]Dolar kaç TL olur? [/color]
Savaş Akat, salı günü, Vatan’daki köşesinde bu kadar karmaşaya karşın doların fırlayıp gitmediğini yazdı ve bunun altında eski sisteme göre açıklanamayan bazı etkenler olduğunu vurguladı ve doların nerelere varacağını sorarak hepimizi oyuna girmeye zorladı.
Mahfi EĞİLMEZ / RADİKAL
Üstelik bu sorusunun yanıtını da o yazıda vermedi. Kendi adıma “pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” diyebilecek konumda olduğumu düşünüyorum. Böyle düşünmemin temel nedeni bundan iki yıl önce 1 dolar 1 YTL olur fikrini ortaya atmış olmamdı. O dönemde bu söylem çok tartışılmıştı. Kimileri beni cahillikle, kimileri manipülasyon yapmakla suçlamıştı. 1 dolar 1 YTL olmadı ama 1.14 YTL oldu. Beni suçlayanlardan hiç kimse çıkıp da özür dilemedi. Ama ondan sonra benim bu parite hakkında söylediklerim daha saygıyla dinlenir ve yorumlanır oldu.
Ocak ayında yaptığım tahminlerde 1.7 TL’lik dolar kuru tahmini yapmışken bunu geçtiğimiz günlerde 1.8 TL olarak değiştirmiştim. Şimdilerde herkes 1 doların yılsonunda en çok 1.8 TL olacağını, paritenin daha öteye tırmanmayacağını anlatıyor. Bu görüşü haklı kılacak birçok gösterge var elde. Her şeyden önce kurun dalgalı rejim içinde bulunması ani sıçramaları engelleyecek bir amortisman görevi görüyor. Sonra geçmişten farklı olarak kurun 1.14 ile 1.75 arasındaki her düzeyinde alınmış dolarlar var elde. Kur yükseldikçe bunlar satılıp kâr realizasyonu yapılıyor ve bu realizasyonlar kurun hızla ya da aniden sıçramasını engelleyici otomatik stabilizatör işlevi görüyor.
Öte yandan dolar, arada bir değer kazansa da Obama’ya güven düştükçe orta vadede değer kaybetmeye devam edecek ve dolayısıyla TL’deki değer kaybı eski zamanlardaki gibi olmayacak. Bir başka gelişme de cari açıkta hızlı bir düşüş ortaya çıkmasıyla yaşanıyor. Her ne kadar ihracat düşse de enerji fiyatlarındaki gerilemenin de beslediği ithalat düşüşü daha hızlı olduğu için cari açık düşüyor ve dolayısıyla finansman kaynağı için gereken yabancı para miktarı azalıyor.
Dolara talep iki nedenle ortaya çıkar:
(1) İhtiyaç nedeniyle,
(2) Spekülatif amaçlarla.
İhtiyaç nedeniyle talep oluşması dış borç ödemesi, ithalat gibi nedenlerle doğar. Ben bu tür talepte 2009 yılında önceki yıllara göre cari açıktaki düşüşe paralel olarak düşüş olacağını düşünüyorum. Spekülatif amaçla yapılan talep ise doların değer kazanacağını, yani TL’nin değer kaybedeceğini düşünenlerin kayıptan kurtulmak için yarattıkları talebi ifade eder. 2009 yılında asıl etkili olması beklenen talep baskısı bu ikinci talep biçimi olacaktır.
Bunu dengeleyecek olan gelişme de dolar açısından ABD ekonomisinin, Avro açısından da AB ekonomisinin göstereceği kötü performanstır. Yani TL değer kaybedecek olsa da yabancı paraların da paralel olarak değer kaybetmeleri sonucu bir dengelenme olacaktır. Bu tahmin, tekrar ifade etmek istiyorum, ABD ve AB ekonomilerinin 2009’da kötü performans sergilemelerine bağlı bulunuyor. Benim beklentim bu yönde. Yani ABD’de Obama’nın ekonomiye müdahaleleri yanlış sonuçlar verecek ve AB’de de toplu bir müdahale söz konusu olamayacak. Yani küresel sistem çözüm arayışını küreselleştiremeyecek ve yerel ve dolayısıyla yanlış ve yetersiz müdahalelerde bulunmaya devam edecek.
Şimdiye kadarki gelişme bundan sonrasının da böyle olacağını söylüyor. Türkiye açısından ise ben seçim sonrasında IMF ile ortak bir programa girilmesini ve ekonominin toparlanması yönünde adımlar atılmasını bekliyorum. Eğer böyle olursa TL daha fazla değer kaybetmez ve Dolar TL paritesi 1.7 ile 1.8 aralığında bir yerde dengelenebilir.
Peki ya bu varsayımlar tutmazsa? Yani ABD ve AB’nin performansları düzelir de Türkiye daha kötüye giderse ne olur? Eğer böyle bir gelişme olursa bence Dolar TL paritesi tahmin edilemez. İşte o zaman spekülatif atak ortaya çıkar ve dolar uçar.
Ekonomi Gündemi...
Konu Sahibi / Yazar
Kongo Madagasgar
Kategori / Forum
Ekonomi
Yorumlar / Cevaplar
584
Okunma / Görüntüleme
148314
Anket Borsa sizce ne olur...
Bu ankette oy kullanma yetkiniz yok.
22.000
4 (33.33%)
26.000
1 (8.33%)
19.000
3 (25.00%)
15.000
2 (16.67%)
30.000
1 (8.33%)
21.500
1 (8.33%)
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız.
Toplam:: 12 (100%)
Ekonomi Gündemi...
Ekonomi Gündemi...
]Gül de TÜSİAD gibi düşünüyor [/color]
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Çankaya Köşkü'nde yaklaşık 1,5 saat süren kabul, başlangıcında görüntü alınmasının ardından basına kapalı gerçekleşti.
TÜSİAD heyetince görüşme sonrasında yapılan açıklamada, küresel mali krizin etkilerinin ne şekilde bertaraf edilebileceğine ilişkin tespit ve önerilerin Gül'e sunulduğu bildirildi.
Açıklamada, TÜSİAD'ın krize yönelik tespit ve önerilerinin, Cumhurbaşkanı'nın değerlendirmeleriyle büyük ölçüde paralellik arz ettiğinin anlaşıldığı belirtildi.
Yazılı açıklamada, yeni Yönetim Kurulunun tanıtılması ve 2009 yılı programına yönelik görüş alışverişinde bulunmak üzere Cumhurbaşkanı Gül'e bir nezaket ziyareti gerçekleştirildiği belirtildi.
TÜSİAD'ın 2009 yılı çalışmalarının, temel olarak ekonomik daralmanın tespiti ve küresel mali krizin Türkiye'ye etkilerinin ne şekilde bertaraf edilebileceği üzerinde yoğunlaştığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
Heyet, bu yöndeki tespit ve önerilerini Sayın Cumhurbaşkanına arz etmiştir. TÜSİAD Yönetim Kurulu, son 1 yıl içinde Sayın Cumhurbaşkanı'na birkaç kez ekonomik daralmaya ilişkin görüşlerini aktarma fırsatı bulmuştur. Bu görüşmede de diğer görüşmelerde olduğu gibi, TÜSİAD'ın krize yönelik tespit ve önerilerinin, Sayın Cumhurbaşkanımızın değerlendirmeleriyle büyük ölçüde paralellik arz ettiği anlaşılmaktadır.
Son derece verimli geçen bu görüşmede, Sayın Cumhurbaşkanı'nın krize yönelik değerlendirmelerinde ortaya çıkan paralellik, önümüzdeki dönem politikalarına ışık tutması açısından TÜSİAD çalışmalarına kritik katkılar sağlayacaktır. Bu çerçevede, krizin aşılmasına ciddi bir girdi sağlaması açısından önem arz eden; küçük-orta büyüklükte olan ve krizden nispeten az etkilenmiş ülkelere ihracatın artırılmasının öneminin altı çizilmiştir. Heyet, Sayın Cumhurbaşkanı'na, dış politikada izlediği tutumun bu alana olan katkısından dolayı teşekkürlerini arz etmiştir.
Görüşmede, ayrıca AB uyum sürecine yönelik görüş alış verişi gerçekleştirilmiş; bu alanda da 2009 yılının uyum süreci bağlamında kritik bir yıl olduğu ve AB yolunda, kurumlar arası işbirliğinin münhasıran artırılması konusunda ortak bir anlayışın varlığı teyit edilmiştir. Bu açıdan, Çek Cumhuriyeti ve İsveç dönem başkanlıklarının, uyum sürecinde yeni bir atılım için çok iyi değerlendirilmesi konusunda mutabakata varılmıştır.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Çankaya Köşkü'nde yaklaşık 1,5 saat süren kabul, başlangıcında görüntü alınmasının ardından basına kapalı gerçekleşti.
TÜSİAD heyetince görüşme sonrasında yapılan açıklamada, küresel mali krizin etkilerinin ne şekilde bertaraf edilebileceğine ilişkin tespit ve önerilerin Gül'e sunulduğu bildirildi.
Açıklamada, TÜSİAD'ın krize yönelik tespit ve önerilerinin, Cumhurbaşkanı'nın değerlendirmeleriyle büyük ölçüde paralellik arz ettiğinin anlaşıldığı belirtildi.
Yazılı açıklamada, yeni Yönetim Kurulunun tanıtılması ve 2009 yılı programına yönelik görüş alışverişinde bulunmak üzere Cumhurbaşkanı Gül'e bir nezaket ziyareti gerçekleştirildiği belirtildi.
TÜSİAD'ın 2009 yılı çalışmalarının, temel olarak ekonomik daralmanın tespiti ve küresel mali krizin Türkiye'ye etkilerinin ne şekilde bertaraf edilebileceği üzerinde yoğunlaştığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
Heyet, bu yöndeki tespit ve önerilerini Sayın Cumhurbaşkanına arz etmiştir. TÜSİAD Yönetim Kurulu, son 1 yıl içinde Sayın Cumhurbaşkanı'na birkaç kez ekonomik daralmaya ilişkin görüşlerini aktarma fırsatı bulmuştur. Bu görüşmede de diğer görüşmelerde olduğu gibi, TÜSİAD'ın krize yönelik tespit ve önerilerinin, Sayın Cumhurbaşkanımızın değerlendirmeleriyle büyük ölçüde paralellik arz ettiği anlaşılmaktadır.
Son derece verimli geçen bu görüşmede, Sayın Cumhurbaşkanı'nın krize yönelik değerlendirmelerinde ortaya çıkan paralellik, önümüzdeki dönem politikalarına ışık tutması açısından TÜSİAD çalışmalarına kritik katkılar sağlayacaktır. Bu çerçevede, krizin aşılmasına ciddi bir girdi sağlaması açısından önem arz eden; küçük-orta büyüklükte olan ve krizden nispeten az etkilenmiş ülkelere ihracatın artırılmasının öneminin altı çizilmiştir. Heyet, Sayın Cumhurbaşkanı'na, dış politikada izlediği tutumun bu alana olan katkısından dolayı teşekkürlerini arz etmiştir.
Görüşmede, ayrıca AB uyum sürecine yönelik görüş alış verişi gerçekleştirilmiş; bu alanda da 2009 yılının uyum süreci bağlamında kritik bir yıl olduğu ve AB yolunda, kurumlar arası işbirliğinin münhasıran artırılması konusunda ortak bir anlayışın varlığı teyit edilmiştir. Bu açıdan, Çek Cumhuriyeti ve İsveç dönem başkanlıklarının, uyum sürecinde yeni bir atılım için çok iyi değerlendirilmesi konusunda mutabakata varılmıştır.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]Piyasalar geçici umut buldu [/color]
Günlerdir kan kaybeden piyasalar Çin'in 600 milyar dolarlık teşvik paketini genişleteceği umuduyla dün yükselişe geçti. Ama bu olumlu hava geçici olabilir.
İki haftadır Doğu Avrupa kabusu ile çakılan küresel piyasalar adeta umut arayışına girdi. İki haneli yüzdelerde büyürken en büyük ticari ortaklarının resesyona girmesi ile ihracat merkezli ekonomisinde sert kayıplar gören Çin'in dün Asya bölgesine el verecek yeni ekonomik planlar üzerinde çalıştığı haberleri, piyasalara moral verdi.
Kasım ayında açıklanan 600 milyar dolara varan mali teşvik paketinin altyapı ve üretim alanlarına ayrılan bölümünün artırılacağını belirten Pekin'in paketin boyutunu büyütmesi de gündemde. Çin hükümeti tarafından yapılan açıklamada gelişmekte olan ülkelere yapılan yatırımların azalmayacağı belirtildi. Bu açıklama küresel ekonominin motoru olan ABD ve Avrupa'nın köşeye sıkıştığı bir dönemde Çin'in ekonominin çarklarını yağlayacağı yönünde algılanınca piyasalar Asya merkezli bir toparlanma yaşadı.
Çin'in ekonomiyi canlandırma planlarının genişleyeceği beklentisi ile Çin borsası yüzde 6'nın üzerinde bir çıkışla son 4 ay içindeki en hızlı yükselişini görürken, salı günü son 25 yılın dibini gören Japon Nikkei 100 endeksi yüzde 0,85, Singapur'un Straits Times endeksi yüzde 1,04, Hong Kong'un Hang Seng endeksi ise yüzde 2,47 yükseldi.
En büyük ticari ortaklarından biri olan ve ekonomisindeki yavaşlama ile birlikte donan talep yüzünden ihracat kaleminde gözle görülür bir boşlukla karşılaşan Avrupa'da ise piyasalar yüzde 1'in üzerinde açıldı. İngiliz FTSE 100 endeksi yüzde 1,49, Alman DAX endeksi yüzde 2,55, Fransız CAC 40 endeksi yüzde 1,89 çıkış yaşadı. ABD de Dow Jones endeksi yüzde ..., Nasdaq ise yüzde ... yükseldi.
Çıkışlar kısa süreli
Ancak uzmanlara göre Çin'in harcama paketini büyütmesi ya da piyasayı destekleyici yeni hamlelerde bulunması tüm dünyadan kötü ekonomik verilerin geldiği bir dönemde küresel piyasalarda ancak kısa süreli çıkışlar yaratabilir. Nitekim ABD'de ekonomik büyüme 2008'in son çeyreğinde yüzde 6,8 çakılırken, Euro Bölgesi de yüzde 6 daraldı. Doğu Avrupa ekonomileri arasında Ukrayna gibi iflas zilleri çalanlar var. Ayrıca dünya çapında bankacılık ve finans sektörüne ilişkin kaygılar da artıyor. Sigorta devi AIG'nin ABD tarihinin en büyük şirket zararını yazmasının ardından devletten 30 milyar dolar daha yardım alarak ikinci kez kurtarılması piyasaların psikolojisini zaten bozmuştu. Doğu Avrupa'ya verdiği milyarlarca dolar kredinin geri ödemesi konusunda endişeye düşen Batı Avrupalı bankalar da risk tablosunda bulunuyor...
Günlerdir kan kaybeden piyasalar Çin'in 600 milyar dolarlık teşvik paketini genişleteceği umuduyla dün yükselişe geçti. Ama bu olumlu hava geçici olabilir.
İki haftadır Doğu Avrupa kabusu ile çakılan küresel piyasalar adeta umut arayışına girdi. İki haneli yüzdelerde büyürken en büyük ticari ortaklarının resesyona girmesi ile ihracat merkezli ekonomisinde sert kayıplar gören Çin'in dün Asya bölgesine el verecek yeni ekonomik planlar üzerinde çalıştığı haberleri, piyasalara moral verdi.
Kasım ayında açıklanan 600 milyar dolara varan mali teşvik paketinin altyapı ve üretim alanlarına ayrılan bölümünün artırılacağını belirten Pekin'in paketin boyutunu büyütmesi de gündemde. Çin hükümeti tarafından yapılan açıklamada gelişmekte olan ülkelere yapılan yatırımların azalmayacağı belirtildi. Bu açıklama küresel ekonominin motoru olan ABD ve Avrupa'nın köşeye sıkıştığı bir dönemde Çin'in ekonominin çarklarını yağlayacağı yönünde algılanınca piyasalar Asya merkezli bir toparlanma yaşadı.
Çin'in ekonomiyi canlandırma planlarının genişleyeceği beklentisi ile Çin borsası yüzde 6'nın üzerinde bir çıkışla son 4 ay içindeki en hızlı yükselişini görürken, salı günü son 25 yılın dibini gören Japon Nikkei 100 endeksi yüzde 0,85, Singapur'un Straits Times endeksi yüzde 1,04, Hong Kong'un Hang Seng endeksi ise yüzde 2,47 yükseldi.
En büyük ticari ortaklarından biri olan ve ekonomisindeki yavaşlama ile birlikte donan talep yüzünden ihracat kaleminde gözle görülür bir boşlukla karşılaşan Avrupa'da ise piyasalar yüzde 1'in üzerinde açıldı. İngiliz FTSE 100 endeksi yüzde 1,49, Alman DAX endeksi yüzde 2,55, Fransız CAC 40 endeksi yüzde 1,89 çıkış yaşadı. ABD de Dow Jones endeksi yüzde ..., Nasdaq ise yüzde ... yükseldi.
Çıkışlar kısa süreli
Ancak uzmanlara göre Çin'in harcama paketini büyütmesi ya da piyasayı destekleyici yeni hamlelerde bulunması tüm dünyadan kötü ekonomik verilerin geldiği bir dönemde küresel piyasalarda ancak kısa süreli çıkışlar yaratabilir. Nitekim ABD'de ekonomik büyüme 2008'in son çeyreğinde yüzde 6,8 çakılırken, Euro Bölgesi de yüzde 6 daraldı. Doğu Avrupa ekonomileri arasında Ukrayna gibi iflas zilleri çalanlar var. Ayrıca dünya çapında bankacılık ve finans sektörüne ilişkin kaygılar da artıyor. Sigorta devi AIG'nin ABD tarihinin en büyük şirket zararını yazmasının ardından devletten 30 milyar dolar daha yardım alarak ikinci kez kurtarılması piyasaların psikolojisini zaten bozmuştu. Doğu Avrupa'ya verdiği milyarlarca dolar kredinin geri ödemesi konusunda endişeye düşen Batı Avrupalı bankalar da risk tablosunda bulunuyor...
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]İMKB ‘düşecek’ diyenler yüzde 45.5 kazandı [/color]
İş Bankası’nın, ‘Mutlu Fon’ adı altında İMKB 30 endeksinindüşeceğini öngören yatırımcılara yönelik olarak ilk kez Temmuz 2008’de sunduğu B Tipi yüzde 100 anapara koruma amaçlı yatırım fonunun yüzde 45.5’lik getiri sağladığı duyuruldu.
Radikal
İş Bankası’ndan yapılan yazılı açıklamada, İMKB 30 endeksinin, fonun yatırım dönemi sonunda başlangıç seviyesinden daha düşük olacağını öngören yatırımcıların öngörülerinin gerçekleştiği vurgulandı.
Aynı açıklamada, fonun portföyünün oluştuğu tarihte 47.594 olan İMKB 30 endeksi’nin, yaklaşık yedi aylık yatırım dönemi içerisinde yüzde 35.5 değer kaybettiği, yatırımcılarına İMKB 30 endeksinin düşüşünden yüzde 127 oranında faydalanma imkânı sağlayan fonun yatırım dönemi sonu getirisinin ise 4 Mart 2009 itibarıyla yüzde 45.5 olarak gerçekleştiği bildirildi.
Açıklamada, İş Bankası’nın, farklı dayanak varlıkların aşağı ve yukarı yönlü hareketlerinden getiri sağlama imkânı sunan yapılandırılmış ürünlere karşı yatırımcıların artmakta olan ilgisine, önümüzdeki dönemlerde halka arz edeceği anapara korumalı ve garantili yatırım fonlarıyla cevap vermeyi hedeflediği kaydedildi.
İş Bankası’nın, ‘Mutlu Fon’ adı altında İMKB 30 endeksinindüşeceğini öngören yatırımcılara yönelik olarak ilk kez Temmuz 2008’de sunduğu B Tipi yüzde 100 anapara koruma amaçlı yatırım fonunun yüzde 45.5’lik getiri sağladığı duyuruldu.
Radikal
İş Bankası’ndan yapılan yazılı açıklamada, İMKB 30 endeksinin, fonun yatırım dönemi sonunda başlangıç seviyesinden daha düşük olacağını öngören yatırımcıların öngörülerinin gerçekleştiği vurgulandı.
Aynı açıklamada, fonun portföyünün oluştuğu tarihte 47.594 olan İMKB 30 endeksi’nin, yaklaşık yedi aylık yatırım dönemi içerisinde yüzde 35.5 değer kaybettiği, yatırımcılarına İMKB 30 endeksinin düşüşünden yüzde 127 oranında faydalanma imkânı sağlayan fonun yatırım dönemi sonu getirisinin ise 4 Mart 2009 itibarıyla yüzde 45.5 olarak gerçekleştiği bildirildi.
Açıklamada, İş Bankası’nın, farklı dayanak varlıkların aşağı ve yukarı yönlü hareketlerinden getiri sağlama imkânı sunan yapılandırılmış ürünlere karşı yatırımcıların artmakta olan ilgisine, önümüzdeki dönemlerde halka arz edeceği anapara korumalı ve garantili yatırım fonlarıyla cevap vermeyi hedeflediği kaydedildi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]Unakıtan ‘One minute’ markasını aldı [/color]
Maliye Bakanı Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan, Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki tartışmada kullandığı ‘One minute’ lafını, marka olarak tescil ettirmek için Türk Patent Enstitüsü’ne başvurdu
Serkan Arman / MİLLİYET
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Davos’ta kendisine söz hakkı vermeyen moderatör David Ignatius’a karşı kullandığı ve o gecenin simgesi haline gelen ‘One minute’ lafını, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın işadamı oğlu Abdullah Unakıtan, marka olarak kullanmaya hazırlanıyor.
Erdoğan, 29 Ocak’ta Davos’taki panelde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’le tartışırken, panelin yöneticisi gazeteci David Ignatius, zamanı gerekçe gösterip Erdoğan’a Peres’ten az söz hakkı vermiş ve paneli bitirmek istemişti.
Bunun üzerine sinirlenen Erdoğan, ‘Bir dakika’ anlamına gelen ‘One minute’ lafını birkaç kez tekrarlayarak sözü tekrar almış, eleştirilerini dile getirerek paneli terk etmişti. Aynı gece Türkiye’ye dönen ve ‘Davos Fatihi’ pankartlarıyla karşılanan Erdoğan’ın ‘One minute’ lafı, hemen herkesin diline yerleşmişti.
Yumurta da, kek de olabilir
Davos’taki panelden bir hafta sonra, 5 Şubat’ta Bakan Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan’ın başkanı olduğu A.B Gıda şirketinin, ‘oneminute’ markasını tescil ettirmek için Türk Patent Enstitüsü’ne (TPE) başvurduğu ortaya çıktı.
Markayı A.B Gıda için koruma altına alan TPE, başvuruda bir eksiklik saptanmaması halinde markayı 5 - 6 ay sonra Resmi Marka Bülteni’nde ilan edip tescil edecek. Unakıtan’ın şirketi, başvurusundaki tescil alanını da geniş tuttu. Yani A.B?Gıda, tek kelime halinde yazılan ‘oneminute’ markasını kimyasallardan, yumurta ve bisküvi gibi gıdalara kadar geniş bir yelpazede kullanabilecek.
Yönetim kurulunda Abdullah Unakıtan’ın yanı sıra annesi Ahsen Unakıtan ile kızkardeşleri Zeynep ve Fatma Unakıtan olan A.B Gıda, fosfat tuzu, fosforik asit, pastörize ve kabuklu yumurta, yem ve organik gübre üretimi yapıyor. Kısa süre önce de A.B Gıda bünyesinde bir kek fabrikası kuruldu. Öte yandan, Davos’un ardından, Akspor İnşaat adlı bir firma oyuncak ve giyimde; Salih Coşkun ve Okan Yatağan adlı girişimciler ise çikolata ve bisküvide kullanmak üzere, iki kelime halinde yazılan ‘One Minute’ markasını tescil ettirmek için başvurdu.
‘Davos Ruhu’ da istendi...
Adana merkezli AYD Gıda firması da, yine gıdada kullanmak üzere ‘Davos Ruhu One Minute’ markasının tescilini istedi. Davos Fatihi markasını tescil ettirmek için başvuran ise henüz çıkmadı...
Maliye Bakanı Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan, Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki tartışmada kullandığı ‘One minute’ lafını, marka olarak tescil ettirmek için Türk Patent Enstitüsü’ne başvurdu
Serkan Arman / MİLLİYET
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Davos’ta kendisine söz hakkı vermeyen moderatör David Ignatius’a karşı kullandığı ve o gecenin simgesi haline gelen ‘One minute’ lafını, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın işadamı oğlu Abdullah Unakıtan, marka olarak kullanmaya hazırlanıyor.
Erdoğan, 29 Ocak’ta Davos’taki panelde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’le tartışırken, panelin yöneticisi gazeteci David Ignatius, zamanı gerekçe gösterip Erdoğan’a Peres’ten az söz hakkı vermiş ve paneli bitirmek istemişti.
Bunun üzerine sinirlenen Erdoğan, ‘Bir dakika’ anlamına gelen ‘One minute’ lafını birkaç kez tekrarlayarak sözü tekrar almış, eleştirilerini dile getirerek paneli terk etmişti. Aynı gece Türkiye’ye dönen ve ‘Davos Fatihi’ pankartlarıyla karşılanan Erdoğan’ın ‘One minute’ lafı, hemen herkesin diline yerleşmişti.
Yumurta da, kek de olabilir
Davos’taki panelden bir hafta sonra, 5 Şubat’ta Bakan Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan’ın başkanı olduğu A.B Gıda şirketinin, ‘oneminute’ markasını tescil ettirmek için Türk Patent Enstitüsü’ne (TPE) başvurduğu ortaya çıktı.
Markayı A.B Gıda için koruma altına alan TPE, başvuruda bir eksiklik saptanmaması halinde markayı 5 - 6 ay sonra Resmi Marka Bülteni’nde ilan edip tescil edecek. Unakıtan’ın şirketi, başvurusundaki tescil alanını da geniş tuttu. Yani A.B?Gıda, tek kelime halinde yazılan ‘oneminute’ markasını kimyasallardan, yumurta ve bisküvi gibi gıdalara kadar geniş bir yelpazede kullanabilecek.
Yönetim kurulunda Abdullah Unakıtan’ın yanı sıra annesi Ahsen Unakıtan ile kızkardeşleri Zeynep ve Fatma Unakıtan olan A.B Gıda, fosfat tuzu, fosforik asit, pastörize ve kabuklu yumurta, yem ve organik gübre üretimi yapıyor. Kısa süre önce de A.B Gıda bünyesinde bir kek fabrikası kuruldu. Öte yandan, Davos’un ardından, Akspor İnşaat adlı bir firma oyuncak ve giyimde; Salih Coşkun ve Okan Yatağan adlı girişimciler ise çikolata ve bisküvide kullanmak üzere, iki kelime halinde yazılan ‘One Minute’ markasını tescil ettirmek için başvurdu.
‘Davos Ruhu’ da istendi...
Adana merkezli AYD Gıda firması da, yine gıdada kullanmak üzere ‘Davos Ruhu One Minute’ markasının tescilini istedi. Davos Fatihi markasını tescil ettirmek için başvuran ise henüz çıkmadı...
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]2.2 trilyon doları kime verdin` [/color]
ABD Senatosu’nun Bütçe Komitesi’ne ifade veren Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke’ye 2.2 trilyon doları kime borç verdin diye soruldu.
Kasım CİNDEMİR / HÜRRİYET
Amerikan sigorta devi AIG, 2008 yılının son çeyreğinde 61.7 milyar dolarla ABD şirketler tarihinin en büyük zararını açıklaması üzerine 30 milyar dolarlık sermaye desteğiyle dördüncü kez kurtarılması eleştiri konusu oldu. FED Başkanı Bernanke, yaklaşık yüzde 80’i kamulaştırılarak iflasın eşiğinden dönen AIG’ye yapılan yardımın 180 milyar dolara ulaşması sonrasında Senato’nun Bütçe Komisyonu’na ifade verdi.
Bağımsız Senatör Bernie Sanders, nereye gittiği açıklanmadan para dağıtarak riske girmenin kabul edilemez bir durum olduğunu söyledi. Senato’daki tek bağımsız olan, ancak Demokrat Parti grubu ile birlikte hareket eden Senatör Sanders, Sorum şudur: ABD halkına 2.2 trilyon doları kime ödünç verdiğini söyleyecek misin dedi. Bernanke ise bu soru karşısında, FED’in internet sitesinde çeşitli borç programları ile ilgili bilgilerin, ayrıntıların ve teminat şartlarının yer aldığı yanıtını verdi.
Kime verdik söylemem
Senatör Bernie Sanders aynı şekilde devam ederek, Hangi kurumların borç aldığını açıklayacak mısın diye sordu. FED Başkanı Bernanke hayır yanıtını verdi. Bernanke, isimlerin açıklanması durumunda bu kurumların küçük düşürüleceğini ve cesaretlerinin kırılacağını söyledi. Sanders, Bernanke’nin sözünü keserek Ah ne kadar da kötü. Parayı aldılar ama kamuoyu bunu bilsin istemiyorlar yorumunda bulundu.
Açgözlüler mi alıyor
Sanders, bir ara daha da sertleşerek Bernanke’yi, 2.2 trilyon doları kime verdiği açıkla diyerek azarladı. Temsil ettiği Vermont Eyaleti’ndeki sorunlu kuruluşların, istemelerine rağmen FED’den para alamadıklarını vurgulayan öfkeli senatör, Bu parayı almak için büyük, açgözlü ve dikkatsiz mi olmak gerekiyor diye sordu.
Bernanke, FED’in borç programlarının ne hediye ne de sübvansiyon olduğuna işaret ederek, sağlanan desteğin teminatlar karşılığında verildiğini söyledi. Hangi tür kurumlara borç verileceğine ilişkin yasal kısıtlama bulunduğunu belirten Bernanke, Henüz asla tek kuruş bile kaybetmedik dedi.
Yasa teklifi sundu
Öte yandan Sanders, devlet desteği alan kurumların açıklanmasını zorunlu kılan bir yasa teklifi de sundu. Yasa tasarısında, 24 Mart 2008’den bu yana FED’den destek alan tüm kurumların açıkça belirtilmesi ve para verilirken hangi rasyonele göre hareket edildiğinin açıklanması isteniyor. Sanders, her ay bu ayrıntıların FED sitesinde yayınlanmasını istiyor.
18 ayda bir tek AIG olayına öfkelendim
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, 2008 yılı toplam zararı 100 milyar doları bulan AIG’nin bir ’hedge fon’ gibi faaliyet gösterdiğini vurgulayarak, Eğer son 18 ayda (Mortgage kriziden sonra) beni öfkelendiren bir olay varsa, o da AIG’den başkası değildir diye konuştu.
Bernanke, AIG’nin yasal sistemdeki büyük boşluktan yararlandığının altını çizerek, AIG’de finansal ürünler birimi üzerinde hiçbir gözetim bulunmuyordu. Büyük bir sigorta şirketine bir parça olarak eklenmiş hedge fon gibi hareket ediyordu. Sorumsuzca risk alıp büyük zararlar yazıyordu diye konuştu.
ABD Senatosu’nun Bütçe Komitesi’ne ifade veren Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke’ye 2.2 trilyon doları kime borç verdin diye soruldu.
Kasım CİNDEMİR / HÜRRİYET
Amerikan sigorta devi AIG, 2008 yılının son çeyreğinde 61.7 milyar dolarla ABD şirketler tarihinin en büyük zararını açıklaması üzerine 30 milyar dolarlık sermaye desteğiyle dördüncü kez kurtarılması eleştiri konusu oldu. FED Başkanı Bernanke, yaklaşık yüzde 80’i kamulaştırılarak iflasın eşiğinden dönen AIG’ye yapılan yardımın 180 milyar dolara ulaşması sonrasında Senato’nun Bütçe Komisyonu’na ifade verdi.
Bağımsız Senatör Bernie Sanders, nereye gittiği açıklanmadan para dağıtarak riske girmenin kabul edilemez bir durum olduğunu söyledi. Senato’daki tek bağımsız olan, ancak Demokrat Parti grubu ile birlikte hareket eden Senatör Sanders, Sorum şudur: ABD halkına 2.2 trilyon doları kime ödünç verdiğini söyleyecek misin dedi. Bernanke ise bu soru karşısında, FED’in internet sitesinde çeşitli borç programları ile ilgili bilgilerin, ayrıntıların ve teminat şartlarının yer aldığı yanıtını verdi.
Kime verdik söylemem
Senatör Bernie Sanders aynı şekilde devam ederek, Hangi kurumların borç aldığını açıklayacak mısın diye sordu. FED Başkanı Bernanke hayır yanıtını verdi. Bernanke, isimlerin açıklanması durumunda bu kurumların küçük düşürüleceğini ve cesaretlerinin kırılacağını söyledi. Sanders, Bernanke’nin sözünü keserek Ah ne kadar da kötü. Parayı aldılar ama kamuoyu bunu bilsin istemiyorlar yorumunda bulundu.
Açgözlüler mi alıyor
Sanders, bir ara daha da sertleşerek Bernanke’yi, 2.2 trilyon doları kime verdiği açıkla diyerek azarladı. Temsil ettiği Vermont Eyaleti’ndeki sorunlu kuruluşların, istemelerine rağmen FED’den para alamadıklarını vurgulayan öfkeli senatör, Bu parayı almak için büyük, açgözlü ve dikkatsiz mi olmak gerekiyor diye sordu.
Bernanke, FED’in borç programlarının ne hediye ne de sübvansiyon olduğuna işaret ederek, sağlanan desteğin teminatlar karşılığında verildiğini söyledi. Hangi tür kurumlara borç verileceğine ilişkin yasal kısıtlama bulunduğunu belirten Bernanke, Henüz asla tek kuruş bile kaybetmedik dedi.
Yasa teklifi sundu
Öte yandan Sanders, devlet desteği alan kurumların açıklanmasını zorunlu kılan bir yasa teklifi de sundu. Yasa tasarısında, 24 Mart 2008’den bu yana FED’den destek alan tüm kurumların açıkça belirtilmesi ve para verilirken hangi rasyonele göre hareket edildiğinin açıklanması isteniyor. Sanders, her ay bu ayrıntıların FED sitesinde yayınlanmasını istiyor.
18 ayda bir tek AIG olayına öfkelendim
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, 2008 yılı toplam zararı 100 milyar doları bulan AIG’nin bir ’hedge fon’ gibi faaliyet gösterdiğini vurgulayarak, Eğer son 18 ayda (Mortgage kriziden sonra) beni öfkelendiren bir olay varsa, o da AIG’den başkası değildir diye konuştu.
Bernanke, AIG’nin yasal sistemdeki büyük boşluktan yararlandığının altını çizerek, AIG’de finansal ürünler birimi üzerinde hiçbir gözetim bulunmuyordu. Büyük bir sigorta şirketine bir parça olarak eklenmiş hedge fon gibi hareket ediyordu. Sorumsuzca risk alıp büyük zararlar yazıyordu diye konuştu.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
[FONT="Times New Roman"]Dolar bugüne kadarki en yüksek seviye olan 1.79'u gördü.
Yurtdışından gelen kötü haberler son günlerde doların ateşini yükseltti ve sonunda tarihi zirveye çıktı. Bankalararası piyasada dolar 1,7910 TL ile tarihi rekor seviyeye ulaştı. Dolar/TL en son 23 Mart 2003'te 1,7710 seviyesine yükselmişti. Euro da 2,28 TL'nin üzerini gördü.
Bankacılar devam eden global riskten kaçış eğilimiyle daha fazla yükselişin de beklenti dahilinde olduğunu belirttiler.
Diğer gelişmekte olan ülke para birimlerine bakıldığında lira son dönemde daha güçlü bir seyir izlemişti. Ancak son 2 günde hızlı bir hareket yaşandı.
UZMANLAR NE DİYOR?
Kurdaki hareketi değerlendiren A Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar, şunları söyledi: "Piyasada satıcı eksikliği var. Dışarıdan fon gelmiyor, yerliler satmıyor. Daha önce yerli yatırımcının satışlarıyla kur dengeleniyordu. Şu anda satıcı gelmiyor, yükselişteki en temel neden bu. Burada devreye girebilecek sadece Merkez Bankası var. Ancak MB'nin müdahalesi de sonuç alıcı olmalı. Müdahale sonrası yükselmeye devam ederse piyasa bu kez MB'nin yaptırım gücünü sorgular duruma gelir. O zaman potansiyel satıcı kalmaz. Merkez Bankası'nın müdahalesi olmazsa 1,85'e kısa sürede ulaşırız."
AĞAOĞLU: 1,80'İN ÜZERİNE ÇIKAR
Fortune Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ali Ağaoğlu, "Dün 1,7525'in geçilmesiyle 2003'ten bu yana gelinen direnç krıldı. Paritede her ne kadar dolar değer kaybediyor olsa da bizdeki kurları gevşetmesi gerekirken kritik seviyeler geçildiği için gelen taleple hareket hızlanıyor. Çok fazla işlem hacmi olmaksızın yükseliş var. Bizde 1,80'lerin üzerinin görülebileceğini düşünüyorum. 1,8680'in üzeri geçilirse ilk etapta 1,94'e çıkacaktır. Daha sonra psikolojik sınır olan 2 TL'ye doğru hareket olur. Merkez Bankası'nın kura müdahalesi sadece rezerv kaybına yol açar. Bütün gelişmekte olan para birimlerinde sorun çözülür, TL tek başına yukarıda kalırsa müdahale anlamlı olur.
Dolardaki yükseliş iki soruna yol açıyor. Bugün bir taksici, dolar çok düştüğünde veya yükseldiğinde insanların taksiye bile binmediğini söyledi. Yani insanlar böyle zamanda karar alamıyorlar. Kurun çıkması son üç-dört yıldır dövizle borçalanan kurumların ve bireylerin zorlanmalarına neden olacak. Bunlar arasında batanlar bile olabilir. Bu da dönüp dolaşıp bankacılık sektörünü vurabilir. Reel sektörden bankacılığa geçen bir sorun ortaya çıkabilir" diye konuştu.
Yabancı bir bankanın döviz masası işlemcisi de, "GM ile ilgili endişelerle başlayan ve stop-loss'larla devam eden dünkü yükseliş global piyasalardaki riskten kaçışın hat seviyeye ulaşmasıyla bugün iyice hız kazandı. 1,77'li seviyelerin aşılmasıyla önce 1,80'li sonra 1,82'li seviyeler artık kısa vadede beklenti dahilinde" dedi.
Tahvil/bono piyasalarında 3 Kasım 2010 vadeli gösterge kıymetin ortalama bileşik faizi, dün spot kapanışta yüzde 15.08, valörlüde yüzde 15.22 olurken, işlem hacmi 2.21 milyar lira seviyesinde gerçekleşti. Gösterge tahvilin faizi bu sabah yüzde 15.40'lara çıktı.
Yurtdışından gelen kötü haberler son günlerde doların ateşini yükseltti ve sonunda tarihi zirveye çıktı. Bankalararası piyasada dolar 1,7910 TL ile tarihi rekor seviyeye ulaştı. Dolar/TL en son 23 Mart 2003'te 1,7710 seviyesine yükselmişti. Euro da 2,28 TL'nin üzerini gördü.
Bankacılar devam eden global riskten kaçış eğilimiyle daha fazla yükselişin de beklenti dahilinde olduğunu belirttiler.
Diğer gelişmekte olan ülke para birimlerine bakıldığında lira son dönemde daha güçlü bir seyir izlemişti. Ancak son 2 günde hızlı bir hareket yaşandı.
UZMANLAR NE DİYOR?
Kurdaki hareketi değerlendiren A Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar, şunları söyledi: "Piyasada satıcı eksikliği var. Dışarıdan fon gelmiyor, yerliler satmıyor. Daha önce yerli yatırımcının satışlarıyla kur dengeleniyordu. Şu anda satıcı gelmiyor, yükselişteki en temel neden bu. Burada devreye girebilecek sadece Merkez Bankası var. Ancak MB'nin müdahalesi de sonuç alıcı olmalı. Müdahale sonrası yükselmeye devam ederse piyasa bu kez MB'nin yaptırım gücünü sorgular duruma gelir. O zaman potansiyel satıcı kalmaz. Merkez Bankası'nın müdahalesi olmazsa 1,85'e kısa sürede ulaşırız."
AĞAOĞLU: 1,80'İN ÜZERİNE ÇIKAR
Fortune Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ali Ağaoğlu, "Dün 1,7525'in geçilmesiyle 2003'ten bu yana gelinen direnç krıldı. Paritede her ne kadar dolar değer kaybediyor olsa da bizdeki kurları gevşetmesi gerekirken kritik seviyeler geçildiği için gelen taleple hareket hızlanıyor. Çok fazla işlem hacmi olmaksızın yükseliş var. Bizde 1,80'lerin üzerinin görülebileceğini düşünüyorum. 1,8680'in üzeri geçilirse ilk etapta 1,94'e çıkacaktır. Daha sonra psikolojik sınır olan 2 TL'ye doğru hareket olur. Merkez Bankası'nın kura müdahalesi sadece rezerv kaybına yol açar. Bütün gelişmekte olan para birimlerinde sorun çözülür, TL tek başına yukarıda kalırsa müdahale anlamlı olur.
Dolardaki yükseliş iki soruna yol açıyor. Bugün bir taksici, dolar çok düştüğünde veya yükseldiğinde insanların taksiye bile binmediğini söyledi. Yani insanlar böyle zamanda karar alamıyorlar. Kurun çıkması son üç-dört yıldır dövizle borçalanan kurumların ve bireylerin zorlanmalarına neden olacak. Bunlar arasında batanlar bile olabilir. Bu da dönüp dolaşıp bankacılık sektörünü vurabilir. Reel sektörden bankacılığa geçen bir sorun ortaya çıkabilir" diye konuştu.
Yabancı bir bankanın döviz masası işlemcisi de, "GM ile ilgili endişelerle başlayan ve stop-loss'larla devam eden dünkü yükseliş global piyasalardaki riskten kaçışın hat seviyeye ulaşmasıyla bugün iyice hız kazandı. 1,77'li seviyelerin aşılmasıyla önce 1,80'li sonra 1,82'li seviyeler artık kısa vadede beklenti dahilinde" dedi.
Tahvil/bono piyasalarında 3 Kasım 2010 vadeli gösterge kıymetin ortalama bileşik faizi, dün spot kapanışta yüzde 15.08, valörlüde yüzde 15.22 olurken, işlem hacmi 2.21 milyar lira seviyesinde gerçekleşti. Gösterge tahvilin faizi bu sabah yüzde 15.40'lara çıktı.
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada
![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi