Diyanet işleri başkanlığı gereklimi yoksa gereksiz bir kurummu?
Atatürkün en isabetli kararlarından birisi diyanet işlerini laik devletin kontrolü altına almak olmuştur.Günümüzde cuma hutbeleri 90000 den fazla camide Ankaradan faksla gönderilir ve devletin camide ne anlatıldığından haberi olur.
Eğer serbest bırakılsa ne olurdu?Orasını düşünmek bile istemiyorum.Bugün pakistanı içsavaşa ve parçalanmaya doğru götüren olaylar bizde 50 yıl önce planlanır ve başarıyla uygulanabilirdi.Şu anda da Türkiye diye bir devlet olmazdı.Osmanlının geri kalmasına ve yıkılmasına sebep olan ingiliz ve rusların imam olarak yetiştirdikleri ve köy köy şehir şehir dolaşan ve istedikleri camide hutbe verebilen casus imamlardır.
Afyonlu bir kahvecinin yaşamış olduğu bir olayı anlatayım.1877 osmanlı rus harbinde seferberlikte silah altına alınan kahveci memet ruslara esir düşer.Esirliğini yaşadığı telörgülerin içinde rus komutan mehmeti tanır odasına çağırıp hürmette bulunur ve sorar beni tanımadınmı?kahveci hayır der.Nerden bilsinki acıyıp oda verdiği iş aş verdiği garsonunun rus casusu Albay olduğunu.Albay der bana çok yardımcı oldun burada esir değil misafirimsin dilediğin gibi dolaş der.Mehmet birgün dolaşırken önünde iki askerin nöbet
tuttuğu bir mağara görür ve içeri girmek ister.Komutan önce izin vermez fakat eski patronu çok ısrar edince izin verir.İçeri giren kahveci 30 talebe ve kuran okuyan bir molla görür selamün aleyküm der.Molla Allaha çok şükür 30 yıldır ilk defa bir müslümanın selamını alabildim der.Kahveci bu kuran okuyanlar müslüman değilmi der,Molla hayır evladım bunlar rus casusları bende burada esirim der.
İMAMLIK YAPAN İNGİLİZ YÜZBAŞI
Şimdi (2006) 68 yaşında olup, uzun yıllar Heybeliada’da ikamet eden Ali Durmuş anlatıyor:
1971 yılında küçük kardeşim, Fatih İmam Hatip Lisesinde okurken, velisi olarak okula gitmiş ve öğretmeni ile görüşmek için okul bahçesinde beklemekteydim. Oradan Balat’taki Patrikhaneyi seyrederken ürperdim. “Ne hayalet bir bina! Küfrün merkezi burası olmalı!” diyerek kendi kendime azıcık yüksek sesle vah vah demişim. Az ilerde bir bankta oturan 90 yaşında ak sakallı, gün görmüş ihtiyar bir zat benim sesimi işiterek, bana; “Evlâdım neden vahlanıyorsun?” diye seslendi.
[COLOR="#ff0000"]Patrikhaneyi göstererek, “Bu hayalet binada kim bilir ne kadar casus vardır.” dedim.
Ak sakallı amca; “Evlâdım bu ne ki?.. Ben bu gözlerimle gördüm, bu kulaklarımla işittim. Ben Süleymaniye Câmisinin cemaatindendim. İngilizlerin İstanbul'u işgal ettiği günlerdi. Bizim 20 yıllık imam efendi, yani Süleymaniye Câmisinin imamı, başında sarığı, cübbesi ve uzun sakalları ile bildiğimiz imam ortadan kayboldu. Kime sorsak hiç kimse bilmiyor. “İmam efendi nereye gider!” diye cemaat merak içinde idi. Bir iki ay sonra öğle namazını kılıp bahçede oturduğumuz bir günde, bir manga İngiliz askeri, önlerinde yüzbaşıları ile birlikte çıkageldi. Ellerinde tüfekleri ile sağa sola dikkatlice bakarak kontrol ediyorlar, herhangi bir saldırı olmasın diye. Önlerindeki yüzbaşı yüksek sesle seslendi: “Ey Cemaat! Beni tanıdınız mı?”
Kimseden bir ses çıkmayınca, bir müddet sonra tekrar; “Ey Cemaat beni tanımadınız mı?” diye seslendi. Tanıyan çıkmamıştı. Bir müddet sonra başındaki askeri miğferini çıkarıp cemaate karşı; “İşte ben 20 yıllık imamınız!..” deyince, herkesin aklı başına geldi ve onu tanıdık. Dedi ki: “Ben bir İngiliz yüzbaşısıyım. Vazifem bitti, şimdi gidiyorum. Şunu da söyleyeyim, sizin dininizi biliyorum, benim arkamda namaz kılanlar namazlarını iade etsinler.”
Ve geldiği gibi manga askeri ile çekip gitti. Kim bilir bunun gibi kaç casus daha vardır...
Atatürkçüyüm deyipte Atatürk'ün düşüncelerine karşı çıkan londra casuslarına ithaf olunur.
[color=#ff0000]Kaynak: TürkForum..
Atatürk'ün düşünüp kurduğu Diyanet işleri başkanlığı gereklimi gereksizmi?
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler