You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)

Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)

Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
Straton

(M.Ö. ? - 268) Theophrast'tan sonra Peripatos okulunun yönetimine kendisine "Fizikçi" unvanı verilen Straton getirilmiştir. Doğada gayeci nedenlerin varlığından kuşku duyan Straton Aristo'nun gayeciliğinden ayrılarak daha çok Demokrit'in sebeplilik ilkesine yaklaşmıştır.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
Scotus

(? -1308) Ortaçağın bir döneminde düşünce yaşamına çok itina göstermiş olan Dominiken ve Fransisken tarikatlarından söz etmiştik. Thomas Dominiken rahibidir. Fransisken tarikatı Thomas'a karşıdır. Bu tarikat özellikle Skolastiğin son dönemini temsil etmiştir.

Şimdi Fransisken tarikatının en önemli iki kişiliğinden söz edeceğiz. Bunlardan biri İskoçyalı Duns Scotus'tur. Duns Scotus Thomas'tan esasta ayrılır. Thomas için seyir (temaşa) yaşamının esas olduğunu biliyoruz. Oysa Duns Scotus tam tersine olarak yaşamın anlamını "fiil ve davranışız bulur. İşte bu fiil ve davranışa verdiği önemle bu aksiyona verdiği değer ile Duns Scotus bir bakıma Rönesans'ı hazırlamış olur.

Duns Scotus'a göre Allah isteyen ve "irade sahibi" bir varlıktır. Allah evreni kendi özgür iradesinden iradi bir davranış ile yaratmıştır. Bundan başka ahlâki değerler de Allah tarafından yaratılmıştır. Bundan dolayı evreni ve ahlâkı yalnızca akıl ile yalnızca rasyonalist bir metod ile temellendiremeyiz. "İyi" Allah'ın beğenmiş olduğu şeydir. Fakat başka şeyler de Allah'ın hoşuna gidebilir. Allah'ın bilgisine akıl erdimediğimiz iradesi "iyi"yi ve "kötü"yii şimdiki şekilleriyle belirlemiştir. Allah'ın bunu niçin böyle yaptığını soramayız. Bunu yalnızca bir "olay" olarak benimseyip Allah'ın huzurunda eğilmemiz gerekir.

Duns Scotus bu "fiil ve davranış" bir de bireyciliği (individüalizm) bağlamaktadır. Ona göre her birey bir kişiliktir. İnsan ancak dünyaya bir kez gelmiş olan kişiliği ile bir özelliğe sahip olur. O halde reel olan tümel değil bireydir. Bu "fiil ve davranışı" ve bireyciliği (individüalizm) ile Duns Scotus Skolastiğin son dönemini hazırlamıştır. Zaten kendisi Skolastiğin parlak dönemi ile son döneminin sınırları üzerinde bulunur.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
ADAM SMİTH


1723-1790 yılları arasında yaşamış olan İskoç iktisatçı ve düşünür. Temel eserleri The Theory of Moral Sentiments [Ahlâki Duygular Teorisi] ve An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations [Ulusların Zenginliğinin Doğası ve Sebepleri Üzerine Bir Soruşturma.]

İskoç Aydınlanması ve iktisadi liberalizmin en önde gelen isimlerinden biri olan Smith daha ziyade eklektik bir karakter taşıyan ahlâk görüşünde bir erdem ahlâkı geliştirmiştir. Erdemin neden meydana geldiği ve erdemi hangi psikolojik ilkelere göre tanıdığımız soruları üzerinde odaklaşan ahlâk görüşünde Smith bu soruları Aristoteles ve Stoacılar’ın görüşlerinden olduğu kadar Hutcheson gibi yararcı düşünürlerin görüşlerinden de faydalanarak yanıtlamaya çalışmıştır. O iktisat görüşünde ise her türlü zenginliğin kaynağının emek olduğunu savunmuş modern toplumlarda zenginliğinin artışının en önemli nedeninin bir yandan iş bölümü diğer yandan da emeğinin veriminin artmasını sağlayan sermaye birikimi olduğunu söylemiştir.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
Speusippos

(M.Ö. 339 - 338) Yunan filozofu. Platon'un yeğeni ve öğrencisi olan Speusippos Platon'un ölümünden sonra (M.Ö. 347) Akademia'nın başkanı oldu. Speusippos'dan günümüze yalnızca Pythagorasçı Sayı Kuramı Üzerine adlı yapıtından uzun bir bölümle bir kaç metin ulaşmıştır. Çağdaşları ve ilk döneminde Akademia'ya başkanlık eden ardılları gibi idea'ların karşısında somut ilkeler olarak gördüğü sayıların ve sayısal guruplandırmaların önemini vurguladı. Bu bağlamda 10 sayısını "yetkinliğini" ya da taşıdığı özel önemi açıkladı.

Çağdaşlarının "Bir" ve "İki"yi (diad) sırasıyla iyi ve kötünün ilkeleri olarak görmelerine karşın bu ilkelerin etikle ilgili kavramlara yüklenemeyeceğini savundu. Ayrıca sayısal göstergeler yardımıyla sayısal gerçekliği yoğun tinsel içeriğe sahip birbirini izleyen katmanlar biçiminde düzenledi.

Aristoteles tarafından şiddetle eleştirilmesine karşın bitki ve hayvan fizyolojisine ilişkin karşılaştırmalı bir çalışma olan Homoia'sı (Benzerlikler) Aristoteles'in Peri ta Zoa Historia Animalium (Canlılığın Tarihi) adlı yapıtıyla boy ölçüşebilecek niteliktedir. Yapıtın sınıflama ile tanımın birbiriyle yakından ilintili olmaları nedeniyle tek olan şeylerin bütün ele alınmadan tanımlanamayacağına ilişkin görüşünü yansıttığı sanılmaktadır.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
SAİNT-SİMON


Düşünce tarihinde toplumun bilimi olarak gördüğü sosyolojinin düşünce babası olarak tanınan Fransız filozof ve iktisatçısı. Temel eserleri: De la Reorganisation de la Societe europenne [Avrupa Topluluğunun Yeniden Örgütlenmesi Üzerine] Du Systeme industriel [Sanayi Sistemine Dair] Cateschisme des Industriels [Sanayicilerin İlmihali].

Saint-Simon toplumda bir reforma gitmeyi amaçlamış toplumun endüstri çağının endüstrinin gereklerine göre düzenlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bilimsel düşünceye dayanan bir toplum bilimi kurmanın zamanının geldiğini artık pozitif bilim çağının başlamış olduğunu öne sürdüğü için aynı zamanda pozitivizmin de kurucusu olarak da bilinen Saint-Simon’un en büyük düşü insan toplumunun reformdan geçirilmesi olmuştur. Ona göre Fransız Devrimi mutluluk getirmemiştir. Evrensel insan haklarının ilanı Saint-Simon’a göre aşağı sınıfların cehaletini ve yoksulluğunu ortadan kaldırmamıştır. Toplumdaki tüm insanların mutluluğunun yeni bir toplumsal düzenleme bir sosyal reformla sağlanabileceğine inanan Saint-Simon toplumda gerçekleştirilecek reformun toplumsal yasaların bilgisine dayandığını ve bunun bilimlerde de bir reformu gerektirdiğini düşünmüştür.

Bundan dolayı onun felsefesi öncelikle toplum konusunu ele alır ve bir toplum felsefesi olarak ortaya çıkar. Toplumu bir organizma olarak gören ve bu organizmanın evrimini inceleyen Saint-Simon’a göre toplumun kökeninde çıkar öğesi vardır. O bir toplumun insanlarının birbirlerine gelişigüzel yaklaşmadığını söyler. İnsanlar ancak bir çıkar durumu ortaya çıkınca bir toplum halinde bir araya gelirler. Toplum Saint-Simon’a göre çıkar öğesinin bir sonucu olarak uzlaşmayla kurulur. Bir toplumun kurulabilmesi çıkarın sonucu olan bir toplumsal bağın var olmasına ve dolayısıyla kollektif bir vicdanın oluşmasına bağlıdır.

Saint-Simon’a göre insanlar kendileri ne özgü orijinal varlıklar olmanın yanında doğada hüküm süren determinizme tabi olan varlıklardır. Fizik ve kimya alanındaki ağırlık merkezi yasası gibi toplumları yöneten bir ilerleme yasası vardır. Sosyoloji biliminin görevi bu yasanın varlığını gösterip insanlara bu yasaya itaat etmeyi öğretmektir. Zira Saint-Simon’a göre bu yasayı insanlar koymuş değildir. Biz bu ilerleme yasasını siyasi ahlâki ekonomik vb olaylar içinde görürüz. Sosyolojinin tarihsel yöntemi benimseyen bir gözlem bilimi olmasının nedeni budur. O bu ilerleme yasasını düzenli bir yöntemle açıklayarak Avrupa Uygarlığının toplumsal ve siyasi evriminin genel yasalarını elde etmeye çalışmıştır.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
SAİNT-SİMON


Düşünce tarihinde toplumun bilimi olarak gördüğü sosyolojinin düşünce babası olarak tanınan Fransız filozof ve iktisatçısı. Temel eserleri: De la Reorganisation de la Societe europenne [Avrupa Topluluğunun Yeniden Örgütlenmesi Üzerine] Du Systeme industriel [Sanayi Sistemine Dair] Cateschisme des Industriels [Sanayicilerin İlmihali].

Saint-Simon toplumda bir reforma gitmeyi amaçlamış toplumun endüstri çağının endüstrinin gereklerine göre düzenlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bilimsel düşünceye dayanan bir toplum bilimi kurmanın zamanının geldiğini artık pozitif bilim çağının başlamış olduğunu öne sürdüğü için aynı zamanda pozitivizmin de kurucusu olarak da bilinen Saint-Simon’un en büyük düşü insan toplumunun reformdan geçirilmesi olmuştur. Ona göre Fransız Devrimi mutluluk getirmemiştir. Evrensel insan haklarının ilanı Saint-Simon’a göre aşağı sınıfların cehaletini ve yoksulluğunu ortadan kaldırmamıştır. Toplumdaki tüm insanların mutluluğunun yeni bir toplumsal düzenleme bir sosyal reformla sağlanabileceğine inanan Saint-Simon toplumda gerçekleştirilecek reformun toplumsal yasaların bilgisine dayandığını ve bunun bilimlerde de bir reformu gerektirdiğini düşünmüştür.

Bundan dolayı onun felsefesi öncelikle toplum konusunu ele alır ve bir toplum felsefesi olarak ortaya çıkar. Toplumu bir organizma olarak gören ve bu organizmanın evrimini inceleyen Saint-Simon’a göre toplumun kökeninde çıkar öğesi vardır. O bir toplumun insanlarının birbirlerine gelişigüzel yaklaşmadığını söyler. İnsanlar ancak bir çıkar durumu ortaya çıkınca bir toplum halinde bir araya gelirler. Toplum Saint-Simon’a göre çıkar öğesinin bir sonucu olarak uzlaşmayla kurulur. Bir toplumun kurulabilmesi çıkarın sonucu olan bir toplumsal bağın var olmasına ve dolayısıyla kollektif bir vicdanın oluşmasına bağlıdır.

Saint-Simon’a göre insanlar kendileri ne özgü orijinal varlıklar olmanın yanında doğada hüküm süren determinizme tabi olan varlıklardır. Fizik ve kimya alanındaki ağırlık merkezi yasası gibi toplumları yöneten bir ilerleme yasası vardır. Sosyoloji biliminin görevi bu yasanın varlığını gösterip insanlara bu yasaya itaat etmeyi öğretmektir. Zira Saint-Simon’a göre bu yasayı insanlar koymuş değildir. Biz bu ilerleme yasasını siyasi ahlâki ekonomik vb olaylar içinde görürüz. Sosyolojinin tarihsel yöntemi benimseyen bir gözlem bilimi olmasının nedeni budur. O bu ilerleme yasasını düzenli bir yöntemle açıklayarak Avrupa Uygarlığının toplumsal ve siyasi evriminin genel yasalarını elde etmeye çalışmıştır.

İnsanın toplumsal tarihinin kendilerine ayrı düşünce tarzlarının karşılık geldiği üç ayrı aşamadan yani sırasıyla çoktanrıcılık/ kölelik teizm/feodalizm ve pozitivizm/endüstriyalizm evrelerinden geçtiğini öne süren Saint-Simona göre toplumsal değişme ve düzenin yasaları pozitivizmin marifetiyle bulunabilir. Toplumun ona göre başlıca görevi yaşamak için gerekli nesneleri çoğaltan üretimi geliştirmektir; çünkü mutluluk ancak bu şekilde sağlanır. Yeni düzende toplumu anlar yani endüstri alanında çalışanlar yönetecektir. Endüstri alanında çalışanlarla o zanaatlarla uğraşanları çiftçileri fabrikatörleri yatırıma açtıkları kredilerle üretime katılan bankerleri türlü üretim dallarındaki uzmanları anlatmak ister. Toplumu endüstri alanında çalışanların yönetmesi. yoksulları yoksulluklarından kurtaracaktır; ona göre bilimle akla uygun olarak düzenlenecek üretim bütün çalışanları her bakımdan yükseltecektir. Herkes çalıştığı görevini yerine getirdiği ölçüde üretimden payına düşeni alacaktır. Üretimi yönetenler Saint-Simon’a göre halkı keyiflerine göre değil fakat üretimi geliştirmenin gereklerine göre yöneteceklerdir. Bu yöneticilerin görevlerini kötüye kullanmalarına halkı aldatmalarına halka ¤¤¤¤lerini anlatacak yeni bir din ile toplumu aydınlatacak bilginler engel olacaktır.

Şu halde ekonomik ve siyasi yönetimin başında banka fabrika maliye uzmanlarının bulunmasına karşılık inanç ve eğitim gibi işlerin başında da bilim sanat uzmanları bulunacaktır. Yeni din kardeşlik ve sevgiye dayanan bir inanç olmalı ve her türlü hurafeden arındırılmalıdır. Başka bir deyişle modern toplumun yön ve düzeninin üretici olmayan bürokratlar tarafından değil de bilim adamları ve sanayiciler tarafından belirlendiğini öne süren Saint-Simon’a göre modern toplumdaki kriz de pozitivizme dayanan yeni bir din ile çözülebilir.

O bilim konusunda tüm bilimlerin şimdiye dek bilimsel olmayan yöntem ve adımlarla işe başlamış olduğunu söyler. Bundan başka her bilim birtakım dini tasarımlar ¤¤¤¤fizikle ilgili sanılarla yüklüdür. Başlangıçta teolojik bir temeli olan ve ¤¤¤¤fizik kavramlarla geliştirilen gerçek olmayan bir bilimin yerine Saint-Simon’un çağında gerçek bilim pozitif bilim geçmiştir. Ona göre ilerlemeyi sağlayan etken de bilimin başlangıçta onun içine karışmış olan bu öğelerden temizlenmesidir. Saint-Simon artık pozitif bilim çağının başlamış olduğunu söyler.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Son Düzenleme: 17/04/2009, 12:53, Düzenleyen: HüsniyeDuman.
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
SCHİLLER Johann Friedrich Von:


Almanya'da 19. Yüzyılın ilk yarısında ortaya çikan Romantik felsefe akımının önemli düşünürü. Özellikle sanat ve eğitim konusundaki görüşleriyle haklı bir ün kazanmış olan Schiller 1795 yılında yayınlanan Über die asthetische Erziehung des Menschen (İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar) adlı eseriyle Batı kültürünün bütün bir tarihini ortaya koyma yolunda bir denemeye kalkışmıştır. O işte bu deneme çerçevesi içinde modern insandaki bölünmüşlüğü ve yabancılaşmayı teşhis eden ilk düşünürlerden biri olma onurunu taşir. Yaşamlarında formun tamlığıyla içeriğin bütünlüğünü imgelemin ilk gençliğiyle aklın olgunluğunu birleştirdiklerini düşündüğü Yunanlı model alan Schiller'e göre modern insan kendi içinde bölünmüş bir insan olup insan doğasının birliği ilerleme fikriyle kültürdeki ilerleme düşünüyle bozulmuştur. Modern insandaki bu bölünmüşlük ve yabancılaşmanın ilacının Schiller sanat olduğunu düşünmüştür. Başka bir deyişle o sanatı insanlık için ahenkli organik bir birliğin yeniden ele geçirilmesinin aracı olarak görmüştür. Güzellik doğa halinden salt fiziki bir boyutu olan bireye bütünüyle karşit ahlaklı bireyin ihtiyaçlarına uygun düşen bütünlüklü ahlaki evreye giden yoldur. Sanat ve güzellik özgürlük yoludur. O insanda iki temel dürtünün bulunduğunu söyler. Bunlardan birincisi her zaman değişme için bastıran duyumsal dürtü diğeri de birlik ve süreklilik arayan formel dürtü. Bunlardan her ikisi de Schiller'e göre kendilerine getirilecek olan sınırlamalara ihtiyaç duyarlar; böyle bir sınırlamanın amacı ise duyumsal dürtünün ahlak yasasına zarar vermemesi formel dürtünün de duyguları öldürmemesi ve dolayısıyla bütünlüklü insana ulaşilmasıdır. Bu ikisi arasında kurulmak istenen uyum Schiller'e göre üçüncü bir dürtü aracılığıyla sağlanabilir. Bu da oyun dürtüsüdür. Söz konusu oyun dürtüsü filozofa göre sanatta ortaya çikar. Zira duyumsal dürtünün nesnesinin yaşam formel dürtünün nesnesinin form olduğu yerde oyun dürtüsünün nesnesi veya amacı yaşana canlı formdur. Ona göre duyumsal dürtüyle formel dürtü yalnızca sanat oyununda bir araya gelir ve insan güzeli temaşa ederken ruh bir yandan ahlak yasası diğer yandan da fiziki zorunluluk arasında mutlu bir ortam yaratabilir. O modern öznelligin tanımlayıcı özelligi olan çatisma ve yabancılaşmanın sanat veya oyun yoluyla gerçekleşecek yaratıcı çözümü için umut beslemiştir.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.