]Euro Bölgesi`nde işsizlik arttı [/color]
Avrupa Birliği (AB) istatistik kurumu Eurostat'ın verilerine göre, Euro Bölgesi enflasyonu kasım ayında petrol fiyatlarının da düşmesiyle birlikte yüzde 2,1'e gerilerken, işsizlik ise beklentilerin üzerinde arttı.
Eurostat'ın bu verileri gelecek hafta Avrupa Merkez Bankası'ndan (AMB) faiz indirimi beklentisini de artırdı. Euro Bölgesi'nde tüketici enflasyonu, ekim ayında yıllık bazda yüzde 3,2'ydi.
Eurostat ayrıca, işsizliğin ekim ayında yüzde 7,7'ye yükseldiğini de duyurdu. İşsizlik oranları, geçen yılın ekim ayında Euro Bölgesi'nde yüzde 7,3 ve AB'de yüzde 6,9 seviyesindeydi. AB içinde en düşük işsizlik oranları yüzde 2,5'la Hollanda, yüzde 3'le Avusturya ve yüzde 3,2'yle Danimarka'da kaydedilirken en yüksek işsizliğe sahip ülkeler yüzde 12,8'le İspanya ve yüzde 10'la Slovakya oldu.
Öte yandan, Belçika'da da kriz nedeniyle işsizlik oranında patlama olduğu, resmi geçici işsiz sayısında son 3 ayda yüzde 25'e yakın artış görüldüğü açıklandı.
Ekonomi Gündemi...
Konu Sahibi / Yazar
Kongo Madagasgar
Kategori / Forum
Ekonomi
Yorumlar / Cevaplar
584
Okunma / Görüntüleme
153006
Anket Borsa sizce ne olur...
Bu ankette oy kullanma yetkiniz yok.
22.000
4 (33.33%)
26.000
1 (8.33%)
19.000
3 (25.00%)
15.000
2 (16.67%)
30.000
1 (8.33%)
21.500
1 (8.33%)
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız.
Toplam:: 12 (100%)
Ekonomi Gündemi...
Ekonomi Gündemi...
]Krizzedeler Asya`da iş aramaya başladı [/color]
Finansal krizin sarstığı ABD'deki kötü durumdan giderek daha çok etkilenen avukatlar, ABD'li hukuk firmalarının yurtdışı ofislerine ve yurtdışında bulunan diğer hukuk şirketlerine iş başvurusunda bulunmaya başladı.
REFERANS GAZETESİ
Bir süre öncesine kadar ABD dışında çalışmak isteyen avukatların ilk tercihlerinden biri olan Londra'nın krizle birlikte gözden düşmesinden sonra, ABD'li avukatlar kariyerlerini Dubai, Abu Dabi ve Hong Kong gibi merkezlerde devam ettirmek istiyor. Dubai'nin ekonomisi son dönemde inişe geçse de, avukatlar kendilerine olan talebin o bölgede hâlâ güçlü olduğunu ve Hong Kong gibi bazı pazarların krizie rağmen avukatlara duyduğunu ihtiyacın arttığını belirtiyor.
International Herald Tribune'ün haberine göre, ABD'de avukatlık hizmetlerinin çok talep gördüğü yıllarda ülkedeki avukatları dünyanın diğer bölgelerine çekmek hayli zorken, krizin hızla küreselleşmesinden bu yana, bu eğilim değişmiş durumda. Hong Kong ve Dubai'de bulunan hukuk firması sahipleri, son iki ayda ellerine New York'lu başarılı avukatlardan rekor sayılarda özgeçmiş ulaştığını belirtiyor.
Hukuki bilgiler içeren internet sitesi National Law Journal'ın derlediği istatistiklere göre, 2007-2008 arasında ABD'deki en büyük 250 büyük hukuk firmasından gelip Hong Kong'ta çalışmaya başlayan avukatların sayısında yüzde 48 artış görüldü. Birleşik Arap Emirlikleri'nin 7 emirliğinden biri olan Abu Dabi'de ise bu artış yüzde 144 olarak hesaplandı.
ABD'deki ekonomik krizin, sadece birkaç ABD'li hukuk firmasının bulunduğu Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a bile avukatların gitmesine yol açtığı belirtiliyor. Bazı ABD'li avukatlar için yurtdışında çalışmak, hem kişisel hem de profesyonel anlamda kendileri geliştirmek anlamına geliyor.
ABD'li hukuk firmaları yurtdışı ofislerini çoğaltıyor
Merkezi ABD'de bulunan önde gelen kurumsal hukuk firmaları son 10 yılda uluslararası büyümeyi öncelik haline getirdi ve aralarından bir kısmı ABD dışında önemli ölçüde büyüdü. ABD dışında bulunan hukuk firmaları hem merkez ofislerinden hem de dış ülkelerde yaşayan avukatları istihdam ediyor.
Cleveland'da bulunan Jones Day firması yurtdışındaki ofis sayısını 6'dan 18'e, New York'ta bulunan Weil, Gotshal&Manges firması 3 olan ofis sayısını 9'a, Los Angeles'ta bulunan Latham&Watkins firması ise 5 olan yurtdışı ofis sayısını 14'e yükseltti. New York merkezli Dewey&LeBoeuf hukuk firması bu yıl içinde Connecticut, Florida, North Carolina ve Teksas'ta bulunan ofislerini kapatırken, Katar'ın başkenti Doha ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de gelecek yıl yeni pozisyonların açılacağını duyurdu.
New York'ta avukatlık yapan Bruce MacEvan, 5-10 yıl kadar önce Asya ve Ortadoğu'da ofis açmayı planlamayan hukuk firmalarının bu bölgelerdeki büyüme potansiyelinin farkına vardığını belirtti. Hong Kong'da bulunan Kirkland & Ellis hukuk firmasının ortaklarından David Eich, ekonomik krizin avukatları yurtdışında çalışmaya zorlamasıyla birlikte, özellikle Asya ve Ortadoğu'daki yetenekli avukat sayısının ABD'deki sayıyla eşitlenmeye başladığını ifade ediyor.
Finansal krizin sarstığı ABD'deki kötü durumdan giderek daha çok etkilenen avukatlar, ABD'li hukuk firmalarının yurtdışı ofislerine ve yurtdışında bulunan diğer hukuk şirketlerine iş başvurusunda bulunmaya başladı.
REFERANS GAZETESİ
Bir süre öncesine kadar ABD dışında çalışmak isteyen avukatların ilk tercihlerinden biri olan Londra'nın krizle birlikte gözden düşmesinden sonra, ABD'li avukatlar kariyerlerini Dubai, Abu Dabi ve Hong Kong gibi merkezlerde devam ettirmek istiyor. Dubai'nin ekonomisi son dönemde inişe geçse de, avukatlar kendilerine olan talebin o bölgede hâlâ güçlü olduğunu ve Hong Kong gibi bazı pazarların krizie rağmen avukatlara duyduğunu ihtiyacın arttığını belirtiyor.
International Herald Tribune'ün haberine göre, ABD'de avukatlık hizmetlerinin çok talep gördüğü yıllarda ülkedeki avukatları dünyanın diğer bölgelerine çekmek hayli zorken, krizin hızla küreselleşmesinden bu yana, bu eğilim değişmiş durumda. Hong Kong ve Dubai'de bulunan hukuk firması sahipleri, son iki ayda ellerine New York'lu başarılı avukatlardan rekor sayılarda özgeçmiş ulaştığını belirtiyor.
Hukuki bilgiler içeren internet sitesi National Law Journal'ın derlediği istatistiklere göre, 2007-2008 arasında ABD'deki en büyük 250 büyük hukuk firmasından gelip Hong Kong'ta çalışmaya başlayan avukatların sayısında yüzde 48 artış görüldü. Birleşik Arap Emirlikleri'nin 7 emirliğinden biri olan Abu Dabi'de ise bu artış yüzde 144 olarak hesaplandı.
ABD'deki ekonomik krizin, sadece birkaç ABD'li hukuk firmasının bulunduğu Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a bile avukatların gitmesine yol açtığı belirtiliyor. Bazı ABD'li avukatlar için yurtdışında çalışmak, hem kişisel hem de profesyonel anlamda kendileri geliştirmek anlamına geliyor.
ABD'li hukuk firmaları yurtdışı ofislerini çoğaltıyor
Merkezi ABD'de bulunan önde gelen kurumsal hukuk firmaları son 10 yılda uluslararası büyümeyi öncelik haline getirdi ve aralarından bir kısmı ABD dışında önemli ölçüde büyüdü. ABD dışında bulunan hukuk firmaları hem merkez ofislerinden hem de dış ülkelerde yaşayan avukatları istihdam ediyor.
Cleveland'da bulunan Jones Day firması yurtdışındaki ofis sayısını 6'dan 18'e, New York'ta bulunan Weil, Gotshal&Manges firması 3 olan ofis sayısını 9'a, Los Angeles'ta bulunan Latham&Watkins firması ise 5 olan yurtdışı ofis sayısını 14'e yükseltti. New York merkezli Dewey&LeBoeuf hukuk firması bu yıl içinde Connecticut, Florida, North Carolina ve Teksas'ta bulunan ofislerini kapatırken, Katar'ın başkenti Doha ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de gelecek yıl yeni pozisyonların açılacağını duyurdu.
New York'ta avukatlık yapan Bruce MacEvan, 5-10 yıl kadar önce Asya ve Ortadoğu'da ofis açmayı planlamayan hukuk firmalarının bu bölgelerdeki büyüme potansiyelinin farkına vardığını belirtti. Hong Kong'da bulunan Kirkland & Ellis hukuk firmasının ortaklarından David Eich, ekonomik krizin avukatları yurtdışında çalışmaya zorlamasıyla birlikte, özellikle Asya ve Ortadoğu'daki yetenekli avukat sayısının ABD'deki sayıyla eşitlenmeye başladığını ifade ediyor.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]DB: Krizin süresini bilmiyoruz [/color]
Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, dünyada yaşanan ekonomik krizin gelişmekte olan ülke ekonomilerini vuracağını belirterek, Dünya Bankası olarak Türkiye’de KOBİ’lere verecekleri kredileri artıracaklarını bildirdi.
HÜRRİYET
Dünya Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Teşkilatı’nın (UCLG) Hilton Convention Center’da düzenlenen Dünya Konseyi ve Dünya Yönetim Kurulu 2008 Yılı Toplantısı kapsamında, küresel finansal krizin yerel yönetimler üzerindeki etkilerinin tartışıldığı Belediye başkanları siyasal tartışma oturumu yapıldı.
Oturumda konuşan Zachau, ekonomik krizin herkesi küresel olarak etkilediğini, bankaların, iş yerlerinin kapandığını, çalışanların işsiz kaldığını, mağazaların satışlarının yarı yarıya düştüğünü, emlak fiyatlarının gerilediğini ve krizin seçim sonuçlarını da etkilediğini kaydetti.
Krizin süresi ve derinliğinin şimdiden belirlenemediğini ifade eden Zachau, Dış finansmana bağlı olan ülkelerde krizin etkileri daha ağır olacak. Çünkü dış finansman bulma imkanı zor olacak. Gelişmekte olan ülkelerin belediyeleri ciddi maliyetlerle karşılaşacak.
Kredi maliyetleri yükselecek. Dünya ticaretinde yüzde 2-2.5 küçülme bekliyoruz. Son 20-25 yılda ilk kez böyle bir daralma bekliyoruz diye konuştu. Zachau, ihracata dayalı ekonomik yapısı olan kentlerin krizden çok daha fazla etkileneceklerini, özellikle otomotiv sektörünün ağırlıkta bulunduğu Bursa’nın buna örnek olduğunu söyledi.
Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, dünyada yaşanan ekonomik krizin gelişmekte olan ülke ekonomilerini vuracağını belirterek, Dünya Bankası olarak Türkiye’de KOBİ’lere verecekleri kredileri artıracaklarını bildirdi.
HÜRRİYET
Dünya Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Teşkilatı’nın (UCLG) Hilton Convention Center’da düzenlenen Dünya Konseyi ve Dünya Yönetim Kurulu 2008 Yılı Toplantısı kapsamında, küresel finansal krizin yerel yönetimler üzerindeki etkilerinin tartışıldığı Belediye başkanları siyasal tartışma oturumu yapıldı.
Oturumda konuşan Zachau, ekonomik krizin herkesi küresel olarak etkilediğini, bankaların, iş yerlerinin kapandığını, çalışanların işsiz kaldığını, mağazaların satışlarının yarı yarıya düştüğünü, emlak fiyatlarının gerilediğini ve krizin seçim sonuçlarını da etkilediğini kaydetti.
Krizin süresi ve derinliğinin şimdiden belirlenemediğini ifade eden Zachau, Dış finansmana bağlı olan ülkelerde krizin etkileri daha ağır olacak. Çünkü dış finansman bulma imkanı zor olacak. Gelişmekte olan ülkelerin belediyeleri ciddi maliyetlerle karşılaşacak.
Kredi maliyetleri yükselecek. Dünya ticaretinde yüzde 2-2.5 küçülme bekliyoruz. Son 20-25 yılda ilk kez böyle bir daralma bekliyoruz diye konuştu. Zachau, ihracata dayalı ekonomik yapısı olan kentlerin krizden çok daha fazla etkileneceklerini, özellikle otomotiv sektörünün ağırlıkta bulunduğu Bursa’nın buna örnek olduğunu söyledi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]Hükümet RBS`nin çoğunluk hissesini alacak [/color]
İngiliz Hükümeti, RBS Bankasının (The Royal Bank of Scotland) çoğunluk hissesini satın alacak.
AA
RBS, hükümetin, bankanın yüzde 57,9 oranındaki hissesini satın alarak, küresel finansal krize karşı destek olacağını açıkladı.
Hükümet'in, yüzde 57,9 oranındaki hisse için 20 milyar sterlin (31 milyar dolar) ödeyeceği de kaydedildi.
İngiliz Hükümeti, RBS Bankasının (The Royal Bank of Scotland) çoğunluk hissesini satın alacak.
AA
RBS, hükümetin, bankanın yüzde 57,9 oranındaki hissesini satın alarak, küresel finansal krize karşı destek olacağını açıkladı.
Hükümet'in, yüzde 57,9 oranındaki hisse için 20 milyar sterlin (31 milyar dolar) ödeyeceği de kaydedildi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
IMF ile hemen anlaşma imzalanmalı
Dünya Bankası Türkiye eski Direktörü Andew Vorking, Türkiye’nin krizin ikincil etkilerinden korunması için istihdam piyasasında esneklik sağlayacak reformlar yapması ve gerektiğini söyledi
Dünya Bankası Türkiye eski Direktörü Andew Vorking, Türkiye’nin krizin ikincil etkilerinden korunması için istihdam piyasasında esneklik sağlayacak reformlar yapması ve gerektiğini söyledi
Dünya Bankası Türkiye eski Direktörü Andrew Vorking, Türkiye’nin, piyasalarda yeniden güven sağlaması ve krizin ikincil etkilerinden etkilerinden etkilenmemesi için bazı önlemler alması gerektiğini söyledi.
Vorking, bu anlamda Türkiye’nin IMF ile hemen bir anlaşma yapmasının önemli olduğuna dikkat çekerek, “ABD Merkez Bankası (FED) ve Avrupa Merkez Bankası gibi kurumlarla likidite konusunda işbirliği sağlaması, istihdam piyasasında esneklik sağlayıcı reformları gerçekleştirmesi de önem taşıyor” diye konuştu.
IMF’nin bir çıpa olması açısından önemine dikkat çeken Vorking, fon ile Türkiye arasındaki görüşmelerin en hassas dönemde olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin, doğru politikalar uygulamasına rağmen, küresel şartlardan kaynaklanan bir yatırımcı güven kaybının olduğuna dikkat çeken Vorking, bu nedenle, ekonomik programın, IMF’ye çıpa edilmesinin, yatırımcı güveninin yeniden sağlanmasında en net yollardan biri olduğunu ifade etti.
‘Geç kalmadan önlem alın’
Yerli ve yabancı yatırımcıların yatırım kararlarında öngörülebilirlik aradıklarına dikkati çeken Vorking, Türkiye ekonomosiyle uluslararası kuruluşları yakından takip eden bir kişi olarak, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılacak herhangi bir anlaşma modelinin Türkiye’nin öngörülebilirliğini artıracağını anlattı.
Böylesine çalkantılı bir küresel mali ortamda yapılacak anlaşmanın, Türkiye’deki piyasaları ve hükümet politikasını daha öngörülebilir bir hale giterceğini kaydeden Vorkingk, bu nedenle bir anlaşmanın gecikmeden yapılması gerektiğini savundu. Andrew Vorking, ABD ve Avrupa’daki durgunluğun geçeceğini ancak bunun birkaç yıl alabileceğini kaydetti.
Türkiye’nin, önleyici ve cesur adımları şimdi atmasının piyasalarda çok olumlu bir hava estireceğinin de altını çizen Andrew Vorking, gecikmiş önlemlerin etkisinin de daha az etkili olacağını ifade etti.
Asıl etkiler sonradan görülecek
Küresel finansal ve ekonomik durumun, son aylarda daha da kötüleştiğini belirten Dünya Bankası Türkiye eski Direktörü Vorking, ABD’de başlayan konut ve bankacılık krizinin ikincil etkilerinin henüz reel ekonomide tam olarak görülmediğini, bunun asıl etkilerinin daha sonraki aylarda görüleceğini anlattı.
Andrew Vorking, küresel finansal krizin, Türkiye gibi ülkelerdeki ikinci etkisinin reel ekonomi üzerinde olacağını belirtirken, Türkiye gibi ülkelerdeki bu ikincil etkilerin, yatırımcı güvenin zayıflaması, ticaretin azalması, işsizlik artması ve üretimin de düşmesi şeklinde görülebileceğine de dikkat çekti.
Türkiye 2001’den farklı
Andrew Vorking, küresel ekonomik krizin ikincil etkileri ne olursa olsun bundan sonra Türkiye’nin daha önce olduğu gibi bir kriz yaşamayacağını belirterek, şöyle devam etti:
“Türkiye, 2001’deki gibi bir krizi artık yaşamaz, çünkü o krizden çıkardığı dersler sonucu aldığı yapısal önlemler, ekonomiyi daha az kırılgan hale getirdi.
Ancak, bundan sonra da yapısal önlemleri almaya devam ederek, krizin ikincil etkilerinden daha az etkilenebilir. Böylece yarım kalmış yapısal reformları da IMF programıyla tamamlayabilir.”
Dünya Bankası Türkiye eski Direktörü Andew Vorking, Türkiye’nin krizin ikincil etkilerinden korunması için istihdam piyasasında esneklik sağlayacak reformlar yapması ve gerektiğini söyledi
Dünya Bankası Türkiye eski Direktörü Andew Vorking, Türkiye’nin krizin ikincil etkilerinden korunması için istihdam piyasasında esneklik sağlayacak reformlar yapması ve gerektiğini söyledi
Dünya Bankası Türkiye eski Direktörü Andrew Vorking, Türkiye’nin, piyasalarda yeniden güven sağlaması ve krizin ikincil etkilerinden etkilerinden etkilenmemesi için bazı önlemler alması gerektiğini söyledi.
Vorking, bu anlamda Türkiye’nin IMF ile hemen bir anlaşma yapmasının önemli olduğuna dikkat çekerek, “ABD Merkez Bankası (FED) ve Avrupa Merkez Bankası gibi kurumlarla likidite konusunda işbirliği sağlaması, istihdam piyasasında esneklik sağlayıcı reformları gerçekleştirmesi de önem taşıyor” diye konuştu.
IMF’nin bir çıpa olması açısından önemine dikkat çeken Vorking, fon ile Türkiye arasındaki görüşmelerin en hassas dönemde olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin, doğru politikalar uygulamasına rağmen, küresel şartlardan kaynaklanan bir yatırımcı güven kaybının olduğuna dikkat çeken Vorking, bu nedenle, ekonomik programın, IMF’ye çıpa edilmesinin, yatırımcı güveninin yeniden sağlanmasında en net yollardan biri olduğunu ifade etti.
‘Geç kalmadan önlem alın’
Yerli ve yabancı yatırımcıların yatırım kararlarında öngörülebilirlik aradıklarına dikkati çeken Vorking, Türkiye ekonomosiyle uluslararası kuruluşları yakından takip eden bir kişi olarak, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılacak herhangi bir anlaşma modelinin Türkiye’nin öngörülebilirliğini artıracağını anlattı.
Böylesine çalkantılı bir küresel mali ortamda yapılacak anlaşmanın, Türkiye’deki piyasaları ve hükümet politikasını daha öngörülebilir bir hale giterceğini kaydeden Vorkingk, bu nedenle bir anlaşmanın gecikmeden yapılması gerektiğini savundu. Andrew Vorking, ABD ve Avrupa’daki durgunluğun geçeceğini ancak bunun birkaç yıl alabileceğini kaydetti.
Türkiye’nin, önleyici ve cesur adımları şimdi atmasının piyasalarda çok olumlu bir hava estireceğinin de altını çizen Andrew Vorking, gecikmiş önlemlerin etkisinin de daha az etkili olacağını ifade etti.
Asıl etkiler sonradan görülecek
Küresel finansal ve ekonomik durumun, son aylarda daha da kötüleştiğini belirten Dünya Bankası Türkiye eski Direktörü Vorking, ABD’de başlayan konut ve bankacılık krizinin ikincil etkilerinin henüz reel ekonomide tam olarak görülmediğini, bunun asıl etkilerinin daha sonraki aylarda görüleceğini anlattı.
Andrew Vorking, küresel finansal krizin, Türkiye gibi ülkelerdeki ikinci etkisinin reel ekonomi üzerinde olacağını belirtirken, Türkiye gibi ülkelerdeki bu ikincil etkilerin, yatırımcı güvenin zayıflaması, ticaretin azalması, işsizlik artması ve üretimin de düşmesi şeklinde görülebileceğine de dikkat çekti.
Türkiye 2001’den farklı
Andrew Vorking, küresel ekonomik krizin ikincil etkileri ne olursa olsun bundan sonra Türkiye’nin daha önce olduğu gibi bir kriz yaşamayacağını belirterek, şöyle devam etti:
“Türkiye, 2001’deki gibi bir krizi artık yaşamaz, çünkü o krizden çıkardığı dersler sonucu aldığı yapısal önlemler, ekonomiyi daha az kırılgan hale getirdi.
Ancak, bundan sonra da yapısal önlemleri almaya devam ederek, krizin ikincil etkilerinden daha az etkilenebilir. Böylece yarım kalmış yapısal reformları da IMF programıyla tamamlayabilir.”
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
Beyaz Saray ve Demokratlar anlaştı
ABD'de kriz nedeniyle zor duruma düşen otomobil sektörüne destek amaçlı 15 milyar dolarlık paket konusunda Beyaz Saray ve Kongre'deki Demokratlar uzlaşmaya vardı.
Başkan George Bush yönetiminin bir kaynağı ve Demokrat yetkililerin verdikleri bilgilere göre, paketin ana unsurları konusunda mutabakata varıldı, ancak hala birkaç detayın daha çözümlenmesi gerekiyor.
Demokratlar, paketin bugün Temsilciler Meclisi'nden geçerek, Senato'ya gönderilmesini amaçlıyor.
General Motors ve Chrysler'e, iflastan kurtulmaları için kısa vadeli kredi sağlayacak olan paket, böyle bir tehlikesi bulunmayan Ford için ise gerektiğinde kullanılmak üzere bir kredi hattı sağlıyor.
Plana Kongre'deki Cumhuriyetçi kanattan bir kesim ise karşı çıkıyor
ABD'de kriz nedeniyle zor duruma düşen otomobil sektörüne destek amaçlı 15 milyar dolarlık paket konusunda Beyaz Saray ve Kongre'deki Demokratlar uzlaşmaya vardı.
Başkan George Bush yönetiminin bir kaynağı ve Demokrat yetkililerin verdikleri bilgilere göre, paketin ana unsurları konusunda mutabakata varıldı, ancak hala birkaç detayın daha çözümlenmesi gerekiyor.
Demokratlar, paketin bugün Temsilciler Meclisi'nden geçerek, Senato'ya gönderilmesini amaçlıyor.
General Motors ve Chrysler'e, iflastan kurtulmaları için kısa vadeli kredi sağlayacak olan paket, böyle bir tehlikesi bulunmayan Ford için ise gerektiğinde kullanılmak üzere bir kredi hattı sağlıyor.
Plana Kongre'deki Cumhuriyetçi kanattan bir kesim ise karşı çıkıyor
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
ABD’de trilyonluk paket
ABD Başkanı Barack Obama’nın uygulamaya koyacağı iki yıllık ‘canlandırma paketi’nin büyüklüğünün 1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bunun 600 milyar doları ilk yıl harcanacak
RADİKAL
ABD’de düşen perakende satışlar, işsizler ordusuna katılanların sayısındaki hızlı artış ve kapanan fabrikaların yarattığı korku 20 Ocak’ta göreve gelecek yeni başkanı Barack Obama’nın yürürlüğe koyacağı ‘Ekonomik Canlandırma Paketi’nin büyüklüğünü 1 trilyon dolara ulaştıracağa benziyor.
İki hafta öncesine kadar ekonominin sorunlarının iki yıl içinde yapılacak toplam 500 milyar dolarlık harcamayla çözümleneceğini düşünen Obama’nın ekonomi kurmayları, durgunluğun boyutlarının tahmin edilenden de büyük olduğunu gösteren verilerin gelmesiyle birlikte fikir değiştirdi. The Wall Street Journal gazetesinde yer alan habere göre, Obama’nın ekonomi ekibi ‘en az’ 600 milyar dolar büyüklüğünde bir paket üzerinde çalışıyor.
Görüş alınıyor
ABD’nin en etkili gazetelerinden The New York Times’ın bu yıl Nobel İktisat ödülünü alan yazarı Paul Krugman da, Obama’nın kasımda başkan seçilmesinden hemen sonra kendi blogunda yazdığı bir yazıda uygulamaya konulması gereken ekonomiyi canlandırma paketinin büyüklüğünün en az 600 milyar dolar olması gerektiğini ifade etmişti.
Ancak Barack Obama’nın uygulayacağı ‘Ekonomiyi Canlandırma Paketi’nin büyüklüğünün son aşamada 700 milyar ile 1 trilyon dolar arasında olacağı öne sürülüyor. Paketin büyüklüğünün 1 trilyon dolar olacağını belirten ekonomistler bunun 600 milyar dolarlık bölümünün ilk yıl, 300-600 milyar dolar arasında değişen bölümünün ise ekonomideki gelişmelere bağlı olarak 2010 yılında harcanacağını söylüyor. 1 trilyon dolarlık canlandırma paketi ABD’nin gelecek yıl 15 trilyon dolara ulaşması beklenen Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yüzde 6.6’sını oluşturuyor.
Yeni Beyaz Saray Genel Sekreteri Rahm Emanuel geçtiğimiz hafta yaptığı, Ulusal Ekonomik Konsey Direktörü Lary Summers’ı farklı eğilimlerdeki ekonomistlerin görüşlerini alması için görevlendirdiğini açıklamıştı.
Paket her gün büyüyor
Konuya yakın bir kaynak Obama’nın ekonomi ekibininin canlandırma paketinin boyutuyla ilgili görüş sorduğu herkesten ‘Her gün yeni kötü bir rakam geliyor’ yanıtını aldığı ve bunun da ekonomiyi canlandırma paketinin boyutlarını her geçen gün büyüttüğünü söyledi. Obama’nın Ekonomik Danışmanlar Konseyi’nin yöneticiliğini yapacak olan Christina Romer’in de daha büyük bir ekonomiyi canlandırma paketi üzerinde anlaşmaya varılabilmesi için ekonomistlerle görüş alışverişinde bulunduğu belirtiliyor.
Başkan George W. Bush’un ilk Ulusal Ekonomik Konsey Başkanı olan ve Irak Savaşı öncesi müdahalenin mali boyutuyla ilgili demeç verdiği için koltuğunu yitiren Lawrance Linsdey de iki yılda uygulanacak ve büyüklüğü 800 milyar ile 1 trilyon dolar arasında olacak bir canlandırma paketinin sorunları çözebileceğine inanıyor. Başkan Reagan’ın ekonomi danışmanı olan Harvardlı ekonomist Martin Feldstein de daha önce 300 milyar dolar olarak açıkladığı paketin büyüklüğünü 400 milyar dolara çıkardı.
Haftaya belli olacak
Koşullar kötüleştikçe Obama’nın ekonomi ekibi gerekli canlanmanın sağlanabilmesi için yapılacak harcamanın arttığına dikkat çekiyor. Tüketicinin alım gücünü artırmak için yapılacak vergi indiriminin etkilerinin hemen görülebileceğini belirten ekonomistler “Ancak altyapı yatırımlarında ekonomideki canlandırma etkisinin görülmesi bazı ihaler gecikeceği için zaman alacak. Yapılacak harcamaların bire bir canlandırıcı etkisi olacağını söylemek mümkün değil. Ekonomide 100 milyon dolarlık canlandırıcı etki için 100 milyon dolardan daha fazla para harcamanız gerekir” dedi.
Ekonomi ekibi, ABD’nin yeni Başkanı Barack Obama’yı canlandırma paketinin boyutları konusunda bu hafta bilgilendirecek. Obama daha önce yaptığı açıklamalarda pakette vergi indirimleri, yolların, köprülerin, okulların ve kamu binalarının yapımı ve onarımı için harcamalar, yenilenebilir enerji yatırımları, binaların enerji verimlilğini artırmak için büyük yatırımların yer alacağını söylemişti.
ABD Başkanı Barack Obama’nın uygulamaya koyacağı iki yıllık ‘canlandırma paketi’nin büyüklüğünün 1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bunun 600 milyar doları ilk yıl harcanacak
RADİKAL
ABD’de düşen perakende satışlar, işsizler ordusuna katılanların sayısındaki hızlı artış ve kapanan fabrikaların yarattığı korku 20 Ocak’ta göreve gelecek yeni başkanı Barack Obama’nın yürürlüğe koyacağı ‘Ekonomik Canlandırma Paketi’nin büyüklüğünü 1 trilyon dolara ulaştıracağa benziyor.
İki hafta öncesine kadar ekonominin sorunlarının iki yıl içinde yapılacak toplam 500 milyar dolarlık harcamayla çözümleneceğini düşünen Obama’nın ekonomi kurmayları, durgunluğun boyutlarının tahmin edilenden de büyük olduğunu gösteren verilerin gelmesiyle birlikte fikir değiştirdi. The Wall Street Journal gazetesinde yer alan habere göre, Obama’nın ekonomi ekibi ‘en az’ 600 milyar dolar büyüklüğünde bir paket üzerinde çalışıyor.
Görüş alınıyor
ABD’nin en etkili gazetelerinden The New York Times’ın bu yıl Nobel İktisat ödülünü alan yazarı Paul Krugman da, Obama’nın kasımda başkan seçilmesinden hemen sonra kendi blogunda yazdığı bir yazıda uygulamaya konulması gereken ekonomiyi canlandırma paketinin büyüklüğünün en az 600 milyar dolar olması gerektiğini ifade etmişti.
Ancak Barack Obama’nın uygulayacağı ‘Ekonomiyi Canlandırma Paketi’nin büyüklüğünün son aşamada 700 milyar ile 1 trilyon dolar arasında olacağı öne sürülüyor. Paketin büyüklüğünün 1 trilyon dolar olacağını belirten ekonomistler bunun 600 milyar dolarlık bölümünün ilk yıl, 300-600 milyar dolar arasında değişen bölümünün ise ekonomideki gelişmelere bağlı olarak 2010 yılında harcanacağını söylüyor. 1 trilyon dolarlık canlandırma paketi ABD’nin gelecek yıl 15 trilyon dolara ulaşması beklenen Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yüzde 6.6’sını oluşturuyor.
Yeni Beyaz Saray Genel Sekreteri Rahm Emanuel geçtiğimiz hafta yaptığı, Ulusal Ekonomik Konsey Direktörü Lary Summers’ı farklı eğilimlerdeki ekonomistlerin görüşlerini alması için görevlendirdiğini açıklamıştı.
Paket her gün büyüyor
Konuya yakın bir kaynak Obama’nın ekonomi ekibininin canlandırma paketinin boyutuyla ilgili görüş sorduğu herkesten ‘Her gün yeni kötü bir rakam geliyor’ yanıtını aldığı ve bunun da ekonomiyi canlandırma paketinin boyutlarını her geçen gün büyüttüğünü söyledi. Obama’nın Ekonomik Danışmanlar Konseyi’nin yöneticiliğini yapacak olan Christina Romer’in de daha büyük bir ekonomiyi canlandırma paketi üzerinde anlaşmaya varılabilmesi için ekonomistlerle görüş alışverişinde bulunduğu belirtiliyor.
Başkan George W. Bush’un ilk Ulusal Ekonomik Konsey Başkanı olan ve Irak Savaşı öncesi müdahalenin mali boyutuyla ilgili demeç verdiği için koltuğunu yitiren Lawrance Linsdey de iki yılda uygulanacak ve büyüklüğü 800 milyar ile 1 trilyon dolar arasında olacak bir canlandırma paketinin sorunları çözebileceğine inanıyor. Başkan Reagan’ın ekonomi danışmanı olan Harvardlı ekonomist Martin Feldstein de daha önce 300 milyar dolar olarak açıkladığı paketin büyüklüğünü 400 milyar dolara çıkardı.
Haftaya belli olacak
Koşullar kötüleştikçe Obama’nın ekonomi ekibi gerekli canlanmanın sağlanabilmesi için yapılacak harcamanın arttığına dikkat çekiyor. Tüketicinin alım gücünü artırmak için yapılacak vergi indiriminin etkilerinin hemen görülebileceğini belirten ekonomistler “Ancak altyapı yatırımlarında ekonomideki canlandırma etkisinin görülmesi bazı ihaler gecikeceği için zaman alacak. Yapılacak harcamaların bire bir canlandırıcı etkisi olacağını söylemek mümkün değil. Ekonomide 100 milyon dolarlık canlandırıcı etki için 100 milyon dolardan daha fazla para harcamanız gerekir” dedi.
Ekonomi ekibi, ABD’nin yeni Başkanı Barack Obama’yı canlandırma paketinin boyutları konusunda bu hafta bilgilendirecek. Obama daha önce yaptığı açıklamalarda pakette vergi indirimleri, yolların, köprülerin, okulların ve kamu binalarının yapımı ve onarımı için harcamalar, yenilenebilir enerji yatırımları, binaların enerji verimlilğini artırmak için büyük yatırımların yer alacağını söylemişti.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi