You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk mü Fatih Sultan Mehmet Mi? diye acılan konuya Cevap

Atatürk mü Fatih Sultan Mehmet Mi? diye acılan konuya Cevap

Junior Member
Atatürk mü Fatih Sultan Mehmet Mi? diye acılan konuya Cevap
Aliekber yazdı:Arkadaşım Senin terbiyeden yoksun konuşmanların hiç hoş değil sende saygılı ol biraz çok osmanlıyı seviyorsan senin olsun isteyende yok, Gözümüz de yok. Biz derçekleri söylüyoruz, Fatih Bir şeyler yapmış kendisine kimse bir şey söylemiyor saygısızlıkta eden yok..

Biraz Fetihte Yaşanan gerçekleri oku... olurmu

"28 Mayıs sabahı Fatih gün doğmadan uyandı, otağından çıktı, kırlardan yükselen kekik kokusunu içine çekti. Düşünceliydi. Son bir hücum için komutanlarını toplamaya hazırlanıyordu."
Sonrası malum.
Veya malum gibi.

Bertolt Brecht bu tarih anlayışını eleştirmek için şu dizelerle seslenmiştir tarihe:

Yedi kapılı Tebai şehrini kuran kim?
Kitaplar yalnız kralların adını yazıyor.
Yoksa krallar mı taşıdı kayaları?
Genç İskender Hindistan'ı zaptetti?
Bir başına mı ?
Sezar Galyalıları yendi?
Bir aşçı olsun yok muydu yanında?...

Doğru sorular soruyor Brecht. Yok muydu Fatih Sultan Mehmet'in yanında aşçıları da?!
Ya askerleri?
Ya da azap askerleri?
***
Bu soruya tekrar döneceğiz. Bir soru daha ne için fethetti İstanbul'u Osmanlı? "Müslümanlığı yaymak" için mi ?

Fetihler, Osmanlı İmparatorluğu'nun yapısının bir sonucudur. Fetihçi bir imparatorluktur Osmanlı. Fethettikçe nefes alıp veren bir canlı gibidir. Fethetmezse, nefessiz kalır ve nitekim Osmanlı'nın boğulması da böyle olmuştur.

Kendi tarihinin sonuna gelen Bizans çökerken, Osmanlı yükselmiştir... Aslında Bizans da o noktaya gelinceye kadar güçlüydü.

Elbette bir de "kuşatmanın içindekiler vardı bu savaşın. Bizans bin yıl boyunca 20 ulusun saldırılarını püskürtmüş, İstanbul'u 30 ordunun kuşatmasından kurtarmıştı. Ama artık işte kendi tarihinin sonuna gelmişti Bizans.

***

Fatih yalnız değildi elbette İstanbul'u çeviren surların karşısında. Yüzbinlerce asker seferber edilmişti İstanbul'un Fethi için. Tarihçiler 200 bin ile 300 bin arasında bir rakam verirler. Anadolu'dan tarikatlar ve şeyhlerin emrindeki müritler getirilmişti çok sayıda.
Esirler, devşirmeler hepsi seferber edilmişti bu zafer için.

1453 yılının 5 Nisan günü artık sadece bir şehir devlete dönüşmüş Bizans boydan boya kuşatılır.

Yaklaşık 2 Ay süren kuşatmada Mayıs sonlarında genel saldırı başlar.
"Birinci saldırı şeyhlerinin teşvikiyle savaşa getirilen gazacıların yanı sıra Hıristiyan köylerinden toplanan insanlarca gerçekleştirilecektir.

Bu tümüyle gözden çıkarılmış olan eğitimsiz ve düzensiz birliklerin görevi; Bizanslıları olabildiğince yormak, cephanelerinin tükenmesini ve cesetleriyle hendeklerin dolmasını sağlamaktır. Kaleyi almak gibi bir umutla değil, yolu düzlemek amacıyla ölüme sürüleceklerdir. Kös ve nekarelerin korkunç gürültüleriyle saldırıya geçerler: yılıp geri çekildiklerinde tekrar savaşa sürmek amacıyla bekleyen yeniçerilerin kılıçlarıyla karşılaşır ve tekrar saldırıya geçerler. "Ordunun zayıf kuvvetlisi böylece zafer uğruna feda edilirler..."

Surların etrafı asker cesetleriyle dolmuştur... Savaşabilme yetenekleri tükenen birliklerin yerine Rumeli ve Anadolu sipahileri savaşa sürülür. Surların bitişiğindeki hendekler, ölü ve yaralılarla dolmuş, ceset yığınlarının üzerine konulan merdivenlerle surlara tırmanılmaktadır.

Merdivenlerden çıkan askerlerin üzerine taşlar atılır, kaynar sular ve yağlar dökülür, sura çıkmayı başaranlar öldürülür.

Ve işte yine tam bu sırada Osmanlı topçusu kendi askerlerinin de bulunduğu surlara ateşe başlar. Osmanlı tarihçisi Krivotulus bu saldırıda "iki taraftan da ekserisi can verdi " diye yazar. Ama Osmanlı'nın kendi askerlerini öldürme pahasına gerçekleştirdiği bu saldırı da sonuç vermez ve üçüncü dalga olarak yeniçeriler savaşa sürülür...

Öyle sadece gemileri kaydırıp Haliç'e indirerek kazanılan bir savaş değildir bu. İmparatoluğun fetihleri için hendekler yoksul köylülerin cesetleriyle doldurulmuştur.

Fethin sonrası da en az kendisi kadar kanlı ve acılıdır.
Savaş öyle karşılıklı nezaket içinde geçmemişti. Hele ki İstanbul'a girilirken, kimsenin kılına dokunulmadığı gibi yalanlar, kuyruklu bir yalandı. Bu bir savaştı, hem de iki fetihçi, yağmacı, işgalci imparatoluklar arasındki bir Ortaçağ dönemi savaşıydı.

"Güneş doğarken Türkler, topçu ateşinin San Romano kapısı çevresini yerle bir ettiği surlardan kente girmeden önce, onlarla Hıristiyanlar arasında öylesine şiddetli bir çarpışma oldu ve öylesine çok insan öldü ki, ilk ağızdan toplanacak ölüler yirmi arabayı doldururdu. Daha sonra ikinci dalga doğruca kente yöneldi; buldukları herkesi... hangi durumda olursa olsunlar kılıçtan geçirdiler."

Böyle anlatıyor tarih.

Yalnız "yabancı" tarihçiler değil, Osmanlı tarihçileri de böyle anlatır. Zaten başka türlü de olamazdı. Çünkü ... Çünkü kuşatma iyice uzamış askerin morali bozulmuş, şevki kırılmıştı.

Bizans imparatoru uzlaşma önermiş , Osmanlı yönetiminin bir kesimi de bu önerinin kabul edilmesi yönünde görüş belirtmekteydi.
Ama bu kadar uzun bir kuşatmadan sonra Padişah II. Mehmet'in fetihten vazgeçmesi mümkün değildi. Böyle bir şey, hem Osmanlı'nın dünyadaki konumunu, hem de Fatih'in iktidarını sarsardı.
İşte bu nedenle Fatih son kez topyekün bir saldırı kararı verir. Zaferi garantilemek için askere "üç gün yağma" sözü verilmiştir. İstanbul şehrinin üç gün yağmalanmasının şehri nasıl tahrip edeceği, nasıl bir katliama yol açacağı kuşkusuz Fatih ve Osmanlı ordusunun komutanları tarafından biliniyordu . Ama Osmanlı'nın esirlerden, Sırplardan Türkmenlere kadar her milletten ve kesimden askerini savaştırmanın başka yöntemi de yoktu.
Tarihi gerçek budur. Bunu çarpıtmak hamasi bir Osmanlıcılık'tan başka bir şey değildir.

Nitekim İstanbul'a girildiğinde, şehir tarihin gördüğü en büyük yağmalardan birine sahip oldu. Üç gün sonra, ancak o zaman Fetih Kutlamaları yapılmaya başlandı.

Kutlamalar dedik de; son olarak bu noktada ilginç bir tarihi not daha düşelim. Belki şaşıracaksınız ama Osmanlı'nın tüm tarihi boyunca İstanbul'un fethi fetih günlerinden sonra hiç kutlanmamıştır.

29 Mayıs 1919'da, yani İstanbul'un fethinin 466. yıldönümünde İstanbul ingiliz ve fransız emperyalistlerinin işgali altındaydı ve Fatih Sultan Mehmet'in kan bağıyla ve konumuyla devamı olan Vahdettin, İngilizler'e sığınıyor, İstanbul'un yönetimini onlara teslim ediyordu.

Cumhuriyet'in ilk döneminde de İstanbul'un fethi diye bir kutlama yoktur. Zaten Cumhuriyet kutlasa kutlasa, elbette fetihi değil; İstanbul'un emperyalistlerin işgalinden kurtulmasını kutlayabilirdi.( ki kutlanması gereken de budur zaten, çünkü Bizans'tan fethedilen İstanbul, sonra Bizans'ın mirasçıları tarafından tekrar geri alınmıştı. İstanbul'un yeniden Türkiye'nin olması ise,ancak Kurtuluş Savaşı sonucundadır.)

İstanbul'un fethi ilk olarak 1953'te Demokrat Parti tarafından kutlanmış, Emperyalizm işbirlikçilerinin başlattığı bu geleneği günümüzde işbirlikçi islamcı gericiliği sürdürüyor. Ve fetih için bu kadar şaşalı törenler yapanlar, nedense İstanbul'un emperyalist işgalinden kurtuluşunu unutturmaya çalışıyorlar. Bu da, aslında fetih kutlamalarının işbirlikçiliği gizlemenin, gericilerin yağmacı imparatorluk özlemlerinin bir ifadesi olduğunu gösteriyor...

Kaynak; Yürüyüş Dergisi


Osmanlı Tarihini iyi oku kendi milletine zulüm uygulayan Türk Milletini aşağılayan İktidar için kendi kardeşini bile kesen acımayan birileri Başkasına acırmı.! Diyeceksin şimdi Osmanlının geleceği için, sen benim külağıma anlat onları.

Tarihte yazılanlar okusana delisi manyağı hepsi var niye yüceltiyorsun bunları Osmanlıymış...!

Mustafa Kemal Atatürk Vatan için yedi düvelle savaşdı O Yüce İnsan Yok olmakta Olan ülkeden yeniden bir vatan ve ulus Yarattı. Ya Osmanlı Tüm Vatanı Yakıp yıkanlarla işbirliği içine girdi, Ülkeyi satıp Kaçan O Osmanlı Padişahı değilmi ve Şakşakçılar, Hainler, Gericiler, Yobazlar Yüzlerce Hainlikler yaptılar bu Vatan istila edildiğinde.

Geçmişte Kendi milletini Katleden Başka Bir yönetim varmı. Osmanlı Hariç Tarihi İyi Oku At gözlüğüyle sen Bakma.

Eğer Kutlanacak Birşey Varsa Emperyalist güçlerin işgal ettiği İstanbul'dan Çekildikleri gün kutlanmalı. Asıl Kurtuluş o gündür.

Pir'im Zöhre Ana'ya Karşı bilgisizce konuşma şuursuz ve bilgisiz söylevlerin içinde seni uyarıyorum Edepli ol.

Tarih Hiç doğru yazarmı gerçeği, ben kestim katlettim dermi. Hırsız ben hırsısım diye tarihe yazarmı. Katil ben katilim diye söylermi.

Pir Zöhre Ana Gerçeğin Işığıdır, Doğrular Gerçeklerden öğrenilir.

Osmanlının iyiside Vardı Kötüsüde koskoca bir imparatorluğun içinde kimseyi Karalamak istemediğimiz gibi yüceltmekte istemeyiz. Amaç sadece doğruların bilinmesidir. Gerçekleri Yalanlar gizlememeli Çok değerli insanların yetiştiğide bir gerçektir bunu kimse inkar edemez. Ama bir o kadar da tersi vardı. Yapılan bir sürü savaşları masumane gösteremeyiz. Doğrusu ve yanlışı gerçekleri ile anlatılmalı. Fatih Sevabı ve gühanı ile tarihtir artık ama Ak Kaşıkta değildir. Günahı ve sevabı kendinedir.

sen maasallah her tarihçiye inanıyormusun ??? git biraz murat bardakcıoglunun yavuz b ilber ortaylının kitaplarını okuda bak bakalım Osmanlımız dünya medeniyetine neler katmıs.yalnız tarafsız olarak duygularını katmadan oku anladın mmı ?? bak sana bi kac bişi anlatıyım da birazcık kapalı olan beynine bişiler gider İNŞALLAH.

İstanbuldan Viyanaya doğru giden islâm ordusu, Belgrad yakınlarında, bir su başında, mola veriyor. Çeşme, abdest alan, kablarına su koyan askerlerle dolu. Yakındaki bir kilisenin papazı, güzel kızları süslüyor. Ellerine birer kab verip, çeşmeye gönderiyor. Papaz pencereden gizlice seyr ediyor. Kızlar gelince, askerler hemen kenâra çekiliyor. Kızlar rahatça doldurup kiliseye dönüyorlar. Papaz, islâm askerlerinin bu güzel ahlâkını, faziletini, edebini ve merhametini görünce, (Bu ordu hiç yenilmez. Boş yere kanınızı dökmeyin!) diyerek haçlı kumandanlarına haber gönderiyor.

şimdi ben size bunu yazdımya.siz dersiniz osmanlı hareminde sex oluyodu karılar kızlar soyuluyodu fuhuş vardı falan filan...hatta ve hattta durun siz söylemeyin ben şimdiden yazıyımda bosuna yorulmayın ne diecektiniz " işte efendim muhteşem yüzyıl dizisinde herseyi biz ayan beyan gördük kanunui hürremi götürüyodu" biraz gercekci olun be öküz altında buzagımı arıyorsunuz ?? osmanlı haremine padişahtan baska kim girebilmiş ?? sadrazam bile giremiyodu hatta ömründe hareme girmeyen sadrazamlar bile var.padişah sadece haremde kendisi karısı cocukları ve hizmetcileri bulunuyordu.onun için sakın gelipte bilip bilmeden birilerini hemde böle büyük padişahlarımızı islama insanlıga hizmet eden insanları karalamayın.ben padişah diyipte tapmıyorum.elbetteki hataları vardır 1 hata 1000 dogruyumu silecek?? bn osmanlının dünyaya ve özellikler İSLAM dinimize verdigi hizmet ve mücadeleden dolayı atalarıma sonsuz derece minnettarım...

alın size bir bilgi daha bak buda yabancı sayın arkadasımm.

Bir Mısrlı yazar, Osmanlı zaferlerini, yoksa Attillânın orduları gibi, barbar istilâsı sanıp yanılmakta mıdır? İngiliz lordu Davenportun kitabını okumuş olsaydı (İslâm orduları her gittiği yere, adalet, fazilet ve medeniyet götürmüştür. Boynunu büken mağlup düşmanı dâimâ af ile karşılamıştır) bilgisini öğrenir de, yazılarında biraz edebli davranırdı. Abbâsilerden sonra, islâm halifelerine Mısrda zından hayatı yaşatan, hilâfet haklarını onlardan gasb edenler, hutbelerde kendilerine (Sultanül-haremeyn) demekten hayâ etmiyorlardı

bu arada sayın arkadasım sana Kuşatma 1453 kitabını öneriyim.Okay Tiryakioğlu timaş yayınları.

demissinki osmanlı tarihini iyi oku.evet dogru iyi okumalıyım.hatta iyi okumalıyız.ben bunu kabul ediyorum ben osmanlı tarihini iyi okuyamadım daha cok eksik bilgilerim var keske olsaydıda ben size gelip anlatsaydım.sevmeyin lann tamam bari saygı duyun be gelmeyin bu kapitalistlerin oyununa atalarınıza sahip cıkın.osmanlı iyiligiylede kötülügüylede bize miras kaldı iyiliklerini kullanıcaz kötülüklerini yanlıslarınıda ders alıcaz ki osmanlıdan dahada güclü bir devlet olalım dünyaya hükmedelim.bu pisliklerin elinden kurtaralım herkese türk'ün ve islamın gücünü hoşgörüsünü adaletini gösterelim..biz bunun için cabalamamız lazım.

kendi milletini kesen diyosun?? afedersinde belinin altında 2 tane canak var her zaman arkanda kalan bi yer sanırım o tarafından uyduruyosun.camur at izi kalsın.ulan varya avrupalılar bile senin kadar düşman deil be osmanlıya Big Grin hiç yoktan onlar saygı duyuyo Big Grin

ben osmanlının içinde kötü olanlar yok demiyorum.insanoglu bu çig süt emmiş.içleri kötü insan heryerde var sizlerin içinde yokmu ?? osmanlıdada var atatürk'ün zamanındada var.sen gelipte 1 padişahtan dolayı osmanlıya küfrediyorsun eziyorsun demii bak bizim Atatürk'ümüzün kurdugu devlet su an cok kötü (bana göre) bir sürü işbirlikçi hain insanlar var ama ben gelipte Atatürk'e kızmıyorum.neden herşeyi 1 kişiye yıkıyorsunuz ?? sonrada bana at gözlügüyle bakıyorsunuz diyosunuz !! bu ne çelişkidir. zaten actıgım konuyu siz saptırdınız bakın ulu önderimiz en son sözünde ne demiş "II.Mehmed büyük adamdır büyük" ulu önderimizinde bir FATİH SULTAN MEHMET hayranlıgı oldugunu neden görmüyosunuz??

birde yine tarihçiden örnek vermissin İskenderin Aşçısı vs vs... dogru güzel örnek iyi yazmıs bertol brecht ama sen merak etme alicim biz liderleri tanıdıgımız kadar Ulubatlı Hasan'ımızıda Akşemseddini'de Nene Hatunuda Sütçü İmamıda bir bir onlar kadar seviyor saygı duyuyoruz.tarih madem o kadar güclü diyosun bende buna inanıyorum yazsın o zaman İskenderin Sezarın Aşçısınıda bizde ögrenelim..bir de sen merak etme bak Peygamber Efendimiz(s.a.s) ne demiş : "İstanbul elbet bir gün fetholunacaktır.İstanbul'u fetheden asker ne güzel asker o kumandan ne güzel kumandan" ne mutlu ki islam için vatan için canlarını veren şehit olan gazi olan insanlara...

tarih askerlerin işçilerin hepsinide yazmasada hepsini biz gönülden seviyoruz ve biliyoruz.Fatih'in aşçısı askerini bilmedigimiz gibi Mustafa Kemal'imizinde aşçısını askerini bilmiyoruz ama gönülden seviyoruz.bunlar Atatürk'ümüz içinde gecerli o zaman sen bu konuda Fatihi yerden yere vuruyosun demekki Atatürküde yerden yere vuruyosun anlamına geliyo be alicik.Tarih liderleri hatırlar.Atatürk'ün Anafartalardaki conkbayırındaki kahramanca savaşmasını FATİHİN kardn gmileri yürütüp haliçe indirmesini ayasofyanın ve tarihi yapılara zarar vermemesinide anlatır.

pir zöhre ananıza ellemiyorum ne haliniz varsa görün.bu arada Hz.muhammed'in elçisi filan diyosunuz ne kadar günaha giriyosunuz bilmem biliyormusunuz.bu arada siz alevilerin sitelerine baktımda ananızla ilgili bişiler buldum.bak ben yazmadım şimdiden söyleyim aksam gazetesinde yazılan haberin alevi sitelerinde paylasılmıs halini kopyalayıp yapıstırıyorum size.

[BZöhre Ana'yı Duydunuz mu?

Yozgatlı, yakın köylümüzdür.Ankara'da yaşar. Alevi toplumu içinde ortaya çıkan inanç tacirlerinden biridir.


İrtica merkezi açık


Rıza Zelyut

Eğer yargıçlar, suçluların hukukunu korumada gösterdikleri duyarlılığı, hukuku korumada da gösterseler, bugünkü hukuk rezaletlerini yaşamazdık.

Cumartesi ve pazar gününü Ankara'da geçirdim.

1998 yılının onuncu ayından 12. ayına kadar Ankara'daki bir irtica merkezini gündeme getirmiştim. Kendisine 'Zöhre Ana' adını takan, Süheyla Gülen isimli bir kadın, Mamak'ta bir büyük bina yaptırmış, buradan hastalara şifa dağıttığını iddia ederek büyük paralar toplamıştı.

İnsanları akıldışına yönlendiren bu faaliyeti de irtica olarak görmüştük ve Ankara Savcılığı'nı göreve davet etmiştik. Sonunda bu kadın hakkında dava açılmış. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen dava sonucunda, 'Zöhre Ana' lakaplı Süheyla Hanım'a 1 yıl hapis cezası verilmiş. Ceza Tekke ve Zaviyeler Yasası'nı çiğneyenlere verilen en üst ceza... Ayrıca paraya çevrilmemiş, tecil de edilmemiş. Süheyla Hanım'ın avukatları bu kararı temyiz etmişler...

Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi'ni devrim uygulamada gösterdiği bu duyarlıktan dolayı kutluyoruz.

YA DİĞER MAHKEME?

Ankara Valiliği, Mamak'taki umut ticareti yapan bu mekanın kapatılması için 31. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açmış.

Mahkemeyi arayıp bilgi almak istedik.

Anladık ki mahkeme yargıcı Süheyla Hanım'ın dava dosyasını özel korumaya almış. Bize, Süheyla Hanım'ın avukatlarından bilgi almamızı söyledi.

Fırsatını bulsa bizi bir kaşık suda boğacaklardan bilgi almamızı öneren bu hukuk adamına bir şey diyemedik...

İşin ilginç yanı şuydu: Asliye Ceza Mahkemesi, Zöhre Ana nam Süheyla Hanım'ı 1 yıl hapis cezasına çarptırıyor ama bu kadının icraat yaptığı mekanı kovuşturan yargıç bundan habersiz. Sayın yargıç, gecekondu bölgesine yaptırılan bu süperlüks irtica merkezinin kapatılması için hala belge toplamakla meşgulmüş.

Öğrenebildiğimiz bu kadar...

Mahkeme yargıcı, Süheyla Gülen'in hukukunu korumakta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlarından daha titiz görünüyor.

Kendisini şiddetle kutluyorum.

Halkı kandıranların hukukunu korumakta bu kadar hassas davranan yargıçlarımız oldukça sırtımızın yere gelmeyeceğinden eminim.

Ankara Mamak'ta yaptığım görüşmelerde anladım ki burada yıllarca müthiş paralar kazanan Süheyla Hanım, herkesi etkilemiş. Mamak'taki karakolda görüştüğüm bir komiser, Zöhre Ana olayını izlediğimi anlayınca telefonuyla oynamaya başladı ve bize yüz vermedi.

Adliye'den zabıtaya kadar her kesimi dolaylı yollardan etkileyen Zöhre Ana'nın irtica merkezi ise hala açık. Gidip gördük, içeride adamlar, dışarıda adamlar... Burası, Ankara, yani cumhuriyetin başkenti için bir utanç anıtıdır.

Sanıyorum ki Ankara Valiliği konuyu duyarlılıkla izleyecektir. [/B]


hatta ben size linkinide atıyım.bak siz alevilerin içindede ananıza inanmayan dalga gecen yerden yere vuran çok Big Grin

[url=http://www.piryolu.com/forum/alevilik-ve-aleviler-ana-forum/4095-zohre-ana-ile-ilgili-ne-dusunuyorsunuz.htmlZöhre Ana ile ilgili ne düşünüyorsunuz - Türkiye'nin alevi, bektaşi, kızılbaş site ve sosyal ağı[/url]

alın size bir alıntı veriyim:

]ALINTI: gerçek bi örnek paylaşmak istiyorum ankarada yaşayanlar bilir zöhre ana diye bi kadın var. babamın halası ve eşi ona resmen tapıyorlar... hemde inanılmayacak şekilde ... ve hala ve eşi gibi bir sürü ona tapan insanlar var.. kadının eskiden küçük bi gecekondusu vardı şimdi süper bir malikanesi özel uçağı korumaları filan dehşet derecede bi zenginliği var.. halamlar çocukları olmadıkları için oraya gitmişlerdi bundan yıllar önce ... ilk başlarda çocuğunuz olacak demişti.. sonradanda çocuk vermiyorum size hayırsız olacağı için demiş.. düşünebiliyormusunuz ona kalmış çocuk verip vermemek.. ve babannemin bi kurbanı vardı haydar sultana oraya götürecektik. bu zöhre ana denen kadın götürmeyin oraya Hz. Ali nin Haydarı sultanın canlısı varken burda orada kesmeyin demiş ... babannem gerçi bundan sonra anladı ve inancı da bitti o kadına.. ama işte insanlarımız o kadar bağlamışlarki kendilerini birşeylere inanmaya tapmaya gözleri kör edercesine ... bende mi var bişi insanlardamı anlamadım

ya bunu anlatmak istedim insanlarımız ne kadar körüne körüne inanıyor tapıyor bazı şeylere ...


bak bunları ben yazmadım ha sizinkiler diyor.

benim sizin görüşünüze saygım var ne haliniz varsa görün ama size sunu diyorum Allah sizi ıslah etsin.

Allah indinde hak din İSLAM'dır.(Ali İmran 19)

Junior Member
Atatürk mü Fatih Sultan Mehmet Mi? diye acılan konuya Cevap
donanma44 yazdı:Sen de atalarına çekmişsin işte !.. Demokrasiden gıdım pay almamışsın. Birtek sizin bildiğiniz doğru,sizin düşüncenizin dışında hiçbir şey doğru değil. Bu düşünce emevi araplarının düşüncesi. Yıkıcı,parçalayıcı,insafsız,insana saygısı olmayan...

Osmanlı gayrimüslümlerin cenneti,Türklerin/Türkmenlerin ise cehennemidir! Kafana sok bunu.

Alevilik Hakkın gösterdiği gerçek YOL'dur. Çünki Alevilik, Muhammed Ali yoludur.

Alevilik, Kerbela'da Muhammed-Ali yolu ve Hakikat Kur'an'ı için şehit düşen Hazreti İmam Üseyin'in yoludur.

Hz.İmam Üseyin'in yolu inanç,ibadet ve can cömertliği ile kurulmuş ve bugünlere gelmiştir.Bizler de onun arkasından giden Alevileriz.

"...Peki Yezid'in/Muaviye'nin yolu ne? Yezid'in/Muaviye'nin dini ne?

"Muaviye,Hazreti Muhammed tarafından hem kendisi hem de babası lanetlenmiş bir adamdı. Hakkın kullarını havel,Müslümanların mallarını düvel ,Hakkın gönderdiği dini değel yaptı.sonra da yok olup gitti..."

Havel:Köleleştrmek,
Düvel:Halkın malını gasp ederek saltanat kurmak,
Değel:Bir kurumu ya da değeri (dini) pusu kurma aracı haline getirmek.

Yezid'in dini,sarayların saltanatın,1/40 oranındaki zekat anlayışının,namaza indirgenmiş salatın ve başıboş tavaflar ile tamamlanan hac uygulamasının dinidir.

O dinin dünyevi bir misyonu olmadığı gibi "Cennette bonus olarak hurileri vardır."

O dine göre,iktidar sahiplerinin ihmallerinden ölen mazlumların kaderidir ölüm. Zulüm o dinin belkemiğidir.

O dinin mensuplarının temel sorunu "türbandır". Ancak [B]kara lastikli[/B] ayşonun hali öenmli değildir. Ayşo ne de osla akılsızdır.

O dine göre erkekler toplumun egemenelridir. Kadınlar ise mukabelelerde okudukları Yasinler sayesinde cennete girebileceklerdir. O dind " Amerikan Emperyalizmi" ya da AB gibi problemler yoktur. Beyaz eşya dağıtıp iki rekat riya namazı kılan herkes "süper müslümandır".

O dinde hakkın yanında yedek ilahlar vardır. Bu ilahların/hüküm koyucuların adı, hocaefendi,bediüzzaman,şeyh efendi,üstad... vs dir.Bunların sözleri Kuran'dan çok daha önemlidir,çünkü o dine göre "Kuran'ı sadece alimler anlar."
..." Alıntı: Eren Erdem

Heryer Kerbele !
Her zaman Kerbela !

Sizin atanız Osmanlı olsun bizim Atamız/Ecdadımız İmam Üseyin .


Hakaret içeren sözlerinizden dolayı 1 hafta uzaklaştırma aldınız.
Forum kurallarını kabul ederek foruma üye olduğunuzu unutmayın.


sana diyecek hiç bir lafım yok eger islama yezidin dini diyorsan Allah ıslah etsin aç biraz Kur'an oku tamam mı senin gibilerle işim olmaz.
Administrator
Atatürk mü Fatih Sultan Mehmet Mi? diye acılan konuya Cevap
Benimle ilgili fikrine saygı duyuyorum ultra can Smile

Rıza Zelyut'un yazdığı yazıyı satır satır belki onlarca kez okudum.Bizim için yeni değil o yazı.Cevap vermek te boynumun borcudur.

Soru-1) Zöhre Ana kimdir?
Cevap-1) Zöhre Ana Hak ilminin deryasından gelmiş,şar kapısını açmış,Allah Ali'nin nefesini dökendir.Yani Hak Evliyasıdır.Ahir zamanda Hak Muhammed Ali yolunu inancıyla,ibadetiyle,sevgiyle ve birlik-beraberlik içierisinde toplumun tamamını kucaklayarak yürüten ve Hazreti İmam Üseyin Postuna oturandır.

Soru-2) Rıza Zelyut kimdir?
Cevap-2) İrticanın ne olduğunu bilmeyen bir köşe yazarıdır.

Soru-3) İrtica nedir?
Cevap-3) İrtica (Tr. "(önceki yere) dönüş") veya gericilik (Arapça: رجع, raca'a kökünden, Fransızca: Réaction), önceki şartlara dönüşü isteyen, aşırı muhafazakar ve ilerlemelere karşıt olan, herhangi bir sosyal ya da siyasi hareket veya ideoloji ve buna bağlı eylemler.

Bu terim batıda Fransız Devriminde sabık monarşi rejimine veya onun koşullarına dönüşü isteyen karşı devrimcileri tanımlamakta kullanılmıştır. Ondokuzuncu yüzyılda batıda derebeylikleri ve aristokrasiyi korumayı arzu eden ve sanayileşme, cumhuriyetçilik, liberalizm ve sosyalizm karşıtlarını tanımlamakta kullanılmıştır. Gerici tabiri politik anlamda gelişme ve yenileşmelere karşı olan ideolojileri tanımlamak için aşağılama amacıyla da kullanılır.

Literatüre [1] İkinci Abdülhamit dönemindeki 31 Mart Vak'ası (13.04.1909) olarak bilinen olayla girmiştir. Literatürdeki manası İkinci Abdülhamid dönemine geri dönmeyi ifade etse de günümüzde gericilik veya irtica terimi ile daha çok dini köktendinci talepler ile geriye dönüşü ve çağdaş, laik cumhuriyet rejimi yerine dini kurallara göre bir siyasi ve hukuki rejimi savunanları anlatmak için kullanılmaktadır.

Kaynak:İrtica - Vikipedi

Soru-4) Keramet nedir?
Cevap-4) Hakkın, Evliyalarına vermiş olduğu sıradan insanlarda bulunmayan kudrettir,güçtür. Evliyalar, görmeden gören,duymadan duyanlardır. İnsanların Evliyalara inanma nedenlerinden birisi de ermiş,evliyaların keramet sahibi olarak kermametlerini insanlara göstermeleridir.

Soru-5) Zöhre Ana "irtica merkezinde" ne tür faaliyetlerde bulunmaktadır?
Cevap-5) Zöhre Ana, 1982 yılında Hak sırrına ermiştir.29 yıldır Haktan alıp halka veren
Zöhre Ana;

Bitip tükenmek bitmeyen kavgaların, mahkeme dosyalarının arasında insanlarımız için çırpınandır,

Sayısız çocuğa, yaşlıya, kimsesize, el uzatan yaralara ilaç olandır,

Kansere, saraya yakalanmış, çocuk sahibi olamamış, derdine derman bulamamış elinde onlarca raporla son umut onun kapısına gelen binlerce insana şifa verendir,

Sevgiyi erdem kabul etmiş, sevip de parası olmadığı için evlenemeyen yüzlerce çiftin düğünlerini karşılıksız yapan, kaderleri birleştirendir,

Gençlere umutla bakan, okumalarını isteyen, burslar veren, onları tiyatroya, müziğe, resme, edebiyata, kısacası hayata yönlendiren, bizlere bir tiyatro grubu, bir folklor grubu, semah grubu kurdurup, gösterilerimizi gözyaşlarıyla, kahkahalarla en önde izleyendir,

Kimilerinin malikâne, saray dediği, gül bahçesinden, kermesine, mağarasından aşevine, yemekhanesinden kurban kesim yerine, morgundan otel odalarına, cem evinden ziyaretçi salonuna, düğün salonundan bürolarına, depolarına en ince ayrıntısına kadar tasarlanmış o koca külliyeyi yapıp, halka bağışlayandır.

Bizlere ibadetlerimizi anlatan, haktan aldığını halka veren, gerçek el değmemiş Muhammed Ali yolunu öğreten, Ummanlardan dönmeyendir…

"İRTİCA MERKEZİNDE" YAPILAN FAALİYETLERİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

NOT:Fotoğraflardaki belgelerin tamamı arşivimizdedir. İstenildiği takdirde yüksek çözünürlükte paylaşılabilir.

Soru-5) Pir Zöhre Ana'nın mekanında yaptırdığı faaliyetlere baktıktan sonra hâlâ mekanının "İrtica Merkezi" olduğunu düşünene ne nedir?
Cevap-5) Hak bize göz vermiş hakikati görelim diye, kulak vermiş hak sesini,doğru sözleri duyalım diye, dil vermiş hakikati konuşalım diye, Akıl vermiş düşünelim muhakeme edelim diye, vicdan vermiş haksızlığa karşı duralım, doğruları savunalım diye...

Tüm bunlardan sonra Kör,Sağır,Lallik,Akılsız,Vicdansız denir.


Soru-6) Zöhre Ana'nın hınzır paşası kimdir?
Cevap-6) Her dönemde gelen evliyalara, yaşadıkları dönemde türlü türlü iftiralar atılmış ve hayal gücünü zorlayan işkenceler yapılmıştır. Ne yazık ki 1500 yıldır
Ehlibeytin çilesi budur.

Hz.İmam Hasan'ı zehirleyen,
Hz.İmam Üseyin'in mübarek başını gövdesinden ayıran,
Bir sıfatı Allah olan,Hakkın tecellisi Hz.İmam Ali'yi namaz kılarken arkasından hançerleyen,
Mansur Baba'nın derisini yüzen,
Nesimi'yi,Pir Sultan Abdal'ı dar ağacında asan...

Hangi birini yazayım bilemiyorum.

Ehlibeyt düşmanı Ermeni piçi lanet Muaviye, Hz.Ali'nin büyüklüğünü içine sindiremedi,kalbindeki gümanı yok edemedi ve 1500 yıldır unutulmayan acılara neden oldu !

Mansur Baba'ya,Nesimi'ye o dönemin yezit nefisli kafirleri çektirdi,

Pir Sultan Abdal'ın peşine resmi tarihte Osmanlı Valisi olarak geçen,itten aşağı Hınzır Paşa düştü,

Gelelim bugüne !..

Yine yüce bir Pir,Evliya gönderdi Hak.Çünkü insanoğlu ahir zamana girdi ve azdı,ahlâksızlaştı,inanç ve ibadetten uzaklâştı.Hak Muhammed Ali'yi unuttu,haşa küfür eder hale geldi.

Bugün o yüce Evliya'nın adı Zöhre Ana'dır.

O'nun muaviyesi(yez it),hınzırı da yazdıklarından da görüleceği üzere Rıza Zelyut ve onun düşüncesinde olanlardır...

Kardeş diyorsun ki Zöhre Ana'ya sizinkiler atıyor.
Pirimiz ZÖhre Ana'nın söylediği çok güzel bir söz vardır:" İçi yezit olduktan sonra Alevi olmuş ne Sunni olmuş ne"

Soru-7) Zöhre Ana 29 yıldır Hak Evliyasıdır. Bu süre zarfında Türk Mahkemelerinden insanları haşa dolandırmaktan,kandırmaktan dolayı bir ceza almış mıdır?
Cevap-7) Kesinlikle Hayır.

Peki Rıza Zelyut'un yazdığı sizin de gururla yayınladığınız yazıda "Halkı kandıranların" tabiri mevcuttur. Bu yazıyı yazan sözüm ona köşe yazarı neye dayanarak Zöhre Ana'nın halkı kandırdığını iddia etmektedir.

Herkes iddiasını ispat etmekle mükellef değil midir?

İddiasını ispatlamayana Müfteri denmez mi?

NOT: Yüce Pirimiz,Hak Evliyası Mevlana'ya internet sitelerinde akıl almaz iftiralar atıyorlar. Google'a gir ve "Mevlanaya atılan iftiralar" aramasını yaptır bakalaım karşına ne çıkacak.

Mevlana'ya iftira atan haysiyetsizlere bakıp biz size bakın Mevlana'ya "sizinkiler" ne demiş desek nasıl bir çiğlik,basitlik,sığlık olur hiç düşündünüz mü?

Hakkın evliyasına iftira atan iftira bulsun . Bu ha Mevlana olmuş ha Zöhre Ana olmuş hiç fark etmez.

Selametle...
Administrator
Atatürk mü Fatih Sultan Mehmet Mi? diye acılan konuya Cevap
Alıntı:sev meyin lann tamam bari saygı duyun be
Alıntı: ulan varya avrupalılar bile

Ultracankaan kardeş; İlk Önce uslubunu konuşalım Yukarda görüldüğü şekilde Belli oluyor. Neyse O kişilik senin nasıl istersen öyle ol Ama iş Tarihe gelince Hikayelerle Tarih Anlatılmaz İsbatlı İster.

Ben sana tam tersi bir sürü şey söylerim bu gerçeği değiştirirmi, Başta söyledim Ben Asla Osmanlı'yı genel Anlamda Eleştirmiyorum, Elbette iyi yönleride vardı kimse bunu inkar etmiyor Ama tam tersi olan çok şey var. Yapılan Katliyamlar ve Zulümler o kadar çok ki, Sana Osmanlı İşkencelerinden Bahsedeyim biraz.

KAYNAKLAR,BELGELER: (Alıntıdır)

okuyacağınız bütün metinler aşagıdaki kaynaklardan alınmıştır.

1) Reşat Ekrem Koçu, Osmanlı Padişahları S. 270

2) Alponse de Lamartine, Osmanlı Tarihi C. 2. S. 593.

3) Prof. Dr. Ahmet Mumcu, Osmanlı Devletinde Siyaseten Katl s. 193

4) Reşat Ekrem Koçu, Osmanlı Padişahları s. 184

5) Alponse de Lamartine, Osmanlı Tarihi C. 1. S. 364.

6) Pr. Dr. Ahmet Mumcu. Osmanlı Devletinde Siyaseten Katl. S. 196

7) Pr. Dr. Ahmet Mumcu. Osmanlı Devletinde Siyaseten Katl. S. 192

8) Alponse deLamartine, OsmanlıTarihi S. 1. S. 451

9) Pr. Ahmet Mumcu, a.g.e. S. 197

10) Alponse de Lamartine. a.g.e c.2.S.553

11) Reşat Ekrem Koçu. a.g.e. S. 175-176



Osmanlı İşkenceleri:

1- osmanlı döneminde idam edilecek adamın yanı başında bir sac hazırlanır ve bu sac allttan verilen ateşle iyice kızdırılır...kafası kesilen adamın kafasını kestikten hemen sonra bu saca bastırılır...sıcaktan dolayı kan beyinde 2 saniye kadar dolaşacağı için adama yerde duran cansız bedeni son defa gösterilir...

2- suçlunun derisini yüzüp denize atılır...(acıyı tahmin edin artık)

3- suçlu güneşin altına ellerinden bağlı bi şekilde yatırılır...suçlunun saçları kazınıp kafasına deve derisi geçirilir...deve derisi güneşte küçülüp suçlunun kafasına yapışır ve adamın bütün derisi yukarıya dogru çekilir..

4- suçlunun sığabileceği bir çukur kazılır ve suçluya tıkabasa yemek yedirilir...dışkısını da o çukura yapmak zorunda kalan adam bir süre sonra dışkılarının bedenini çürütmesiyle ölür...

Osmanlının Öteki yüzüne örnektir bunlar. Yazacak O Kadar şey Varki insanın içi elvermiyor Biz Tarihimizle övündüğümüz kadar Yapmamamız gerekenleride oradan alarak örneklemeliyiz, O konuda Haklısın.

Tarihre Anlatılanlar Var Mesala, Nalet Halkasını almış Ehlibey'ti Katletmiş Muaviye'nin, Yezit'in ve Haccac'ı Zalim'in (Nalet Olsun) İslam ordularıyle islamiyet Adına Yaptığı savaşta yaptığı Katliyamları Anlatsam yürekler kaldırmaz Hele Türklere yaptıkları, gerçi sen okumuşsundur biliyorsundur. Bu İslamiyet'e Fatura edilirmi edilmez elbette Osmanlının her şeyide iyi örnek alalım demek doğru deyil. Söylemek istediğim budur. Kendi Miilletini Aşağlamış Kardeşini kesmiş bu gerçek Yaptıkları Savaşlarda yüzlerce Kahramanlıklar var içinde binlerce iyi insan var, yüzlerce doğrular var Ama Binlercede Kötülük yalan hainlik ve pislik var işte At gözlüğü ile bakma gerçeği görelim demek istediğim bu.

Pir'im Zöhre Ana'ya Senin söz söylemeye hakkın bile yok Bilmediğin tanımadığın yaşamadığın konuda söz söyleme hakkında olmamalıda. Her dönem Gerçeğin doğrunun karşısında olan Görmek istemeyen söylemek istemeyen iki yüzlü iki dilli yalançılar vardır. Zöhre Ana Canlı Yaşayan Bir Gerçek Var olan İsbatı Canlı durandır Gerçek orda.

Bu Güne Gelince Atatürk'ümüz Yıllar Önce Gençliğe Hitabında Anlatmış herşeyi, yaşıyoruzda Yaşayacağızda. O güvendiği Gençlik Elbette Bunu hesabını Soracaktır.
Posting Freak
Atatürk mü Fatih Sultan Mehmet Mi? diye acılan konuya Cevap


Rıza Zelyut

Eğer yargıçlar, suçluların hukukunu korumada gösterdikleri duyarlılığı, hukuku korumada da gösterseler, bugünkü hukuk rezaletlerini yaşamazdık.

Cumartesi ve pazar gününü Ankara'da geçirdim.

1998 yılının onuncu ayından 12. ayına kadar Ankara'daki bir irtica merkezini gündeme getirmiştim. Kendisine 'Zöhre Ana' adını takan, Süheyla Gülen isimli bir kadın, Mamak'ta bir büyük bina yaptırmış, buradan hastalara şifa dağıttığını iddia ederek büyük paralar toplamıştı.

İnsanları akıldışına yönlendiren bu faaliyeti de irtica olarak görmüştük ve Ankara Savcılığı'nı göreve davet etmiştik. Sonunda bu kadın hakkında dava açılmış. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen dava sonucunda, 'Zöhre Ana' lakaplı Süheyla Hanım'a 1 yıl hapis cezası verilmiş. Ceza Tekke ve Zaviyeler Yasası'nı çiğneyenlere verilen en üst ceza... Ayrıca paraya çevrilmemiş, tecil de edilmemiş. Süheyla Hanım'ın avukatları bu kararı temyiz etmişler...




Mahkeme yargıcı, Süheyla Gülen'in hukukunu korumakta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlarından daha titiz görünüyor.

Kendisini şiddetle kutluyorum.

Halkı kandıranların hukukunu korumakta bu kadar hassas davranan yargıçlarımız oldukça sırtımızın yere gelmeyeceğinden eminim.

Ankara Mamak'ta yaptığım görüşmelerde anladım ki burada yıllarca müthiş paralar kazanan Süheyla Hanım, herkesi etkilemiş. Mamak'taki karakolda görüştüğüm bir komiser, Zöhre Ana olayını izlediğimi anlayınca telefonuyla oynamaya başladı ve bize yüz vermedi.

Adliye'den zabıtaya kadar her kesimi dolaylı yollardan etkileyen Zöhre Ana'nın irtica merkezi ise hala açık. Gidip gördük, içeride adamlar, dışarıda adamlar... Burası, Ankara, yani cumhuriyetin başkenti için bir utanç anıtıdır.




Ben de Rıza Zelyut'la ilgili açılan dava haberlerini yayınlıyorum..iyi okuyun..
[B]
(Haberiniz.com | Haber | Köşe Yazısı | Güncel Haberler | Gündem | Ulusal Haberler Portalı)
[/B]
Rıza Zelyut'a dava açıldı
29 Eylül 2010




[B]Gazete-Yazar Rıza Zelyut, 10 Mart 2010 tarihinde Güneş Gazetesi’nde yazdığı “ Alevi düşmanı savcılar ” başlıklı yazısı dolayısıyla Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. İlk duruşması 22 Eylül’de yapılan davanın iddianamesinde, Zelyut’un adli davayı etkilemeye teşebbüs ve iki savcıya hakaret iddiasıyla 7 yıl hapis cezası isteniyor.)

......................

[/B] (Gazete 5 - Bağlantısız & Dürüst)

Türkiye’de basın özgürlüğü tartışılırken bir gazeteci daha yazdığı bir yazı dolayısıyla yargılanmaya başlandı.

GAZETE 5/Ceyhun BOZKURT
Gazete-Yazar Rıza Zelyut, 10 Mart 2010 tarihinde Güneş Gazetesi’nde yazdığı “Alevi düşmanı savcılar” başlıklı yazısı dolayısıyla Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. İlk duruşması 22 Eylül’de yapılan davanın iddianamesinde, Zelyut’un adli davayı etkilemeye teşebbüs ve iki savcıya hakaret iddiasıyla 7 yıl hapis cezası cezası isteniyor.
.......................................


www.derinmedya.com

Güneş Gazetesi köşe yazarı Rıza Zelyut hakkında; “Alevi Düşmanı Savcılar” başlıklı köşe yazısı nedeniyle dava açıldı.
Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek davada; mağdurlar olarak Erzurum Cumhuriyet Savcıları Osman Şanal ile Taner Aksakal yer alıyorlar.
Rıza Zelyut’a; hakaret, sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret, Adli Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs gibi suçlar isnat ediliyor ve Türk Ceza Kanunu 288/1, iki kez 125/1-2-3a, 4 53/1 maddelerine göre cezayla yargılanması isteniyor.
Bu maddelere göre verilecek toplam cezanın üst sınırı 7 yılı bulmakta; ayrıca Rıza Zelyut’un “Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi haklarını kullanmaktan yoksun bırakılması” talep ediliyor.





Rıza Zelyut'un ,PİR Zöhre Ana için söylediği iftiralara da şimdilik cevap vermiyorum.

[B]
[/B]
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Posting Freak
Atatürk mü Fatih Sultan Mehmet Mi? diye acılan konuya Cevap
ultracankaan yazdı:İstanbuldan Viyanaya doğru giden islâm ordusu, Belgrad yakınlarında, bir su başında, mola veriyor. Çeşme, abdest alan, kablarına su koyan askerlerle dolu. Yakındaki bir kilisenin papazı, güzel kızları süslüyor. Ellerine birer kab verip, çeşmeye gönderiyor. Papaz pencereden gizlice seyr ediyor. Kızlar gelince, askerler hemen kenâra çekiliyor. Kızlar rahatça doldurup kiliseye dönüyorlar. Papaz, islâm askerlerinin bu güzel ahlâkını, faziletini, edebini ve merhametini görünce, (Bu ordu hiç yenilmez. Boş yere kanınızı dökmeyin!) diyerek haçlı kumandanlarına haber gönderiyor.
alın size bir bilgi daha bak buda yabancı sayın arkadasımm.
Bir Mısrlı yazar, Osmanlı zaferlerini, yoksa Attillânın orduları gibi, barbar istilâsı sanıp yanılmakta mıdır? İngiliz lordu Davenportun kitabını okumuş olsaydı (İslâm orduları her gittiği yere, adalet, fazilet ve medeniyet götürmüştür. Boynunu büken mağlup düşmanı dâimâ af ile karşılamıştır) bilgisini öğrenir de, yazılarında biraz edebli davranırdı. Abbâsilerden sonra, islâm halifelerine Mısrda zından hayatı yaşatan, hilâfet haklarını onlardan gasb edenler, hutbelerde kendilerine (Sultanül-haremeyn) demekten hayâ etmiyorlardı
kendi milletini kesen diyosun?? afedersinde belinin altında 2 tane canak var her zaman arkanda kalan bi yer sanırım o tarafından uyduruyosun.camur at izi kalsın.ulan varya avrupalılar bile senin kadar düşman deil be osmanlıya Big Grin hiç yoktan onlar saygı duyuyo
ben osmanlının içinde kötü olanlar yok demiyorum.insanoglu bu çig süt emmiş.içleri kötü insan heryerde var sizlerin içinde yokmu ?? osmanlıdada var atatürk'ün zamanındada var.sen gelipte 1 padişahtan dolayı osmanlıya küfrediyorsun eziyorsun demii bak bizim Atatürk'ümüzün kurdugu devlet su an cok kötü (bana göre) bir sürü işbirlikçi hain insanlar var ama ben gelipte Atatürk'e kızmıyorum.neden herşeyi 1 kişiye yıkıyorsunuz ?? sonrada bana at gözlügüyle bakıyorsunuz diyosunuz !! bu ne çelişkidir. zaten actıgım konuyu siz saptırdınız bakın ulu önderimiz en son sözünde ne demiş "II.Mehmed büyük adamdır büyük" ulu önderimizinde bir FATİH SULTAN MEHMET hayranlıgı oldugunu neden görmüyosunuz??

pir zöhre ananıza ellemiyorum ne haliniz varsa görün.bu arada Hz.muhammed'in elçisi filan diyosunuz ne kadar günaha giriyosunuz bilmem biliyormusunuz.bu arada siz alevilerin sitelerine baktımda ananızla ilgili bişiler buldum.bak ben yazmadım şimdiden söyleyim aksam gazetesinde yazılan haberin alevi sitelerinde paylasılmıs halini kopyalayıp yapıstırıyorum size.
Rıza Zelyut
hatta ben size linkinide atıyım.bak siz alevilerin içindede ananıza inanmayan dalga gecen yerden yere vuran çok Big Grin

alın size bir alıntı veriyim:
]ALINTI:

bak bunları ben yazmadım ha sizinkiler diyor.
benim sizin görüşünüze saygım var ne haliniz varsa görün ama size sunu diyorum Allah sizi ıslah etsin.

Allah indinde hak din İSLAM'dır.(Ali İmran 19)

Sevgili arkadaşım, öncelikle peygamberimiz de ilk Allah'ın elçisi olduğunu bildirdiğinde gerek çevresinde gerekse başka inançtan insanlar kendilerine inanmamış bir sürü karalama amaçlı iftiralar atmıştır. Ona sihirbaz diyen, haşa sahtekar yalancı vs. diyen bir sürü kendini bilmez kafir içi pislik insanlar çıkmıştı. Ancak ne oldu? Bu karalamalar peygamberimizin bir Allah elçisi olduğu gerçeğini değiştirdi mi? Hayır. Aynı şekilde bugün de Zöhre Ana için daha görmeden tanımadan sanal alemde sırf karalama amaçlı bir sürü şeyin yazılıp çizilmesi de Zöhre Ana'nın bir evliya olduğu gerçeğini değiştirmez...

Doğruları bilen ve yanılmayan yanlızca Allah'tır. Biz kullar ancak aklımızın almadığı şeylere bazı yakıştırmalar yaparak kendimizin yetersizliğini gizlemeye çalışmaktan başka bir şeye yaramayız. Oysa bugün bütün dünyada bir sürü yabancı insandan tutun sünni insanları Alevi insanları olsun Zöhre Ana kapısına gelip Onu bir Hak elçisi olarak görmektedirler. Onca insan akılsız olup da bir tek siz ve sizin zihniyetinizdeki insanlar akıllı değil herhalde. Kaldı ki Zöhre Ana evliyadır diyenler Onu görerek bu kanıya varıyorlar. Oysa Zöhre Ana evliya değildir diye karalayan sizler bir kere olsun Zöhre Ana'yı görmüş değilsiniz. Gerçek bir müslüman görmediğini gördüm, duymadığına duydum demez. O kadar insan neye dayanarak Zöhre Ana'yı inkar ediyor. Hiç bir şeye. Maksat çamur at izi kalsın...

Bazı Alevi sitelerinin yazılarını işinize geldiği için yayınlayıp onları baya bir dikkate almışsınız. O zaman onların osmanlı ile ilgili olan görüşlerini de bir yayınlayında onu da görelim. Bu alevi insanlarının Zöhre Ana ile ilgili söylediklerine inanıyorsanız o zaman osmanlı ile ilgili görüşlerine de inanıyorsunuzdur. O zaman bu insanlar osmanlı konusunda bizden fazla farklı düşünmüyorlar buna ne diyeceksiniz. Onun için Bir şeyleri örnek gösterirken tek yanlı değil objektif bakacaksınız...

O insanların Zöhre Anaya olan karın ağrıları tamamen insanların inançlarını sömürmek çıkar sağlamak için oluşturdukları düzeni Pir Zöhre Ana'nın gerçek Aleviliği insanlara anlatarak bu tür inanç sömürüsü yapan uyduruk Alevilik satan insanların tekeline çomak sokmuş olması onların oyunlarını bozmuş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu insanlar da aynen rıza zelyurt denen ateistler gibi sırası geldikçe kazıdıkları kuyuya düşüp Haktan belalarını bulacaklardır. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın...

Osmanlı meselesine gelince osmanlıyı osmanlı yapan Alevi Pirleridir. Tarihte bir sürü Alevi Piri insanlık yolunda bir sürü işkence ve eziyetlere rağmen çalışmış güzel insanlar yetiştirip bunların devlet kadrosunda yer alıp osmanlı gibi güçlü bir sistemin oluşmasını sağlamıştır. Ancak hiç bir tarih kitabı bu gerçekleri anlatmamaktadır. Çünkü emevi saltanatından tutun da osmanlı saltanatında dahil Alevilik ile ilgili her zaman yapılmış bütün güzellikler gizlenmiş tarih her dönemde kendi işlerine geldikleri gibi yazılmıştır. İşte o yüzden
Atatürk] " Tarih yapanlar kadar yazanlar da önemlidir " demiştir...

Her şeyden önce tarihte yazılmayan en önemli konu nedir biliyormusun? Osmanlıyı ilk kuran bir Alevi Piri olan Orhan Gazi olmasıdır. Osmanlının daha sonraki dönemlerinde yabancı kadınlarla yapılan evlilikler sonucunda osmanlının soyu ne olduğu belirsiz padişahları ortaya çıkmış ve kuruluşunda tek amacı kendi sınırları içerisinde milli bir birlik ve beraberlik içerisinde yaşamak gibi amacı olan osmanlıya sonraki gelen padişahların makam hırsı ve saltanat sevdaları yüzünden aynı bugün ki ABD gibi başka insanların yaşama alanlarına tecavüz edip gereksiz fetihler yapılarak sonraki dönemde de bu esir alınan milletler yönetilemeyince de osmanlının yıkımı başlamıştır. Bu yıkımda en büyük nedenlerden biri de Alevilerin osmanlıdan şeriat geldikten sonra soyutlanıp katledilmeleridir. Aleviler çıkarılıp yanlızca şeriat yanlıları kadrolara geçince bütün kapılar çağdaş toplumlara kapatılıp karanlık dönemine ve de yıkılmaya gidilmiştir...

Tarihte bir sürü Alevi ermişi sayesinde bir sürü zaferler kazanılmıştır. Ancak bunların bazılarının isimlerinin olmasına rağmen Alevi kimlikleri hep gizli tutulmuştur. Mesela Viyana kapısına dayanan komutan olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bir alevi Piridir. O mübarek viyanayı alacağı sırada padişahın kendisine yaptığı bir kalleşlik yüzünden viyanayı almaktan vazgeçmiştir. Yani bilerek almamıştır. Bunları hiçbir tarih kitabı yazmaz. Battal Gazi bir Alevi Piridir. Aynı şekilde Köroğlu Karacaoğlan vs. hepsi birer Alevi ermişlerindendir. İşte osmanlıyı osmanlı yapan bunlardır. Hacı Bektaş Velinin öğrencileridir. Geçmişte osmanlıda sefere çıkılırken Hacı Bektaşı Veliden icazet alınarak sefere çıkıldığını hangi okul kitaplarından görüyoruz. Var mı bu gerçekleri yazan bir okul kitabı?

Oysa osmanlı padişahları hiç bir zaman bu fetihlerin gerçek sahipleri değildir. Onların en iyi bildiği saltanat sürüp güç gösterisi yapmaktı. Bugün kim padişahların yaşantısını islamla bağdaştırabilir ki? Peygamberimiz bilmezmiydi saltanat sürmeyi padişahlar gibi yaşam sürmeyi. Ancak güzel islam dininde kesinlikle saltanat yaşantısı haram kılınmıştır. Hiç bir insanın diğer bir insandan farkı yoktur. Biri bolluk zanginlik içerisinde yaşarken diğerinin fakir yaşaması kabul edilemez. Bu yüzden peygamberimiz saltanat sürmemiştir. Oysa padişahların bu hiç de umrunda değildi. Onlar nefislerinin her istediğini yerine getiriyorlardı. Akşama kadar karı kızla oynaşan padişahların peygamberin güzel dinine uygun nasıl bir yaşantısı olabilir ki? Üstelikte bu karı kız olaylarını haklı göstermek için de tarihe peygamberimizin 12 karısı vardı yalanını yazmışlarıdr. Oysa tarihte gerçekten peygamberimizin yanlızca bir tek eşi vardı...

İşte bu yüzden osmanlı hükümdarlarının kendi yaşantılarını haklı göstermek için yazmış olduğu yalanların yer aldığı kitapları kaynak göstererk kimse bizi kandırmaya kalkmasın yanlızca kendi kendini kandırmış olur...

Unutulmamalıdır ki bir yazılan tarih vardır. Bir de yaşanmış gerçek tarih vardır. Bunun ikisini karıştırmamak lazım. Her yazılıp çizilen doğrudur diyen kendini kandırmış olur.
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Administrator
Atatürk mü Fatih Sultan Mehmet Mi? diye acılan konuya Cevap
ultracankaan yazdı:Allah indinde hak din İSLAM'dır.(Ali İmran 19)

İslam dünyası açısından bir ayrıntı ön plana alınırsa doğru bir ifade. İslam Hak dinidir doğru. Ancak Hak olmayan sizin yaşadığınız emevi islamıdır. Çünkü sizin yaşadığınız islamiyetin Muhammed Mustafa'nın getirdiği İslamiyetle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.