Cumhuriyet'in İmgeleri
Newsweek Türkiye, Orhan Pamuk’a sormuş: “Sizin için Cumhuriyet’in imgeleri nelerdir?”
Pamuk: “Mustafa Kemal Atatürk, Garlar, Demiryolları, İsmet Paşa, Pullar ve Falih Rıfkı Atay” diyerek cevap vermiş. Nedenlerini anlatmış.
Cumhuriyet’in ilanının 85. yıldönümünde aynı soruyu kendime sordum.
*
Benim için Cumhuriyet’in imgeleri neler olabilir?
Kabaca şunlar geldi aklıma: Nutuk, İsmet Paşa, Köy Enstitüleri, Attilâ İlhan, Darbeler, Ankara ve Hürriyet Gazetesi.
*
]Nutuk:[/color] Orhan Pamuk, Cumhuriyet’in imgelerinden ilkine Mustafa Kemal Atatürk demiş; ben Nutuk demeyi uygun görüyorum. Çünkü, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” portresinin kaynağı Nutuk’tur. Nutuk’tan önce “Mustafa Kemal Paşa” vardır. Liderliği halen tartışılmaktadır. Bir yandan dinci ve diğer yandan İttihatçı bir muhalefetle karşı karşıyadır. Henüz bugün algıladığımız anlamda “tek adam” olabilmiş değildir. Tek adam Mustafa Kemal Atatürk, 1927’de Nutuk’un okunmasıyla tarih sahnesine çıktı. 1927 tarihi manidardır. Gerici ayaklanmalar bastırılmış ve İttihatçıların ileri gelenleri asılmıştır. 1927’de Nutuk’a itiraz edecek kimse kalmamıştı. Nutuk, Cumhuriyet’in en önemli simgesidir. Nutuk’un tarih yazımımızdaki yeri de tartışmalıdır. Nutuk, tarihi bir belge midir, yoksa siyasi bir metin midir? Hatta bir hatırat mıdır? Kemalizme bir din olarak inananları kızdırmayalım yine..
]İsmet Paşa:[/color] Kemalistlerin büyük kısmı, karşı devrimin, DP iktidarıyla başladığını kabul ettiler yıllarca. Attilâ İlhan bu algılamayı biraz olsun yıkmıştır. İlber Ortaylı da, Kemalizmin DP döneminde değil, İsmet İnönü döneminde unutturulduğunu söyler. Cumhuriyet devrimlerinin çözülmesini sağlayan en kritik dönemlerde hep İsmet Paşa vardı. Fakat Kurtuluş Savaşı’nın ikinci adamı olmasından ötürü, İsmet İnönü’nün üzerine henüz cesaretle gidilemedi. Şunu açıkça görmek ve söylemek gerekir ki; bugün Atatürk Cumhuriyeti’nde değil, İnönü Cumhuriyeti’nde yaşıyoruz… 62 yıldır oynadığımız demokrasi oyununun mucidi İsmet İnönü’dür. Orhan Pamuk ile Cumhuriyet’e dair ortak imgemiz İsmet Paşa. Pamuk, Nazım Hikmet’i 12 yıl hapiste yatırdığı için Paşa’yı eleştiriyor.. Hangi birini sayalım? Deniz’lerin idamını istese önleyebilir miydi; hep merak etmişimdir!..
]Köy Enstitüleri:[/color] Cumhuriyet, eğer bir modernleşme projesiyse, bunun en somut adımı Köy Enstitüleri’dir. Yüzyıllardır kaderine terk edilen yoksul Anadolu halkını eğitmek, Cumhuriyet’i kuran kadronun samimiyetini ortaya koyması bakımından da önemlidir. Ümmet bilinciyle bir arada olan halkı, yurttaşlık bilinciyle bir arada tutma hedefine Köy Enstitüleri ile ulaşılmak istenmiştir. Birçok eğitimci kabul eder ki, bu proje dünyanın doğusunda yapılan en ciddi eğitim reformlarından biridir. Maalesef hedefine ulaşamadı veya ulaştırılmadı. Çevre ülkelerdeki yoksul halkın eğitilmesi, merkez ülkelerin pek de işine gelen bir uygulama değildi. Yurttaş yetiştirebilmiş bir ülkede, kukla iktidarlar yaratmak zordur çünkü. Kısa sürede tarihe gömdüler Köy Enstitüleri’ni. Benim sevgili dedem, Köy Enstitüleri’nin komünist yetiştiren okullar olduğuna inandı yıllarca…
]Attilâ İlhan: [/color]Orhan Pamuk, “Cumhuriyet’in en önemli yazarı Falih Rıfkı Atay’dır” diyor röportajında. Kendi yazarlığı gibi, bu iddiası da tartışmalıdır.. Ama göreceli iddiaları severim. Özellikle, “en önemli yazarlarından biri” gibi kaçamak bir ifade yerine, “en önemli yazarı” demesi de takdire şayan. Ben o kadar iddialı bir ifade kullanamıyorum maalesef. 25 yaş, “en iyisi budur” demek için erken. O nedenle şöyle diyorum; Cumhuriyet’in en önemli şair ve yazarlarından biri Attilâ İlhan’dır. Atatürkçülüğün ete kemiğe bürünmesinde payı Nutuk’tan daha fazladır. Attilâ İlhan’ın, İsmet Paşa’yı eleştirmesi, benim Cumhuriyet imgelerime dair görüşlerimi onaylamakla birlikte; Köy Enstitüleri’ni de eleştiriyor olması, benim açımdan bir tezattır…
]Darbeler: [/color]Cumhuriyet tarihinin en belirgin imgelerinden biri de darbelerdir. 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve yarım darbe diyebileceğimiz 28 Şubat 1997’de asker, demokrasiye ayar vermiştir. Her biri üzerine sayfalarca komplo üretilebilir. Dönemsel olarak bakınca, her darbenin ardından demokrasiye dönülmüştür. Ancak 85 yıllık Cumhuriyet tarihine tek bir dönem olarak bakıldığında, bu dönem içerisinde dört askeri müdahale fazladır. Cumhuriyet’in kafası karışıktır…
[COLOR="red"]
Ankara: Elbette binlerce yıllık bir yerleşim yeridir ama bir kent hüviyetini Cumhuriyet ile kazanmıştır. Kuruluştan bugüne kadar Cumhuriyet’in merkez üssü, sembolü ve namusu olmuştur. Ankara, her bakımdan Cumhuriyet ile özdeşleştirilebilir. Ankara, iki arada bir derede kalmışlığın şehridir… Cumhuriyet için Ankara neyse, Ankara için de Çankaya odur. Çankaya, Cumhuriyet Ankarasının namusudur. Köşk, düşmüştür. 2009 Mart’ında yapılacak yerel seçimler merakla beklenmektedir. Cumhuriyet, en önemli imgelerinden birini kaybetmek üzeredir.
]Hürriyet Gazetesi:[/color] İlk bakışta “ne alaka” diyebilirsiniz, anlatayım; Birleşik Devletler için The Washington Post ne anlam ifade ediyorsa, Türkiye Cumhuriyeti için Hürriyet Gazetesi o anlama gelir. 1946’da çok partili demokrasiye geçilmiş, 1948’de Hürriyet kurulmuştur. Her dönem, devlet politikasının yılmaz savunucusu olmuştur. 6-7 Eylül Olayları, Kıbrıs Sorunu, 1970’li yıllardaki Ermeni Terörü, Kürt Meselesi ve PKK, Kardak Krizi gibi konularda Dışişleri Bakanlığı’nın resmi yayın organı gibi hareket etmiştir. Türkiye’nin en çok satan siyasi gazetesidir ve her şeye rağmen Türkiye’nin tek gazetesidir…
*
Cumhuriyet bir modernleşme projesiydi. Amacına ulaşabildi mi?
Her şeyden evvel, köylü bir toplumu, diğer Ortadoğu ülkelerine nazaran “adam ettiği” çok açıktır. Oturmayı, kalkmayı, müzik dinlemeyi, kitap okumayı, tiyatroya gitmeyi, giyinmeyi, temizlenmeyi, diş fırçalamayı bu halka öğretmiştir… Diğer yandan, Cumhuriyet elbette ki eksik kalmış, tamamlanamamış bir projedir.
*
Cumhuriyet, bir milat değildir. Devam ediştir. Cumhuriyet ile devam eden modernleşme projesinin temeli 1908 Devrimi’dir. Cumhuriyet’in sahiplendiği birçok modernleşme hareketini, Temmuz Devrimi hayata geçirmiştir. Cumhuriyet, siyasi açıdan bir devrimdir. Ancak hukuki açıdan, asıl devrim 1908’dir. Tek bir örnek vermek gerekirse, Cumhuriyet, saltanatı kendisinin kaldırdığını belirtir. Oysa 1908 Temmuz’undan itibaren, monarşik bir düzenden bahsetmek söz konusu değildir. Saraydan kız alma dönemi bitmiş, İttihatçı paşalara kız verme dönemi başlamıştır… İktidar, bir siyasi parti olan İttihat ve Terakki’ye aittir.
*
Cumhuriyet’in yetiştirdiği en büyük tarihçilerden İlber Ortaylı der ki: “Cumhuriyet’i tenkit etmek ama katiyen hırpalamamak gerekir.”
Maalesef bizde bunun bir ölçüsü yoktur. Ya Cumhuriyet bir tabu olarak görülür ve hiç sorgulanmaz ya da yerden yere vurulur…
Peki, Cumhuriyet’i yerden yere vuranların, bu ülkeye dair daha iyi bir uygarlık projeleri var mıdır? Soru budur.
Cumhuriyet’in daha üzerinde bir uygarlık projeniz yoksa, dinci/yobaz Cumhuriyet düşmanlarının oyuncağı olmaktan öteye gidemezsiniz. Cumhuriyet’e dair getirdiğiniz her eleştiri, onların ekmeğine yağ sürer.
O nedenle, Cumhuriyet’i hırpalamadan tenkit etmeye devam edeceğiz…
*
Bugün 29 Ekim 2008.
Kendimizi kandırarak hipodroma ve Anıtkabir’e koşmak yerine, takkeyi önümüze koyup düşünmemiz gerek.
Sahi, neden şapka giymiyorsunuz?
[color=DarkOrange]Emre Demir[/color]
Çok güzel bir yazı- Cumhuriyet' in imgeleri
Konu Sahibi / Yazar
TÜLAY
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
3041
Çok güzel bir yazı- Cumhuriyet' in imgeleri
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi