You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Diyanet, öğrencileri umreye değil, uludere ve madımak oteli’ne götürmeli

Diyanet, öğrencileri umreye değil, uludere ve madımak oteli’ne götürmeli

Posting Freak
Diyanet, öğrencileri umreye değil, uludere ve madımak oteli’ne götürmeli
][COLOR=#f01d26] [Resim: turan_eser04.jpg]DİYANET, ÖĞRENCİLERİ UMREYE DEĞİL, ULUDERE VE MADIMAK OTELİ’NE GÖTÜRMELİ
] Turan ESER

]21. yüzyıl Türkiye’sini, 19. yüzyıl aklıyla yöneten AKP ve Diyanet, toplumsal yaşam alanımızda nefes alacağımız tüm seküler alanı bitirme konusunda kararlı görünüyor. “Çocuklara Umre gezisi” denilen son dindarlaştırma projesi bunun örneğidir. AKP hükümeti, Diyanet aracılığıyla öğrencileri umreye götürecekmiş. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 ilin Milli Eğitim Müdürlüklerine bir talimat göndermiştir. Talimatta; öğrencilerin görgülerini pekiştirmek ve kutsal topraklarda İslam tarihiyle tanışmaları için 5 gün Mekke, 5 gün Medine'ye götürüleceği belirtilmiştir.

] Belki de yazının sonunda söylenmesi gerekeni başta söylemekte fayda var. Eğer AKP hükümeti, “öğrencilerin görgülerini pekiştirmek” ve “ileri demokrasi” konusunda samimi ise, Türkiye’nin acı gerçekleri karşında da samimi durmalıdır. Dinsel istismar ve ideolojik perdelerle öğrencilerimizin gözlerini örtmek istemiyorsa, onları Umre’ye değil, Uludere’ye ve Madımak Oteli’ne götürmelidir. 12 ile 28 yaşlar arasında katledilmiş tam 35 çocuğun, öğrencinin ve gencin, kendi yaşıtlarının acılarıyla buluşabilmeleri için bir taziye gezisi organize etmelidir. Orada öğrencilere; devletin kendi çocuklarını nasıl bombaladığını, okulda olması gereken çocukların, neden geçinmek için kaçakçılık yapmak zorunda bırakıldığını anlatmalıdır. Fırat’ın doğusundaki acılar ve katliamları öğrencilere tek tek anlatmalılar. Diyanet Umre yerine, Fırat’ın batısındaki öğrencileri, Fırat’ın doğusunda geleceği inkar edilen gençler ve Uludere’de imha edilmiş öğrencilerin mezarlarına ziyaret düzenlemelidir.
] AKP ve Diyanet öğrencileri hakikatten kaçırıp Umre’ye götürmek yerine, onları 35 insan vahşice yakıldığı Madımak oteline götürmelidir. Bu ülkede insan yakmayı kutsayan gericiliği ve siyasetin yüzsüzlüğünü anlatmalıdır. İnsan yakanları savunan siyasetçilerin nasıl milletvekili ve bürokrat oldukları anlatılmalıdır.

] Öğrencilere devlet eliyle Umre organizasyonu düzenlemek, öğrencileri hakikatlerden kaçırmaktır. Çocuklarımızın gözlerini devlet diniyle perdelemektir. Bu ise bir kamu hizmeti değil, aklımıza, vicdanımıza ve insanlığımıza karşı düzenlenmiş bir tuzaktır.

] SORAN DEĞİL SUSAN, ÜRETEN DEĞİL TÜKETEN, YURTTAŞ DEĞİL ÜMMETKÂR
]Çocuklarımızın eğitim kurumlarında ümmetleştirilmesi, biat sistemine dahil edilmesi bizzat devlet ve diyanet eliyle sürdürülmektedir. Bunun son örneği ise, AKP iktidarının Diyanet üzerinden İlköğretim öğrencilerine “Umre ibadeti” projesiyle genişletilmektedir.

] Teokratikleşmiş eğitim sistemimiz, zorunlu din dersleri, İmam Hatip liseleri, İlahiyat Fakülteleri, Kuran kursları, devlet/cemaat camileri ve siyasal din istismarı yetmiyormuş gibi, şimdi de okul tatil dönemlerinde, öğrencilerin dinlenme hakkı, devlet tarafından gasp edilerek, diyanet eliyle dindarlaştırılmaları yaygınlaştırılıyor. Böylelikle laik eğitim ilkesine aykırı olan mevcut uygulamalara bir yenisi daha eklenirken, bu durumu çok sıradan bir gelişme olarak algılamak ve bu dayatma karşısında sessiz ve tepkisiz kalarak, toplumsal hayatın dindarlaşmasını kanıksamak ayrı bir kriz hali olarak görülmelidir.

] DİYANET DİNİ BİR KURUM DEĞİL, DİNE VE
]DİN ÖZGÜRLÜĞÜNE KARŞI BİR KURUMDUR
]Diyanet’in öğrenciler için “Umre ibadet” projesi hazırlamasını, salt bir “organizasyon” olarak değerlendirmek yapılan işi muhteviyatından, bağlamından kopararak kamuoyunda anlaşılmasını engellemeye ve bu durumun gelecekte toplumda yaratacağı tahrifatın üzerinin örtülmesine hizmet eder. Okulların medreseye dönüştürülmesi, tüm ders ve müfredatların dinsel öğelerle doldurulması, Türkiye’de sessiz, sağır, kör ve biat eden bir nesil yaratmayı hedeflemek içindir.

] “Dindar” görünen AKP hükümeti, Türkiye tarihinde din istismarının en yoğun ve en yaygın yaşandığı siyasal adrestir. Toplumsal kesimlerin hak arama bilincini ve haklarını pasifize etmenin en etkili yolu, toplumu çocuk yaşta, devlet ve siyaset diniyle teslim almak ve etkisiz kılmaktır. Özellikle 1947 yılında başlayan, seküler yaşam alanımıza yönelik devletin toplumu Sünnileştirme eksenindeki asimilasyoncu saldırısı, AKP iktidarı tarafından iyice yaygınlaştırılmıştır.

] DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
]DEVLETİN İDEOLOJİK AYGITIDIR
]Devlet adına bir “kamu din hizmeti” sunduğunu iddia eden DİB’nın aksine, DİB siyasi bir kurumdur. Bağımsız değildir. Çünkü gerek meclis tutanakları, gerek askeri belgeler ve tutanaklar, gerekse de tarihsel hafıza, DİB’nın kuruluşunun asıl gayesini net bir şekilde ifade etmiştir. Buna göre DİB, dini devletleştirerek toplumu ve dini hayatı kontrol altında tutmak ve bireyin vicdanını teslim almaktır. DİB devletin ve siyasi iktidarın emrindedir. Siyasal emirlere itaat ilişkisi içerinde faaliyetini sürdürür. Anayasa’nın tekçi ve ideolojik ruhunu, dini hayata dayatmakla görevlidir. DİB devletin ve siyasi iktidarların iç ve dış politikasına uygun fetvalar ve camilerde okunacak hutbeleri yazar. DİB kurumu ve başkanı ise cumhuriyet tarihi boyunca, iktidar olan hükümet partisinin/partilerin dönemsel siyasal programlarına uygun dini açılımlara imza atar.

] Zamanın ideolojik ve siyasal iklimine uygun “hükümetin din politikasını” topluma aktarmak için gerekli çalışmalar yapar. Örneğin “Kutlu Doğum Haftası” AKP hükümeti döneminde en yaygın şekilde yapılmakta, 20 binden fazla etkinlikle, “laik okullarda” bile kutlanmaktadır. Bu ise DİB’nın, hükümet politikası olarak gündemine aldığı, toplumu dindarlaştırma faaliyetidir.

] DİB’nın çalışmaları bununla da sınırlı kalmaz. DİB, devlet ve hükümet emirleri doğrultusunda bazen darbeleri över, bazen etnik milliyetçiliği ön plana çıkarır, bazen dinsel milliyetçiliği tercih eder. Hükümetin toplumu birada tutacak çimentosu “din”, toplumsal birlik için kullandığı çimentosu “milliyetçilik” olunca da, DİB’nın hutbeleri de milliyetçileşir.
]Dolaysıyla, AKP hükümetinin, BDP’nin sivil itaatsizlik eylemlerinde öne çıkan “Cuma eylemleri” ve yine BDP’nin Kürtlerle dini eksen üzerinden geliştirmeye çalıştığı yeni ilişkiye karşı düşündüğü “Mele-Molla Projesine” dair emirlerini, AKP hükümetinin memuru olan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez uygulamak zorundadır. Çünkü bugünün Türkiye’sinde egemen olan siyasal ruhun kendisi, DİB’nın dinsel hizmetlerinin ruhunu da doğrudan etkilemektedir.

] ÖĞRENCİLERİ DİYANET’İN VE AKP’NİN
]DİN İSTİSMARINA TESLİM ETMEYELİM
]AKP iktidarı toplumun geleceğini teslim almak için, yurttaş yerine ümmet yaratma stratejisine uygun, toplumu çocuk yaşta dindarlaştırma hedefini, din, vicdan ve inanç özgürlüğü ile laikliğin evrensel ilkelerine savaş açarak sürdürmektedir. Kuran kursularına katılım yaş sınırını kaldıran AKP, şimdi de çocukların aklını ve vicdanını “umre ibadet” tuzaklarıyla teslim alma çabası içindedir. Çocukların ve gençlerin gelişimi açısından bir tür pedagojik felaket olarak değerlendirmemiz gereken bu durum, çocukların iradesini devlet eliyle teslim almaktır. Çocuklarımızın haklarını ve çıkarlarını korumak, aklın, bilimin, çağdaşlığın, laikliğin, demokrasinin ilkeleri üzerinden ve insan hakları doğrultusunda yetişmesini savunmak için, gerici ve biatçı yaklaşımlara karşı durmalıyız.

] Alevi toplumu, demokratik ve laik kamuoyu bu Umre organizasyonu gibi, AKP-Diyanet hükümetinin din istismarlarına karşı çıkmaz ise, çocuklarımız “bu yaz ne yaptınız” sorusuna, “yazın umrede şeytan taşladık” diye cevap vermeye başlayabilirler. Umre’de öğrencilere “şeytan taşlamayı” öğreten devlet, bu öğrencilerimize büyüdüklerinde, Türkiye’de taşlatacak “şeytanlar” bulabilir. Asıl tehlike de işte bu!

] Çünkü Türkiye’nin karanlık tarihinde, devletin taşlatmak için yarattığı öteki “şeytanlar” hiç eksik olmamıştır.
] Turan Eser
] 17 ocak 2012
] Alevi Haber Ajansı
Kurtuluş savaşını yapan
Atatürk'tür senin Atan
Allah'ın aslanı çıkan
O da Ali'dir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.