Güzel'den şok iddia
İşte Güzel'in polemiği başlatan yazısı
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bizim Mustafa
Sevgili okuyucular, yarın büyük lider Atatürk’ün ölüm yıldönümü. Vefatının 70. yılında O’nu minnet ve şükranla yâd ediyoruz. O, Milli Mücadele’nin önderliğini yapmış Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, devletimizi kurmuş Türk modernleşmesini ve değişimini gerçekleştirmişti.
Kemalizm’in iflâsı
Ne yazıktır ki, bu büyük lider ve devlet adamı, yıllarca peşin hükümlerle değerlendirildi. Günlük politikanın odağına çekildi. Kemalizm adı altında sunulan, bizzat Atatürk’ün, ‘Fikirlerimi doktrinlerle dondurmayınız’ diyerek karşı çıktığı bu uydurma ideoloji, Atatürkçülüğü dogmatik ve değişmez kalıplara sokup dondurdu.
Atatürk, çok sevdiği milleti için bir ‘tabu’ ve ‘idol’ olarak takdim edildi. Milletini esaretten kurtaran, yepyeni bağımsız bir devlet kuran, ileri görüşlü büyük bir ‘milli lider’in, bir ‘milli kahraman’ın zorla sevdirilmeye ihtiyacı var mıdır? Dahası, halka mal olmuş bir devlet adamının korunması için kanun çıkaran tek bir ülke gösterebilir misiniz? Bugün Türkiye’de ‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’ vardır ve hâlâ yürürlüktedir.
Bu ayıbı temizlemeye kalksanız, bilcümle ‘Atatürk bezirgânı’ vâveylâyı koparır ve sizi ‘Atatürk düşmanı’ ilân ederler...
İdolleştirilen Atatürk
Efendim, Evren Paşa’nın iki müspet icraatı olmuştur. Birincisi, 20 yıldır bayram olarak kutlanan ‘27 Mayıs Bayramı’ kepazeliğine son vermesi ikincisi ise 10 Kasım’ı mâtem günü olmaktan çıkarmasıdır. 1980 öncesindeki 10 Kasım’ları gençler bilmezler. O büyük dâhiyi, mücadelesi, inkılâpları ve emsalsiz icraatıyla anmak yerine, zorla matem havası oluşturulmaya çalışılırdı.
Bütün bu garâbetin sebebi, Atatürk’ü idolleştirip tabu hâline getiren, O’nun düşüncelerini dogmatik kalıplara sokan dar görüşlü jakoben cumhuriyetçiler ile Atatürk’ü istismar ederek siyasi menfaat sağlamaya çalışan Kemalistlerdir.
Atatürk’ü putlaştırmaya çalışanlar, o derece ileri gitmişlerdir ki, O’na ulûhiyet izafe etme dahi kalkışmışlardır. ‘Ata ekber, Ata ekber’ ya da ‘Kâbe Arabın olsun/Bize Çankaya yeter’ diye sözümona şiirler yazanlar ellerinde büstlerle nutuk atanlar 10 Kasım’ı yas günü ilân ederek olmadık zorlamaları yıllar yılı tekrarlayanlar, milletle Atatürk arasına mesafe koymuşlar, güyâ sevdirmeye çalışırken halkı, kendi milli önderinden uzaklaştırmışlardır.
Buna mukabil, Kemalist karşıtı grup da Atatürk’ü istismar etmiş kulaktan dolma rivayetlerle, Atatürk hakkında dedikoduya dayanan karalamalarda bulunmuşlardır.
Atatürk, bu iki uç grubun zıtlaşması yüzünden gerçek fikirleriyle değerlendirilememiş 10 Kasım’lar, Anıt Kabir ziyaretleri ve bayram nutukları arasında sıkışıp kalmıştır. Ölümünden sonra 70 yıl geçmesine rağmen, bu büyük devlet adamının hâlâ gerektiği gibi anlaşılamamış olmasını esefle karşılıyoruz.
Türk Milleti’ni ‘çağdaş uygarlık düzeyi’ne çıkarmaya çalışan bir liderin, istismar edilerek ‘değişimi engelleyen’ bir zihniyetin aracı hâline getirilmesi, O’na yapılacak en büyük haksızlıktır.
Neden korkuyorsunuz?
Efendim, Başbakanlık Müsteşarlığım sırasında zamanın Cumhurbaşkanı Evren Paşa bir gün bana, “Sayın Güzel, siz Osmanlı ve Cumhuriyet arşivleri konusunda güzel hizmetlerde bulundunuz. Çankaya Köşkü’nde Atatürk’e ait çok değerli arşivler var. Bunun tasnifini de yapar mısınız?” diye sordu. Heyecandan yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Cumhurbaşkanlığı’nda çok değerli arşiv malzemeleri olduğunu biliyordum. O heyecanla kimbilir nasıl bir ses tonu ile “Hay hay, çok iyi olur!” demişim ki, Evren Paşa şaşırdı ve “Bunu daha geniş bir zamanda konuşuruz” dedi.
Hemen ertesi gün Evren Paşa’ya gittim ve ‘Çankaya Arşivleri’ni tasnife âmâde olduğumuzu, bundan sonra da Cumhuriyet Arşivi’nde muhafaza edebileceğimizi söyledim. Evren Paşa, “Atatürk’ün günlük programını ve görüşmelerini tutan yâverleri çok teferruata yer vermişler yediğini içtiğini, bazen bir hanımla özel görüşmesini bile yazmışlar. Bunlar açıklanırsa Atatürk düşmanları bu belgeleri onun aleyhinde kullanırlar diye endişeliyim” dedi. Ben, Atatürk’ün İzmir’de içki içtiği lokantada perdeleri açtırmasını örnek göstererek, açıklığın daima daha iyi olduğunu eğer bu arşivler açıklanırsa bilâkis bazı mahfillerin aleyhteki dedikodularının azalacağını söyledim. Ayrıca, eğer bu belgelerin açıklanması istenmezse 2038 yılına kadar, yani vefatının 100 yıl sonrasına kadar gizlenebileceğini anlattım.
Daha sonra Evren Paşa, bu arşivleri SEKA’ya gönderip imha ettireceğini söyledi. Aklıma gelince içim ürperiyor ve Evren Paşa’nın bu eşsiz tarih hazinesini yok etmemiş olmasını diliyorum.
Bizim ‘Mustafa’...
Efendim, Atatürk’ün asıl adı Mustafa’dır. İstatistiklere göre, Türk Milleti, Mehmet ve Ahmet’ten sonra en çok ‘Mustafa’ adını kullanıyor. Benim de dedemin, büyük dedemin, kardeşimin ve oğlumun adı Mustafa’dır.
Hiç şüphesiz çok anlamlı olan ‘Kemal’ adının nasıl ‘Mustafa Kemal’ olduğunun hikâyesini bilirsiniz. Kemal, sanki Atatürk’ün resmi hüviyetini, Mustafa da halka yakın hüviyetini aksettirir gibidir. Bir ara, ‘Dil Devrimi’ sırasında heceler arası uyum gerekçesiyle ‘Kemal’, ‘Kamal’ olarak kullanılmıştı hattâ bu isim kitaplara dahi konulmuştur.
Zübeyde Hanım’ın küçük Mustafa’sı , bizi Atatürk’ün insani sıcaklığına yaklaştıran O’nu soğuk heykel kaidelerinden indirip yanımıza, aramıza getiren bir sevgi rumuzu gibidir.
Can Dündar’ı tanır ve severim. Benim gibi, yazılarının müptelâsı olanlar, bazen kelimelere döktüğü lirizminin tadına varanlar, ne kadar sevgi dolu ve duygulu bir şahsiyeti olduğunu bilirler.
Can Dündar da benim gibi Mülkiyeli’dir ama düşünce dünyalarımızın menşei farklıdır. Lâkin, iştirak etmediğim bazı görüşlerine rağmen, onun kabiliyetini, dürüstlüğünü ve samimiyetini her zaman takdir ederim.
Can Dündar, Türkiye’de Atatürk’ü en çok seven ve anlayan kişilerin başında gelir. Atatürk hakkında hepimizi duygulandıran ‘Sarı Zeybek’ adlı eserinden sonra gerçekleştirdiği ‘Mustafa’ filmi, tek kelimeyle bir ‘şaheser’ olmuştur. Dündar, bu filmiyle Atatürk’ü donuk bir tunç heykel olmaktan çıkarmış, O’nu milletin gönlündeki hakiki yerine oturtmuştur.
Can Dündar’ın Atatürk’ü, bize göklerden bakan bir efsane değil, artık ‘Bizim Mustafamız’ olmuştur.
Dündar’ın bu eseri, Atatürk’e ve O’nu sevenlere gerçek bir ‘10 Kasım Armağanı’dır.
(Hasan Celal Güzel / Radikal)
Atatürk arşivlerini yaktı mı?
Konu Sahibi / Yazar
TÜLAY
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
3399
Atatürk arşivlerini yaktı mı?
Atatürk arşivlerini yaktı mı?
Atatürk arşivlerini yaktı mı?
Kenan Evren hakkındaki şok iddialara yanıt verdi: "Atatürk arşivlerini yakmadım"
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Hasan Celal Güzel ’in dün Radikal gazetesinde yer alan yazısında Başbakanlık Müşavirliği döneminde Cumhurbaşkanı Kenan Evren ’den kendisine “Çankaya Köşkü’nde Atatürk ’e ait çok değerli arşivler var. Bunun tasnifini de yapar mısınız?” teklifinin geldiğini ancak daha sonra Evren’in, “ Atatürk ’ün günlük programını ve görüşmelerini tutan yâverleri çok teferruata yer vermişler yediğini içtiğini, bazen bir hanımla özel görüşmesini bile yazmışlar. Bunlar açıklanırsa Atatürk düşmanları bu belgeleri onun aleyhinde kullanırlar diye endişeliyim” dediğini ve bu arşivleri SEKA’ya gönderip imha ettireceğini söylediğini aktarmıştı.
NTVMSNBC’ye konuşan Evren, Güzel’in iddialarını yalanladı. Güzel’i tekzip edeceğini belirten Evren, “Çankaya’nın arşivinde duruyor” dediği Atatürk ’ün özel arşivleriyle ilgili çok şey okuduğunu da ekliyor: “Mesela kurmay yarbayken hastalanıyor, Avusturya’daki kaplıcaya gidiyor. Orada bir bayanla arkadaşlık yapıyor. Mektuplar falan var onları okudum. Ama bunlar özel hayatı ilgilendiren şeyler.”
12 Eylül 1980 askeri darbesini gerçekleştiren ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı yapan Kenan Evren , Güzel’in Başbakanlık Müsteşarlığı sırasında aralarında geçtiğini iddia ettiği diyalogla ilgili soruları yanıtladı:
BEN ATATÜRK HAKKINDA BÖYLE ŞEY SÖYLER MİYİM?
Hasan Celal’in söylediği gibi Atatürk ’e ait arşivleri SEKA’ya gönderip, imha ettirdiniz mi?
Ben sözde ona demişim ki, “Bu yaverler Atatürk ’ün her şeyine bakmışlar, kadınlarla ilgili...” Ve demişim ki, “Bunların yazdıkları doğru değil, bunları yakıp atmak lazım...” Külliyen yalan! Hasan Celal Güzel ’in benimle arası iyi değildir. Özal zamanında da değildi... Şimdi onu anlatmama gerek yok. Bunu uydurmuş. Böyle bir şey yok. Ben Atatürk hakkında böyle şey söyler miyim? Sonra o gibi şeyleri nasıl yakacaksınız?
Bu arşivleri yakmanın tarihsel bir sorumluluğu da yok mudur?
Sonuna eklemiş, demiş ki: “İnşallah yaktırmamıştır.” Yediği naneye bak... Af edersin.
Siz gerçekten Atatürk ’ün özel not defterlerini okuma şansına eriştiniz herhalde...
Atatürk ’e ait çok şey okudum ben orada.
BAZI ŞEYLER VAR Kİ ONLARI SÖYLEYEMEM
Bu defterler hâlâ muhafaza ediliyor mu? Kamuoyu ile paylaşılmayan neler var?
Bazı şeyler var ki ben onları söyleyemem. Bazıları da aklımda kalmadı... (Gülüyor)
Aklınızda kalanlar neler peki?
Yaşım 92, haberiniz var mı? Ama demin söylediğim gibi Hasan Celal Güzel ’in anlattığı yalan. Ben onunla öyle bir şey konuşmadım.
Güzel’le aranızda Atatürk ’ün not defterleri ve özel arşiviyle ilgili bir konuşma geçmedi mi?
Hayır, hayır... Onunla hiçbir şey konuşmam ben.
Taraf gazetesinde de Ayşe Hür şöyle diyor: “...Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi oluşurken ortaya çıkan defterleri ilk kez yurt gezisine çıkarken Genelkurmay’dan Atatürk hakkında nakledeceği özel bilgi notu isteyen Kenan Evren okur ve defterlerin yayınlanmasının sakıncalı olduğuna karar verir...” Bu defterleri ilk kez siz mi okudunuz ve sakıncalı olduğuna ilişkin bir karar aldırdınız mı?
Demek ki o benimle uğraşmak istiyor. Kuyu kazıyorlar da onun için... Siz o Hasan Celal Güzel ’in vaktiyle üniversitede dinci bir dergiye yazdığı yazıları okuyun da nasıl bir kişi olduğunu anlayın.
Hangi dergi?
Şimdi hatırımda değil. Aklı olan insan böyle bir şey söylemez. Radikal’in Genel Yayın Yönetmeni’ni aradım, ona bir türlü ulaşamadım, halen ulaşmaya çalışmaya devam ediyorum. Tekzip edeceğim.
AVUSTURYA’DAKİ KAPLICADA BİR BAYANLA ARKADAŞLIK EDİYOR
ATASE denilen bölümde Atatürk ’ün not defterleri yayanlanmak üzere bekletiliyor mu ve kaç adet defter var acaba?
Arada sırada okudum ben bazı şeyler orada. Mesela Kurmay Yarbay’ken hastalanıyor, Avusturya’daki kaplıcaya gidiyor. Orada bir bayanla arkadaşlık yapıyor. Mektuplar falan var onları okudum. Ama bunlar özel hayatı ilgilendiren şeyler.
Siz Atatürk ’e ait bu notların özel hayatı ilgilendirdiği için mi yayınlanmamasını istediniz?
Bunlar yayınlanmaz ki zaten, arşivde duruyor.
Çankaya’nın arşivinde mi duruyor hâlâ?
Çankaya’nın arşivinde duruyor.
YAKMAK İÇİN DELİ OLMAK LÃZIM
Kesinlikle yakılmadılar diyorsunuz.
Böyle şey olur mu? Yakmak için deli olmak lâzım. Yahut Atatürk ’ün karşısında birisi olmak lâzım.
Hasan Celal Güzel dünkü Radikal’de “Bizim Mustafa” başlığıyla yayınlanan köşesinde Evren’le aralarında geçtiğini iddia ettiği, Atatürk arşivleriyle ilgili diyaloğu şöyle anlatmıştı:
NEDEN KORKUYORSUNUZ?
Efendim, Başbakanlık Müsteşarlığım sırasında zamanın Cumhurbaşkanı Evren Paşa bir gün bana, “Sayın Güzel, siz Osmanlı ve Cumhuriyet arşivleri konusunda güzel hizmetlerde bulundunuz. Çankaya Köşkü’nde Atatürk ’e ait çok değerli arşivler var.
Bunun tasnifini de yapar mısınız?” diye sordu. Heyecandan yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Cumhurbaşkanlığı’nda çok değerli arşiv malzemeleri olduğunu biliyordum. O heyecanla kimbilir nasıl bir ses tonu ile “Hay hay, çok iyi olur!” demişim ki, Evren Paşa şaşırdı ve “Bunu daha geniş bir zamanda konuşuruz” dedi.
Hemen ertesi gün Evren Paşa’ya gittim ve ‘Çankaya Arşivleri’ni tasnife âmâde olduğumuzu, bundan sonra da Cumhuriyet Arşivi’nde muhafaza edebileceğimizi söyledim. Evren Paşa, “ Atatürk ’ün günlük programını ve görüşmelerini tutan yâverleri çok teferruata yer vermişler yediğini içtiğini, bazen bir hanımla özel görüşmesini bile yazmışlar. Bunlar açıklanırsa Atatürk düşmanları bu belgeleri onun aleyhinde kullanırlar diye endişeliyim” dedi. Ben, Atatürk ’ün İzmir’de içki içtiği lokantada perdeleri açtırmasını örnek göstererek, açıklığın daima daha iyi olduğunu eğer bu arşivler açıklanırsa bilâkis bazı mahfillerin aleyhteki dedikodularının azalacağını söyledim. Ayrıca, eğer bu belgelerin açıklanması istenmezse 2038 yılına kadar, yani vefatının 100 yıl sonrasına kadar gizlenebileceğini anlattım.
Daha sonra Evren Paşa, bu arşivleri SEKA’ya gönderip imha ettireceğini söyledi. Aklıma gelince içim ürperiyor ve Evren Paşa’nın bu eşsiz tarih hazinesini yok etmemiş olmasını diliyorum.
Kenan Evren hakkındaki şok iddialara yanıt verdi: "Atatürk arşivlerini yakmadım" [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Hasan Celal Güzel ’in dün Radikal gazetesinde yer alan yazısında Başbakanlık Müşavirliği döneminde Cumhurbaşkanı Kenan Evren ’den kendisine “Çankaya Köşkü’nde Atatürk ’e ait çok değerli arşivler var. Bunun tasnifini de yapar mısınız?” teklifinin geldiğini ancak daha sonra Evren’in, “ Atatürk ’ün günlük programını ve görüşmelerini tutan yâverleri çok teferruata yer vermişler yediğini içtiğini, bazen bir hanımla özel görüşmesini bile yazmışlar. Bunlar açıklanırsa Atatürk düşmanları bu belgeleri onun aleyhinde kullanırlar diye endişeliyim” dediğini ve bu arşivleri SEKA’ya gönderip imha ettireceğini söylediğini aktarmıştı.
NTVMSNBC’ye konuşan Evren, Güzel’in iddialarını yalanladı. Güzel’i tekzip edeceğini belirten Evren, “Çankaya’nın arşivinde duruyor” dediği Atatürk ’ün özel arşivleriyle ilgili çok şey okuduğunu da ekliyor: “Mesela kurmay yarbayken hastalanıyor, Avusturya’daki kaplıcaya gidiyor. Orada bir bayanla arkadaşlık yapıyor. Mektuplar falan var onları okudum. Ama bunlar özel hayatı ilgilendiren şeyler.”
12 Eylül 1980 askeri darbesini gerçekleştiren ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı yapan Kenan Evren , Güzel’in Başbakanlık Müsteşarlığı sırasında aralarında geçtiğini iddia ettiği diyalogla ilgili soruları yanıtladı:
BEN ATATÜRK HAKKINDA BÖYLE ŞEY SÖYLER MİYİM?
Hasan Celal’in söylediği gibi Atatürk ’e ait arşivleri SEKA’ya gönderip, imha ettirdiniz mi?
Ben sözde ona demişim ki, “Bu yaverler Atatürk ’ün her şeyine bakmışlar, kadınlarla ilgili...” Ve demişim ki, “Bunların yazdıkları doğru değil, bunları yakıp atmak lazım...” Külliyen yalan! Hasan Celal Güzel ’in benimle arası iyi değildir. Özal zamanında da değildi... Şimdi onu anlatmama gerek yok. Bunu uydurmuş. Böyle bir şey yok. Ben Atatürk hakkında böyle şey söyler miyim? Sonra o gibi şeyleri nasıl yakacaksınız?
Bu arşivleri yakmanın tarihsel bir sorumluluğu da yok mudur?
Sonuna eklemiş, demiş ki: “İnşallah yaktırmamıştır.” Yediği naneye bak... Af edersin.
Siz gerçekten Atatürk ’ün özel not defterlerini okuma şansına eriştiniz herhalde...
Atatürk ’e ait çok şey okudum ben orada.
BAZI ŞEYLER VAR Kİ ONLARI SÖYLEYEMEM
Bu defterler hâlâ muhafaza ediliyor mu? Kamuoyu ile paylaşılmayan neler var?
Bazı şeyler var ki ben onları söyleyemem. Bazıları da aklımda kalmadı... (Gülüyor)
Aklınızda kalanlar neler peki?
Yaşım 92, haberiniz var mı? Ama demin söylediğim gibi Hasan Celal Güzel ’in anlattığı yalan. Ben onunla öyle bir şey konuşmadım.
Güzel’le aranızda Atatürk ’ün not defterleri ve özel arşiviyle ilgili bir konuşma geçmedi mi?
Hayır, hayır... Onunla hiçbir şey konuşmam ben.
Taraf gazetesinde de Ayşe Hür şöyle diyor: “...Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi oluşurken ortaya çıkan defterleri ilk kez yurt gezisine çıkarken Genelkurmay’dan Atatürk hakkında nakledeceği özel bilgi notu isteyen Kenan Evren okur ve defterlerin yayınlanmasının sakıncalı olduğuna karar verir...” Bu defterleri ilk kez siz mi okudunuz ve sakıncalı olduğuna ilişkin bir karar aldırdınız mı?
Demek ki o benimle uğraşmak istiyor. Kuyu kazıyorlar da onun için... Siz o Hasan Celal Güzel ’in vaktiyle üniversitede dinci bir dergiye yazdığı yazıları okuyun da nasıl bir kişi olduğunu anlayın.
Hangi dergi?
Şimdi hatırımda değil. Aklı olan insan böyle bir şey söylemez. Radikal’in Genel Yayın Yönetmeni’ni aradım, ona bir türlü ulaşamadım, halen ulaşmaya çalışmaya devam ediyorum. Tekzip edeceğim.
AVUSTURYA’DAKİ KAPLICADA BİR BAYANLA ARKADAŞLIK EDİYOR
ATASE denilen bölümde Atatürk ’ün not defterleri yayanlanmak üzere bekletiliyor mu ve kaç adet defter var acaba?
Arada sırada okudum ben bazı şeyler orada. Mesela Kurmay Yarbay’ken hastalanıyor, Avusturya’daki kaplıcaya gidiyor. Orada bir bayanla arkadaşlık yapıyor. Mektuplar falan var onları okudum. Ama bunlar özel hayatı ilgilendiren şeyler.
Siz Atatürk ’e ait bu notların özel hayatı ilgilendirdiği için mi yayınlanmamasını istediniz?
Bunlar yayınlanmaz ki zaten, arşivde duruyor.
Çankaya’nın arşivinde mi duruyor hâlâ?
Çankaya’nın arşivinde duruyor.
YAKMAK İÇİN DELİ OLMAK LÃZIM
Kesinlikle yakılmadılar diyorsunuz.
Böyle şey olur mu? Yakmak için deli olmak lâzım. Yahut Atatürk ’ün karşısında birisi olmak lâzım.
Hasan Celal Güzel dünkü Radikal’de “Bizim Mustafa” başlığıyla yayınlanan köşesinde Evren’le aralarında geçtiğini iddia ettiği, Atatürk arşivleriyle ilgili diyaloğu şöyle anlatmıştı:
NEDEN KORKUYORSUNUZ?
Efendim, Başbakanlık Müsteşarlığım sırasında zamanın Cumhurbaşkanı Evren Paşa bir gün bana, “Sayın Güzel, siz Osmanlı ve Cumhuriyet arşivleri konusunda güzel hizmetlerde bulundunuz. Çankaya Köşkü’nde Atatürk ’e ait çok değerli arşivler var.
Bunun tasnifini de yapar mısınız?” diye sordu. Heyecandan yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Cumhurbaşkanlığı’nda çok değerli arşiv malzemeleri olduğunu biliyordum. O heyecanla kimbilir nasıl bir ses tonu ile “Hay hay, çok iyi olur!” demişim ki, Evren Paşa şaşırdı ve “Bunu daha geniş bir zamanda konuşuruz” dedi.
Hemen ertesi gün Evren Paşa’ya gittim ve ‘Çankaya Arşivleri’ni tasnife âmâde olduğumuzu, bundan sonra da Cumhuriyet Arşivi’nde muhafaza edebileceğimizi söyledim. Evren Paşa, “ Atatürk ’ün günlük programını ve görüşmelerini tutan yâverleri çok teferruata yer vermişler yediğini içtiğini, bazen bir hanımla özel görüşmesini bile yazmışlar. Bunlar açıklanırsa Atatürk düşmanları bu belgeleri onun aleyhinde kullanırlar diye endişeliyim” dedi. Ben, Atatürk ’ün İzmir’de içki içtiği lokantada perdeleri açtırmasını örnek göstererek, açıklığın daima daha iyi olduğunu eğer bu arşivler açıklanırsa bilâkis bazı mahfillerin aleyhteki dedikodularının azalacağını söyledim. Ayrıca, eğer bu belgelerin açıklanması istenmezse 2038 yılına kadar, yani vefatının 100 yıl sonrasına kadar gizlenebileceğini anlattım.
Daha sonra Evren Paşa, bu arşivleri SEKA’ya gönderip imha ettireceğini söyledi. Aklıma gelince içim ürperiyor ve Evren Paşa’nın bu eşsiz tarih hazinesini yok etmemiş olmasını diliyorum.
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali dir"
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi