You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)

Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)

Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
BİLGİ: Dewey'e göre bilgi olguların edilgen bir biçimde gözlenmesi ve kaydedilmesi değil Çevremizle etkileşimimizi daha uyumlu hale getirmede bize vol gösterecek. kavramların oluşturulması için yapıcı bir etkinliktir. Düşünme ve düşünme sonucu ortaya çıkan kavramsal çerçeveler (bilgi) de uyum sürecinde ortaya çıkan sorunsal durumların çözümü için organizmanın verdiği bir tepki ve çözüm için bir araçtır. Işte Dewey'in amaçladığının özü de burda yatmaktadır.

BİLİMSEL DÜŞÜNCE: Dewey'e göre bilimsel düşüncenin olmazsa olmazı "araştırma" çevreye alışılmış tarzda verilen tepkilerin ihtiyaç ve arzuların karşılanmasında yetersiz kaldığı sorunsal durumun fark edilmesi ile başlar. Doğal olarak sorusal durumlar da insanın çevreye alışılmış tarzda verdiği tepkilerin ihtiyaç ve arzuların karşılanmasında yetersiz kaldığı durumlardır. Araştırmanın ikinci aşaması durumun tanımlanmasıdır. Üçüncü aşamaysa sorunsal duruma önsavlı çözümler olarak düşüncelerin varsayımların kurumların geliştirildiği derinlemesine yürütülen düşünme aşamasıdır. Son aşamada ise geliştirilen bu çözümler (varsayımlar kuranılar vb.) test edilip sınamadan geçirilir. Bu bağlamda Dewey için bilimsel düşünme ve araştırma sağduyunun (ortak- görünün) gelişmiş iyiden iyiye işlenmiş biçiminden başka bir şey değildir.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
[FONT="Courier New"]DOĞRULUK: Dewey'e göre doğruluk seyirci/izleyici bilgikuramında -bilen özne ile bili- nen nesne ayrımına dayalı tüm bilgikuramlarında savunulduğu üzere inançlarla olgular arasında bir uygunluk örtüşme ya da karşılıklı olma ilişkisi değil ; tüm pragmacılarda olduğu üzere pratikte başarıli olandır: "Doğruluk işgören ya da doyum sağlayan şeydir." Eğer araştırma sürecinde geliştirilen çözüm önerileri sorunsal durumu gidermekte başarılı olursa o araştırmanın vardığı sonuçlar doğru diye kabul edilebilir. Dewey'e göre kesinlik diye bir şey yoktur. Ona göre insan yanılabilir; pragmacılığın tüm savunucuları gibi Dewey de yanılabilirliği elden bırakmaz. Son çözümlemede Dewey için bilimdeki doğrular ile inançlara ilişkin doğrular arasında insan yaşamını ilgilendirmesi bakımından bir fark yoktur. Gerek bilimsel kuramlar gerekse inanca dayalı tasarımlar olsun bunların insan yaşamına en ufak bir katkıda bulunmaksızın kendi başlarına doğruluk bildirdiklerini öne sürmeleri genelde pragmacılık özeldeyse Dewey için hiçbir anlm taşımamaktadır. Uygulama bağlamında insan yaşamında pratik olarak hiçbir olumlu değişikliğe yol açmıyorsa şu ya da bu kuramın ya da tasarımın doğru olmasının hiçbir önemi yoktur. Felsefe Sözlüğü- A.Baki Güçlü; Erkan Uzun; Serkan Uzun; Ü.Hüsrev Yoksal-Bilim ve Sanat Yayınları Bu yoğun ve derin düşünce çevremizdeki bir takım değişiklikler sonucunda gelecekteki eylem ve davranış biçimimizle ilgili bir kuşkuya tereddüte düştüğümüz zaman karşılaştığımız bir sorunla birlikte ortaya çıkar. Buna göre yoğun ve derin düşünce ormanda yolunu kaybetmiş bir adam için ormanın dışına çıkma sorunu ile bilim adamı için insanın dokusunun niçin canlılığını kaybettiği denizde neden gelgit hareketlerinin meydana geldiği problemi ile karşılaştığı anda ortaya çıkar. Birinci durumda günlük bir çevre ikinci durumda ise bilimsel bir çevre ile karşı karşıya gelişimiz söz konusudur. Ormandaki adamın üzerinde kararsız olduğu eylem onun ormandan çıkması sonucunu doğuracak olan bir yola girmesi olayıdır. Bilim adamının üzerinde kararsız olduğu eylem ise olayları nasıl önceden kestireceği ve bunun için uygulanması gereken gözlemlerle ilgilidir. Bilgi doğru tasarım ya da varsayımlardan ibaret olan bir şeydir ve burada tasarım ya da varsayımlar kendileriyle araştırmamızın kaynağını oluşturan problemin çözümünü araştırdığımız birer araç işlevi görürler. Dewey’in terminolojisine göre onlar bir amaca ulaşmak için kullandığımız araçlardır. Bu amaç ise bilgidir ya da problematik bir durumun çözümüdür. Söz konusu tasarım ve varsayımlar özel ve belirli bir anlam içinde pratik geçerliliği olan varsayımlar kendileri sayesinde somut problemlerin çözüme kavuşturulduğu araçlardır.

¤¤¤¤fizik: Dewey felsefeyi ¤¤¤¤fizikten ayırmıştır. Onun gözünde felsefe bir tür eleştiri belli bir bilgeliktir. Felsefenin görevi kültürel değerlerin eleştirisidir. ¤¤¤¤fizik ise genel bir empirik bilimdir; ¤¤¤¤fiziğin görevi ise kültür eleştirisi olarak felsefeye bir harita sağlayacak şekilde varlığın varoluşun genel özelliklerini ortaya koymaktır.

Ahmet Cevizci - Paradigma Felsefe Sözlüğü
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
Dühring

(1833-1921). — Alman filozof ve iktisatçısı bir süre Berlin Üniversitesinde felsefe ve ekonomi politik dersleri vermiştir. Kısa süre sonra gözleri görmez oldu; ölümüne kadar önce Berlin'de daha sonra da Nowawes'te yazar olarak yaşadı. Bir burjuva sosyalizminin toplum düzeninin temelini "bireysel ruhun doğal çabaları"nda gören bu en belirgin temsilcisi toplumsal üründe işçilerin artan payı teorisini öğretiyor ve geleceğin kurtuluşunu sınıflararası uzlaşmaz karşıtlıkların uzlaşmasından bekliyordu; kendisini insanlığın düzelticisi iyileştiricisi gibi görüyordu. Çok çeşitli konularda konferanslar verdi.

Berlin profesörlerine karşı uluorta saldırıları sonucu kısa zamanda koltuğundan oldu. 1870-1880 yılları arasında sosyal-demokrasi pek çok yandaş bulmuştu. Dühring birçok yapıtında toplumsal-felsefi özel bir sistem geliştirdi ki bu sistem kendisinin bulmuş olduğunu sandığı bir sürü mutlak "son yargı gerçekleri"nin yardımıyla oluşturulmuştu. Hıristiyanlığa karşıydı ve ateşli bir yahudi düşmanıydı.

Kendi elinde olmayarak dolaylı bir şekilde bilimsel komünizme büyük bir hizmeti olmuştur; Marx'a ve Lassalle'a karşı tutkulu saldırıları ve büyüklük deliliğinin damgasını taşıyan "gerçeğin felsefesi" Engels'in ünlü yergi yazısındaki yanıta yolaçtı: Bay Eugen Dühring Bilimi Altüst Ediyor (Anti-Dühring) kitabı kısa zamanda yeni devrimci işçi kuşağının felsefe kılavuzu haline geldi. Bu yapıtında Engels Dühring'in yavanlıklar sistemini acımasızca yıkıyor ve ilk kez diyalektik materyalizmin usta elinden çıkma tam ve açık bir açıklamasını yapıyordu.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
Charles DARWIN:


(1809 - 1882)

Charles Darwin 1809 yılında İngiltere’de doğdu. Babası onu on altı yaşında Edinburgh Üniversitesine gönderdi. Burada başladığı tıp ve daha sonra devam ettiği hukuk öğrenimini gereksiz bularak yarıda kesti. Ardından Cambridge Üniversitesine bağlı bir kolejde teoloji (dini bilimler) öğrenimi gördü. Fakat aklı bilim çevresindeydi. O arada tanıştığı Botanikçi John Henslow’un önerisiyle İngiliz Deniz Kuvvetleri için dünya çevresinde harita yapmakla görevlendirilen gemiyle beş sene sürecek bir geziye çıkmaya karar verdi. Gemi 1831 yılında denize açıldı.

Gezi sırasında fosiller topladı jeolojik katmanları inceledi sayısız gözlemler yaptı. Arjantin’in Paspas denilen bölgelerinde soyu tükenmiş birçok hayvan nesli buldu. Jeolojik katmanların bünyesindeki fosillerin değişimini dikkatle izledi ve hayvan türlerinin değişik ortamlara yaptıkları uyumları saptadı.

Onun canlıların yavaş yavaş değişmesine ilişkin düşüncesi kendisi gibi bir bilim adamı olan ALFRED RUSSEL WALLACE’nin teorisine uygun düşmüştü.Ortak görüşleri şöyleydi: “Bütün canlılar bulundukları ortamdaki sayılarını muhafaza edecek matematiksel düzeylerin üzerinde üreme eğilimindedir. Doğal koşulların sabit kalabilmesi yani ‘denge unsuru’nun oluşturulabilmesi için fazlalık elimine edilir. Canlı populasyonların (1) hepsi mutasyon gösterir.”

Büyük baskılar sonunda Wallace ile birlikte görüşlerinin yayımlanmasını kabul etti. Kısaltılmış adıyla “Origin Of Species” (Türlerin Kökeni) isimli bu kitap ilk günde tüketildi.

Çalışmalarına aralıksız devam etti. İnsanın evrimi ile ilgili düşünceleri “Descent of man selection in relation ¤¤¤” (İnsanın oluşumu ve Eşeye bağlı seçilim) adlı eseriyle yayımlandı. Darwin bu teorisinde önceki inançlarda özellikle mistisizm alanında benimsenen kalıpçı ve tamamen hayal mahsulü olan “Özel yaradılış” düşüncesini reddediyor diğer memelilerin fizyolojik yapılarında olduğu gibi varoluşun evrimsel yasalara bağlı olduğunu savunuyordu.

Yerleşik inanış ve önyargıların aksine Evrim Modeli maden nebat hayvan ve insan dizilimiyle oluşmuştu. Çünkü gerek jeoloji (2) ve paleontolojide (3) gerek embriyoloji (4) ya da karşılaştırmalı anatomide (5) birçok aşamada görüldüğü gibi bir anda yaratılmanın olanaksızlığı ortaya konmuştu. Darwin tepki almamak için “Tanrısal yaratılış” ile ilgili düşüncelerini kitabının son kısımlarına monte etti.
Zira; insanlık tarihinin ilk dönemlerinden beri uygulanmakta olan eğitim yöntemleri katı mistik inançların etkisi ayrıca insanın kalıtsal yapısı yeniliklere kapalı ve itirazcı olunmasına yol açmıştır. Günümüzde bile gelişen bilim ve teknolojinin birtakım varsayımları devre dışı bırakmasına karşınEvrim Kuramına tepkiler devam etmektedir.

Oysa mistisizm gerçek yönüyle insan ismiyle işaret edilen ‘hücresel beden’ sahibi varlığın insansı adıyla anıldığını ona kendinden özellikler yükleyerek bir anlamda mutasyon oluşturduğunu haber veriyordu...

Bize göre Darwin’in tek eksikliği Lamarck’ın “Organizmanın kendinde ve davranışlarındaki değişimler çevredeki değişikliklerin sonucudur” görüşüne karşı “Dış dünyanın işlemekte olan kendi yasaları ve kendi mekanizmaları vardır” derken birimlerin hücre genetiğinde oluşan mutasyonda ve çevresel faktörlerin değişiminde Astrolojik tesirlerin varlığını hissetmemiş olmasıdır.

Düşünen beyinler arasında pek az bilim adamı Charles Darwin kadar tepki çekmiştir. Yaşadığı dönemde “Maymunla akrabalık bağın annen tarafından mı baban tarafından mı?” diye alaya alınmıştı.

Ama Newton yerçekimi ilkesiyle devinim yasalarında nasıl yerini almışsa Darwin de insanın ottan çiçeğe amipten maymuna uzanan organik dünyanın bir parçası olduğunu
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
[FONT="Fixedsys"]IOGENES:


(İ.Ö. 412 - İ.Ö. 320)

412-320 yılları arasında yaşamış olan ve kendine yetme ile sadelik ilkelerine dayanan Kinik yaşam biçiminin öncülerinden çileci düşünür.

Hakkında doğruluğu kuşkulu pek çok öykü anlatılan Kinik Diogenes hakkında onun gündüzleri Atina sokaklarında elinde fenerle dolaşarak dürüst bir adam aradığı söylenir. Atina'da gelenekçiliğe karşi bir tavır alan Diogenes toplumdaki yapaylıklara ve uzlaşimsal değerlere meydan okumuş ve her tür yerleşik kuralın insanın doğallığına aykırı düştüğüne inandığı için toplumun tüm yerleşik kurallarına karşi çikmayi uzlaşimsal ölçü ve inanışların çogunun boş olduğunu göstermeyi ve insanları yalın ve doğal bir yaşam biçimine çagirmayi amaçlamıştır.

Ona göre sade bir yaşam tarzı sadelikten başka örgütlenmis dolayısıyla uzlaşimsal toplumların görenek ve yasalarını da önemsememek anlamına gelir. Diogenes doğaya aykırı bir kurum olan ailenin yerini kadınların ve erkeklerin tek bir eşe bağlı olmadığı çocuklarin ise bütün toplumun sorumluluğunda bulunduğu doğal bir durumun alması gerektiğini savunmuştur. Diogenes yoksulluk içinde yaşadığı halka açık yerlerde yatıp kalktığı ve yiyeceğini dilenerek topladığı halde herkesin aynı şekilde yaşaması gerektiğini savunmamıştır. Onun tek amacı kişinin en kısıtlı yaşam koşullarında bile mutlu ve bağımsız olabileceğini göstermek olmuştur.

Diogenes'in savunduğu yaşam tarzının ilk ilkesi kendine yetme yani kişinin mutluluk için gerekli herşeyi kendi içinde taşiyabilmesi ilkesidir. İkinci ilke olan 'utanmazlık' kendi başina zararsız olan bazı eylemlerin hiçbir şekilde yapılamayacağını öne süren uzlaşimları umursamamak anlamına gelir. Bu ilkeden yola çikarak yerleşik davranış kalıplarına uymadığı için kendi açısından sade ve doğal toplumsal değerler açısındansa sefil denebilecek bir yaşam dürdüğü için Diogenes'e kinik denmiştir.

Onun üçüncü ilkesi yozluğu ve kendini beğenmişliği açığa vurmaktan ve insanları yenilenmeye yöneltmekten asla çekinmemek anlamında 'sözünü sakınmazlık'tır. Diogenes'in dördüncü ilkesine göre ahlaki yetkinliğe ancak yöntemli eğitimle iradenin gücünü sınayan pratik egzersizlerle ulaşmak mümkün olabilir.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
ELEALI ZENON:


Aristoteles’e göre Elealı Zenon (yaklaşık olarak 490-430) düşüncenin düştüğü gelişmeler öğretisi anlamındaki dialektik’in bulucusudur. Zenon Parmenides’in Bir Olan’ın biricik gerçek varlık olduğu öğretisini çokluğu ve hareketi varsaymanın düşünülemeyeceğini böyle bir düşüncenin çelişmelere sürükleyeceğini göstermeye çalışmakla desteklemiştir. Bunu da o çokluğa ve harekete karşı ileri sürdüğü pek ün salmış olan kanıtlarıyla yapmıştır. Çokluğun olamayacağını gösteren kanıtlardan birine göre Nesneler bir çokluk iseler hem sonsuz küçük hem de sonsuz büyüktürler. Çünkü varolanı böler de bu böldüğümüz parçaların artık bölünemez noktalar olduğunu düşünürsek bunlar büyüklüğü olmayan bir hiç olurlar; bir araya getirirsek bunları yine olumlu bir büyüklük elde edemeyiz; büyüklüğü olmayan bir şeyin kendisine eklenmesiyle hiçbir şey büyüklük bakımından bir şey kazanmaz. Bu parçaları uzamlı – uzayda yer kaplıyorlar – diye düşünürsek çoğun bir araya gelmesiyle sonsuz bir büyüklük meydana gelecektir. İkinci bir kanıta göre Nesneler çok iseler sayıca hem sonlu hem de sonsuz olurlar. Sayıca sonludurlar çünkü ne kadar iseler o kadar olacaklardır daha çok ya da daha az olamayacakladır. Sayıca sonsuzdurlar da nesneler çünkü boyuna birbirlerinin sınırlarlar böylece de kendilerini başka nesnelerden ayırırlar; bu başka nesnelerin kendileri de yine yakınlarındaki nesnelerle sınırlanırlar ve bu böyle sürüp gider. Üçüncü bir kanıtta Zenon “her şey uzaydadır” deyince uzayın da bir uzay içinde bulunması uzayın içinde bulunduğu bu uzayın da yine bir uzayda bulunması gerekir diyor bu da böylece sonsuzluğa kadar gider. Hareketin gerçekliğine karşı Zenon’un ileri sürmüş olduğu kanıtları Aristoteles’teb öğreniyoruz. Bunların arasında en çok bilineni Akhilleus ile kaplumbağa arasındaki yarış kanıtıdır. Bu yarışta kendisinden biraz önce yola çıkan kaplumbağaya Akhilleus hiçbir zaman yetişemeyecektir çünkü başlangıçtaki kaplumbağa ile kendi arasındaki mesafeyi koşmak için geçen zaman içinde kaplumbağa az da olsa biraz ilerlemiş olacaktır. Akhilleus’un bir de bu aralığı koşması gerekecektir ama bu arada kaplumbağa pek az da olsa yine biraz ilerlemişti; bu böylece sonsuzluğa kadar gider. Bu kanıtın özünü bir başka kanıtta daha iyi görebiliyoruz “ Bir koşu pistinin sonuna hiçbir zaman ulaşamazsın” çünkü pistin önce yarısını geride bırakmak zorundasın bu da böylece sonsuzluğa kadar gider. Sonlu bir zaman içinde sonsuz sayıdaki uzay aralıkları nasıl geçilebilir Bir başka kanıt “ Uçan ok durmaktadır” çünkü bu ok her anda belli bir noktada bulunacaktır; belli bir noktada bulunmak demek de durmak demektir; ama hareketin her bir anında duruyorsa ok yolunun bütününde de durmaktadır. Şu son kanıt da hareketin göreliğine – relatifliğine –dayanmaktadır Belli bir noktalar dizisi biri durmakta olan öteki de ters doğrultuda ilerleyen iki dizinin yanından geçerse aynı zaman içinde hem büyük hem de küçük bir mesafeyi geçmiş olacaktır yani bu dizinin aynı zaman içinde çeşitli hızları olacaktır hareketini duran ya da ters doğrultuda ilerleyen dizi le ölçüştürdüğümüze göre. Zenon’un bu keskin antinomia’ları tabii yalnız şunu göstermek için Varolanı bir çokluk ve hareket diye düşünürsek çelişmelere düşeriz öyle ise Var olan ancak “bir” ve hareketsiz olabilir.

Kaynak:
Felsefe Tarihi
Prof. Macit Gökberk
Remzi Kitabevi
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Düşünce Dünyasının AbideLeri.. (alfabetik Sırayla)
Eriugena

(810 - 877) İrlandalı olan Johannes Eriugena kral olan Kel Karl'ın daveti üzerine Paris'e gelmiştir. "Saray Okulu"nda bir süre hocalık yapmıştır. Eriugena'dan "Dogmanın Paylaşılması Üzerine" isimli bir eser bugün elimizde bulunmaktadır. Açık mistik dinsel eğilimler içeren bu eser Yeni Eflâtunculuğun güçlü bir biçimde etkisi altındadır; nitekim daha sonra bu nedenle kilise tarafından reddedilmiştir.

Eriugena'ya göre doğanın birbirinden ayrı olan dört alam vardır. Önce yaratılmamış olan fakat kendisi yaratan doğa yani "Allah" vardır. Eriugena yaratmayı Yeni Eflâtunculuktaki gibi anlar. Allah'tan "Eflâtun'un ideleri"ni içeren doğa oluşmuştur.

Bu ikinci alanda tüm varlıkların başlangıçsız ve sonrası olmayan örnekleri bulunur. Doğanın bu ikinci alam Allah tarafından yaratılmıştır. Ancak kendisi de yaratma gücüne sahiptir. Çünkü doğanın bu bölümünü oluşturan ideler eşyanın meydana gelmesine neden olur. Doğanın üçüncü alanını yaratılmış olan ve kendileri yaratmaktan yoksun bulunan "cisimler" oluşturur.

Son olarak doğanın bütününde ya da çeşitli alanlarında yaratılmamış ve artık kendisi de yaratmayan doğaya; yani "Allah"a sonunda gerçekleşecek olan yeniden kavuşma "eğilim"i vardır. Eriugena'nın düşüncesine göre Allah doğanın yalnız başında değil sonunda da bulunur. Yani evren Allah'tan başlayıp yine Allah'a ulaşan bir devir hareketidir. Doğanın tüm amacı dönüp dolaşıp sonunda yeniden Allah'a ulaşmaktır.

Eriugena'nın Hıristiyan olmaktan çok Yeni Eflâtuncu olan bu görüşleri aynı zamanda "olumsuz ilâhiyat"m da başlangıcı olmuştur. Eriugena'ya göre Allah konusundaki tüm savunduklarımız doğru olmaktan çok yanlıştırlar. Çünkü Allah için "mutlak güç sahibidir bütünlüğün (vahdet) kendisidir vb.." dediğimde bütün bunlar Allah'ın niteliğini tam olarak ortaya koyamayan ve koyamayacak olan sıfatlardır.

Bir cisme bir sıfat yüklediğimiz zaman aynı zamanda bu cismin bu niteliğin karşıtı olanlarını dışında bıraktığını söylemiş oluruz. Söz gelişi tebeşire beyazdır demek aynı zamanda tebeşir siyah değildir demektir de. Ancak Allah konusunda böyle bir yargıda bulunamayız. Çünkü Allah'ın var olduğunu bile söyleyemeyiz zira Allah aynı zamanda her şeyin içinde kaybolduğu bir uçurumdur da.

Görülüyor ki Eriugena için ancak olumsuz ilahiyat mümkündür. Çünkü Allah'a bazı sıfatlar yükleyip de bunların karşıtlarını kendisinden kaldıramıyoruz. Ayrıca Allah'ı "kavramak" da gelişi güzel bir objeyi kavramaya benzemez. Allah'ı kavramak istersek yalnızca dikkatimizi kendisine yöneltmek yeterli değildir. Bunun için bilinci tümüyle susturmak tam bir kendinden geçme durumu (cezbe) sağlamak gerekir.

Bu noktada Eriugena felsefesinin tam anlamıyla mistik olan yanıyla tanışmış bulunuyoruz. Bu türden düşüncelere yani Allah'ı kavramak için kesinkes bilincin sınırlarını aşmak gerektiği ve Allah ile ancak kendinden geçme durumunda birleşebileceği görüşüne Ortaçağ ve Yeniçağın tüm mistiklerinde rastlarız. Ancak gerçek ve saf Skolastiğin bu gibi mistik görüşleri reddedip onlarla kavgaya tutuşmasını doğal karşılamak gerekir. Çünkü gerçek Skolastik Allah'ın niteliğini "yargılarla" anlamaya çalışır.

Tüm bu mistik eğilimlerine rağmen Eriugena'yı tam bir Ortaçağ filozofu sayabiliriz. Çünkü onun felsefesinde de "Allah" asıl konu olarak işlenmiştir. Ortaçağ felsefesi her şeyden önce bir teoloji (ilâhiyat)dir. Doğa konulan bu felsefe için ancak ikinci plânda gelir.

Ortaçağın ilk dönemleri (V.-X. yüzyıllar) Batı için bir gerileme dönemidir. Bu dönemde Eriugena'dan başka ismini anmaya değer bir özellikte düşünür yoktur. Fakat aynı dönemde "Doğu"nun özellikle örgütlenme durumunda bulunan "İslâm" dünyasının durumu tümüyle başkadır.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.