You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Çerkez Kültürü..

Çerkez Kültürü..

Posting Freak
Çerkez Kültürü..
[FONT="Courier New"]Çerkeslerde Giyim Kusam


Kafkaslilarin giysilerinin her birinin gerek islemecilik gerekse görsel zenginlik açisi ndan sanat eseri oldugunu söylemek abartili olmaz. Hazar Denizi'nden Karadeniz'e kadar uzanan Kuzey Kafkasya, dünyada dillerin ve lehçelerin en yogun oldugu bir yöredir. Burada yasayan halklar ortak bir kültürü paylasir. Erkeklerin eskiden günlük, simdilerde ise sahne ve tören giysisi olan çerkeska bu ortakligin simgesidir. Kadin elbiseleri kapalidir ama dekoratiftir. 1925-1926 yillarinda etnograf B.A. Kuftin Kuzey Kafkas giysilerinden olusan zengin bir koleksiyonu Sovyetler Birligi Halklari Müzesi'ne teslim etmistir. Bu giysiler 1948'de Devlet Etnografya Müzesi'ne nakledilerek korumaya alinmis tir.


ERKEKLER ZARIF VE CIDDI GIYINIRDI


Erkekler ev yasaminda iç gömlek, pantalon ve besmetten (gömlek) ibaret olan sade giysileri, disarida ise üzerine 'çerkeska', kalpak ve yumusak çizme giyerlerdi. Bas giysileri üç türlü idi; ipek takke, yün külah ve kalpak. Deriden yapilmis ‘suruk’ dedikleri güzel çizmeler ve ayakkabilar giyerlerdi. Kemer, deri veya ipekten yapilirdi. Erkekler kemerlerine silahlarini ve edevatlarini asardi. Altin ve gümüsten halka halinde kemerler de yapilirdi. Süs ve taki cinsinden bayanlar, altin ve gümüs küpe, yüzük, bilezik, bronz taç, gerdanlik; erkekler de yüzük takardi.


KADINLARIN ZERAFET TERCIHI


Kafkas kadin giysileri dis görünüsleri ile tam bir zerafet ve asalet ömegidir. Biçimi y üzyillarca bozulmadan korunabilmistir. Dagli kadinlar giyimlerine özen gösterir ve vü cutlarini korurlar. Küçük yaslardan baslayarak ince belli ve dik orantili vücutlarini korumaya çalisirlar.Bayan kiyafetleri daha çok farklilik arzederdi. Yapilis tarzi erkek kiyafetlerine benzer, gömlek ile fase denen gögüs kismi islemeli miflonlu pardesüden olusurdu. Ayakkabi az farkla erkek ayakkabisina benzerdi. Elbise için fabrika mamülü farkli kumas ve bezler ile ipek kumaslar kullanilirdi. Ayakkabilarini sahtiyan, yünlü kumas ve deriden bizzat kendileri yaparlardi.



Kuzeybati Adigeleri biyik, bazilari da sakal birakirlardi. Saçlarini kaziyip tepede ve sol kulaga yakin bir tutam saç birakirlardi. Tras biçagini hep yanlarinda tasirlardi. Bayanlar saçlarini yapardi. Bir mezarda taç seklinde örülmüs bayan saçi bulunmustur.


Topragin bereketi ve havanin güzelligi sebebiyle Çerkeslerin ve Kafkas kabilelerinin bedenleri son derece gelismis olup bünyeleri sikintiya çok dayaniklidir. Sportif uzuvlari güzel bir görünüm arzetmektedir.


Kabileden kabileye modelde farklilik göstermesine ragmen genellikle tüm Kuzey Kafkas halklarinin giysileri ayni model idi. Giysiler çogunlukla yünden örülürdü.


17. Asirda Adigeler kirmizi elbise giyerlerdi. 2. Yarida ise siyah yayginlasti. Ipek, yün ve benzerinden mamul tsey (kaftan) giyerlerdi. Ayakkabiyi deriden, kumastan, örme ipten, islenmis deriden yaparlardi. Suruk dedikleri bir nevi çizme giyer, içine ot koyarlardi. Erkek kiyafeti kesinlikle silahli olurdu. Sadece psi ve workler degil biraz varlikli insanlar da zirh ve migfer giyerlerdi. Kafanin iki yaninda saç birakilir, örülürdü. Abazalar saçlarini uzatir, Kabardeyler saç ve sakali tras ederlerdi. Dagistanda sakali olmayana itibar edilmezdi.



Bayan kiyafeti genellikle ayri olmakla beraber erkek giysisine benzedigi noktalar da bulunurdu. Bas giysileri çok farkli idi. Inguslarda kuryari yünden örülür, külahin ucu sivriltilip öne dogru bükülürdü. Asetin kizlar esarptan baska yuvarlak küçük sapkalar da giyerdi. Adigeler ipek veya kumastan mamul altin ve gümüs süslemeli küçük sapkalar giyerdi. Gerdanlik, yüzük ve bilezikler, altin, bronz, bakir, gümüs gibi farkli madenlerden yapilirdi. Saçlar Adigelerde en iyi süslenirdi. 1634te Adigey;de bayanlar saçi açik gezerdi. Terkede yasayan Adige kizlar 1638;de ikili örgü yaparlardi. 1669da 7-8 örgü yapildigi görülmüstür. Kadinlar ellerine kina yakardi. 17-18. Asir bayan mezarlarinda ahsap veya kemik tarak, ayna, yüksük, igne vs. özel esyalar bulunmustur.


1861 öncesinde giyim kusam dag bölgelerinde ayni kaldi ama vadilerde biraz degisiklik göstermeye basladi. Fabrika dokumasi kumaslar kullanilmaya baslanmakla beraber dag bölgelerinde elde yapilan iç ve üst giysilik kumaslar da kaliteliydi. Koyun derisinden sapka, kürk, pantalon vs. yapilirdi. Keçe yamçi ihtiyaçtsan fazla üretilip satilirdi. Kabardey, Dagistan ve Çeçen yamçilari daha çok tutulurdu. kullanilirdi. Daglarda keçi kilindan, ovalarda ise deve yününden yapilmakta olan sharhon (baslik) ile az islenmis kaba deriden yapilan suruk (çizme) çok yaygin kullanilmaktaydi. Fantazileri de yapilan bu çizmeleri zenginler iyi sahtiyandan yaptirirlardi. Bunlarin fabrikasyon üretimini yapan atelyeler de kurulmuttu.


Mezdog Adigelerinde de kiyafet genelde muhafaza edilmistir. Ancak, degisik halklardan olusan bu yerlesim biriminin etkileri olmus ve ****l para süsü, kisa kol, Rus etegi, pek siki takip edilmeyen esarp kullanimi vb. degismeler vuku bulmustur. Kabardey;de büluga ermis kizlar için fes zaruri idi. Atalik adeti tamamen, misafirperverlik ve hoh kismen kayboldu. Kan davalari siddetini kaybedip, düsman taraflar daha kisa zamanda baristirilir oldu.

Ölü içn kadeh kaldirarak hoh söyleme adeti gelisti. Adigeler Mezdog Kabardey den küçük aileler halinde göçtüler. Mezdoga gelen akraba gruplar bulusup büyük kabileler olusturdular (winagoe zekhes). Ticaret ve para gelistikçe aile yeniden küçülmeye basladi.

Çoçuklarina müslüman adlari vermelerine ragmen vaftiz esnasinda degistiriliyordu. Çok önem verilen vaftiz için Mezdoga giderlerdi.

13-15. Asirlarda bölgeyi dolasmis olan yabanci gezginlerin anlattigina göre; psiler ve werkler disindaki erkekler altin ve gümüs süsleme kullanmazdi. Belereçinska yakin bir yerde bulunan beylere ait bir mezarda ince ipek bulunmustur. çamasirin üstüne besmet dedikleri kisa pantolon giyerlerdi. Üst kisma halat denen bir çesit hirka giyilirdi. Anilan mezarda keçi derisinden mamul kürk parçasi da bulunmustur. Bas giysileri üç türlü idi; ipek takke, yün külah ve kalpak. Deriden yapilmis suruk dedikleri güzel çizmeler ve ayakkabilar giyerlerdi. Kemer, deri veya ipekten yapilirdi. Erkekler kemerlerine silahlarini ve edevatlarini asardi. Altin ve gümüsten halka halinde kemerler de yapilirdi. Süs ve taki cinsinden bayanlar, altin ve gümüs küpe, yüzük, bilezik, bronz taç, gerdanlik; erkekler de yüzük takardi.

Bayan kiyafetleri daha çok farklilik arzederdi. Yapilis tarzi erkek kiyafetlerine benzer, gömlek ile fase denen gögüs kismi islemeli miflonlu pardesüden olusurdu. Ayakkabi az farkla erkek ayakkabisina benzerdi. Elbise için fabrika mamülü farkli kumas ve bezler ile ipek kumaslar kullanilirdi. Ayakkabilarini sahtiyan, yünlü kumas ve deriden bizzat kendileri yaparlardi.

1961 öncesinde erkek kiyafetleri asagi yukari ayni idi, hep ayni cinsten giyiniyorlardi. Erkek kostümü pisnet (gömlek), çerkeska, yamçi, baslik ve Ruslar papaha dedigi kalpaktan olusmaktaydi. Çerkezkanin haziritl diye isimlendirilen kursunluklari vardi. Barut kullanimindan önce yaldizlanmis kemikten veya gümüs süsleme malzemelerinden süs olarak yaparlardi. Süslü Çerkeskalar merasimlerde giyilirdi. Tüccarlar çogalmaya baslayinca demir atelyeleri de gelisti ve silahlari (kiliç, kama, rovelver vb.) kalite kazandi.

Erkeler yamçinin altina zirh gömlek giyer, baslarina üstü sivri veya kubbe seklinde migfer takarlardi. Egri uçlu kiliç ve düz kama kullanirlardi. Bunlarin kabzasi haç seklinde olurdu. Migfer ve kiliçlarda Arapça veya farsça yazilara rastlanirdi. Ok ve ok ucu yapimi, koruma gereçlerinin tasidigi önem sebebiyle oldukça gelismisti. Yayin tutacak yeri kemikten yapilirdi. Zirhi delen çelik uçlu oklar yapilirdi. Mizrak ve topuz pek az kullanilirdi.

Savasirken zirh ve migfer giyerlerdi. 17. Asirda Adige ve Dagistanlilar ****l kalkan, Inguslar da ahsap üstüne deri geçirilmis yuvarlak kalkan kullanmislardir. 17. Asirda haziritl dedikleri fiseklikler ok yerine fisekle doldu. Yaylar çok özenerek yapilirdi. Oklarin boyunun bir metreyi geçtigi olurdu. Bu çagda erkeklerin çogunun tüfegi ve tabancasi olmustu. Ama ok ile yay da kullaniyorlardi. Derbent, Terek, Temruk, Sucukkale vs. yerlerde toplari vardi. Kilici ustaca kullaniyorlardi. 18. Asirda ucu egri kamalar yayginlasmaya basladi. Her erkekte deri kin içinde biçak, çakmak tasi, kapanan tras biçagi ve ahsap veya kemik barutluk bulunurdu.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Çerkez Kültürü..
[FONT="Courier New"]Çerkes Sürgünü: 21 Mayıs 1864
Kafkasya, kuzeyiyle ve güneyiyle tarih boyunca stratejik önemi olan bir coğrafyadır. Bu nedenle de sürekli saldırılara ve işgallere sahne olmuştur. Esas itibariyle dağlık bir ülke olan Kafkasya’da yerleşim yerleri genellikle yüksek yaylalar ve derin vadilere yayılmıştır. Yüksekliği fazla olan bu dağ silsilesi, bölgedeki insanların tarihlerini, kültür ve karakterlerini başkalarından farklı kılmıştır.
Askeri açıdan büyük ölçüde savunma imkanı sağlayan dağlar, kültür ve etnik bakımından bölünmüş bir coğrafyanın doğmasına sebep olduğu gibi Kafkasyalıların birleşmesini de önleyen bir faktör olmuştur.
Esas konumuza geçmeden önce üç kavramın anlamını bir daha hatırlayalım.
GÖÇ: İşgal ya da başkaca bir zorlayıcı nedenlerle topraklarında eskisi gibi rahat yaşama olanağı kalmayan bir halkın veya halkların başka yörelere veya ülkelere kendi kararlarıyla gitmeleridir.
SÜRGÜN: İşgal edilen ülkedeki insanların tümüyle ve zorla topraklarından çıkartılması ve başka yerlere gönderilmesi ve yerlerine başka halkların ikamesidir.
SOYKIRIM (Jenosit): İşgal edilen topraklardaki halkları planlı bir şekilde ve bir daha toparlanamayacak şekilde toptan yok etmek, imha etmek ve yerlerine işgalcileri veya yandaşlarını yerleştirmektir.
İlk çağlardan başlamak üzere medeni alemin ağırlık merkezlerinden biri olan Akdeniz havzasının siyasi ve ekonomik hayatında Kırım ile Kafkasya’nın müstesna bir yeri bulunmaktaydı. İpek yolu, doğuya uzanan transit ticaret güzergahının kritik geçitleri ve kavşağı olan Kırım ve Kafkasya, aynı zamanda tarım, hayvancılık ve yer altı kaynaklarıyla ihmali mümkün olmayan bir konumdaydı.
Rusların güneye inmesine set görevi yapan ve aynı zamanda Kırım ve Kafkasya’yı doğrudan yöneten Altınordu Devleti ile Ruslara karşı sağlıklı bir Devlet Politikası oluşturup uygulayamayan Kırım’ın, Slavları birleştirip önemli bir güç haline gelen Ruslar tarafından yıkılmasıyla beraber tehlike çanları Çerkesler için çalmaya başlamıştır. 1556’da tahta geçen Çar 4. İvan’dan başlayan ve I.Petro’yla giderek güçlenen ve batıdan aldığı silahlarla ordusunu geliştiren Rusya’nın Karadeniz sahiline sıcak sulara inme emelinin gerçekleşebilmesi için ortadan kaldırılması gereken en önemli engel Kuzey Kafkasya’dır ve neye mal olursa olsun be mesele halledilmek zorundadır.
İşte bu nedenle Kafkas-Rus Çarlığı arasındaki savaşlar ta 1556’larda başlamıştır. Çar 4.İvan (Korkunç İVAN) önce Kabardey topraklarına saldırır. Prens TEMİROKA, kızı MARİA’yı Çar İVAN’a eş olarak verir. Bu vesileyle bir süre barış dönemi yaşanır. Ancak 4.İvan öldükten sonra savaşlar yeniden başlar ve zaman zaman ara verilerek tam 306 yıl sürer. 1556-1762=206 yıl hazırlık dönemi, 1763-1845 =82 yıl sürekli savaşlar ve 1846-1864=18 yıl sonuç savaşları olarak cereyan eder.
Ruslar, çok arzuladıkları Hazar Denizi, Karadeniz sahili ve Kafkasya’yı ele geçirebilmek için 306 yıl, bıkmadan usanmadan ve 1.500.000 asker kaybına rağmen saldırdılar. Her yıl Kafkasya’nın etrafındaki çemberi biraz daha daralttılar. Modern cihazlarla donatılmış ve devre dışı kalan her askerin yerine daha fazlasının konulabildiği böylesi bir güce karşı koyan Çerkeslerin artık bu topraklarda tutunması söz konusu değildi. Daha önceleri Kazan ve Kırım’da en acımasız şekliyle uyguladıkları ve artık klasik bir yöntem haline gelen, “kaçırmak veya göçürmek istiyorsan, evleri, tarlaları yak-yık,kaçmaktan ya da aç kalıp ölmekten başka bir seçenek bırakma...” metodu 1857’den itibaren Kafkasya’da en acımasız şekliyle sahnelenecektir. Çok sayıda Rus, İngiliz, Amerikalı, İtalyan, Polonyalı ve Türk kökenli yazar, araştırmacı, Komutan, tarihçi ve diplomatın ağzından Çerkeslerin sürgünü ve sürgün sırasında yaşananlarla ilgili bazı söylemleri birer cümle veya paragraf halinde sunduğumuzda sorunu daha iyi kavramak mümkün olacaktır.
ÇAR I.PETRO-1722 : “Rusya’nın çıkarları için mümkün olabildiği kadar İstanbul’a ve Hindistan’a yaklaşmak lazımdır. Buraları elinde tutan Dünya’ya hükmeder. Bunun için de ne gerekiyorsa onu yapmalıyız...”
PRENS BARYATİNSKİ (Çar Naibi): “Karadenizin kıyılarını bir Rus denizi ve toprağı haline getirmek için dağlıları kıyıdan temizlemek zorundaydık. Dağlı Çerkeslere ulaşabilmemize engel olan Kuban ötesi halkların da tümüyle yerlerinden kaldırılması gerekiyordu.”
GRAND DÜK MİCHAEL: “ Dağlılar teslim olmuyor diye biz görevimizi yarıda bırakamazdık. Yarısının temizlenebilmesi için öbür yarısının yok edilmesi gerekiyordu.”
KAFKASYA ORDULARI KURMAY BAŞKANI MİLYUTİN: “..Dağlıları, zorla ve bizim istediğimiz yerlere göndermeliyiz. Gerekiyorsa Don yöresine sürmeliyiz. Bizim esas gayemiz Kafkas dağlarının eteklerindeki bölgelere Rusları yerleştirmektir. Ancak bunu şimdiden dağlılara hissettirmeyelim...”
M.İ. BENYUKOV: (Dağlılara karşı savaşan ve anısını yazan): “Batı Kafkasya’nın iskanı ile ilgili resmi projenin uygulanmasından sorumlu Kont Yevdokümov, Kuban bölgesiyle pek ilgilenmiyordu. Çok pahalıya mal olan savaşı bitirebilmek için bütün dağlıların denizin karşı tarafına kovulması O’nun hedefiydi. Kuban ötesinde kalanların da tehlikeli olma ihtimaline karşın, sayılarının azaltılması ve yaşam şartlarından yoksun kılınmaları için her çareye başvurmaktı.”
KONT YERDOKÜMOV’un Savaş Bakanlığı’na 1863 Kasım ayında gönderdiği yazıda “Batı Kafkasların fethi ile ilgili plan açısından şimdi de kıyı şeridini temizlemeliyiz...” (Devlet Tarih Arşivinden)
Rus Tarihçi SULUJİYEN: “Dağlılar teslim olmuyor diye biz davamızdan vazgeçemezdik. Silahlarını alabilmek için yarısının kırılması gerekti. Kanlı savaşta bir çok kabile tümüyle yok oldu. Ayrıca,çoğu anneler bize vermemek için kendi çocuklarını öldürüyorlardı...”
Rus Tarihçi ZAHARYAN: “Çerkesler bizi sevmezler. Biz onları, özgür çayırlarından çıkardık. Avullarını yıktık. Bir çok kabile tümüyle yok edildi...”
Rus Tarihçi Y.D. FELİSİN: “Bu, gerçek ve acımasız bir savaştı. Yüzlerce Çerkes köyü ateşe verildi. Ekin ve bahçelerini imha için atlara çiğnettik, sonuçta bir harabeye dönüştü."
KONT LEV TOLSTOY: “Köylere gece karanlığında dalıvermek adet haline gelmişti. Gece karanlığının örtüsü altında Rus askerlerinin,ikişer üçer evlere girmesini izleyen dehşet sahneleri öylesineydi ki, bunları hiçbir rapor görevlisi aktarmaya cesaret edemezdi...”
Muhaliflerden N.N. RAYEVSKİ:” Bizim Kafkasya’da yaptıklarımız, İspanyolların Amerika topraklarında yürüttükleri savaşların olumsuzluklarının aynısıydı. Dilerim ki, Yüce Tanrı Rus tarihinde kan izlerini bırakmasın...”
Çar II. ALEXANDRE’nin Kont Yerdokümov’a kutlama mesajında : “Üç yıl içerisinde Batı Kafkasya’ya boyun eğdirilerek uyuşmaz yerli halkları temizleyip çıkardınız. Uzun yıllar süren kanlı savaşın zararlarını kısa sürede bu verimli topraklardan çıkartabiliriz...”
JAN KAROL: “Rusya’nın Kafkasya’yı fethi, çağımızın barbarlık tarihinin en feci tablosunu oluşturur. Kafkas dağlılarının direnişini kırabilmek için 60 yıllık askeri terör ve kıyım gerekti...”
HAKHURAT Ş.Y.- LİÇKOV L.S. “Adegeya isimli kitaplarında: “Çarlık yönetimi, yüz binlerce Çerkesi Kafkasya’dan sürgün etti. Kanlı savaşla dağlı halkları vatanlarından kovarak yok ettiler...”
Rus Çarları tarafından çok önceleri planlanan ve adım adım gerçekleştirilen Çerkeslerin tarihi topraklarından sürülüşü olayı tarihin ender kaydettiği acılar ve ızdıraplarla doludur. Olayı yaşayan komutan, konsolos, gazeteci ve seyyahlara ilaveten konuyu araştıran tarihçilerin sürgün olayıyla ilgili görüşler de özetle şöyledir:
GRAND DÜK MİCHAEL: Savaşın sonlarında Kafkasya’ya geldiğinde, Çerkes beylerinin ziyaret edip, mağlup olduklarını, Rus yönetimini kabul ederek kendi topraklarında yaşamalarına izin verilmesini istediklerinde verdiği cevap: “Size bir ay süre veriyorum. Bir ay içerisinde ya Kuban ötesinde gösterilecek yere gidersiniz ya da Osmanlı topraklarına gidersiniz. Bir ay içerisinde sahile inmeyen köylüleri ve dağlıları savaş esiri sayıp ona göre işlem yapacağız.”
Y. ABRAMOV - Kafkas Dağlıları kitabında: “O zamanlar dağlıların başına gelenleri anlatmaya sözcüklerin gücü yetmez. Binlercesi yollarda, binlercesi açlık ve sefaletten öldüler. Kıyılar ölü ve ölmek üzere olan insan doluydu. Annesinin soğumuş cesedinde süt arayan yavrular, donup öldüğü halde çocuğunu kucağından bırakmayan analar ve sırf ısınmak için sıkışarak yattıkları yerde birlikte donarak ölen gruplar, Karadeniz sahilinde olağan manzaralardı...”
Rus İ. DZAROV : “ Osmanlı’ya göç etmek üzere yola çıkanların yarısı bile oraya ulaşamadı. Bu denli bir perişanlık insanlık tarihinde çok azdır.”
Rus St.PETERSBURG GAZETESİ : “Savunmaları ile ölümsüzleştirdikleri sahillerden kaçış başladı. Çerkesya artık yok. Dağlardaki artıkları da askerlerimiz yakında temizleyecek ve savaş kısa zamanda sona erecek...”
Fransız Gazeteci A. FONVİLL: “Gemicilerin gözü doymuyordu. 50-60 kişilik gemiye 200-300 kişi alıyorlardı. Biraz su ve ekmekle yola çıkmışlardı. 5-6 günü aşınca bunlar tükeniyor ve açlıktan salgın hastalıklara yakalanıyorlar, yolda ölüyorlar ve onlar da denize atılıyorlardı. 600 kişiyle çıkan gemiden ancak 370 kişi sağ çıkabilmişti.”
Polonyalı Albay TEOFİL LAPİNSKİ: “Göçmenlerin sorunu felakete dönüşüyor. Açlık ve hastalık had safhada. Trabzon’ gelen 100.000 kişi 70.000 kişiye indi. Samsun’a 70.000 kişi indi. Günlük ölü sayısı 500 kişidir. Trabzon’da bu sayı 400 kişidir. Gerede Kampı’nda 300 kişi, Akçakale ve Sarıdere’de günlük ölüm 120-150 kişi arasındadır. İtalyan Dr. BARAZZİ’nin raporlarında şu ibareler dikkat çekicidir (İnsanlar,uzun süre bitkiler,bitki kökleri ve ekmek kırıntılarıyla hayatta kalmaya çalışıyorlar.”
Rus Araştırmacı A.P.BERGE: “ Novorovski koyunda 17.000 kadar dağlının toplandığı kıyıda gördüklerimi unutamam. Onların bu durumunu görenler Hıristiyan da olsa, Müslüman da olsa, Ateist de olsa dayanamaz, çökerdi. Kışın soğuğunda, karda evsiz, yiyeceksiz ve doğru dürüst giyeceksiz bu insanlar tifo, tifüs ve çiçek hastalığının pençesindeydiler. Anasız kalmış çocuklar ölmüş annelerinin göğsünde süt arıyorlardı... Rus tarihinin yüz karası olan bu acılı sayfa Adige tarihi açısından büyük zararlara yol açtı. Sürgün, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmelerinin tarihini ve politik bir birlik olma sürecini uzun yıllar kesintiye uğrattı.”
Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkar GAZETELERİ: “Ruslar, Kafkasya’nın tamamını yerle bir ettiler. Köyleri ateşe verdiler. Savaştan sonra da yerli halkları vatanlarından sürüyorlar, onlar da terkediyorlar...”
İng.Elçi LORD NAPİYER: “Çerkeslerden boşaltılan yerlere derhal Slavlar veya başka Hıristiyanlar yerleştiriliyorlar.”
İng. Konsolos GİFFORD PALGRAVE: “17 Nisan 1867 günü tüm Abhazya’yı dolaştım. Rus olmamaktan başka bir suçu olmayan Abhaz halkının böylesine yok edildiğine ve ülkenin tahrip edildiğine tanık olmak çok acı verici...”
İng. Konsolos R.H.LANG: “Samsun’dan çıkan 2718 yolcu Kıbrıs’a geldiğinde 853 kişi ölmüş ve diğerleri de ölüden farksızdı. Günlük ölüm sayısı 30-50 arasındadır” İngiliz Parlamenter M. ANSTEY’in Parlamentoda ki konuşması : “İngiltere’yle ticari ilişkiye girmeye inandırılmış,İngiliz yandaşı yapılmış olan Çerkesya’ya ihanetle suçluyorum sayın Lord Palmerston’u. Hindistan’daki çıkarlarımızla beraber Bağımsız Kuzey Kafkasya’yı bilerek ve iterek Ruslara teslim ettiğiniz için aynı zamanda İngiltere’ye de ihanet ettiniz...”
Lord PALMERSTON 8 yıl sonra aynı parlamentoda konuşurken şunları der: ”Sayın Lordlarım, Çerkesleri kendi başlarına büyük felaketlerle baş başa bıraktığımız doğrudur. Oysa, biz onlardan yardım istedik ve onları büyük fedakarlık ölçüsünde de kullandık...”
Çerkes sürgünü olayını, nedenlerini, Osmanlı İmparatorluğu’nun politikalarını iskan şekillerini ve sayısını inceleyen araştırmacıların görüşleri de özetle şöyledir :
PINSON: “Karadeniz sahilinde Çerkeslerin ölüm oranı % 50’ye yakındır. Sırf Trabzon’da 53.000 kişi öldü. Savaş artığı “yüzen mezarlar” olan gemilerden kaç tanesinin battığı bilinmiyor. Kafkasya’dan Balkanlara sürülen aile sayısı 70.000 ailedir. Edirne: 6.000, Silistre-Vidin: 13.000, Niş-Sofya: 12.000, Dobruca-Kosova-Priştina-Svista: 42.000 ailedir. Yaklaşık 350.000 kişi. Ölüm oranı daha az ve % 15-20 dolaylarındadır...”
Prof. Kemal KARPAT: “Ruslar, Çerkesleri tamamen imha ederek dağların iç kesimlerine, Çerkes mevzilerine doğru adım adım ilerlediler. Teslim olanlara 3 seçenek sundular: a)Kuban vadisine gitmek, b) Çar ordusuna katılmak, c) Hıristiyan olmak. Kabul etmeyenler Osmanlı ile Ruslar arasındaki bir anlaşma uyarınca göç ettiler. 1862-1870 arasında gelenlerin sayısı 1.200.000-2.000.000 arasındadır.
Sahilde ölenlerin sayısı 500.000 den az değildir. Ayrıca Balkanlara giden Çerkes sayısı da 400.000 civarındadır. Halifelik yükümlülüğü, nüfus kazanma ve iyi asker sağlama gibi hesapların olduğu biliniyor...”
NEDİM İPEK: 1829’da başlayan savaş 1863’e kadar sürdü. 1864’te Çarlık hükümeti Batı Kafkasya’daki halkları bir ay zarfında Kafkasya’yı terke zorladı, Rumeli’ye 175.000 Çerkes, Anadolu’ya 600.000 kişi göçürüldü. 1867’den sonra gelenler de Tatarlar dahil 500.000 kişi kadardır.
Gelenler stratejik yerlere yerleştirildi. Çanakkale ve Marmara’da Müslüman erkek azalmıştı. Oraya yerleştirildi. İstanbul’da yakın yerlerde, Suriye ve Filistin’de reisleri şehir merkezine alınıp diğerleri dağınık yerleştirildi. Geleneksel şeflerin otoriteleri kırıldı. Zamanla yerli ahaliye karışıp gittiler.
ABDULLAH SAYDAM: Osmanlı’ya göçlerde çekici etkenlerden çok itici etmenler ön plandadır. Rusların ele geçirdikleri yerlerdeki Tehcir politikası, hiç değişmeden devam edip gitmiştir. Yapılan baskı ve zorlamalar beraberinde tepki olarak göçü getirmiştir. Dolayısıyla göçler Rusya’nın zulmünden kurtuluş olarak görülmüştür. Osmanlıda sırf insani açıdan kapılarını açmıştır. 1.000.000-1.200.000 Kırım ve Kafkaslı geldi.
SÜLEYMAN ERKAN: Rusya, Çerkeslere tümüyle sürgün gözüyle baktığından insanları bir ay içerisinde terke zorladı. Ve dramatik sahneler limanlarda ve deniz yolunda yaşandı. Mallarını yok fiyatına elden çıkartıp günlerce vapur beklediler. Fazla yolcu ve azgın dalgalarda perişan oldular. Binlercesi yolda öldüler. Açık denizdeki deniz kazaları bilinmiyor.
Rusya’nın sürgün politikası 1863’den sonra adeta SOYKIRIM’a döndü. 40-50.000 göçte mutabık iken sadece 1864 baharında 400.000 kişi geldi.
Ermeniler aynı ülke içerisinde bir yerden bir başka yere tehcir edildi. Ruslar ise Çerkesleri bir daha dönmemecesine başka ülkelere sürdü. Batılıların ilgisizliği çifte standarttır.
Ermeni, Pontus soykırımlarını parlamentolarına taşırken bilimsel olarak apaçık olan ÇERKES SÜRGÜNÜ’nün aynı ilgiyi görmemesi üzücüdür.
Her ulusun kendi toprağında kendi kültürünü yaşayarak yaşaması esastır. Bu konuda Çerkesler herkesten çok hak sahibidirler. Ama dağınıklık herkesten çok hak sahibidirler. Ama dağınıklık aksiyon birliğini zorlaştırır. Şimdilik Çifte VATANDAŞLIK çıkar yol gibi görünüyor.
1856-1876 arası göç-sürgün rakamları farklıdır. 1.000000-1.200.000 arası gibi 1878-1914 arasında da 500.000 Çerkes geldi. Krasnodar-Lapinsk yöresine yerleştirilenlerden 1889 7a 24.000 kişinin sürülmesi PAN-SLAVİST politikaların etkisiyledir. Kuban’da 106.795 iken sayı 61.231’e düşmüştür.
FAHİR ARMAOĞLU: II. Aleksandre sadece Kafkasya’daki özgürlük hareketini söndürmekle kalmadı. Çerkesleri kendi topraklarından sürmesinin nedeni onların yenilmesi olduğu kadar Rus olmayanları planlı bir şekilde Ruslaştırmadır. Nikolay İLMİNSKİ’nin fikir babası olduğu PAN-SLAVİZM’in devreye konduğu tarihlerle Çerkeslerin sürülüşü aynı tarihtir. Bu politika üç aşamalıdır.
Rusya’ya karşı savaşan ve destekleyenleri savaş suçlusu sayıp sürmek,
Kovulanların topraklarını Ruslara ve Rus Kazaklarına vermek,
Rus olmayanları da Ruslaştırma politikası izlemek. (20.yy. Siyasi Tarihi-Süleyman)
OSMANLI GÖÇ POLİTİKASI: Halife Abdülhamit annesi de Çerkes olduğu için tüm gelen Çerkesleri kabul etti. Oysa anlaşma 40-50.000 içindi.
Stratejik yerlerde denge sağlama (Marmara ve İstanbul’da azalan Türk nüfusu için yerleştirmeler)
Savaşlarda Müslüman erkekler yer alıyordu. Bu nedenle Müslüman erkek azalmıştı. Denge sağladı. Nüfusunu tamamladı.
Balkanlarda, Suriye-Filistin’de-TAMPON- olarak kullanıldı.
Güçlü asker ve özellikle gerilla eksiğini gidermede çok sayıda kullandı.
Tarım alanlarını ıslah edip ekonomisini düzeltme kullandı. Zira Çerkesler hayvancılık ve tarıma yatkındı.
Politik bir örgütlenmeye meydan bırakmamak için Çerkesleri bilinçli olarak dağıtarak yerleştirdi. Geleneksel olarak şeflerine bağlı ve silahlı oldukları bilindiğinden şefleri kent merkezlerine alınırken diğerleri gruplara bölünerek yerleştirildi. Başkalarına Orduda rütbe verdi. Potansiyel tehlike olmalarını baştan önledi. Böylelikle asimile edilmeleri biraz daha kolaylaştı.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Çerkez Kültürü..
[FONT="Courier New"]MüzeLik Elbiseler






Kafkaslıların giysilerinin her birinin gerek işlemecilik gerekse görsel zenginlik açısından sanat eseri olduğunu söylemek abartılı olmaz.
Hazar Denizi nden Karadeniz e kadar uzanan Kuzey Kafkasya, dünyada dillerin ve lehçelerin en yoğun olduğu bir yöredir. Burada yaşayan halklar ortak bir kültürü paylaşır. Erkeklerin eskiden günlük, şimdilerde ise sahne ve tören giysisi olan çerkeska bu ortaklığın simgesidir. Kadın elbiseleri kapalıdır ama dekoratiftir.
1925-1926 yıllarında etnograf B.A. Kuftin Kuzey Kafkas giysilerinden oluşan zengin bir koleksiyonu Sovyetler Birliği Halkları Müzesi ne teslim etmiştir. Bu giysiler 1948 de Devlet Etnografya Müzesi ne nakledilerek korumaya alınmıştır.

Çar ın imrendiği elbiseler

Kafkasya daki Kuban ve Elbruz bölgelerindeki arkeolojik bulgular arasında çıkan taşlardan kabartma ve oymalar, duvarlara çizilmiş erkek ve kadın figürleri; mezarlar ve kurganlarda yapılan incelemeler Kafkas giysilerinin ilk biçimini MÖ. 5. yüzyılda almaya başladığını, MS. 19. yüzyılda ise gelişimini tamamladığını gösteriyor.
Yaşamlarını dağlarda ve dağ yamaçlarında sürdüren bu insanların giysilerindeki en önemli özellik sade ve kullanışlı olmasıdır. Bakıldığında farklılık göze çarpmamaktadır. Giysiler sahip oldukları bu fonksiyonel ciddiyetin ötesinde vücudu da düzgün göstermekte, hareketlere doğallık ve özgürlük kazandırmaktadır. Bu nedenlerle Kafkas elbisesinin benzerleri 19. yüzyılda Rusya da Kazak kökenli süvarilere Çar tarafından askeri üniforma olarak giydirilmiştir.

ERKEKLER ZARİF VE CİDDİ GİYİNİRDİ

Erkekler ev yaşamında iç gömlek, pantalon ve beşmetten (gömlek) ibaret olan sade giysileri, dışarıda ise üzerine "çerkeska", kalpak ve yumuşak çizme giyerlerdi.


Çerkaska nın hikayesi

1917 Sovyet İhtilali nden önceki Çarlık döneminde Kafkas erkeklerinin, bel kısmına kama takılan "çerkeska" adlı ulusal giysilerini günlük yaşamlarında giymeleri yüzlerce yıl öncesinden gelen bir töreydi. Devrimden sonra getirilen yeni yasalarda ateşli ve ateşsiz silah taşımak yasaklandı. Kamasız olamayacağı için Çerkeska da günlük yaşantıdan çıktı. Yalnızca gösteri ve törenlerde görülür oldu.
Araştırmalar çerkeskanın ilk aşamalarda el tezgahlarında üretilmiş ev çuhasından yapıldığını göstermektedir. Bu dönemde kollar ana parçaya doğru açı oluşturacak biçimde, koltukaltı kısmında hareketi engellemeyecek şekilde dikilir, çerkeskanın ön ve arkası tek parça kumaştan, dizin epey altına kadar uzun yapılırdı. Giysi vücudu bele kadar tamamen sarmaktaydı. Belden aşağı kısımların hareketini kısıtlamayacak ve doğallık kazandıracak bir etek şeklinde yapılmıştı. Dağlılar 18. yüzyıldan başlayarak barutluklar (hazır) kullanmaya başlamıştı. İlk önce bele takılan barutluklar, atış sırasındaki kullanışsızlığı nedeniyle göğse takılmaya başlamış ve böylece çerkeskanın oluşumu tamamlanmıştı. 19. yüzyılda sonlarında artık son biçimini alan çerkeskanın "hazır"ları da içi tüfek mermisi alacak şekilde ceplere yerleştirilen sert ve dayanıklı ağaçlardan yapılmıştır. Üzeri altın, gümüş ya da kemik kapaklarla süslenerek giysiye özgünlük kazandırılmıştır.


18. yüzyıldan günümüze kalpak
Bugünkü şekline 18. yüzyıl ortalarında kavuşmaya başladığı sanılıyor. İklim, töre ve zamana göre çeşitlilik arzediyor. Çeçen-İnguş ve Dağıstanlılarda geniş uzun tüylü ve yüksek biçimlidir. 19. yüzyıl sonlarında batıda Adıge ve Abhazlardan bütün Kafkasya ya yayılan kısa tüylü, zarif biçimli "kubanka" günümüze kadar gelmiştir.


Andi nin zarif yamçıları

İlk çıkış yeri ve zamanı kesin olarak bilinmemekle beraber fakat Rusya ve Kafkasya da en zarif en güzel yamçı Dağıstan ın en dağlık yörelerinden olan Andi bölgesi civarında üretilir. Toprak ve hayvancılıkla uğraşan Kafkasyalıların yamçıyı hava değişikliklerinden korumak, rüzgar, yağmur ve toza karşı kullandıkları biliniyor.Yamçı binicinin yanı sıra atı da korur. Özellikle keçi kıllarından dövülerek yapılır. Genellikle siyah olur. Dış kısmındaki kıllar doğal haliyle bırakılırken içi keçeleştirilir. Pelerin biçiminde topuklara kadar uzun yapılır. Boyun kısmında gümüşten yapılan tutturucular vardır.

Terbiye edilen çizmeler

Günlük olarak iş yapılırken, boğa derisinden elde terbiye edilerek yapılan kalın ve sert bir ayakkabı giyilirdi. Ayağı vurmaması için içi ot doldurulurdu. Ayak bileğine kadar yapılan bu ayakkabı çarığa benzer, bileğe ve bacağa altından dolaştıkları kayışlarla bağlanırdı. 19. yüzyılda Rus edebiyatına giren "Kafkas çizmesi" yumuşak olup, ayak parmaklarını sıkmazdı ve siyah deriden yapılırdı. Tabanları bazen yumuşak köseleden olurdu.

Kamanın kalitesi gurur konusuydu

Dağlı giysisini tamamlayan en önemli aksesuar kuşkusuz bele özel biçimde takılan "kama" dır. Kafkasyalı için estetiği ve kalitesi gurur konusudur. Sapı altın, gümüş işlemeli olup, her iki yanı keskindir. Kın süslemeleri apayrı bir güzelliktedir. Kafkas kaması ve kılıcı dünyanın çeşitli müzelerinde yerini almıştır.
Bele sıkıca bağlanan kemerin birkaç işlevi vardır. Kemere takılan toka ve çengellere barutluk, kılıç ve yağdanlık asılırdı. Kama ise göbeğin hemen altındaki kemerin orta tokasına sapı ile kınının birleştiği noktadan sıkıca bağlanırdı

Çobanların ayrılmaz parçası başlıklar (Şarkhon)
Siyah, kemik rengi, kahverengi ya da griye çalan renkli çuha veya özel olarak deve tüyünden yapılır. Başı yağış ve rüzgardan korur. Hazır vaziyette iken üçgen biçiminde, kenarları uzun su-işi, kordela, kaytan veya sim sırma işlidir. Dağlardaki çobanların devamlı yanındadır.


KADINLARIN ZERAFET TERCİHİ
Kafkas kadın giysileri dış görünüşleri ile tam bir zerafet ve asalet ömeğidir. Biçimi yüzyıllarca bozulmadan korunabilmiştir. Dağlı kadınlar giyimlerine özen gösterir ve vücutlarını korurlar. Küçük yaşlardan başlayarak ince belli ve dik orantılı vücutlarını korumaya çalışırlar.







Göznuru kaftanlar

Vücudun üst kısmına tam oturan bu giysi, bele takılan kemerin aşağısında önden açık ve yere kadar uzun dikilir. Giyside oluşturulan mükemmel kompozisyonda, göğüsteki üçgen şeklindeki açıklıktan gümüş, altın ya da pirinçten yapılmış maden düğmeler, kemerin aşağısındaki açıklıktan ise içlik görünmektedir. Kaftanlar genellikle koyu vişne, kırmızı, koyu mavi, koyu yeşil, siyah kadife, ipek ya da atlas gibi kumaşlardan dikilir. Üzerlerinde omuz ve kemer altından başlayarak etek uçlarına kadar uzanan altın, gümüş sırma şeritlerle bezenmiş motifli süsler bulunur. Kol yanları çok değişik modellerle yapılır. Üzerindeki süslemeler altın, gümüş simlidir.
Kaftanın bel altındaki kısmının geniş ve yere kadar, kollarının bol ve uzun oluşu rahatlık, zenginlik ve soyluluğu simgeler. Dağlı kadınların giysileri sosyal yaşantılarının içine girmiş olan terzilik hünerlerinin birer ürünüdür. Dikiş tekniği üstün beceri, süslemeleri göznuru, altın gümüş işlemeciliği sanat ürünüdür.
Bu denli değerli giysiler kuşaktan kuşağa saklanmak suretiyle aktarılır ve halk arasında kimde nasıl bir giysi olduğu bilinir. İçlikler ise kaftanın içine giyilir ve uzun ya da kısa kollu olabilir. Yuvarlar dik yakalıdır. Kaftanın altından üçgen şeklinde görünen göğüs kısmında altın, gümüş vb. madeni düğmeler vardır. İki ya da tek parça olabilir. İki parçalı olan bluz, tek parça olanı ise kaftan biçiminde olabilir; ancak önü kapalı olur. İçliğinde belin altında, kaftanın açıklığından görünen kısmı altın gümüş sim sırma işlemelidir ve yere kadar kaftan boyunca uzanır.



Süslemecilik harikası kemerler ve kepler
Kaftan üzerine takılan kemer Kafkas süslemeciliğinin bir harikasıdır. Bele sıkıca takılan kemerin çok değişik modelleri vardır.
Keplerin ise değişik biçimleri vardır. Üzeri altın gümüş sim sırma ve inci işlemelidir. Başa dik olarak giyilir. Değişik renkli ama genellikle beyaz ipek kumaşlardan olur. İçleri saçaklıdır.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Çerkez Kültürü..
[FONT="Courier New"] ADIĞE (Çerkes) ATASÖZLERİ
(Atasözü dilin kanadıdır)
1. Horoz ötmese de, gün doğar.
Адакъэр мыlуэкlи, нэху щын къанэркъым.
Атакъэр мыІоми нэфыр шъынкІэ къанэрэп.
2. Adığe atı, Adığe erkeğinin yarısıdır.
Адыгэшыр Адыгэлlым и щlылъэныкъуэщ.
Адыгэшыр АдыгэлІым изыкІылъэныкъу.
3. Ecel, eşikten daha yakındır.
Ажалыр бжэщхьэlум нэхърэ нэхъ благъэщ.
Хьадэгъур пчэшъхьаІум нахьи нахь благъэ.
4. Tanrının vermediğini, peygamber verir mi?
Тхьэм къуимытар, и лlыкlуэм къуитын?
Тхьам къыуимытыгъэр, илІыкІом къыуитына?
[color=#ff0000]5. Adığe her zaman Adığe’dir.

Адыгэр сыт щыгъуи Адыгэщ.
Адыгэр сыдигъокІи Адыгэ.
6. Ahmet’in bal küpü dolu.
Ахъмэт и фор изщ.
Ахъмэт ишъоур из.
7. Ördek yüzmeye alıştırılmaz.
Бабыщыр есыкlэ ягъaсэркъым.
Бабыщыр есыкlэ агъасэрэп.
8. Kepçe tutana, dokuz siyah köpek ümit besler.
Бэлагъыкlыр зыlыгъым хьэ къарибгъу щогугъу.
БэлагъыкІэр зыlыгъым хьэ къарибгъу щэгугъы.
9. Dağa yumurtayla vurmak.
Бгым джэдыкlэкlэ еуэн.
Бгым кІэнкІэкІэ еон.
10. Kartalı takip edersen dağa, kargayı takip edersen kötülüğe gidersin.
Бгъэжыр уи пащэмэ, къуршым урешэ, къуанщlэр уи пашэмэ lейм ухуешэ.
Бгъэжъыр уипашэмэ къушъхьэм урешэ, къолэжъыр уипашэмэ lаем уфешэ.
11. Kartal çok kanat çırparsa, kanadı kırılır.
Бгъэр куэдрэ уэмэ, и дамэр мэкъутэ.
Бгъэжъыр бэрэ омэ, итамэ мэкъутэ.
12. Zenginin dedikodusu yapılırken, fakirin lambası yanar.
Бейм и гугъу ящlурэ, тхьэмыщкlэм и уэздыгъэр мэс.
Баем игугъу ашlызэ, тхьамыкlэм иостыгъэ мэсты.
13. Arı çiçeğe konar.
Бжьэр гъэгъам лъатэ хабзэщ.
Бжьэр къэгъагъэм тетlысхьэ хабзэ.
14. Kuşun eti, et suyudur.
Бзум и лыр, и лэпсщ.
Бзыум илыр илэпс.
15. Düşmanına arkanı dönme.
Бийм уи щlыб хумыгъазэ.
Пыим уикlыб фэмыгъаз.
16. Uzaktaki akrabadan yeğdir, yakın komşu.
Благъэ жыжьэ нэхърэ къуэш гъунэгъу.
Благъэ чыжьэм нахьи къош гъунэгъу.
17. Sığın doğduğu yere döner.
Бланэ щалъху йокlуэлlэж.
Бланэр зыщалъфыгъэм екlолlэжьы.
18. Yedi kez ölç, bir kez kes.
Блэрэ къэпщи зэ пыупщl.
Блэрэ къэщи зэ пыупкl.
19. Yılanı üşüdü diye koynuna alma.
Блэр пlыщlащ жыпlэу уи гуфlакlэм думыгъэтlысхьэ.
Блэр чыlэ лlагъэ пlоу уигушlуакlэ
дэмыгъэтlысхь.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Çerkez Kültürü..
[FONT="Courier New"] Kaşenlik Nedir?
Önsöz

Çerkeslerin günümüze kadar devamlılığını sürdüren geleneklerin birisi de "kaşenlik adetidir. Bu adet bekar genç kız ve erkekler arasında evlilik öncesi dönemde gerçekleşmektedir. Diğer geleneklerde olduğu gibi habze adı verilen kurallarla sınırlıdır. Kaşenlik birbirinden hoşlanan genç kız ve erkekler arasındaki arkadaşlık ilişkisine denmektedir.


Çerkes kız ve erkekleri birbirleri ile düğünlerde, toplantılarda, muhabbet ortamlarında birlikte olurlar. Bu toplantılar en yaygın olarak köylerde görülür. Bu tür toplantılarda genellikle bir kaç köyün gençleri biraraya gelir. Sabahlara kadar süren sohbetler, oyunlar ve eğlenceler yapılır. Bu geceler gençlerin birbirlerini tanımalarına yardımcı olmaktadır. Muhabbet geceleri bir eğlence kaynağı olduğu kadar aynı zamanda eğitim yereri de sayılmaktadır. Kızlar ve erkekler belirli bir yaştan başlayarak bu tip toplantılarda Çerkes adet ve görenekleri çerçevesinde eğitilirler. Bütün eğlence, düğün ve toplantılarda "thamate" adı verilen bir kişi bulunur.



Kim Kimle Kaşen Olabilir?

Aynı sülaleden olan kişiler kaşen olamazlar. Akrabalık derecesi ne kadar uzak olursa olsun yasaktır. Aynı köyden kişilerin kaşen olmaları hoş karşılanmaz. Bu kural günümüzde biraz yumuşamıştır. Artık aynı sülaleden olmamak koşuluyla kaşenliğe fazla tepki duyulmamaktadır. Muhabbet toplantılarında kızlar ve erkekler karşılıklı otururlar.



[color=#ff0000]Birden Fazla Kaşen


Gençlerin her toplantıda farklı kaşeni olabildiği için bir Çerkez kızının ya da erkeğinin evleninceye kadar çok fazla kaşeni olabilmektedir. Toplantıda amaç tanışmak, eğlenmek ve kendine uygun bir eş seçmek olduğu için kaşenlik bazen ciddi bazen de şaka şekliyle ortaya çıkmaktadır. Sayısı fazla olan şaka kaşenliğinin çok fazla bir ciddiyeti yoktur.


Kız ya da erkek birbirlerinin daha önceki kaşenlerine karşı herhangi bir olumsuz tavır takınmazlar. Eski kaşenlerle sosyal ilişkiler kesilmez. Çünkü daha önceki kaşenlerin şaka olduğunu her iki tarafta kabullenmiştir. Kadın ya da erkek eski kaşenleriyle bu benim eski kaşenim diye espri yapabilir. Dolayısıyla kızın ya da erkeğin birden fazla kaşeni olması yadırganmamaktadır.



Evlenmeye Aracı Olan Kaşenlik

Pseluk ile başlayıp daha sonra da devam eden kaşenlik iki bölümü ayrılmaktadır. Bunlardan birisi şaka diğeri ise ciddi kaşenliktir.

Şaka kaşenliğine semerko denmektedir. Bu durumda kişiler ciddi olmasalar bile yalnız o geceye ya da bir kaç geceye mahsus kaşen olabilirler. Burada amaç eğlenmek, birbirlerini tanımak bunu yaparken de hoş zaman geçirmektir. Şaka kaşenliğinde kız ve erkek birbirlerine sanki evleneceklermiş gibi övgü dolu sözler söyler.



Kaşenliğin bir de ciddi boyutu vardır. Bu durumda birbirlerini beğenen kız ya da erkek evlenmek için arkadaşlık kurmak isterler. Eğer karşı taraf kabul etmişse diğer toplantılarda da görüşerek bu ilişkiyi devam ettirirler. Ancak ciddi kaşenlikte daha çok pisehluk ile başlamaktadır. Erkek bir kaç arkadaşını alarak kızın ya da onun herhangi bir akrabasının evine gider. Kızın da mutlaka yanında bir ya da bir kaç arkadaşı bulunmak durumundadır. Burada kıza kaşenlik teklifini sunar. Bu durumda kız ve erkek arkadaşlarının yanında teklifi değerlendirirler. Birbirlerinden beklentilerini ve isteklerini söylerler. Kaşenliğin her iki boyutunun da kendine özgü kuralları vardır. Kaşenlik eğer ciddi ise ve sonuçta evlilik düşüncesi ile kişiler birbirlerini tanımaya çalışıyorsa bu durumda toplantılarda şaka kaşenliği gibi ulu orta gündeme getirilmez. Bu durumda bir çok muhabbette bir araya gelebilirler, bir çok konudan konuşarak birbirlerini daha iyi tanımaya çalışırlar. Ancak ilişkileri diğer kaşenliğe göre resmiyet kazanır. Diğeri kadar serbest değildir. Her ne kadar bu kişiler evlilik kararıyla birbirlerini tanımaya çalışsalar da mutlaka evlenecekler diye bir koşul yoktur. Eğer bir engel söz konusu ise her iki taraf bu durumdan vazgeçebilir.



Evlenme Sözü ve Euç

Kişiler evlenmeye karar verirlerse bu kez kendi aralarında sözleşirler. Bu durumda da euç denilen bir armağan verilir. Euç söz karşılığı verilen maddi bir armağandır. Söz verdi anlamına gelir. Kaşenlik sonucunda evlenmeyi kabul etti demektir. Bu armağanı erkek bayandan ister. Bayan da kendi insiyatifinde bir armağan verir. Bu armağan bir boyun bağı, mendil, yüzük, bilezik olabilir. Erkek de bunun karşılığında kıza bir yüzük vermektedir.
Bu karşılıklı amağan verme durumu yalnız kız ve erkek arasında olmaz. Kızın ve erkeğin yanında arkadaşlarından ya da akrabalarından birkaç kişi bulunmak durumundadır. Söz verme ve armağan verme olayı onların tanıklığında olmaktadır.

Evlenmek amacıyla kaşen olan ve bunu söz altına alan genç kız ve erkekler bu durumda toplumdan ayrı bir yerde yalnız başlarına konuşamazlar. Onların yanlarında mutlaka arkadaşları da olmak durumundadır. Toplumun dışında ve toplumdan habersiz bir yerde konuşmaları yasaktır. Bu durum evleninceye kadar böyle devam eder.



Eş Seçimindeki İncelik

Gerek evlenmeye karar veren gerek yalnız bir kaç toplantıda kaşen olan kişiler birbirlerini aileleri ile tanıştırmazlar. Arkadaşları ve o ortamda bulunan kişiler onların kaşen olduklarını bilir. Anne ve babalarına kaşen olduklarını söyleyip birbirlerini tanıştırmaları ayıp olarak karşılanır. Aileler kızın ya da erkeğin kaşenini toplumlardaki diğer kişilerden öğrenerek haberdar olurlar. Ancak evlenme zamanında ailelere bildirilir. Bu durumdan da yalnız anneye sözedilir. Kaşenlik adeti Çerkez toplumunda kızın ya da erkeğin evleneceği kişi hakkındaki kararı kendilerinin vermesini sağlar. Büyükler müdahale etmezler. Ancak evlenmek üzere kaşen tercihi yapan kişiler daha çok aile yapılarına uygun toplumsal kurallara ve adetlere uyacak kişileri tercih ederler. Bu nedenle birçok toplantıda kız, erkeğin ya da erkek de kızın hal ve hareketlerini kontrol eder.. Evlilik tercihi yaparken bu tip kişilerle yapmayı isterler. Çünkü Çerkes kültüründe toplumsal normlara uygun olarak hareket etmek gerekmektedir. Bireylerden görgü kurallarına gelenek ve göreneklere uygun davranış göstermesi beklenmektedir.



Kız Kaçırma

Kaşenlik ile başlayan evlilik aşamasında nişanlılık ve söz gibi durumlara pek rastlanmaz. Bunun en önemli nedeni kaçırma şeklinde evlenmenin gelenek ve göreneklerinde yer almasıdır. Gençler evlenmeye karar verdikten sonra maddi olanaksızlıklar, kendisinden büyük başka birinin evlenecek olması gibi nedenlerden dolayı kaçırma biçiminde evlenmeyi tercih ederler. Ancak Çerkes kültüründeki kaçırma şekli diğer uluslardan farklı olarak kendine özgü bir nitelik gösterir. Bu şekilde evliliğin olması nişan ve söz gibi törenlerin yapılmasını gerekli kılmamaktadır.
Yine kişiler zaten kaşenlik dönemlerinde birbirlerini yeterince tanıdıkları için ayrıca bu tür dönemlere gerek duymazlar. Ayrıca Çerkeslerde adetler kişilerin ilişkilerine çok fazla sınırlama getirdiği için bu döneme her iki tarafında katlanabilmesi zor olur. Çünkü nişanda büyüklerde işin içine girerler. Onlarla olan iletişimde konuşma ve görüşme yönünden bir takım güçlükler olduğu için kişiler nişanlı olarak kalmayı pek tercih etmezler. Ancak günümüzde söz ve nişanlılık dönemi Çerkesler arasında da yaygınlık kazanmıştır.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Çerkez Kültürü..
[FONT="Courier New"]Gelenekler ve Kaşenlik


Eski gelenekler açısından Türklerle Çerkesler arasında birçok benzerlikler vardı. Zaten bütün milletlerin adetlerinin doğuşunda temel aynıdır ''tehlikelere karşı dikkatli ve tedbirli olmak'' Çerkeslerin adetlerini farklılaştıran husus ise bu alınan tedbirleri saygı şemsiyesi altında tutmaktır. Özellikle buraya dikkat çekmek isterim. Saygı ihtiva etmeyen hiçbir davranış, hiçbir hareket ve hiçbir adet Çerkesler'e ait değildir. Çerkesler bütün hayatı en ince teferruatına kadar saygı esasları içerisinde yorumlamışlardır. Hatta beşeri zaafları, sevgiyi bile saygı çerçevesi ile sınırlandırmışlardır.
Flört kelimesini beğenmedim. Bu Çerkesler'de olmadığı gibi, Türklerde de yoktu. Kaşen sözcüğü birçok çağrışımları birden getirir: Espriyi, şakayı, sevgiyi, beğeniyi. Bir topluluk içerisinde, saygılı bir tavır ve nezaketle bir kızın bir erkeğe, bir erkeğinde bir kıza yönelişini, itibar ve iltifat edişini, değerlendirişini, şereflendirişini getirdi. Kaşenlik müessesesi: Ardında kötülükler olmayan, müstehcen çağrışımlar yapmayan bir nevi kadın erkek diyalogu ve zeka eğitimiydi. Konuşulanlar ne kadar ciddi görünse bile içtenliğine inanmak çok zordu. Doğruluğu, ancak güvenilir bir aracı ile anlaşılır, o da saklı kalırdı; yan yana gelinmez, gizli buluşulmaz, beraber olunduğu hallerde bile mutlaka üçüncü şahıs olurdu. Adap dışı herhangi bir harekette bulunulamazdı. Evleninceye kadar bu durum böyle sürer giderdi.


KIZ ve ERKEK İLİŞKİLERİ

''Bizim kız ve erkeklerimiz ilişkilerinde çok rahattır'' ifadesine katılmıyorum. Olsa olsa bu ifade kendini bilmeyenler için geçerlidir. Çerkesler ********liği ölümün bile temizleyemeyeceği idraki içerisinde olageldiler ve ona göre temkinli, tedbirli oldular ve hassasiyet gösterdiler. Herkese itibar etmediler, insanları seçtiler. Güven duydukları kimsenin de hatasını affetmediler. Güç duruma düşürülen, yanıltılan kadının veya bir kızın hatasını, kadında değil daima erkekte aradılar, kadını suçlamadılar. Sizlere Çerkeslerin Uzunyayla' ya ilk yerleştirilmelerinden birkaç yıl sonra meydana gelmiş bir hadiselerini örnek olarak nakledeyim:
iki delikanlı yakın komşu köye arkadaşlarını ziyarete giderler. Evsahipleri, adlarına düğün tertip etmek ister. İki arkadaşta kız kardeşi olanı, diğer arkadaşına köye giderek kız kardeşini getirmesini ve düğüne öyle katılmalarının daha uygun olacağını söylerler. O da giderek, tabiri caizse pencereden çıkararak (evde uyuyanların rahatsız edilmemesi bakımından) yola koyulurlar. Bir müddet yok aldıktan sonra delikanlı kendine hakim olamayarak kıza beraber olma teklifinde bulunur. Bu teklifi yapabilen bir Çerkes delikanlısının kararlılığı veya bu teklifi yapmış olmasının sonradan meydan getireceği rezaletin bilincinde olan kız ne yapsın kabul ederek: ayışığı, yol güzergahı, şöyle bir kuytu yere çekilelim der. Uygun bir yer seçer ve alttan inerler. Kız arkasını dönerek delikanlıya haydi soyun der. Delikanlı kamasını vb. çıkarır ve soyunur. Sonra sende şimdi arkanı bana dön, bende soyunayım deyince ve delikanlı arkasını dönünce kız kamayı kaptığı gibi, delikanlıyı oracıkta öldürür. Ata binerek, abisinin bulunduğu köye gider ve misafir olduğu evi bulur. Durumu abisine anlatır. Abisi evin yaşlısına, O'da duyurulması icap edenlere duyurarak toplanırlar. Aralarında kısa bir istişareden sonra öldürülen delikanlının babasını yanlarına çağırttırırlar. Hadiseyi bir başka yerde olmuş gibi nakleder ve bir Çerkes delikanlısını bu şekilde öldüren bu Çerkes kızına ne ceza verilmesi konusunda fikrini sorarlar. O da böylesi bir kıza ceza verilmez, alnından öpülür ve evlat gibi sevilir deyince, öyleyse öldürülen senin oğlundur derler. Baba bir an için perişan olur ve ardından kısa bir süre sonra toparlanarak ''Eh napalım, ne de olsa evlattır izin verin cenazesini kaldırayım'' der. Bu babanın o kızı ölünceye kadar kızı gibi sevip saydığını söylerler.


ZEHES ve MİSAFİR KIZ

Bir Çerkes kızının, erkeğinin tanışmasıyla ilgili paragraftan itibaren anlatılanların hepsi değilse bile çok hatalıdır. Voerşer, zehes, çapşe, piseluh ayrı ayrı şeylerdir. Düğün de dahil herhangi birisinde, birisinde, birbirini beğenen bir gençle bir kızın o topluluğu terk ederek bir odaya çekilmeleri veya birlikte dışarı çıkmaları resmen terbiyesizliktir. Bunu gizli yapsalar bile, terk ettikleri topluluğu hafife almak, geleneklere karşı çıkmak ve özellikle kızın ailesine hakaret kabul edilirdi.
Kendini bilen hiçbir Çerkes kızı konumu ve mevki ne olursa olsun, beğensin veya beğenmesin hiçbir Çerkes erkeğinin gururunu mecbur bırakılmadıkça kırmak istememiştir. Gayet nazikane bir tavır ve ifadelerle daima kendisinden uzak tutmaya ve aralarındaki mesafeyi muhafazaya çalışmıştır.


KAFKAS BOYLARININ ÖRF VE ADETLERİ
Bugün için bazı yörelerde değişikliklere uğramıştır. Uzunyayla yöresinde bunlara köklü ailelerde kısmen uygulanmaktadır.
Adetlerin en önemli bölümün saygı ve onun uygulanması teşkil eder. Örneğin, herhangi bir kişi bir kimsenin yada topluluğun yanına gidip selam vermesi halinde, o kişi yada topluluk saygı gereği ayağa kalkarak selamını karşılar. Topluluğa giren kişiden daha küçük olanlar yerlerini gelene vermek için adeta yarışır. Bu hareketi onunla yaşıt hatta daha yaşlı olanların da yaptığı her zaman görülür.
Bu halende yaşatılan adetlerin en göze çarpanıdır ve bugüne kadar taviz verilmeden devam ede gelen adetlerin en önemlisidir.
Eşler, kayınpederinin yanında bir arada oturmazlar. Hatta gelin, eşinin ağabeyleri yanında da birlikte bulunmazlar. Tesadüfen eşlerden birisinin bulunması halinde diğeri usulca odayı terk eder. Eşler birlikte evden çıkmazlar, ayrı ayrı çıkarlar ve dışarıda bir araya gelerek yollarına devam ederler.
Anne ve babalarının ya da yaşlı akrabalarının yanında, çocuklarını değil sevmek, kucaklarına dahi alamazlar. Baba herhangi bir yerde misafir veya bir büyüğü ile otururken çocuğu babanın yanına yaklaşmaz, daha doğrusu yaklaştırılmaz. Ancak önemli bir durumda babasının birkaç adım yanına kadar gelir, söyleyeceğini söyler ve hemen uzaklaşır. Baba diye hitap etmek son derece ayıp sayılır. Bu yüzden halen de büyüğüm diye hitap edilmektedir. Anneye de gelin yada kabilesinin adı ile hitap eder.
Gelin kayınpederi ile mümkün olduğunca konuşmamaya dikkat eder. Kayınpeder, gelininden herhangi bir şey isterse, gelin, konuşmadan ya da gerekli ise en azını söyleyerek isteneni yapar. Yine gelin bulunduğu toplulukta sorulanlara kısa ve öz cevaplar vererek oturur. Kayınpederinin bulunduğu toplulukta bulunmaz ve oturmaz. Ancak hizmet amacı ile girerse kusur etmemeye özen göstererek işini yapar ve çıkar. Gelin kayınpederinin ya da kayınvalidenin odasında iken kendiliğinden dışarıya çıkamaz. Ancak büyüklerinin izni ile çıkar. Eşinin yatmaya gitmesi anında da büyüklerin bulunması halinde birlikte yada arkasından gidemez. Ancak kayınvalide yada kayınpederinin ''yerine git'' demesi üzerine gider.
Kızlar evlenmeden önce son derece serbesttirler. Belirli sınırlar içinde istediklerini yaparlar. Sözgelimi, bir erkek arkadaşı ile gidebilir, ev e erken yada geç gelmesi herhangi bir tepki ile karşılanmaz. Zira yanındaki erkek arkadaşa son derece güven duyulur, erkek de bu güvene layık olmak için kusur etmemeye azami derecede özen gösterir. Kızlar evlendikten sonra bunları bırakır ve evinin kadını olur.
Evlenmelerde bazı boylar, erkeğin kadın sayesinde değil, kadının erkek sayesinde refah görmesini daha tabii görür ve erkeğin mevki ve serveti, daha altta olan kızlardan eş seçmesi uygun görülür. Bu kızlara verilen önemi gösteren bir görüştür.
Toplantılarda gençler varsa misafirleri ağırlamak onların görevidir. Bu toplantılarda yapılan şaka ve eğitici konuşmalar bazen aşırıya da kaçabilir. Ancak bütün bunlar orada kalır, asla dışarıda dedikodu edilmez. Bu gibi toplantılarda bir baş (Thamate) bulunur. Konuşmaları ve toplantıyı yöneten thamate'dir. Oyun esnasında gençlere bir istekleri olup olmadığını sorar ve görüşlerini açıklar, gerekirse gördüğü eksiklikleri açıklıkla dile getirir ve kimse alınmaz. Yeri daima bellidir ya giriş kapısının karşısına gelen yerde ya da ocak varsa onun yanında oturur. Nedeni ise yeni gelenleri rahatlıkla seçebilmeleri içindir. Toplantıdan en geç sabah namazı vaktinden önce çıkılır. Zira evin büyüğü namaza kalktığı zaman hala oturduklarını görmesi ayıp ve kusur sayılır.
Evlenme yaşı erkek için 25 - 35 arasıdır. Zira aile sorumluluğunun bilineceği yaş olarak o yaşlar görülür. Akraba evliliği kesinlikle yoktur.
Evlenmeler; Gençler kendi aralarında anlaşarak evlenme kararı alırlar. Ancak bu aralarındaki karar büyüklerden birinin aracılığı ile olur. Bazen de evlenmeler ''kaçırma'' şeklinde cereyan eder. Kaçırma ayıp sayılmaz. Zira, kaçıran delikanlı kızı akrabalarının evine götürür ya da kaçırdığı kızın yanında akrabalarından biri bulunur.
Söz alma; Birbirini beğenen gençler evlenme kararı aldıklarında nasıl hareket edeceklerini kararlaştırırlar. Bu duruma göre ya kaçırma yada isteme şeklinde tercih edilir. Söz alma ve verme gizli tutulur. Ancak birkaç kişi bilebilir. Genellikle söz veren kız kendisine ait bir şeyi erkek arkadaşına verir. Bunlar yüzük, mendil yada toka gibi şeylerdir. Bu bir nevi manevi teminat gibidir. Böyle bir şey veren kız şayet cayarsa, erkek onu zorla kaçırsa bile suçlu sayılmaz ve kınanmaz. Zira bu bir gurur sorunudur.
Hiçbir delikanlı isteksiz bir kızı zorla kaçırıp küçük düşmek istemez. Böyle bir hareketi şerefine yedirmez.
Kaçırma; anlaşan iki genç arasında gerçekleşir. Kaçırılan kız ya erkeğin evine yada bir akraba evine götürülür. Kaçırılan kızın evi önünde, kaçırıldığının anlatılabilmesi için kıza ait herhangi bir eşya bırakılır. Kaçırılan kız bir akraba yada erkeğin evine götürülünce evin büyükleri, köyün ileri gelenleri ile görüşerek kız evine gider ve akrabalık teklifinde bulunurlar. Kız tarafı kararlarını kızları ile görüştükten sonra (şüphesiz bu görüşme, kız tarafının güvendiği bir aracı ile yapılır) bildirilir. Aracılar genellikle kızın rahatlıkla konuşabileceği kimselerden oluşur. Görüşmede baskı yapılmaması için erkek tarafından da biri bulunur.
Başlık; Kafkasya'da evlenecek gencin hududu aşıp Ruslardan bir at çalıp getirmesi ve atı kızın dayısı, amcası ya da oğullarından birine vermesi ve böylece yiğitliğini ispat etmesi şekli ile başlamış, yaşam koşulları değişince kız ailesine bir miktar para ve verme şekline dönüşmüştür. Bu para kızın ailesine verilen ''süt hakkı'' sayılan bir gelenektir.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
Çerkez Kültürü..
[FONT="Courier New"]S ü r g ü n

Kanlı yenilgiler üzerine Agustos 1864'de Çar'in kardesi Grandük Misel, yayinladigi fermanla bir ay içinde Kafkasya'nin bosaltilmasini, aksi halde kalan herkesin, harp esiri olarak Rusya'nin muhtelif mintikalarina sürüleceklerini bildirdi. Bunun üzerine vatandan Osmanli topraklarina sürgün basladi. Sürülenler Bulgaristan, Dobrica, Sirbistan, Arnavutluk, Suriye, Irak hatta Ürdün'e, genel olarak, durumu karisik olan yerlere yerlestirildi. Fakat Rusya kendisine sinir olan ve daha sonra kendisinin olabilecek yerlerde Kafkasyalilari istemiyordu. Bu yüzden 1876 Istanbul Konferensinda "Rumelide Çerkes göçmenlerin iskan edilmemesi" kararlastirildi ve en az 175.000 Kafkasyali ikinci sürgüne ugradi. Sürgünden sonra Kafkasyalilar Osmanli için "canla basla" çalistilar. Örnegin, Osmanlilarin (bilhassa Kafkas ordusunun) süvarilerinin büyük bir kismi Kafkasyaliydi ve savaslarda sayisiz yararliliklar gösteriyorlardi. Kafkasyalilarin bu kadar çalismasina ragmen, ne kadarinin sürüldügü kesin olarak söylenememektedir. Sürgün edilen Kafkasyalilar 500.000 ile 2.000.000 arasinda tahmin edilmektedir.Fakat resmi kayitlara göre 1855-1863 yillari arasinda 311.330 ve 1864 yilinda Eylül ayina kadar 283.000 kadar göçmen Varna ve muhtelif Karadeniz limanlarina geldi. Ayni resmi belgelerin (Takvim.-i Vekayi) 1281 tarihli sayisinda kis mevsiminden yaz ortalarina kadar toplam 299.068 kisinin geldigini yazmaktadir. Böylece en az 900.000'e yakin göçmen 1855-1864 yillarinda Psmanli topraklarina gelmistir. Bu yillara önce ve sonra gelen, yollarda ölen ve sayima girmeyenlerle, sürgün edilen Kuzey Kafkasyalilarin sayisinin bir milyonu astigi anlasilmaktadir. Osmanli Devleti ise göçmenlere hiç yardim etmemis, gidasizliktan, iklim degisikliginden ve salgin hastaliklardan binlerce Kafkasyali ölmüstür. Öyleki Trabzon Rus konsolosunun raporunda Batum'da, günde 7, Trabzon'da 180-250, Samsun'da 200 kisinin öldügünü bildirmistir. Çerkes koyleri 20-30 yil sonra "Çerkes Mezarlari" haline gelmistir. Ekonomisi tarima dayali olan Rusya ise Kafkasya, Ukarayna, Ortaasya, Urallar gibi bölgeleri sömürerek kendi kalkinmasini sagladi ve bu bölgelerin geri kalmasina neden oldu.

SÜRGÜNDEN SONRA KAFKAS-RUS-OSMANLI ILISKILERI:

Sürgünden sonra Kafkasya'da, Ruslar, kolonizasyon islerini her sömürgeci ülke gibi, "medenilestirme" olarak gösterdiler. Muhaceretteki Kafkasyalilar ise yurda dönüs isteklerini kaybetmediler ve Osmanli padisahlariyla bir Osmanli - Rus savasinda Kafkasya'da isyan çikartmak için anlastilar. Bu firsat 1877 - 1878 Osmanli - Rus savasinda çikti. Osmanlilar abhazya'da bir sasirtma harekatina girdiler ve kiyiya 3000-4000 Kafkasyaliyi çikarttilar. O sirada Kafkasyalilar bir kurultay toplayarak Abdurrahman Efendi'yi baskan seçtiler. Imamlarinin önderliginde 9 Mayis'ta Dagistan ve Çeçenistan'da, 12 Mayis'ta Kuban'da isyan çikti. Kafkasyalilar 20 yil önce gömdükleri tüfeklerini çikarttilar. Durum Ruslar açisindan ciddilesmisti. Fakat Osmanlilardan gerekli yardim gelmedigi için Adigelerin bir kismi ile Abhazlarin büyük bir çogunlugu Osmanli topraklarina sürüldü.

Bundan sonra 1905'e kadar "medenilestirme" hareketlerine karsi çikan küçük ayaklanmalar disinda önemli birsey olmadi. Bu siralarda dünya siyasetinde önemli degisikler oluyordu. XIX. yy.in sonlarina dogru Osmanlilarin üzerideki Ingiliz etkisi azalmisti. Bunun üzerine Osmanlilarin yeni hamisi gelismekte olan Amanya oldu. 1888'de Deutsche (Doçe) Bank Osmanli Imparatorluguna girdi ve Anadolu Demiryollarinin yapimini eline geçirdi. Osmanli ordusunun teskilatlandirilmasi Alman subaylarina verilmeye baslandi. Bunun üzerine 1907'de Rus-Ingiliz anlasmasi yapildi. 1909'da iktidara geçen Enver, Talat ve Cemal Pasalar Almanlarin hemen her istediklerini yaptilar ve Panslavizm'e karsi Pnaturanizm'i çikardilar. (Panturana Dagistan da giriyordu.)

Bu siralarda Kafkasya'da, 1905 Rus-Japon savasinda Rusya'nin yenilmesi firsat bilinerek bir isyan daha çikarildi ama bu da bastirildi. 1913'de egemenler halka ait genis arazilere el koydular. Bunun üzerine onbini askin Adige "Dzeliko" irmagi mevkiinde feodallerle ve onlari destekleyen çar ordusuyla çarpisti. Ayaklanmanin öndegelenleri Sibirya'ya sürüldü. Bu yillarda, devlet tarafindan "asi, hirsiz, haydut" diye adlandirilan, halkin Abrek dedigi kimseler Çarlik otoritesine karsi koyuyorlardi. Bunlar resmi yerleri ve zenginleri soyup, elde ettiklerini halka dagitiyorlardi.

I. Dünya savasinda Osmanli yöneticileri "romantik" hayalleri gerçeklestirmek üzere (Turan için) IV. Orduyu kurdular, fakat Kafkas cephesinde çesitli yenilgilere ugramaktan kurtulamadilar. Subat 1917'de baslayan devrim üzerine Rus ordusu çözülmeye basladi. Devrim üzerine 3 Mayis 1917'de Terekkale (Vladikafkas) de halk kurultayi toplandi ve bir icra organi (Birlesik Simali Kafkasya ve Dagisatn Daglilari Birligi Merkez Komitesi) kuruldu. 18 Eylül 1917'deki ikinci toplantida kurultay "Kuzey Kafkasya Milli Müessesan Meclisi" adini aldi ve Kuzey Kafkasyalilarin siyasi bir birlik teskil ettigine karar verildi. Kuzey Kafkasya merkez komitesi, 20 Kasmi 1917'de Rusya'dan ayrildigini ve bagimsiz bir devlet oldugunu ilan etti. resmi müesseselere, bankalara, okullara, vs. milli bir sekil verildi. Bundan memnun olmayan Kazaklar ve Ruslarla çestili çatismalar oldu. Güney Kafkasya'da ise Gürcü, Ermeni ve azerilerden olusan Transkafkas federasyonu kuruldu. Bu federasyonun savunmasi (milli kuvvetleri) yok gibiydi.

Brest-Litovsk anlasmasiyla Batum, Ardahan ve Kars'i Sovyetlerden alan Osmanlilar saldiriya geçtiler. Bunun üzerine 22 Nisan'da Transkafkas Federatif Cumhuriyeti bagimsizligini ilan etti. Almanlar ve Ingilizler Bakü'nün Osmanlilar tarafindan isgal edilmesini istemiyorlardi. (Çünkü kendileri Bakü'yü isgal etmek istiyorlardi.25) Bu yüzden Almanlar, kendi istegiyle, Gürcüstan'i "himaye" ettiler ve asker gönderdiler. Osmanlilarin Ermenistani isgali Ingiliz hareketini engelleyecegi için bu hareket Almanlar tarafindan tesvik edildi. Kuzey Kafkasyalilar ise Istanbul'a yardim istemek için bir heyet gönderdiler ve 11 Mayis 1918'de bir nota ile, bütün devletlere Kuzey Kafkasyanin bagimsizligini ilan ettirdiler. Bunu 26 Mayis'ta Gürcüstan, 28 Mayis'ta da Azerbaycan ve Ermenistan'in bagimsizliklarini belirtmeleri takip etti. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, bu üç devlete çesitli kereler konfederasyon teklif ettiyse de kabul edilmedi. 8 Haziran 1918'de Kafkas devletleri ve Osmanlilar arasinda iyi dostluk ve iyi komsuluk anlasmasi yapildi. Fakat bu sirada Osmanli ordusu Kafkasya'ya girdi. Ismail Berkok, Mithat Pasa ve Muzaffer beyler K. Kafkas yerli kuvvetlerini organizeye basladilar. Gürcüstan üzerinden ilerleyemeyen Osmanlilar, Azerbaycan üzerinden ilerlediler ve 15 Eylül'de Bakü'yü isgal ettiler. Sovyetler, Almanlarin savasi kaybetmeleri üzerine Osmanlilarla aralarindaki Brest-Litovsk anlasmasini feslettiklerine ve Osmanlilarin Kafkasyadan çikmalari gerektigini bildirdiler. Fakat 6 Ekim'de Derbent alindi ve 13 Ekim'de sehre Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti bayragi çekildi. Fakat Osmanlilar savasi kaybettiler ve Mondros antlasmasiyla Kafkasya'dan çikmak zorunda kaldilar. Bunun üzerine 17 Kasim'da Ingilizler Bakü'yü isgal ettiler. Ingilizlerin destegindeki Denikin'in isgal ettigi yerlerde 1919'da Inguslar, 1920'de Dagistanlilar isyan ettiler. Fakat bu isyanlar bastirildi. Sovyetler bu savaslarda Kafkasyalilari destekledi. Mart 1920'de Beyaz ordularin mukavemetleri kirildi ve Kizilordu bütün Kafkasya'yi isgal etti.

1917'de Çarlik Rusyasinin, 1923 (24)'de de Osmanli Imparatorlugunun yikilmasiyla, Kafkasyanin bu devletlerle iliskileri sona erdi.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.