Dış dünyanın efendileri bir ülkeyi bölmek için maliyeti düşük, sessiz ve bir o kadar da kalleşçe olan etkili bir metodu kullanırlar. Bölünecek ülkenin yüksek değerlerini kötüleyin, kötüleyecek satılmışları harekete geçirin, onlar her gün asil değerlere küfrederken karşıtlarını da besleyin ki; onlarda diğer gurubun değerlerine küfredip olumsuz söz ve yazılarla aralıksız birbirlerine saldırsınlar. İyi şeyleri gözden düşürerek kargaşa yaratmak o ülkeyi bölmenin en az maliyetli yoludur. Bölünmek istenen ülkede iki kutup birbirine saldırırken her kutbun kendi içindeki özentilerini de besleyin ki; çatırdama her koldan biranda etki yapsın.
Bizde bugünkü durum hemen hemen yukarıdaki gibidir ama; Atatürk konusunda yabancı doktrinlere taş çıkartacak rekabetteki kötülükleri bizler birbirimize zaten yapıyorduk.. Atatürk sevgisi ile yaşadığını söyleyen 10 numara Atatürkçü olarak bilinen ve tanınan, bu konuda Atatürk’ün tiksineceği kadar Atatürk’ü putlaştıran ve bu yolda engel ve rakip tanımayan kerameti kendini aşmış bir elit tabaka ile bu günlere geldik’
Atatürk, sağlığında kendisinin de herkes gibi sıradan bir insan olduğunu söyledi ve hataları, günahları ve sevaplarıyla bu asil toplumun bir ferdi olduğunu vurguladı. ’Paşa Hazretleri’ lafını daima red eden Atatürk daha o günlerde maksadını aşan tutum ve davranış sahibi insanlardan ürküyordu. (Aile Dostu Nezihe Araz Hanımefendi birçok eserinde Atatürk’ün bu tip davranışlardan daima çekindiğini belirtmiştir.)
Bu güne gelinceye kadar Atatürk’ü gerektiğinden fazla, yerli yersiz her yerde öne süren sözde elit kitlelerin davranışları, öte yanda duran sessiz çoğunluğun içindeki sessiz kini pompalamakla kalmamış, bu gün gelinen noktada ’Atatürk düşmanları’ komutuyla neredeyse beriki kesimin boğazına sarılmaya hazır hale gelmişlerdir.
’Etki tepkiye denktir’ prensibinden hareketle; bu sefer de sessiz çoğunluk atamızı dinsiz ilân edip daha fazla dine sarılma gereğini acemice ortaya atarak kıpırdanma ve kaynaşmalara yol açmıştır. Oysaki yüce Allah Osmanlıdan Türk Cumhuriyetine geçiş için yaşadığımız kader yıllarında bu şerefli görevi Mustafa Kemal isminde bir Osmanlı generaline vermeseydi bugün Atatürk diye bir dünya markası olur muydu? Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasına vesile olacak bu değerli insanoğlunu elbette ki yüce takdir tâyin etti. Bu takdir ve tâyine karşı haşâ söylenecek ne olabilir ki? O zaman birbirimizle kavga etmenin zararı hepimize, yararı bir dünya dolusu düşmanlarımızadır. O günün şartlarında vaziyet nasıldı? İnsanlarımız ne kadar cahil ve çaresizdi’ Her tarafa çeken ayrılıkçı fikirlerle mücadeleyi; belli prensipler dahilinde ve soğukkanlıca yapabilen üstün dehâ sahibi insanı dünya devletleri yenemiyor ama; biz illâki kendi içimizde bitirelim, yenelim, yok edelim mi!.
Allah reva görmez bizim bu kavgamızı! Hadi bir Atatürk daha bulalım da, bizi dünya çapındaki aç kurtlardan korusun.. Cumhuriyetten beri sıfırdan gelerek edindiğimiz milli değerlerimiz, kaynaklarımız ve madenlerimizden kaç tanesi artık elimizde..
Çalışıp didinip değerlerimize sahip çıkacağımıza, kavga ve kargaşalar sonucunda Global dünyanın ayak oyunlarına uyum sağlayıp nerelere kaydığımızın farkında mıyız? Her şeyin aşırısı zarardır; dinde aşırılığa yer yoktur! diyen bir hadis veya bilim adamı öğüdü hatırlıyorum. Ãlemlerin Rabbi yüce Allah hakim(*)dir, hepimizin Allah’ıdır. Hâşâ Allah’a sahip olmaya yeltenecek kadar azgınlaşan koyu renkli bir akıl taşıyan kalabalıktan korkarım. İşimiz bu raddelere gelmemeliydi; tarihi tarihçilere bırakalım, bilgilenmek istersek de iyice emin oluncaya kadar serinkanlı biçimde okuyup anlayalım. Onaylamadığımız yerler olabilir ama, kavgaya başlarsak bu durum kimin işine yarar bir kez daha düşünelim!.
Sonsöz; Atatürk’ün insan yönü bir yana; bize lâzım olan, lider yönü idi ve ilâhi takdir ona bu üstünlüğü vermişti’ O’da bize bu vatanın kurtuluşunu, yeniden bir Cumhuriyet olarak kuruluşunu armağan etti; fenamı? Daha fazla ne bekliyorduk? Acaba içimizdeki fesadı tanıyıp, anlayıp, yüzleşerek uslumu oturalım? Yoksa; hârici bedhâh(*)larımız cihanı sarmışken, bizlerde durduk yerde dâhili bedhâhlar olarak hâricilere ortak olmaya mı kalkışalım? Zaman akıl zamanıdır; ortak aklı ancak bizler ortaya koyar, sahiplenir ve buna göre ülkemizi mâmur edebiliriz. Son günde ayılmak artık geç olur; İslâm devletlerinin diğer örnekleri işte böyle bir kötülemenin hizipleri sonucunda ne hale düştüler!. (Maazallah bizimde sonumuz böyle olmamalıdır)
Fahrettin Gülener
Kaynak: ekometre.com
AtatürkÂe hayranlık veya antipati hakkındaÂ
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler