İSLAMOFOBİ, ALEVİFOBİ VE BİRAND
Doç. Dr. Ali YAMAN
27 Ocak 2013 günü basında bir haber okudum. Haberin başlığı “İslamofobi konuşması Birand’a ithaf” idi. Haber “Gençlik ve Spor Bakanlığı, dünyaca ünlü gazetecileri İslamofobi paneli için İstanbul’da bir araya getirdi. 15 yabancı gazetecinin katıldığı toplantıda Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, küresel barış için dünya gençlerinin içinde yer alacağı bir barış gemisini Akdeniz’e kıyısı olan ülkelere göndereceklerini açıkladı. Dünya gençleri kendi ülkelerinin liderlerinden aldığı barış mektuplarını gittikleri ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarına iletecek. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Medya Derneği ve Maltepe Üniversitesi ile ortaklaşa düzenlediği “Genç Gazeteciler İslamofobi’yi Konuşuyor” panel İstanbul’da yapıldı. Toplantıya Türkiye’nin 15 ünlü gazetecisinin yanı sıra CNN, BBC, The Guardian, Telegraph gibi 15 ünlü gazeteci katıldı. Kılıç, panelde yaptığı konuşmayı geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden Mehmet Ali Birand’a ithaf etti. Twitter’dan bir mesaj yayınlayan Bakan Kılıç, “İslamafobi Genç Gazeteciler Buluşması’nın moderatörü Mehmet Ali Birand olacaktı. Deneyimlerini gençlerle paylaşacak ve sevgi çağrısı yapacaktı. Karalama kampanyalarına karşı çıkacak, İslamofobi konusunda bizimle omuz omuza olacaktı. Ama ömrü vefa etmedi. Allah Rahmet eylesin” değerlendirmesinde bulundu…” (Hürriyet GÜNDEM)
Bunları okuyunca aklıma yıllar önce M. Ali Birand’ın “Öğretseler Alevi Olurdum” başlıklı köşeyazısı geldi. Bu yazının, vicdanlı bir Türkiye vatandaşı ama aynı zamanda Sünni bir aileden gelen Mehmet Ali Birand tarafından yazıldığı için ayrıca önemliydi. Demek ki farklı bir mezhepten olmak doğruları görmemizi engellemiyordu. İslamofobi konusunda da duyarlı olması mutlak olan Birand’ın bu yazısı Alevifobiden medet uman zümrelere ithaf olunur. Dünyada İslamofobiden bahsedenlerin, kendi yanı başlarındaki Alevi kardeşleri söz konusu olduklarında yan çizmeleri, bir Cemevi’ne bile tahammül edilememesi, Aleviliğin zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerine mahkeme kararları sonrasında ancak dahil edilmeye başlanması, Diyanet’in tarafgir yapılanması konusunda şapkayı önlerine koyup düşünmeleri gerekir. Kendi medeniyetleri içinde kardeşliği sağlayamayanların, medeniyetlerarası diyaloğu sağlamaları mümkün müdür? Böyle bir çaba hiç de inandırıcı olmaz. İşte yakında Hakka yürüyen Gazeteci Mehmet Ali Birand’ın bu yazısı bu bakımdan büyük önem taşıyor. Aleviliğe ve Alevilere saygılı bir Sünni yurttaş nasıl olunur, bu konuda tarihi bir ders veriyor. Tabi ibret alanlara!
Birand’ın 8 Temmuz 2006 tarihli bu güzel yazısını sizlerin takdirine sunarak, Alevifobiden medet uman çevreleri Allah ıslah etsin dileklerimi iletiyorum:
…………
Öğretseler Alevi olurdum
Sünni’lerin önemli bölümü Aleviler’i küçümser. Aleviliği bir oyun gibi görürler. Devlet ve toplum katmanındaki egemenliklerini kaybetmemek için, öğretilmesini de istemezler. Bu çarpıklık artık düzeltilmelidir.
Eskiden o kadar farkında değildim. Aradan yıllar geçtikçe, Sünniler’in Aleviler’e karşı nasıl bir susturma ve ezdirme politikası güttüklerini daha iyi görmeye başladım.
Sünniler’e göre Alevilik, bir nevi oyundur. Müslümanlıkla pek de ilgisi olmayan uçuk bir oluşumdur. Ünlü “mum söndürürler” lafını da Sünniler çıkartmışlardır.
Aleviler çok haklı.
Devlet, Sünniler’in elinde. Durum böyle olunca da, Alevilik geri plana itiliyor. Öğrenilmemesi için elden gelen yapılıyor.
Ben kendimden örnek vereyim.
Okulda bana Aleviliğin ne olduğu anlatılmış olsaydı, büyük olasılıkla Aleviliği seçerdim. Onların dünya görüşünü, dine yaklaşımlarını, felsefelerini kendime daha yakın görüyorum.
Sünniler devletçidir. Otoriteye boyun eğerler, haklarını pek aramazlar. Mutaassıptırlar. Aleviler ise, dünyanın ve yaşamın tadını çıkarırlar. Liberal bakışlı insanlardır. Haklarını aramayı bilirler. Aşırı tutucu değillerdir.
İşte bundan dolayı, Alevilerin “zorunlu din dersine” karşı çıkmalarını, çok haklı bir istek olarak görüyorum. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Aleviler’i Müslümanlık dışı görüyormuş gibi bir tutum ve söylevin içine girmesini de açıkça ayıplıyorum…
Hürriyet - Öğretseler Alevi olurdum
……………….
Birand her şeyi çok net özetlemiş. Başka söze gerek yok. Ama anlayana!
Bugün hala Hz. Hüseyin’i değil de zalim Yezid’i çaktırmadan tutanlar bu yazıyı anlamamazlıktan gelirler. Tarih her şeyi nasıl kaydettiyse, çağımızın Yezidşinas zümrelerini de kaydedecek.
Bakalım bunun hesabını Allah’ın huzurunda nasıl verecekler…
kaynak : barishaber
