[B] Cem Evlerine Neden Atatürk’ün Resmi Asılır? [/B]
Osmanlının kuruluş Döneminde alevi Bektaşi inanç sistemine büyük önem verilmiş, özellikle Orhan Gazi ve Ertuğrul Gazi adalet ve dürüstlüğün simgesi olmuşlardır.
Daha sonra devşirme padişahlar gelemsiyle ve şeriatın yönetimde daha etkin olmasıyla aleviler baskı görmeye başlamışlardır. Baskılar öyle had safhalara gelmişti ki; Alevilerin ocakları dağıtılmış, önderleri sürülmüş, kalanlar işkence, zulüm ve toplu katliamlara maruz kalmışlardır.
Alevileri; Önce kadı fermanlarıyla toplumun gözünden düşürmek, dışlamak hatta katline imkan tanıyan fermanlarla yıldırmışlar, ardından Yavuz Sultan Selim döneminde 40.000- alevi katledilmiştir. O dönemde bir kadı fermanı vardı ki Alevileri öldürmenin sevap olduğunu dile getirir. Fermanda:
“Nerede bir Kızılbaş görüle tez boynu vurula, vurana cennet müjdelene” denilerek katliamlara bizzat dini bir emir gibi hafızalara işlenmektedir.
Bunun dışında da Alevinin kestiği yenilmez, mum söndü yaparlar, boy abdesti almazlar, dinsizdirler gibi rencide edici, ayırımı ne kini körükler nitelikli ifadelerle Alevileri toplumun dışına atma isteğini hayata geçirmeye başladılar.
Aleviler ise her zaman ezilen, hakkını savunamayan, haklı davalarını mahşere bırakan, eline-diline-beline sahip ol inancı ile hareket ederek bu saldırılara asla karşılık vermediler.
Kurtuluş Savaşında vatanları için mücadele eden Mustafa Kemal’i desteklediler. Mustafa Kemal, bağımsız bir devlet mücadelesi ile birlikte Osmanlının katı, bağnaz, baskıcı, gerici ve ayırımcı faaliyetlerine de son veriyordu.
Bu sayede aleviler ilk defa insan yerine konmanın, eşitliğin, din ve vicdan hürriyetinin açtığı kapılarla rahat bir nefes almışlardır.
Mustafa Kemal, nasıl ki devletimiz için bir kurtuluş olmuş ise Alevilerin de haklarını alması yönünde mücadele etmiş yegane önderdir.
Aşağıda yapmış olduğum alıntı bunu kanıtlar niteliktedir:
]Osmanlı padişahı hakkında, idam fermanı çıkartırken, Hacı Bektaşi Dergâhı'ndaki dervişlerin kendisini kutsal kurtarıcı olarak görmeleri, milli kurtuluş ateşini tutuşturmaya çalışan Mustafa Kemal’i çok duygulandırmıştır. Anadolu ve Rumeli’deki Alevi - Bektaşiler, Mustafa Kemal’i çok severler. Bu sevgi sıradan bir yöneticiye, devlet büyüğüne duyulan sevginin dışında bir sevgidir. Bu sevgi ve saygı adeta bir tutku düzeyindedir. Tapınma ile karışık bir sevgi, saygı ve duygu selidir adeta...
]Bu sevgiyi değerli gazeteci Fikret Otyam şöyle ifade ediyor: “Alevilerde anlatılması zor bir Atatürk tutkusu vardır, gösterdiği yola bağlılık vardır. Onikinci İmam Mehdi’nin Atatürk olduğunu söyleyecek kadar ona inançlarını belirtmişlerdir.
]Dervişler onu kutsal kurtarıcı olarak görüyor.
]Mustafa Kemal, Ankara’da henüz Meclis-i Mebus an’ı toplamadan önce Hacı Bektaşi Dergâhı’na geldiğinde dergâhtaki pirler ona büyük bir sevgi ve saygı göstermişlerdir.
]Dergâha geldiğinde de atının üzengisini niyaz ederek karşılamışlar, onu adeta kutsamışlardır. Bu durum M. Kemal ve silah arkadaşlarını çok duygulandırmıştır.
]Hacı Bektaş’ta Atatürk, Çelebi Cemalettin Efendi ve Salih Niyazi Baba, özel bir görüşme yapar….
]Cem de M. Kemal Atatürk’e dualar edilerek “Türk Ulusunu düşmandan koruyarak M. Kemal’i ulu Tanrının ulusumuza bağışlayacağı ve cumhuriyeti kurmasını nasip eylemesi niyaz edilir. Bütün Cem’e katılanların hep bir ağızdan “Allah Allah” demeleri cumhuriyete ve M. Kemal Atatürk’e açık destek verdiklerinin en iyi kanıtıdır. Bunun üzerine Bektaşi babalarının dergâhta ne kadar battaniye, yatak, şilte ve ambarlarda ne kadar zahire varsa M. Kemal’in gözü önünde arabalara yüklenilerek, ayrıca dergâhta biriken gelirlerinden 1800 sarı lira (altın) M. Kemal’in avcuna sayılarak ve de dergâhın bütün bağışlarını M. Kemal’e teslim ederek cumhuriyetin kurulmasına açık bir şekilde destek vermişlerdir.
]Cemalettin Çelebi: “Paşam, canlar der ki acaba pir Hacı Bektaş don mu değiştirip geldi, çünkü yüzyıllar önce ulu pirimiz de böyle konuşmuştu”.
]Burada görülüyor ki, M. Kemal Atatürk’ün Pir Hacı Bektaş’a benzetildiği (kurtarıcı, Mehdi olarak kabul etmeleri) çok çarpıcı ve farklı algılanmamalıdır. ] (26 Ekim 2010 -Yücel Tanay- Mevzu
[COLOR=#0068cf]Vatan.com )
Mustafa Kemal Atatürk'e, Hz. Ali'ye duyulan sevgi kadar büyük bir sevgi duyulmaktadır. Bu, Anadolu Alevilerinin en önemli özelliklerinden bir tanesidir. Hatta Atatürk Hacı Bektaş'a geldiği zaman, Ulusoylardan bir zat ne diyor, biliyor musunuz:
"Efendim, bu, pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin başka bir sıfata bürünerek aramıza gelişinin sıfatıdır." Yani M. Kemal Atatürk'ü Hacı Bektaş kadar ulu, Hacı Bektaş kadar önemli, Hacı Bektaş kadar Anadolu'yu yeniden ayağa kaldıracak bir anlayışın, bir sevginin önderlerinden biri olarak görüyor.. (alıntı:
[COLOR=#0068cf]cemalcanpolat.com/yazilar/3.html )
Aleviler; Hz. Ali’yi ve Atatürk’ü birbirlerinden ayırt etmeksizin severler. Aleviler şunu unutmamalıdır ki özgürce ibadet etme hakkını veren Şanlı Atatürk’e minnet bir borçtur.
Bugün Anadolu’nun en ücra köşesindeki bir köy evinde Hz. Ali ve Atatürk’ün resimleri yan yanadır. Bugün bunu kıskanan, bu sevgiyi ve bağı koparmak isteyenler iş başındadır.
Ama Büyük Türk Halkı buna izin vermeyecektir. Atatürk’ün resimlerini cem evlerinden kaldırmak kimsenin harcı değildir. Güçleri de yetmez buna.