Edirne kırmızısı ve Edirnekâri
Tahta üzerine boya ile yapılan süslemeye Edirnekâri denirdi. Edirne'de 14. yy'dan başlayarak bu biçimde pek çok tavanlar, kapılar, dolap kanatlan, saatler, sandıklar, kalemlikler, raf lar ve çekmeceler bezendi. Aynca çekmecelerin içine de yaldızla tuğralar ve değişik bezemeler yapıldı.
Motifler doğaya dönük olup, çiçek, yaprak, meyvalardan oluşurdu. Bu süslemeler, boyalarının sağlamlığı ve ince işçilikleriyle dikkati çekerdi.
Edirnekâri süslemelerdeki motifler, 17. yy'a kadar tek tek çiçekler, minik buketlerden oluşurken, 18. yy'da bu çiçekler büyük buketler haline geldi veya vazolann içinde resmedildiler.
18. yy'da Edirnekâri, motif ve düzenleme olarak deri kitap kapaklarında da yer almaya başladı ve giderek yaygınlaştı.
Edirne'de yapılan lake ciltler de Edirnekâri adını almaya başladı. Bu ciltlerin üzerindeki nakış ve resiınler vernikle parlatılırdı. Edirne'de yapılan lak işleri de Edirne Lakı olarak anılmaya başlandı.
18. yy'da Edirne Türk Kırmızısı ya da Edirne Kırmızısı (Rouge d'Andrinople) diye adlandırılan boyacılığı ile büyük ün kazandı. Bu al rengi taşıyan pamuklu kumaşlar da Edirne Kırmızısı diye adlandınldı.
Edirnekâri, 19. yy'ın ortalanna kadar kullanıldı ve büyük ustalar yetişti.
Edirne, Osmanlı'nın 2. Başkenti...
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana