You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Değiştirilen kutsal kitap "Kuran"

Değiştirilen kutsal kitap "Kuran"

Posting Freak
Değiştirilen kutsal kitap "Kuran"
grafiks yazdı:istanbul'un fethi kur'an'da geçmiyor. Istanbul'un fethini bırakın istanbul'un kendisi bile kur'an-ı kerim'de geçmiyor. Nereden uydurdunuz bunu şaşırdım kaldım Confused

ehlibeyt'in neden geçmediğini daha önce yazdım aynı sorulara hep aynı cevap vermek istemiyorum onlarla ikna olmadıysanız anlatacak birşeyde yok anlamak istemiyorsunuz çünkü. Hz. Ali'nin bizzat kendi imzasını taşıyan kur'an-ı kerim'de bile bahsettiğiniz ehlibeyt hayatı yok. Zaten olsa büyük bir saçmalık olurdu. Biz türk'ün türk'e reklamını çok yaptığımız için ehlibeyt'in kendi reklamını yapmaması garip geliyor ama yok.

istanbul un fethi ile ilgili hadis ve yorumları;


Alıntı:’kostantiniyye (istanbul) elbette feth edilecektir. O’nu feth eden kumandan, ne güzel kumandandır! Onu fetheden asker ne güzel askerdir!’2 buyurmuşlardır.




Alıntı:ıstanbul’un fethı ıle ılgılı hadısler ve yorumları

yrd.doç.dr. Mustafa karatas*

gırıs
arapça kökenli bir kelime olan ’fetih’, kapatmanin ziddi olup açmak demektir. Terim olarak anlami ise, bir düsman beldesini, bir sehri harp veya sulh yoluyla ele geçirmek ve kapilarini müslümanlara açmak anlamina gelmektedir. ’fetih’, ıslam’da bazi yerler için kullanilmis olsa da özellikle iki yer için kullanilmis olmasi konumuz açisindan anlamlidir.
Birincisi, ıslam’in kalbi ve merkezi olan mekke’nin fethi için kur’an-i kerim’in kirk sekizinci sûresinde kullanilmistir. Sözkonusu sûrenin ilk ayetinde إنا فتحنا لك فتحا مبينا ’muhakkak ki biz sana apaçik bir fetih verdik’ buyrulmaktadir. Bu nedenle bu sûreye fetih süresi adi verilmistir.
Kuran’da mekke’nin fethiyle ilgili gelecege ait bir haberi vermesine karsin geçmis/mâzi zaman kullanilmistir. Arapça gramer kaidesine göre istikbale ait bir bilgi ve haber için geçmis zaman kipi kullanilmasi, o olayin kesinlikle vuku bulacagina isaret etmek içindir ki, kur’an-i kerim’in pek çok yerinde gelecege ait olaylar için bu tür ifadelerin kullanildigi bilinmektedir. Yukarida da zikredildigi gibi mekke henüz fethedilmeden önce kuran-i kerim’de ’biz sana apaçik fetih verdik’ demek suretiyle mekke’nin fethinin kesin oldugu bildirmistir. Bu ayet ve bu sûre hicretin altinci yilinda hudeybiye seferinden sonra zilkade ayinda nâzil olmus ve aradan iki yil geçtikten sonra hakikaten mekke kan dökülmeden fetholunmustur.
ıkincisi, ’fetih’ kavrami allah’in elçisi hz. Muhammed’in kendi sözünde çesitli yerlerin fethi için ve özellikle de kostantiniyye yani ıstanbul için kullanilmistir. Hz. Peygamber ıstanbul’un fethi için mazi kalibi degil muzâri yani genis zaman kipini seçmis, ancak filin hem basinda hem de sonunda arapça’da sözü pekistirdigi bilinen tekit harflerini kullanmistir. Fiilin basina lam harfini, sonuna ise seddeli nun harfini ilave etmistir. Bu durumda mana daha çok kuvvetlendirilmis olmaktadir.
Diger yandan mekke’yi kimin fethedecegi kur’an’da açiklanmis, bu fethin peygambere nasip olacagi bildirilmistir. Buna karsilik hadiste ise ıstanbul’un kesinlikle fethedilecegi müjdelenmis, ancak ne zaman ve kim tarafindan fethedilecegi net olarak belirtilmemistir. Dolayisiyla ıstanbul’un alinmasi hz. Peygamberden sonra bütün müslüman komutanlarin hayalini süslemistir. Ve nihayet allah resûlünün bu haberinden sekiz asir sonra ıstanbul’un fethi, büyük türk hükümdari fatih sultan mehmet’e ve onun serefli ordusuna nasip olmustur.

Fetihlerle ılgili hadisler
hz. Peygamber, ıslamin ilk yillarindan beri müslümanlar zor günlerde bunaldikça ashabina, gelecek parlak günleri ve ıslam’in hakimiyetini haber vermis, bu suretle hem zor ve sikintili anlar yasayan ilk müslümanlari teselli etmis, hem de düsmanlara karsi tam bir dayaniklik göstermesi bakimindan onlari egitmistir. örnegin, mekke’de müsriklerin iskencelerinden sikayet eden habbab b. Eret’e (r.a.), geçmis ümetlerden misaller verdikten sonra, san’a’ dan yalniz basina yola çikan birinin yirtici hayvan korkusu disinda hiçbir korku hissetmeden ta hadramevt’e kadar emniyet içerisinde yolculuk yapacagi günlerin yakin oldugunu bildirmistir.
Hz. Peygamber müslümanlara yemen, sam ve ırak bölgelerinin feth edilecegini, kisra’nin sarayindaki hazinelerin müslümanlarin eline geçecegini yillar öncesinden haber vermistir. Rum diyarinin yani anadolunun fetholunacagini da bildirmistir. Bunun yanisira kostantiniye ve roma’nin fetholunacagini, kostantiniyye’nin mi, roma’nin mi daha önce fetholunacagi soruldugunda ise, önce hirakl’in sehri olan kostantiniyye’nin yani ıstanbul’un feth edilecegini bildirmistir.
Medine döneminde de hendek harbi (5/627) öncesinde müslümanlar, büyük bir gayret ve fedakarlikla medine’yi savunmak için hendek kazmaya çalisirken, hz. Peygamber kendilerine sam, kisra ve yemen’in saraylarinin ve nüfuz bölgelerinin müslümanlarin eline geçecegini müjdelemistir. Bu müjdeler, müslümanlara içinde bulunduklari kötü günleri atlatacaklarini, yani bir anlamda zaferi kazanacaklarini önceden haber vermektedir. Kaldi ki, bu durum asla kuru bir cesaretlendirme taktigi degildir; zira peygamber hiç kimseyi aldatmaz ve gereksiz konusmazdi. Onun verdigi haberler sayet ona aidiyeti kesin ise dogru çikacaktir ve çogu da dogru çikmistir. Bugüne kadar tarih, sayet dogru anlasilmissa hz. Peygamber’in verdigi hiçbir haberde yalan ve yanlis tespit edebilmis degildir.

ıstanbul’un fethi ile ilgili hadisler
ıstanbul’un fethiyle ilgili meshur olmus hadisin disinda kaynaklarda fetihle ilgili bir çok hadis daha bulunmaktadir ki, bunlarda da ıstanbul’un fethi haber verilmektedir. Bu rivayetlerden baska diger bazi rivayetlerde ıstanbul’a ıslam ordularinin tekbir ve tesbihlerle girecegi ve pek çok ganimet elde edecekleri de haber verilmektedir. Hatta abdullah b. Amr’dan gelen bir rivayette de, ’kostantinyye’yi ismi benim ismim olan bir adam fethedecektir’ denilerek ıstanbul’u fethedecek kimsenin isminin muhammed olacaginin haber verilmesi, haberin yer aldigi kaynak pek saglam kabul edilmese de ilginç bir rastlantidir. Zira bu kaynak fetihten alti asir önce kaleme alinmistir. Ebû nuaym el-mervezi’nin el- fiten adli bu eserinde daha ilginç olan bir sey de, kiyamet âlametlerinin sayildigi bir rivayette pek çok sey siralandiktan sonra ıstanbul’da bir ates ve kibritin çikacagi, bunlarin dumaninin gökyüzünde kalacaginin haber verilmis olmasidir. Sanki bir anlamda daha sonra icad edilen toplardan bahsedilmektedir. Ancak bütün bu rivayetler içersinde gerek sihhat, gerek meshur olma ve gerekse sonuç bakimindan asagida metnini ve anlamini verdigimiz rivayet öne çikmaktadir ki, fetih hadisi olarak söhret bulan hadisin orijinal metni ve anlami su sekildedir:

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي شَيْبَةَ وَسَمِعْتُهُ أَنَا مِنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي شَيْبَةَ قَالَ ثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ قَالَ حَدَّثَنِي الْوَلِيدُ بْنُ الْمُغِيرَةِ الْمَعَافِرِيُّ قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بِشْرٍ الْخَثْعَمِيُّ عَنْ أَبِيهِ أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ لَتُفْتَحَنَّ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَلَنِعْمَ الْأَمِيرُ أَمِيرُهَا وَلَنِعْمَ الْجَيْشُ ذَلِكَ الْجَيْشُ
قَالَ فَدَعَانِي مَسْلَمَةُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ فَسَأَلَنِي فَحَدَّثْتُهُ فَغَزَا الْقُسْطَنْطِينِيَّةَ

muhammed b. Ebi seybe, zeyd b. El-hubâb’dan, o, velid b. Mugire el-meâfiri’den isitmis, velid b. Mugire abdullah b. Bisr el-has’ami’den o da babasindan isittigine göre nebi (a.s.) söyle buyurmustur:
’ıstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.’
abdullah b. Bisr der ki: Mesleme b. Abdülmelik (ö. 120/738) beni çagirdi ve bu hadisi sordu. Ben de ona bu sekilde naklettim. Bunun üzerine o, ayni sene kostantiniyye’yi fethetmek üzere sefere çikti.

ıstanbul’un fethi ile ılgili hadisin kaynaklari ve sihhat durumu
hadis kritigi bakimindan özellikle sehirlerin ve sahislarin faziletlerine dair rivayetler genel olarak uydurma hadis alanlaridir. Yani bu sahalarda pek çok hadis uydurulmus ve yayilmistir. Dolayisiyla bu tür haberlere temkinle yanasmak ve arastirma yapmak gerekmektedir. Biz bu nedenle önce hadisin yer aldigi kaynaklari sonra da hadisi rivayet eden ravilerin durumunu ele almak istiyoruz.



A. Hadisin yer aldigi kaynaklar
bilindigi gibi hadis kaynaklarinin temelini kütüb-i sitte adini verdigimiz alti hadis kitabi olusturmaktadir ki bunlar, buhâri (ö. 256/870) ve müslim’in (ö. 261/875) sahihleri, ebû dâvûd (ö. 275/888), tirmizi (ö. 279/892), nesâi (ö. 303/915) ve ıbn mâce’nin (ö.273/886) sünenlerinden olusmaktadir. Daha sonraki dönemlerde ise, yine ilk devir hadis kitaplarindan olan ve muteber kabul edilen eserlerden dârimi’nin (ö. 255/869) sünen’i, ımam mâlik’in (ö. 179/795) muvatta’i ve ahmed b. Hanbel’in (ö. 241/855) müsned’i bu sayilan alti kitaba ilave edilerek dokuza çikarilmis ve dokuz kitap anlaminda kütüb-i tis’a adiyla anilir olmustur. Hadislerin tamami olmasa da çok büyük bir kisminin sözkonusu bu dokuz kitapta yer aldigi, bunlarin disinda farkli olabilecek çok az hadis bulunabilecegi ifade edilmistir ki, kanaatimizce bu iddia tutarlidir. Süphesiz bu eserlerden önce de telif edilmis hadis sayfalari ya da kitaplari olmustur. Ancak onlar gerek hacimleri itibariyle gerekse sihhat itibariyle bu sayilanlarin gölgesinde kalmistir. Kaldi ki, bu sayilan eserler kendilerinden önce yazilan yüzlerce hadis dokümanindan istifade edilerek telif edilmislerdir.
Konumuz olan fetih hadisi, sahihayn adini verdigimiz en güvenilir iki hadis kaynagi olarak bilinen buhâri ve müslim’in sahih’lerinde yer almamaktadir. Ancak buhâri ve müslim’in sartlarini haiz oldugu halde onlarin kitaplarina almadiklari hadisleri derlemek maksadiyla el-müstedrek ale’s-sahihayn adli eserini kaleme alan hakim en- neysabûri (ö. 405/1014) fetih hadisini, buhâri ve müslim’in sartlarina uygun sahih bir hadis oldugunu belirterek bilinen sekliyle sözkonusu kitabina kaydetmistir. Tespitlerimize göre ıstanbul’un fethiyle ilgili meshur rivayetin geçtigi en eski yazili kaynaklardan biri ahmed b. Hanbel’in müsned adli eseridir. Buhâri ise, sözkonusu hadisi, sahih’ine almamakla beraber et-târihu’l-kebir ve et-târihu’s-sagir adli diger iki eserinde rivayet etmistir.
Diger yandan metin olarak meshur olan rivayetle sened ve metin bakimindan ayni olmasa da kütüb-i sitte’ye dahil eserlerden ıbn mâce’nin, ebû dâvud’un ve tirmizi’nin sünen’lerinde ıstanbul’un fetholunacagina dair hadislerin yer aldigi görülmektedir. Yine söz konusu sünen’lerdeki rivayetlere benzer rivayetler onlardan daha önce yasamis olan ebû bekir muhammed b. Ebi seybe’nin (ö. 235/849) musannef’ adli eserinde bulunmaktadir. Ayrica sahih hadisleri derlemek amaciyla yazilmis hadis kitaplarindan biri olan ıbn hibbân el-büsti’nin (ö. 354/965) es-sahih adli eserinde de benzer bir rivayet yer almaktadir. Süleyman b. Ahmed et-taberâni’nin (ö. 360/971) el-mu’cemu’l-kebir adli eserinde de ıstanbul’un fethedilecegine dair haberlere rastlanilmaktadir.
Yukarida zikredilen eserlerden baska ıstanbul’un fethedilecegini bildiren rivayetleri, ilk dönem kaynaklardan sayilabilecek eserler arasinda nuaym b. Hammad el-mervezi’nin (ö. 228/843) el-fiten adli eserinde, ebü’l-hüseyn abdü’l-baki b. Kâni’nin (ö. 351/962) mu’cemu’s-sahabe’sinde, ebu’l-hasan ed-dârekutni’nin (ö. 385/995) el-ılel adli eserinde, yusuf b. Abdullah b. Muhammed b. Abdilberr el-kurtubi’nin (ö. 463/1071) el-ıstiâb fi marifeti’l-ashab adli eserinde de görmek mümkündür.
Daha sonraki dönmelere ait eserler arasinda ebû sücâ ed-deylemi’nin (ö. 509/1115) el-firdevs, sadrüddin ebü’l-meâli muhammed b. ıbrahim el-münâvi’nin (ö. 803/1401) feyzü’l-kadir adli kitabinda ıstanbul’un fethini bildiren rivayetler bulunmaktadir. Daha geç dönemlerde yazilmis eserleri ise öncekilerden yapilan nakillerden ibaret olacagi için zikretmeye gerek yoktur.

B. Hadisin ravilerinin durumu
hadis alimleri bir hadisin peygamberimize ait olup olmadigini tespit etmek için bir takim esaslar koymuslardir. Bunlardan biri de hadisin senedinin güvenilir olmasidir. Bilindigi gibi hadisi eserine kaydeden kitap sahibi muhaddis ile hz. Peygamber arasindaki vasitalar zincirine o hadisin senedi denilmektedir. Sayet senedi teskil eden raviler zincirinde zaman bakimindan bir baglanti bulunursa, yani sira ile raviler arasinda bir hoca talebe iliskisi varsa ve raviler de kendilerinde aranan sartlari haiz, itimada sayan güvenilir kimseler iseler, böyle bir senedle rivayet edilen hadis, usul bakimindan ’sahih’ kabul edilir ve sözün hz. Peygamber’e ait olusu kuvvet kesbeder. Durum bunun aksini ortaya koyarsa, o tip hadislere ’zayif hadis’ denir ki, bu taktirde metnin peygamber’e ait olusu süpheli demektir. Dolayisiyla bu esasa göre sözkonusu fetih hadisinin ravilerini tek tek incelemek gerekmektedir.
Metnini esas aldigimiz ahmed b. Hanbel’in müsned’indeki hadisin, bütün kaynaklardaki senedleri hemen hemen aynidir. Hadisin senedi ise muttasil olup herhangi bir inkita/kopukluk sözkonusu degildir. Yani hadis teknik tabirle ’merfû’ bir hadistir. Hz. Peygamber’den itibaren eserin müellifine gelinceye kadar olusan sened zincirine baktigimizda söyle bir tabloyla karsilasmaktayiz.

Hz. Peygamber

bisr el-ganevi

abdullah b. Bisr

el-velid b. El-mugire

zeyd b. El-hubâb

abdullah b. Muhammed b. Ebi seybe

ahmed b. Hanbel

görüldügü gibi hadis hz. Peygamber’den ahmed b. Hanbel’in el-müsned adli eserine aradaki bes ravi vasitasiyla intikal ettirilmistir. Simdi bu tabloda yer alan ravileri sirasiyla ele alalim:

Bisr el-ganevi
künyesi ebû abdullah’tir. Kaynaklarda ismi bisr el-ganevi ya da bisr el-has’ami seklinde geçmektedir. Ashabin hayatindan bahseden elimizdeki kaynaklarda, onun sahabi oldugunu ve hz. Peygamberin sohbetinde bulundugunu kaydedilmektedir. Yine onun biyografisine yer veren eserlerde, fetih hadisini ilk rivayet eden kisi oldugu zikredilmektedir. Ne yazik ki, bisr el-ganevi’nin vefat tarihi hakkinda kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlayamadik.

Abdullah b. Bisr el-ganevi (ö. 125/743)
yukarida bahsedilen bisr el-ganevi’nin ogludur. Künyesi ebû umeyr olan abdullah kufe’de ikamet etmistir ve tabiûnun orta tabakasindandir. El-has’ami ve el-kâtib nisbesiyle tanindigi bildirilmektedir. Babasi bisr’den fetih hadisini isitmistir.
Hocalari arasinda babasi bisr’den baska ebû zür’a b. Amr b. Cerir zikredilmektedir. Su’be b. Haccac (ö. 160/776 ), el-velid b. El-mugire (ö. 172/788), süfyan es-sevri (ö. 161/777) ve süfyân b. Uyeyne (ö. 198/813)’nin hocalarindan biridir. Ayrica oglu umeyr ve torunu bisr b. Umeyr de kendisinden hadis rivayet etmislerdir.
Abdullah cerh ve tadil alimleri tarafindan ’seyh’, ’sika’, ’sadûk’ gibi sifatlarla tanimlanmistir. Diger yandan abdurrauf el-münavi, feyzü’l-kadir adli eserinde her ne kadar zehebinin, abdullah b. Bisr’i zayif kabul ettigini söylese de, tespit edebildigimiz kadariyla zehebi kütüb-i sitte ravilerine tahsis ettigi el-kâsif adli eserinde bunun tam aksine abdulah b. Bisr’in güvenilir bir ravi oldugunu zikretmektedir.

3. El-velid b. El-mugire el-meâfiri (ö. 172/788)
ısmi el-velid b. El-mugire b. Süleyman’dir. Tabinin büyüklerinden olan el-velid, el-meâfiri nesebiyle anilmaktadir. Künyesi ebü’l-abbâs olan velid’in merv sehrinde ikamet ettigi ve hicri 172 tarihinde vefat ettigi haber verilmektedir.
Fetih hadisinin üçüncü tabaka ravisi olan velid’in, hadis ögrendigi hocalari arasinda abdullah b. Bisr’den baska, abdullah b. Hübeyre (ö. 126/743), misrah b. Haan (ö. 128/745), hâris b. Yezid (ö. 130/747), vahib b. Abdullah (ö.137/754) sayilmaktadir.
Güvenilir/sika bir ravi olarak vasiflandirilan velid’i, ıbn hibbân da güvenilir ravilere yer verdigi es-sikat adli eserinde zikretmistir.

4. Zeyd b. El-hubâb (ö. 230/844)
zeyd b. El-hubâb er-reyyân tabiinin küçüklerindendir. Nesebi al-akli olan zeyd, ebü’l-hüseyn künyesiyle bilinmektedir. Aslen horasanli olup, küfe’de yasamis ve hicri 230 tarihinde vefat etmistir.
Fetih hadisinin dördüncü tabaka ravisi olan zeyd b. El-hubâb hadis ugruna devrinin bütün ilim merkezlerini dolasmis ve meshur âlimlerden hadis tahsil etmistir. Bu amaçla onun endülüs’e kadar gittigi söylenmektedir. Bu özelliginden dolayi olsa gerek ’cevvâl’ (çok hareketli) ve ’rahhal’ (çok seyahat eden) vasiflariyla taninmaktadir.
Dogru sözlü, hafizasi kuvvetli ve güvenilir bir ravi oldugu kaydedilmektedir. Hocalari arasinda ıbrahim b. Osman, ıbrahim b. Nafi, ebû seleme, üsâme b. Zeyd, eflah b. Said, sabit b. Kays, cerir b. Hâzim, hammad b. Zeyd, hâlid b. Dinâr, su’be, ed-dahhâk, ımam malik gibi meshur âlimler bulunmaktadir.
Yahya b. Main, ahmed b. Hanbel ve ebu hâtim er-râzi tarafindan ’sadûk’ olarak nitelenen zeyd’in, sevri’den yaptigi rivayetlerde hatali oldugu ileri sürülmektedir.


5. Abdullah b. Muhammed b. Ebi seybe (ö. 235/849)
ebû bekir künyesiyle maruf olan ıbn ebi seybe kufe’de ikamet etmis ve hicri 235 tarihinde vefat etmistir. Fetih hadisinin besinci tabaka ravisi olan abdullah, ayni zamanda erken dönem kaynaklarindan biri olan el-musannef adli hadis eserinin de müellifidir.
Hocalari arasinda ebû bekir b. Ayyâs b. Salim, ahmed b. ıshak b. Zeyd, ıshak b. Süleyman, el-esved b. âmir, halid b. Mahled, ravh b. Ubade, zekeriyya b. Adiyy, ziyad b. Er-rebi, süfyan b. Uyeyne, süleyman b. Harb ve veki b. El-cerrâh gibi alimler bulunmaktadir. Talebesi olarak da ahmed b. Ali b. Said zikredilmektedir.
ıbn ebi seybe hakkinda ahmed b. Hanbel, ’sadûk’, ıbn ebi hâtim er-râzi ’sika’ derken, ebû zür’a er-râzi de hifzinin çok kuvvetli oldugunu belirtmektedir. Kaldi ki, ahmed b. Hanbel, ıbn ebi seybe’nin el-musannef adli hadis eserinden yararlanmis ve kendisinden de fetih hadisini rivayet etmistir.
Pek çok kaynakta yer aldigini gördügümüz ve ravilerinin durumunu tespit ettigimiz hadisin bes ravisini incelemis bulunuyoruz. Senedi teskil eden bu bes raviden her biri zaman içerisinde zincirleme olarak birbiriyle görüsmüs ve biri digerinden sözkonusu hadisi ögrenmistir. Bu durum hadis teknigi bakimindan senedin muttasil (kesiksiz) olusunu ortaya koymaktadir. Ayrica her bir ravi, hadis ravilerinde aranan vasiflari tasimaktadir. Bu hadisin senedindeki ravilerin tamami güvenilir ravilerdir. Dolayisiyla sözkonusu hadisin, senedin kesintisiz olusu ve ravilerin güvenilir olmasi gibi bir hadisin senedinde aranan özellikleri tasidigi ortaya çikmaktadir.

ıstanbul’un fethiyle ılgili hadislerin, ıstanbul’u fethetme girisimlerine etkisi
hz. Peygamber’in ıstanbul’u fethiyle ilgili müjdesi sebebiyle müslümanlar ıstanbul fethedilinceye kadar pek çok defa ıstanbul’u fethetme girisiminde bulunmus fatih sultan mehmed’in fethine kadar tam on bir kez ıstanbul önlerine gelmislerdir. Bunlardan ilki, 655 tarihinde hazreti osman (r.a.) zamaninda gerçeklestirilmistir. Bu seferde suriye valisi muaviye (r.a.), abdullah b. Sarh komutasinda bizans’a bir donanma göndermistir...
ıkincisi ise, 668 tarihinde muaviye, emevi halifesi iken, oglu yezid kumandasinda bir orduyu ıstanbul’a göndermistir. Bu orduda hz. Peygamber’in akrabasi medineli ensar müslümanlarindan halid b. Zeyd ebû eyyûb el-ensâri (r.a.) de bulunmaktaydi. Ebû eyyûb, bizans surlarina yakin bir yerde sehid olmus ve ayni yere defnedilmistir. Sözkonusu bu seferler tarihçileri ilgilendirdigi için konumuz açisindan bu kadarla iktifa ediyoruz.
Ancak su husus gayet açiktir ki, ıstanbul’un fethiyle ilgili hz. Peygamber tarafindan verilmis olan bu müjde, müslümanlarin gönlünde vazgeçilmez bir fetih sevdasi olusturmustur. Müslümanlar hz. Peygamber’in gösterdigi o günün iki süper gücünden birinin merkezini ıslam’a açmayi hedeflerin ve sereflerin en büyügü bilmislerdir. Sonuçta belli bir disiplini, gelenegi ve teknolojisi bulunan genç fatihin komutasindaki osmanli ordusu bu görevi yerine getirmis ve böylece hadiste gösterilen hedefe ulasmis ve hz. Peygamber’in övgüsüne layik olduklarini bütün insanliga göstermislerdir.

Sonuç
ıstanbul’un fethiyle ilgili hadisin yukarida zikrettigimiz bunca kaynak içerisinde yer almis olmasi hadis kritigi bakimindan oldukça önemlidir. Ayrica hadis eserleri bakimindan ilk devir hadis külliyatinda bulunmus olmasi da hadisin sihhat bakimindan degerini artirmaktadir. Muhammed b. ısmail el-buhâri, hadis eserleri arasinda en muteber kabul edilen sahih adli kitabina almasa da, fetih hadisine diger iki eseri olan et-târihu’l-kebir ve et-târihu’s-sagir’inde yer vermistir. Sünen’lerde ise, ayni hadis metni olmasa da ıstanbul’un fethiyle ilgili baska rivayetler bulunmaktadir. Bu durum sözkonusu hadise olan güveni artirmaktadir.
Diger yandan bahse konu olan fethin gerçeklesmesi de hadisin sihhatini oldugu kadar anlamini da pekistirmektedir. Zira kelime ve kavramlarin zahirinden degil de batinindan hareket ederek farkli yoruma gidilmesini de ortadan kaldirmaktadir. Nitekim bazi rivayetlerde ıstanbul’un müslümanlar tarafindan kusatilmasi fetih olarak da algilanmis, peygamber’in verdigi müjdenin gerçeklestigi ifade edilmistir. Halbuki pek çok kusatmaya ragmen ıstanbul, fatih sultan mehmet’in kusatmasinin ardindan fethedilmistir.
Bütün bunlarin yanisira fetih hadisi için hâkim en-neysabûri ’isnadi sahihtir’ demis, ımam zehebi (ö. 748/1347) de ’sahih’ oldugunu bildirmistir. üstelik hadis diye uydurulmus sözler ile ilgili kitaplarin hiç birinde sözkonusu hadisin uydurma oldugu söylenmemistir. Ancak son dönemde yasamis misirli mahmud ebû reyye, ’bu hadisin yezid b. Muaviye için uydurulmus olmasi muhtemeldir; zira kostantiniyye savasinda bulunan ordunun komutani oydu’ diye bir iddia ortaya atmistir. Hadisleri sihhat durumlarina göre degerlendirmesiyle ün yapmis son dönem arastirmacilarindan nâsiruddin el-albâni de hadisin ravilerinden abdullah b. Bisr el-ganevi hakkindaki ıbn hibbân’in müspet görüsünün kendisini tatmin etmedigi gerekçesiyle, ’bana göre hadis sahih degildir’ demekte ve zayif olduguna hükmederek bu hadisi kendi derledigi zayif hadis koleksiyonuna aldigi görülmektedir.
Ebû reyye’nin iddiasi tamamen kuskuya dayanmaktadir ve tutarli bir iddia degildir. El-albâni’nin tespiti ise, hadisin zayif sayilmasini gerektirecek kadar kuvvetli bir delil olarak görünmemektedir. Kaldi ki, bu iki sahis disinda hadisin sihhati konusunda tartismaya sebep olabilecek herhangi ciddi bir itiraz bulunmamaktadir. Ancak daha önce de belirttigimiz gibi bu hadis hakkindaki bir takim kuskular, özellikle sehirlerin fazileti konusunda pek çok hadis uydurulmus olmasindan kaynaklanmaktadir. Bu endiseler sebebiyle bu gibi hadislerin arastirilmasi gerektigi görüsü dogrudur. Konuyla ilgili yapilan bilimsel çalismalarin gerekçesini de bu yaklasimlar olusturmaktadir.
Buraya kadar serdedilen bilgiler isiginda ıstanbul’un fethiyle ilgili ele aldigimiz meshur fetih hadisi, kitaplara kaydedilinceye kadar geçirdigi asamalar bakimindan, ravilerin durumu açisindan ve yer aldigi kaynaklar bakimindan degerlendirildiginde herhangi bir süpheye meydan vermeyecek kadar sahih/güvenilir bir hadistir.
Sonuç olarak ifade etmek gerekirse hz. Peygamber ıstanbul’un fethedilecegini sekiz asir önceden müjdelemis, onun sözüne güvenen ve bu ugurda çalisan müslüman türkler de ıstanbul’u fethederek peygamber tarafindan tebcil edilen/övülen komutan ve asker olma serefine ermislerdir. Bu hadisin sihhati üzerinde tartisma açmak, ıstanbul’la ilgili gelecege yönelik baska emellere hizmet edebilir.

Sorumun cevabını alamadım .!
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
Posting Freak
Değiştirilen kutsal kitap "Kuran"
HÜSEYIN150 yazdı:Merhabalar,

Kur-an değiştirildi demek yanlış olur.

Hz Muhammet in Kur-an ı ele geçiremeyince toplama bilgiler ile bir kitap oluşturuldu. Osman ın halifeliği döneminde yazılarak Muhammet in Kur-an ı budur dendi. Yok diyen asıldı , kesildi , zindanlara atıldı. Susturuldu.

Delil istersen, delil Kur-an ın içinde.

Delil 1 ;
Hicr Sûresi

9 - Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.


Kuran da bu ayet neden kondu ?

Kuran ın değiştirilmiş olma ihtimalini yargılanmasın diye mi kondu ?

Bana göre; Yalan konuşan bir insanın " Ben yalan konuşmam " demesinden bir fark yok.

Delil 2;

Hz Muhammet döneminde Allah tan gelen vahi leri deri kemiklere yazıldığı daha sonra Osman ın halifeliğinde kitaba geçirildiği söyleniyor.

Hz Muhammet döneminde yazılan deri ve kemikler nerede ?



EN ÖNEMLİ SORUM ;

Kur-an değiştirilmedi ise Hz Üseyin neden şehit edildi ?

Soruların cevabı yok galiba. Delil istiyorsun verdik. Verecek cevabın yokmu ?
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
Member
Değiştirilen kutsal kitap "Kuran"
HÜSEYIN150 yazdı:Soruların cevabı yok galiba. Delil istiyorsun verdik. Verecek cevabın yokmu ?

Delil falan vermedin ki; hadis-i şerifi bana ayet olarak yutturmaya çalıştın o kadar Smile

Aslında gerçekleri sende çok iyi biliyorsun ama işine gelmiyor. Bende hep aynı şeyleri yazıyorum. Kur'an-ı Kerim'de peygamberimizin ismi bile 4 kere geçiyor. Ama ailesinden isim verilmeden bahsedilen ayetlerden istiyorsan onlardan çok var.

Azhap Suresi

33.
Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
[Resim: SPACE.GIF]
34.
Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır.


Şura -23: De ki: Ben, buna (tebliğime) karşılık yakınlarıma sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum."

Daha fazlası vardır. Direk Kur'an-ı Kerim'in meali yerine tefsirini okursanız bazı ayetlerde bahsedilen kişinin Hz. Ali olduğunuda öğrenirsiniz. Ayrıca

"Allâh ve melekleri Peygamber'e çokça salât ederler Ey mü'minler! Siz de O'na çokça salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin" (el-Ahzâb, 56)

Bu ayet indiğinde ashab peygamberimize nasıl salât getirileceğini sorduğunda "Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammedin Ve Ala Ali Seyyidina Muhammed" olarak söylemiştir anlamı Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed'e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle demektir. Neden namazdan sonra salavat getirilir anlamışsındır. Ama inanacağını pek sanmıyorum sen kendini inanmamaya adapte etmişsin. Hz. Ali ilgili ayeti koysam niye direk isim yazmamışlar diye itiraz edeceksin.
Posting Freak
Değiştirilen kutsal kitap "Kuran"
grafiks yazdı:Delil falan vermedin ki; hadis-i şerifi bana ayet olarak yutturmaya çalıştın o kadar Smile
grafiks yazdı:Aslında gerçekleri sende çok iyi biliyorsun ama işine gelmiyor. Bende hep aynı şeyleri yazıyorum. Kur'an-ı Kerim'de peygamberimizin ismi bile 4 kere geçiyor. Ama ailesinden isim verilmeden bahsedilen ayetlerden istiyorsan onlardan çok var.

Azhap Suresi

33.
Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

[Resim: www.zohreanaforum.com]
34.

Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır.

Şura -23: De ki: Ben, buna (tebliğime) karşılık yakınlarıma sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum."

Daha fazlası vardır. Direk Kur'an-ı Kerim'in meali yerine tefsirini okursanız bazı ayetlerde bahsedilen kişinin Hz. Ali olduğunuda öğrenirsiniz. Ayrıca

"Allâh ve melekleri Peygamber'e çokça salât ederler Ey mü'minler! Siz de O'na çokça salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin" (el-Ahzâb, 56)

Bu ayet indiğinde ashab peygamberimize nasıl salât getirileceğini sorduğunda "Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammedin Ve Ala Ali Seyyidina Muhammed" olarak söylemiştir anlamı Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed'e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle demektir. Neden namazdan sonra salavat getirilir anlamışsındır. Ama inanacağını pek sanmıyorum sen kendini inanmamaya adapte etmişsin. Hz. Ali ilgili ayeti koysam niye direk isim yazmamışlar diye itiraz edeceksin.



Peygamberimizin gerek ismi gerek ise resul ve elçi olarak isimlerinin geçtiği peygamberimizle ilgili bir sürü ayet geçmektedir...


Ancak Ehlibeytinin de bir sürü isimleri vardır. Mesela Hz. Ali'nin Şahımerdan, Allahın Aslanı, Haydar vb. bir sürü isimleri vardır. Bir tanesi bile geçmiyor...


Oysa Peygaberimizin Hz. Ali ile ilgili bir sürü hadisi var. Ve bunlar öyle basit sözler değildir. Hz. Ali'nin yüceliğini çok açık ifade ediyor. Ancak bu yüceliğine rağmen Hz. Ali isimlerinden bir tane bile olmaması çok mantıksız olmuyor mu?


Peygamberimiz ]"Ben ilmin şehri Ali ilmin kapısıdır." diyor. Allah'ın ilminin kapısı olmak demek öyle sıradan bir ifade değildir. Manası çok büyüktür. Nasıl ki hiç bir yere kapı olmadan girilemiyorsa Allah'ın ilim deryasına da Hz. Ali'siz girilmez diyor peygamberimiz. O zaman Allah'ın ilminin kapısından Kur-an'da söz edilmemesi kadar eksik ve yanlış daha birşey olabilir mi?


Dolayısıyla sizlere ne söylesem de inanamıyacaksınız diyorsunuz ancak asıl tam tersi bizler ne kadar Kur-an'ı göğe çıkarsak da onu ulaşılmaz göstersek de sizler inanmıyacaksınız...


Sizlere göre Allah'ın kitabı olan Kur-an, diğer sıradan kitaplarla aynı tozlu raflarda saklanabilecek, ticari amaçla para ile satın alınıp verilebilecek, her türlü pislik insanın eline rahatça geçebilecek kadar basit bir kitap oluyor...


Bize göre ise Allah'ın yüce kitabı Kur-an sıradan insanların eline geçemeyecek kadar, herkesin istediğinde elde edemiyeceği, yanlızca evliyaların dilinde gelip giden, ticari amaçla kullanılamayan, içinde değil 6666 ayet, sonsuz yetlerin olduğu, ( sonuçta Allah'ın ilmi 6666 sayısı ile sınırlandırılamaz Allah'ın ilmi sonsuzdur.), dolayısıyla evliyaların dilinde olduğundan Kur-an hiç kimse tarafından değiştirilemez ve de rastgele her kes tarafından yalan yanlış yorumlanamayacak kadar ulaşılmaz yüce bir kitaptır...

Kur-an'ın içinde yanlızca Ehlibeytin değil bütün gelmiş geçmiş peygamber ve evliyaların isimleri geçer. Bizlerin inandığı orjinal dediği Kur-an böyle bir Kur-an'dır. Allah'ın ilmi sonsuzdur. Öyle iki edebi cümle kurarak yazılmış bilmem kaç sayfalık bir kitaba Onun ilmi sığmaz. Çünkü Kur-an demek Allah'ın ilmi ışığı ve mucizeleri demektir. O yüzden Kur-an'ı sıradan insanlar anlayamaz ve yorumlayamazlar. Onun içindir ki yanlızca Evliyaların dilinde gelip gitmiştir. Peygamberimiz ve gelmiş geçmiş bütün evliyalar yürüyen ve konuşan birer canlı Kur-an'dır...


Şimdi bizlerin mi sizin basitleştirdiği bir Allah kitabına inanmamız, yoksa sizlerin mi bizlerin yücelttiği Allah kitabına inanamanız lazım mantıken bir daha düşünün bakalım...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Son Düzenleme: 05/04/2012, 20:55, Düzenleyen: adgan.
Posting Freak
Değiştirilen kutsal kitap "Kuran"
grafiks yazdı:Delil falan vermedin ki; hadis-i şerifi bana ayet olarak yutturmaya çalıştın o kadar Smile


Sana yutturan yutturmuş benim yutturmama gerek yok. O kadar körü körüne bağlısınız ki gerçekleri görmek sizlerin işinize gelmiyor. Sen Hz Ali yi bilsen ne olur bilmesen. Ehlibeyt i sevsen ne olur sevmesen. Ehlibeyt sevgisine Hz Ali nin ilmine Hz Muhammet in ilmine layık olmak lazım.


Aslında gerçekleri sende çok iyi biliyorsun ama işine gelmiyor. Bende hep aynı şeyleri yazıyorum. Kur'an-ı Kerim'de peygamberimizin ismi bile 4 kere geçiyor. Ama ailesinden isim verilmeden bahsedilen ayetlerden istiyorsan onlardan çok var.

[COLOR="red"]Gerçekleri tabi ki biliyorum. Pirimizin sayesinde Ömer in oyunlarını öğrentik. Çok şükür Muhammet Ali yolunu öğrendik. Ömerin , Osmanın , Bekir in oyununa gelmeyiz.

Allah ,sevdiği her kuluna Hz Ali sevgisini nasip etsin.

Azhap Suresi

33.
Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
[Resim: www.zohreanaforum.com]
34.
Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır.


Şura -23: De ki: Ben, buna (tebliğime) karşılık yakınlarıma sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum."

Daha fazlası vardır. Direk Kur'an-ı Kerim'in meali yerine tefsirini okursanız bazı ayetlerde bahsedilen kişinin Hz. Ali olduğunuda öğrenirsiniz. Ayrıca

"Allâh ve melekleri Peygamber'e çokça salât ederler Ey mü'minler! Siz de O'na çokça salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin" (el-Ahzâb, 56)

Bu ayet indiğinde ashab peygamberimize nasıl salât getirileceğini sorduğunda "Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammedin Ve Ala Ali Seyyidina Muhammed" olarak söylemiştir anlamı Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed'e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle demektir. Neden namazdan sonra salavat getirilir anlamışsındır. Ama inanacağını pek sanmıyorum sen kendini inanmamaya adapte etmişsin. Hz. Ali ilgili ayeti koysam niye direk isim yazmamışlar diye itiraz edeceksin.

[COLOR="red"]Kerbela olayı ,Kuran ın gerçek olmadığının delilidir. Sen ister kabul et ister etme.

Hz Muhammet in Kuran-ı layık olan Hak Evliyalarındadır. Başka gerçek aramayın. Hak Evliyalarını katlederek yok edemediler yüzyıllardan beri. Edemeyecekler. Allah ın gücü herkezin gücünden daha fazla olduğunu anlayacaklar.

Hz Muhammet in Kuran ı o kadar yücedir ki , muskacıların , üfürükçülerin , cinci hocaların ellerine geçmemiştir ve mahşere kadar da geçmeyecektir.

Siz, Ömerin uydurduğu Kur an ın peşinden gidin zaten sizin layık olduğunuz yol Ömerin yoludur.
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
Member
Değiştirilen kutsal kitap "Kuran"
adgan yazdı:Peygamberimizin gerek ismi gerek ise resul ve elçi olarak isimlerinin geçtiği peygamberimizle ilgili bir sürü ayet geçmektedir...

Peygamberimizin isminin geçtiği ayet sayısı 4 tanedir. Resul, Nebi gibi gibi kavramlar Allah'ın elçisi demektir.


adgan yazdı:Ancak Ehlibeytinin de bir sürü isimleri vardır. Mesela Hz. Ali'nin Şahımerdan, Allahın Aslanı, Haydar vb. bir sürü isimleri vardır. Bir tanesi bile geçmiyor...

Normal çünkü Kur'an Hz. Ali'ye değil, Hz. Muhammed'e vahyedildi.


adgan yazdı:Oysa Peygaberimizin Hz. Ali ile ilgili bir sürü hadisi var. Ve bunlar öyle basit sözler değildir. Hz. Ali'nin yüceliğini çok açık ifade ediyor. Ancak bu yüceliğine rağmen Hz. Ali isimlerinden bir tane bile olmaması çok mantıksız olmuyor mu?

Haklısın Hz. Ali'yi öven epey hadis var ama o kadar olmasa da Hz. Ömer içinde söylediği hadisleri var. Onun isminin olmamasıda bir gariplik değil mi?

adgan yazdı:Peygamberimiz ]"Ben ilmin şehri Ali ilmin kapısıdır." diyor. Allah'ın ilminin kapısı olmak demek öyle sıradan bir ifade değildir. Manası çok büyüktür. Nasıl ki hiç bir yere kapı olmadan girilemiyorsa Allah'ın ilim deryasına da Hz. Ali'siz girilmez diyor peygamberimiz. O zaman Allah'ın ilminin kapısından Kur-an'da söz edilmemesi kadar eksik ve yanlış daha birşey olabilir mi?

Kur'an-ı Kerim'de Hz. Ali'den bahsedilen ayetler mevcut benim ilk aklıma gelen Ahzap 18-19 ve 21. Ayetler

Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu Allah’a kolaydır.


Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.

Bu ayet Uhud Savaş'ında Hz. Ali'nin karşısındaki Amr'ı İslam'a davet etmesi savaştaki tutumundan bahseder. Kur'an-ı Kerim'in mealini değil tefsirini okursanız Hz. Ali'den bahsedilen ayetleri bulursunuz.


adgan yazdı:Dolayısıyla sizlere ne söylesem de inanamıyacaksınız diyorsunuz ancak asıl tam tersi bizler ne kadar Kur-an'ı göğe çıkarsak da onu ulaşılmaz göstersek de sizler inanmıyacaksınız...

Kur'an-ı Kerim ulaşılamayacak bir kitap olsaydı "OKU" diye başlamazdı.


adgan yazdı:Sizlere göre Allah'ın kitabı olan Kur-an, diğer sıradan kitaplarla aynı tozlu raflarda saklanabilecek, ticari amaçla para ile satın alınıp verilebilecek, her türlü pislik insanın eline rahatça geçebilecek kadar basit bir kitap oluyor...

Bu sizin tamamen ön yargılı düşüncenizden ibaret cevap vermeye bile gerek yok.


adgan yazdı:Bize göre ise Allah'ın yüce kitabı Kur-an sıradan insanların eline geçemeyecek kadar, herkesin istediğinde elde edemiyeceği, yanlızca evliyaların dilinde gelip giden, ticari amaçla kullanılamayan, içinde değil 6666 ayet, sonsuz yetlerin olduğu, ( sonuçta Allah'ın ilmi 6666 sayısı ile sınırlandırılamaz Allah'ın ilmi sonsuzdur.), dolayısıyla evliyaların dilinde olduğundan Kur-an hiç kimse tarafından değiştirilemez ve de rastgele her kes tarafından yalan yanlış yorumlanamayacak kadar ulaşılmaz yüce bir kitaptır...

Bu görüşünüz Kur'an'la ve İslamiyetle taban tabana zıt. Üstünlük ancak takva'dır kimin evliya olduğunu nereden bilecez sizin evliya dediğinize ben demem benim evliya dediğime siz evliya değil dersiniz 1000 tane ulaşılamayan Kur'an olur.

adgan yazdı:Kur-an'ın içinde yanlızca Ehlibeytin değil bütün gelmiş geçmiş peygamber ve evliyaların isimleri geçer. Bizlerin inandığı orjinal dediği Kur-an böyle bir Kur-an'dır. O yüzden Kur-an'ı sıradan insanlar anlayamaz ve yorumlayamazlar. Onun içindir ki yanlızca Evliyaların dilinde gelip gitmiştir. Peygamberimiz ve gelmiş geçmiş bütün evliyalar yürüyen ve konuşan birer canlı Kur-an'dır...

Bir yere kadar haklısınız ama burada üst paragrafla çelişkiye düştünüz görmediğiniz bir kitabın içeriğinden bahsediyorsunuz ne olduğunu nereden biliyorsunuz siz Evliya mısınız?:dil:


adgan yazdı:Şimdi bizlerin mi sizin basitleştirdiği bir Allah kitabına inanmamız, yoksa sizlerin mi bizlerin yücelttiği Allah kitabına inanamanız lazım mantıken bir daha düşünün bakalım...

Kur'an-ı Kerim'i basitleştiren yok. Ortada sizin bahsettiğiniz bir Kur'an'da yok yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla görmemize imkânda yok. Evliyaların dilinde dolanıp duruyor.


HÜSEYIN150 yazdı:] Kerbela olayı ,Kuran ın gerçek olmadığının delilidir. Sen ister kabul et ister etme.

Kerbelâ olayı yok diye Kur'an-ı inkâr edersem dinden çıkmış olurum o zaman da Kerbelâ varmış yokmuş benim için bir anlam ifade etmez.

HÜSEYIN150 yazdı:] Hz Muhammet in Kuran-ı layık olan Hak Evliyalarındadır.

Kur'an Hz. Muhammed'in değildir. Allah'ındır. Koruyucusu da o dur. Hz. Muhammed Allah'ın elçisidir. Kavramları ve kişileri karıştırmayalım.

HÜSEYIN150 yazdı:] Siz, Ömerin uydurduğu Kur an ın peşinden gidin zaten sizin layık olduğunuz yol Ömerin yoludur.

Bu yoldan giden sadece ben değilim Hz. Ali'de bu yoldan gitmiş. Hz. Ali'nin kendi imzasını taşıyan mushafının diğerlerinden farkı sadece surelerinin yerleri değişik.



Şimdi birde siz bana cevap verin bakalım.

Kur'an-ı Kerim değiştirilmiş diyorsunuz o halde orijinal metin nerede. Yok edilmiştir diyorsanız yok edildiğini ispatlayın.

Evliya dediğiniz kişilerin gerçekten Evliya olduğunu nasıl anlıyoruz.

Eğer Evliya dediğiniz kişiler Kur'an değiştirilmiştir diyorlarsa "Kuranı ben indirdim ben koruyacağım." ayetinide inkâr etmiş oluyorlar ve dinden çıkmış sayılırlar. Dolayısıyla bu evliya dediğiniz kişiler hangi dinin mensubu müslüman olmadıklarına göre Kerbela olayı veya Hz. Ali'nin isminin geçip geçmemesi onları neden geriyor.


Evliya, Enbiya gibi kavramlar müslümanlar için kullanılır. Kur'an'ı inkâr bu insanlar müslüman olmadıklarına göre neden bu ünvanları kullanmaya çalışırlar.
Son Düzenleme: 06/04/2012, 02:28, Düzenleyen: grafiks.
Posting Freak
Değiştirilen kutsal kitap "Kuran"
grafiks yazdı:Şimdi birde siz bana cevap verin bakalım.

Kur'an-ı Kerim değiştirilmiş diyorsunuz o halde orijinal metin nerede. Yok edilmiştir diyorsanız yok edildiğini ispatlayın.

Evliya dediğiniz kişilerin gerçekten Evliya olduğunu nasıl anlıyoruz.

Eğer Evliya dediğiniz kişiler Kur'an değiştirilmiştir diyorlarsa "Kuranı ben indirdim ben koruyacağım." ayetinide inkâr etmiş oluyorlar ve dinden çıkmış sayılırlar. Dolayısıyla bu evliya dediğiniz kişiler hangi dinin mensubu müslüman olmadıklarına göre Kerbela olayı veya Hz. Ali'nin isminin geçip geçmemesi onları neden geriyor.


Evliya, Enbiya gibi kavramlar müslümanlar için kullanılır. Kur'an'ı inkâr bu insanlar müslüman olmadıklarına göre neden bu ünvanları kullanmaya çalışırlar.

*****************************************************

Sizin büyük bir ,Din alimi oldugunuz belli, Muaviyenin ve Yezidin avukatlıgını çok büyük bir başariyla savunuyorsunuz.

Bende ,bu ( Sünni bilgilerinizden ,yani ,Taklıt ,yalan ,uydurma, takkiye, hayel,
dolu ) alimliyinizden yararlanmak,amacıyla size çok çok önemli bir sorum olacak , Tabi ,muaviyeyi,Yezidi ,ve onun kitabını ,sevdiğinizi ve inandıgınız için ,ve onlara İman getirdiyiniz için ,bana dogru cevap vereceyinizden hiç şüpem olmaz.Elhemduruh ,azda 0olsa saygımız olur bazen .

Ben küçük yaşdan berri ,çok duydugum bir Kelime var, oda şudur, hani o sakkalı, cüpbeli ,sarıklı, türbanlı şarvarlı ,Amcalarınız yengeleriniz varya, ?

onların ağızlarından devamlı, şu kelimeyi duyardım ,-- Din İman elden gidiyor, veya Dinden İmandan çıkarım, çıkatiyorsunuz, --- gibi kelime ler,duyardım .

Şimdi size Soruyorum :

1- İnsan, kaç yaşında ,Dine imane, Giriyor. ?????????
2- Ve kaç yaşında , veya, ne zaman dinden İmandan çıkıyor, İnsan ?
3- Ölünce ,dini İmanını ,hangi mirazcıya bırakıyor. ve ya berabermi götürüyor. ?
4- Türkce Din İman varmı ? yoksa sadece arabca okuyandamı ?
5- Diyer , üç dinde ,de Din iman var, yoksa bunlar ,cennetdeki Hürilerden mahrummu kaliyorlar.


Çok, Teşekkürler, bilgileriniz için.

******************************************************
ON İKİ  İMAMLAR
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
  1. İmam ALİ
  2. İmam CAFER
  3. İmam ZEYNEL
  4. İmam BAKIR
  5. İmam RIZA
  6. İmam CAFERİ SADIK
  7. İmam HASAN
  8. İmam TAĞI NAĞI
  9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA


*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
Son Düzenleme: 06/04/2012, 12:15, Düzenleyen: Y O L C U.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.