feshedilmiş, kredi kartı ya da borcu bulunan işçinin durumu, daha zordur. Hele, Sifaş'ta olduğu gibi kıdem ve ihbar tazminatını alamayan işçi ne yapacak? Süre veriyorlar, banka ya da ev sahibi, 18 ay beklemiyor. Hükümet, eğer kıdem ve ihbar tazminatını ödeme konusunda işverenlerin üzerine gidemiyorsa, işsiz kalanın üzerine gidilmemesi konusunda da gerekli adımları atmalıdır dedi.
Otomotivde endişeli bekleyiş
Kanca, otomotiv sektörünün bel kemiğini oluşturan firmaların faaliyet gösterdiği Bursa'da, izinde olan işçilerin dahi tedirgin olduğuna işaret etti.
Kanca, Şu anda neredeyse tüm otomotiv ana sanayi çalışmıyor. İhracat kesilince, üretim de durdu. Bazı firmalar da bir süre önce emekliliği dolmuş, askerliğini yapmamış ve hizmet akdi belirli olanları işten çıkarmıştı. Şimdi, artık bu süreç normal kadroda çalışan işçilere de sirayet etmeye başladı. Belirli yerlerde, işçilere 6 maaş fazla ödeme yapılarak, kendi istekleriyle işten ayrılmaları öneriliyor, teşvik ediliyor ya da doğrudan iş akitlerini feshetme yoluna gidiyorlar. İşverenler, işçilerin evlerine bu yönde yazı göndermeye başladılar diye konuştu.
Aralık, kasımdan daha iyi olmayacak
Bursa'da, kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 61.2'lik artışla 9 bin 283 kişinin işten çıkarıldığını anımsatan Kanca, Aralık, kasımdan daha iyi olmayacak. Maalesef, aralık daha kötü olacak gibi görünüyor dedi.
Kentte ocak-kasım döneminde 47 bin 303 kişinin işini kaybettiğini belirten Kanca, 12 ayın sonuçlarının henüz elimizde olmamasına rağmen, Bursa'daki istihdam kaybının 55 bin olmasını beklemek hata değildir, hatta geçebilir. Görülen o ki; Bursa, 2008 yılı aralık ayının sonuçları ile en fazla işçi çıkarılan illerin arasında yer alacak. '2009 yılı çok sıkıntılı, 2010 nekahat dönemi olur' diye düşünüyorum. İyileşme, 2010'dan sonra yavaş yavaş başlar dedi.
Mehmet Kanca, bu sıkıntılı süreçte hükümete önemli görevler düştüğüne değinerek, kamu ve özel sektörün yerli araç alımı yapması için yönlendirilmesi ve teşvik edilmesi, ÖTV ve KDV'nin asgariye indirilmesi ve model yılı eski araçların yenileriyle değiştirilmesi için tüketicilere yönelik cazip düzenlemelerin devreye sokulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Otomobil fabrikaları üretim yapmıyor
Otomotiv pazarlarındaki daralma ve siparişlerin azalması yüzünden OYAK Renault 18 Aralık 2008 - 12 Ocak 2009, Tofaş 27 Aralık 2008 - 12 Ocak 2009 ve Bosch 27 Aralık 2008 - 2 Ocak 2009 tarihlerinde üretimlerini durdurmuştu.
OYAK Renault, Tofaş ve Bosch gibi önemli otomotiv fabrikalarının yeni yıla girerken üretimi durdurduğu Bursa'da, resmi verilerin henüz netleşmemesiyle birlikte, 2008 yılında 55 bini aşkın kişi işini kaybetti.
Türk-İş 8'inci Bölge Temsilcisi Mehmet Kanca, küresel ölçekte faaliyet gösteren, üretimlerinin yüzde 80'inden fazlasını ihraç eden otomotiv şirketlerine ev sahipliği yapan Bursa'da, krizin etkilerinin diğer illerden daha şiddetli hissedildiğini söyledi.
Kanca, otomotiv ana sanayinin yanı sıra güçlü yan sanayi şirketleri ve tekstil firmalarıyla ciddi oranda istihdam sağlayan kentte, kapanan şirket sayısının fazla olmadığını, ancak istihdam kaybının çok dikkati çekici boyutlara ulaştığını anlattı.
Kanca, Bursa, 2008'den 2009'a geçerken işsizlik konusunda Türkiye'de ilk sıralarda yer alacak. Kapanan işyeri çok olmasa da işçi çıkışı açısından ön sıralarda. Aylardır dikkati çekmeye çalışıyorum; bu gidişat, gerek Bursa gerekse Türkiye'de infial yaratabilir. Özellikle otomotiv işçisi kalifiye işçidir. İşveren açısından da bu kararları almak zordur. Fakat, iş akdi feshedilmiş, kredi kartı ya da borcu bulunan işçinin durumu, daha zordur. Hele, Sifaş'ta olduğu gibi kıdem ve ihbar tazminatını alamayan işçi ne yapacak? Süre veriyorlar, banka ya da ev sahibi, 18 ay beklemiyor. Hükümet, eğer kıdem ve ihbar tazminatını ödeme konusunda işverenlerin üzerine gidemiyorsa, işsiz kalanın üzerine gidilmemesi konusunda da gerekli adımları atmalıdır dedi.
Otomotivde endişeli bekleyiş
Kanca, otomotiv sektörünün bel kemiğini oluşturan firmaların faaliyet gösterdiği Bursa'da, izinde olan işçilerin dahi tedirgin olduğuna işaret etti.
Kanca, Şu anda neredeyse tüm otomotiv ana sanayi çalışmıyor. İhracat kesilince, üretim de durdu. Bazı firmalar da bir süre önce emekliliği dolmuş, askerliğini yapmamış ve hizmet akdi belirli olanları işten çıkarmıştı. Şimdi, artık bu süreç normal kadroda çalışan işçilere de sirayet etmeye başladı. Belirli yerlerde, işçilere 6 maaş fazla ödeme yapılarak, kendi istekleriyle işten ayrılmaları öneriliyor, teşvik ediliyor ya da doğrudan iş akitlerini feshetme yoluna gidiyorlar. İşverenler, işçilerin evlerine bu yönde yazı göndermeye başladılar diye konuştu.
Aralık, kasımdan daha iyi olmayacak
Bursa'da, kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 61.2'lik artışla 9 bin 283 kişinin işten çıkarıldığını anımsatan Kanca, Aralık, kasımdan daha iyi olmayacak. Maalesef, aralık daha kötü olacak gibi görünüyor dedi.
Kentte ocak-kasım döneminde 47 bin 303 kişinin işini kaybettiğini belirten Kanca, 12 ayın sonuçlarının henüz elimizde olmamasına rağmen, Bursa'daki istihdam kaybının 55 bin olmasını beklemek hata değildir, hatta geçebilir. Görülen o ki; Bursa, 2008 yılı aralık ayının sonuçları ile en fazla işçi çıkarılan illerin arasında yer alacak. '2009 yılı çok sıkıntılı, 2010 nekahat dönemi olur' diye düşünüyorum. İyileşme, 2010'dan sonra yavaş yavaş başlar dedi.
Mehmet Kanca, bu sıkıntılı süreçte hükümete önemli görevler düştüğüne değinerek, kamu ve özel sektörün yerli araç alımı yapması için yönlendirilmesi ve teşvik edilmesi, ÖTV ve KDV'nin asgariye indirilmesi ve model yılı eski araçların yenileriyle değiştirilmesi için tüketicilere yönelik cazip düzenlemelerin devreye sokulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Otomobil fabrikaları üretim yapmıyor
Otomotiv pazarlarındaki daralma ve siparişlerin azalması yüzünden OYAK Renault 18 Aralık 2008 - 12 Ocak 2009, Tofaş 27 Aralık 2008 - 12 Ocak 2009 ve Bosch 27 Aralık 2008 - 2 Ocak 2009 tarihlerinde üretimlerini durdurmuştu.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]2009 yılının kaderi Hazine`ye bağlı [/color]
Piyasalar, yeni yıla IMF'le yapılacak görüşmelerin sonucunu merak ederek giriyor olsa da, 2009'da esas üzerinde durulması gereken konunun Hazine ve özel sektör finansman programı olduğunu unutulmamalı.
Kerem Alkin / REFERANS GAZETESİ
Dünya, tarihe geçecek ölçüde ağır bir ekonomik kriz yaşadığı 2008 yılını geride bırakıp, krizin etkisini olabilecek en hızlı şekilde kaybettiği bir 2009 yılına umutla girerken, enerji çevrelerinin, hatta enerji lobisinin 30 doların dahi altına sarkma eğilimi gösteren petrol fiyatı için, farklı bir açılımı ortaya koymaya çalıştığı gözleniyor. Küresel kriz atlatıldıktan sonra, 2009 yılının ikinci yarısında ABD ekonomisinin yeniden canlanmasıyla birlikte, kimi piyasa uzmanları petrolün 2009 yılında 60 dolarlık bir ortalama fiyatı yakalayacağından söz ederken, kimi uzmanlar ise, ortalama bir fiyat tahmininde bulunmak yerine, petrolün varil fiyatının 2009'un son çeyreğinde 70 dolara kadar yükseleceğini ifade etmekteler.
Petrol fiyatındaki yukarı doğru trendi destekleyen önemli bir detay, geçtiğimiz günlerde günlük üretimini 2.2 milyon varil kısma kararı almış olan OPEC'in, bir 2 milyon varillik daha kesintiye gidebileceği yönündeki beklenti. Petrol fiyatının yükselmesi, önemli ölçüde Rusya'yı ve Körfez Ülkeleri'ni rahatlatacak olmasının yanı sıra, petro-dolarların sermaye piyasalarına geri dönmesi anlamına da gelebilir.
IMF, Hazine'yi rahatlatır
Hazine, bu yıl gerçekleştireceği 18.7 milyar YTL'lık dış borç geri ödemesi için, 12.2 milyar YTL borçlanma gerçekleştirecek. Bu kaynağın 5.6 milyar YTL'lik bölümü yapılacak tahvil ihraçlarından, 6.6 milyar YTL'lik bölümü ise, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ve diğer kurumlardan alınacak proje ve program kredisi ile elde edilecek. Küresel krizin etkisini en sert şekilde hissettirdiği ekim ve kasım aylarında, Almanya'nın tahvil ihracına hiç müşteri gelmemiş olması, dikkate alınması gereken bir husus. Bu nedenle, Hazinemiz 2009 yılı için 5.6 milyar YTL'lik bir yeni tahvil ihracını hedeflerken, muhakkak ki hedeflenen ihracın uluslararası konjonktüre göre sapma göstermesini de hesaba katacaktır ve katmaktadır. Bu noktada, bir Uluslararası Para Fonu (IMF) anlaşmasının sağlayacağı kaynak, Hazine'nin dış borç ödemeleri için hedeflenen mevcut kaynaklardaki olası sapmayı telafi edecek bir özellik arz eder ise, piyasalar bu gelişmeyi muhakkak ki müspet karşılayacaktır.
Net borç ödeyici
2009 yılı her ne kadar zor bir yıl olsa da, Hazine'nin hem iç borç, hem de dış borç servisinde net ödeyici olması, iddialı; ancak son derece pozitif bir duruş olarak ifade edilebilir. Hazine yönetiminin 2009 yılı gibi zor geçeceği bilinen bir yılda bile, net borç ödeyicisi olmayı hedeflemiş bir finansman programını başarıyla tamamlaması, Türkiye'ye ilerideki yıllar için kamu borç stokunun yönetimi açısından daha da kıymetli bir beceri kazandıracaktır. Ancak, unutulmaması gereken detay, Hazine'nin net borç ödeyicisi olması için, borçlanma dışı kaynaklardan elde edilecek hedefin de gerçekleşmesi şartıdır.
Yani, 28.5 milyar YTL'lik faiz dışı fazla hedefi ile, ağırlıklı olarak özelleştirmeden sağlanması beklenen 7.5 milyar YTL'lik gelir, Hazine'nin net borç ödeyicisi olmayı başarması açısından kritik önemdeki iki kaynak olarak öne çıkıyor. İşte bu noktada, yerel seçimlerin de gerçekleşeceği bir yıl, Hükümet'in bütçe ve daha geniş anlamda kamu faiz dışı fazla hedefi konusunda, hedeflenen faiz dışı harcamaları aşmadan ve hedeflenen kamu gelirlerinin tahsilatını sağlayarak, Hazine'ye 28.5 milyar YTL'lik faiz dışı fazla imkanını kazandırması gerekiyor.
Unutmayalım, söz konusu faiz dışı fazla veya özelleştirme dahil olmak üzere diğer alanlardan elde edilecek borçlanma dışı kaynaklardaki her olumsuz sapma, Hazine'nin borçlanma ihtiyacını arttıracak ve bu nedenle yükselen faiz oranlarının, hayli zor geçeceği bilinen 2009 yılında sıkıntıları arttırma riski gündeme gelecek.
Petrol ve pariteye dikkat
OPEC'in geçtiğimiz yıldan bu yana takip ettiği formül euro-dolar paritesindeki her yüzde 1'lik gerilemenin petrol fiyatını 4 dolar düşürdüğü, her yüzde 1'lik artışın ise, yani euronun değer kazanmasının ise, petrol fiyatını 4 dolar arttırdığı yönündeydi. Küresel piyasalardaki algılama, bu formülün ters yönde de işleyebileceğini gösteriyor. Yani, Ortadoğu'daki yeni gerginlik süreci ve OPEC'in üretimi bir kez daha kısma kararı, ham petrol fiyatını 40 doların üzerine taşır ise, euro-dolar paritesi de 1,42-1,46 dolar bandına yükselebilir beklentisi ağır basıyor. 15 Ocak'taki Avrupa Merkez Bankası (ECB) toplantısı sonrasında, paritede yönünü belirleyecek.
Piyasalar, yeni yıla IMF'le yapılacak görüşmelerin sonucunu merak ederek giriyor olsa da, 2009'da esas üzerinde durulması gereken konunun Hazine ve özel sektör finansman programı olduğunu unutulmamalı.
Kerem Alkin / REFERANS GAZETESİ
Dünya, tarihe geçecek ölçüde ağır bir ekonomik kriz yaşadığı 2008 yılını geride bırakıp, krizin etkisini olabilecek en hızlı şekilde kaybettiği bir 2009 yılına umutla girerken, enerji çevrelerinin, hatta enerji lobisinin 30 doların dahi altına sarkma eğilimi gösteren petrol fiyatı için, farklı bir açılımı ortaya koymaya çalıştığı gözleniyor. Küresel kriz atlatıldıktan sonra, 2009 yılının ikinci yarısında ABD ekonomisinin yeniden canlanmasıyla birlikte, kimi piyasa uzmanları petrolün 2009 yılında 60 dolarlık bir ortalama fiyatı yakalayacağından söz ederken, kimi uzmanlar ise, ortalama bir fiyat tahmininde bulunmak yerine, petrolün varil fiyatının 2009'un son çeyreğinde 70 dolara kadar yükseleceğini ifade etmekteler.
Petrol fiyatındaki yukarı doğru trendi destekleyen önemli bir detay, geçtiğimiz günlerde günlük üretimini 2.2 milyon varil kısma kararı almış olan OPEC'in, bir 2 milyon varillik daha kesintiye gidebileceği yönündeki beklenti. Petrol fiyatının yükselmesi, önemli ölçüde Rusya'yı ve Körfez Ülkeleri'ni rahatlatacak olmasının yanı sıra, petro-dolarların sermaye piyasalarına geri dönmesi anlamına da gelebilir.
IMF, Hazine'yi rahatlatır
Hazine, bu yıl gerçekleştireceği 18.7 milyar YTL'lık dış borç geri ödemesi için, 12.2 milyar YTL borçlanma gerçekleştirecek. Bu kaynağın 5.6 milyar YTL'lik bölümü yapılacak tahvil ihraçlarından, 6.6 milyar YTL'lik bölümü ise, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ve diğer kurumlardan alınacak proje ve program kredisi ile elde edilecek. Küresel krizin etkisini en sert şekilde hissettirdiği ekim ve kasım aylarında, Almanya'nın tahvil ihracına hiç müşteri gelmemiş olması, dikkate alınması gereken bir husus. Bu nedenle, Hazinemiz 2009 yılı için 5.6 milyar YTL'lik bir yeni tahvil ihracını hedeflerken, muhakkak ki hedeflenen ihracın uluslararası konjonktüre göre sapma göstermesini de hesaba katacaktır ve katmaktadır. Bu noktada, bir Uluslararası Para Fonu (IMF) anlaşmasının sağlayacağı kaynak, Hazine'nin dış borç ödemeleri için hedeflenen mevcut kaynaklardaki olası sapmayı telafi edecek bir özellik arz eder ise, piyasalar bu gelişmeyi muhakkak ki müspet karşılayacaktır.
Net borç ödeyici
2009 yılı her ne kadar zor bir yıl olsa da, Hazine'nin hem iç borç, hem de dış borç servisinde net ödeyici olması, iddialı; ancak son derece pozitif bir duruş olarak ifade edilebilir. Hazine yönetiminin 2009 yılı gibi zor geçeceği bilinen bir yılda bile, net borç ödeyicisi olmayı hedeflemiş bir finansman programını başarıyla tamamlaması, Türkiye'ye ilerideki yıllar için kamu borç stokunun yönetimi açısından daha da kıymetli bir beceri kazandıracaktır. Ancak, unutulmaması gereken detay, Hazine'nin net borç ödeyicisi olması için, borçlanma dışı kaynaklardan elde edilecek hedefin de gerçekleşmesi şartıdır.
Yani, 28.5 milyar YTL'lik faiz dışı fazla hedefi ile, ağırlıklı olarak özelleştirmeden sağlanması beklenen 7.5 milyar YTL'lik gelir, Hazine'nin net borç ödeyicisi olmayı başarması açısından kritik önemdeki iki kaynak olarak öne çıkıyor. İşte bu noktada, yerel seçimlerin de gerçekleşeceği bir yıl, Hükümet'in bütçe ve daha geniş anlamda kamu faiz dışı fazla hedefi konusunda, hedeflenen faiz dışı harcamaları aşmadan ve hedeflenen kamu gelirlerinin tahsilatını sağlayarak, Hazine'ye 28.5 milyar YTL'lik faiz dışı fazla imkanını kazandırması gerekiyor.
Unutmayalım, söz konusu faiz dışı fazla veya özelleştirme dahil olmak üzere diğer alanlardan elde edilecek borçlanma dışı kaynaklardaki her olumsuz sapma, Hazine'nin borçlanma ihtiyacını arttıracak ve bu nedenle yükselen faiz oranlarının, hayli zor geçeceği bilinen 2009 yılında sıkıntıları arttırma riski gündeme gelecek.
Petrol ve pariteye dikkat
OPEC'in geçtiğimiz yıldan bu yana takip ettiği formül euro-dolar paritesindeki her yüzde 1'lik gerilemenin petrol fiyatını 4 dolar düşürdüğü, her yüzde 1'lik artışın ise, yani euronun değer kazanmasının ise, petrol fiyatını 4 dolar arttırdığı yönündeydi. Küresel piyasalardaki algılama, bu formülün ters yönde de işleyebileceğini gösteriyor. Yani, Ortadoğu'daki yeni gerginlik süreci ve OPEC'in üretimi bir kez daha kısma kararı, ham petrol fiyatını 40 doların üzerine taşır ise, euro-dolar paritesi de 1,42-1,46 dolar bandına yükselebilir beklentisi ağır basıyor. 15 Ocak'taki Avrupa Merkez Bankası (ECB) toplantısı sonrasında, paritede yönünü belirleyecek.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]İş adamları kriz bekliyor mu? [/color]
İş adamları, 2009 yılının “kayıp bir yıl” olmaması için hükümetin uluslar arası finansal krizin reel sektöre etkilerini azaltacak cesur adımları atmasını bekliyor.
AA
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Koçer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2008 yılının kazanımları kaybettiğimiz bir yıl olduğunu söyledi.
Koçer, şöyle konuştu:
“Türkiye'nin son 3-4 yıllık büyüme ve ekonomik kazanımları, 2008 yılında kaybedildi. Bunun dünyadaki mali krizle ilgili tarafı da Türkiye'deki ekonomik programın iş hayatı üzerindeki etkileri de var. Yeni yıla böyle bir durumda girmek hoş değil. Şu anki duruma göre 2009'u bile tamamını karamsar olarak görmek mümkün. Çok ciddi olarak yeni bir ekonomik programın hayata girmesi, hiçbir siyasi kaygı duymadan cesur adımların atılması gerekiyor. Şu anda başlayan süreç iyi değil. Türkiye üretimiyle, istihdamıyla, ihracatıyla, büyümesiyle geriye gidiyor. 2009'un hemen başında gerekli adımlar atılmaz, gerekli tedbirler alınmazsa bu süreç korkarım ki biraz daha derinleşebilir.”
“Bu kriz reel sektör krizi değil, bankaların yarattığı bir finansal krizdir” diyen Koçer, bankaların aşırı ve gereksiz tepkilerine devam ettiğini, Türkiye'de uygulanan faizlerin çok abartılı olduğunu ve yüksek faizlerin durumu daha sıkıntılı hale getirdiğini kaydetti.
“2009'UN ÇOK KÖTÜ GEÇECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM”
Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Kurucu Başkanı Erhan Özmen de uluslar arası finansal kriz yaşanırken zaten reel sektörün tıkanma noktasına geldiğini, Merkez Bankasının özerk konumu ve krize hazırlıklı yakalanmasının “Türkiye'yi bir tsunamiden koruduğunu” belirtti.
Ancak krizin etkilerinin yaşanmaya devam edeceğini, bütün dünya tedbir paketi açıklarken Türkiye'nin ciddi bir paket ortaya koyamadığını belirten Özmen, şunları kaydetti:
“İş dünyasının feryadına rağmen IMF ile programı geciktiriliyor. Türkiye'de de finans kesimi ile reel sektör arasında güvensizlik var. IMF'den gelecek 20-25 milyar dolar, sıcak parayı da tekrar Türkiye'ye yönlendirecekti, üretimi canlandıracak önemli adımlar atılacaktı. Türk sanayicisine eziyet çektiriliyor. Bunu anlamıyorum. Türkiye'nin en büyük problemi işsizlik. Üretimden çıkmamak gerekiyor. Olay tamamen psikolojik. Önce hükümet bir adım atmalı. Üretimi rahatlatacak, para dolaşımını sağlayacak tedbirleri almalı. Hükümetin 2009'da önemli tedbirler alacağını düşünüyorum. Özellikle KOSGEB ve Eximbank kaynaklarının güçlendirilmesi, IMF ile sağlanacak bir iyi niyet programı bazı kaynakları harekete geçirecektir. 2009'un çok kötü geçeceğini düşünmüyorum.”
“3-4 AYDA TAŞLAR YERİNE OTURACAK”
Gaziantep Genç İşadamları Derneği (GAGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Erturhan, 2009 yılının Türkiye için de bir yeniden yapılanma, kazanımları koruma yılı olacağını belirtti.
Erturhan, 2009 yılında ülkemizde tüm ekonomik birimlerin, KOBİ'lerin, bireysel ve kurumsal bazda finans yapılarını, tüketim, yatırım, üretim, tasarruf kararlarını doğru değerlendirmeleri gerektiği vurguladı. Erturhan, Türkiye ekonomisinin krizi aşacak güce sahip olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
“Karamsar olmanın hiç kimseye yararı yok. Ama, gerçekleri de göz ardı etmemeli. Bir finansal kriz var ve bu çok ciddi durgunluk getirdi. Ama, şu anda uluslararası piyasalar toparlanıyor. Önümüzdeki 3-4 ayda taşlar yerine oturacak. Altıncı ayda sonra piyasalarda bir açılma beklenebilir. Fakat yılın ilk 3 çeyreğinde bir durgunluk yaşanacağı bir gerçek. Dolayısıyla 2009 yılı işletmeler ve bireyler için zor geçecek. Daha dikkatli olmakta fayda var.”
İş adamları, 2009 yılının “kayıp bir yıl” olmaması için hükümetin uluslar arası finansal krizin reel sektöre etkilerini azaltacak cesur adımları atmasını bekliyor.
AA
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Koçer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2008 yılının kazanımları kaybettiğimiz bir yıl olduğunu söyledi.
Koçer, şöyle konuştu:
“Türkiye'nin son 3-4 yıllık büyüme ve ekonomik kazanımları, 2008 yılında kaybedildi. Bunun dünyadaki mali krizle ilgili tarafı da Türkiye'deki ekonomik programın iş hayatı üzerindeki etkileri de var. Yeni yıla böyle bir durumda girmek hoş değil. Şu anki duruma göre 2009'u bile tamamını karamsar olarak görmek mümkün. Çok ciddi olarak yeni bir ekonomik programın hayata girmesi, hiçbir siyasi kaygı duymadan cesur adımların atılması gerekiyor. Şu anda başlayan süreç iyi değil. Türkiye üretimiyle, istihdamıyla, ihracatıyla, büyümesiyle geriye gidiyor. 2009'un hemen başında gerekli adımlar atılmaz, gerekli tedbirler alınmazsa bu süreç korkarım ki biraz daha derinleşebilir.”
“Bu kriz reel sektör krizi değil, bankaların yarattığı bir finansal krizdir” diyen Koçer, bankaların aşırı ve gereksiz tepkilerine devam ettiğini, Türkiye'de uygulanan faizlerin çok abartılı olduğunu ve yüksek faizlerin durumu daha sıkıntılı hale getirdiğini kaydetti.
“2009'UN ÇOK KÖTÜ GEÇECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM”
Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Kurucu Başkanı Erhan Özmen de uluslar arası finansal kriz yaşanırken zaten reel sektörün tıkanma noktasına geldiğini, Merkez Bankasının özerk konumu ve krize hazırlıklı yakalanmasının “Türkiye'yi bir tsunamiden koruduğunu” belirtti.
Ancak krizin etkilerinin yaşanmaya devam edeceğini, bütün dünya tedbir paketi açıklarken Türkiye'nin ciddi bir paket ortaya koyamadığını belirten Özmen, şunları kaydetti:
“İş dünyasının feryadına rağmen IMF ile programı geciktiriliyor. Türkiye'de de finans kesimi ile reel sektör arasında güvensizlik var. IMF'den gelecek 20-25 milyar dolar, sıcak parayı da tekrar Türkiye'ye yönlendirecekti, üretimi canlandıracak önemli adımlar atılacaktı. Türk sanayicisine eziyet çektiriliyor. Bunu anlamıyorum. Türkiye'nin en büyük problemi işsizlik. Üretimden çıkmamak gerekiyor. Olay tamamen psikolojik. Önce hükümet bir adım atmalı. Üretimi rahatlatacak, para dolaşımını sağlayacak tedbirleri almalı. Hükümetin 2009'da önemli tedbirler alacağını düşünüyorum. Özellikle KOSGEB ve Eximbank kaynaklarının güçlendirilmesi, IMF ile sağlanacak bir iyi niyet programı bazı kaynakları harekete geçirecektir. 2009'un çok kötü geçeceğini düşünmüyorum.”
“3-4 AYDA TAŞLAR YERİNE OTURACAK”
Gaziantep Genç İşadamları Derneği (GAGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Erturhan, 2009 yılının Türkiye için de bir yeniden yapılanma, kazanımları koruma yılı olacağını belirtti.
Erturhan, 2009 yılında ülkemizde tüm ekonomik birimlerin, KOBİ'lerin, bireysel ve kurumsal bazda finans yapılarını, tüketim, yatırım, üretim, tasarruf kararlarını doğru değerlendirmeleri gerektiği vurguladı. Erturhan, Türkiye ekonomisinin krizi aşacak güce sahip olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
“Karamsar olmanın hiç kimseye yararı yok. Ama, gerçekleri de göz ardı etmemeli. Bir finansal kriz var ve bu çok ciddi durgunluk getirdi. Ama, şu anda uluslararası piyasalar toparlanıyor. Önümüzdeki 3-4 ayda taşlar yerine oturacak. Altıncı ayda sonra piyasalarda bir açılma beklenebilir. Fakat yılın ilk 3 çeyreğinde bir durgunluk yaşanacağı bir gerçek. Dolayısıyla 2009 yılı işletmeler ve bireyler için zor geçecek. Daha dikkatli olmakta fayda var.”
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi