Atatürk Resimleri
Konu Sahibi / Yazar
T U N Ç
Kategori / Forum
Atatürk Resimleri
Yorumlar / Cevaplar
104
Okunma / Görüntüleme
125892
Atatürk Resimleri
Atatürk Resimleri
Bu resmi ilk defa gördüm ve sizinle paylaşmak istedim..Elinde mendili,boğazında atkısıyla...Ata'mız hasta iken....
![[Resim: 2.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/10/24Ataturkun_gorulmemis_fotograflari/2.jpg)
ve burdada istirahat ederken...
![[Resim: 2.jpg]](http://galeri.milliyet.com.tr/2007/10/24Ataturkun_gorulmemis_fotograflari/2.jpg)
ve burdada istirahat ederken...
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Son Düzenleme: 17/03/2008, 20:33, Düzenleyen: PELİN.
Atatürk Resimleri
Doç.Dr. İbrahim Öztürk kendisine gönderdiğim e-maile aşağıdaki cevabı yazmış. umarım yazdıklarında samimidir ve masumdur. HAK BİLİR.
[COLOR=#00681c]Ibrahim Öztürk <[email protected]> ibrahim adlı alıcılara
ayrıntıları görüntüle
00:20 (18 saat önce) Merhabalar,
Kamuoyunda tek yanlı ve linç mantığına dayalı bir kmapanya açıldı. Tümüyle derçeği saptırmak ve benim üzerimden alakası olmayan hedefler kotarmak isteyenler basındaki gücünü insani değerleri ayaklar altına alarak sürdürmektedir. Ben de bu tek yanlı bilgilendirmeden dolayı insanımızın kafası karışmış olabileceği noktasından hareketle, kendimi size karşı sorumlu hissettim ve aşağıdaki metni paylaşmak istedim.
Selam ve saygılarımla
Doç.Dr. İbrahim Öztürk
Yanlış anlaşılmak hiç anlaşılmamaktan daha yaralayıcı
Geçen hafta, özgür olması gereken üniversite ortamında (İstanbul Ticaret Üniversitesi), her biri 20 yaşını geçen kocaman gençlere AB ve Gümrük Birliği bağlamında bir ders yaptım.
Ne anlattığımı detaylı olarak basına geçtim. Kısaca burada tekrar etmek gerekirse, üye olmak istediğimiz AB’nin çağın en büyük projesi olduğunu, zira asırlar süren kanlı geçmişin üzerine sünger çekip, derin siyasi, tarihi, toplumsal yırtıkları tamir edip, ortak aklın ve çıkarların ışığında tek devlete vardıklarını anlattım.
Buradan hareketle ‘biz de bu çözüm geliştirme ve kriz yönetme iradesinin simyasını ele geçirip sorunları büyütmeden çözmeyi öğrenmeliyiz’ dedim.
Öğrencvilerden gelen sorular ve fikirler aracılığı ile dersimiz derinleşti, sıra daha dar alandaki konulara geldi.
Devam ettim:
‘1980’lere kadar bu ülkede Kürt sorunu yoktu. Toplum mühendislerinin dümene geçmesiyle bizi birbirine bağlayan dokumuz her yerden tahrip edilince, şimdi çözmek istense de artık neresinden tutulacağı kestirilemiyor. Ötekileştirerek, farkları inkâr ederek, ‘benimle aynısın’ diyerek gerçek yok edilmez, sosyal barış tesis edilmez. Farklı toplumsal desenler zenginliğimiz olup, gelişen demokrasi bunların daha görünür olmasını mümkün ve zaruri kılar. Bunlara bölünme ve parçalanma sendromuyla yaklaşmak, AB denen olgunun anlaşılmadığını gösterir.
Tornadan çıkar gibi ‘türdeşleştirme’ dayatması acı bir mahalle baskısına döndürüldüğünden, öz yurdunda, örneğin, Tuncelili olduğunu ifade etmek yerine, Elazığlı olduğunu söyleyip geçiştirmek zorunda kalanlar bilirim. Bunu, belki bölücülük sempatizanlığı, Aleviliğinden dolayı ateistlik iftirası ve hatta tertemiz Alevi bacılarımıza yöneltilen ithamlardan bıktığı için yapıyor.
Benim dersimde özgür tartışma ortamında öğrencilerim de bol bol konuşur. Bir öğrencim, Alevi bacılarımız için bazılarının sarfettiği ama hiçbir şekilde tasvip etmediğimi belirttiğim tırnak içi ifadeyi ‘hakaret’ olarak anladı. Defalarca açıklama yaptım, ‘madem sırf o kelimenin telaffuz edilmesinden üzüldün, seni haklı buluyorum, bu kelimeyi tırnak içinde olarak da naklettiğimi/alıntıladığım için senden ve sınıftan özür dilerim’ dedim. 50 civarındaki öğrencim ‘yeter hocam maksadınız zaten apaçık anlaşılıyor, kelime yanlış ancak maksadınız olumlu’ dediler.
Meğersem konuyu yanlış anlamakta inat eden öğrencimin dayısı olan şahıs Almanya kökenli olan Yol TV ile [url=http://alevi.com/]alevi.com [/url] sitesinin de sahibiymiş. Dayısının "bu malzemeye" adeta savaş ganimeti gibi ihtiyacı olduğunu fark etmiş olmalı ki 10 dakika sonra sınıfı terk etti. Dersten sonra da gittim, anlattım, izah ettim, hatta yine özür diledim, ‘iyi ki varsın’ dedim. ‘Peki hocam.’ dedi,.
Ancak puslu havanın kokusunu iyi alan sınırlar ötesinden içeriye elatan kişi, bir kere kızı da etikis altına aldığından yakasını bırakmadı. Provokasyonun farkında olmayan sekiz öğrenciden de imza toplamayı başarıp, fitili ateşlediler.
Öğrencimin babasıyla konuştum. “Konunun bu noktaya çekilmesine üzüldüm.’ dedi. Oysa ‘boşuna çabalama, seni yanlış anlamaya karar verdik’ diyenler çoktan devreye girmişti. Başka hedefler kotarılmak istenirken beni malzeme yapıp, yargısız infaz yaptılar. Ödül törenlerinde gülerken çekilen bir fotoğrafımı bulup, sırf yüz kısmını kesip koyarak ‘insanlarla duyarsızca dalga geçen bir adam imajı verip’, galeyana getirdikleri masum insanlara beni hedef gösterdiler.
Türkiye’deki Alevi STK’larına danışmak ve olayı anlamak, bana da söz hakkı vermek yerine, yargısız infaz ettiler. Başrole de her zaman olduğu gibi Kamer Genç geçti. Aşiret düzeni içinde alevi reylerini istismardan başka hiçbir katkısı olmayan arkadaş, nihayet "Çiçek Sulamaktan" fırsat bulup benimle de uğraşmaya başladı.
Her gün yüzlerce ölüm tehdidi alıyorum. Şimdi ben Hrant Dink’in ‘güvercin tedirginliğini’ yaşıyorum. Kendisi de Alevi olan eşim, ‘yargısız infazda bulunan bazı Aleviler yüzünden bana bakışın değişmeyecek değil mi?’ tedirginliğini yaşıyor. Oğlum ise ‘seni işten mi atacaklar’ diye soruyor.
Hem özgürlükçü bilim adamı kişiliğim hem de ailem sebebiyle Alevi hanımefendilere asla hakaret edemem, etmem. Biz bu ülkede yaralara merhem olmak için varız. Ancak kimsenin kapı kulu da değilim. Bilim adamıyım. Allahâ da bir can borcum var.
Evet, b ir yaya kırmızı ışıkta geçmemeli, ancak geçerse onu öldürerek mi cezalandıracaklar? Ne yapmışız? Kendi yaşadığım bir acımı naklederken kullanmamam gereken bir kelime ağzımdan kaçmış, acımdan dolayı kaçmış. Maksadım hakaret değil savunmak Mazlumluğun arkasına gizlenmiş kinci bir zalimliğe kurban edildim.
Ben uzun süredir kamuoyu önündeyim. Derdim nedir, ne söyleyebilirim, ne söyleyemem bellidir.
Alevilerin canımı yakan tarihi acılarını, bitmek tükenmek bilmeyen bir sömürüye bağlayanlar, bu kültürel alan sanki babalarından kalan kast sistemi imiş gibi beni o toplumdan dışlamaya çalıştı. Tesellim odur ki, Alevi toplum ve fikir önderleri beni anladı, üzüntümü paylaştı. Radyolarında, gazetelerinde, TV’lerinde söz hakkımı kullandırdı. Binlerce maile bıkmadan cevap verdim. Birçoğu provokasyonu kederle fark etti. Ben Alevilerin bu mert yüreğini sevmişim meğer.Yaşanan bunca acıya rağmen büyük tahrikler altında bile empati yapma yeteneğini koruyor, mazlumken zalim konumuna düşmek istemiyorlar.
Bu iftira kampanyası sayesinde yeni dostlar kazandım.
Şimdi bir Kerbela susuzluğu ile diyorum ki yanlış anlaşılmak hiç anlaşılmamaktan daha çok yaralıyormuş insanı…
Saygılarımla,
Doç.Dr.Ibrahim Öztürk
Marmara Üniversitesi
Ingilizce Iktisat Bölümü
34723 Kuyubasi, Göztepe
Istanbul, Türkiye
[COLOR=#00681c]Ibrahim Öztürk <[email protected]> ibrahim adlı alıcılara
ayrıntıları görüntüle
00:20 (18 saat önce) Merhabalar,
Kamuoyunda tek yanlı ve linç mantığına dayalı bir kmapanya açıldı. Tümüyle derçeği saptırmak ve benim üzerimden alakası olmayan hedefler kotarmak isteyenler basındaki gücünü insani değerleri ayaklar altına alarak sürdürmektedir. Ben de bu tek yanlı bilgilendirmeden dolayı insanımızın kafası karışmış olabileceği noktasından hareketle, kendimi size karşı sorumlu hissettim ve aşağıdaki metni paylaşmak istedim.
Selam ve saygılarımla
Doç.Dr. İbrahim Öztürk
Yanlış anlaşılmak hiç anlaşılmamaktan daha yaralayıcı
Geçen hafta, özgür olması gereken üniversite ortamında (İstanbul Ticaret Üniversitesi), her biri 20 yaşını geçen kocaman gençlere AB ve Gümrük Birliği bağlamında bir ders yaptım.
Ne anlattığımı detaylı olarak basına geçtim. Kısaca burada tekrar etmek gerekirse, üye olmak istediğimiz AB’nin çağın en büyük projesi olduğunu, zira asırlar süren kanlı geçmişin üzerine sünger çekip, derin siyasi, tarihi, toplumsal yırtıkları tamir edip, ortak aklın ve çıkarların ışığında tek devlete vardıklarını anlattım.
Buradan hareketle ‘biz de bu çözüm geliştirme ve kriz yönetme iradesinin simyasını ele geçirip sorunları büyütmeden çözmeyi öğrenmeliyiz’ dedim.
Öğrencvilerden gelen sorular ve fikirler aracılığı ile dersimiz derinleşti, sıra daha dar alandaki konulara geldi.
Devam ettim:
‘1980’lere kadar bu ülkede Kürt sorunu yoktu. Toplum mühendislerinin dümene geçmesiyle bizi birbirine bağlayan dokumuz her yerden tahrip edilince, şimdi çözmek istense de artık neresinden tutulacağı kestirilemiyor. Ötekileştirerek, farkları inkâr ederek, ‘benimle aynısın’ diyerek gerçek yok edilmez, sosyal barış tesis edilmez. Farklı toplumsal desenler zenginliğimiz olup, gelişen demokrasi bunların daha görünür olmasını mümkün ve zaruri kılar. Bunlara bölünme ve parçalanma sendromuyla yaklaşmak, AB denen olgunun anlaşılmadığını gösterir.
Tornadan çıkar gibi ‘türdeşleştirme’ dayatması acı bir mahalle baskısına döndürüldüğünden, öz yurdunda, örneğin, Tuncelili olduğunu ifade etmek yerine, Elazığlı olduğunu söyleyip geçiştirmek zorunda kalanlar bilirim. Bunu, belki bölücülük sempatizanlığı, Aleviliğinden dolayı ateistlik iftirası ve hatta tertemiz Alevi bacılarımıza yöneltilen ithamlardan bıktığı için yapıyor.
Benim dersimde özgür tartışma ortamında öğrencilerim de bol bol konuşur. Bir öğrencim, Alevi bacılarımız için bazılarının sarfettiği ama hiçbir şekilde tasvip etmediğimi belirttiğim tırnak içi ifadeyi ‘hakaret’ olarak anladı. Defalarca açıklama yaptım, ‘madem sırf o kelimenin telaffuz edilmesinden üzüldün, seni haklı buluyorum, bu kelimeyi tırnak içinde olarak da naklettiğimi/alıntıladığım için senden ve sınıftan özür dilerim’ dedim. 50 civarındaki öğrencim ‘yeter hocam maksadınız zaten apaçık anlaşılıyor, kelime yanlış ancak maksadınız olumlu’ dediler.
Meğersem konuyu yanlış anlamakta inat eden öğrencimin dayısı olan şahıs Almanya kökenli olan Yol TV ile [url=http://alevi.com/]alevi.com [/url] sitesinin de sahibiymiş. Dayısının "bu malzemeye" adeta savaş ganimeti gibi ihtiyacı olduğunu fark etmiş olmalı ki 10 dakika sonra sınıfı terk etti. Dersten sonra da gittim, anlattım, izah ettim, hatta yine özür diledim, ‘iyi ki varsın’ dedim. ‘Peki hocam.’ dedi,.
Ancak puslu havanın kokusunu iyi alan sınırlar ötesinden içeriye elatan kişi, bir kere kızı da etikis altına aldığından yakasını bırakmadı. Provokasyonun farkında olmayan sekiz öğrenciden de imza toplamayı başarıp, fitili ateşlediler.
Öğrencimin babasıyla konuştum. “Konunun bu noktaya çekilmesine üzüldüm.’ dedi. Oysa ‘boşuna çabalama, seni yanlış anlamaya karar verdik’ diyenler çoktan devreye girmişti. Başka hedefler kotarılmak istenirken beni malzeme yapıp, yargısız infaz yaptılar. Ödül törenlerinde gülerken çekilen bir fotoğrafımı bulup, sırf yüz kısmını kesip koyarak ‘insanlarla duyarsızca dalga geçen bir adam imajı verip’, galeyana getirdikleri masum insanlara beni hedef gösterdiler.
Türkiye’deki Alevi STK’larına danışmak ve olayı anlamak, bana da söz hakkı vermek yerine, yargısız infaz ettiler. Başrole de her zaman olduğu gibi Kamer Genç geçti. Aşiret düzeni içinde alevi reylerini istismardan başka hiçbir katkısı olmayan arkadaş, nihayet "Çiçek Sulamaktan" fırsat bulup benimle de uğraşmaya başladı.
Her gün yüzlerce ölüm tehdidi alıyorum. Şimdi ben Hrant Dink’in ‘güvercin tedirginliğini’ yaşıyorum. Kendisi de Alevi olan eşim, ‘yargısız infazda bulunan bazı Aleviler yüzünden bana bakışın değişmeyecek değil mi?’ tedirginliğini yaşıyor. Oğlum ise ‘seni işten mi atacaklar’ diye soruyor.
Hem özgürlükçü bilim adamı kişiliğim hem de ailem sebebiyle Alevi hanımefendilere asla hakaret edemem, etmem. Biz bu ülkede yaralara merhem olmak için varız. Ancak kimsenin kapı kulu da değilim. Bilim adamıyım. Allahâ da bir can borcum var.
Evet, b ir yaya kırmızı ışıkta geçmemeli, ancak geçerse onu öldürerek mi cezalandıracaklar? Ne yapmışız? Kendi yaşadığım bir acımı naklederken kullanmamam gereken bir kelime ağzımdan kaçmış, acımdan dolayı kaçmış. Maksadım hakaret değil savunmak Mazlumluğun arkasına gizlenmiş kinci bir zalimliğe kurban edildim.
Ben uzun süredir kamuoyu önündeyim. Derdim nedir, ne söyleyebilirim, ne söyleyemem bellidir.
Alevilerin canımı yakan tarihi acılarını, bitmek tükenmek bilmeyen bir sömürüye bağlayanlar, bu kültürel alan sanki babalarından kalan kast sistemi imiş gibi beni o toplumdan dışlamaya çalıştı. Tesellim odur ki, Alevi toplum ve fikir önderleri beni anladı, üzüntümü paylaştı. Radyolarında, gazetelerinde, TV’lerinde söz hakkımı kullandırdı. Binlerce maile bıkmadan cevap verdim. Birçoğu provokasyonu kederle fark etti. Ben Alevilerin bu mert yüreğini sevmişim meğer.Yaşanan bunca acıya rağmen büyük tahrikler altında bile empati yapma yeteneğini koruyor, mazlumken zalim konumuna düşmek istemiyorlar.
Bu iftira kampanyası sayesinde yeni dostlar kazandım.
Şimdi bir Kerbela susuzluğu ile diyorum ki yanlış anlaşılmak hiç anlaşılmamaktan daha çok yaralıyormuş insanı…
Saygılarımla,
Doç.Dr.Ibrahim Öztürk
Marmara Üniversitesi
Ingilizce Iktisat Bölümü
34723 Kuyubasi, Göztepe
Istanbul, Türkiye
Atatürk Resimleri
![[Resim: 108hrwq7.jpg]](http://img389.imageshack.us/img389/8351/108hrwq7.jpg)
![[Resim: 207vm8iz8.jpg]](http://img219.imageshack.us/img219/4301/207vm8iz8.jpg)
![[Resim: 516oj6ga8.jpg]](http://img389.imageshack.us/img389/1190/516oj6ga8.jpg)
![[Resim: masumveyalnzqm8mq2.jpg]](http://img219.imageshack.us/img219/2447/masumveyalnzqm8mq2.jpg)
![[Resim: sertbaklycenderjq4nj1.jpg]](http://img389.imageshack.us/img389/6199/sertbaklycenderjq4nj1.jpg)
![[Resim: yapayalnzbiradamnt6bo3.jpg]](http://img361.imageshack.us/img361/8092/yapayalnzbiradamnt6bo3.jpg)
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
![[Resim: caaaaaaaptured4qe.jpg]](http://img141.imageshack.us/img141/7884/caaaaaaaptured4qe.jpg)
![[Resim: atatrknxh41tb2.jpg]](http://img72.imageshack.us/img72/1796/atatrknxh41tb2.jpg)
![[Resim: 181tx4.gif]](http://img300.imageshack.us/img300/7210/181tx4.gif)