31/01/2008, 13:32
Bildiren ZÖHRE ANA:
Hazreti Ali ve Fatıma onbeş-onaltı yaşlarındayken, Hazreti Muhammed, İLLÂ ALİ, İLLÂ SEYFİ, İLLÂ ZÜLFİKAR yazısı ile Zülfikar kılıcını Hazreti Ali’ye gözaydılığı ile vermiş, yedi defa da don (beden) değiştirip, Ali’yi Abdal sıfatında sınamış, Fatıma’nın üzerine Ali’yi içgüveyi olarak damat etmişti.
Ali’de Muhammed’i onyedi defa Arap donuna girerek sınamış,yedinci donunda, dev parmağını bağlayarak, yedi yaşlı oğlan olup hurma ağacını bitirmişti.
Aşağıdaki dörtlük ile kendisini bildirmiştir:
Sabah sabah Hakka yalvar
Ali büyük kısmet salar
Devin parmağını bağlar
Yedi yaşlı oğlan sanar
Muhammed Mustafa, Ali’yi onyedinci donunda semada arslan olarak görünce, o zaman onun kim olduğunu anlar.
Muhammed sabah erkenden kalkıp dam evine (Cemevine) gitti, eşik üzerinde bir arslan gördü, tüyleri ürperdi bir baktı gökte Ali, bir baktı yerde arslan. Yaklaştıkça Ali’nin kendisi olduğunu anladı. O zaman iki dizi üzerine gelerek;
“Ya Ali sen benden önce doğsaydın, ben sana doğuşunda Gülbenk duasını okumasaydım, İki Cihan Selveri ile Mustafa’dan geldiğini görmeseydim, Zülfikarı gözaydınlığı ile vermeseydim ...”, dediği anda, Ali’nin başında bir arı gördü. Ali’nin arı ile konuştuğunu görünce diz çökerek, Ali’nin cemaline selafat getirdi. O anda Muhammed’in alt dudağı parçalanarak kanadı. Korkuyla;
“...Ya Ali sen Allah’sın” dedi,
Bu söz üzerine, Ali’nin tüyleri tekrar aslan donunda parlayarak Muhammed’e döndü:
- Sen benim doğduğumda ummana girerek, Fatıma üzerine güvey olacağımı, Fatıma ile benden Hüseyin’in doğacağını ve Kerbela uğruna Hüseyin’in başının kesileceğini, Hak divanının Hüseyin’in huzurunda sorulacağını diyen, sen değil misin? dedi ve şu deyişle ifadeledi şu deyişi söyledi:
Elif, mim yazısı Kuran’da ayet
Hz. Hüseyin’im divana davet
Benim bir ismim Ali sırrımı gizlet
Hatem yüksüğünü yuttu Muhammed
Bunun anlamı şudur; Elif hem Allah’ın bir ismi,hemde Muhammed’in giydiği tacdır. Muhammed’in Allah’tan aldığı yazı,Elif yazısıdır. Mim Kur’andır. Hatem de Allah’ın bir ismidir. Ali kendisinin kim olduğunu saklatmak istediğinden “yüksüğü yut” diyerek, sırrımı yut ve gerçek kimliğimi açığa verme demek istemiştir.
Ali sözüne devam ederek şöyle konuşur:
- Ben senin damadın olduğumda, gelecekte sana tuzak kuranlar olacak, benim ismimi “Ya Ali!,olarak söyleme sakın. Darda kaldığında, “Ya Edirnikli, Ya Edirnikli sen yetiş! diye söyle”, dedi ve şifresini bıraktı.
Muhammed müritleriyle muhabbet ettiği zamanlarda ,bu müritlerinin içinde sürekli Ali’yi eleştirenler olurdu. Bir gün şöyle dediler:
- Ya Muhammed! Sen bizlere resul olarak Allah’tan geldin. Ahretten, dünyadan insanlıktan hep iyilerden bahsedip anlatıyorsun. Bunun dışından biz Ali’den birşey anlayamıyoruz,. Çünkü Ali’nin yüceliği ortada.. Sen bize Ali’den bahset, kim olduğunu söyle .
Bu söz üzerine Muhammed yerinden irkilerek, Ali’nin cemaline selafatını verdi.
-Beni benden sorun, Ali’yi benden sormayın. Çünkü ben Ali’yi dam evinin eşiğinde, bir donu semada arslan, bir donu Ali olarak gördüm. Son defada başında arı ile konuşuyordu, arıyı tutun Ali’nin sırrını arıdan sorun dedi.
Ali sırrı, arı sırrı diye, Muhammed burada da söyledi.
Hazreti Ali ve Fatıma onbeş-onaltı yaşlarındayken, Hazreti Muhammed, İLLÂ ALİ, İLLÂ SEYFİ, İLLÂ ZÜLFİKAR yazısı ile Zülfikar kılıcını Hazreti Ali’ye gözaydılığı ile vermiş, yedi defa da don (beden) değiştirip, Ali’yi Abdal sıfatında sınamış, Fatıma’nın üzerine Ali’yi içgüveyi olarak damat etmişti.
Ali’de Muhammed’i onyedi defa Arap donuna girerek sınamış,yedinci donunda, dev parmağını bağlayarak, yedi yaşlı oğlan olup hurma ağacını bitirmişti.
Aşağıdaki dörtlük ile kendisini bildirmiştir:
Sabah sabah Hakka yalvar
Ali büyük kısmet salar
Devin parmağını bağlar
Yedi yaşlı oğlan sanar
Muhammed Mustafa, Ali’yi onyedinci donunda semada arslan olarak görünce, o zaman onun kim olduğunu anlar.
Muhammed sabah erkenden kalkıp dam evine (Cemevine) gitti, eşik üzerinde bir arslan gördü, tüyleri ürperdi bir baktı gökte Ali, bir baktı yerde arslan. Yaklaştıkça Ali’nin kendisi olduğunu anladı. O zaman iki dizi üzerine gelerek;
“Ya Ali sen benden önce doğsaydın, ben sana doğuşunda Gülbenk duasını okumasaydım, İki Cihan Selveri ile Mustafa’dan geldiğini görmeseydim, Zülfikarı gözaydınlığı ile vermeseydim ...”, dediği anda, Ali’nin başında bir arı gördü. Ali’nin arı ile konuştuğunu görünce diz çökerek, Ali’nin cemaline selafat getirdi. O anda Muhammed’in alt dudağı parçalanarak kanadı. Korkuyla;
“...Ya Ali sen Allah’sın” dedi,
Bu söz üzerine, Ali’nin tüyleri tekrar aslan donunda parlayarak Muhammed’e döndü:
- Sen benim doğduğumda ummana girerek, Fatıma üzerine güvey olacağımı, Fatıma ile benden Hüseyin’in doğacağını ve Kerbela uğruna Hüseyin’in başının kesileceğini, Hak divanının Hüseyin’in huzurunda sorulacağını diyen, sen değil misin? dedi ve şu deyişle ifadeledi şu deyişi söyledi:
Elif, mim yazısı Kuran’da ayet
Hz. Hüseyin’im divana davet
Benim bir ismim Ali sırrımı gizlet
Hatem yüksüğünü yuttu Muhammed
Bunun anlamı şudur; Elif hem Allah’ın bir ismi,hemde Muhammed’in giydiği tacdır. Muhammed’in Allah’tan aldığı yazı,Elif yazısıdır. Mim Kur’andır. Hatem de Allah’ın bir ismidir. Ali kendisinin kim olduğunu saklatmak istediğinden “yüksüğü yut” diyerek, sırrımı yut ve gerçek kimliğimi açığa verme demek istemiştir.
Ali sözüne devam ederek şöyle konuşur:
- Ben senin damadın olduğumda, gelecekte sana tuzak kuranlar olacak, benim ismimi “Ya Ali!,olarak söyleme sakın. Darda kaldığında, “Ya Edirnikli, Ya Edirnikli sen yetiş! diye söyle”, dedi ve şifresini bıraktı.
Muhammed müritleriyle muhabbet ettiği zamanlarda ,bu müritlerinin içinde sürekli Ali’yi eleştirenler olurdu. Bir gün şöyle dediler:
- Ya Muhammed! Sen bizlere resul olarak Allah’tan geldin. Ahretten, dünyadan insanlıktan hep iyilerden bahsedip anlatıyorsun. Bunun dışından biz Ali’den birşey anlayamıyoruz,. Çünkü Ali’nin yüceliği ortada.. Sen bize Ali’den bahset, kim olduğunu söyle .
Bu söz üzerine Muhammed yerinden irkilerek, Ali’nin cemaline selafatını verdi.
-Beni benden sorun, Ali’yi benden sormayın. Çünkü ben Ali’yi dam evinin eşiğinde, bir donu semada arslan, bir donu Ali olarak gördüm. Son defada başında arı ile konuşuyordu, arıyı tutun Ali’nin sırrını arıdan sorun dedi.
Ali sırrı, arı sırrı diye, Muhammed burada da söyledi.