Ekonomimiz için flaş gelişme!
ABD ve Japonya’da düşen faizler, yatırımcıları da arayışa itti. Türkiye tahvillerine ilgi arttı. Kriz nedeniyle düşen faiz oranları Japonları YTL’ye yöneltti. Yenden bir yılda yüzde 0.30 ancak kazanabilen Japonlar, bu yıllık getiriden daha fazlasını YTL ile sadece 4 günde elde etti.
Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre, Japonya ve ABD başta olmak üzere küresel kriz karşısında dünyanın önde gelen merkez bankalarının birer birer faizleri yüzde 0 düzeyine kadar indirmesi, bu ülkelerdeki yatırımcıları da yeni arayışlara itti.
Japonya’da yüzde 0.30 olan yıllık faizlerin, Türkiye’de yüzde 17’lerin üzerinde seyretmesi, Japonları YTL’ye yöneltti. Yenden vazgeçen Japon işçileri ve işçi emeklileri, birikimlerini değerlendirirken artık Türkiye’nin tahvil ve bonolarına yatırım yapmaya başladı. Bu doğrultuda sadece Türk bonolarına yatırım yapan ilk yabancı fon, Fortis Investments tarafından piyasaya sunuldu. Japon Yeni cinsinden YTL’ye yatırım yapan fona Tokyo İnşaat İşçileri Emeklilik Fonu, 8.7 milyon dolarlık yatırım yaptı.
Kriz bu ürünü doğurdu
Japon yatırımcıların Türk tahvillerine olan ilgisine değinen Fortis Portföy Sabit Getirili Menkul Kıymetler Yöneticisi Cenk Aras, “Dünyada sıfıra giden faizlerle birlikte Türkiye daha da öne çıktı. Biz de 12 Aralık’ta Türk tahvil ve bonolarına yatırım yapan bir fonu, Lüksemburg’da Japon Yeni cinsinden satışa sunduk” dedi.
Dünyada İzlanda’dan sonra en yüksek faiz oranının Türkiye’de olduğuna dikkat çeken Aras, “Ancak bizim İzlanda’dan farkımız; yüksek faiz veren bir ülkeyiz ama batacak bir ülke değiliz. Bu yüzden kurduğumuz fona Japonlar ilgi gösterdi. Bu ürüne, Tokyo İnşaat İşçileri Emeklilik Fonu başlangıç tutarı olarak 800 milyon yen (8.7 milyon dolar) yatırdı. Bu rakamın, 1-2 sene içinde 1 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz” dedi.
Aslında piyasanın kötü durumda olmasının bu ürünü doğurduğunu belirten Aras şunları söyledi: “Japonya’daki yıllık faiz yüzde 0.30 iken, bu ürünü alan Japon yatırımcılar sadece 4 günde yüzde 0.38 getiri elde etti. Türkiye’deki tüm fonların toplam değeri 1.3 milyar YTL. Oysa Japonlara yönelik kurulan bu fonun tek başına hedefi 1 milyar dolar. Dolayısıyla bu fon Hazine’nin borçlanma ihtiyacına da olumlu yansıyacaktır.”
Ekonomi Gündemi...
Konu Sahibi / Yazar
Kongo Madagasgar
Kategori / Forum
Ekonomi
Yorumlar / Cevaplar
584
Okunma / Görüntüleme
153023
Anket Borsa sizce ne olur...
Bu ankette oy kullanma yetkiniz yok.
22.000
4 (33.33%)
26.000
1 (8.33%)
19.000
3 (25.00%)
15.000
2 (16.67%)
30.000
1 (8.33%)
21.500
1 (8.33%)
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız.
Toplam:: 12 (100%)
Ekonomi Gündemi...
Ekonomi Gündemi...
]MB neden büyük bir indirim yaptı? [/color]
Genelde piyasa beklentilerine uyumlu hareket eden Merkez Bankası, son iki kararında piyasayı çok şaşırttı.
Eren GÜLER / HÜRRİYET
Kasım ayında yarım puanlık bir indirimle beklentilerin tersine giden Merkez, dün de 1.25 puanlık indirimle yarım puan olan beklentilerin çok ötesine geçti. Öyle ki, piyasada neredeyse hiç kimse bu kadar yüksek bir faiz indirimini beklemiyordu.
Peki uzun süredir reel sektörün 'faiz indir' baskılarına karşı koyan ve bildiği yoldan şaşmayan Merkez Bankası ne oldu da tavır değiştirdi? Neden böylesi büyük bir indirim yaptı? Neye güvendi, neyi bekliyor?
TALEP CANLANMAZ, ENFLASYON DÜŞER
Merkez'in 1.25 puanlık büyük faiz indirimin arkasında iki büyük beklenti var. Bunlardan ilki talepte kısa vadede bir canlanma olmayacağı, ikincisi de maliyetlerdeki gerilemelerden dolayı enflasyonun düşecek olması. Peki Merkez neden böyle düşünüyor? Sırasıyla ortaya koyalım.
İlk neden, ekonomik faaliyetlerin giderek yavaşladığına işaret eden veriler.
Bir taraftan sanayi üretimindeki kayıplar, kapasite kullanımındaki rekor düşüş ve son yılların en düşük büyüme rakamlarına gerileme, ekonominin kısa vadede düze çıkma ihtimalinin zor olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Dışarıdaki görünümün kötü olması ve kredi piyasalarındaki daralma da talep üzerindeki baskının devam edeceğini gösteriyor. Kısaca, daha uzun bir süre talep tarafında önemli bir artış olmayacak. Bu da enflasyon üzerindeki talep etkisinin ortadan kalkması demek.
İkinci olarak maliyet tarafında da yine enflasyon açısından olumlu olarak değerlendirilebilecek bir görüntü var. Petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki düşüşler ortada. Petrol 5 ayda 147 dolardan 40 dolara kadar geldi. Buna paralel içeride de akaryakıt fiyatları devamlı düşüyor. İşte Merkez Bankası maliyetler tarafındaki bu düşüşün de enflasyonu aşağıya çekeceğine inanıyor.
Özetle Merkez Bankası piyasaya diyor ki; talep tarafında herhangi bir artış beklemeyin, hatta daralma sizin beklediğinizden de öte. Enflasyonda da yine sizin beklediğinizden daha hızlı bir düşüş sürecine girebiliriz.
Bu durumda da sert bir faiz indiriminin enflasyon üzerinde herhangi bir riski olmuyor. Çünkü ne talep ne de maliyet tarafında enflasyonu zıplatacak bir kuvvet var.
YENİ İNDİRİMLERİ BEKLEYİN
Merkez Bankası sadece sert bir indirim yapmakla kalmadı, yine enflasyona bağlı olarak yeni faiz indirimleri için de açık kapı bıraktı. Eğer enflasyon görünümündeki iyileşme sürerse, banka faiz indirimlerine devam edecek. Hatta JP Morgan'a göre Ocak ayında 1 puanlık bir indirim daha şimdiden gözüktü bile...
Bu indirimin arkasında IMF beklentisi de olabilir mi? Piyasaya göre, evet... Türkiye'nin IMF ile yapacağı artık neredeyse kesinleşen bir anlaşma (alt limitin 20 milyar dolar olacağı konuşuluyor) kredi kanallarının açılmasına yardımcı olacak ve piyasaya nefes aldıracak. Dolayısıyla dışarıdan yeni para girişi sağlamak için bu ortamda faizleri çok yüksek tutmanın da bir anlamı yok.
DOLARA NE OLACAK?
Peki bu indirimle birlikte dolara ne olacak? Yabancılar faizler düştü deyip paralarını alıp gider ve kurlar aniden zıplar mı?
Açıklamada bununla ilgili bir not yok ama Merkez'in dolarda sert bir artış beklemediği ortada. Zaten bu indirim kurları fırlatırsa ilk etkiyi enflasyon tarafında görürüz ve bu da Merkez'in faiz indirim senaryosunu temelden çürütür. Ancak buna hiç değinilmediğine göre Merkez'in böyle bir bekletisi yok. Merkez Bankası belli ki dünya ile olan faiz farkından dolayı TL'ye güveniyor. Zaten sert bir dalgalanma halinde de elinde dolaylı ve doğrudan müdahale araçları ile hazır bekliyor.
Genelde piyasa beklentilerine uyumlu hareket eden Merkez Bankası, son iki kararında piyasayı çok şaşırttı.
Eren GÜLER / HÜRRİYET
Kasım ayında yarım puanlık bir indirimle beklentilerin tersine giden Merkez, dün de 1.25 puanlık indirimle yarım puan olan beklentilerin çok ötesine geçti. Öyle ki, piyasada neredeyse hiç kimse bu kadar yüksek bir faiz indirimini beklemiyordu.
Peki uzun süredir reel sektörün 'faiz indir' baskılarına karşı koyan ve bildiği yoldan şaşmayan Merkez Bankası ne oldu da tavır değiştirdi? Neden böylesi büyük bir indirim yaptı? Neye güvendi, neyi bekliyor?
TALEP CANLANMAZ, ENFLASYON DÜŞER
Merkez'in 1.25 puanlık büyük faiz indirimin arkasında iki büyük beklenti var. Bunlardan ilki talepte kısa vadede bir canlanma olmayacağı, ikincisi de maliyetlerdeki gerilemelerden dolayı enflasyonun düşecek olması. Peki Merkez neden böyle düşünüyor? Sırasıyla ortaya koyalım.
İlk neden, ekonomik faaliyetlerin giderek yavaşladığına işaret eden veriler.
Bir taraftan sanayi üretimindeki kayıplar, kapasite kullanımındaki rekor düşüş ve son yılların en düşük büyüme rakamlarına gerileme, ekonominin kısa vadede düze çıkma ihtimalinin zor olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Dışarıdaki görünümün kötü olması ve kredi piyasalarındaki daralma da talep üzerindeki baskının devam edeceğini gösteriyor. Kısaca, daha uzun bir süre talep tarafında önemli bir artış olmayacak. Bu da enflasyon üzerindeki talep etkisinin ortadan kalkması demek.
İkinci olarak maliyet tarafında da yine enflasyon açısından olumlu olarak değerlendirilebilecek bir görüntü var. Petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki düşüşler ortada. Petrol 5 ayda 147 dolardan 40 dolara kadar geldi. Buna paralel içeride de akaryakıt fiyatları devamlı düşüyor. İşte Merkez Bankası maliyetler tarafındaki bu düşüşün de enflasyonu aşağıya çekeceğine inanıyor.
Özetle Merkez Bankası piyasaya diyor ki; talep tarafında herhangi bir artış beklemeyin, hatta daralma sizin beklediğinizden de öte. Enflasyonda da yine sizin beklediğinizden daha hızlı bir düşüş sürecine girebiliriz.
Bu durumda da sert bir faiz indiriminin enflasyon üzerinde herhangi bir riski olmuyor. Çünkü ne talep ne de maliyet tarafında enflasyonu zıplatacak bir kuvvet var.
YENİ İNDİRİMLERİ BEKLEYİN
Merkez Bankası sadece sert bir indirim yapmakla kalmadı, yine enflasyona bağlı olarak yeni faiz indirimleri için de açık kapı bıraktı. Eğer enflasyon görünümündeki iyileşme sürerse, banka faiz indirimlerine devam edecek. Hatta JP Morgan'a göre Ocak ayında 1 puanlık bir indirim daha şimdiden gözüktü bile...
Bu indirimin arkasında IMF beklentisi de olabilir mi? Piyasaya göre, evet... Türkiye'nin IMF ile yapacağı artık neredeyse kesinleşen bir anlaşma (alt limitin 20 milyar dolar olacağı konuşuluyor) kredi kanallarının açılmasına yardımcı olacak ve piyasaya nefes aldıracak. Dolayısıyla dışarıdan yeni para girişi sağlamak için bu ortamda faizleri çok yüksek tutmanın da bir anlamı yok.
DOLARA NE OLACAK?
Peki bu indirimle birlikte dolara ne olacak? Yabancılar faizler düştü deyip paralarını alıp gider ve kurlar aniden zıplar mı?
Açıklamada bununla ilgili bir not yok ama Merkez'in dolarda sert bir artış beklemediği ortada. Zaten bu indirim kurları fırlatırsa ilk etkiyi enflasyon tarafında görürüz ve bu da Merkez'in faiz indirim senaryosunu temelden çürütür. Ancak buna hiç değinilmediğine göre Merkez'in böyle bir bekletisi yok. Merkez Bankası belli ki dünya ile olan faiz farkından dolayı TL'ye güveniyor. Zaten sert bir dalgalanma halinde de elinde dolaylı ve doğrudan müdahale araçları ile hazır bekliyor.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
Petrol 5 ayda 114 dolar düştü: Varili 33 dolar
Petrol fiyatları 33 dolara kadar geriledi. Petrol İhraç eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) günlük 2.2 milyon varillik rekor üretim kesintisine rağmen petrol fiyatları 4.5 yılın en düşük seviyelerinde hareket ediyor
Uzmanlar, OPEC’in üretim kesintisi kararının küresel ekonomik durgunluğun gölgesinde kaldığına dikkat çekti.
Borsalar kaybetti
Petrol fiyatları 147.25 dolarla temmuzda zirve noktasına çıkmıştı. Böylece, petrol fiyatları son 5 ayda 114 dolar geriledi.
Bu arada, Avrupa borsaları petrol fiyatlarındaki düşüşle enerji şirket hisselerine gelen satışlarla yüzde 1’i aşan oranda değer kaybetti.
Yurtiçinde ise Merkez Bankası’nın faiz indirim kararıyla bono faizinin yüzde 17.08 ile şubat ayı seviyelerine gerilediği görüldü.
Öte yandan, ABD’nin sıfıra yakın faiz politikasına Japonya da uydu. Japon yeninin dolar karşısında değer kazanması üzerine Japonya Merkez Bankası, gösterge faizi yüzde 0.3’ten yüzde 0.1 seviyesine indirdi.
Petrol fiyatları 33 dolara kadar geriledi. Petrol İhraç eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) günlük 2.2 milyon varillik rekor üretim kesintisine rağmen petrol fiyatları 4.5 yılın en düşük seviyelerinde hareket ediyor
Uzmanlar, OPEC’in üretim kesintisi kararının küresel ekonomik durgunluğun gölgesinde kaldığına dikkat çekti.
Borsalar kaybetti
Petrol fiyatları 147.25 dolarla temmuzda zirve noktasına çıkmıştı. Böylece, petrol fiyatları son 5 ayda 114 dolar geriledi.
Bu arada, Avrupa borsaları petrol fiyatlarındaki düşüşle enerji şirket hisselerine gelen satışlarla yüzde 1’i aşan oranda değer kaybetti.
Yurtiçinde ise Merkez Bankası’nın faiz indirim kararıyla bono faizinin yüzde 17.08 ile şubat ayı seviyelerine gerilediği görüldü.
Öte yandan, ABD’nin sıfıra yakın faiz politikasına Japonya da uydu. Japon yeninin dolar karşısında değer kazanması üzerine Japonya Merkez Bankası, gösterge faizi yüzde 0.3’ten yüzde 0.1 seviyesine indirdi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
Çin borsasında keskin düşüş
Çin Menkul Kıymetler Borsası keskin düşüşle kapandı.
AA
Borsanın barometresi konumusundaki Şangay Bileşik Endeksi, finans kağıtları ağırlıklı panik satışlar nedeniyle, yüzde 4,6 oranında değer kaybederek 1.897,23 puandan kapandı.
Borsanın düşmesinde, Çin Merkez Bankasının yüzde 0,27 oranındaki faiz indiriminin yeterli olmayacağı kaygısı etkili oldu.
Çin Menkul Kıymetler Borsası keskin düşüşle kapandı.
AA
Borsanın barometresi konumusundaki Şangay Bileşik Endeksi, finans kağıtları ağırlıklı panik satışlar nedeniyle, yüzde 4,6 oranında değer kaybederek 1.897,23 puandan kapandı.
Borsanın düşmesinde, Çin Merkez Bankasının yüzde 0,27 oranındaki faiz indiriminin yeterli olmayacağı kaygısı etkili oldu.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]Petrol, 40 doların altında [/color]
Ham petrolün varil fiyatı 40 doların altına indi.
Asya borsalarında, ABD Ham Petrolü'nün Şubat ayı varil teslim fiyatı, 64 sentlik gerilemeyle 39,27 dolar düzeyine indi.
Küresel krizin talebi azaltması sebebiyle petrol fiyatı, Temmuz ayından bu yana yüzde 73 düzeyinde düşüş gösterdi.
Ham petrolün varil fiyatı 40 doların altına indi.
Asya borsalarında, ABD Ham Petrolü'nün Şubat ayı varil teslim fiyatı, 64 sentlik gerilemeyle 39,27 dolar düzeyine indi.
Küresel krizin talebi azaltması sebebiyle petrol fiyatı, Temmuz ayından bu yana yüzde 73 düzeyinde düşüş gösterdi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]Faruk Çelik`e göre işsizlik abartılıyor [/color]
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, İşsizlik had safhada şeklindeki eleştirilere, O boyutta değil, konuyu abartmayalım. Sıkıntılı bir süreç ama ah-vah ettirecek tablo yok diye yanıt verdi. Çelik, TBMM Genel Kurulu'nda, bakanlığı bütçesi üzerindeki soru ve eleştirileri yanıtladı.
Çalışma Bakanlığı çalışmıyor yönündeki açıklamaların, bakanlığının ismiyle bile uygun olmadığını ifade eden Çelik, Halkın dertleriyle dertleşen bir arkadaşımız olsa, bunu söyleme şansı olmayacaktı dedi.
Küresel kriz karşısında iyi ki AK Parti var, iyi ki istikrarlı bir Hükümet var diyen Çelik, geçmiş güçsüz iktidarlara baktıklarında, ne tür zorluklarla karşı karşıya kalındığını göreceklerini söyledi. Çelik, genel sağlık sigortasını hayata geçirdiklerini anımsatarak, bunu, sıradan bir olay gibi göstermenin, insafla bağdaşmadığını ifade etti.
Sendikalar Kanunu'nun 12 Eylül ürünü olduğuna yönelik açıklamalara işaret eden Çelik, birçok kanunda değişiklik yapılmasına karşın Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun değiştirilmediğini anımsattı.
Çelik, işçilerin örgütlenerek bakanlığa yazı gönderdiğini, bakanlığın da bunu işverene bildirdiğini ifade ederek, İşveren 10 işçiyi çıkardım diyor, örgütlenme olmuyor. Bunun değişmesi gerekiyor dedi.
Çelik, iki kanunla ilgili düzenlemenin, komisyondan geçtiğini, TBMM Genel Kurulu aşamasında olduğunu dile getirerek, Beklemesi, işçi-işveren konfederasyonları, görüştüğümüzün tersine görüş beyan etmelerinden kaynaklanıyor. Bu yasalar, bugün çıkmadı. 1992'den beri birçok iktidar geldi, ne zaman Genel Kurula indirilebildi? Edebiyat yapmak başka şey çözümden yana olmak başka şey. Anlaşılması halinde, bu değişiklikler kısa sürede geçer. İş sağlığı güvenliği mevzuatını da önümüzdeki günlerde TBMM'ye sevk edeceğiz diye konuştu.
Kadın istihdamının 2002'de yüzde 15,5 iken bugün yüzde 17,9'a ulaştığını belirten Çelik, 300 milyon YTL'lik kaynağı nitelikli eleman yetiştirmede kullanacaklarını bildirdi. Çelik, 2001'de yüzde 52,9 olan kayıtdışı istihdamın yüzde 46,9'a indiğini ifade etti.
Tuzla tersanelerine defalarca gittiğini, iş sağlığı güvenliğiyle ilgili işveren ve sendikalarla değerlendirmeler yaptığını ve protokol imzaladığını anlatan Çelik, yaklaşık 18 bin çalışanın iş sağlığı eğitimi aldığını söyledi.
CHP'li Mehmet Sevigen'in, maden ocaklarına gidip gitmediğine yönelik sorusu üzerine Çelik, 1,5 yıl içinde Zonguldak'ta 560 metre derinlikteki maden ocağına iki kez girdiğini, bir kez Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile gittiğini belirtti.
Çelik, Sevigen'e, Sizin Genel Başkanınız, iktidarınız dönemindeki bakanlar gitti mi? diye sordu.
Bakan Faruk Çelik, çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik Başbakanlığın bir genelge yayımlayacağını bildirerek, böylece sosyal tarafların duyarlılığının artırılmasının amaçlandığını söyledi.
İşsizlik had safhada şeklindeki eleştirilere ise Çelik, O boyutta değil, konuyu abartmayalım. Sıkıntılı bir süreç ama ah-vah ettirecek tablo yok diye yanıt verdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, İşsizlik had safhada şeklindeki eleştirilere, O boyutta değil, konuyu abartmayalım. Sıkıntılı bir süreç ama ah-vah ettirecek tablo yok diye yanıt verdi. Çelik, TBMM Genel Kurulu'nda, bakanlığı bütçesi üzerindeki soru ve eleştirileri yanıtladı.
Çalışma Bakanlığı çalışmıyor yönündeki açıklamaların, bakanlığının ismiyle bile uygun olmadığını ifade eden Çelik, Halkın dertleriyle dertleşen bir arkadaşımız olsa, bunu söyleme şansı olmayacaktı dedi.
Küresel kriz karşısında iyi ki AK Parti var, iyi ki istikrarlı bir Hükümet var diyen Çelik, geçmiş güçsüz iktidarlara baktıklarında, ne tür zorluklarla karşı karşıya kalındığını göreceklerini söyledi. Çelik, genel sağlık sigortasını hayata geçirdiklerini anımsatarak, bunu, sıradan bir olay gibi göstermenin, insafla bağdaşmadığını ifade etti.
Sendikalar Kanunu'nun 12 Eylül ürünü olduğuna yönelik açıklamalara işaret eden Çelik, birçok kanunda değişiklik yapılmasına karşın Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun değiştirilmediğini anımsattı.
Çelik, işçilerin örgütlenerek bakanlığa yazı gönderdiğini, bakanlığın da bunu işverene bildirdiğini ifade ederek, İşveren 10 işçiyi çıkardım diyor, örgütlenme olmuyor. Bunun değişmesi gerekiyor dedi.
Çelik, iki kanunla ilgili düzenlemenin, komisyondan geçtiğini, TBMM Genel Kurulu aşamasında olduğunu dile getirerek, Beklemesi, işçi-işveren konfederasyonları, görüştüğümüzün tersine görüş beyan etmelerinden kaynaklanıyor. Bu yasalar, bugün çıkmadı. 1992'den beri birçok iktidar geldi, ne zaman Genel Kurula indirilebildi? Edebiyat yapmak başka şey çözümden yana olmak başka şey. Anlaşılması halinde, bu değişiklikler kısa sürede geçer. İş sağlığı güvenliği mevzuatını da önümüzdeki günlerde TBMM'ye sevk edeceğiz diye konuştu.
Kadın istihdamının 2002'de yüzde 15,5 iken bugün yüzde 17,9'a ulaştığını belirten Çelik, 300 milyon YTL'lik kaynağı nitelikli eleman yetiştirmede kullanacaklarını bildirdi. Çelik, 2001'de yüzde 52,9 olan kayıtdışı istihdamın yüzde 46,9'a indiğini ifade etti.
Tuzla tersanelerine defalarca gittiğini, iş sağlığı güvenliğiyle ilgili işveren ve sendikalarla değerlendirmeler yaptığını ve protokol imzaladığını anlatan Çelik, yaklaşık 18 bin çalışanın iş sağlığı eğitimi aldığını söyledi.
CHP'li Mehmet Sevigen'in, maden ocaklarına gidip gitmediğine yönelik sorusu üzerine Çelik, 1,5 yıl içinde Zonguldak'ta 560 metre derinlikteki maden ocağına iki kez girdiğini, bir kez Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile gittiğini belirtti.
Çelik, Sevigen'e, Sizin Genel Başkanınız, iktidarınız dönemindeki bakanlar gitti mi? diye sordu.
Bakan Faruk Çelik, çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik Başbakanlığın bir genelge yayımlayacağını bildirerek, böylece sosyal tarafların duyarlılığının artırılmasının amaçlandığını söyledi.
İşsizlik had safhada şeklindeki eleştirilere ise Çelik, O boyutta değil, konuyu abartmayalım. Sıkıntılı bir süreç ama ah-vah ettirecek tablo yok diye yanıt verdi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi