Cumhuriyet
01.07.2009
16. Uluslararası İstanbul Caz Festivali İstanbul’u bir caz kentine dönüştürecek
Caz krize direniyor
MURAT BEŞER
Uluslararası İstanbul Caz Festivali, bu yıl görkemli geçmişine göre çok güçlü sayılamayacak bir programla çıkıyor izleyicisinin karşısına. Ancak herkes tarafından anlaşılabilir haklı bir mazereti var: Bu program kriz programı.
Uzunca süredir tüm dünyayı kıskacına alarak kıvrandıran kapitalist krizin elverişsiz koşullarında, ayakta kalmaya çalışan Uluslararası İstanbul Caz Festivali, sayıca ilk kez bu kadar eksiltilmek zorunda kalsa da, içeriği açısından paranın satın alabileceğinin en iyisine ulaşılmaya çalışılmış. Bu koşullarda bize düşen, yarın başlayacak festivali eleştirmek yerine desteklemek.
Festivalin en şık adamı kuşkusuz George Benson. Bestecilik, gitarcılık ve şarkı söyleme konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahip olduğunu, 50 yıllık kariyeri boyunca defalarca kanıtlamış biri. Benson’a ton kullanma yeteneği, hızı ve soloları yapılandırmadaki mükemmel mantığı nedeniyle caz tarihindeki en büyük gitar ustalarından biri demek yanlış olmaz. Ustalardan aldığı köklere karşın, işleri tümüyle kendine has. Sadece çok iyi bir solocu değil, mükemmel bir ritim gitarcı; solo destekleyici anlayışıyla kusursuz swingci. Romantik tenorun gitarı, Nat King Cole’un piyanosu kadar duygusal. O akşam ustaya saygısını dile getiren bir projeyle karşımızda olacak.
Joe Jackson, festivalin delisi. Yıllar evvel hayranı olduğu George Gershwin’e “müziğin hacı abisi” demişti. Ancak kendisinin de kalır tarafı yok. Aslında Gershwin’i değil kendini tarif ediyordu. Yerinde duramayan, kıpır kıpır bir Punk sonrası fırlamalıktan, ağırbaşlı, ciddi ve entelektüel bir dünya vatandaşlığına geçen, bundan 10 yıl öncesinde de klasikten caza kalem oynatan bu adam, müzikal stiller arasında gezinen bir bukalemun; hayranı olduğu Gershwin gibi eklektik bir müzik hacısı. Şimdilerde caz albümleri yapan Jackson, İngiliz eşiyle 50 yıllık kariyerini geçirdiği Manhattan’da yaşıyor ve Iggy Pop’a komşuluk ediyor, penceresinin kenarında oturuyor ve New York sokaklarından geçen sarı taksileri izliyor.
SÜPER PROJE
Bir de süper proje var. Geçen yıl aynı festivalde basçı Marcus Miller, konseri bitirirken çalgıdaşı Victor Wooten ve Stanley Clarke ile ortak bir albüm tamamladıklarını, bunun birkaç hafta içinde piyasada olacağını söylemişti. Bizler bunu önümüzdeki yıl bu projeyle burada olurlar diye yorumlamıştık, yanılmamışız. Projenin adı S.M.V. Yani Stanley Clarke’ın S’si, Marcus Miller’ın M’si ve Victor Wooten’ın V’sinin yan yana gelişinin sonucu. S.M.V., “Thunder” adlı albümde üç yeteneğin potansiyelini katlayarak, aritmetik toplamlarının üzerine çıkma ihtimalini ve üç farklı çalma tekniğini bir arada kullanma şansını kısmen zedeliyordu. Üçlü zaman içinde ve birlikte çalarak acaba bu sorunu giderdi mi? Yoksa bu projeyi birbirleriyle boy ölçüştükleri bir arenaya mı çevirdi? Bunu hep birlikte konserde göreceğiz.
NARDİS’E DİKKAT
Bu arada Melody Gardot, Brad Mehldau, Emiliana Torrini’ye ve Erkan Oğur, Alim Asimov ve Derya Türkan’ı bir araya getiren projeye dikkat.
Festivalin heyecan veren mekânlarından biri yine Nardis. Hacmi küçük, misyonu büyük mekân, beş enteresan buluşmaya ev sahipliği yapacak. Kim bilir neler olacak, Cenk Erdoğan ile Tineke Postma, Genco Arı ile Ada Rovatti, Yıldız İbrahimova ile Mike Del Ferro, Kamil Erdem ile Rene Sopa, Nilüfer Verdi ile Andreas Buchmann, Ayşe Tütüncü ile Mathias Eick buluştuğunda? Nardis’teki bu bir kereye mahsus özel projeler önemli.
Herkese iyi eğlenceler…
Caz krize direniyor
Konu Sahibi / Yazar
Dogan
Kategori / Forum
Önemli Günler, Etkinlikler
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
2783
Caz krize direniyor
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi