]Lüks otomotivin `kriz geçirmez`i oldu [/color]
Ford, Chrysler ve General Motors (GM) gibi devleri aylardır ABD hükümetinden yardım dilenmeye zorlayan kriz, lüks otomotiv üreticilerini teğet geçmişe benziyor.
Dünyanın en büyük ABD'li otomotiv üreticileri, hatta ABD otomotiv sektörünü kendi pazarında tahtından indiren Japon üreticiler Honda ve Toyota'nın bile kârlarını vuran kriz, Porche, Audi ve Lotus gibi lüks markaları etkilemedi.
Financial Times'da yer alan bir habere göre Porche, bir önceki mali yıla kıyasla yüzde 46'lık bir artışla 12 milyar dolarlık kâr açıklarken, İngiliz spor araba üreticisi Lotus'un ArGe harcamaları hariç kârı 2.9 milyon dolar oldu. Bu iki markanın avantajı ise sadece otomobil satışından kazanmıyor olmaları.
Porche know-how sattı
Porche gibi Lotus da diğer otomobil üreticilerine gelişmiş teknolojiler satıyor ve yeni teknolojiler geliştiriyor. Porche ve Lotus know-howlarını satarak krizden olumsuz etkilenmekten kurtulurken, Alman lüks otomobil markası Audi bu tip yan gelirleri olmadan kasım ayında küresel satışlarının yüzde 0,4 arttığını açıkladı.
Aralık ayı başında ABD'de hükümet ve Demokratların üzerinde anlaştığı ve GM, Chrysler ve Ford'a aktarılacak 34 milyar dolarlık yardım paketini içeren yasa tasarısı Senato'dan geri dönmüştü. Bunun üzerine sektörün çöküşüne izin verilmesinin krizde ikinci dalgayı yaratacağı tartışmaları alevlenmişti.
18 Aralık'ta ise ABD hükümeti, krizdeki otomotivcilere, aslında Wall Street şirketlerini kurtarmak için çıkarılan, TARP yardım fonundan 13.4'ü acilen olmak üzere 17.4 milyar dolar yardım sağlanacağını açıklamıştı. Şimdi GM CEO'su Rick Wagoner ve diğer mevkidaşları kendilerine sağlanan yardımla Obama iktidara gelene kadar iflas etmemeye çabalıyor.
Ekonomi Gündemi...
Konu Sahibi / Yazar
Kongo Madagasgar
Kategori / Forum
Ekonomi
Yorumlar / Cevaplar
584
Okunma / Görüntüleme
153029
Anket Borsa sizce ne olur...
Bu ankette oy kullanma yetkiniz yok.
22.000
4 (33.33%)
26.000
1 (8.33%)
19.000
3 (25.00%)
15.000
2 (16.67%)
30.000
1 (8.33%)
21.500
1 (8.33%)
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız.
Toplam:: 12 (100%)
Ekonomi Gündemi...
Ekonomi Gündemi...
]Kriz Avrupa`ya şampanya içirmiyor [/color]
Başta en büyük üretici Fransa olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki şampanya satışları küresel krizle beraber düşüşe geçti. Bu yıl Noel alışverişinin başladığı ekim ayında, Fransa'da şampanya satışları yüzde 16,5'le yüzde 20,9 oranında düştü. Diğer yandan AB ülkelerindeki satışlar da yüzde 18,6 geriledi.
Uzmanlar, yılbaşında stoklarını eritemeyen markaların ortalama 60 euro olan fiyatlarını 10 euroya kadar düşürebileceği görüşünde. Yıllık bazdaysa, AB satışlarının yarısını oluşturan Fransa'daki düşüş yüzde 5 olurken, AB ülkeleri satışlarında yüzde 4,5'lik azalma yaşadı.
Şarap ve Şampanya Meslekleri Birliği (CIVC) rakamlarına göre, 2007 yılında 338 milyon şişe olan şampanya satışları yıl sonu itibarıyla yüzde 7 düşecek. Sektörü teselli eden ise küçük ölçekli bağcıların ürettiği şampanya satışlarında yaşanan yüzde 3,3'lük artış oldu.
Zam yapan yanar
Dünya şampanya üretiminde bireysel bağcılık yalnızca Fransa'da popüler durumda. Uzmanlara göre, bağcılar aracısız satış yapabildiği için ayakta kalıyor. Ancak bağcılar yine de çok mutlu değil.Onlara göre, krizle birlikte tüketimde yaşanan düşüş dağıtıcıları temkinli olmaya itti.
Buna bağlı olarak önceliği stoklarını eritmeye veren dağıtıcılar küçük bağcılardan alımları azalttı. Diğer yandan sektör analistlerine göre, satış rekorlarının kırıldığı 2007 yılında ürün yelpazesini genişleten ve fiyat artışına giden markalar sıkıntı yaşayabilir.
Başta en büyük üretici Fransa olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki şampanya satışları küresel krizle beraber düşüşe geçti. Bu yıl Noel alışverişinin başladığı ekim ayında, Fransa'da şampanya satışları yüzde 16,5'le yüzde 20,9 oranında düştü. Diğer yandan AB ülkelerindeki satışlar da yüzde 18,6 geriledi.
Uzmanlar, yılbaşında stoklarını eritemeyen markaların ortalama 60 euro olan fiyatlarını 10 euroya kadar düşürebileceği görüşünde. Yıllık bazdaysa, AB satışlarının yarısını oluşturan Fransa'daki düşüş yüzde 5 olurken, AB ülkeleri satışlarında yüzde 4,5'lik azalma yaşadı.
Şarap ve Şampanya Meslekleri Birliği (CIVC) rakamlarına göre, 2007 yılında 338 milyon şişe olan şampanya satışları yıl sonu itibarıyla yüzde 7 düşecek. Sektörü teselli eden ise küçük ölçekli bağcıların ürettiği şampanya satışlarında yaşanan yüzde 3,3'lük artış oldu.
Zam yapan yanar
Dünya şampanya üretiminde bireysel bağcılık yalnızca Fransa'da popüler durumda. Uzmanlara göre, bağcılar aracısız satış yapabildiği için ayakta kalıyor. Ancak bağcılar yine de çok mutlu değil.Onlara göre, krizle birlikte tüketimde yaşanan düşüş dağıtıcıları temkinli olmaya itti.
Buna bağlı olarak önceliği stoklarını eritmeye veren dağıtıcılar küçük bağcılardan alımları azalttı. Diğer yandan sektör analistlerine göre, satış rekorlarının kırıldığı 2007 yılında ürün yelpazesini genişleten ve fiyat artışına giden markalar sıkıntı yaşayabilir.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
1 milyon kişinin gözü bu tasarıda
Kredi borcunu ödeyeni kara listeden çıkarmayı amaçlayantasarıyı Bakanlar Kurulu kabul ederek Meclis’e gönderdi. Borcunu kapatmak isteyenlere altı ay süre verilecek
Gülçin Üstün / MİLLİYET
Yaklaşık 1 milyon kişiyi ilgilendiren sicil affına ilişkin düzenleme, Bakanlar Kurulu’nda kabul edilerek Meclis’e gönderildi.
Düzenlemeyle temerrüde düşen, ancak daha sonra borcunu ödeyen sanayici, tüccar, esnaf-sanatkâr ve vatandaşların Merkez Bankası kayıtlarından silinmesi öngörülüyor. Sicil affından yararlanabilmek için borcunu kapatmak isteyenlere 6 ay süre verilmesi planlanıyor. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Meclis’e gönderilen sicil affı ile ilgili tasarının en kısa sürede yasalaştırılması için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti.
2003’te çıkarılan “Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınması Hakkındaki Kanun” ile düzenlenen, ancak pek çok bankanın borcunu ödeyen şirketleri kara listeden çıkarmaması nedeniyle başarılı olmayan sicil affı yeniden gündeme geldi. Sanayi Bakanlığı, borçlarını ödemesine karşın halen banka kara listelerinde tutulan ve bu nedenle yeni kredi alamayan şirket ve vatandaşlar için yeni bir düzenleme hazırladı.
Düzenleme tek maddeden oluşuyor
Tek maddelik düzenleme kapsamında herhangi bir sebeple çek veya senedini ödeyemeyen, bankaya kredi kartı dahil her türlü nakdi ve gayri nakdi kredi borcunu ödeyemeyen, ancak daha sonra borcunu tamamen ödeyen sanayici, tüccar, esnaf-sanatkâr ve vatandaşların Merkez Bankası nezdinde tutulan kayıtlarının silinmesi, bankalar ve özel finans kurumlarınca yapılacak kredilendirmelerde, çek karnesi verilmesi ve diğer bankacılık işlemlerinde silinmiş kayıtların dikkate alınmaması öngörülüyor.
2003’te yapılan sicil affında, kredi borcu ödemelerini aksatanlara borçlarını kapatmaları için 3 ay süre verilmişti. Yeni düzenlemede bu süre 6 aya çıkarıldı.
Borcunu ödeyen kara listeden 3 yılda çıkıyor
Protestolu senetlerle bireysel kredi ve kredi kartı borcu nedeniyle kara listeye girenler borçlarını ödedikten 3 yıl sonra kara listeden çıkabiliyor.
Kredi başvurularında şahısların karşısına bankalarca çıkartılan kayıtlar ise doğrudan Merkez Bankası kayıtları değil.
Merkez Bankası’na başvurarak kara listeden çıkmak mümkün değil. Herhangi bir hata sonucu bildirilen kayıtların silinmesi işlemi sadece bu kaydı, Merkez’e gönderen bankanın genel müdürlüğünün Merkez Bankası’na başvurusuyla yapılıyor.
Merkez Bankası kişilerin kendilerine ait bilgi taleplerini yazılı bir dilekçeyle elden veya posta yoluyla başvurmaları halinde halinde karşılıyor. Elektronik posta veya faksla yapılan başvurulara yanıt verilmiyor.
‘Kâğıt üzerinde kalmasın’
TESK Başkanı Bendevi Palandöken, söz konusu düzenlemenin etkili olabilmesi için, bankalara yönelik bir müeyyide içermesi gerektiğini, aksi halde bu düzenlemenin 2003’te yapılan sicil affından hiçbir farkı olmayacağını söyledi.
Palandöken, “Esnafın buna çok ihtiyacı var. Ama bankaların düzenlemeyi uygulama konusunda kesin olarak talimatlandırılması gerek. Aksi halde, af kâğıt üzerinde kalır” diye konuştu...
Kredi borcunu ödeyeni kara listeden çıkarmayı amaçlayantasarıyı Bakanlar Kurulu kabul ederek Meclis’e gönderdi. Borcunu kapatmak isteyenlere altı ay süre verilecek
Gülçin Üstün / MİLLİYET
Yaklaşık 1 milyon kişiyi ilgilendiren sicil affına ilişkin düzenleme, Bakanlar Kurulu’nda kabul edilerek Meclis’e gönderildi.
Düzenlemeyle temerrüde düşen, ancak daha sonra borcunu ödeyen sanayici, tüccar, esnaf-sanatkâr ve vatandaşların Merkez Bankası kayıtlarından silinmesi öngörülüyor. Sicil affından yararlanabilmek için borcunu kapatmak isteyenlere 6 ay süre verilmesi planlanıyor. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Meclis’e gönderilen sicil affı ile ilgili tasarının en kısa sürede yasalaştırılması için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti.
2003’te çıkarılan “Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınması Hakkındaki Kanun” ile düzenlenen, ancak pek çok bankanın borcunu ödeyen şirketleri kara listeden çıkarmaması nedeniyle başarılı olmayan sicil affı yeniden gündeme geldi. Sanayi Bakanlığı, borçlarını ödemesine karşın halen banka kara listelerinde tutulan ve bu nedenle yeni kredi alamayan şirket ve vatandaşlar için yeni bir düzenleme hazırladı.
Düzenleme tek maddeden oluşuyor
Tek maddelik düzenleme kapsamında herhangi bir sebeple çek veya senedini ödeyemeyen, bankaya kredi kartı dahil her türlü nakdi ve gayri nakdi kredi borcunu ödeyemeyen, ancak daha sonra borcunu tamamen ödeyen sanayici, tüccar, esnaf-sanatkâr ve vatandaşların Merkez Bankası nezdinde tutulan kayıtlarının silinmesi, bankalar ve özel finans kurumlarınca yapılacak kredilendirmelerde, çek karnesi verilmesi ve diğer bankacılık işlemlerinde silinmiş kayıtların dikkate alınmaması öngörülüyor.
2003’te yapılan sicil affında, kredi borcu ödemelerini aksatanlara borçlarını kapatmaları için 3 ay süre verilmişti. Yeni düzenlemede bu süre 6 aya çıkarıldı.
Borcunu ödeyen kara listeden 3 yılda çıkıyor
Protestolu senetlerle bireysel kredi ve kredi kartı borcu nedeniyle kara listeye girenler borçlarını ödedikten 3 yıl sonra kara listeden çıkabiliyor.
Kredi başvurularında şahısların karşısına bankalarca çıkartılan kayıtlar ise doğrudan Merkez Bankası kayıtları değil.
Merkez Bankası’na başvurarak kara listeden çıkmak mümkün değil. Herhangi bir hata sonucu bildirilen kayıtların silinmesi işlemi sadece bu kaydı, Merkez’e gönderen bankanın genel müdürlüğünün Merkez Bankası’na başvurusuyla yapılıyor.
Merkez Bankası kişilerin kendilerine ait bilgi taleplerini yazılı bir dilekçeyle elden veya posta yoluyla başvurmaları halinde halinde karşılıyor. Elektronik posta veya faksla yapılan başvurulara yanıt verilmiyor.
‘Kâğıt üzerinde kalmasın’
TESK Başkanı Bendevi Palandöken, söz konusu düzenlemenin etkili olabilmesi için, bankalara yönelik bir müeyyide içermesi gerektiğini, aksi halde bu düzenlemenin 2003’te yapılan sicil affından hiçbir farkı olmayacağını söyledi.
Palandöken, “Esnafın buna çok ihtiyacı var. Ama bankaların düzenlemeyi uygulama konusunda kesin olarak talimatlandırılması gerek. Aksi halde, af kâğıt üzerinde kalır” diye konuştu...
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]30 trilyon dolar buhar oldu [/color]
Hisse senetlerinden emtiaya kadar dünya piyasalarının 2008'deki kaybı 30 trilyon dolar oldu. Bunun ikiye katlanabileceği söyleniyor. Altın ve hazine tahvillerine artan ilgi 2009'da da sürebilir. Deflasyon endişesi azalırsa altın ivme kazanır.
Sıla ÖZÇELİK / REFERANS GAZETESİ
Daha kötüsü gelecek diye beklerken 2008'i ciddi yaralarla atlatan dünya piyasaları bir yıl içinde 30 trilyon dolar kaybetti. World Federation of Exchanges'ın verilerine göre 2008 yılında dünya çapında emtia, hisse senetleri, tahvil ve emlak piyasalarında eriyen varlığın büyüklüğü 30 trilyon dolar oldu. Kimi uzmanlara göre bu kayıp 60 trilyon dolara kadar çıkabilir. Bu, herhangi bir hükümetin kurtarma ya da teşvik paketleri ile kotarabileceğinin çok daha ötesinde, devasa bir zarar.
Piyasalarda ise sert geçecek bir 2009 beklentisi hakim. Merkez bankaları yapacaklarını yaptı. ABD ve Japonya'da faizler sıfır düzeyine kadar çekildi. Gelişmiş piyasalardan ayrışma yaşayacakları hayalinden tamamen uyanan gelişmekte olan piyasaların ise 2009'un şanssızları olması bekleniyor. Uzmanlara göre 2009'da özellikle ABD borsalarında yeni çöküşler yaşanacak. Görülecek yükselişler beraberinde yeni çöküşleri getirebilir.
1929'da kriz patlak verdiğinde de ABD borsaları 1930'un baharına yüzde 50 toparlanma ile girmiş, ancak 1932'de yüzde 90 daha düşüş yaşamıştı. 1938 yılında da sert düşüşlerin ardından kısa vadeli çıkışlar gözlenmişti. Yeni yılda gözler altında olacak. ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz indirimleri ile çekiciliğini kaybeden dolar karşısında bir senedir pabucu dama atılmış olan altın, 2009'da yeniden güvenli liman haline gelebilir.
2009'da devlet tahvillerine dikkat
Dünya çapında 1 Aralık itibariyle piyasalarda 30 trilyon dolarlık varlık eridi. ABD borsalarının gösterge endekslerinden S&P 500, bir yılda yüzde 40 değer kaybederek 1929'daki Büyük Buhran döneminden bu yanaki en kötü performansını gösterdi. S&P Financial endeksi ise Citi, Morgan ve Goldman'ın devasa kayıplarının etkisiyle yüzde 60 civarında düştü. Dow Jones 13 bin seviyelerinden 9 bin seviyelerine kadar geriledi. Son 3 gün içinde anormal bir yükseliş göstermezse 1929'dan bu yanaki en kötü performansına imza atacak.
Almanya'nın DAX endeksi bir yıl içinde 8 bin puandan 4 bin 800 civarına, Fransız CAC 40 endeksi ise 5 bin 600 seviyelerinden 3 bin 100 seviyelerine kadar düştü. Uzmanlara göre ABD borsaları daha büyük bir çöküşün eşiğinde ve devlet tahvilleri 2009'da bir çöküş trendine girebilir. Nitekim Aralık ayında bir kısım global tahvili için moratoryum ilan eden Ekvador kadar bu tahvilleri yüklü biçimde elinde bulunduran Venezüella gibi Latin Amerikalı gelişmekte olan ekonomilerde doğan moratoryum riski bu ülkelerin devlet tahvillerinde de kayıp ihtimali oluşturuyor.
Deflasyon kaygısı azalırsa altın şahlanır
Bir dönemin güvenli limanı olan ancak krizde artan risk algısı ile pabucu dama atılan altın ise yeniden yükseliş trendine girdi. Uzmanlar 2009'da yaşanacak yeni çöküşler öncesi altına ve hazine tahvillerine hücum yaşanacağını öngörüyor. FED'in neredeyse sıfıra çekti faizi ile çekiciliğini iyice kaybeden dolar bu indirimlerle değer kaybettikçe altına olan talep artmaya başladı. Businessweek'e göre 2009'un gözde yatırım aracı altın olacak.
Yeni yılda altına yatırım yapmanın önündeki tek engel ise korkulan deflasyon. Çünkü altın yüksek enflasyona karşı hedge, yani koruma olarak kullanılıyor. Uzmanlara göre, deflasyon endişelerinin yerini enflasyon almadığı sürüce altına saldırmak çok da mantıklı olmayacak. FED'in faiz politikası şimdilik altına hücumu desteklese de, finans piyasalarında yeni bir türbülans yaşanması halinde yatırımcı dolara dönecek. Altın fiyatları martta 1000 doları aşmış, kasım ayında ise ons başına 680 dolara kadar düşmüştü. Son olarak İsraiL'in Gazze'yi vurmasıyla petrol ve altında dün yeni çıkışlar yaşandı. Altının ons başına fiyatı 889.55 dolar ile ekim başından bu yanaki en yüksek seviyesine çıktı. Petrol de dün Asya piyasalarındaki işlemlerde varil başına 40 dolara yaklaştı.
Interbank piyasaları en zor yılını sakin kapatıyor
2008 boyunca bankalar arası borçlanmaların kilitlendiği interbank piyasaları ise 2008'i sakin kapatıyor. Küresel merkez bankalarının tam gaz fonlamaları ile sene sonuna doğru bankalararası borçlanmaların gerçekleştiği interbank piyasasında rahatlama sağlandı. 2007 sonunda FED faizi yüzde 4,25 iken yüzde 4,8'lerde dolanan 3 ay vadeli dolar Libor faizi şu sıralar 1,46'lara kadar inmiş durumda. Euro Libor faizi ise yüzde 2,98'e kadar geriledi.
FED faizi de son indirimlerle birlikte yüzde 0,25 seviyesinde. Geçen aralık ayında Libor faizleri rekor seviyelere fırlayınca bankalararası borçlanmalar da kilitlenmişti. Aralarında FED, AMB ve İsviçre Merkez Bankası'nın da bulunduğu büyük merkez bankaları ise interbank piyasalarını 64 milyar dolarlık fonlama ile rahatlatmaya çalışmış, FED, Avrupalı merkez bankaları ile swap anlaşmalarına imza atmış, son bir ayda ise sıfır faiz politikasına geçilmişti. Ancak 2009'un zor bir yıl olacağı beklentisi değişmiş değil.
Hisse senetlerinden emtiaya kadar dünya piyasalarının 2008'deki kaybı 30 trilyon dolar oldu. Bunun ikiye katlanabileceği söyleniyor. Altın ve hazine tahvillerine artan ilgi 2009'da da sürebilir. Deflasyon endişesi azalırsa altın ivme kazanır.
Sıla ÖZÇELİK / REFERANS GAZETESİ
Daha kötüsü gelecek diye beklerken 2008'i ciddi yaralarla atlatan dünya piyasaları bir yıl içinde 30 trilyon dolar kaybetti. World Federation of Exchanges'ın verilerine göre 2008 yılında dünya çapında emtia, hisse senetleri, tahvil ve emlak piyasalarında eriyen varlığın büyüklüğü 30 trilyon dolar oldu. Kimi uzmanlara göre bu kayıp 60 trilyon dolara kadar çıkabilir. Bu, herhangi bir hükümetin kurtarma ya da teşvik paketleri ile kotarabileceğinin çok daha ötesinde, devasa bir zarar.
Piyasalarda ise sert geçecek bir 2009 beklentisi hakim. Merkez bankaları yapacaklarını yaptı. ABD ve Japonya'da faizler sıfır düzeyine kadar çekildi. Gelişmiş piyasalardan ayrışma yaşayacakları hayalinden tamamen uyanan gelişmekte olan piyasaların ise 2009'un şanssızları olması bekleniyor. Uzmanlara göre 2009'da özellikle ABD borsalarında yeni çöküşler yaşanacak. Görülecek yükselişler beraberinde yeni çöküşleri getirebilir.
1929'da kriz patlak verdiğinde de ABD borsaları 1930'un baharına yüzde 50 toparlanma ile girmiş, ancak 1932'de yüzde 90 daha düşüş yaşamıştı. 1938 yılında da sert düşüşlerin ardından kısa vadeli çıkışlar gözlenmişti. Yeni yılda gözler altında olacak. ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz indirimleri ile çekiciliğini kaybeden dolar karşısında bir senedir pabucu dama atılmış olan altın, 2009'da yeniden güvenli liman haline gelebilir.
2009'da devlet tahvillerine dikkat
Dünya çapında 1 Aralık itibariyle piyasalarda 30 trilyon dolarlık varlık eridi. ABD borsalarının gösterge endekslerinden S&P 500, bir yılda yüzde 40 değer kaybederek 1929'daki Büyük Buhran döneminden bu yanaki en kötü performansını gösterdi. S&P Financial endeksi ise Citi, Morgan ve Goldman'ın devasa kayıplarının etkisiyle yüzde 60 civarında düştü. Dow Jones 13 bin seviyelerinden 9 bin seviyelerine kadar geriledi. Son 3 gün içinde anormal bir yükseliş göstermezse 1929'dan bu yanaki en kötü performansına imza atacak.
Almanya'nın DAX endeksi bir yıl içinde 8 bin puandan 4 bin 800 civarına, Fransız CAC 40 endeksi ise 5 bin 600 seviyelerinden 3 bin 100 seviyelerine kadar düştü. Uzmanlara göre ABD borsaları daha büyük bir çöküşün eşiğinde ve devlet tahvilleri 2009'da bir çöküş trendine girebilir. Nitekim Aralık ayında bir kısım global tahvili için moratoryum ilan eden Ekvador kadar bu tahvilleri yüklü biçimde elinde bulunduran Venezüella gibi Latin Amerikalı gelişmekte olan ekonomilerde doğan moratoryum riski bu ülkelerin devlet tahvillerinde de kayıp ihtimali oluşturuyor.
Deflasyon kaygısı azalırsa altın şahlanır
Bir dönemin güvenli limanı olan ancak krizde artan risk algısı ile pabucu dama atılan altın ise yeniden yükseliş trendine girdi. Uzmanlar 2009'da yaşanacak yeni çöküşler öncesi altına ve hazine tahvillerine hücum yaşanacağını öngörüyor. FED'in neredeyse sıfıra çekti faizi ile çekiciliğini iyice kaybeden dolar bu indirimlerle değer kaybettikçe altına olan talep artmaya başladı. Businessweek'e göre 2009'un gözde yatırım aracı altın olacak.
Yeni yılda altına yatırım yapmanın önündeki tek engel ise korkulan deflasyon. Çünkü altın yüksek enflasyona karşı hedge, yani koruma olarak kullanılıyor. Uzmanlara göre, deflasyon endişelerinin yerini enflasyon almadığı sürüce altına saldırmak çok da mantıklı olmayacak. FED'in faiz politikası şimdilik altına hücumu desteklese de, finans piyasalarında yeni bir türbülans yaşanması halinde yatırımcı dolara dönecek. Altın fiyatları martta 1000 doları aşmış, kasım ayında ise ons başına 680 dolara kadar düşmüştü. Son olarak İsraiL'in Gazze'yi vurmasıyla petrol ve altında dün yeni çıkışlar yaşandı. Altının ons başına fiyatı 889.55 dolar ile ekim başından bu yanaki en yüksek seviyesine çıktı. Petrol de dün Asya piyasalarındaki işlemlerde varil başına 40 dolara yaklaştı.
Interbank piyasaları en zor yılını sakin kapatıyor
2008 boyunca bankalar arası borçlanmaların kilitlendiği interbank piyasaları ise 2008'i sakin kapatıyor. Küresel merkez bankalarının tam gaz fonlamaları ile sene sonuna doğru bankalararası borçlanmaların gerçekleştiği interbank piyasasında rahatlama sağlandı. 2007 sonunda FED faizi yüzde 4,25 iken yüzde 4,8'lerde dolanan 3 ay vadeli dolar Libor faizi şu sıralar 1,46'lara kadar inmiş durumda. Euro Libor faizi ise yüzde 2,98'e kadar geriledi.
FED faizi de son indirimlerle birlikte yüzde 0,25 seviyesinde. Geçen aralık ayında Libor faizleri rekor seviyelere fırlayınca bankalararası borçlanmalar da kilitlenmişti. Aralarında FED, AMB ve İsviçre Merkez Bankası'nın da bulunduğu büyük merkez bankaları ise interbank piyasalarını 64 milyar dolarlık fonlama ile rahatlatmaya çalışmış, FED, Avrupalı merkez bankaları ile swap anlaşmalarına imza atmış, son bir ayda ise sıfır faiz politikasına geçilmişti. Ancak 2009'un zor bir yıl olacağı beklentisi değişmiş değil.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]Cumhurbaşkanı Gül, seçime bakmadı [/color]
Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan’ın aile doktoru Prof. Dr.Yunus Söylet’i İstanbul Üniversitesi’ne rektör olarak atadı.
MİLLİYET
üniversitedeki seçimde ikinci olmuş, YÖK’ün gönderdiği listede ise birinci sıraya alınmıştı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaptığı atamayla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte aile doktoru olan ve üniversitede türban serbestisini savunan Prof. Dr. Yunus Söylet, İstanbul Üniversitesi’nin yeni rektörü oldu.
Üniversitedeki rektör adaylığı seçiminde ikinci olan Söylet, YÖK’ten atama için Köşk’e gönderilen üç kişilik listede birinci sıraya konulmuştu. YÖK listesinde, üniversitedeki seçimde birinci olan Prof. Dr. Ali Akyüz’e ise ikinci sırada yer verilmişti.
Üniversitedeki sonuçlar
İstanbul Üniversitesi’ndeki seçimlere yaş haddinden dolayı mevcut rektör Prof. Dr. Mesut Parlak katılamamıştı. Seçimler sonucunda Prof. Dr. Ali Akyüz (483 oy), Prof. Dr. Yunus Söylet (467 oy), Prof. Dr. Melih Boydak (365 oy), Prof. Dr. Ahad Andican (328 oy), Prof. Dr. Faruk Erzengin (250), Prof. Dr. Erhun Eyüpoğlu (181 oy) en çok oy alan ilk 6 rektör adayı olmuştu.
Üniversiteden YÖK’e sırasıyla; Ali Akyüz, Yunus Söylet, Melih Boydak, Faruk Erzengin, Erhun Eyüpoğlu ve Kenan Ulualp’in ismi rektör adayı olarak bildirilmişti. Söylet, rektör adayları arasında hükümete yakın tek aday olarak nitelendirilmişti.
Köşk listesinde ilk sırada
YÖK Genel Kurulu’nun 22 Aralık’taki toplantısında Rektör Adaylarını İnceleme Komisyonu, adaylar ile yüz yüze görüşme gerçekleştirmişti. Mülakatın ardından İstanbul Üniversitesi rektör adaylığı için YÖK üyeliğinden istifa eden Prof. Söylet’in davet üzerine, diğer YÖK üyeleriyle birlikte yemek yemesi dikkati çekmişti.
Kurul toplantısında, Çankaya Köşkü’ne gönderilecek listeye konulacak ilk sıra adayı için yapılan oylamada Prof. Söylet birinci olmuştu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Söylet’in, kurula katılan 19 üyenin 11’inden oy aldığı belirtilmişti. Prof. Akyüz de 11 üyenin oyunu alarak ikinci sırada Köşk listesine konulmuştu. Köşk’e sırasıyla; Prof. Söylet, Prof. Akyüz ve Prof. Boydak’ın isimleri bildirilmişti.
DİSK’ten mektup
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Cumhurbaşkanı Gül’e gönderdiği mektupta, “İstanbul Üniversitesi (İÜ) rektörlüğü seçimlerinde en yüksek oyu alarak, rektör olmaya hak kazanan kişinin atamasını yapmanız doğru bir yaklaşım olacaktır” demişti.
Türbanı destekliyor
PROF. DR. YUNUS SÖYLET, Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı döneminde aile hekimliğini yapmıştı. Üniversitede türban özgürlüğünü öngören bildiride imzası bulunan Prof. Söylet, Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminde kurdurduğu Sıcak Yuva Vakfı’nın halen başkanlığını yürütüyor. Eşinin türbanlı olduğu kaydedilen Prof. Söylet, YÖK üyeliğine Bakanlar Kurulu’nca seçilmiş ve Gül tarafından 7 Eylül 2007’de YÖK Genel Kurul üyesi olarak atanmıştı. Prof. Söylet’in atanması durumunda “üniversitenin siyasallaşacağı” öne sürülmüş, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, “Siyasi iktidarın amacı, İstanbul Üniversitesi’ni ele geçirmektir” demişti.
Gül listeyi daha önce de dikkate almamıştı
Mevzuata göre, üniversitede öğretim üyeleri arasında gerçekleştirilen seçimde en fazla oy alan 6 isim YÖK’e bildiriliyor.
YÖK, 6 aday arasından 3’ünü seçerek, rektör ataması için Cumhurbaşkanı’na sunuyor. Gül de bu isimlerden birini rektör olarak atıyor. Gül’ün, bundan önceki rektör atamalarında, YÖK’ten kendisine sunulan listedeki sıralamayı göze almadığı örnekler olmuştu.
Gül, Gazi Üniversitesi’ndeki seçimde 732 oy alan Prof. Dr. Kadri Yamaç’ın yerine, seçimde 384 oy alan Prof. Dr. Rıza Ayhan’ı atamıştı.
Gül, İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki rektör atamasında da benzer bir uygulama yapmıştı.
Köşk’ün bakışı: Oy üstünlük demek değildir
Köşk, yargıya taşınan Dokuz Eylül Üniversitesi’ne rektör atanmasıyla ilgili davaya gönderdiği savunmada, rektör seçimlerine ilişkin görüşünü ortaya koymuştu.
Üniversitedeki seçimde birinci çıkan, ancak rektör olarak atanmayan Prof. Dr. Sedef Gidener tarafından açılan ve “yürütmeyi durdurma kararı” verilen davaya Köşk’ten gönderilen savunmada, “Seçimde en çok oyu almak seçim sonucuyla ilgili bir durum, adaylar arasında üstünlük anlamına gelmiyor” denilmişti...
Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan’ın aile doktoru Prof. Dr.Yunus Söylet’i İstanbul Üniversitesi’ne rektör olarak atadı.
MİLLİYET
üniversitedeki seçimde ikinci olmuş, YÖK’ün gönderdiği listede ise birinci sıraya alınmıştı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaptığı atamayla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte aile doktoru olan ve üniversitede türban serbestisini savunan Prof. Dr. Yunus Söylet, İstanbul Üniversitesi’nin yeni rektörü oldu.
Üniversitedeki rektör adaylığı seçiminde ikinci olan Söylet, YÖK’ten atama için Köşk’e gönderilen üç kişilik listede birinci sıraya konulmuştu. YÖK listesinde, üniversitedeki seçimde birinci olan Prof. Dr. Ali Akyüz’e ise ikinci sırada yer verilmişti.
Üniversitedeki sonuçlar
İstanbul Üniversitesi’ndeki seçimlere yaş haddinden dolayı mevcut rektör Prof. Dr. Mesut Parlak katılamamıştı. Seçimler sonucunda Prof. Dr. Ali Akyüz (483 oy), Prof. Dr. Yunus Söylet (467 oy), Prof. Dr. Melih Boydak (365 oy), Prof. Dr. Ahad Andican (328 oy), Prof. Dr. Faruk Erzengin (250), Prof. Dr. Erhun Eyüpoğlu (181 oy) en çok oy alan ilk 6 rektör adayı olmuştu.
Üniversiteden YÖK’e sırasıyla; Ali Akyüz, Yunus Söylet, Melih Boydak, Faruk Erzengin, Erhun Eyüpoğlu ve Kenan Ulualp’in ismi rektör adayı olarak bildirilmişti. Söylet, rektör adayları arasında hükümete yakın tek aday olarak nitelendirilmişti.
Köşk listesinde ilk sırada
YÖK Genel Kurulu’nun 22 Aralık’taki toplantısında Rektör Adaylarını İnceleme Komisyonu, adaylar ile yüz yüze görüşme gerçekleştirmişti. Mülakatın ardından İstanbul Üniversitesi rektör adaylığı için YÖK üyeliğinden istifa eden Prof. Söylet’in davet üzerine, diğer YÖK üyeleriyle birlikte yemek yemesi dikkati çekmişti.
Kurul toplantısında, Çankaya Köşkü’ne gönderilecek listeye konulacak ilk sıra adayı için yapılan oylamada Prof. Söylet birinci olmuştu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Söylet’in, kurula katılan 19 üyenin 11’inden oy aldığı belirtilmişti. Prof. Akyüz de 11 üyenin oyunu alarak ikinci sırada Köşk listesine konulmuştu. Köşk’e sırasıyla; Prof. Söylet, Prof. Akyüz ve Prof. Boydak’ın isimleri bildirilmişti.
DİSK’ten mektup
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Cumhurbaşkanı Gül’e gönderdiği mektupta, “İstanbul Üniversitesi (İÜ) rektörlüğü seçimlerinde en yüksek oyu alarak, rektör olmaya hak kazanan kişinin atamasını yapmanız doğru bir yaklaşım olacaktır” demişti.
Türbanı destekliyor
PROF. DR. YUNUS SÖYLET, Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı döneminde aile hekimliğini yapmıştı. Üniversitede türban özgürlüğünü öngören bildiride imzası bulunan Prof. Söylet, Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminde kurdurduğu Sıcak Yuva Vakfı’nın halen başkanlığını yürütüyor. Eşinin türbanlı olduğu kaydedilen Prof. Söylet, YÖK üyeliğine Bakanlar Kurulu’nca seçilmiş ve Gül tarafından 7 Eylül 2007’de YÖK Genel Kurul üyesi olarak atanmıştı. Prof. Söylet’in atanması durumunda “üniversitenin siyasallaşacağı” öne sürülmüş, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, “Siyasi iktidarın amacı, İstanbul Üniversitesi’ni ele geçirmektir” demişti.
Gül listeyi daha önce de dikkate almamıştı
Mevzuata göre, üniversitede öğretim üyeleri arasında gerçekleştirilen seçimde en fazla oy alan 6 isim YÖK’e bildiriliyor.
YÖK, 6 aday arasından 3’ünü seçerek, rektör ataması için Cumhurbaşkanı’na sunuyor. Gül de bu isimlerden birini rektör olarak atıyor. Gül’ün, bundan önceki rektör atamalarında, YÖK’ten kendisine sunulan listedeki sıralamayı göze almadığı örnekler olmuştu.
Gül, Gazi Üniversitesi’ndeki seçimde 732 oy alan Prof. Dr. Kadri Yamaç’ın yerine, seçimde 384 oy alan Prof. Dr. Rıza Ayhan’ı atamıştı.
Gül, İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki rektör atamasında da benzer bir uygulama yapmıştı.
Köşk’ün bakışı: Oy üstünlük demek değildir
Köşk, yargıya taşınan Dokuz Eylül Üniversitesi’ne rektör atanmasıyla ilgili davaya gönderdiği savunmada, rektör seçimlerine ilişkin görüşünü ortaya koymuştu.
Üniversitedeki seçimde birinci çıkan, ancak rektör olarak atanmayan Prof. Dr. Sedef Gidener tarafından açılan ve “yürütmeyi durdurma kararı” verilen davaya Köşk’ten gönderilen savunmada, “Seçimde en çok oyu almak seçim sonucuyla ilgili bir durum, adaylar arasında üstünlük anlamına gelmiyor” denilmişti...
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
Yeni banknotlarda 3 özelliğe dikkat!!!
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle çıkacak banknotlar üzerinde halka yönelik 10 güvenlik özelliğinin bulunduğunu belirterek, “Vatandaşlarımız, yeni banknotlarımızın en az üç güvenlik özelliğini çok iyi öğrensinler ve mutlaka kontrol etsinler” dedi.
Yılmaz, Banknot Matbaası Genel Müdürlüğü'nde düzenlediği basın toplantısında 1 Ocak 2009 tarihinde dolaşıma çıkacak Türk Lirası (TL) banknot ve madeni paraların tasarım ve boyutlarının tamamen yenilendiğini belirterek, “Banknotlarımızın boyutları küçüldü. Artık cüzdanlarımıza rahatlıkla sığacak boyutlarda banknotlarımız olacak” dedi.
Banknotlarda gelişmiş güvenlik özelliklerinin bulunduğunu ifade eden Yılmaz, yeni banknotlardaki güvenlik özelliklerinden birisi olan holografik şerit folyonun özellikleri itibarı ile dünyada ilk kez TL banknotlarda uygulandığını söyledi.
1 Ocak 2009 tarihinde dolaşıma çıkarılacak Türk Lirası banknot ve madeni paraların 2009 yılı boyunca bir yıl süre ile YTL banknot ve madeni paralarla birlikte tedavülde olacağını kaydeden Yılmaz, 1 yıllık birlikte dolaşım süresinin sona ermesiyle YTL banknotların 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren 10 yıl boyunca Merkez Bankası ve Ziraat Bankası şubelerince kabul edileceğini ve değiştirileceğini bildirdi.
Dönüşümün rahat bir şekilde gerçekleştirilmesi için 1 yıllık bir süre öngörüldüğünden vatandaşların paralarını değiştirmek ve Türk Lirasına çevirmek konusunda acele etmelerine hiç gerek olmadığını ifade eden Yılmaz, bu değişim işlemlerinin doğal akışı içerisinde tamamlanmış olacağını söyledi. Yılmaz, şöyle devam etti:
“Dönüşüm planlaması çerçevesinde bankalar müşterilerine yapacakları ödemelerde mümkün olduğunca TL banknot kullanılacaktır. Bankalar piyasadan çekilen YTL banknot ve madeni paralar, mümkün olduğu mertebe tekrar piyasaya verilmeyecek, Türk Lirasına geçiş hızlandırılacaktır.
Bu konuda bankalar ile koordinasyon halinde çalışılmakta ve bankaların yaptığı çalışmalar yakından takip edilmektedir. 2009 yılının ilk yarasında, tedavüldeki paraların çok büyük bir bölümünün Türk Lirasına dönüşmüş olacağını öngörüyoruz.”
Beş yıl önce YTL'ye geçişi nasıl sorunsuz başarıldıysa Türk Lirasına geçişin de sorunsuz tamamlanacağına inandıklarını belirten Yılmaz, tanıtım kampanyası çerçevesinde çok sayıda kamu ve özel sektör kuruluşunun yanı sıra bazı sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle de işbirliği imkanları bulduklarını söyledi.
TANITIM KAMPANYASI
Türk Lirasına geçiş kampanyası çerçevesinde yapılanlar hakkında bilgi veren Yılmaz, Türk Telekom'un 17,5 milyon sabit hat abonesine gönderdiği fatura zarflarının içerisinde Türk Lirası tanıtım broşürüne yer vererek, kendilerine milyonlarca eve doğrudan ulaşma imkanı bulduklarını bildirdi.
Tanıtım kampanyasına destek veren tüm kamu ve özel sektör ile meslek kuruluşları yöneticilerine teşekkür eden Yılmaz, Türk Lirasına geçiş tanıtım kampanyası için 1 milyon adet Türkçe 15 bin adet tanıtım afişinin, 5 milyon Türkçe ve 500 bin adet İngilizce genel broşürün basıldığını söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile okullarda çocuklara özel tasarlanmış 2 milyon adete yakın broşürün dağıtıldığını ifade eden Yılmaz, 50 bin adeti Türkçe 10 bin adeti İngilizce olmak üzere hazırlanan profesyonellere yönelik kitabın finans kuruluşları başta olmak üzere, yurt içi ve yurt dışından ilgili kamu ve özel sektör kuruluşlarına gönderildiğini belirtti.
Olabildiğince geniş kitlelere ulaşma stratejisi doğrultusunda gazeteler ile yaptıkları işbirliklerinin de çok olumlu sonuç verdiğini kaydeden Yılmaz, okurlara ulaştırılmak üzere özel olarak hazırlanan broşürlerin farklı günlerde olmak üzere gazetelerle dağıtımının yapıldığını bildirdi.
TL banknot ve madeni paralar ile banknotları ayırt edilmesi en kolay, temel güvenlik özelliklerinin tanıtılması için 2 milyon 600 bin adetin dağıtıldığını, bu rakamın Türkiye'deki ortalama günlük gazete tirajının yarısına tekabül ettiğini belirten Yılmaz, bu kampanya çerçevesinde kendileri ile işbirliğine giren ve herhangi bir bedel talep etmeksizin broşürleri dağıtan gazeteler ve tanıtıma katkı sağlayan diğer medya kuruluşlarına teşekkür ettiğini söyledi
BANKNOTLAR ÜZERİNDEKİ GÜVENLİK ÖZELLİKLERİ
Banknotlar üzerinde halka yönelik 10 güvenlik özelliğinin bulunduğunu kaydeden Yılmaz, “Vatandaşlarımız, yeni banknotlarımızın en az üç güvenlik özelliğinin çok iyi öğrensinler ve mutlaka kontrol etsinler” dedi.
Merkez Bankası tarafından TL banknotların üretim ve dağıtımına Mayıs ayında başlandığını belirten Yılmaz, şöyle dedi:
“Üretim ve dağıtım planı 1 Ocak 2009'da piyasanın banknot ihtiyacını karşılayacak şekilde hazırlanmıştır. TL banknotların ebatlarında değişiklik söz konusu olduğundan ATM'lerin ve para sayma makinelerinin test ve adaptasyonlarının yapılması gerekmektedir.
Bu amaçla TL banknotların Ekim ayında firmalara test için verilmiştir. Bu kapsamda 18 firmaya 3 milyon 375 bin 840 TL değerinde 148 bin 452 adet banknot teslim edilmiştir.
Bu firmalardan bazıları makinelerini şubelerimize getirip dönüşüm çalışmalarını bizzat şubelerimizde gerçekleştirmiştir.
1 Ocak 2009 tarihinden itibaren bankacılık sistemi tarafından TL banknotların dolaşıma çıkarılmasını sağlamak ve adaptasyon çalışmalarını hızlandırmak amacıyla 2008 yılı Kasım ayında TL banknotların bankalara ön yüklemesine başlanmıştır.
26 Aralık 2008 tarihi itibarıyla 19 banka tarafından öne ve alt yükleme talep edilmiştir. Ön ve alt yükleme konu olan banknot ve madeni para tutarı 1,3 milyar TL'ye yaklaşmıştır. Bu tutar yılbaşından itibaren hızla piyasaya verilecektir.”
ATM'LERDE DURUM
1 Ocak 2009 tarihinden itibaren bir yıllık geçiş döneminde ATM'lerden YTL ve TL banknot kullanılabileceğini belirten Yılmaz, özellikle ilk aylarda dönüşüm işlemleri tamamlanıncaya kadar ATM'lerde YTL banknotların almasının mümkün olduğunu, dönüşümü tamamlanmış ATM'lerden bu tarihten itibaren TL banknotun çekilebileceğini söyledi.
ATM'lerin dönüşüm konusundaki tasarrufun tamamen bankalara ait olduğunu kaydeden Yılmaz, “Biz Merkez Bankası olarak onların TL banknot taleplerini, şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da karşılamaya devam edeceğiz. Öte yandan, para yaktırma imkanı olana makinelere 2009 yılı boyunca YTL veya TL banknotun yatırılabileceğini ifade etti.
Dolaşıma konu olan banknotların kalitesinin artırılması amacıyla banknotların yıpratılmaması için gerekli dikkat ve özenin gösterilmesini, banknotların üzerine yazı yazılmamasını, buruşturulmamasını, delinmemesini ve yırtılmamasını, banknot işleme sistemlerinin çalışmalarının olumsuz yönde etkilenmemesi için yırtılmış banknotların bantla yapıştırılmamasını isteyen Yılmaz, cüzdan kullanma alışkanlığının edinilmesi gerektiği üzerinde durdu.
Konuşmasının son bölümünde sahtecilik üzerinde duran Yılmaz, sahtecilikle mücadelede en önemli görevin vatandaşlara düştüğünü belirterek, “Sahte bir banknot ele geçirildiğinde en yakın kolluk kuvvetine (Emniyet veya Jandarma birimlerine) bildirilmesi, hem vatandaşlık görevi hem de yasal zorunluluk olduğunu söyledi.
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle çıkacak banknotlar üzerinde halka yönelik 10 güvenlik özelliğinin bulunduğunu belirterek, “Vatandaşlarımız, yeni banknotlarımızın en az üç güvenlik özelliğini çok iyi öğrensinler ve mutlaka kontrol etsinler” dedi.
Yılmaz, Banknot Matbaası Genel Müdürlüğü'nde düzenlediği basın toplantısında 1 Ocak 2009 tarihinde dolaşıma çıkacak Türk Lirası (TL) banknot ve madeni paraların tasarım ve boyutlarının tamamen yenilendiğini belirterek, “Banknotlarımızın boyutları küçüldü. Artık cüzdanlarımıza rahatlıkla sığacak boyutlarda banknotlarımız olacak” dedi.
Banknotlarda gelişmiş güvenlik özelliklerinin bulunduğunu ifade eden Yılmaz, yeni banknotlardaki güvenlik özelliklerinden birisi olan holografik şerit folyonun özellikleri itibarı ile dünyada ilk kez TL banknotlarda uygulandığını söyledi.
1 Ocak 2009 tarihinde dolaşıma çıkarılacak Türk Lirası banknot ve madeni paraların 2009 yılı boyunca bir yıl süre ile YTL banknot ve madeni paralarla birlikte tedavülde olacağını kaydeden Yılmaz, 1 yıllık birlikte dolaşım süresinin sona ermesiyle YTL banknotların 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren 10 yıl boyunca Merkez Bankası ve Ziraat Bankası şubelerince kabul edileceğini ve değiştirileceğini bildirdi.
Dönüşümün rahat bir şekilde gerçekleştirilmesi için 1 yıllık bir süre öngörüldüğünden vatandaşların paralarını değiştirmek ve Türk Lirasına çevirmek konusunda acele etmelerine hiç gerek olmadığını ifade eden Yılmaz, bu değişim işlemlerinin doğal akışı içerisinde tamamlanmış olacağını söyledi. Yılmaz, şöyle devam etti:
“Dönüşüm planlaması çerçevesinde bankalar müşterilerine yapacakları ödemelerde mümkün olduğunca TL banknot kullanılacaktır. Bankalar piyasadan çekilen YTL banknot ve madeni paralar, mümkün olduğu mertebe tekrar piyasaya verilmeyecek, Türk Lirasına geçiş hızlandırılacaktır.
Bu konuda bankalar ile koordinasyon halinde çalışılmakta ve bankaların yaptığı çalışmalar yakından takip edilmektedir. 2009 yılının ilk yarasında, tedavüldeki paraların çok büyük bir bölümünün Türk Lirasına dönüşmüş olacağını öngörüyoruz.”
Beş yıl önce YTL'ye geçişi nasıl sorunsuz başarıldıysa Türk Lirasına geçişin de sorunsuz tamamlanacağına inandıklarını belirten Yılmaz, tanıtım kampanyası çerçevesinde çok sayıda kamu ve özel sektör kuruluşunun yanı sıra bazı sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle de işbirliği imkanları bulduklarını söyledi.
TANITIM KAMPANYASI
Türk Lirasına geçiş kampanyası çerçevesinde yapılanlar hakkında bilgi veren Yılmaz, Türk Telekom'un 17,5 milyon sabit hat abonesine gönderdiği fatura zarflarının içerisinde Türk Lirası tanıtım broşürüne yer vererek, kendilerine milyonlarca eve doğrudan ulaşma imkanı bulduklarını bildirdi.
Tanıtım kampanyasına destek veren tüm kamu ve özel sektör ile meslek kuruluşları yöneticilerine teşekkür eden Yılmaz, Türk Lirasına geçiş tanıtım kampanyası için 1 milyon adet Türkçe 15 bin adet tanıtım afişinin, 5 milyon Türkçe ve 500 bin adet İngilizce genel broşürün basıldığını söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile okullarda çocuklara özel tasarlanmış 2 milyon adete yakın broşürün dağıtıldığını ifade eden Yılmaz, 50 bin adeti Türkçe 10 bin adeti İngilizce olmak üzere hazırlanan profesyonellere yönelik kitabın finans kuruluşları başta olmak üzere, yurt içi ve yurt dışından ilgili kamu ve özel sektör kuruluşlarına gönderildiğini belirtti.
Olabildiğince geniş kitlelere ulaşma stratejisi doğrultusunda gazeteler ile yaptıkları işbirliklerinin de çok olumlu sonuç verdiğini kaydeden Yılmaz, okurlara ulaştırılmak üzere özel olarak hazırlanan broşürlerin farklı günlerde olmak üzere gazetelerle dağıtımının yapıldığını bildirdi.
TL banknot ve madeni paralar ile banknotları ayırt edilmesi en kolay, temel güvenlik özelliklerinin tanıtılması için 2 milyon 600 bin adetin dağıtıldığını, bu rakamın Türkiye'deki ortalama günlük gazete tirajının yarısına tekabül ettiğini belirten Yılmaz, bu kampanya çerçevesinde kendileri ile işbirliğine giren ve herhangi bir bedel talep etmeksizin broşürleri dağıtan gazeteler ve tanıtıma katkı sağlayan diğer medya kuruluşlarına teşekkür ettiğini söyledi
BANKNOTLAR ÜZERİNDEKİ GÜVENLİK ÖZELLİKLERİ
Banknotlar üzerinde halka yönelik 10 güvenlik özelliğinin bulunduğunu kaydeden Yılmaz, “Vatandaşlarımız, yeni banknotlarımızın en az üç güvenlik özelliğinin çok iyi öğrensinler ve mutlaka kontrol etsinler” dedi.
Merkez Bankası tarafından TL banknotların üretim ve dağıtımına Mayıs ayında başlandığını belirten Yılmaz, şöyle dedi:
“Üretim ve dağıtım planı 1 Ocak 2009'da piyasanın banknot ihtiyacını karşılayacak şekilde hazırlanmıştır. TL banknotların ebatlarında değişiklik söz konusu olduğundan ATM'lerin ve para sayma makinelerinin test ve adaptasyonlarının yapılması gerekmektedir.
Bu amaçla TL banknotların Ekim ayında firmalara test için verilmiştir. Bu kapsamda 18 firmaya 3 milyon 375 bin 840 TL değerinde 148 bin 452 adet banknot teslim edilmiştir.
Bu firmalardan bazıları makinelerini şubelerimize getirip dönüşüm çalışmalarını bizzat şubelerimizde gerçekleştirmiştir.
1 Ocak 2009 tarihinden itibaren bankacılık sistemi tarafından TL banknotların dolaşıma çıkarılmasını sağlamak ve adaptasyon çalışmalarını hızlandırmak amacıyla 2008 yılı Kasım ayında TL banknotların bankalara ön yüklemesine başlanmıştır.
26 Aralık 2008 tarihi itibarıyla 19 banka tarafından öne ve alt yükleme talep edilmiştir. Ön ve alt yükleme konu olan banknot ve madeni para tutarı 1,3 milyar TL'ye yaklaşmıştır. Bu tutar yılbaşından itibaren hızla piyasaya verilecektir.”
ATM'LERDE DURUM
1 Ocak 2009 tarihinden itibaren bir yıllık geçiş döneminde ATM'lerden YTL ve TL banknot kullanılabileceğini belirten Yılmaz, özellikle ilk aylarda dönüşüm işlemleri tamamlanıncaya kadar ATM'lerde YTL banknotların almasının mümkün olduğunu, dönüşümü tamamlanmış ATM'lerden bu tarihten itibaren TL banknotun çekilebileceğini söyledi.
ATM'lerin dönüşüm konusundaki tasarrufun tamamen bankalara ait olduğunu kaydeden Yılmaz, “Biz Merkez Bankası olarak onların TL banknot taleplerini, şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da karşılamaya devam edeceğiz. Öte yandan, para yaktırma imkanı olana makinelere 2009 yılı boyunca YTL veya TL banknotun yatırılabileceğini ifade etti.
Dolaşıma konu olan banknotların kalitesinin artırılması amacıyla banknotların yıpratılmaması için gerekli dikkat ve özenin gösterilmesini, banknotların üzerine yazı yazılmamasını, buruşturulmamasını, delinmemesini ve yırtılmamasını, banknot işleme sistemlerinin çalışmalarının olumsuz yönde etkilenmemesi için yırtılmış banknotların bantla yapıştırılmamasını isteyen Yılmaz, cüzdan kullanma alışkanlığının edinilmesi gerektiği üzerinde durdu.
Konuşmasının son bölümünde sahtecilik üzerinde duran Yılmaz, sahtecilikle mücadelede en önemli görevin vatandaşlara düştüğünü belirterek, “Sahte bir banknot ele geçirildiğinde en yakın kolluk kuvvetine (Emniyet veya Jandarma birimlerine) bildirilmesi, hem vatandaşlık görevi hem de yasal zorunluluk olduğunu söyledi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
Ocak ayında doğalgaza indirim var mı?
Ocak ayında doğalgazda indirim yok. Hesaplamaların yapıldığıformül indirim öngörmesine rağmen bütçe disiplinin korunması için bu kararın alındığı belirtildi.
Enerji Bakanlığı yetkilileri son bir haftadır doğalgaz fiyatının nasıl belirlenmesi gerektiği üzerinde çalıştı.
Döviz ve petrol fiyatlarının etkili olduğu formül fiyatlarda yüzde 10 civarında indirim yapılması gerektiğini ortaya koydu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler hesaplamaya ilişkin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ayrıntılı bilgi verdi.
Ancak yapılan görüşmeler sonucunda hesaplamalara rağmen doğalgaz fiyatlarının indirilmemesi kararlaştırıldı.
Enerji Bakanı Güler daha önce doğalgaz fiyatlarında 2009 yılının ilk aylarında indirim yapılacağını açıklamıştı.
Yetkililere göre indirim şubat ya da mart ayına
Ocak ayında doğalgazda indirim yok. Hesaplamaların yapıldığıformül indirim öngörmesine rağmen bütçe disiplinin korunması için bu kararın alındığı belirtildi.
Enerji Bakanlığı yetkilileri son bir haftadır doğalgaz fiyatının nasıl belirlenmesi gerektiği üzerinde çalıştı.
Döviz ve petrol fiyatlarının etkili olduğu formül fiyatlarda yüzde 10 civarında indirim yapılması gerektiğini ortaya koydu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler hesaplamaya ilişkin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ayrıntılı bilgi verdi.
Ancak yapılan görüşmeler sonucunda hesaplamalara rağmen doğalgaz fiyatlarının indirilmemesi kararlaştırıldı.
Enerji Bakanı Güler daha önce doğalgaz fiyatlarında 2009 yılının ilk aylarında indirim yapılacağını açıklamıştı.
Yetkililere göre indirim şubat ya da mart ayına
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi