You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk'ten ne öğrendik (10 kasımda yazılmış güzel bir yazı)

Atatürk'ten ne öğrendik (10 kasımda yazılmış güzel bir yazı)

Posting Freak
Atatürk'ten ne öğrendik (10 kasımda yazılmış güzel bir yazı)
Türkiye, Atatürk olmadan tam 71 yıl geçirdi. İsmet Paşa devrini gördü. Ardından Celal Bayar ve Adnan Menderes’li devirler başladı. Daha sonra Süleyman Demirel’li, Bülent Ecevit’li, Turgut Özal’lı, Tansu Çiller’li, Mesut Yılmaz’lı, Necmettin Erbakan’lı ve Recep Tayyip Erdoğan’lı dönemlerle tanıştık.
Bazı liderlerin taraftarları, liderlerini 2.nci Atatürk olarak lanse ettiler.
Atatürk gibi sözü, eskilerin tabiriyle darbımesel oluverdi.
Atatürk’e kızan da, alkışlayanda, izindeyim diyen de, kendi çevresinde ve çerçevesinde taraftar topladı.
Kimi, o olsaydı edebiyatlarının arkasına sığındı.
Kimi, şikayet için Anıtkabir’e gitti.
Kimi, kinini nefretini, hiç yüzünü görmediği halde, onun zamanında yaşamadığı halde, kendisine anlatılanların çerçevesinde saçtı, durdu.
Kimi, benden başka Atatürk’ü kimse sevemez, en büyük Atatürk’çü benim havalarına girdi.
Ne yazık ki, kimse Atatürk’ü yeterince irdelemedi.
Anlamaya çalışmadı.
Sözlerini değerlendirmedi.
İzinden gitme konusunu kürsülerde söyleyip geçmek herkesin kolayına geldi.
Onun ve silah arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyetinde, onun tesis ettiği, kurumlaştırdığı, kurumsallaştırdığı okullarda, müesseselerde okuyanlar, yetişenler, iş ve aş bulanlar, yükselenler, mevki ve makam sahibi olanlar vefa denen duyguyu hiçe saydılar.
Atatürk’de hepimiz gibi bir insandı nihayetinde…
Ancak yaradanın her kuluna ayrı ayrı meziyetler ve özellikler vermiş olması görmezden gelinmeye çalışıldı.
Ona da, bu milleti esaretten kurtarmayı, hürriyetine kavuşturmayı nasip etmiş demek zor geldi bazılarına…
Bazı insanlar onlarca yıldır, şunu göremediler.
Atatürk hala yaşıyor.
Adı hala dillerde…
Hala unutulmadı…
Ancak onu karalamak isteyenlerin esamisi bile okunmuyor.
İsterseniz birde şöyle soralım…
Onun Anadolu tabiriyle yedi düveli perişan ederek, kazandığı zafer, dünyanın her tarafında mazlum ülkelere, esaret altında ezilen milletlere ilham kaynağı olurken, her millet kendi Atatürk’ünü aramaya kalkarken, bunu anlayamamak, içine sindirememek nasıl bir duygu acaba?
Aslında en önemli soru Atatürk’ten ne öğrendik olmalıydı.
Hür olmayı öğrendik mi?
Hürriyeti öğrendik mi?
Devleti olmayan milletlerin, ayakta kalamayacağını öğrendik mi?
Dostumuz kim, düşmanımız kim onu öğrendik mi?
Birlik ve beraberliğimiz olmazsa tehlike çanlarının çalacağını Gençliğe Hitabesinden öğrendik mi?
Öğrendik öğrenmesine de…
Okumayı, araştırmayı sevmeyen bir mizaca sahip olan bizler, yıllarca anlatılanlara inanıp kalmayı daha ilgi çekici bulduk.

Velhasıl, rahmetli Atatürk’ü anlayamadık gitti.
Tanıyamadık gitti…
Ne söylemiş diye merak etmedik gitti.
Her kesim kendisine anlatıldığı gibi, inandırıldığı gibi yaklaştı.
Onun vefat ettiği yıl doğanlar, bugün 71 yaşında…
Böyle olunca da…
Ne şekilde olursa olsun, bugün onu anlatanların hiç biri onunla karşılaşmamışlardı.
Onu ne İstanbul’da gördüler, ne de Samsun’da…
Sivas ve Erzurum’da da yoktular.
Sofrasında yada sohbetinde de bulunmamışlardı.
Onunla birlikte Çanakkale’de, Kafkasya’da, Kanal’da, Sakarya’da, Kocatepe’de düşmanla çarpışmamışlardı.
Millet Meclisini açarken yanında değillerdi.
O havayı, o atmosferi teneffüs etmemişlerdi.
Cumhuriyeti ilan ederken o coşkuyu yaşamamışlardı.
İnkılaplarını uygularken, halkın arasında bulunmamışlardı.
Okullar açarken, kara tahta başında okuma-yazma öğretirken yanında değillerdi.
Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdiğinde, şaşkınlık geçirenleri görmediler.
Bilenler bildiğini…
Görenler gördüğünü anlattı…
Görmeyenler, bilmeyenler tevatürlerden ve rivayetlerden oluşan hikayeleri naklettiler kendilerinden sonra gelenlere…
Ve geldik bir 10 Kasım’a daha…
Kurduğu Cumhuriyet 2023’te 100 yaşına giriyor.
Ve bizler saç-baş yolduracak şekilde nelere kafayı takmış gidiyoruz.

10 kasımda yazılmış güzel bir yazı...
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Son Düzenleme: 09/07/2010, 22:34, Düzenleyen: GAMZE.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.