Buna Ne Demeli? - Gündüz Akgül
8 Haziran 2009 tarihli yazılı medyada “Bakan Cemaat yemeğinde” başlıklı bir haber çıktı. Başlığın altında haber özetle şöyle devam ediyordu. “Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, memleketi Denizli’de resmi plakalı makam aracıyla, yanında Vali Yavuz Erkmen, AKP’li Belediye Başkanı Nihat Zeybekçi ve AKP Denizli Milletvekilleriyle birlikte Hacı Osman Nuri Kepenek hayrına, Nur Tarikatı’na bağlı Kepenek Cemaatince verilen yemeğe katıldı”
Laik Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları bu haberi okuyunca gülerler mi? Ağlarlar mı? Bilemiyorum.
Bildiğim bir şey varsa;
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, laik Cumhuriyeti kurduktan sonra, din konularıyla ilgilenen ve farklı bir düşüncede olan tarikatların, siyasi olaylarda etkili rol oynamaya başladıklarını ve laik Cumhuriyet için büyük bir tehlike oluşturduklarını görmüş 1925 yılı şubat ayında başlayan Şeyh Sait başkaldırısıyla (isyanıyla) olay netleşince 30 Kasım 1925 tarihinde çıkardığı 677 sayılı yasa ile Tekke ve Zaviyeleri kapatırken tarikatları da yasaklamıştır.
Büyük önder, 677 sayılı yasa ile fiiliyata geçirdiği düşüncesini 1923 yılında şu veciz sözleriyle yurttaşlarına açıklamıştır “Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve gerçek tarikat medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kâfidir.” (1923)
Henüz birçok uygar Avrupa ülkelerinde Kadının seçme ve seçilme hakları yokken büyük Atatürk 1934 yılında Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını tanımıştır.
Yasal durum böyleyken,
Büyük Atatürk’ün verdiği bu haktan yararlanarak Milletvekili seçilen Sayın Selma Aliye Kavaf, bu davranışı ile Atatürk’ün kemiklerini sızlatmış, yaptığı yemine aykırı davranmış ve devletin resmi arabasıyla tarikat yemeğine giderek görevini kötüye kullanmıştır.
Birer kamu görevlisi olan ve görevleri gereği laik Cumhuriyeti koruma ve kollama zorunluluğu bulunan Sayın Vali ve Belediye Başkanı, Bakanın bu eylemine katılmakla suç işlemişlerdir.
Büyük Atatürk, Cumhuriyet Savcılarını, devrimlerin en önemlisi olan laik Cumhuriyetin ödünsüz nöbetçileri olduğunu şu sözleri ile belirtmiştir. “Cumhuriyet Savcılarımızın, devrimin gerekleri etrafında, en kıskanç ve uzakları gören hassas nöbetçiler olmalarını, asıl görevlerinden sayarım.”
Sayın meslektaşlarımı göreve çağırmak, laik Cumhuriyete özde inanan bir yurttaş olarak hakkımdır sanırım.
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı
Bakan Tarikat Yemeğinde - Buna Ne Demeli? - Gündüz Akgül
Bakan Tarikat Yemeğinde - Buna Ne Demeli? - Gündüz Akgül
Bakan Tarikat Yemeğinde - Buna Ne Demeli? - Gündüz Akgül
Aslında onlar göründükleri gibi hareket etmişler ötekiler gibi samanın altında
gitmemişler.
Devam edinki pislikleriniz açığa çıksin.Sizi gidi yobazlar ülkenin adını makamını kullanın
sonrada gidip edepsizlerin sofrasına oturun.Yuh size.
gitmemişler.
Devam edinki pislikleriniz açığa çıksin.Sizi gidi yobazlar ülkenin adını makamını kullanın
sonrada gidip edepsizlerin sofrasına oturun.Yuh size.
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size
PİR ZÖHRE ANA
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size
PİR ZÖHRE ANA
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi