You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Bozatlı Hızır, Hıdırellez'dir !!!!! (Cemal Şahin)

Bozatlı Hızır, Hıdırellez'dir !!!!! (Cemal Şahin)

Administrator
Bozatlı Hızır, Hıdırellez'dir !!!!! (Cemal Şahin)
Cemal Şahin'in "Hızır-Hıdırellez" İkilemi....

Durmak yok, dejenerasyona devam....


Hızır İnancı
[Resim: enver_cemal_sahin.jpg]

Hızır, Alevi topluluklarında darda kalanlara yardım ettiğine, sıkıntıya düşenlerin sıkıntısını giderdiğine, çağırıldığında yardıma koştuğuna inanılan ulu bir kişiliktir. Türkmen topluluklarında genellikle “Boz Atlı Hızır” olarak isimlendirilir.

“Hızır yoldaşın ola, Yetiş Ya Hızır, Kul bunalmayınca Hızır yetişmez.” Halk arasında kullanılan bu deyimlerden de anlaşılacağı gibi Hızır, yardıma muhtaçların, darda kalanların yardımına koşan bir kurtarıcıdır. Halk inançlarına göre, ölmezlik sırrına ulaşmış bir ermiş kişidir. Hızır, halk arasında aksakallı, nur yüzlü bir yaşlı, bilge ve kurtarıcıdır. O, kendisini yardıma çağıran herkese boz atıyla uçarak yetişir. Bastığı yerlerde güller, çiçekler açar. Ekinler yeşerir, bülbüller ötmeye başlar. Elini sürdüğü kişi dertlerden, hastalıklardan, uğursuzluklardan arınır, ömür boyu sürecek mutluluk sırrına ulaşır.

Bir Söylence Göre: Nuh peygamberin gemisi fırtınaya tutulmuş, halk: " Ya Hızır, bizi kurtar!" diye yalvarıp yakarmış. Allah halkın duasını kabul edince fırtına da dinmiş. İşte o zaman Hızır’a, kurtarıldıkları için üç gün oruç adamışlar. İnsanlar bu orucu darda kaldıklarında, Hızır'ın yardımcı olması için tutarlar. Hızır Orucu, Alevilikte yaygın olarak tutulan bir oruçtur.

Dilek tutma törenleri 6 Mayıs "Hıdrellez", tüm yurtta şenliklerle kutlanır. Tutulan dileklerin gerçekleştiğine inanılan "Hıdrellez" geleneği, Anadolu dışında, Orta Asya ve Türk Cumhuriyetlerle Balkanlar’da da sürdürülüyor. Hıdrellez tüm yurtta çeşitli etkinliklerle kutlanır. Hatay'ın İskenderun İlçesi'nde Hıristiyan ve Müslümanlar kilisede bir araya gelerek Hıdrellez kutlayıp, "barış dileği" tutarlar. İskenderun'da her yıl St. George Kilisesi'nde kutlanan bahar bayramında, bir araya gelen çeşitli din ve mezheplerden insanlar tutup dualar okur. Kilisenin içindeki sandalyelere, masalara, duvarlara ve kâğıtların üzerine dileklerini yazan yüzlerce insan, geleneklere uyup kibrit çöpleri kullanarak, isteklerini yerde şekillerle ifade etmek içim birbirleriyle yarışırlar. Kutlamaya katılan herkes barış için dua ederken, mutlu bir yuva kurmak, üniversiteyi kazanmak ve ev, araba dileklerinde de bulunurlar. Dualar ve dileklerden sonra Hıristiyan cemaatinin katılımıyla ayin düzenlenir. Hıdrellez günü, bahar bayramı niteliği taşımakla birlikte, aynı zamanda Hızır'ın olağanüstü özelliklerinden yardım sağlama inanışıyla birleşmiştir. Hıdrellez geleneği, Anadolu'nun dışında Azerbaycan, Kırım, Balkanlar ve Orta Asya'da da yaşatılıyor.

Anadolu Alevilerinde de Hızır inancı çok güçlüdür. Boz atlı Hızır için üç gün oruç tutulur.

Anadolu’da oluşan Hızır kültürünün kaynağı bir söylenceye göre Hızır (Hıdır) Peygambere dayanır. Hızır Arapça Al-Hazır, Al-Hızır (Yeşillik) anlamında bir sıfat olmakla beraber; bir peygamber, nebi, veli ya da bir ulu kişi olarak anılır. Genellikle ismi İlyas peygamberle beraber söylenir. Buda Hızır-İlyas zamanla “Hızır-Ellez” veya “Hıdrellez” şeklinde yerleşmiştir.

Hızır inanışının önce Mezopotamya da ortaya çıktığı, buradan Yahudi geleneklerine ve inancına girdiği, oradan da gerek Hıristiyan gerekse Müslüman inancına geçerek önemli oranda yayıldığı görülmektedir.

Hızır’ın temel özelliği, Abıhayat’ı (Bengi su) içerek ölmezlik mertebesine ulaşmasında yatar. İnsanoğlunun ölüm karşısındaki çaresizliğinin ve arayışının bir sembolü olan Hızır, o

Orta Doğu mitolojisinin temel unsurlarından biridir. İnanç alanında oluşturduğu bu olgu halk arasında çok canlı ve güçlü tutulmaktadır.

Anadolu Aleviler içerisinde çok yaygın olan bir söylenceye göre: Çok eskiden, ülkenin birinde çok zalim bir padişah varmış. Bu padişah, halkına çok zulüm yaparmış. Padişah, “abıhayat” suyu içerek ölümsüzleşmek ister. Ülkesindeki müneccimleri çağırır; “Bana, abıhayat suyunu bulun” der. Müneccimler bir araya gelip, “remil” atarlar. “Padişahım, abıhayat suyunu bulsa bulsa Hızır ve İlyas adlarındaki kardeşler bulur” derler.

O ülkede Hızır ve İlyas adlarında anne ve babaları hakka yürümüş ve dedelerinin yetiştirdiği iki kardeş varmış. Bu kardeşlerlesin her ikisi de çok yardımsever imişler. Zorda kalan insanlara yardım ederlermiş ve bu nedenle insanlar tarafından çok sevilirlermiş. Padişah, Hızır ve İlyas kardeşleri huzuruna getirttirir. “Gidin bana abıhayat suyunu bulun getirin, getirmezseniz ikinizin de kellesini kestiririm” der. Hızır ve İlyas kardeşler abıhayat suyunun nerede olduğu konusunda hiç bilgileri yokmuş. Düşüne düşüne dedelerinin yanına gelirler. Dedeleri, “Niçin böyle düşüncelisiniz?” der. Onlar da padişahın abıhayat suyunu kendilerinden istediklerini, yoksa ikisinin de kellelerini vurduracaklarını söylerler. Dedeleri onlara derki:

“Bir tepsi içerisini ölü bir balık koyun. Dünyanın her tarafını karış karış gezin. Tepsinin içerisindeki balık hareket etmeye başladığında bilin ki abıhayat suyuna yaklaşıyorsunuz.” Bunlar dedelerinin dediği gibi ölü bir balığı tepsinin içerisine korlar ve dağ taş dolaşmaya başlarlar. Az giderler uz giderlerken, bir yere vardıklarında balık hareket etmeye başlar. Abıhayat suyunu böylelikler bulurlar.

Abıhayat suyunu bir kaba koyup, padişaha getirirken birbirlerine; “Biz bu suyu padişaha verdiğimizde, padişah ölümsüzleşecek. O zaman ülkenin halkına daha çok zulüm yapacak. Bu suyu padişaha götürmeyelim, biz içelim” derler. Suyun yarısını biri, öbür yarısını diğeri içer ve ölümsüzleşirler.

İlyas, deryaya (deniz) girip kayıp olur. Hızır da karada kayıp olur.

Bu efsaneye göre, karada darda kalanların imdadına Hızır’ın, deryada darda kalanların imdadına da İlyas’ın yetiştiğine inanılır.

İkinci bir söylenceye göre ise: Hızır Aleyhisselam, İlyas Aleyhisselam ve İskender-i Zülkarneyn birlikte abıhayat suyunu aramaya çıkmışlar. Bir süre sonra karanlıklar ülkesine dalmışlar. Hızır ve İlyas ölmezlik suyunun kaynağını bulup içmişler fakat İskender’e söylememişler.

İslam Sofi’leri içerisinde ise Hızır genellikle “veli” sayılmıştır. Hızır Mutasavvıflar arasında “mürşit” pozisyonundadır. Yani insanları aydınlatan biri sayılır. Hızır’ın içtiği abıhayat ise tasavvufta “bilgi, irfan, feyiz, neşe, aşk, vuslat, söz ve şiir” anlamına gelecek biçimde kullanılmıştır.

Halk arasında inanışa göre ise; Hızır her konuda her şeyi bilen birisidir ve yeryüzünde tanrının bir nevi vekilidir. Hızır ve İlyas sağdır. Yaşamaktadır. Hızır karada, İlyas denizde yardıma muhtaç olanlara, zor durumda kalmış olanlara yardım ederler. İmdat isteyenlerin imdadına yetişirler. Hızır ve İlyas yılda bir kez (6 Mayıs hıdrellez gününün gecesi) bir gül ağacının dibinde buluşurlar.

Hızır ve İlyas inancı Alevi düşüncesine ve inancına en yoğun biçimde girmiştir. Öyle ki; Hızır için “Hızır Orucu” tutulur ve dördüncü gün bayramlaşılır.

Hızır orucunun son gününde her ev keşkek/keşgâh (yarmadan yapılan etli yemek) pişirirler. Köydeki evlerden en az bir kişi önceden kararlaştırılan bir evde toplanırlar. Pişirilen yemekler o eve getirilir. Topluca getirilen yemekler yenilir. Hızır ceminin ne zaman ve kimin evinde yapılacağı kararlaştırılır. Bu hizmetler için kimlerin görevli olacağı belirlenir. Görevli kişiler ev ev dolaşarak Hızır kavutunun içine katılacak şeker almak için bir şeyler (un, buğday, bulgur ya da para) toplarlar. Sonra da topladıkları erzakları paraya çevirirler ve şeker alırlar.

Cemden bir gün önce, kavrulmuş buğday, eltaşlarında çekilerek, un haline getirilir. Buna “Hızır kavutu” denir. Her ev Hızır Cemi yapılmadan bir gün önce, bir tepsinin üzerine Hızır Kavutu (Kavrulmuş buğdaydan yapılan un) kor ve üzerini bir temiz örtü ile örttükten sonra, evin ıssız bir yerine korlar. Hızır’ın gelip bu una dokunarak bir işaret bırakması beklenir. Çünkü Hızır’ın uğradığı eve bereket, sağlık ve düzen geleceğine inanılır. Eğer, sabah kalkıldığında un üzerinde bir iz veya işaret görülürse o eve Hızır uğradığına inanılır. Hızır’ın un üzerine iz ve işaret bırakarak onurlandırdığı ev sahipleri, gücü yetiyorsa mutlaka kurban keser ve çevreye dağıtırlar. Cem yapılacağı gün, bütün köylü kavrulmuş buğdaydan yaptıkları unları, cem yapılacak eve getirirler. Yine, önceden imece usulü ile topladıkları paralarla aldıkları şekerleri, şerbet haline getirerek gençler tarafından unla karıştırılarak “Hızır kavut topu” yaparlar ve cemde herkese eşit şekilde dağıtılır.

Hızır orucu, eski takvim (rumi) aylar hesabına göre 31 Ocak ile 2 Şubat arasında (3 gün) tutulurdu. Ancak, bu ayları şimdi kullandığımız miladi takvime çevirirsek, 13-14-15 Şubat günlerine gelmektedir. Oruç bu günlerde tutulur.

Cemal Şahin
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Merkez
Yürütme Kurulu Üyesi, Basın Yayın Sekreteri
Ve Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim
Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi



Not: Yukarıdaki görüş ve düşüncelerin zohreana.com ve zohreanaforum.com ile bir ilgisi bulunmamaktadır...
Posting Freak
Bozatlı Hızır, Hıdırellez'dir !!!!! (Cemal Şahin)
Alıntı:Cemal Şahin
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Merkez
Yürütme Kurulu Üyesi, Basın Yayın Sekreteri
Ve Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim
Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi

Cemal Şahin'in görev yaptığı kuruluşlara bakınca Alevi biri olduğu anlaşılıyor.
Ancak anlattıklarını bir masal formatı biçiminde anlatıyor.
Anlattıklarına inanmadığı hemen anlaşılıyor.
Bu insanlar Alevilik inancına sahip olmadıkları halde Alevicilik yapan insanlardır.

Alıntı:Hızır inanışının önce Mezopotamya da ortaya çıktığı, buradan Yahudi geleneklerine ve inancına girdiği, oradan da gerek Hıristiyan gerekse Müslüman inancına geçerek önemli oranda yayıldığı görülmektedir.

Alevi inanç esaslarını Muhamme Ali, Horasan ve Kerbela'ya değil de Mezopotamya'ya bağlamak bana Kürt Aleviciiği'nin bir taktiği gibi geliyor.

Alıntı:Bir Söylence Göre: Nuh peygamberin gemisi fırtınaya tutulmuş, halk: " Ya Hızır, bizi kurtar!" diye yalvarıp yakarmış. Allah halkın duasını kabul edince fırtına da dinmiş. İşte o zaman Hızır’a, kurtarıldıkları için üç gün oruç adamışlar. İnsanlar bu orucu darda kaldıklarında, Hızır'ın yardımcı olması için tutarlar. Hızır Orucu, Alevilikte yaygın olarak tutulan bir oruçtur.

Alevi inançları söylencelere değil gerçeklere dayanır. Hızır orucu'nun kaynağını izah ederken çok bariz mantık hataları yapılmıştır.
1- Halkı gemisine alarak kurtaran Nuh peygamber olduğuna göre neden oruç ona adanmamıştır?
2- Halkın duasını kabul eden Allah olduğuna göre oruç neden Allah'a adanmamıştır.
3- Bu günün şartlarında insanlar çok yoğun olarak darda kalmaktadırlar. Bu durumda yılın bir çok gününü oruçlu geçirmemiz gerekmez mi?
4- Fırtınadan kurtulan halkın Alevilerle ne gibi bir bağlantısı var ki Hızır orucu Aleviler arasında yaygın olarak tutulmaktadır.
5- Alevilikte yaygın olarak tutulması Hızır orucunun Alevilik inancının bir ibadeti değil de bir gelenek olduğu anlamına neden olmaktadır.

Sonuç olarak bu arkadaşların Aleviliği tanımadıkları Alevilik inancına bağlı olmadıkları, konjonktür gereği Alevicilik yaptıkları anlaşılmaktadır.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Bozatlı Hızır, Hıdırellez'dir !!!!! (Cemal Şahin)

Bu şahsa kendi kafasında oluşturmuş olduğu ütopyasınsa mutluluklar dilerim.Ama artık Aleviliği asimile ettikleri yeter de artar.

Biz insanlara yolumuzu nasıl doğru anlatırız derdindeyiz adam iyice kafaları karıştırarak bölücülük ve inanç kıyımı yapmaktadır.

Böyle insanlar saçma sapan dayanağı olmayan kaynaklarla fütursuzca açıklamalarına devam ederse sadece kabile reisi olabilir.

Çünkü bu açıklamalarla ancak bir avuç insan peşinden koşar.
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.

Mustafa Kemal Atatürk
Administrator
Bozatlı Hızır, Hıdırellez'dir !!!!! (Cemal Şahin)
Alıntı:hızır orucu, eski takvim (rumi) aylar hesabına göre 31 ocak ile 2 şubat arasında (3 gün) tutulurdu. Ancak, bu ayları şimdi kullandığımız miladi takvime çevirirsek, 13-14-15 şubat günlerine gelmektedir. Oruç bu günlerde tutulur.

cemal şahin

Sayın Cemal Şahin,

bir şekilde Hızır orucunu miladi takvime çevirip sabit bir tarihte tutulduğunu ifade ediyorsunuz. Anladığım kadarı ile böyle olması gerektiğini kabul ediyorsunuz..

Peki konu İmam Hüseyinin yas-ı matemi olunca tutumunuz ne oluyor?

Kurumunuz neden her yıl farklı tarihlerde aşure etkinlikleri yapıyor?

Duruma göre mi hareket ediyorsunuz?

Bu ne garip bir çelişkidir?
Administrator
Bozatlı Hızır, Hıdırellez'dir !!!!! (Cemal Şahin)
Alıntı:hızır orucu, eski takvim (rumi) aylar hesabına göre 31 ocak ile 2 şubat arasında (3 gün) tutulurdu. Ancak, bu ayları şimdi kullandığımız miladi takvime çevirirsek, 13-14-15 şubat günlerine gelmektedir. Oruç bu günlerde tutulur.

cemal şahin

[COLOR="Indigo"]

dostum dostum güzel dostum...

bu ne beter çelişkidir bu..

bu ne çıldırtan asimilasyon çabası bu..

cehalet döker bir yanınız..

bir yanınız işgüzarlık..
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Junior Member
Bozatlı Hızır, Hıdırellez'dir !!!!! (Cemal Şahin)
yorum yapamaz oldum bilmiyorum kafam karıştı bu tarihler neden sürekli değişiyor yada bilinen bi olay neden başkalarınca daha farklı anlatılıyor hepsine saygım sonsuz bilgiyi paylaşmak tabiki herşeyden güzell tabiki böyle münazaralar yapacağız aramızda ancak bir olalım diyoruz ama görüşlerimiz düşüncelerimiz anlayışımız bile kendi içinde bölünüyor neden böyle herşey kendi içindede farklı görüşlerle karşımıza çıkıyor aynı olsa bile ?? paylaşım güzel bilgi vermeye anlatılmaya çalışılmış gerçekten hoş bu hassasiyeti kesinlik bildiren derin çizgilerimizi bilgilerimizi genişletmemiz gerek tek bir yldan ilerlememiz gerek bu yolda bi önderimiz var ALLAH ALLAH
Posting Freak
Bozatlı Hızır, Hıdırellez'dir !!!!! (Cemal Şahin)
biz HIZIR orucunu soylenmedıgı ıcın anlatılmadıgı ıcın bılmıyorduk. evlendım ankaraya 1980 de yerlestık ozaman her memleketın ınsanları belırlı aylarda tuttugunu duydum hızır orucu tutuyoruz dedıklerınde ben sadece hı... dıyordum zamanla PİRZÖHREANAM a geldıkten insanlara orucları anlatmaya basladı sorularımızı yanıtlamaya basladı yanı gerceklerı soylemeye basladı o zaman hızır orucunu tuttuk muharem ayı orucunu annemler onbes gun tutarlardı uc tanesı ebamuslum onıkı tanede İMAMHÜSEYİN ıcın tutarlardı sonra yemek verırlerdı ama muharrem ayı orucunu her aya getırırlerdı yanlıslıgını PİRİMDEN ogrendık. bılmıyorduk hıdırrellez gunu nısanlılı genc kızlar ıcın koyun suslenır konuya komsuya haber verılır koyun gezdırılırdı hedık pısırılır ıkram edılırdı bır hafta sonra koyun kurban edılırdı kesılır davullarla zurnalarla eglenılır gulunurdu. bız boyle gorduk ama bılmıyorduk zararın neresınden donersen kardır derler bızde öyle yaptık zarardan donduk sukur ALLAHIMA tesekkur ederım PİRZÖHRE ANAMA ŞAHIMERDANIMA ALLAHIMA sukurler olsun bızlerı aydınlattıgı ıcın mınnettarız ALLAH basımızdan eksık etmesın bu yol bızım yolumuz ınananların yolu.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.