Atatürk Yüce'dir, Ulu'dur.
Erdal Sarızeybek Düşünce Kulübü Forumunda yazdığım Atatürk'le ilgili yazımı paylaşmak istiyorum.
"Sevgili Atatürkçüler,
Yüreğinizdeki Atatürk sevgisi kelimelerle ete kemiğe bürünüp görünür hale gelmiş.
Büyük sevginizi gözlerim yaşararak okudum.
İzin verirseniz ben de Atatürk hakkında inandıklarımı paylaşmak istiyorum.
Ben Alevi bir kardeşinizim. Bunu ayrımcılık anlamında söylemiyorum.
Kullandığım kavramların zeminini bilmeniz için ifade ediyorum.
Herkesin inanışına veya inanmayışına saygımı ifade etmek isterim.
1- Kurtuluş Savaşı'na hazırlık döneminde Mustafa Kemal Hacı Bektaş Dergahını ziyaret etmiş dergah ileri gelenlerinden 4 kişi ile bir toplantı yapmıştır. Bu toplantıda görüşmeciler onu "Kurtarıcı" olarak kabul etmişler ve yayınladıkları gizli belgede "Mustafa Kemal'e biat etmeyenler yol düşkünü" ilan edilmiştir. O toplantıda Mustafa Kemal "Cumhuriyeti" ilan edeceğini şimdilik gizli kalması şartı ile açıklamıştır. Görüşmeciler ona "Bekledikleri mehdi (kurtarıcı) " olduğunu söylemişlerdir. Pir Sultan Abdal'ın
"Yürü bre Hınzır Paşa,
Senin de çarkın kırılır,
Güvendiğin padişahın,
O da bir gün devrilir."
hikmeti, Osmanlı'dan zulüm gören Aleviler tarafından bir gün mutlaka gerçekleşek bir mesaj olarak beklenmekte , Mustafa Kemal beklenen bu günün lideri "Piri" olarak benimsenmektedir.
O günden beri dedelerimiz onu Mehdi, Kurtarıcı, Pir, Hacı Bektaşi Veli, Hz. Ali olarak kabul etmektedir. Alevi toplumunun ona bağlılığı ve sevgisinin temelinde bu inanış vardır.
Ona bağlılık ibadet olarak kabul edilmiştir.
2- Atatürk'ün kehanetleri olarak yayınlanan görüşleri, gelecek için söyledikleri ve bir abide gibi duran "Gençliğe Hitabe"si bize göre "Pir"in dünya durdukça geçerli olacak mesajlarıdır.
3- Alevi toplumu içinde Atatürk'ün kendini gerçek yönüyle tanıttığı, fakat bunların sır olarak saklanmasını istediğine inanılmaktadır. İstenirse bu anıları paylaşabilirim.
Bizim inanışımıza göre; Atatürk, Hacı Bektaşi Veli'nin bir yaşamı olup ruhu Hz. Ali'dir.
Bilimsel dilde "karizma" olarak ifade edilen olağanüstü işlerine biz "keramet" diyoruz.
4- Bu inanca göre o bir evliyadır, "Pir" dir.
Vatanı kurtarmakla görevli olarak gönderilmiş,
manevi varlığını sır olarak saklamış bir evliyadır.
O nedenle onun ölümü bizim için bir yas günüdür.
Her yıl 9 Kasım akşamı boy abdestimizi alarak yatarız.
Gece uykumuzu böler sahura kalkarız.
Atatürk'ün yas-ı matemi için oruç tutmaya niyet ederiz.
İmkanı olanlar Türkiye'nin dört bir yanından Anıtkabir ziyareti için 10 Kasım günü oruçlu ve abdestli olarak Ankara'ya gideriz. Gidemeyenler ise 10 Kasım'ı yas-ı matem orucu ile onun aziz hatırasına saygılarını gösterirler.
Bu ritüeli uygulayan Aleviler, bu ibadeti Ankara'da yaşayan Zöhre Ana'nın verilerine göre yerine getirmektedirler. Ben de "Atatürkçü Zöhre Ana'yı" seven, sayan biriyim.
5- Atatürk her hangi bir dinle, mezheble, inançla, tarikatla sınırlandırılamaz.
Paylaşımımın nedeni bu değildir. Bunlar insanların kendi menfatleri için kurduğu hiziplerdir. O hepsinin üstündedir. Yaratıcının bir lütfu ve Allah'ın bir ışığıdır.
Günümüzde, inançlı olmak adına Atatürk'ü reddedenlerin yanlış yolda olduğunu düşünüyorum, ya da bilimden yana olmak adına Atatürk'ün manevi varlığını görmezden gelmek de doğru değildir diye düşünüyorum.
Yüceliği ve kerametleri; yaptıklarıyla, söyledikleriyle, eserleriyle ortadadır.
6- "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum." - Hz. Ali
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı bektaşi Veli
"En gerçek yol gösterici ilimdir, fendir." - Atatürk
Sıraladığım hikmetlerin; üçünün de aynı sözü söylediğini ve aynı kaynaktan geldiklerini gösterdiğine inanıyorum. Bilimden yana olmak için inancımızı ötelememiz gerekmiyor.
7- Atatürk Allah'ın gönderdiği bir evliyadır. Buna göre inançsız olması düşünülemez.
Takke takıp camiye gitmediği için, laikliği kurduğu için "dinsiz" olarak suçlanıyor olabilir, ama bir de bizim gözümüzden bakalım:
Emevi, Abbasi, Selçuklu ve son olarak Osmanlı döneminde Arap emperyalizmi ve Emevi hilafeti "Din" adı altında siyasi otoritenin bir aracı olarak kullanılmıştır. Emevi hukuku (şeriat) adı altında siyasi otoritenin meşruiyet zemini yapılmış, bu düzende Muhammed- Ali, Hasan- Hüseyin ve Ehlibeyt inananları ezilmiş, asılmış, sürgün edilmiş, inanç önderleri katledilmiştir.
Bu eziyetlerin en son ve en acısı Osmanlı döneminde Pir Sultan Abdal'ın katledilmesidir.
Pir Sultan Abdal bazılarının dediği gibi devrimci, isyancı bir halk önderi olduğu için değil inançları uğruna katledilen bir "Pir"dir. Bu acı Mustfa Kemal'in zuhur ettiği döneme kadar yaşanmıştır.
Onun gelişi, mücadelesi, kurmak istediği düzen Alevi insanının beklediği kurtuluşudur.
Onun söylemi Hz. Ali'den beri tüm evliyaların söylemiyle örtüşmektedir.
Onun adalet, hak, eşitlik ve özgürlük özlemi, bu uğurda can fedakarlığında bulunan evliyaların özlemiyle örtüşmektedir.
Onun modern kişiliği ve laiklik ilkesi, din kisvesi altında şeriat zulmü altında, katli vacip fermanlarından kurtulmak isteyen Alevilerin yaşam tarzıyla örtüşmektedir.
Bu yönü tecrübeyle de görülmüştür.
8- Atatürk ile Alevi toplumunun arasını açmak için tezgahlanan tertiplerin farkındayız.
Bu tertipler sadece Aleviler için olmamıştır. Sünni toplumu da cami kültürünün etkisiyle Atatürk'ten koparılmıştır. İlahiyat Fakültelerindeki aydınlanma ve çağdaş bakış açısı ne yazık ki camilere girememiştir.
Camiler önce imamlar, sonra cemaatler, sonra da tarikatlar adıyla bölünmüştür.
Ama hepsinin ortak paydası "Müslüman isen doğal olarak Atatürk'e karşı olmalısın." söylemi olmuştur.
O nedenle Atatürk'ün dindarlığı veya inanıp inanmadığı, yaşam tarzı sürekli olarak dile dolanmış, iftiralara uğramıştır.
Camilerimiz Atatürk'le barıştırılmadığı sürece laik cumhuriyetin tehlikede altında olacağını düşünüyorum.
9- Yüce Atatürk'ü sevmek bir ibadettir.
Onun kurduğu laik cumhuriyete sahip çıkmak Ata'mıza borcumuz ve yaşam kaynağımızdır.
Milli birlik ve beraberlik içierisinde, din, dil, ırk ayrımı yapmadan Yüce Atatürk'ün kurduğu laik cumhuriyeti yaşatmak en kutsal görevimizdir.
Hangi konuda olursa olsun ona dil uzatanlara karşı müdafa etmek görevimizdir.
Allah, onun sancağı altında yaşamaktan bizi mahrum bırakmasın.
Allah, onun ışığında ve aydınlık yolunda yürümeyi nasip etsin.
Allah, Atatürk ve cumhuriyet düşmanlarına, ırkçılara, bölücülere, gericilere fırsat vermesin.
Atatürk ve cumhuriyet sevdalılarını sevgiyle selamlıyorum."
]Atatürk'ün dilinden Zöhre Ana'nın verilerini sizinle paylaşmak istiyorum. Atatürk bu hikmetleriyle manevi kimliğini ve yüceliğini Zöhre Ana'ya bildirmiştir.[/color]
Meclise Açıldı Kemal masası
Yobazlar okuyo şeytan duası
O güzel atamın Rıza babası
Zübeyde Hanımdır hatun anası
Gökyüzünde uçar turna katarı
Türkiye unutma güzel atanı
Memleket kurtaran bunca vatanı
Toprak kabul etmez diye çamur atanı
Bütün dünya bilir Türk Ordusunu
Egemenlik kurdum yurt ulusunu
Dillerde söylenir Allah Doğrusu
Cihana getirdim barışı sulhu
Mustafa Kemal'in gözleri derya
Tüm insanlar doğdu Ademden Havva
İngiliz, Fransız, Yunanı kova
Kocatepe'deyken kim darda kala
Birlik meşalesini peygamber yakan
Hınzırlık yapmayın köpekler utan
Zehirli yıkandır Ermeni düşman
Göstermez kanını ebedi saçan
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali'dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim
İngiliz Yunan'a gebe kaldınız
Türklüğün şanını siz mi aldınız
Peygamber soyuna dava kıldınız
Hu zikir çekerek insan mı oldunuz
Peygamberi bilmez Allah'a hotlar
Rus tohumu gelmiş Kemal'e çatlar
İçi dışı pislik yobazlar patlar
Toplanmış itler velilik satar
Kurtuluş savaşını yapan canlara
Al bayrak çekildi Kemal şanına
Ermeni tohumu dolsun damlara
Cumhuriyeti kurdum Türk Vatanına
Erzurum, Sivas'a toplandı itler
Padişah çekemedi köylüyü yeller
Sultan Süleyman melhamla gezer
Acıyan canları sabaha düzler
Muhammed Mustafa dilleri demez
Yeşil şifa köpeklerin elleri vermez
Akibeti mezar, yüzleri gülmez
Kemal'in dilleri Zöhre Ana bitmez
Söyle Zöhrem söyle sen söyle durma
Dervişin kalemi nurundan yaza
Kahi atar kahi yüzü kızara
Mustafa Kemal'in özü Allah'a
Alevi kökünü sen goyman Hoca
İslamiyet partisini gel kurma boşa
Müslümanlık göremem ben senden haşa
Laikliği kuran Mustafa Kemal Paşa
Fatıma Zöhre'nin babası kimdir
Hüseyin'i bilmez kafir kinidir
Yavaş yavaş Zöhrem sen bizi bildir
Çekelim al bayrağı yüzümüz güldür
Meşale yanıyor Atam Büstüne
Bitlis, Mardin kuşandı İngiliz ile
Türk ordusu savaş tutar kiminle
Söz açak Zöhre Ana Aziz Nesinle
Her bir Yandan Ermeniler kuşadan
Bahane ederek kemalist yıkan
hergün bir şehidini toprağa satan
Ordu başı yoktur paşalık yapan
Selam sana Zöhrem Hacı yolladı
Hatıra günlerimi halkım kutladı
Yobazlar çekemez beni karardı
Atatürk diyene karnı almadı
İkinci sefer kardeşim Bektaş
Kahraman Atayın gözleri ataş
Hüsey'in soyundan geldim Ali Rıza yavaş
Bedriye Anamdı, Zübeyde savaş
Hınız tepesinde çukur boydadır
Mürşidim Ali'dir beni yolladır
Mersin'den gemiler gece salanır
Harput kalesinde düşman saklanır
Hızır'ın atını rüyamda gördüm
Çabalar çavuşlar mermiyi verdim
Gavurlar çekemez Türkleri böldüm
Kara Fatma donum cihana geldim
Fatma, Sapma, Kerem Alekberim ben
Kimsemiz kalmadı carız Yemen
On kasım yaparlar atama tören
Askerler önünde geçiti gören
Babamın adına derler Atatürk
Zöhrem Senin Şanın bizden de büyük
Dağlarda gezerim yaralı geyik
Anamın koynunda ciğerim ezik
Cephane odamda silah doludur
Veysal Karani'nin Hacı oğludur
Patlıyor mermiler bacak koludur
Yusuf'u Şah derler yatar Bolu'dur
Bildiren: Zöhre Ana
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.