Hikmet Sami Türk, Banu Güven'in sorusunu yanıtlamak istemedi ancak...
Canlı bomba eyleminin hedefi olan Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk dün olaydan hemen sonra NTV'de Banu Güven'in programına konuk olarak katıldı.
Türk'e göre bu saldırının sebebi kendi bakanlığı döneminde gerçekleştirilen "Hayata Dönüş Operasyonu"ydu. Eski Bakan hiç beklemediği bir soruyla karşılaştı.
Banu Güven canlı yayında bakana "içiniz rahat mı?" diye sordu...
EYLEMLER BİZİ YOLUMUZDAN ÇEVİREMEZ
Banu Güven "Neler yaşadınız? Neler hissettiniz bugün?" diye sorarak başladı röportajına. Hikmet Sami Türk "Ben Adalet Bakanlığı yaptığım günden bu yana, özellikle cezaevinde hayata dönüş operasyonu gerçekleştirdiğimiz günden bu yana bu şekilde tehditlerin hedefi olan bir insanım" dedi ve bu eylemlerin kendisini çok fazla etkilemediğini söyledi.
Sözünü de "Bu hiçbir zaman bizi izlediğimiz yoldan çeviremez" diye bağladı.
"İÇİNİZ RAHAT MI?"
Banu Güven'in sıradaki sorusu Bakanın "izlediği o yolla" ilgiliydi. Güven önce "Hayata Dönüş" operasyonuyla ilgili bilgi verdi. "8 yıl sonra dava dün zaman aşımından düştü. Müdahil avukatların 'burada silahlı direniş yoktu' açıklamasına savcının da son aşamada katıldığını gördük" dedi ve o zor soruyu sordu:
"32 kişinin hayatını kaybettiği adıyla çelişkiye düşmüş bu operasyon konusunda içiniz rahat mı? Bir hukukçu olarak davanın zaman aşımından düşmesini nasıl eğerlendiriyorsunuz?"
Biraz bozulan Türk sorunun ikinci kısmına cevap vermeyi tercih etti: "Bir defa şunu söyleyeyim. Olayda 2 jandarmamız şehit oldu, 30 tutuklu ya da hükümlü yaşamını kaybetti. Bunlar çok üzücü olaylar. Bu çeşit çok sanıklı davalar kolay kolay çözülmüyor. Keşke daha evvel sonuçlansaydı. Keşke karara bağlansaydı..." dedi.
'SUS YOKSA GİDERİM' SİNYALİ
Ama Güven o soruyu sormakta çok ama çok kararlıydı. Bir kez daha "Peki sizin içiniz..." diye başladı konuşmaya ama eski adalet bakanı da soruyu sordurmamak için elinden geleni yapıyordu. Güven'in sözünü kesti ve "Lütfen diğer televizyoncu arkadaşlara haksızlık etmeyelim... Onlara da katılacağım, son soru?" diyerek Güven'e "o soruyu sorma, giderim" mesajını verdi.BAŞKA TÜRLÜ GERÇEKLEŞSEYDİ DİYOR MUSUNUZ?
Banu Güven bu kez biraz daha yumuşatarak konuğuna şu soruyu yöneltti:
Bu operasyon başka türlü gerçekleşmiş olsaydı diye düşündüğünüz oluyor mu sayın bakan?
Türk'ün cevabı şöyleydi: "Hayır başka çare yoktu. 60 gün süren ölüm orucunun sona erdirilmesi için her türlü girişim yapıldı ve bu operasyon ölüm oruçlarına son verilmesi, gençlere ölüm orucu yapmaları konusunda baskı yapan teröristlere karşı yapıldı ama maalesef direnişle karşılaşıldı."
HAYATA DÖNÜŞ OPERASYONU NEDİR?
O GÜN NELER OLMUŞTU?
Cezaevlerinde F Tipi hücre sistemine geçilmesine karşı çıkan ve bu nedenle açlık grevi ve ölüm orucu başlatan sol görüşlü tutuklu ve hükümlülere yönelik olarak 19 Aralık 2000 tarihinde 21 hapishanede eş zamanlı olarak başlatılan "Hayata Dönüş" operasyon, 30 mahkum ve 2 askerin, sonrasında süren eylemler nedeniyle de 120'den fazla insanın yaşamına mal oldu.
KADINLAR SİNİR BOMBALARIYLA ÖLDÜLER
Bayrampaşa Kapalı Cezaevi'ndeki C-1 koğuşundaki kadın tutukluların güvenlik görevlilerinin kullandığı "göz yaşartıcı, gaz ve sinir bombalarının çıkardığı yangında öldükleri" belirlendi. Adli tıp uzmanlarının raporunda, yanarak ölen kadınların giysi parçaları ve ciltlerinde yanıcı olan solvent maddelerinin bulunduğunun tespit edildiği vurgulandı. Yine Adli tıp raporuna göre silahlı bir direniş olmamıştı.
JANDARMA DA JANDARMANIN SİLAHIYLA ÖLDÜ
Bu operasyon sırasında Ümraniye Kapalı Cezaevi'nde Uzman Çavuş Nurettin Kurt ile Çanakkale Kapalı Cezaevi'nde Mustafa Mutlu adlı iki asker de yaşamlarını yitirmişti. İlk olarak, Nurettin Kurt’un "teslim ol" çağrılarına ateşle karşılık veren mahkumlarca vurulduğu açıklanmıştı.
Ancak Kurt’a yapılan otopside ölüme yol açan yaralanmaya “yüksek kinetik enerjili bir silahın” sebep olduğu belirlendi. Ümraniye Cezaevi’nden çıkarıldığı iddia edilen beş adet tabancanın içinde “yüksek kinetik enerjili silah” olarak kabul edilen uzun namlulu silahlar yoktu.
Ayrıca silahın mahkûmlarda olmayan uzun namlulu bir silah olduğu belirlendi ve Kurt'un ölümüne yol açan silahın mahkûmlardan elde edildiği öne sürülen silahlar olmadığı ortaya çıktı. Raporda, ölüme yol açan silahın sadece Kalaşnikof ya da G-3 piyade tüfeği olabileceği belirtildi ve Kurt'un askerlerin silahıyla öldüğü kesinleşti.
TÜRK 'KALEŞNİKOFLA ATEŞ EDİLDİ' DEDİ İÇERDE KELEŞ YOKTU
Adli Tıp uzmanlarının raporlarına göre, Bayrampaşa Cezaevi'ne yapılan operasyon hakkında söylediği "Kalaşnikofla ateş ettiler" diyen bakan Türk'ün demeçlerinin asılsız olduğunu ortaya koymuştu. Rapor'a göre "koğuşlardan ateş edilmemiş, öldürücü dozun üzerinde gaz bombası kullanılmıştı".