aslıcan yazdı:sevgili can ben yannlışlık var derken Hz Ali nin Allah olduğu düşüncesinden dolayı yanlışlık var dedim.Sıralamadan bahsediyorsunuz ancak Alevilikteki Allah-Muhammed-Ali’nin bir olduğu, bir bütün olduğu gerçeğini göz ardı ediyorsunuz. Oysa Alevilikte bu zatların hepsi aynı anda yâd edilir ve birbirinden ayrılmayacak kadar değerlidir.
madam Hz.Ali hz.Muhammedden önce geliyor sıralama şöyle olabilirdi.
YA ALLAH YA ALİ YA MUHAMMED
tabi bunlar çok önemli şeyler değil bence sadece ufak bi ayrıntı.
Alıntı:Sevgili Can,
ama ben hakikaten anlamakta zorlanıyorum.madem zöhre ana sadece bir insandır neden siz bu kadar yüceltirsiniz? yani saygınızı sevginizi anlayabiliyorum ama tapınma halinde oılmanız çok garibime gidiyor.
ben sanıyordum ki siz zöhre ananın Hz Ali donunda geldiğine inanıyorsunuz.
yüceltmekten kastımı lütfen yanlış anlamayın niyaz etmek anlamında dedim.yani siz anladığım kadarıyla zöhre anaya secde ediyor hatta adeta tapıyorsunuz benim aklımın almadığıda bu işte.
bakın ben alevi inançları hakkında fazla bir şey bilmiyorum.mesela dedelere falanda niyaz edilirmiş bana çok mantıklı gelmiyor.ben sünni inançlarına göre yetiştim ama ibadetlerle falan fazla aram yok allaha inanıyorum ve sadece ama sadece Allaha dua ediyorum şükrediyorum. benim bildiğim bana öğretilen secde yalnızca Allaha edilir.
Yalnız Zöhre Ana ile ilgili değil genel anlamda Alevilikle ilgili de bir bilgi birikimine sahip olmadığınızı görüyorum. Yanlış anladıysam beni affedin ama, Zöhre Ana'yı sıradan bir insan olarak görüyorsunuz bu nedenle de onu (size göre sıradışı olarak) yüceltmeyi yanlış bulduğunuzu söylüyorsunuz.
Öncelikle konunun özü “insan” kavramında yatıyor. İnsan kimdir, nasıl bir varlıktır? Dünyada yaşayan ve insan dış görünüşüne sahip olan herkes “insan” mıdır? Eğer birinin dış görünüşünün insan olması “insan” olmaya yetiyorsa o zaman dini anlamda nefsine (yani isteklerine) sınır getirmeyip örneğin bir başkasının canına kıyan ya da malına gasp eden bir insanla nefsine sınır koyup kimsenin duygularını incitmeyecek Allah’a yaraşır işler yapan bir insan nasıl aynı kefeye konulabilir? Biz, dünyadaki sıradan insanlar, Yüce yaradanın istediği gibi gerçek anlamda birer “insan”lar mıyız?
Alevilikte evliyaların ya da nebilerin sıradan insanlardan bir farkı vardır. Alevilikte "evliya" nefsi olmayan yani "kötü işler yapmayan" bırakın yapmayı "kötü işleri zihninden dahi geçirmeyecek kadar kötülükten uzak olan" insanlara denir. Alevilikte, dünyada yaşayan, insan dış görünüşüne sahip olan herkes “insan” olarak değerlendirilmez. "İnsan olmak" nefsi yok etmeyi gerektirir. Onu ise yalnızca ve yalnızca Allah'ın evliyaları ve peygamberleri yapabilir. İşte bunu yapan insanlar "ehl-i kamil" insanlardır ve araştırırsanız siz de göreceksiniz, bu insanlar Hakk ile "bir olmuş", Hakkın nuru ile birleşmiş, yek vucut olmuş, Hakk'ın gücünden güç almış insanlardır. Onlar keramet sahibi (fizik ötesi güçlere sahip) insanlardır. Gelmeden geleceği, ölmeden öleceği bilendir. Ancak onlara niyaz edilir, ancak onlara, Hakk ile bir olmuş insanlara yani evliyalara, pirlere eğilinir secde edilir.
Niyaz ve secde yalnızca o yüce zata da değil aynı zamanda onun oturduğu "post"a da yapılır. O post ki nice yüce zatların uğruna can-baş verdikleri, kan akıttıkları, çocuklarını, sevdiklerini feda ettikleri Allah-Muhammed-Ali yolunun temsilcisidir.
Alıntı:Üstelik bu bile bana garip geliyor Allahın benim onun önünde yatıp kalkarak arapça sözlerle dua okumama ihtiyacı yokki benim Allahım o kadar büyük ve yüceki benim dua etmem veya şükretmem için yatıp kalkmama ihtiyacı yok.
Sevgili Can,
Kılıyormuş gibi değil de gerçek anlamda yani gönülden gelerek namaz kılan insanlar secdeyi Allaha yaparlar ama namaz ibadetini kendilerine yaparlar. Şöyle ki namaz kılmak kişinin Tanrı'ya bağlılığını göstermekle birlikte Tanrının istemediği davranışları önlemeyi de sağlar. Çünkü namaz kılan, kötü davranışlardan uzaklaşacağı yani gerçek bir insan olmaya çalışacağı için de Tanrı'ya söz vermiş olur. Bu anlamda namaz, kişide kötü davranışları yapmayarak iyi bir insan olma yolunda "otokontröl"ü sağlamış olur. Kısaca Tanrı'nın namaza ihtiyacı yok belki ama "Tanrıya inanan" kulun kesinlikle var...
Ayrıca, "namaz" bir "aidiyet göstergesi"dir. Kulun Tanrı'ya kendini telim etmesi, Tanrı'nın varlığını ve üstünlüğünü kabul etmesi, "onun yarattığı kul" olduğunu kabul etmesidir. Böyle bir bilince sahip olan bir kulun, inananın namaz kılmayı kendiliğinden, gönülden istemesi içten bile değildir...
Alıntı:oruç tutmakta bana mantıklı gelmiyor bir insanın nefsine hakim olmayı bilmesi ve açların halinden anlaması için oruç tutmaya ihtiyacı yokturki allah insana kalp vermiş, vijdan vermiş,nefis vermiş,irade vermiş kullanmayı bilmiyorsan ömür boyu oruç tutsan ne yazar. nasılsa akşam olunca oruç açılır.geri kalan 11 ayda ne yapacaksın herşey serbestmi varmı ya böyle bir mantık.
Yine Sünni inanışla karıştırmışsınız. Sünni inanışta oruç tutmak bahsettiğiniz amaçlar için oluyor olabilir yani açların halinden anlamak için ya da sadece nefsi terbiye etmek için oruç tutmak Sünni inanışı için geçerli bir nedendir. (Din öğretmenlerimizden biri bu nedenlere bir de midenin dinlenmesini eklemişti.
Oysa oruç tutulduğunda mide dinlenmez tam tersine açlığın ve açlıktan artan mide asitlerinin yüzünden daha da yorulur.) Alevi inanışında ise bir kere salt oruç yoktur. Yani Aleviler sadece nefislerini terbiye etmek için oruç tutmazlar. Oruç tutulan günler aynı zamanda Alevilerin önderleri olan yüce zatların Allah-Muhammed-Ali yolu yani hakiki insanlık yolu uğruna acı çektiği, işkence çektiği, vahşice katledildikleri günler ya da katledilen ehli beytin değerli bir zatının arkasından yine ehlibeytin geride kalan değerli zatlarının dünyada iken tuttukları yas günleridir.Nefis terbiyesi ise öyle 10-20 gün, 30 gün oruç tutup sonra da “Ben Tanrı’nın istediğini yaptım, oruç tuttum, namaz kıldım nasıl olsa" dedikten sonra nefsinin peşinden gitmekle olmaz.
Nefis terbiyesi için “ölmeden önce ölmek” gerekir... Yani tüm isteklerini öldürmek, tüm hayvani isteklerinden vazgeçmek gerekir… (Örnek dedikodu yapmamak, yalan söylememek, oburluktan kaçınmak, haram olana yan gözle bakmamak vb.)
Alıntı:birde hac var onu tartışmaya gerek bile yok.
ama zekat vermek çok mantıklı bunu tabi allah emrediyor diye degil de insani bir vazife olarak görmek lazım.
Gerçek insan zaten vicdanının sesine kulak verendir. Vicdan ise komşun açken kendin tok yatamamaktır. Bu anlamda zekât vermek gerçek bir insan olmaya yaklaşmış insanlar için zaten gönülden gelir. Zekât verme konusunda cimrilik yapanların da umutsuz olmaması doğru olanı yani zekat vermenin gerekliliğini kabul edip zekat vermeye başlaması gerekir...
Hac ise Dünyanın yüzü suyu hürmetine döndüğü Yüce Peygamberimize ve onun yolu olan Allah-Muhammed-Ali yolunda giden bu yolda gerektiğinde can-baş vermiş olan evliyalara yapılan g-ö-n-ü-l-d-e-n ziyarettir. Yine Hakk’ı, onun o nice canlar verilmiş olan biricik yolu Allah- Muhammed-Ali yolunu anlamış canlar için bir zorunluluk değil gönülden çağlayan bir istektir… Ayrıca Sünnilikte olduğu gibi her hacca giden hacı olamaz… Hacı olmak için, ruhları asla ölmeyen, hem bu dünyada hem de öbür dünyada hazır ve nazır olan Hz. Muhammed’in ya da hangi evliyayı, piri ziyarete gidilmişse o zatın haccınızı yani ziyaretinizi "kabul etmiş olması" gerekir.
Yani Sünnilikteki gibi:
“hacca gittim, hacı oldum”,
“Namaz kıldım, zekât verdim, tamam, Tanrının kula verdiği sorumluluğu geçtim" mantığı yanlıştır. Bütün bu ibadetlerin gönülden yapılması yani gerçekten isteyerek yapılması, kabul olması için de Yüce Allah’a ve evliyalarına ya da peygamberlerine dua edilmesi gerekir. Bunun bilincinde olan Aleviler öyle yapmaktadır. Buna örnek olarak bundan yıllar önce izlediğim, TRT’nin hazırlamış olduğu bir belgeseli verebilirim. Sunucu Azerbaycan’daki bir türbeye gitmiş, türbeden çıkanlara ne dilediklerini sormuştu. Bunun üzerine Azerbaycanlı bayan biz Anadolu Alevileri gibi niyaz verdikten sonra, “Allah’tan ziyaretimin kabul olmasını diledim” dedi.
Sünnilikteki bu "hacı olma" olayına gelirsek...
Haccın kabul olsa bile bunu gösteriş olsun diye ona buna "ben hacı oldum" diyerek ifade etmek de çok sakıncalıdır. Bu davranış kibiri de beraberinde getirir. Siz hacı olduysanız eğer bu sizinle Allah arasındaki bir meseledir bunu toplumda ortaya koymaya ne gerek vardır? Burada amaç nedir?
Saygı ve Sevgilerimle...