Prof. Ortaylı, 'Pek çok İttihatçının özgün tarikatlara girdiği biliniyor. Atatürk de girmiş olabilir' dedi
Yunan araştırmacı Christos Retoulas'ın AKŞAM gazetesinde önceki gün yayınlanan röportajında 'Kemalist laikliğin Vahdet-i Vücud felsefesi etrafında şekillendiği, Atatürk'ün Alevi/Bektaşi kökenlerden gelen bir Melami olduğu ve tarikatları Nakşileri durdurmak için kapattığı' şeklindeki yorumları tartışılan başlıklardan biri oldu.
Akşam'dan Şenay Yıldız, konuyu tarihçiler ve Alevi/Bektaşi dernekleri temsilcilerine sordu, onlar da yanıtladı...
Prof. Dr. Cengiz Güleç: Laik Cumhuriyet'e destek verdiler
Atatürk'ün Bektaşilikle ilgisi olduğu söylenir ama Melamilik kısmını röportajda okudum. Tarikat bağı olmasa dahi, Kurtuluş Savaşı'na Alevi/Bektaşi çevrelerin çok destek verdiğine bakarsak, herhalde onun laik bir ulus-devlet yaratmayı hedefleyen modernist projesini öngördüler. İlginç gelen Osmanlı'dan günümüze kadar Türklerin Müslümanlığına bakış açısı ve Cumhuriyet ideolojisinin Vahdet-i Vücud felsefesi etrafında ele alınması.
Cem VakfI BAŞKANI İzzettİn Doğan: İpuçları Nutuk'ta var
Neden Alevi Anadolu 16. 17. yüzyıldan sonra Sünnileşti mesela? Osmanlı'daki Medreselere Mısır El Ezher Üniversitesi'nden binlerce Sünni ulema getirilmiştir. Medreselerde Sünni eğitime başlanması Osmanlı'nın kaderini değiştirmiştir. Melamilik için adap kuralları ve karşılıklı saygıya dayanan, Aleviliğin bir uygulama biçimi diyebiliriz. Atatürk'ün Aleviliği/Bektaşiliği ile ilgili ipuçları zaten Nutuk'ta da var. Ama kimse görmek istemedi. Bana da birçok mercii tarafından 'Atatürk Alevi miydi?' diye soruldu. Bunun üzerinde durmadık. Neden? Çünkü Atatürk gibi insanlar Aleviliğin, Bektaşiliğin, Sünniliğin çok üstünde insanlar.
Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı
Üzerinde düşünülmesi gereken saptamalar
Retoulas'In saptamaları çok enteresan. Atatürk'ün Melami olduğu konusu da öyle. Pek çok İttihatçının Bektaşi, Mevlevi, Melami gibi özgün tarikatlara girdiği biliniyor. Atatürk de Jön Türk. O da tabii girmiş olabilir.Vahdet-i Vücud konusundaki yorumları da üzerinde düşünülmesi gereken saptamalar.
Tarihçi-yazar Gürkan Hacır: Atatürk'ün Melami olduğu doğru
Retoulas'ın Atatürk'ün Melami olduğu yönündeki tespitlerine katılıyorum. Ama bir düzeltme yapmak istiyorum: Retoulas Atatürk'ün annesinin Selanik'te Mevlevi dergahlarına gittiğini söylüyor. Oysa, araştırmalarıma göre annesi Bektaşi, babası Mevlevi'ydi. Melamilik de bunun bir üst tarikatı gibi.
akşam
Atatürk Alevi Bektaşi Ailenin Çocuğudur
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Atatürk Haberleri
Yorumlar / Cevaplar
2
Okunma / Görüntüleme
4182
Atatürk Alevi Bektaşi Ailenin Çocuğudur
Atatürk Alevi Bektaşi Ailenin Çocuğudur
Keşke diliniz varsa da Melami yerine, "ALEVİYDİ" diyebilseniz....
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Atatürk Alevi Bektaşi Ailenin Çocuğudur
FadimeBK yazdı:Keşke diliniz varsa da Melami yerine, "ALEVİ'YDİ" diyebilseniz....
Mustafa Kemal Atatürk, can gözü açıldıktan sonra -15 yaşında, Manastır Askeri İdadi'de okurken- dünyaya ne amaçla geldiğini öğrendi. Ve Allah'ın nuruyla, nefesiyle,ilmiyle yetişti ummanlarda.
Onun misyonu yeni bir devlet kurmaktı. Bu devlet 16'ıncı Türk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti idi. Bu devletin yönetim biçimi Cumhuriyet olacaktı.
Yüce Atatürk bu hedefe ulaşabilmek için yıllarca çabaladı, çok acılar çekti; annesi Zübeyde Ana'nın son yılları biricik oğlunun "ölüm" haberini beklemekle geçti ve bu olay onun üzüntüden gözlerini kaybetmesine neden oldu, Atatürk'ün yaşadığı tüm hastalıklar vatan için koştururken oldu. Kimi zaman sazlıklarda, Ağustos ayında kar üstlerinde, Trablusgarp'ın (Libya) nın kızgın güneşinde, Suriye Şam'da kör hücrelerde, Çanakkale'de metrekareye 6 bin mermi düştüğü söylenen kan ve barut kokan meydanlar da halkının özgürlüğü ve milletinin şerefi için ölmeyi emretti. Kurtuluş savaşında 120 bin Yunan ordusu karşısında sadece 60 bin Türk kuvveti ile Yunan'ı dize getirip, denize döktü.
Atatürk tüm bu çabaları yaparken bir kez dahi ben Aleviyim/Bektaşiyim demedi. Türk Milletini etrafında topyekun topladı ve Laiklik ilkesi ile tüm inançlara gerçek özgürlüğü getirdi.
Mustafa Kemal Atatürk hakikat sırrına eren bir evliya. Tıpkı Mürşit Zöhre Ana gibi. Her gelen evliya İnsanlık sancağını çeker ve milleti sadece gerçeklere , doğruluğa güzelliğe sevk eder. Bu uğurda çile çeker, gerektiğinde can cömertliği yapar.
Atatürk, sadece Alevi ve Bektaşilerin değil bütün bir milletin önderidir ve yol göstericisidir. Dünya durdukça da bu böyle olmaya devam edecektir. Hiç kimse ama hiç kimse ne Atatürk'ün ne de Ehlibeyt erenlerinin adına, eserlerine zarar veremez...
Böyle bir dönemde Atatürk etrafında toplanmak zorundayız. Çünkü kurtuluş reçetemiz onun fikirlerinde onun ileri görüşlülüğündedir ...
Ne mutlu Atatük'ü ve Zöhre Ana'sı olan bir millete ...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi