Cemaat:
’Buyurdu ki ey mefkure, bu kimin hakkıdır, kime veriyorsun?..’
Hükümet:
’Biz oraya söylüyoruz, orası da bakıyor bu tarafına... Bakmak lazım öbür taraftan yani... İyi bir şey oldu mu, tarafında olmak lazım...’
*
Cemaat:
’Şimdi gördün ki firavun aleyhindeyse, o zaman diyeceksin ki şahsen ben doğru yoldayım... Değilse, demek ki değilsin, öbürü de zaten söyler değil olduğunu...’
Hükümet:
’Buyuruyor ki ey kulum ahiretini unutma... Şimdi hesap günü geldiğinde, bu bakımdan şeyini iyi yaptık diyoruz...’
*
Cemaat:
’Ben bu hadiseye Hudeybiye gibi bakarım... Orada şöyle şöyle olmuşsa, burada da şöyle şöyle olması mümkün müdür ki biz şöyle ya da böyle diyelim?..’
Hükümet:
’Yüreğinizi serin tutun... Buyuruyor ki kim ki yüreğini serin tutarsa o cehennem ateşinden uzaktadır, yani şeklinde...’
*
Cemaat:
’Desin ki yaptığımız hakikaten hayırlıdır, biz de deriz ki hayırlıysa bunun mükafatı vardır ya da yoktur, icap eder...’
Hükümet:
’Ne istediler de şunu şurasından vermedik?..’
*
Cemaat:
’Şöyle söylüyor, bakıyorsunuz, o dediği öyle değil... Demediği biçimde tezahür etmiş olduğu zaman, ben de derim ki niye öyle dedin, o da desin ki dedim...’
Hükümet:
’Ey değerli hizmet... Şimdi biz bir karar alıyoruz, sonra bakıyoruz ki kararımız geldiği nokta itibariyle iyi bir noktadaysa, noktayı şöyle koymuşsun, böyle koymuşsun ...’
*
Cemaat:
’Aç kapını... Aç kapını... Aç geçip gitsin kullara buyuruyor ki Yarabbim sen bu işe bir bak, nasıl olmuş, başkası olmuş mu, yoksa olmamış mı şeklinde söylüyor...’
Hükümet:
’Serin tut yüreğini...’
*
Cemaat:
’El innekul velev zelzele, kutbul hadise, külliyatı çarşaf dershane, kabul-ün tazyik bavul...’
Hükümet:
’Aleyhin inna velkullum ellezine futuret-el dünya, küllüyat-un takva, inna ki mukavim takla...’
*
Ne oluyor derseniz...
Sizin çocukların geleceğini konuşuyorlar...
Artık kimin elinde kalırsa bebeler...
Bekir Çoşkun;Dershane ...
Bekir Çoşkun;Dershane ...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi