]Bir yazarın kaleminden;
En iyisi; Can Dündar’ı asalım!
Türkiye iki aydır “Mustafa” filmini tartışıyor.
Belgesel bir çalışmayı, sinema salonlarında gişeli olarak oynanmasını sağlayıp salonların önünde uzun kuyruklar oluşturan Can Dündar, doğumundan 127 yıl geçmesine karşın Mustafa Kemal Atatürk’ü güncel ilgi odağı olmasını sağladı.
Böylesi bir başarı cezasız kamamalıydı!
Türkiye hasretle bu filmi bekliyordu. Şimdiye kadar hiç kimse Atatürk’ün hayatına ilişkin belgesel bir film çekme cesaretini gösterememişti.
Neden?
Çünkü bu cesareti gösterenlerin ağızlarına yüzlerine edilebilirlerdi.
Böylesi korkunun yabana atılmayacağını Can Dündar’a gösterildi.
Can’ın filmi “Mustafa” bir sinema belgeseli olmaktan çıktı, uluslararası güçlerin –yedi düvel demek daha yakışık alır- topluca taarruzu haline geldi.
Bir şeyler yapmak gerekiyordu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yaptı: Can Dündar için soruşturma başlattı!
Mustafa filmi ile ilgili suç duyuruları, adresine ulaştı. Savcılık raftan boş bir telli dosya çekerek içini doldurmaya başladı.
Can’ın canını çıkartacak ilk hamle İstanbul Teknik Üniversitesi kısaca İTÜ’den -yaşını başına almış anlamında- iki “büyük” bilim adamından geldi. Prof.’lar, hiç kimsenin tespit edemediği gizli gerçekleri “haşırt” diye ortaya koydular:
“Filmde Atatürk’e pofur pofur sigara içirterek sinema tarihinin en büyük sigara reklamı yapılmaktadır. Gençlerin etkilenmemesi için film derhal yasaklanmalı, yönetmeni de cezalandırılmalıdır!”
Aslanlar!.. İşte “adam gibi” bilim adamı böyle olur.
Kim demiş ki, biz adam olmayız?
İki profa bakıp görün halimizi…
Savcılığın önünde bir başka suç duyurusu daha var ki, İstanbullu bilim adamlarının “Mustafa filmindeki gizli amaçları tespit etme” bakımından ne kadar amatör kaldıklarını da gösteriyor:
“Filmin müziğinin Ermeni Goran Bragoviç’e yaptırılması, karga kovalama sahnesinde bir Yunan çocuğun oynatılması, filmin dağıtımının da Warner Bros tarafından yapılması, açık olarak gösteriyor ki, film ülkemizi parçalamak isteyen uluslararası planın bir parçasıdır.”
Uluslararası plandan “bir parça” olan Mustafa filmi ile güzel ülkemizi paramparça etmek isteyenlere karşı… Öyle ya, Can Dündar bu filmi tek başına yapmadı. Oyuncu, kameraman, asistan, koordinatör, yapımcı, yönetmen yardımcısı, set ekibi kılığına bürünmüş bir gizli örgütün varlığı inkar edilmez. Mustafa filmini ortaya çıkartanların tamamı bir örgütün hiyerarşi içindeki elamanlardır. Lideri Can Dündar’ın İngilizce bildiğini de hesaba katarsak örgütün uluslararası yüzü kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
Mustafa filminde 114 saniye sigara içiyor şeklinde gösterilen Atatürk’ün gerçekte sıkı bir sigara tiryakisi olması Can Dündar’ın suçunu hafifletmez. Atatürk ülkeyi kurtarmak için sigara içiyordu. Can Dündar ise ülkeyi bölüp, parçalamak ve ulu önderi gençlere kötü örnek oluşturmak amacıyla sigara içiyor gibi göstermektedir.
Yüce önderin sigara içmesi önemli değildir. Ayrıca da hiç kimseyi ilgilendirmez. Ama onun filmde sigara içiyormuş gibi takdim edilmesinin altında hangi planların olduğunu görmeyecek kadar saf olamayız.
Mustafa hakkında önemli bir dava konusu da “kadın düşkünü” meselesidir.
Mustafa Kemal yakışıklığıyla her zaman dikkat çeken bir Osmanlı subayı olarak Saray kadınları arasında “Altın Gül” lakabıyla anıldığını Kenize Murat, annesi Padişah V. Murat’ın torunu Selma Sultan’ın hayatını anlattığı “Saraydan Sürgüne” adlı 700 sayfalık kitabında yazar.
Kadınların kalbini hoplatan karizmatik bir komutanın, bu yönünden bahsetmemek başlı başına bir iftira olabilirdi. Zaten yazdığı “Bozkurt” adlı kitapla Atatürk’ün özel hayatı hakkında soru işaretleri oluşturup, bazı imalarda bulunan İngiliz yazar H.C. Amstrong varken bir de siz çıkmayın yapabilirdik.
Ne yani Atatürk kadına ilgi duymuyor muydu?
Diyebilirdik!
Ama bir kadınla evlenip, bir kadınla da mektuplaşmasını abartarak vermek… Nasıl bir abartmaysa? Onu henüz tam oturtamadık!
Ama olsun, Can Dündar’ın bu “Atatürk ve kadın” meselesinde bizim tam olarak anlayamadığımız bir fenalık yaptığı kesindir. Bu konuyla ilgili uzmanlar konuyu uygun bakış açılarını oluşturup elbette savcılığın önüne koyacaklardır.
Can Dündar ise film vizyonu girdiğinden beri durmaksızın Mustafa’yı savunmaktadır. Üstelik de bunu büyük bir bilinçle yapmaktadır:
-Bu benim Mustafa Kemal Atatürk’üm!..
Ülke olarak bir ağızdan haykırıyoruz:
-Hayır Can efendi, Atatürk senin değildir, hepimizindir!
Eklemeden olmaz:
-Hepimiz derken herkes üstüne alınmasın, aslında Atatürk bizimdir!
Uzun lafın kısası Can Dündar’a açılan davaları uygun bir ağır ceza maddesi altında toplayalım. Ona ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verelim. Hatta bir adım daha atalım:
-Can Dündar’ı asalım!
NAZIM ALPMAN
-Can Dündarâı asalım!
Konu Sahibi / Yazar
AYFER
Kategori / Forum
Agora (Meydan Yeri)
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
3015
-Can Dündarâı asalım!
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)