Din, ticaret, siyaset konularında bir dolu kitap yayınlamış, Cumhuriyet gazetesinde 30 yılı aşkın süredir “Politika Günlüğü” isimli köşenin sahibi, gazeteci- yazar Hikmet Çetinkaya ile, kendi deyimiyle “Dinci/tarikatçı/AKP yandaşı medya” ve Ergenekon operasyonu üzerine konuştuk.
Başak Günsever - GERÇEK GÜNDEM
Sıkı bir AKP muhalifi olan Çetinkaya’yı daha çok AKP’nin tarikatlar ve Fethullah Gülen cemaati ile ilişkilerini ve bağlantılarını ortaya serdiği yazılarıyla biliyoruz. Ama bir süredir, yazılarının da yayımlandığı Cumhuriyet gazetesinin iki yazarının da içinde bulunduğu birçok kurum, parti, sivil toplum örgütü temsilcisi, Ergenekon Operasyonu kapsamında yargılanıyor.
Biz konuştuğumuzda henüz Ergenekon iddianamesi açıklanmamıştı ama Çetinkaya’ya göre; AKP hükümetinin yaptığı bu operasyondaki temel hata, “darbecileri temizlemek maksadı” taşımaması...
Çetinkaya; “Ben asıl darbecinin nerede olduğunu söyleyeyim: Marmaris’te” diyerek, bu operasyon hakkındaki temel görüşünü de açıklamış bulundu bize. Ayrıca “dinci medya” olarak tarif ettiği çeşitli yayın kuruluşları için de çarpıcı sözler söyleyen Çetinkaya, bu gruplara tepkisini; “Tarihini, şeceresini biliyoruz hepsinin” diyerek sözlerine yansıttı.
Ergenekon operasyonu sürecini özetleyelim önce…
Bu süreci ilginç yorumluyorum. Medyanın dinci ve AKP yandaşı kanadı, kirli bilgilerle ortalığı bulandırıyor. Baştan beri Ergenekon’un sonuna kadar üstüne gidilmeli diyorum. Devlet içinde örgütlü bir silahlı güç, devletin olanaklarını kullanarak kendilerine çıkar sağlayan bir çete örgütlenmesi, mafya örgütlenmesi var ise, bunun aydınlığa çıkarılmasıdır amacımız. Her aklı başında olan insan demokratik, laik hukuk cumhuriyeti olan Türkiye’de bu tür yasadışı örgütlere karşı tavır almalıdır.
Çünkü ben demokrasiyi bir yaşam biçimi olarak görüyorum. Ama biraz önce bahsettiğim bir kısım medya bu operasyonu öne sürerek AKP’nin demokrat, özgürlükçü, insan haklarından yana, barışçı olduğunu öne sürüyor. Bu görüşe katılmıyorum, AKP yapıyor diye bu operasyonu…
“BİR SAHTEKÃRIN İFADELERİ MANŞETLERİ SÜSLÜYOR”
AKP mi yapıyor bu operasyonu?
Evet, AKP hükümeti yapıyor. Demokrasiyi biz bir yaşam biçimi olarak görüyoruz. Kirli bilgi akışı karşısında insan şaşırıyor. Ortada bir karar yok, yargılama süreci daha başlamamış, iddianame daha hazır değil, ama bakıyorsunuz Tuncay Güney diye bir sahtekârın 2001 yılında oto kaçakçılığından ötürü vermiş olduğu ifadeler manşetleri süslüyor. Bir yandan Cumhuriyet’e atılan bombalar var. Ve neredeyse Ahmet Taner Kışlalı’yı Mustafa Balbay ve İlhan Selçuk öldürdü diye yazacaklar. Bombayı da, Ergenekon sanığı olarak geçen Balbay ya da Selçuk attı diyecekler. Ve diyenler de var, onu da söyleyeyim.
Kim diyor?
Vakit gazetesi örneğin. Yalan yanlış, uyduruk bilgiler veriyorlar. Bunlar biliyorsunuz Ahmet Taner Kışlalı fotoğrafının üzerine çarpı işareti koymuşlardı. Gümüşhane Barosu Başkanı Ali Günday’ın üzerine de çarpı işareti koymuşlardı, sonra bir meczup gitti öldürdü adamı. Danıştay saldırısından önce yargı üyelerinin fotoğraflarını da yayınladılar. Bir yargıcımız bu hain saldırı sebebiyle öldürüldü. Bunun üzerinden Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmaya yönelik bir politika izliyorlar.
![[Resim: hikmetcetinkaya44.jpg]](http://www.gercekgundem.com/img/news/hikmetcetinkaya44.jpg)
“BİZE SOLCULUK ÖĞRETMESİNLER”
Hükümet ve İslamcı medya birlikte çalışıyor diyorsunuz yani…
AKP yandaşı, dinci, tarikatçı medya yani… Star, Yeni Şafak, Sabah, Vakit, Zaman ve Taraf gazetelerine bakın. Bunları çok rahatlıkla görebilirsiniz. Bir yandan da dönekler…
Taraf gazetesiyle ilgili iddialara ne diyorsunuz?
Şimdi bir gazetenin günlük maliyeti bellidir. Bunun arkasındaki parasal gücü sağlayanın kim olduğunu ben biliyorum. Sahibi pozisyonunda olan kişilerin böyle bir yükün altına nasıl girdiklerini, bunun altından nasıl kalkacaklarını merak ediyorum doğrusu. Gazete çıkarmak kolay değildir. O gazete 100 bin basıyorsa bunun maliyeti vardır.
Cumhuriyet gazetesine de “darbeci” diyorlar…
Diyorlar tabii. Eğer bunlar gibi düşünmüyorsanız, her dediklerini alkışlamıyorsanız… Sadece Cumhuriyet gazetesi de değil, birçok demokratik kitle örgütüne, sendikalara aynı şeyi yapıyorlar. Onlar gibi olmayanlar hem darbeci, hem faşist, hem askerci…
Yani bir operasyon yapılacaksa, ortada darbe diye bir şey varsa eğer, ki bu 2003-2004 yılında oluyor. O dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök Paşa, Başbakan da Recep Tayyip Erdoğan’dı. Neden o zaman görevinden almadı darbe yapılacaktıysa? İsmet Paşa zamanında, Talat Aydemir ve Fethi Gürcan asılarak idam edildi. Burada kararı hukuk verecek. Adil yargıya güveniyorum. Ama bu gibi yayınların bağımsız yargıyı zedelediğini düşünüyorum.
Türkiye’yi ne bekliyor sizce?
Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik bir cumhuriyettir. Bunu hiçbir güç değiştiremez. Bugün AKP iktidarı tarikatçıların, Fethullahçıların, Nakşilerin ve Süleymancıların etkisi altındadır. Bu kadar basit. Yargıda, poliste, eğitimde örgütlenmişler. Kaçak Kuran kurslarından tutun, dershanelere kadar her yerde varlar. Hrant Dink cinayeti, Malatya katliamı, Rahip Santoro cinayeti… Bunları işleyenlere bakın, yetiştikleri yerler tarikat evleridir hepsinin.
ABD Başkonsolosluğu’na saldırı yapıldı. 3 polis şehit oldu. Ertesi gün, Vali; “Bu El Kaide eylemi” derken, o gazeteler Ergenekon kokusu diye manşet attılar. Böyle gazetecilik, böyle etik olur mu? Gazetecilik ahlakı bu mu? Sadece Cumhuriyet’e de değil, burada CHP’ye de saldırı var. Deniz Baykal gerçekleri ifade ediyor. “Evet, böyle bir örgüt varsa bunun üzerine gidilmelidir, iddianame bir an önce hazırlanmalıdır” diyor.
İnsanlar 1 yılı aşkın süredir hapis yatıyor cezaevinde. Belki bu dava uzun sürecek, 5 yılı alacak davanın bitmesi. Ama insanlar boşu boşuna 1 yıl hapis yatmış olacaklar. Hrant Dink cinayetini niye aydınlatmıyorlar? Türkiye’de devlet içinde örgütlü bir çete, silahlı güç var. Bu Susurluk’ta ortaya çıktı. Bunlar darbe yapanları mı arıyorlar?
Darbe yapanların adresini verdim ben: Marmaris’te. Bunlar 12 Eylül’le hesaplaşmıyor, 12 Eylül’ün getirdiği Seçim Yasası’nı, Partiler Yasası’nı değiştirmiyorlar. Hrant Dink, Necip Hablemitoğlu cinayetlerinin, tüm faili meçhullerin aydınlatılmasını istiyoruz. Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu ve özgürlüklerin genişletilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Onlar gibi düşünmeni, onlar gibi çamur atmanı istiyorlar. Yapmazsan, darbecisin, faşistsin. Ulusalcılılık yurtseverliktir. Bir insan yurtsever olmadan solcu olamaz. Bunlar Dimitrov’un savunmasını* okusunlar önce, ondan sonra bize solculuk dersi vermeye kalksınlar. Bunlar dönek, kendi çıkarlarını koruyan bir takım zibidilerdir. Medyanın belli bir bölümünde de saf tutmuşlardır.
Biz bunların şeceresini, ahlaksızlığını, üçkâğıtçılığını biliyoruz. Her devrin adamı olmuşlar. Bir dönem Deniz Baykal’a danışmanlık yapan, daha sonra İnönü’ye danışmanlık yapan, ardından Ecevit’e danışmanlık yapan kişiler tanıyorum bunların arasından. Şimdi de Fethullah Gülen’in gazetesinde yazı yazıyor.
“İSTİHBARAT BİRİMLERİ UYUYOR”
Peki çıkarları nedir? Neden bu kadar lokal örgütlenmelere bile çok önem veriyorlar?
Bu tür iktidarlar iş başına geldikleri zaman köktendincilere fırsat doğar. Çünkü köktendinciler dini kullanırlar. 90’lı yıllarda Hizbullah camilerde örgütlendi. Biz o dönem, 93 yılının aralık ayında, Cumhuriyet gazetesinde Hizbullah dosyasını açtık. Bunlar camileri örgüt evine getirmişlerdi ve bunlara Müslüman olarak bakıyorlardı. Bakınız, 2 ay kadar önce Gaziantep’te bir El Kaide operasyonu oldu. Apartman dairesini cephaneliğe çevirmişler. Devletin istihbarat birimleri uyuyor. Ve çatışma çıkıyor; 1 polisimiz şehit düşüyor. Yine 2-3 kişi İstanbul’a geliyor ve Konsolosluk önünde 3 polisimizi şehit ediyor. Bunları devletin istihbarat birimleri önceden haber alıp, yaptırmamalıydı.
Keza Hrant Dink cinayeti de öyle…
Hrant Dink cinayeti, Malatya katliamı sanıklarının nerede yaşadıklarına bakın. Cumhuriyet gazetesine 5’inde, 10’unda ve 11’inde 3 bomba atıldı ve 17’sinde de Danıştay saldırısı oldu. Eğer emniyet birinci bombadan sonra bu işi ciddiye alsaydı, –Cumhuriyet’e atılan 2 bomba patlamadı çünkü- belki Danıştay saldırısı olmayacaktı. Belki Alparslan Aslan oraya gidemeyecek, yakalanacaktı. Olay budur.
Peki Fethullah Gülen konusuna tekrar dönecek olursak, AKP’nin Fethullah Gülen cemaatiyle homojen bir ilişkisi var denebilir mi?
AKP’nin Güneydoğu milletvekillerinin hemen hemen hepsi Fethullahçı. Fethullah Gülen CIA’nın desteğinde, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) gerçekleştirmeye çalışanlardan biridir.
Bugün Ergenekon operasyonunda 7. dalga gerçekleşti. Siz ne düşünüyorsunuz?
Bugünkü operasyonun ne olduğunu henüz anlayabilmiş değilim. Konya merkezli Milli Çözüm dergisinden alınanlar var. Saadet Partisi’ne yakın, AKP’ye muhalif bir yayın. Bunların Ergenekon operasyonuyla bir bağı var mı, daha bir açıklama gelmedi. Ama birçok haber fasa fiso çıkabiliyor sonradan.
![[Resim: hikmetcetinkaya2.jpg]](http://www.gercekgundem.com/img/news/hikmetcetinkaya2.jpg)
“ŞU ANDA AFRİKA’DA ÖRGÜTLENİYORLAR”
Peki, Fethullah Gülen medyası nasıl büyüdü bu kadar?
Bunlar aşağı yukarı 40 yıldır mücadelenin içinde. Kitaplarımda hepsi yazıyor. Daha çok 1983’te ANAP iktidarı döneminde Turgut Özal ile ilişki içersindeydiler. Turgut Özal, 79 seçimlerinde MSP’nin İzmir adayıydı. Orada ilişkilenmişlerdi Fethullah Gülen’le. 90 sonrası Sovyetler’in çöküşüyle Gülen, Demirel’in de desteğiyle Orta Asya Cumhuriyetleri’nde okullar açmaya başladı. Ve arkasında CIA desteği vardı.
1994’te Kuzey Irak’ta okul açtılar. Ondan sonra genişlediler; hastaneler, dershaneler derken eğitim sistemini ele geçirdiler. 2500 dershaneden 2000’i bunların elinde. Bankaları olan, 25 milyar dolara hükmeden bir ilkokul mezunu vaiz bu.
Rusya bunların ne mal olduğunu anladı, okullarını devletleştirdi. Arkasından Tataristan devletleştirdi. Ama ilk uyanan Özbekistan’da Kerimov’dur ve bütün okullarını kapatmıştır. Şu anda Afrika ülkelerinde örgütleniyorlar. 11 Eylül ikiz kuleler saldırısından sonra Almanya ve İngiltere’yle de sıkı ilişkilere girdiler. İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi karargah merkezleridir.
Akademik kadro olarak ta mı öyle?
Öğrenciler vardır. İkinci Cumhuriyetçi denen Soros’çular da iyi örgütlüdür burada.
Neden Boğaziçi peki?
Çünkü Boğaziçi saygın bir üniversite. Bunların müritleri artık yabancı dil de biliyorlar, eskisi gibi değiller.
Muhalefeti nasıl değerlendiriyorsunuz?
Deniz Baykal’ın son iki yıldan beri izlemiş olduğu politikaları destekliyorum. Ama CHP’nin eksikliği tabanda. Yani il ve ilçe örgütlerinde sorun var. Mesela bu örgütler İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’i örnek almalılar. Gürsel Tekin, İSKİ olayıyla gündeme oturdu. Bütün Türkiye Tekin’i tanıdı. CHP, Güneydoğu tanısını da yıllar önce koymuştur ve bu konuda da destekliyorum. Sadece PKK ile silahlı mücadele değil, orada sosyal, ekonomik, kültürel politikaların da hayata geçmesi lazım. Anadolu örgütleri atak olmalı CHP’nin.
İnternet medyası konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bazı gruplar hariç hepsi gazetelerden aldıkları haberleri, köşe yazarlarının yazılarını koyarak reklam yapıyorlar. Ama içlerinde iyi olanlar da var.