- Bi kusur mu ettik ki beni çevirdiniz, diye sorması üzerine,
(dedenin tipi de molla gibiydi o zamanlar, çember sakal falan)

Polislerden biri:
- Oooo, hacı amcam, olur mu öyle şey, yanlışlık olmuş sen devam et yoluna.



10-12 yaşlarında ancayım, en üst kattaki komşumuzun evinde oynuyoruz, abim, ben, birkaç komşu çocuğu ama oyun demeye bin şahit lazım
eskiden 6 -7 halkalı çiçeklikler vardı bilenler vardır muhakkak, komşunun evinde de o çiçeklikten vardı ve abim komşu çocuklarını da yanına toplamış kimin kafası halkaya giriyor oyunu oynuyorlar
ben de heves ettim gittim yanlarına, baktım kafalarını halkanın içine geçiren geçirene, benim neyim eksik diyerekten ben de bir halka buldum kendime ve kafamı geçirmiş bulundum
kafam geçti geçmesine ama çıkmıyor

abimlere baktım istiflerini hiç bozmuyorlar kafam içerde kaldı halka demirden
ben ani bir korku içinde" semin alllahün el hamide " diyerek bağırmaya feryad figan etmeye başladım
(şaka tabi kulfuyü zor okuyordum duayı etmedim elbette)herneyse ben bağırıyorum:kafammmmm....anneeeeeeeeee....kafam sıkıştıııııı...annemler içeri girdiler ve dramımı gördüler annem ve beraberindeki kalabalık halkaya yapışmış çıkarmaya çalışıyolar ama ne mümkün o değil kulağım kafamdan önce kopacak
ben bağırıyorum bu arada kesiiiiinnnn, demiri keesinnnnn diye nasıl bir can havliyse her yolu söylüyorum... 
TÜLAY yazdı:Bu anım yaklaşık 2-3 yıl öncesinden. Aklımıza geldikçe hala çok gülüyoruz. Bir gün evde sadece Gülay ve benim olduğum sırada camdan ses gelmeye başladı. Biri cama taş atıyor..İlk seferde aldırmadık tekrarladı.. Biz korktuk tabii. Cesaret edip kapıyı da açamıyoruz, camdan kafamı çıkardım aşağıdan adam bağırıyor..Adamı gördükçe kaçıyorum valla bana birşey sorar diye.Çünkü anlamıyorumki ne dediğini.
- Hamza burda mı hamza?
Mahallede hamza adında bir komşumuz var, onu arıyor sandık. Evi tarif ediyoruz. Şurdan gidin, şöyle devam edin...
Adam yarıda kesip..
- Yok yok onu sormadım hamza nerde?
Biz tekrar..
- Tamam işte beyefendi, şurdan gideceksiniz, şöyle devam edip...
adam:
- Yav siz anlamıyonuz, amza nerde?
- Beyefendi sorduğunuz kişi, şöyle şöyle biri değil mi, kızları var falan diyoruz)))
Adam:
- Yok yokkk burda oturuyo, sizin üst kattaki amza, diyor. Oğulları var, üseyn amza varya, biri sizin baba deyince biz anladıkki adam dedemden bahsediyor.
"Amza" demekle "amca" demek istiyormuş, biz de amza hamza olarak anlıyormuşuz meğer(Adam Erzurum şivesiyle konuşuyor)
Adamın sözü üzerine biz..........![]()



burcu yazdı: Yıllar önceydi10-12 yaşlarında ancayım, en üst kattaki komşumuzun evinde oynuyoruz, abim, ben, birkaç komşu çocuğu ama oyun demeye bin şahit lazım
eskiden 6 -7 halkalı çiçeklikler vardı bilenler vardır muhakkak, komşunun evinde de o çiçeklikten vardı ve abim komşu çocuklarını da yanına toplamış kimin kafası halkaya giriyor oyunu oynuyorlar
ben de heves ettim gittim yanlarına, baktım kafalarını halkanın içine geçiren geçirene, benim neyim eksik diyerekten ben de bir halka buldum kendime ve kafamı geçirmiş bulundum
kafam geçti geçmesine ama çıkmıyor
abimlere baktım istiflerini hiç bozmuyorlar kafam içerde kaldı halka demirden
ben ani bir korku içinde" semin alllahün el hamide " diyerek bağırmaya feryad figan etmeye başladım
(şaka tabi kulfuyü zor okuyordum duayı etmedim elbette)herneyse ben bağırıyorum:kafammmmm....anneeeeeeeeee....kafam sıkıştıııııı...annemler içeri girdiler ve dramımı gördüler annem ve beraberindeki kalabalık halkaya yapışmış çıkarmaya çalışıyolar ama ne mümkün o değil kulağım kafamdan önce kopacak
ben bağırıyorum bu arada kesiiiiinnnn, demiri keesinnnnn diye nasıl bir can havliyse her yolu söylüyorum...
en sonunda kafamı halkadan çıkarmayı başardılar tabi herkeste bir kahkaha en önce abimde meğer onların kafalarını geçirdikleri halka büyükmüş meğer standart değilmiş bu meretin bütün halkaları ben en küçüğüne geçirmişim kafamı![]()
o günden beri aklıma geldikçe güldüğüm trajikomik bir anımdır, olaydan sonra 10 15 gün kulaklarımın arkasındaki kızarıklık ve acı geçmedi![]()


alemsiniz valla.

ve en küçük dayımın düğünü var Tunceli pertekte...ancak abimin ameliyatı hasebiyle annem düğüne katılamıyor babam çalışıyor ve aileyi temsilen ben gittim düğüne...bilmeyenler için küçük bir bilgi vermek gerekirse Tunceli'nin Pertek ilçesi fırata kıyısı olan bir ilçedir ve oradan feribotla Elazığ'a geçilir herneyse pertekteki düğün sonrası biz yani oğlan tarafı toparlandık ve feribotlara bindik Elazığ'a geçmek üzere ben, ortanca dayımın karısı iki çocuğu, diğer dayımın karısı iki çocuğu, büyük dayımın karısı iki çocuğu
şaka şaka büyük dayımın sadece kızı ve karısı vardı neyse baya kalabalık bir grup büyük dayımın büyük minibüsüne bindik, en arkada boş kısımda çocuklar ve başlarında durmak üzere ben oturuyoruz, önde de büyükler feribotun içinde karşıya geçiyoruz ama arabanın arkası küçük toysr's
çocuklar azdıkça azıyor benim küçük şaplaklarım fayda etmiyor, en büyük tehlike de nehrin üstündeyiz ve bebeler kafalarını ve gövdelerini camdan sarkıtıyorlar düştü düşecekler
ortanca dayımın karısı baktı ki bu iş böyle olmayacak en arkaya geldi güya çocukları susturacak, biz Elazığ sınırlarına girdik ama çocuklar susacak gibi durmuyorlar bizde ne kafa kaldı ne kulak...yengem en sonunda dayanamadı ayağından çıkardığı topuklu ayakkabısını azanlardan biri olan oğlunun erdem in kafasına geçirdi

Erdem'den ilk çıkan ses: Gaffffaammmmmmmmmmmm

o anı görmeniz lazımdı
ama vurma anında çıkan ses topuğun kafada meydana getirdiği hasarı kanıtlar cinstendi
Erdem'in kafasından aşağı kanlar süzülmeye başlayınca dayım durdurdu arabayı bir eczanenin önünde, o anda arkadaki arabada olan ortanca dayım erdem in babası geldi yanımıza ve erdem i kan revan içinde görünce çılgına döndü
erdem den yağmur gibi kan akıyor meğer ayakkabının topuğunun çivisi çıkmış kafayı çivi o hale getirmiş, tabi dayım oğlunu karısının bu hale getirdiğini öğrenince önce kapıya yeltendi açmak için büyük dayım çıkacak aile trajedisini önlemek için kapıyı kilitlemişti kapıyı açamadı
sonra camı açık buldu camdan içeriye atılmasıyla yengemin kolunu yakalaması bir oldu sinirle soruyor: naaptın, naaptın, bu çocuğun kafası ne, sen manyak mısın, angut musun sen diye sıralamaya başladı
en sonunda eczanede Erdem'i sargıladılar kanı durdurdular da herkes rahat bir nefes aldı...ama yengem köye kadar söylendi: Ben ne bilem anam çivisi çıkmış soyğanın, sonra erdem e doğru yaşamayasıca senin yüzünden oldu hep


herneyse taksiye bindik önce etlik acile gittik orası tadilatta olduğu için geri döndük bu arada annem kusuyor habire öyle böyle hasta değil yani...en son dışkapı acile geldik aman allahım acilin önü tüpgaz kuyruğu gibi
neyse biz ilerledik doktorun yanına geldik ben baktım orda annemden acili yok herkes turp gibi, doktor beye yanaşarak doktor bey dedim annem çok acil lütfen bakar mısınız zehirlendi dedim, doktor sinir edici bir rahatlıkla cevap verdi eliyle diğer hastaları göstererek: herkes acil, bekleyin:mad:ben sinir küpü oldum ama ne çare bekleyeceğiz bu arada annemi koridora oturttuk biz doktorun yanındayız bir de baktım annem öğürüyor, koridorda kimsecikler kalmamış
annemin dramını gören bir hasta kızım dedi ben yerimi veriyorum annene çok acil yazık dedi neyse allah razı olsun amcadan dedik ve doktorun yanına götürdük annemi, yalnız doktorun sakinliği verem etti bizi kadın öğüre öğüre insan bırakmadı çevresinde hala midesine bastırıyo bura acıyo mu şura acıyo mu, bir de dedik zamanı geçmiş maden suyu içtiğini, neyse velhasıl doktor reçeteyi yazdı elimize tutuşturdu ve ağzının içinde birşeyler geveledi önce kan odasına gidin, kan alınacak sonra da 25 numaralı odaya gidin serum takılacak...biz kan odasına gidiyoruz ama benim içime bir kurt düştü duyamadım çünkü doktor ne dedi 25 mi 23 mü...kan odasında annemin kanı alındı çıktık serum odasına doğru gidiyoruz ama hangi odaya
ya abi dedim bu angut doktor ne dedi???25 mi 23 mü, valla dedi abim ben de duyamadım şimdi sormaya gitsek azarlayacak gene, biz böyle sorarken birbirimize annemin bir kolundan ben bir kolundan abim tutmuş annem iki büklüm gidiyoruz bir bilinmeze
biz tartışırken bir de farkettik ki aşağıdan bir fısıltı geliyor
eğildik annem birşeyler diyor bize, kulağımızı doğrulttuk ne diyosun anne demeye kalmadı annemden yavaş ve kısık bir ses:


bir de serum odasına girdiğimizde annem elindeki selpakla sedyeyi silmeye kalktı o halinde anne diyoruz ne yapıyorsun, anam pis mi temiz mi kimbilir kim yattı diyor bize
teyzenin kolundan tuttum teyzede kilolu önünde gidiyorum
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.