Basın Enstitüsü Derneği'nden yapılan yazılı açıklamada demokratik bir ülkede suç meydana gelmeden cezanın uygulanmasının mümkün olmadığına, böyle bir şeyin ancak totaliter rejimlerde rastlandığına dikkat çekildi. Yayınların yasaklanmasının basın özgürlüğüne aykırı olduğu vurgulanan açıklamada Aydınlık dergisinin Aralık sayısının toplatılması ve 1 ay süreyle yayın yasağı kararlarının ardında gerek Basın Yasası'nda, gerekse Terörle Mücadele Yasası'nda yer alan basın özgürlüğüne aykırı maddelerin bulunduğu belirtildi. İfade özgürlüğünün önünde büyük bir engel olan bu maddelerin yasalardan çıkartılması ve basın özgürlüğü kriterlerine uygun düzenlemeler yapılması için Basın Enstitüsü Derneği'nin Hükümet'e daha önce de çağrıda bulunduğu anımsatılan açıklamada şunlar kaydedildi:
"Bu çağrılarımız yanıtsız kaldığı gibi, Hükümet durumu düzeltmek yerine dünyayı Türkiye'de basın özgürlüğünün olduğuna inandırmaya çalışmaktadır. Basın Enstitüsü Derneği olarak çağrımızı tekrarlıyoruz. Yasalarda basın özgürlüğünü kısıtlayan maddeler ayıklanmalı ve yayın organlarının dağıtımının ve satılmasının engellenmesine ayrıca yayın durdurma cezalarına son verilmelidir."
"Basın özgürlüğü mü?"
Türkiye Gazeteciler Cemiyetinden (TGC) yapılan açıklamada da , Aydınlık dergisinin yayınının bir ay süreyle durdurulması kararının, ''Türkiye'de basın özgürlüğü olduğuna'' ilişkin açıklamaların gerçeği yansıtmadığını bir kez daha belgelediği belirtildi.
Yazılı açıklamada, 12 Eylül hukukunun uygulamaya koyduğu yayın durdurma yanlışının, günümüzde de sürüyor olmasının, sadece ifade özgürlüğünün değil demokrasi anlayışının da ne durumda olduğunu gösterdiği kaydedildi.
Bu gidişle Türkiye'nin dünya ifade özgürlüğü listesindeki 122. sırayı bile koruyamayacağı vurgulanan açıklamada, şöyle denildi:
''Basın Yasası'nda suç işlendiğine ilişkin iddialar kesinleşmeden, en fazla 3 nüshanın kanıt olarak alınabileceği ve diğer nüshaların satışta kalacağı vurgulanmışken, yayın durdurma kararının peşin bir cezaya dönüştürülmesini sağlayan kuralların varlığını anlamak olanaksızdır. İfade özgürlüğü kavramı ile çelişen, halkın bilgilenme hakkını da elinden alan yaklaşımın terk edilmesinin zorunluğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yayının bir ay süreyle durdurulması kararı, 'Türkiye'de basın özgürlüğü olduğuna' ilişkin açıklamaların gerçeği yansıtmadığını bir kez daha belgeledi.''