You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk Kadın Düşkünüymüş;

Atatürk Kadın Düşkünüymüş;

Posting Freak
Atatürk Kadın Düşkünüymüş;
Son dönemlerde ne dediği, ne yediği belirsiz bir takım kişilerin gündeme taşımak istediği bir unsur Atatürk'ün kadın düşkünü olduğu yönünde çıkan söylemler...

Neden Atatürk'ü bu söylemlerle vurmak istiyorlar acaba.
Önderimiz Atatürk'ün Türk kadını için devrimin başından beri söylediği ve Türk kadınına kazandırdığı haklar ve yine Türk kadınını taşıdığı ve yükselttiği yerden rahatsızlık duyanların, özellikle ve bilerek ve kasten bunu gündeme taşıdığını düşünüyorum...

Acaba, Ulu Önder Atatürk;

"Türk kadınının dünya kadınlığına elini vererek, dünyanın barış ve güveni için çalışacağına emin olabilirsiniz."


"Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip, donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım."

"Bu millet esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptir ki her bir devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir."

"Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasi hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki medeni mevkiini selahiyetle işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasi hayatla, Belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medeni memleketlerin birçoğunda, kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve lihakatle kullancaktır."

"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."

"Kimse inkar edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır."

"Onun için, hepimiz büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen taziz ve takdis edelim."

"Türk kadını dünyanın en aydın ve faziletli ve en ağır kadını olmalıdır."

"Dünyada ne görüyorsak KADIN 'IN eseridir."

....
..
.


Dediği için mi kadın düşkünü oldu...

Evet Atatürk kadın düşkünüdür,
Atatürk kadın hakları düşkünüdür.Öyle ki;

Türk kadını, yüzyıllardır özlemini çektiği haklarına sahip olmada; en azimli, inançlı ve güçlü desteği Atatürk' ten almış ve çağdaş ülke kadınlarının önüne geçmiştir. Örneğin; İtalya' da kadınlar ancak 1948 yılında seçimlere girebilmişler. Japon kadınları ise seçim haklarını ancak 1950 yılında alabilmiştir. Medeni Kanun' ları aldığımız İsviçre' de ise, kadınlar haklarını 1971 yılına kadar alamazken, çağdaşlamada örnek aldığımız İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde de durum farklı değilken, Türk kadınına 1935 yılında seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

Atatürk Türk kadınını her fırsatta yüceltmiş ve yükseltmiştir...

Çünkü O gelişimin ve değişimin ve medeniyetin yolunun öncelikle aile yapısından geçtiğini ve bunda kadının rolünün büyüklüğünün farkında ve bilincindeydi...



Kadın silahını eline alan yobaz kesim yıllar yılı var olan ve içten içe rahatsızlık duydukları kadın hakları ve kadının sosyal yaşamda söz sahibi olması fikriyatını benimseyememiş ve sindirememiş bir şekilde adeta yaşadıkları bu travmayı silaha dönüştürerek ulu önderi bu konuda vurma ve Ulu önderi bir zaafa düşürme gayreti ve gafleti içerisine düşmüşlerdir...

Ancak gayretler ve çabalar boşadır,
Bu çırpınışlar ve bu karalama yolları onun büyüklüğünü sarsmadığı gibi onu daha da büyütmekte ve daha da anlaşılır olma yolunu açmaktadır...

Çünkü o yaptığı ve uyguladığı tüm uygulamalarla Türk gençliğine en büyük mirasları bırakmış ve onun yolunda ve izinde gidilmesi için bu yolu ilelebet sürecek bu izi gençliğin beynine kazımıştır...

Saygılarımla...
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Member
Atatürk Kadın Düşkünüymüş;
[COLOR="black"] Kadınlarımızın her millette olduğu gibi, bizim milletimiz için de ne kadar yüksek önemi olduğunu söylemeye lüzum yoktur. Bizim milletimizde kadın eskiden bu önemi hakikaten en yüksek derecede kazanmıştır. Büyük atalarımız ve onların anaları tarihin, olayların şahitliği ile ispatlanmıştır ki, gerçekten yüksek faziletler göstermişlerdir. Burada birçok noktalardan sayabileceğimiz o faziletlerin en büyüğü ve en önemlisi kıymetli evlatlar yetiştirmeleriydi. Gerçekten Türk Milleti'nin bütün dünyada, yalnız Asya'da değil Avrupa'da bile büyük ezici gücünü göstermiş olması, görkemli savaşlar yapmış bulunması, hep böyle kıymetli ataların faziletli evlatlar yetiştirmesi ve daha beşikten çocuklarının ruhuna mertlik ve fazilet aşılaması sayesinde olmuştur. Şunu söylemek istiyorum ki, kadınlarımızın umumi vazifelerde üzerlerine düşen hisselerden başka kendileri için en önemli, en hayırlı, en faziletli bir vazifeleri de iyi anne olmaktır. Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe, hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlat yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların, bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli özellikler taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzun haline koymak, pek çok yüksek özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar. Eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar. ( 1923 )
Mustafa Kemal ATATÜRK


TÜRKLÜĞE ŞANIM BIRAKTIM
HANİ DİN BİLMEZ YOBAZDIM
ŞİMDİ SENLE MESAJ SALDIM
BİLDİR BENİ ZÖHRE ANA...
Member
Atatürk Kadın Düşkünüymüş;
[COLOR="black"]* Türk kadını dünyanın en aydın, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır sıklette değil; ahlakta, fazilette ağır, ağırbaşlı bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi, Türk'ü zihniyetiyle, bazusiyle, azmiyle koruma ve müdafaaya gücü yeter nesiller yetiştirmektir. Milletin kaynağı, sosyal hayatın esası olan kadın, ancak faziletli olursa görevini yerinde getirebilir. Her halde kadın çok yüksek olmalıdır. ( 1925 )
Mustafa Kemal ATATÜRK




[COLOR="black"]* Bizim dinimiz hiçbir zaman kadınların erkeklerden geri kalmasını istememiştir. Allah'ın emrettiği şey, Müslüman erkek ve kadın beraber olarak ilim ve irfan kazanmasıdır. Kadın ve erkek bu ilim ve irfanı aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve ona sahip olmak mecburiyetindedir. İslâm ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kayıtlarla bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk toplum hayatında kadınlar ilim ve irfan bakımından ve diğer hususlarda erkeklerden kesinlikle geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir. ( 1923 )
Mustafa Kemal ATATÜRK




[COLOR="black"]* Kadınlık meselesinde şekil ve dış görünüş ikinci derecededir. Asıl mücadele sahası, kadınlarımız için şekilde ve kıyafette başarıdan çok, asıl başarı olunması gereken saha nur ile, irfan ile, gerçek fazilet ile donatılmasıdır. ( 1923 )
Mustafa Kemal ATATÜRK



[COLOR="black"]* Bir toplum aynı gayeye bütün kadınları ve erkekleriyle beraber yürümezse ilerlemesine ve medenileşmesine teknik bakımdan imkân, ilmi bakımdan da ihtimal yoktur. ( 1923 )
Mustafa Kemal ATATÜRK





YÜCE ATAM!!! Bizi hiçbir güç karanlığa, bağnazlığa, cahilliğe sürükleyemez.


TÜRKLÜĞE ŞANIM BIRAKTIM
HANİ DİN BİLMEZ YOBAZDIM
ŞİMDİ SENLE MESAJ SALDIM
BİLDİR BENİ ZÖHRE ANA...
Son Düzenleme: 07/03/2009, 10:22, Düzenleyen: Dogan.
Posting Freak
Atatürk Kadın Düşkünüymüş;
Sevgili Canlar,
Atatürk’e yönelik dinci yobazlar tarafından yapılan karalama çalışmaları sürecinde, Atatük’ün yapmış olduğu büyük işlerden bir açık bulamayınca Atatürk’ü çeşitli yollardan iftiralar atarak, onu başka bir şekilde göstererek insanların gözünde düşürmeye çalışmışlardır.

Nedir bunlar; birincisi Atatürk’ün kadın düşkünü olduğu, ikincisi Atatürk’ün içki düşkünü olduğu.

Tabi bu tür karalamalar önüne kendini Atatürkçü diyen siyasetçiler tarafından geçilemediği için bugüne kadar üst üste katlanarak daha çok dillenir hale getirilmiştir.

Ancak bu yalancı karalamaya yönelik iftiraların önüne geçebilmek için, Atatürk’ü insanlara en iyi bir şekilde anlatıp öğretecek ortamları ve imkanları yaratmak gerekir. Bu bugüne kadar mümkün olmamıştır. Ancak son zamanlarda, Pirimizin Atatürk ile ilgili geçmişten bu yana yaptığı açıklamaları, bu insanların kulağına gittikçe bazı aydınlar tarafından Atatürk’ün gerçek yönleri gün ışığına yavaş yavaş çıkarılmaya başlamıştır.

Mesela son nefesini vermeden az önce “Ve Aleykümselam” demiş olması gibi…

Mesela ölüm sebebinin içki ile bağlantılı siroz hastalığı olmadığı gibi…

Atatürk ile ilgili her zaman bir sürü gereksiz yakıştırmalar yapılacaktır. Eğer bu yapılan yakıştırmalarla Atatürk’ün yaptıklarını ve de söylediklerini yanyana koyarlarsa aslında bu yakıştırmaların asılsız olduğu ve de yalan olduğu açık bir şekilde anlaşılacaktır…

Mesela Atatürk’ün kadın düşkünü olduğunu söyleyenlere, Atatürk’ün çok eşlilikten tek eşliliğe geçilmesi ile ilgili yaptığı medeni kanunları hatırlatmak gerekmez mi? Eğer ki Atatürk kadın düşkünü olsaydı, aynen Osmanlı padişahları gibi kendine bir harem kurup, bir sürü kadınla gününü gün etmezmiydi?

Bu tür iftiraları atanlar Osmanlı padişahlarının onsekiz kadınla geçirdikleri hayatlarını neden eleştirmiyorlar? Hizmetçi Cariyeleri de saymıyorum artık…

Aynı şekilde iş Müslümanlığa gelince Kur-an’da kadın erkek eşittir yazar diyenler neden kendilerine şunu sormuyorlar?
Mademki Osmanlı müslümandı, ki bu konuda mangalda kül bırakmıyorlar, peki neden Kur-an’ın emirlerine uymadılar da kadınları erkeklerle eşit haklara kavuşturmadılar?

Ancak gelin görün ki, bu Müslüman geçinen Osmanlının altı yüz senede yapamadığın, Atatürk Cumhuriyetin ilanından sonra Altı ay gibi bir sürede kadın erkek eşitliğini sağlayan kanunu kabul ettirip, Müslüman Türk kadınını hak ettiği yere getirtmiştir…

Peki bu durumda gerçek Müslüman kim oluyor, gerçek kadın düşkünü kim oluyor? Bu yobaz beyinlere sormak gerekmez mi?

Bir taraftan kadına erkekle eşit haklar tanıyıp, tek kadınla evliliği kabul ettirmiş bir Mustafa Kemal Atatürk,
Öbür taraftan kadını hiçbir yere bırakmayan, bütün gün hareminde onlarla uçkur mücadelesi veren, kadını ikinci sınıf, doğurgan bir cinsel araç olarak gören Osmanlı padişahları…

Atatürk içki düşkünü olduğunu söyleyenlere ise şunu sormak gerekmez mi?

Bugün içki düşkünü bir aile reisi, bir aileyi yönetemeyip yuvasını dağıtırken, koskoca bir Türkiye Cumhuriyetinin önderi içki içerek nasıl olurda bir sürü devletleri dize getirip bunca başarılı işleri yapabilmiştir? İçmişse koskoca Türkiye Cumhuriyetini nasıl sarhoş kafayla yönetebilmiştir? Bu mümkünmüdür?

Bu durumda bu dinci geçinen yobazlara şunu da sormak gerekmez mi?
Peygamberimizin ]“ İçki kötülüklerin anasıdır” sözlerini hatırlatıp, bu söze bakacak olursak içki içen bir insanın iyi işler yerine kötü işler yapması gerekmez mi? Gerçekten de etrafımıza baktığımızda içki düşkünü olup da başarı göstermiş bir örnek insan bulamayız.

Peki bu durumda Atatürk içki düşkünü ise;
Ya haşa peygamberimizin söylediği bu sözde bir yalan yanlış ifade var. O zaman “içki iyiliklerin anasıdır” demek gerekir. Ancak peygamberimizin söylediği kendi sözünün doğru olduğunu çok kere çevremizden görüyoruz.

Ya da Atatürk’ün içki düşkünü olduğu yalan ve iftiradır.
Zira eğer gerçekten Atatürk içki düşkünü olsaydı, bu durumda Atatürk’ün başarılarına bakılarak, peygamberimizin sözünün aksine, içki iyi bir içecek, faydalı bir içecek olmakla kalmaz, Atatürk’ün başarısına en büyük katkısı olan mucizevi bir ilaç olmuş olurdu.

Mantıklı düşünülünce içki düşkünlüğü ile hiçbir başarı elde edilemiyeceği herkesçe kabul edilmelidir. Nitekim peygamberimiz de bunu sözleriyle doğrulamaktadır…
Atatürk’ün tek içtikleri, kahve ve sigaraydı. Bazı zamanlarda da baldan yapılmış şerbet içerdi…

Yani anlaşılacağı üzere kadın ve içki meselesi tamamen karalamaya yönelik sözlerden öte bir şey değildir. Neden? Çünki Atatürk çaldı, çırptı, sülalesine devletin milletin kaynaklarını peşkeş çekti, vs. şekline laf söyleyebilecekleri bir imkanları yok. Çünkü Atatürk’ün hayatı, yaptıkları ve de bu vatana millete kazandırdıkları bu yobazların önlerinde bembeyaz bir çarşaf gibi tertemiz bir şekilde serili durmaktadır. O kadar temiz ve beyaz ki atılabilecek en ufak bir leke anında kendini gösterir…
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Member
Atatürk Kadın Düşkünüymüş;
Canım ATA'M
Ne olur yüce şehsiyetiniz hakkında ileri geri atıp ,tutanlara lütfen bakmayınız.
Hala ölümünüzün üzerinden onca yıl geçmesine rağmen Türkiye Cumhuriyetini Anıt
Kabirden yönetiyor olmanız varya bu düşünce beni lütfen inanınız mest ediyor,
sarhoş ediyor ATAM.
Sizden sonraki devlet adamlarımızdan biri olan Celal BAYAR şöyle demiş.
ATATÜRK'ü sevmek ibadettir demiş.
Bu lafın üstüne gelde mest olma Canım ATAM.
iT ÜRÜR KERVANIMIZDA YÜRÜR BE ATAM

İt kelimesini kullandığım için şahsınızdan özür dilerim ATAM ama bazıları da
zorla kaşınıyor elimde değil ne yapayım MUSTAFA KEMAL'm.
DEDESİ KOYNUNDA UYUR HÜSEYİN
HAK YOLUNA KESTİM YAVRUM BEBEĞİM
YASINI TUTMAYANA KULUMMU DERİM.
HUZURUMA GELİR MAHRUM EDERİM.
Son Düzenleme: 07/03/2009, 03:39, Düzenleyen: 60 AHMET.
Posting Freak
Atatürk Kadın Düşkünüymüş;
İmanı ve dini apış arasına sıkışmış kalmış yobazlardan insanlık beklemiyoruz.
Her pisliğe layıklar, zaten her pisliği de sergiliyorlar.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.