You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk hakkında inanılmaz sözler

Atatürk hakkında inanılmaz sözler

Posting Freak
Atatürk hakkında inanılmaz sözler
Atatürk hakkında inanılmaz sözler

[Resim: 190220091100488823976.jpg]Haksöz Dergisi Yazarı Hamza Türkmen'in Habertürk'ün canlı yayında söylediği sözler izleyenleri şoke etti

[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Habertürk'te Erdoğan Aktaş'ın sunduğu 'Kim Haklı?' programında Resmi Tarih tartışıldı. Konuklardan birisi Haksöz Dergisi Yazarı Hamza Türkmen, diğeri ise Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Nurşen Mazıcı idi.

TÜRKMEN: MUSTAFA KEMAL, FEODAL REJİMİ KALDIRMAK İÇİN NE YAPTI?

Hamza Türkmen'in Atatürk ile Emparyalist Amerika arasında kurduğu bağlantı Nurşen Mazıcı'yı çileden çıkarttı. İkili arasındaki tartışma Doğu'da bir türlü son verilemeyen feodal düzenin sebepleri üzerinden başladı. İkili arasında canlı yayında yaşanan o diyalog bir süre sonra tartışmaya dönüştü. İşte o diyalogdan önemli bölümler.

Hamza Türkmen: Mustafa Kemal hayatı boyunca, tek parti yönetimi, iktidarı boyunca sadece Kürtler üzerinde değil, Türkiye çapında feodaliteyi, ağalık rejimini kaldırmak için ne yaptı?

Nurşen Mazıcı: Şunu yaptı, sizin demin söylediğiniz, İzmir İktisat Kongresi toplanırken oraya Aka Gündüz'ü çağırmıştır, işçi temsilcisi olarak ve onların da haklarının savunulması ona göre model oluşturulmasını istemiştir. Fakat Kazım Karabekir Paşa, Aka Gündüz'ün bu fikirleri söylemesine engellemiş ve yanına çekmiştir. Türkiye'de ne zaman toprak reformu yapılmaya kalkıldıysa o zaman Kürt ağaları isyan çıkartmıştır. Türkiye, dünyanın neresinde olursa olsun mülkiyet sorununu çözemeyen bir ülke ekonomik sorununu çözemez. Ekonomik sorunu çözemezseniz siyasal istikrar sağlayamazsınız.

TÜRKMEN: KİMİN TOPRAĞINI KİME HEDİYE EDİYORLAR?

Hamza Türkmen: Mustafa Kemal'in birçok yerde özel çiftlikleri var, değil mi?

Nurşen Mazıcı: Kendinin değil.

Hamza Türkmen: Hayatı boyunca. Nasıl kendinin...

Nurşen Mazıcı: Hediye edilmiş yerlerdir, kullanmamıştır.

Hamza Türkmen: Peki kim kime hediye ediyor? Kimin toprağını kime hediye ediyorlar?

Nurşen Mazıcı: Edebilirler.

Hamza Türkmen: Ama İsmet İnönü diyor ki, 'Hayır öyle değil' diyor. O diyor, 'kendi emeği, kendi birikimiyle bunları aldı' diyor. Kim, nereden alıyor, nasıl oluyor bu?

Erdoğan Aktaş: Nerede diyor İsmet İnönü?

Nurşen Mazıcı: Yapmayın, hayattayken zaten bağışlamıştır.

Hamza Türkmen: Bağışlayacak, çünkü çocuğu yok zaten. Gayet doğal.

Nurşen Mazıcı: Ama niye alsın ki o zaman? Atatürk öldüğü zaman bi karşı devrim olsaydı Hamza Bey, cebinde kefen parasını alacak parası yok. Belediye kaldırırdı cenazesini. Mustafa Kemal'in üç kuruşu yoktu.

Hamza Türkmen: Vallaha Mustafa Kemal'in her yerde özel Mustafa Kemal evleri vardı. Bütün şehirlerde, Türkiye'nin...

Nurşen Mazıcı: O gittiği yerlerde hep hediye edilmiştir, hiçbirini kullanmamıştır.

HİNDİSTAN'DAN GELEN PARALAR

Hamza Türkmen: Hindistan'dan gelen paralar ve Mısır Müslümanlarının o zor şartlarda toplayıp yolladığı paralar, Mustafa Kemal'in emrine havale edilmiştir. Bu paradan 300 küsür bin lira Mustafa Kemal, o Anadolu Yunanlılarla savaşta harcamıştır. Daha sonra Meclis kararıyla o para da kendisine iade edilmiştir.

Nurşen Mazıcı: Ne yapmıştır o parayı?

Erdoğan Aktaş: Bunun belgesi var mı?

Hamza Türkmen: Var tabii, tüm arşivlerde bunlar geçiyor. Bu konuda siyasi inceleme yapan bir çok kitapta bulabilirsiniz.

Erdoğan Aktaş: Siz rastladınız mı?

Nurşen Mazıcı: Ben rastlamadım. Bir de şey söylenir, efendim Rusya'dan da gelen yardım var, onu Ruslar göndermedi, o dönem Sovyetlerde yaşayan Müslümanlar gönderdi diye. Ben Atatürk'ün kişisel olarak herhangi bir yere bir harcama yaptığını değil, en lüks görünen hayatında sofraları. Kuru fasulye, etsiz pişirilmiş kuru fasulye, yanında pilav, hoşaf...

Hamza Türkmen: Belki de bulgur pilavı, bulgur pilavı da vardı.

Nurşen Mazıcı: Yok, çünkü yok, gerçekten yok. Burada birazcık lütfen samimi olalım.

Hamza Türkmen: Allah Allah...

Nurşen Mazıcı: O, 250 bin lirayı da Hindistan'dan gönderilen parayla değil, kayınpederi Muammer Bey vermiştir. Onunla kurmuştur, biraz insaflı olalım. Bakın İslamiyet insaf ve merhameti önerir değil mi Hamza Bey?

HAMZA TÜRKMEN'DEN İNANILMAZ SÖZLER

Hamza Türkmen, resmi ideolojinin kurucusunun Atatürk olduğunu ifade etti ve "Var olan sistemi, oradaki kuruluşları, ekipleri, düzenlemeleri Mustafa Kemal'i çıkartarak konuşabilir miyiz? Konuşamayız. Ama Türkiye'de Mustafa Kemal'in dokunulmazlığı kanunu var. Türkiye'de Mustafa Kemal'in eleştirilmezliği kanunu var. 5816 sayılı yasa" dedi. Türkmen, bu sözlerinin ardından şöyle bir örnek sundu:

"Biz, Irak'la Savaşa Hayır koordinasyonu ile 1 Mart Tezkeresi'ne karşı sol gruplarla Özgürder olarak etkinlikler yapıyorduk ve buna bağlı olarak devam eden ortak açılımlarımız oldu. 4 Temmuz 2003 yılında Kadırga Kültür Merkezi'nde 'Savaşa Hayır' şarkıları düzenledik. Biz de Özgürder olarak 50 kişi falan gittik, hınca hınç doluydu salon. Çoğu sol kesimdendi. Orada Yazarlar Birliği 2. Başkanı çıktı, orada başörtülü arkadaşlarımız, kardeşlerimiz de vardı. Onlara yönelik irticadan bahsetti. İrticanın Demokrat Parti döneminde azdığından bahsetti. "Zaten Demokrat Parti, Amerika ile işbirliğini başlattı. Amerika ile işbirliğini başlatan Demokrat Parti'ydi" dedi. Buna karşı arkadaşlarımızdan birisi, Zehra Çomaklı çıktı, şöyle bir konuşma yaptı: "Eğer Emperyalist Amerika ile Türkiye'nin ilişkilerini arıyorsanız, Mustafa Kemal'ye Roosevelt arasındaki mektuplaşmalara bakın." Salon ayağa kalktı, herkes alkışlıyor ve o kişi çekti gitti. Ertesi günü Cumhuriyet Gazetesi bunu baş manşetten haber yaptı. İhbar, sadece bu, yani "Emperyalist Amerika ile Türkiye'nin ilişkilerini arıyorsanız, Mustafa Kemal'le Roosevelt arasındaki mektuplaşmalara bakın." Birbirlerine iltifatlarda bulunuyorlar. Sırf bu söz dolayısıyla arkadaşımız yargılanmaya başlandı, 5816 sayılı yasadan."

Hamza Türkmen'in bu sözlerinin ardından Nurşen Mazıcı ile arasında tartışma yaşandı. İşte o tartışmadan diyaloglar:

Hamza Türkmen: Bu yasakçı ortam içinde ben resmi ideolojiyi nasıl, nereye kadar tartışabileceğim? Tabii ki tartışacağım, tabii ki söyleyeceklerim olacak. Özgürlük alanımı tabii ki ben kendim oluşturmaya çalışacağım. Ama çok ciddi dayatma değil mi bu? Yani tarih, bilimden bahsediyoruz, vesikadan bahsediyoruz. Hangi vesika? Bir şey tartışamıyoruz ki biz. Yani gerçekten bazı Meclis zabıtları açamıyoruz hiç. Giremiyorsunuz bazı zabıtlar Genelkurmay'da. Bakamıyorsunuz. Neyi tartışacağız? Nerede özgürlük?

Nurşen Mazıcı: Hayır, ATESE arşivleri açık girebiliyorsunuz.

Hamza Türkmen: Bir kere böyle bir ülkede, 5816 sayılı yasa. Yani bu korkunç bir şey.

Nurşen Mazıcı: Hamza Bey, sizin söylediklerinizin çoğu gerçek değil. Genelkurmay'ın ATESE Arşivi herkese açık. Cumhuriyet Arşivi açık, Osmanlı Arşivi herkese açık.

Hamza Türkmen: Ben yaşadım, nasıl gerçek değil?

TARTIŞMANIN FİTİLİNİ ATEŞLEYEN O SÖZLER

Hamza Türkmen: ABD ile Türkiye'nin ilişkilerini Mustafa Kemal'le Roosvelt arasındaki mektuplaşmaya bağladım diye beni içeri atacaklar.

Nurşen Mazıcı: Beyefendi, Roosvelt 1930'larda Atatürk hayattayken Amerika'dan danışmanlar alınmıştır. Sovyetler'den de alınmıştır, o fabrikalar kurulurken bunlar yardımcı olmuştur. Bu çok başka bir şeydir. 'Roosvelt ile Atatürk ittifak kurup Amerikan emperyalizminin kuyruğuna takıldı' demek çok farklı bir şeydir.

Hamza Türkmen: Ben öyle bir şey demedim.

Nurşen Mazıcı: Aynen dediniz, emperyalist Amerika ile bağlantı Atatürk'le Roosvelt zamanındaki mektubuna bakın dediniz.

Hamza Türkmen: Emperyalist Amerika ile Türkiye arasındaki ilişkiler, birisi Cumhurbaşkanı öbürü de (Mazıcı: O da Cumhurbaşkanı)... Neyi temsil ediyor Cumhurbaşkanı? Devleti temsil ediyor. Bunlar arasında görüşmeler var. Türkiye Cumhuriyeti devrimlerden bahsediyor, O, devrimleri övüyor. Mustafa Kemal de teşekkür ediyor.

Nurşen Mazıcı: Ne var bunda?

Hamza Türkmen: Bir şey yok. Ne var bunda diye bana sormayın. Batılılara sorun, son derece sevineceklerdir tabii ki, Amerika da son derece sevinecektir. Çünkü Türkiye muasırlaşıyor, batılılaşıyor, onlara benziyor çünkü.

Nurşen Mazıcı: Hayır ne yapmış, BOP eşbaşkanlığı mı yapayım demiş, Atatürk Roosvelt'e... Şeyin karşılığında Kuzey Irak'ta Kürt devleti mi kurayım demiş, ne demiş? Onu bilmiyorum ben.

...

Hamza Türkmen: Burada BOP başkanlığı falan, gönderme yapmanın anlamı yok.

Nurşen Mazıcı: Ne yapmış? Siz diyorsunuz ki emperyalist Amerika ile işbirliğine bakmak istiyorsanız, Atatürk-Roosvelt yazışmalarına bakın denmedi mi? İsterseniz saralım tekrar filmi. Ben de diyorum ki ne yapmış, emperyalist Amerika'ya satmış mı Türkiye'yi...

Hamza Türkmen: Bakın sırf bu cümle yüzünden dava açıldığını söylüyorum, siz beni zorluyorsunuz. Bir dava da size açılsın diye.

Nurşen Mazıcı: Açılsın. Ben bilmiyorum diyorum.

Hamza Türkmen: Açılsın tabii...

...

Nurşen Mazıcı: Ne yapmış,Türkiye üzerinde ipotek mi koymuş Atatürk?

Hamza Türkmen: Hayır, ilişki başladı diyoruz. İlişki nasıl başlar?

Nurşen Mazıcı: İlişki demediniz ki.

Hamza Türkmen: İyi niyet mektubu ile başlar, davetiye ile başlar. Roosvelt'i Türkiye'ye çağırıyor. O da Mustafa Kemal'i Amerika'ya çağırıyor.

Nurşen Mazıcı: Ne var bunda?

TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURULUŞ FELSEFESİNE YÖNELİK İNANILMAZ SÖZLER

Erdoğan Aktaş, Hamza Türkmen'in sözlerinden yola çıkarak, "Bugünkü Müslümanların ya da İslamcıların sıkıntılarını da dile getirirken bu gönderme yaptığınız yer Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş dönemleri ve oradan gelen bir miras olduğunu söylüyorsunuz" ifadelerini kullandı.

Hamza Türkmen, "Türkiye'deki baskıların, çeteciliğin kökeni yani, üretimi kuruluşla beraber oluşuyor. Bugüne kadar geliyor. Bunun kökleri var. Onu anlatmaya çalışıyorum" iddiasında bulundu.

Prof. Nurşen Mazıcı, bu sözlerin laikliğin çeteciliğin bir parçası olduğu anlamı taşıdığını ifade etti ve ikili arasında şöyle bir diyaloğ yaşandı:

Hamza Türkmen: Laiklik bir kere, bir, bize ait bir şey değil.

Nurşen Mazıcı: İslam da bize ait değil beyefendi. Suudi Arabistan'dan gelme, o da ithal bir şey.

Hamza Türkmen: Ben Müslümanım

Nurşen Mazıcı: Ama o da ithal, bize ait değil.

Hamza Türkmen: 1400 yıldan bu yana bu toplum Müslüman. Burada yaşayan Müslümanım diyen insanların 1400 yıllık Kuran'la beraber yaşayan bir tarihi var. Ben kendimi buraya ait hissediyorum. Milyonlarca insan buraya ait hissediyor. Tüm İslam coğrafyasındaki insanlar buraya ait hissediyor. Ama siz batılı paradigmaya aitseniz burada yaşasanız bile buradan değilsiniz.

Erdoğan Aktaş: Bu kadar kesin bir ayırım var mı?

Nurşen Mazıcı: Nasıl buradan değilim ya. Ben de 7000 bin yıldır buralarda yaşayan Türk olarak algılıyorum kendimi.

TÜRKMEN: BU DAR ELBİSEYİ BENİM SIRTIMA GİYDİRİYORSUNUZ

'Ulus' ve 'laiklik' kavramlarının batıya ait kavramlar olduğunu ifade eden Hamza Türkmen, "Siz, geliyorsunuz batıya ait kavram, ulus kavramı batıya ait kavram, sanayi toplumuna ait bir kavram. Laiklik batılı paradigmanın oluşumuna ait bir kavram. Geliyorsunuz bunu, bu dar elbiseyi benim sırtıma giydiriyorsunuz" dedi.

TÜRKMEN: DEVLET İMAMA NİÇİN MAAŞ VERİYOR?

Hamza Türkmen, devletin halkın yaptığı camide görevlendirdiği imamlar vasıtasıyla dini kontrol altına aldığı iddiasında bulundu. Türkmen, "Niçin benden aldığı vergiyle camide, halkın yaptığı camide istihdam ettiği, bir kontrol memuru gibi istihdam ettiği iyi niyetli olabilir, kötü niyetli olabilir, oradaki imama niçin maaş veriyor devlet? Dini kontrol altına alalım diye mi? Dini devletin hakimiyetinde tutalım diye mi?" şeklinde sorular yöneltti.

CAMİNİN İÇİNDE NEDEN TÜRK BAYRAĞI ASILIYOR?


Hamza Türkmen, Ege'de gördüğü bir manzaradan da şöyle bahsetti:

"Halk cami yaptırıyor, Ege'de var. Ben İzmir'de gittim, gördüm. Müftülük emir vermiş, bütün camilerin minberlerine Türk Bayrağı asılmış? Caminin içinde Türk bayrağı asılıyor. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Türk ulus ideolojisi dini bir dünya görüşü olmaktan uzaklaştırıp onu dar bir inanç sistemi, bir ritüel sisteme indirgemeye çalıştı. Bu büyük bir zulümdür. Bu büyük bir haksızlıktır. Bu inançlar ve düşünceler üzerinde çok büyük bir baskıdır. Yasakçı anlayıştır."

BU ÜLKEDE ALEVİLER YAKILDI!

Prof. Nurşen Mazıcı, Türkiye'de oruç tutmadığı için insanların öldürüldüğüne vurgu yaparak, "Oruç tutmadığı için Tokat'ta bir Alevi'yi öldürüp ırmağa attılar" şekilnde konuşuncu Türkmen, şunları söyledi: "Bu ülkede Kuran okuduğu için İstiklal Mahkemeleri'nde öldürülen yüzlerce, binlerce insan oldu. Bu ülkede başörtüsü yasağı dolayısıyla onbinlerce insan üniversitelerden sürüldü. Bu ülkede bir çok inanç değeri dolayısıyla itilen, kakılan insanlar oldu."

Nurşen Mazıcı, Hüseyin Türkmen'in sözleri üzerine Türkiye'de inançları nedeniyle Aleviler'in Madımak Oteli'nde yakıldığına vurgu yaptı ve "Onun için ne yaptınız, direndiniz mi? Allah adına nikah düşüyor diye 14 yaşındaki kızlara tecavüz edildi, belki nikah kıyılacak dendi. Değil mi?" dedi.

Hamza Türkmen, "Bu konularla bizim alakamız ne? Ne alakası var. Toplumda hırsızlık yapan da vardır, esrar içen de vardır. Bu Müslüman da olabilir, sosyalist de olabilir, laik de olabilir şu da olabilir. Bu konuyla alakası ne yani. Niçin arabeskleştiriyorsunuz" yanıtını verdi. (Televizyon Gazetesi)
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"
Administrator
Atatürk hakkında inanılmaz sözler
Bu adamları da Cumhuriyet üretti.

Süreç şu şekilde işledi:

Önce çok çocuk yapılır, sonra sırayla kuran kursuna, imam hatiplere, ilahiyat fakültelerine ve aynı zamanlarda staj için ışık evlerine tarikat camilerine gönderilir.

Netice de ağızlarından salyalar akıtarak, Atatürk'e ve cumhuriyete gönül rahatlığı ile küfür edebilen bir mahlukat üretilmiş ve içtimai hayata bırakılmış olur.

Günün birinde masum bir gazeteci kendisiyle röportaj yapınca, kendini bir insan sanan bu mahluk bütün kinini bir anda kusuverir.

O kadar sistemli bir şekilde üretildiler ki, bugün elinizi sallasanız mutlaka birkaç tanesine birden değer...

Bunlara dinsel zombi de diyebiliriz...
Posting Freak
Atatürk hakkında inanılmaz sözler
Bu yezidin derdi nedir?
Atatürk'ü korumasız ve saldırıya açık bırakalım istiyor.
Refah Partisi iktidarında olduğu gibi "Akla-hayale gelmeyecek iftiralar yapalım." istiyorlar.
"Milleti Atatürk'ten ve cumhuriyet ideallerinden vaz geçirelim." istiyor.
Her caminin laik Türkiye Cumhuriyeti'ne saldırmak için üs haline getirilmesini istiyorlar.
Güya İslam, güya müslümanlık adı altında şeriat yönetimi kurmak istiyorlar.
Kerbela, Maraş, Çorum, Sivas yetmemiş kan içici vahşilere.
Söylenecek tek söz "Hoşt kelp oğlu kelp, atan da yezit di sen de yezitsin"
Allah senin gibi kafirlere vatan, millet ve bayrak düşmanlarına fırsat vermesin.
Sana ne laf anlatmaya değer ne de insan yerine konmaya layıksın.
Allah'ın taşı başına düşsün.

Sahibiyiz cumhuriyetin,
Onuruyuz bu milletin,
Senelerce zulüm ettin,
Ehlibeyte üreyen itsin.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Atatürk hakkında inanılmaz sözler
Bunlarin iskembeleri bozuk.Bunlarin kanlari bozuk.Bunlarin irklari bozuk.Bunlar Türk degil,kendilerini Iran mollasi olarak gören,Türk`ün soyunu karalamaya and icmis,agizlarindan salya yerine kan akan serefsiz bunlar.Kudurmus kuduz Tayibin usaklari bunlar.SmileSmileSmile
YESILDIR GÖKYÜZÜNDE GÖRDÜGÜN GÜNES
SICAKLIGI SENI,HAKIKATI BENI YAKAR...


"ZAMANA ZAMAN EVLIYASI"
Bir sıfatı Allah olan
Bir sıfatı Ali inan
Bir donu var Şahımerdan
Duyanlara Helal Olsun
Posting Freak
Atatürk hakkında inanılmaz sözler
Bunlar Atama laf söyleyeceğine önce öz eleştiri yapmaları gerekiyor.

Bugün Ege sahilleri ve Akdeniz sahilleri yabancılara peşkeş çekiliyor bunlarla neden mücadele edilmiyor. Neden hükümetle yabancılara toprak satımını engellemek için mücadele etmezler.

Yoksa kendi çıkarlarımı var bu Avrupa ve Amerika uşaklarının.
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
Posting Freak
Atatürk hakkında inanılmaz sözler

Sevgili Canlar,
Bu Hamza Türkmen denen diplomalı cahil aslında Atatürk’e dil uzatmak suretiyle şunu ifade etmeye çalışıyor. Atatürk insanların şeref, haysiyet, onur ve namusunun işgalci devletlerin ayakları altında gezmesini engellemiştir ya, bu onur, şeref, haysiyetten mahrum, namussuz vatandaşın kızgınlığı buna. Neden benim onursuz, şerefsiz ve namussuz olarak hayatımı sürdürmeme izin vermedi, diye Atatürk’e isyanı bundandır. Yoksa azıcık şeref, onur, haysiyet ve namus sahibi olsa Atatürk’e minnet duyardı.

Ben her zaman söylüyorum kardeşim; Bir insan Atatürk’ü sevmiyorsa taşıdığı kanından şüphe duysun. O vatandaşın damarlarındaki kana, ya ermeni, ya rum, ya yunan, ya da başka bir kirli kan karışmıştır. Yoksa bugün ermeni, rum ve yunanlılar da Atatürk’ü sevmiyor. Hadi onların sevmemesini anlarım da, böyle bu vatan toprakları üzerinde Atatürk sayesinde özgürce, onur, şeref ve namusu ayaklar altında olmadan gezebilen insanların Atatürk’ü sevmemesini ben anlayamam. Anlayabilen varsa anlatsın…

Atatürk şunun için ne yaptı? Bunun için ne yaptı? diyenler, önce kendilerinin ne yaptıklarına baksınlar. Akşama kadar yiyip, içip sonra da wc’yi ziyaret etmekten başka ne yapmışlar bugüne kadar.

Bir insanın Atatürk’ü eleştirebilmesi için en az Atatürk kadar meziyetlerinin olması gerekmez mi? Yoksa neyine güvenip de Atatürk’ü eleştiriyorsun.

Atatürk bilmezmiydi akşama kadar yiyip içip, güzel bir işte çalışıp akşamları sıcak evine gidip, sıcak bir yatakta yatmasını, bir yuva kurup o yuvasının ihtiyaçları için çalışmayı. Ondan sonra da güzel güzel ailesiyle yaşayıp sıcacık yuvasında namazını kılıp, orucunu tutmayı bilmezmiydi?

Peki böyle yapsaydı kime faydası olacaktı? Böyle yapsaydı sen ve ben bugün olduğumuz gibi özgürce yaşayabilirmiydik? Kendimize ait bir vatanımız olurmuydu? Vatan demek namus demek olduğunu biliyormusun? Ama pardon sen namus onur şeref konularıyla pek ilgilenmiyorsun. Senin için önemli olan para, pul, mal, mülk değil mi?

Acaba Allah’ın gözünde insanlara hizmet etmiş, İnsanların huzuru için çabalamış bir insan mı? Yoksa yalnızca hayatı boyunca kendi şahsi ihtiyaçları için çalışmış bir insan mı daha kıymetlidir? İşte insanlar önce kendi kendine bu soruyu sorsun, sonra Atatürk’ü yargılamaya kalkışsın…

Atatürk ağalığı, tek partiliği kaldırmak için ne yaptı diye eleştireceğine o kadarını da sen yap da görelim. Atatürk seni işgal devletlerin zulmünden kurtarmış bir vatan kazandırmış. Daha sana ne yapsın. İnsanı insan yapan, yalnızca insanlığa has olan özgürlüğünü vermiş. Eğer insansan bunları göz ardı etmemen lazım değil mi?

Sen bir kere Atatürk’e dil uzatıp karalayacağına, her şeyi Atatürk’ten beklemek yerine adam ol da, bir kere kendin bir Mustafa Kemal olmaya çalışıp o sorunları da sen hallet. Bakalım bu işler öyle konuşmakla oluyormuymuş…

] Adamın biri bir gün Napolyon’a harita üzerinde parmağıyla işaret ederek;
keşke şurdan gidip, sonra da şurayı alıp, sonrada şuraları ele geçirseydin daha iyi olmazmıydı?” ]diye eleştirerek sormuş.
] Napolyon da aynen şu cevabı vermiş;
“Eğer her şey öyle parmakla göstererek yapılabilseydi ben de aynen öyle yapardım.” ]Demiş…

İşte aynı şekilde eğer her şey bu kendini bilmez insanların yaptıkları gibi konuşmakla yapılabilseydi, Atatürk de bunların hepsini yapardı.

Ancak bu eleştirileri yapanlara şunu sormak isterim. Şimdiye kadar hangi devlet başkanları Atatürk’ün yaptıklarını, Onun yaptığı kadar kısa sürede yapabilmiş.

Bu şekil mantık muhasebesi yapmaktan aciz insanların, bunları görmezlikten gelerek eleştiri yapmaları tamamen Atatürk’ün yüce şahsiyetini çekememezlikten başka bir şey değildir.

İşte neymiş efendim Atatürk’e başka yerlerden paralar gelmiş de, Atatürk’ün bir sürü evi varmış da.
Atatürk bir kere ömrünün çoğunu yokluk içerisinde, cephelerde dağ, taş toprak ve karlar üzerinde yatarak, sıcak bir yuvadan uzak kalarak, peygamber ocağı olan asker ocağında yaşayarak geçirmiştir. Ona bir sürü paralar gelse ne olacak, Bu günkü siyasetçiler gibi çoluğuna çocuğuna ve de aile yakınlarına peşkeş mi çektirmiş. Evleri olsa bile tek başına olan bir insan ne yapsın o bir sürü evi. Aile fertlerine miras mı bırakmış. Yine kendi ülkesi ve milletine bağışlamıştır. Atatürk o evlerde bugünkü devlet başkanları gibi keyf sürmemiştir ki. Sabahlara kadar ülke meselelerini konuşup, insanlık için başka ne yaparım diye ömrünün geri kalan kısmını yine milletinin rahatı ve huzuru için harcamıştır.

Laiklik bana ait değil diyorsunuz da, sakın siz laikliğe ait olmayı becerememiş olmayasınız. Atatürk’ün deyimiyle laik olmak; “Adam gibi adam olmak” demektirse, siz de adam olmayı becerememişseniz bunda laikliğin ne kabahati vardır.

Siz önce o gerici zihniyetten kurtulup, kendi hür iradenizle, hiçbir dini safsatanın etkisinde kalmadan bir kendi kendinize insan gibi insan olmaya çalışınız, ondan sonra Atatürk gibi yüce bir insanı gerek görüyorsanız eleştirirsiniz…

Dini şekillendirip, dar bir çerçeve içine sıkıştırıp, insanları bir sürü yalan yanlış dini söylemlerle kandırıp, rahatça kendi menfaatleriniz doğrultusunda insanların saf inançları sömüremediğiniz için, şu anda Atatürk’e atıp tutuyorsunuz. Yoksa siz de biliyorsunuz ki Atatürk gibi bir insan daha dünyaya gelmemiştir, gelmeyecek de…

Bilinmelidir ki; İnsanlar bugün ne çekiyorsa, İki Mustafa’nın izinden gitmedikleri için çekiyorlar. Çekilen bu rezillikler nedir?
Birincisi Muhammed Mustafa’nın izinden gidilmediği için bugün bir sürü kendine İslam devleti diyenlerin içinde bulunduğu geri kalmışlık rezilliğidir.
İkincisi Mustafa Kemal’in izinden gitmedikleri için bugün kendini dindar diye ifade eden Türk milletinin içinde bulunduğu gerici ılımlı İslam rezilliğidir.

İnsanlar bunu görmedikçe daha da bir sürü rezillikler yaşanacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki her zaman bir Mustafa Kemal bu ülkenin başına gelmiyecektir. Hele bunun kıymetini bilmeyenlere Tanrı tarafından bir Mustafa Kemal daha gönderilmesi asla beklenemez…

Aslında söylenecek o kadar çok şey var ki…
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.