haticetül kübra yazdı:tüm dünyaya kafa tutan bir adamın hiçkimseye hiçbir zorunluluğu olamaz değil mi? evlilik dünyanın her yerinde bir prestij göstergesidir o zaman ki şartlar evlenmesini sadece gerektirmiş olabilir zorunlu degil;ayrıca can dündar'ın latife hanım belgeselini lütfen izleyiniz gerçekten iyi egitim almış 3 dil bilen dönemınde az rastlanılır bir hanım portresidir
Latife ve Fikriye (İki Aşk Arasında) Salih Bozok'un anılarından yazarı İsmet Bozdağ:
Kitabın içeriği, başlığından farklı olarak Atatürk'ün cumhuriyet yıllarında latife hanım ile olan ilişkisini, evlenmesini ve boşanma dönemlerini anlatıyor. Kitabın başlığı reklam amaçlı çünkü Atatürk’ün iki aşk arasında kalma gibi bir durumu yok ancak hem latife hem de fikriye Atatürk’ü çok seviyorlar tabi bunlardan bir tanesi Atatürk'ün ismine ve omzunda taşıdığı apoletlere duyulan bir sevgi.
Uzak akrabası fikriye Atatürk'e çok bağlı bir insan bu yüzden Fransa dönüşü Atatürk’ün evlenmiş olmasına ve latifenin gıcık tavırlarına dayanamıyor ve kafasına dayadığı tabanca ile intihar ediyor. Salih Bozok'un anlattıklarına göre fikriye Atatürk’ü gerçekten kalpten seven bir insan, Atatürk’ün Fransa dönüşü fikriye hanıma maddi yardımda bulunmak istemesini kabul etmiyor.
Salih Bozok İzmir’de yaşayan uşakizade Latife'nin Atatürk’ü çok sevdiğini anlatıyor tabi bu yazılanlar kitabın başında zamanla latife hanım'ın sevgisinin farklı olduğu anlaşılıyor. O dönemlerde resmi nikâh olmadığı için Atatürk ve latife aile arasında yapılan bir hoca nikâhıyla İzmir’de evleniyorlar.
Başlangıçta güzel olan şeyler zamanla değişmeye başlar. Latife hanım Ankara’da yaşamaya başladıktan sonra çirkin kaprislerini ortaya çıkarıyor. Atatürk’e, çalışma arkadaşlarına saygısız davranıyor, kimseyi takmıyor, türlü isteklerde bulunuyor Salih bozok'un bir cümlesine göre mecliste milletvekilliği dahi istiyor. Bu tavırlar ile Atatürk tam iki bucuk yıl dayanıyor. Bir gün latifenin, köşkün balkonundan, kapıda askerler ile konuşan Atatürk’e "kemal.. buraya gel.. mahalle arkadaşlarınla yarenlik bitti şimdi askerlerle mi içli dışlı oluyorsun koskoca adamsın !! "
şeklinde bağırması bardağı taşıran hatta taşırmakla kalmayan sel haline getiren son damla oluyor. Ataturk latife'den ayrılıyor.
Kitabın bir yerinde Atatürk yakın arkadaşlarına şöyle der "hayatımda yaptığım hatalardan biri de evlenmektir. işte görüyorsunuz... Ordular yönettim, meclisler yönettim, savaşlar yaptım kazandım ama bir kadını yönetemiyorum"