You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk'ün İlk Basın Toplantısının Yıl Dönümü

Atatürk'ün İlk Basın Toplantısının Yıl Dönümü

Posting Freak
Atatürk'ün İlk Basın Toplantısının Yıl Dönümü
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ilk kez 16 Ocak 1923'de Kocaeli'de düzenlediği basın toplantısının 89. yılı dolayısıyla tören düzenlendi.

Kocaeli Valisi Ercan Topaca, Kocaeli Gazeteciler Cemiyetince (KOGACE) Kasr-ı Hümayun'da (İzmt Kasrı) düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Mustafa Kemal Atatürk'ün 16 Ocak 1923'de Kocaeli'de dönemin ileri gelen gazetecileriyle düzenlediği basın toplantısının, 16 Ocak Basın Onur Günü olarak kutlandığını söyledi.

Günümüzde basının önemi konusunda çok şeyin söylendiğini ve konuşulduğunu belirten Topaca, Mustafa Kemal Atatürk'ün de aynı şekilde basının toplumda yüklendiği misyonu görerek Cumhuriyeti kurma aşamasında, gazetecilerin görüşlerini alarak, Cumhuriyeti geniş kesime ulaştırmak amacıyla Kocaeli'de basın toplantısı düzenlediğini bildirdi.

Dünyada basının kamuoyunu yönlendirme ve bilgilendirme konusunda çok önemli görevler üstlendiğini ifade eden Topaca, Türkiye'de de özellikle Tazminat Dönemi'nden itibaren basının kamu yöneticilerinin aldığı yanlış kararlarının eleştirilmesinde önemli bir yer işgal ettiğini kaydetti.

Atatürk'ün basının bu önemini bilerek ilk olarak bazı fikirlerini doğrudan kamuoyuyla değil gazetecilere paylaştığını vurgulayan Topaca, Atatürk'ün bu şekilde istediği hususların toplumda tartışılmasını, toplum tarafından kabul edilmesini sağlamaya çalıştığını aktardı.

Kendilerinin de aynı şekilde davrandıklarını ve belli zamanlarda gazetecilerle bir araya geldiklerini ifade eden Topaca, şöyle konuştu:

"Kent ile ilgili çok önemli bir karar alacaksak, kararımızı önceden kamuoyuna basın yoluyla duyurma gereği hissediyoruz. Bu konuların kamuoyunda tartışılmasını, vatandaşın yapacağımız şeylerden haberdar almasını istiyoruz. Sorunlarla ilgili gazetecilerle görüş alış verişinde bulunuyoruz. 'Kalem kılıçtan keskindir' sözü vardır. Benim gazetecilerden ricam, kalemini kullanırken her zaman doğru, objektif davranmasıdır. Bizi ve kamuoyunu doğru yönlendirmelerini bekliyoruz. Bu konuda bize ve kamuoyuna destek olmasını bekliyoruz."

KOGACE Başkanı Halit Yılmaz ise her gazetecinin bundan 89 yıl önce Kasr-ı Hümayun'da Atatürk'ün dönemin ileri gelen gazetecilerle bir araya geldiği toplantının havasını teneffüs etmek istediğini söyledi.

14 Ocak tarihinde Eskişehir'den yola çıkan Atatürk'ün, yolda annesi Zübeyde Hanımın ölüm haberine rağmen, gazetecilerle 16 Ocak 1923'te bir araya geldiğini vurgulayan Yılmaz, Atatürk'ün Cumhuriyetin ve temel niteliklerinin ne olduğunu ve Cumhuriyetle birlikte kadına seçme ve seçilme hakkının verileceğini, ilk kez bu toplantıda gazetecilere açıkladığını kaydetti.

O günün kendileri için çok önemli olduğunu ve bu nedenle o günün yıl dönümlerini 16 Ocak Basın Onur Günü olarak kutladıklarını bildiren Yılmaz, Kocaeli'de çalışan gazetecilerin bu toplantının yapıldığı ilde bulunmaktan onur duyması gerektiğini söyledi.

Konuşmaların ardından Kocaeli Valisi Topaca, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve Yılmaz ile diğer ilgililer, 89 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk ile gazetecilerin bir araya geldiği salonda sembolik olarak yaklaşık 5 dakika süren basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Kocaeli'nin sorunları ele alındı.

- KOCAELİ
Bir ismi Ali’dir bir ismi Veli
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Atatürk'ün İlk Basın Toplantısının Yıl Dönümü
Cumhuriyet 16.01.2012
Atatürk’ün İzmit Basın Toplantısı ve Günümüz
Bakalım ve bekleyelim, görelim. Osmanlı’nın, din eksenli düzeni ne zaman ilan edilecek? Atatürk, 89 yıl önce bu ünlü ’İzmit Basın Toplantısı’nda Cumhuriyetin ilan edileceğini ve ’Aydınlanma’nın o ilk işaretini bu kentte vermişti. Peki, ama bu 89 yıl zarfında neler olup bitiyor Atatürk’ün Türkiyesi’nde?
Şakir BALKI
Bu tarihsel, ama çok anlamlı ve önemli Atatürk’ün ’İzmit basın toplantsı’, o neoklasik tarzda inşa edilmiş Kasr-ı Hümayun’un alt kattaki büyük salonda 16 ve 17 Ocak 1923 Salı günü saat 21.30’da başlamış, sabahın o üşütücü gün sökümünde, ufuk çizgileri belirirken sona ermişti.
Aslına bakılırsa bu basın toplantısı, Samsun’a çıkışın, Amasya Bildirgesi’nin ve Erzurum Kongresi’nin bir başka önemli uzantısını teşkil ediyordu. Dahası, bu durum Kuvayı Milliye’nin, Redd-i İlhak’ın ve Müdafaa-i Hukuk’un bir başka önemli yüzüydü; uzantısıydı. Bu, o müstevlilere, işgalcilere karşı bir çıkış ya da onlarla bir hesaplaşmaydı aslında. O büyük ve kanlı savaşlar kazanılmıştı. Sevr Haritası’nı çizenlere, ’Küçük Asya Felaketi’nin o malum patronlarına bir yanıt ve karşı duruştu bu basın toplantısı.
Büyük savaş kazanılmıştı. Savaş yorgunu ve çok acılar çekmiş olan Türk halkı, ’Şimdi ne olacak’ beklentisi içindeydi. Ayrıca, o işgalci ve istilacıların o kurmayları da İstanbul Hükümeti ve Damat Feritçiler de Mustafa Kemal bundan sonra neler yapacak heyecanını ve düşüncesini taşıyorlardı. İşte bu soruların ve beklentilerin kesin yanıtınıİzmit Basın Toplantısı’nda vermişti Gazi. Ve o mevcut ’belirsizlik’ hem Türk halkı için hem de o Sevrciler için ortadan kalkmıştı.
Babıâli’nin o ağır topları
Bu tarihsel toplantının bir başka zenginliği ve önemli yanı, ’İstanbul Basını’nın o ağır toplarına; o ünlü başyazarlarına ve gazetecilerine; kendilerini İzmit’te kabul ederek onlara yeni kurulacak Türkiye’nin siyasal, toplumsal ve rejimsel geleceği hakkında bilgi vermekti. Gelenler arasında ünlü yazarlar ve gazeteciler vardı: Tevhid-i Efkâr’danVelit Ebüzziya, İleri’den Suphi Nuri İleri, Vakit’ten A. Emin Yalman, Asım Us, İkdam’dan Y. Kadri Karaosmanoğlu, Akşam’dan F. Rıfkı Atay, Tanin’den İsmail Müştak(Mayakon) ve diğer gazeteciler; Adnan Adıvar ve eşi Halide Edip Hanım...
Gazi Mustafa Kemal, Ankara’dan yola çıkarken ’Bir bedbinliğe yakın duygular içindeyim’ demişti. O, çok haklıydı. Çünkü kendisinin geleceğe dönük çok önemli diyecekleri ve düşünceleri vardı. O yapacağı açıklamaların, bu mevcut ortamda, çok tepkiler çekeğini iyi biliyordu. Belki de o bedbinliğin ruhsal ve içsel titreşimlerinde, o günün belirsiz ortamı için, diyeceği o aykırı düşüncelerdi. Çünkü Ankara’daki hava Nâzım’ın deyişiyle hava ’kurşun’ gibi ağırdı.. Ankara’da şeriatçılar ve karşıdevrimciler hareket halindeydiler çünkü. Ama ne var ki bunların hiçbirine aldırmaz ve bu basın toplantısında o diyeceklerini, yapacaklarını bir bir söyler, açıklar. Aksine, Gazi Paşa İzmit’ten o’bedbin’ içsel sarmalda değil, huzur içinde ayrılmış olur.
Gelecek hep ’o’ gelecektir
O sorular hep hassas ve duyarlı sorulardı. Ve hep ’o’ gelecekle ilgiliydi. Bu ünlü yazar ve gazetecilerin kafalarının içinde oluşan o soru çengeli, gelecekteki yeni Türkiye ile ilgiliydi. Loş ışıklı salonu, giz dolu bir hava kaplamıştı. Ve o sorular yumağının ilk çözülüşü, bu basın toplantısını ateşlemeye yetmişti. Çengelde asılı duran o duyarlı soru da şuydu: ’Halife ve Halifelik’ kurumuna ilişkin bir soruydu. Çünkü çok ses getirecek bir konuydu bu. Mustafa Kemal Paşa, bu hassas konuya ve soruya şu yanıtı verir: ’Hilafet başımıza bir beladır’ diye çıkışır. O, İzmit’te bu çıkışını yaparken de Hoca Şükrü Efendi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, ’Hilafet Meclis’in, Meclis halifenindir’ diyerek ahkâm kesmiş olur. Bu konu, soru, biraz daha ivme kazanır ve ilgi odağına dönüşür. İsmail Müştak (Mayakon), bu konuyu ateşlemiş olur: ’Türkiye’de hilafet siyaseten bir menfaat ve kuvvet midir, yoksa zaaf mıdır’ diye sorar. Mustafa Kemal, bu soruya şöyle yanıt verir: ’Herhalde hilafet başımıza bir beladır. Osmanlı padişahlığı hilafeti almadan evvel devrin en parlak safhasını yaşamıştır. Hilafeti aldıktan sonra sukut başlamıştır.’(*) Bu sözlerin düğümlendiği yer artık belli olmuştur. Sorular ve yanıtlar, sabahın o alacakaranlığına dek sürüp gider.
Bu gidiş nereye?
Bu basın toplantısı, yeni bir ’Ulus’un, yeni bir devletin kuruluşunun bildirgesiydi. Yalnız Türkiye’deki o mevcut gerici (padişahçı) odaklar için değil; dış dünya için ve o işgalciler için de çok ağır bir şamardı bu. Sevr, ona da ağır bir darbeydi. Onların o süregelen umutlarını ve düşlerini de yok etmişti bu basın toplantısı. Çünkü onlar için bir’asi’ olan Mustafa Kemal, nereden başlamış ve nerelere dek gelebilme başarısını göstermişti.
Aslına bakılırsa 16 ve 17 Ocak1923 tarihi, yeni ve bağımsız bir Türk devleti için bir milattır. Çünkü bu ünlü basın toplantısının muhtevasında (içeriğinde) neler yoktur? Cumhuriyetin ilanı, ’yeni anayasa’, seçimler, yeni yasal düzenlemeler; en önemlisi de kadın haklarının getirileceği ve hilafetin ilgasıdır. Burada Mustafa Kemal’in ortaya atmış olduğu düşünceler ve tezler, kazanımlar Türk ulus için bir ışık ve ’Aydınlanma’ olmuştur. Ama ne yazıktır ki 89 yıl önce ortaya atılmış olan bu devrimsel atılımlar, oluşumlar, dönüşümler günümüzün o karşıdevrimcileri, 2. cumhuriyetçileri ve ’New Ali Kemalciler’ tarafından yok edilmek isteniyor.
Bakalım ve bekleyelim, görelim. Osmanlı’nın, din eksenli düzeni ne zaman ilan edilecek? Atatürk, 89 yıl önce bu ünlü ’İzmit Basın Toplantısı’nda Cumhuriyetin ilan edileceğini ve ’Aydınlanma’nın o ilk işaretini bu kentte vermişti. Peki, ama bu 89 yıl zarfında neler olup bitiyor Atatürk’ün Türkiyesi’nde? Evet, 89 yıl önce ve 89 yıl sonra. Ülkemiz ne acayip ve düşündürücü bir acayip ’Manzara-i Umumiye’ ile karşı karşıya. Çok yazık...
(*) İsmail Arar, Atatürk’ün İzmit Basın Toplantısı, s. 50
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.